Öne Çıkanlar ÇOSB Sürdürülebilirlik Raporu Doç. Dr. Ozan Bakış İKV BAŞKANI AYHAN ZEYTİNOĞLU Ergene Havzası arıtma çamuru yönetimi Orhan Turan

Mozart’ın ezgileri Salzburg’un canına can katıyor

GİRAY DUDA

Almanya sınırına çok yakın, ancak, kendisinin Avusturyalı olduğunu vurgulayan bir kent Salzburg. Avusturya’nın simge kentlerinden birisi. UNESCO koruması altına alınan güzel mi güzel bir şehir.    

Salzburg aynı zamanda Avusturya'nın aynı adlı eyaletinin başkenti ve 150.000'lik nüfusuyla Avusturya'nın 4. büyük şehri. Ülkenin öbür ucundaki başkent Viyana'ya 270 kilometre uzaklıkta. Buna karşılık, gümrük ve sınır barikatlarının olmadığı bir otoyoldan 1.5 saatte Münih’e ulaşabiliyorsunuz. 

ADINI TUZDAN ALIYOR

Salz, Almancada tuz anlamına geliyor. Salzburg da Tuz Kalesi (Şehri). Tam ortasından akıp giden nehrin adı da Salzach. Salzach’ın iki kenarında yer alan bu kent, adını buranın ilk sakinlerinin hayatını kazandıkları zengin tuz çökeltilerinden  almış.

Salzburg eyaletinde çeşitli güçlü sanayi kuruluşları var. Başlıcaları arasında çalgı yapımcılığı, bira yapımcılığı, dokuma sanayii, çeşitli makineler ve elektrikli gereçler yapımı, basın ve yayıncılık vb. sayılabilir. Ama asıl gelir kaynağını turizm oluşturuyor. Mozart’ın doğum yeri olan bu kent ‘Mozart satarak’ iyi para kazanıyor. Bu konuya biraz sonra ayrıntısıyla değineceğiz.



BOMBALANDI, YIKILDI, YOKOLMADI

İkinci Dünya Savaşı’nda Avrupa’nın kentlerinde taş üstüne taş bırakmayan bombalardan Salzburg da nasibini aldı. Yükseliş döneminde Avusturya’yı işgali kafasına koyan Hitler’in, Almanya’nın bu kadar yakınındaki bir kente öncelik tanıyacağı kuşkusuzdu. Anschluss (Avusturya’nın Almanya’ya bağlandığı düzmece referandum) öncesinde, 12 Mart 1938'de Nazi Almanyası tarafından ilhak edildi. Alman birlikleri şehre taşındı. Siyasi rakipler, Musevi vatandaşlar ve diğer azınlıklar  daha sonra tutuklandı ve sürüldü. Sinagoglar yıkıldı ve Sovyetler Birliği'nden gelen mahkumlar ve diğer milletler için birkaç savaş esiri kampları kuruldu.

II. Dünya Savaşı sırasında, Salzburg-Maxglan toplama kampı burada yer aldı. Bu bir Roman kampı idi ve yerli sanayiye köle işgücü sağlandı.

Müttefik bombardımanında 7 bin 600 ev yıkıldı ve 550 kişi öldü. Özellikle Salzburg tren istasyonu çevresinde şehrin binalarının yüzde 46'sı yok oldu. Şehrin köprüsü ve katedralinin kubbesi yıkılmış olmasına rağmen Barok mimarisi bozulmadan kaldı. Böylece, bu tarz mimarisiyle bugüne gelen birkaç örnekten birisi oldu. Amerikan askerleri 5 Mayıs 1945 tarihinde Salzburg'a girdi.

MAĞARA SIĞINAKTAN GECE KULÜPLERİNE

Salzburg’un hemen yanındaki küçük dağların içleri, savaş sırasında oyularak  askerlerin ve halkın buralarda bombalardan korunması sağlandı. Savaş sonrasında buraları çeşitli biçimlerde değerlendirildi. Salzburg’da gezerken üç yanı tepelerin içine gömülmüş ve sadece ön tarafları görünen 5-10 katlı apartmanları değişik bir duyguyla izliyorsunuz. Yine bir başka bölgedeki tepelerin içinde savaş döneminde yapılan derin mağaralar, bugün gece kulüpleri, diskotek olarak oldukça çekici mekanlar haline getirilmiş.

