Öne Çıkanlar Schulman Plastik ÇOSB Hilal Ünalmış Doç. Dr. İzak Atiyas Çerkezköy OSB Turkcell Genel Müdürü Kaan Terzioğlu

‘Çin, hasarını 2021 sonunda telafi eder’

GİRAY DUDA

Prof. Dr. Sema Kalaycıoğlu, uluslararası araştırmacı, analist kimliğiyle çeşitli üniversitelerde dersler, seminerler veriyor. Prof. Kalaycıoğlu ile Korona virüsü darbesi yiyen Çin ve salgının yayıldığı diğer ülkelerdeki etkilenmeleri ve muhtemel jeopolitik gelişmeleri konuştuk.
 

- Sayın Kalaycıoğlu, dünya turumuza en sıcak bölgeden, yani Çin’den başlayalım. Siz Çin’i ve politikalarını yakından izliyorsunuz. Korona virüsü salgını öncesinde Çin’in gündemi, hedefleri, ekonomisi nasıldı?

- Gayet iyi biliyoruz ki, salgından önce, Çin, bendini aşıp, taşma eğilimi tartışılmaz bir ülke haline çoktan gelmişti. Bunu, 2003 SARS salgınını takip eden 2007-2010 dünya finansal krizine ve 2011’de başlayıp, hala devam eden Arap Baharı’ına rağmen başarmış olmasına dikkatinizi çekmek isterim. Uzun yıllar uyuyan dev adeta yepyeni bir kimlikle uyandı (kendi tanımları ile “piyasa Leninizm’i” ve “denetimli tüketim ekonomisi”), üstelik küresel ekonominin lokomotifi haline geliverdi. Başta petrol olmak üzere tüm enerji piyasalarının yüzü bile bir anda Çin’e dönüverdi.

ÇİN’DEKİ GELİŞME ENDİŞE YARATIYOR

İşte, Çin’in, kitlesel ve anında (just-in-time) üretim kapasitesi, dev üretim çarklarını yağlayan hammadde, ara mal ve enerji ithalatı, emek, teknoloji ve bilgi yoğun ürünlerini bölgesel ve küresel piyasalara taşıyan ulaştırma ağları, sayıları 80’e ulaşan ülkeye giden trenleri (OBOR veya Tek Kuşak-Tek Yol), bu trenlerin durak noktaları, haftalık sefer sayıları ve hızları son on yıldır dünya gündeminin ilk sıralarına girdi. Çin deniz ticaret filoları, Hint Okyanusu’ndan, Akdeniz’e ve Marmara’ya, Kızıl Deniz’den, Baltık’a kadar serpiştirip, saat gibi çalıştırdığı stratejik limanları, ticari ve askeri üsleri, yatırımları, ürküten iletişim ve haberleşme teknolojileri de yıllardır hayret, gıpta, takdir, ama aynı zamanda ciddi endişe yaratan gelişmeler. Çin, bir masal kahramanı Ali Baba’yı bile bir e- ticaret devi haline getirdi.

TRUMP, ABD-ÇİN İLİŞKİLERİNİ RAYDAN ÇIKARDI

Bütün bunlar zaten, Çin’in dünya ticaretindeki yerinin mercek altına alınması için yeterliydi. Ama 2016 sonrasında “Amerika en büyük” (America First) söylemi ile iktidara gelen Trump, Dünya Ticaret Örgütü’nün (DTÖ) liberal küresel ticareti savunan tarafsız uluslarüstü gözetimi üzerine, yükselen bir milliyetçi-korumacı tüyü dikti. Artık bir denetim değil, önce ufak ufak başlayan, ama sonra şiddeti artan ABD-Çin ticaret savaşı süreci, hem Çin’i, hem ABD yi, hem de küresel ekonomiyi etkilemeye Trump’ın serbest ticarete bakış farkı ile başladı demek sanırım yanlış olmaz. Donald Trump, ABD-Çin ilişkilerini bir ileri, bir geri hamlelerle rayından çıkardı. Bununla da yetinmeyip, ABD nin ticaret ortaklarına da Çin’e karşı korumacı önlemler almaları telkin ve tehdidinde bulununca, 2016 sonrasında dünya ekonomi gündemi, ilk fazı 2019 yılının son çeyreğinde tamamlanan ABD-Çin anlaşmasına kadar, kısmen Çin, kısmen de, 2015 tarihli İran nükleer anlaşmasından, ABD nin tek taraflı olarak çekilmesi nedeni ile İran etrafında dönmeye başladı. Galiba Trump bu iki ülke üzerinden dünya ticaretini daha kolay ipotek altına alabileceğini farketti.

