Önümüzdeki yılın başında yapacağımız spor zirvesinde futbolun ağırlığı giderek artıyor. “İstanbul Spor Başkenti” kapsamında düzenlemeye çalıştığımız etkinlik futbolda yönetim sorunlarının da ele alındığı bir platforma dönüşme eğiliminde.
Aslında sporun özellikle de futbolun ekonomisi giderek büyüyor ve profesyonel ellerin ilgisine ihtiyaç duyuyor.
Eğer futbolu eski usullerle yönetmeye devam edersek hem yönetenlerin başına dert olmaya devam edecek hem de seyredenlerin ilgisinde büyük bir düşüş yaşanacak.
O halde özel sektörü artık dünya ile yarışan Türkiye’nin futbol kulüpleri de iyi yönetilmeye hak ediyor. İyi yönetim sportif başarının yanı sıra futbolda karlılık gibi unutulan bir alanı da gündeme getirecek.
Futbolun doğru yönetilmemesi büyük sıkıntılar yaratıyor…
● Yanlış transferler yüzünden yabancı teknik adamlar ve futbolculara büyük paralar kaptırıyoruz…
● Yerinde ve doğru yapılmayan anlaşmalar büyük para kayıplarına yol açıyor.
● Kaynakların altyapıya yönelmemesi yeni futbolcu yetişmesinin önünü kapatıyor.
●Tesislerin özellikle de stadyumların günün standartlarının altında kalması yeni seyirci katılımın engelliyor.
NEDİM TÜRKMEN FARKI
Bunlar bir futbol seyircisi olarak gözlemlediğimiz olumsuzluklar. Anlayamadığımız nokta kendi şirketlerinde büyük başarılara imza atan işadamlarının, yöneticilerin kulüp yönetimlerinde çuvallaması…
Oysa başarı her yerde başarı olarak gündeme gelmeli… İşte bu nokta Orduspor’un başındaki isim Nedim Türkmen doğru örnek… Nedim Türkmen’i Defterdar Yardımcılığı sırasında tanıdım…
Defterdarlık gibi kapalı bir kurumu halka açtı… Medya ile buluşturdu. O yıllara kadar defterdarlığın ne iş yaptığı konusunda bilgisi olmayan ekonomi basını ile buluştu. Anlattı…
Sonra özel sektörde başarılı projelere imza attı. Bir ara çıkardığımız bir dergide uzmanlık yazıları yazdı… 
Mesleğinde parmakla gösterilecek bir isimdi… Sonra memleketine hizmet etmek istedi… Kısmetine Orduspor çıktı… Kısa sürede Orduspor’u süper lige taşıdı… Ve Orduspor modeli oluşturdu ve futbola hediye etti…
İşte o modelin püf noktaları:
Önce transfer anlayışını aktaralım…
● Kalbimin ve aklımın onay vermediği hiçbir futbolcuyu almam. Pahalı değil akıllı transfer yapıyoruz. Bir Orduspor modeli oluşturmak istiyoruz. 
●Yabancı oyuncuların keyfi yerindeyse oynar, performansı üst düzeye çıkar… Tüm yabancı oyuncuların evini, arabasını aldım. Kendileriyle yakından ilgilenecek yardımcılar verdim. Cluio’nun geçtiğimiz günlerde çocuğu rahatsızlanmış eczaneye gitmişler. Eczacı arkadaş para istememiş. Cluio bu olaydan dolayı çok mutlu olmuş.
Amigoları kadroya aldı…
● Amigo deyip geçmeyin. Takımın performansı için çok önemli. Yıllarca takımın amigosu olan Zeki ve Murat adında iki kişiyi sigortalı olarak işe aldım.
Bu iki adımdan sonra işin altyapısı geliyor.
Futbolculara prim dopingi…
● Primler futbolcularımızın hesaplarına gün içinde ayrı ayrı yatmaya başladı. Biz kulüp olarak oyuncularımıza verdiğimiz sözleri yerine getirmeye gayret ediyoruz.
Bu üç adıma parelel tesisleşme gündeme gelmiş.
Ordusporlu futbolcular ilin en konforlu tesisine kavuşmuş.

BORÇTAN BUG ÜNE Ardından kulübü bir şirket haline getirmek için projeler üzerinde düşünülmeye başlanmış… Halka açılmak ilk hedeflerden biri… Halka açılmakla Avrupa kupalarında etkin olmanın yolu açılacak. Nedim Türkmen önderliğindeki yönetim böyle düşünüyor. Evet iki yıl önce 4.5 milyon euro borçla alınan takım bugün hem sportif olarak hem de ekonomik olarak çok önemli bir noktaya gelmiş durumda. Nedim Türkmen’in başka hayalleri de var… Mesela 11 bin kombine bilet satmak, İstanbul’dan Ordu’ya futbol turizmini geliştirmek gibi…
BEŞİKTAŞ’IN YAPAMADIĞI Futbol doğru yönetildiğinde böyle sonuçlar alınabiliyor. Orduspor modeli yaratılabiliyor. Bunu bütün takımların yapma şansı var… Hele de Fenerbahçe, Beşiktaş ve Galatasaray’ın iki kere yapma şansı var… Bütün mesele doğru yönetim…
Bunun örneği Orduspor’da gerçekleşti… Beşiktaş’ta ise doğru yönetimin önü kesiliyor… Beşiktaş son dönemde önemli sponsorluk anlaşmalarına imza attı. Toyota gibi uluslararası bir marka sponsorluk desteği verdi…Altyapısını güçlendirmek amacıyla spor okullarına ağırlık verildi. Türkiye dışında Avrupa, Afrika ve Avusturya’da okullar açıldı ve 4 kıtadaki spor okullarının sayısı 110’a ulaştı.
Bu okullarda kulübe hem gelir hem de futbolcu akışı sağlandı. Dünyada bu alanda bir numara olan Arsenal okul yatırımlarını kendisi yaparken Beşiktaş bir nevi bayilik vererek bu işi çözdü.
Sadece son sezonda 20’den fazla okul açıldı. Bu okullardan Muhammet Demirci gibi çok sayıda genç yetişti.
İşte başarı zinciri burada koptu… Yetişen bu gençler bir tek Beşiktaş’ta yer bulamadı. Beşiktaş anlamsız transferlerle başarısızlığa mahkum oldu. Altyapısını değerlendiremedi… Son yıllarda alınan 100’e yakın futbolcudan verim alınamadı. Taş üstüne taş koyulamadı tesişleşme adına…
SEVENLER DEĞİL BİLENLER BAŞKAN OLMALI
Diğer iki büyük kulübümüz de Beşiktaş’tan çok farklı durumda değil… Avrupa çapında başarılar artık hayal haline geldi…Çünkü adları büyük olan takımlar futbolun endüstri haline geldiğini anlayamadı. Takımı sevmek ile yönetmek arasında farkı kavrayamadı. Takımı çok sevenler değil, yönetimi iyi bilenler kulüplerin başına gelmeli… Umarız futbolun da büyük bir endüstri olduğu anlaşılır ve bu anlayışı bayrak yapanlar yönetimlere gelir.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner102

banner101

banner100

banner99

banner98

banner96