MOZART, MOZART, MOZART…

Salzburg, gelmiş geçmiş en büyük klasik müzik ustası Wolfgang Amadeus Mozart’ın doğduğu ve uzun süre yaşadığı kent. Mozart, Klasik Batı Müziği'nin, en üretken ve en etkili bestekârlarından birisiydi. Yapıtları, senfonileri, konçertoları, oda orkestralarını, piyanoyu, operayı ve korolu müzikleri etkiledi. 35 yıllık ömrüne 626 eser sığdırdı. Mozart, Avrupalı bestekârların en popülerlerindendir ve birçok eseri standart konser repertuarlarında kullanılır. Günümüzde de müzik tarihinin en büyük dehalarından biri olarak kabul görmüş durumda.

Mozart’ın doğum günü olan 27 Ocak tarihinde, bir hafta süreyle çok çeşitli anma etkinlikleri birbirini izliyor. Her yıl düzenlenmekte olan Mozart Haftası’nda binlerce klasik müzik hayranı kente akın ediyor. 27 Ocak 2006 tarihinde, Wolfgang Mozart'ın doğumunun 250. yıldönümü Salzburg'un tüm 35 kilisesinde kutlandı (sabah 8.00 yerel saatinde). Sonra kilise çanları çaldı. Büyük kutlamalar yıl boyunca gerçekleştirildi.



5 MİLYON TURİST GELİYOR

Hafta boyunca kent içinde nereye baksanız Mozart’ı görüyorsunuz. Bütün billboardlar Mozart konserlerinin ve etkinliklerin afişleriyle kaplanıyor. Giysiler, hediyeliklerin, çikolataların hepsi Mozart’ı işaret ediyor. Mozart’ın evi (Mozart Müzesi) önünde uzun kuyruklar oluşuyor. Gezmek için kişi başı 7 euro ödemeniz yeterli ancak müze saat 17:30’da kapanıyor. Ayrıca Mozart’ın yaşamının geçtiği diğer evi de gezebilir ve Mozart Meydanına çıkarak Mozart’ın heykelini görebilirsiniz. 

Mozart Haftası’na gitmek isteyenler için, Türkiye de dahil pek çok ülkeden birkaç günlük Salzburg turları düzenleniyor. Avrupa’nın tam ortasında olduğu da ileri sürülen  150 bin 000 nüfuslu bu küçük kenti yılda beş milyon kişi ziyaret ediyor. Turizmden önce sefalet sebebi ile batık durumda olan şehir, üzerinde bulunduğu tuz madenlerinden geçimini sağlamış. Ancak şehrin vizyon sahibi yöneticilerinin caddelerde sıradan bir şekilde duran 1000 yıllık binaları restore edip Mozart’ı ön plana çıkarmayı akıl etmesinden sonra ülke, Avusturya ekonomisinin yüzde 25’ini üreten bir milli gelire sahip olmuş.

SALZBURG’DA NERELER GEZİLİR?

Getreidegasse Sokağı, Salzburg’un merkezindeki ana alışveriş merkezi. İstanbul’un İstiklal Caddesi ile karşılaştırılabilir ama daha dar ve binalar tarihi özelliklerini koruyor. Her dükkânın tabelası kendine özgü ve sanata olan bakış açısını yansıtıyor.  Zara, Mc Donalds, H&M gibi firmaların tabelaları bile katı franchise kurallarına rağmen bu sokağa uygun yapılmış. Bu tabelaların benzerlerini başka bir yerde bulmanız mümkün değil. Yine binaları birbirine bağlayan pasajlar da kendilerine özgü bir romantik hava katıyorlar sokaklara. Buradaki fiyatların Türkiye ortalamalarının bir hayli üstünde olduğunu da vurgulamak gerek.

Bu sokak haricinde eski şehrin merkezini yürüyerek rahatlıkla gezebilirsiniz.  Yürüyüşünüz sırasında yüzyıllardan öncesinden kalma binaların halen daha nasıl dimdik ayakta kaldıklarına şaşıracaksınız. Her binanın üzerinde iki tarih göreceksiniz. Bu tarihlerden eski olanı binanın yapılış yılını yeni olan ise restorasyon yılını gösteriyor. Genelde yapılış yılları 1000’li yıllarda olan bu binalar 1990’lı yıllarda restore edilmişler.