BÜYÜYÜP YAYILMASI BEKLENMİYORDU

- Korona virüsü (Covid-19) salgınının Çin ekonomisine ne tür olumsuz etkileri oldu? Geleceğe dönük, normale dönüşü uzun yıllar sürecek bir tahribattan söz edilebilir mi?

- Covid-19, Çin’de SARS’dan sonra patlayan ve belki etkisi daha çok bununla kıyaslanabilecek bir salgın yarattı. Açıkçası 2020 yılının başında ne Çin ne de küresel ekonomi böyle bir salgının, başta seyahat özgürlükleri olmak üzere, üretim ve ticaret üzerinde bu denli şiddetli bir etki yaratmasını beklemiyordu. Hoş, zaten bölgesel savaşların yarattığı riskler karşısında bile zorlanan küresel ekonomi, böyle bir salgına hazırlıklı olabilir miydi? Yine de denetim altına alınamadığı sürece, Covid-19, Wuhan’dan (Hubei Vilayetinin küçük bir şehri) önce Çin’in başka şehirlerine, sonra sınırları büyük ölçüde, fiziki, siyasi ve ekonomik olarak açık hale gelen dünyaya yayılan bir sorun oldu.

HIZLI YAYILMANIN NEDENLERİ

Covid-19, SARS’a göre daha az ölümcül olmakla birlikte, daha hızlı yayılan bir virüs. Aslında galiba hastalığın daha hızlı yayılmasında Çin’in 2003’den bu yana küresel ekonomi ile daha fazla entegre olması etkili. O zamandan bu zamana olumlu bir fark da var. Bu da Çin’in salgın konusuna hızla eğilip, karantina mekanizmalarını daha çabuk devreye sokarak, hem Dünya Sağlık Örgütü’ne, hem de ilişkide bulunduğu ülkelere daha net bilgi vermesinde yatıyor. Virüs, başta Çin ilaç ve aşı/serum sanayi dallarına buluş imkanı ve başka ülkelerle sektörel işbirliği fırsatı tanıyor.

ÖNEMLİ EKONOMİK KAYIPLAR VAR

- Korona virüsünün Çin’de ne çaptaki bölgede ve hangi sayıdaki insanı olumsuz etkilediğine dair gerçekçi veriler var mı?

- Çin’de resmi olarak ilan edilen ölüm ve karantina ile çalışma hayatından kopan ciddi bir nüfus var. Ama sayılar Çin gibi bir nüfus devi için, başka ülkelere göre daha az önemli. Eğitime verilen geçici ara ve kısıtlanan seyahat özgürlükleri Çin için asıl azımsanmayacak kayıplar. Yaklaşık 15.000 kanıtlanmış ve hala artma eğilimindeki vak’a sayısı da öyle. Ancak salgının Çin’in uluslararası ticaretine vurduğu darbe, etkinin asıl merkez üssü olarak düşünülmeli. Çin ihracatının neredeyse yüzde 90’ını üretim ile destekleyen fabrikaların 31 Ocak 2020’den beri ya hala kapalı olması veya çok düşük kapasite ile çalışması, daralmanın başladığı nokta. Ülkede enerji kaynağı olarak kullanılan kömür tüketimi, yıllık ortalama tüketimin üçte birine inmiş, şehir merkezlerinde gayrimenkul satışları yüzde 90 oranında düşmüş durumda. Ulaşım araçlarının daha düşük kapasitede çalıştığı ve bir çok tren seferinin durduğu bildiriliyor. Bunlar hep, Çin ulusal ekonomisi için yokuş aşağı bir gidişin göstergeleri.

OLUMSUZ ETKİ UZUN SÜRMEZ

Bu arada Çin’in kaybettiği pazarlara kayma telaşında bazı ülkelerin olduğunu da hatırlayalım. Tekstilde Türkiye bile bu açıdan kendine pay çıkarma çabasında. Buna rağmen ekonomik daralmanın olumsuz etkisinin Çin için uzun yıllar süreceğini tahmin etmiyorum. Çin’e karşı sürdürülen düşük yoğunluklu ticaret savaşları, yüksek yoğunluklu ticaret/yatırım engellemelerine evrilmedikçe, salgının yarattığı ulusal ve uluslararası hasarı, Çin en geç 2021 sonundan itibaren tamamen telafi etmiş olur gibi geliyor.

BÖLGEYİ DE OLUMSUZ ETKİLEDİ

Korona virüsünün Çin dışındaki etkileri ise önce bölgesel faaliyet daralmaları ile gündemde. Bir örnek isterseniz, Güney Kore’de Hyundai ve Japonya’da Nissan, Çin’den oto parçası gelmediği için üretimi geçici olarak durdurmuş durumda. Apple ve Huawei için akıllı telefon ve kulaklık üreten Fonconn kadar, dünya kimyasal ticaretinin üçte birini sağlayan Çin firmaları da geçici bir duraksama içinde. Yine de, bölgesel (Asya pazarları) anlamda virüsün Vietnam, Tayland gibi ülkelere daha fazla yayılma riskinden öte, küresel ekonomik büyüme etkisinin de 2021’i aşması çok beklenmemeli. Neden mi? Çünkü, bir kere, dönemsel kapasite kullanımı düşüşlerinden sonra gerçekleşen büyüme her zaman nominal olarak daha büyük olur. Ayrıca bir çok tepetaklak düşüşten sonra küresel piyasaların hemen toparlanmış olması, dünya ekonomisinin de kazandığı esneklikle, geçici daralmaları telafi edebildiğinin en önemli kanıtı.

GLOBAL DURGUNLUK DAHA ÇOK ETKİLER
 

- Virüs Çin ekonomisinde hangi oranda küçülme/ gerileme yaşatır?
 

- Çin halen dünyanın ikinci en büyük ekonomisi durumunda. Bununla birlikte, yüksek orta gelir ekonomisi tanımına uygun bir ülke. 400 milyon Çinlinin hala sefalet sınırı altında yaşıyor olması, hem Çin, hem Hong Kong, hem Asya, hem de küresel ekonominin sırtında büyük bir kambur. Çin, 2019 boyunca büyük ölçüde durgunluğa girmeyen küresel piyasalar sayesinde yüzde 6 oranında büyümeye devam etti. Özellikle Trump’ın korumacı girişimlerine ve açtığı ticaret savaşlarına rağmen ABD ekonomisinin büyümesi, büyümenin ücretlere olumlu yansıması ve iş yaratması, Çin için de yararlı oldu. Ama eğer dünya ekonomisi 2020 yılında durgunluğun pençesine düşerse, Covid 19 ile veya onsuz, Çin zaten ekonomik darboğaza girer. Ticaret savaşları ile bunun şiddeti tabii daha da artar.

BÜYÜME YÜZDE 5’İN ALTINA DÜŞEBİLİR

- Diğer koşullarda 2020’de Çin yüzde 6 büyüme hızını sürdürür mü?

- Bu yıla mahcup bir yüzde 6.1 büyüme ile başlayan Çin, eğer tedarik, üretim ve satış zincirlerinde kopuşları engelleyemezse ve özellikle bir gayrimenkul piyasası çöküşü yaşarsa, bu oranı sürdüremez. Ekonomik büyüme, Çin’de yüzde 5’in altına düşer mi? Evet düşebilir. Bunda Çin piyasasındaki salgına bağlı ve bağlı olmayan etkiler yanı sıra, 2020 başında Japon ekonomisinin resmen durgunluğa girmesi de etkili olur. Ama 2021 yılının 2. çeyreği itibarı ile Çin ekonomisinin yeniden toparlanabileceğini düşünmemiz için her nedenin olduğu kanaatindeyim.


‘ÇİN’E BU KADAR GÜVENMEK HATAYDI’


Kaldı ki 23 Şubat 2020’de Suudi Arabistan’da toplanan G20 toplantısında yapılan önerilere bakacak olursak, grupta yeralan ülkelerin Çin’in daralmasına izin vermek istemediğini anlamak mümkün. Bu bağlamda, Japonya Maliye Bakanı’nın yaptığı “boş kapasitesi olan her ülkenin, elini taşın altına koyarak üretim mekanizmalarını çalıştırması” çağrısı ve özellikle Almanya’yı işaret etmesi kadar, Güney Kore Maliye Bakanı’nın, “Korona virüsü bize, otomotiv sanayiinde neden Çin’e bu kadar güvenmenin hatalı olduğunu gösterdi” açıklaması önemliydi.

Ayrıca şu sıralar Güney Kore, Japonya ve Singapur’un 150 milyar dolar değerinde bir üretim teşvik paketini yürürlüğe koyması, Çin’den boşalan piyasaların durmaması için gösterilen çabaya işaret etmekte. 14 trilyon değerindeki Çin ekonomisini ayakta tutmak, onun çökmesini engellemek, artık hem G20’nin, hem de IMF ve Dünya Bankası’nın asıl çabası. O çökerse, diğer ülkeler de peşinden gider. Açıkcası kim demiş düşenin dostu olmaz diye? Çin, düşmesine izin verilmemesi gereken bir ülke olduğunu çoktan ispatlamış durumda.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner87

banner86

banner85

banner84

banner83

banner82