BÜYÜLEYİCİ MİRABEL SARAYI VE BAHÇESİ

Mirabel Sarayı ve bahçeleri ise ziyaretçilerine çiçeklerle ve birbirinden etkileyici heykellerle donatılmış büyüleyici bir manzara sunuyor. Mirabel Bahçesi, 1606 yılında, Başpiskopos Wolf Dietrich tarafından yaptırılmış, daha sonra 1690′da, takipçisi Fischer von Erlach tarafından yaz sarayı olarak kullanmış. Bahçenin içinde Herkül’den, tek boynuzlu atlara, Pluto’dan Helena’ya, Yunan mitolojisinden fırlamış figürlerin heykelleri ve bin bir çeşit süsleme sanatı kullanılmış. Bahçedeki çiçekler ise enfes bir görüntü oluşturuyor.

Mirabel Sarayı şu anda Salzburg Belediye binası olarak kullanılıyor. Binanın mimarisi ise döneminin tüm özelliklerini barındırıyor. Bahçeler ise evlilik törenleri için uluslararası bir ün yapmış. Birçok ünlü isim bu bahçelerde evlenmiş. Ayrıca yine bu bahçeler pek çok konsere de ev sahipliği yapmış. 

400 YILLIK KATEDRAL

Salzburg Katedrali 1611 yılında inşa edilmiş bir yapı. Kendisinden önce aynı yerde 700’lü ve 1200’lü yıllarda yapılan ancak yangın sebebi ile yıkılan katedrallere inat bugüne kadar ihtişamını koruyarak gelmiş ve Salzburg’un simge yerlerinden birisi olmuş.

Katedralin ön cephesi barok mimari stilinde inşa edilmiş olup görenler üzerinde muhteşem bir etki yapıyor. 71 metre yüksekliğindeki çan kulesi ve 1700’lü yıllardan kalma kilise orgu etkileyici.

HİÇ FETHEDİLMEYEN KALE

Salzburg Kalesi (Hohensalzburg Fortress) Monsbarg dağı üzerinde belki de Avrupa’nın en yüksek kalelerinden biri. Romalılar zamanında inşa edilmiş olan bu kaleden bakıldığında Salzburg’un dört bir yanı çok uzaklara kadar net biçimde görülebiliyor. Kaleye çıkmak için kurulan füniküler sistem zaman zaman sorun çıkarıyor. Böyle bir dönemde Kale’ye çıkmak istediğinizde bacaklarınıza güveneceksiniz. Yılın çok uzun bir süresi kar ve buz altındaki kentin yüksek kalesine araçlar da çıkamıyor ve birkaç yüz metrelik dik bir yokuşu kenarlara tutunarak çıkıp kaleye giriyorsunuz. İçinde geniş bir avlu, çok sayıda askeri barındıracak binalar bulunan Kale’deki gezi sırasında sergilenen Orta çağ işkence aletlerinin oldukça korkutucu olduğunu itiraf etmek lazım.



Kale, kurulduğundan bu yana Papa ile Avusturya İmparatoru arasındaki savaş ve 30 yıl savaşları gibi pek çok tarihi savaşa mekan olmuş ve en son Naziler tarafından kullanılmış. Ancak bu kale hiçbir zaman fethedilememiş.

DÜNYANIN EN SAYGILI SÜRÜCÜLERİ

Şehri yılda 5 milyon kişi ziyaret etse de trafik konusunda herhangi bir sıkıntı yaşanmıyor. Ulaşım genelde troleybüslerle ve otobüslerle sağlandığı için gürültü ve egzoz kirliliği de yaşanmıyor.

 Araç sürücülerinin yayalara olan saygılı davranışları, Türkiye’den giden kişiler için olağanüstü şaşırtıcı. Türkiye’de muhtemelen hiçbir zaman yaşanmayacak bir sürücü-yaya ilişkisi var. Eğer, karşıya geçmeye niyetiniz olmadan yaya geçidi çizgilerinin olduğu yerde durursanız, tüm araçların önünüze gelince frene basıp beklemesine bir türlü anlam veremiyorsunuz. Sizin geçmeyeceğinizi anlarlarsa o zaman yeniden hareket edip yola devam ediyorlar. Yaya saygısı o derecede sürücülerin kültürüne işlemiş ki yaya geçidi olmayan bir yerde de kaldırım kenarında durursanız araçların yavaşlayıp size yol vermesine tanık oluyorsunuz. Doğal olarak böyle bir harekete hazırlıklı olan arkadaki araçlar da hızlarını azaltıyorlar. ‘Ne diye duruyorsun…” diyerek uzun uzun korna çalıp sollama yapan bir tane araçla bile karşılaşmıyorsunuz.

ELBETTE Kİ TREN

Salzburg’a ulaşmanın en kolay yolu tren. Gün içinde Viyana’dan neredeyse saat başı kalkan tren, birkaç saat içinde Salzburg’a ulaşıyor. Münih-Salzburg arasında da hızlı trenler çalışıyor ve yaklaşık 2 saatte menzile ulaşıyor. Salzburg tren garı ise şehrin kuzey bölümünde bulunuyor. Tren istasyonundan şehir merkezine yürüyerek ulaşmak mümkün. Eğer Salzburg’u günübirlik ziyaret ediyorsanız, tren istasyonunda çantalarınızı bırakabileceğiniz emanet dolapları da bulunmakta.

Tren istasyonun 2A peronunda bir turizm danışma bürosu bulunuyor. Merkez turizm ofisi ise Altstadt at Mozartplatz üzerinde 5 numarada. Her iki bürodan da 70 sent’e şehir haritası ve 24 saat için Salzburg’daki birçok müzeye girme ve ücretsiz toplu taşıma sistemini kullanma hakkını veren Salzburg Card’ı 22 euro vererek alabiliyorsunuz.

Salzburg, tarih ve doğayı harmanlayan, içinde dolaşırken insanlara huzur veren modern bir kent.  ‘Görülmesi Gereken Kentler’ listesinde ön sıralarda yer almayı kesinlikle hakkediyor.

TÜRK NÜFUS

Son olarak Salzburg’daki Türk nüfusunun yoğunluğuna da dikkat çekelim.  Avusturya'da  resmî olmayan rakamlara göre 250.000 Türk yaşıyor. Bunlar, özellikle çalışıp para kazanma amacıyla gelip yerleşenlerden ve daha sonraki kuşaklardan oluşuyor. Türkler, Avusturya'da iskan eden en büyük yabancı uyruklu grup. Özellikle Vorarlberg eyaletinde, Salzburg ve başkent Viyana'da yoğun biçimde yaşıyorlar.

‘NEŞELİ GÜNLER’ DEYİNCE SALZBURG AKLA GELİR



Neşeli Günler, 1965 ABD yapımı ünlü bir müzikal filmdir. Konusu Salzburg'ta geçen filmin çekimleri de Salzburg’da yapıldı. Nazi kıyımından kaçmaya çalışan ailenin göz yaşartan öyküsünü anlatır. Özgün adı The Sound of Music’dir. 1959 tarihli aynı adlı Broadway müzikalinden uyarlandı. Müzikalde olduğu gibi bu film de Howard Lindsay ve Russel Crouse'un kitabına dayanıyor. Filmin senaryosunu Ernest Lehman yazdı. Robert Wise filmin hem yapımcılığını hem de yönetmenliğini üstlendi. Başrollerde Julie Andrews, Christopher Plummer, Eleanor Parker, Peggy Wood ve Richard Haydn oynadılar.

"Neşeli Günler", 1966 yılında 10 dalda aday olduğu Oskar Ödülleri'nden "en iyi film", "yönetmen", "müzik", "ses" ve "kurgu" dallarında 5 tanesini kazandı. Ayrıca ABD'de "kültürel, tarihi ve estetik olarak önemli" filmler arasına seçildi ve Kongre Kütüphanesi'nin "Ulusal Film Arşivi"nde muhafaza edilmesine karar verildi.  
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner101

banner100

banner99

banner98

banner97

banner96

banner95