Öne Çıkanlar KPMG TÜRKİYE Sinem Cantürk ÇOSB Dijital Dönüşüm Merkezi Vahap Munyar Hürriyet Yayın Yönetmeni oldu ÇOSB Habertürk Bakış programı GİRAY DUDA

35 yılın en büyük yatırımcı ilgisiyle karşı karşıyayız

GİRAY DUDA

Halka arzları değerlendiren Borsaya Kote Ortaklık Yöneticileri Derneği (KOTEDER) Yönetim Kurulu Başkanı Nalan Erkarakaş, “35 yılın en büyük yatırımcı ilgisiyle karşı karşıyayız” dedi. Erkarakaş, yatırımcıların Borsalara olan ilgisinin nedenlerini Global Sanayici’ye anlattı.

- Sayın Erkarakaş, önce KOTEDER’i bize tanıtır mısınız?

- Borsaya Kote Ortaklık Yöneticileri Derneği (KOTEDER) 2002 yılında kuruldu. Derneğimizin amacı, ülke kalkınmasında itici gücün özel girişime dayalı halka açık ortaklıklar olduğu fikrinin savunulması, halka açılmaların özendirilmesi suretiyle sermayenin tabana yayılmasının hızlandırılması yönünde gönüllü çalışmalar yapmaktır. Bu çerçevede sektörel sivil toplum kuruluşları arasında sermaye piyasalarının arz tarafını temsil ediyoruz. Üyelerimiz halka açık şirketlerin yöneticileri.

Faaliyetlerimizi gerçekleştirirken piyasanın düzenleyici ve denetleyici kurumları olan Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) ve Borsa İstanbul (BİST) ile karşılıklı görüş alışverişinde bulunarak özel sektör ile kamu arasında köprü vazifesi görüyor, piyasaların sağlıklı gelişimi için üyelerimiz ve gönüllülerimizle birlikte çalışıyoruz. Gerek kamu gerekse diğer sivil toplum kuruluşları ile ortak çalışmalar yapıyoruz.

2020 ÖNCESİNDE DURGUNLUK VARDI

- Pandemi öncesi dönemde sermaye piyasalarında halka arzlara genel bir bakış yaparsak neyi görürüz? 2020’ye doğru eğilim ne yöndeydi?

- Pandemi öncesi dönem sermaye piyasaları özellikle de halka arzlar açısından oldukça durgun seyreden bir dönemdi. Biraz geriye gidersek 2008’de sadece 2.2009 yılında ise 1 şirket halka arz oldu. Sonrasında yapılan halka arz seferberliğinde ise toplam 76 şirket halka açıldı. Bu dönem halka arzların desteklendiği bir dönem olmakla beraber talep yani yatırımcı tarafında aynı gelişme olmadı. Piyasalar açısından da şirketlerin halka arzları açısından gerekli koşulların olmaması nedeniyle sıkıntı yaşandı. Bu dönemde gelen şirketlerden 17’si halka açık olma koşullarında devamlılığı sağlayamadığı için borsa kotundan çıkarıldı. 2020’ye gelene kadar da sermaye piyasalarındaki sakinlik devam etti.

LİKİDİTE BOLLUĞU, FAİZLERİN DÜŞÜKLÜĞÜ

- 2020 yılında ise beklenen canlanma yaşandı. Ölümcül bir salgın hastalığın her tarafı sardığı bir zaman sürecinde borsaların hızla yükselmesinin ve yatırımcı sayısının hiç olmadığı kadar artmasının sebepleri nelerdir?

- 2020 yılı pandemi koşulları dünya ve Türkiye ekonomisinde belirleyici oldu. Uluslararası ticaret durma noktasına gelirken dünyada ve Türkiye’de talepte önemli bir düşüş yaşandı. Başta hizmet sektörü olmak üzere üreticiler, sanayi sektörü de ekonomideki daralmadan olumsuz etkilendi. Ekonomideki durgunluğun önüne geçmek için verilen parasal teşvikler ve karşılığında ertelenen harcamalar, ertelenen yatırımlar etkisini likidite bolluğu olarak gösterdi. Dünya ve Türkiye’de faizlerin düşüklüğü de yatırımcıların alternatif getiri arayışlarını arttırdı. Bu arada düşen şirket değerleri de yatırımcıların Borsalara olan ilgisini arttırdı.

Dolayısıyla bol likidite, evde kal dönemiyle beraber artan dijital işlem ortamı ve borsalarda dijital platformlarda kolay işlem yapabilme olanağı dikkatleri ve birikimleri Borsalara çekti.

EKSİK BİLGİYLE YATIRIM YAPIYORLAR

Türkiye’deki yeni yatırımcı profiline baktığımızda 2020 yılında iki katına çıkarak 2 milyonu aşan yatırımcı sayısıyla özellikle genç yatımcıların Borsa ile ilgilenmeye başladığını görüyoruz. Borsanın kurulduğu 1986 yılından bu yana ulaşılan en büyük yatırımcı sayısı ile karşı karşıyayız ve büyük ölçüde de yerli yatırımcının ilgisi olduğunu görüyoruz. Yeni yatırımcılar, davranış biçimi olarak kısa vadeli yatırımcılar. Hisse senedini elde tutma vadeleri 1 ayı geçmiyor. Kısa sürede yüksek kazanç peşinde koşan ve büyük ölçüde de eksik bilgiyle yatırım yapan bir profille karşı karşıya olduğumuzu görüyoruz. Kuruluşundan itibaren bu piyasanın içinde olan bir kişi olarak yatırımcı sayısındaki artış ve sermaye piyasalarına olan ilgiden çok memnun olmakla birlikte sermaye piyasalarının riskli yatırımlar olduğunu ve kulaktan duyma veya sosyal medya yoluyla bilgilenme ile yapılmaması gerekliliğini bir kere daha hatırlatmak gerekli diye düşünüyorum. Yatırımcılar risk getiri analizini mutlaka yapmak zorundalar, bu konuda yetkin değillerse danışmanlık almak zorundalar.

Borsadaki özellikle derinliği olmayan hisselerdeki yüksek fiyat artışları ve hareketlilik maalesef biraz da bu bilinçsizlikten kaynaklanmakta ve sonrasında yatırımcılarını üzebilecek sonuçlara yol açma potansiyeli taşımaktadır.

BALON BÜYÜME DEĞİL

- Dünya borsalarının bir balon gibi şiştiği eleştirileri hakkında neler söylemek istersiniz?

- Türkiye ve dünyada borsalardaki bu hareketliliği balon olarak nitelendirmek doğru değil diye düşünüyorum. Çünkü ekonomiler karar alıcılar tarafından durgunluktan çıkmak için sektörel bazda ve genel anlamda destekleniyor. Bundan sonraki süreçte bu teşvikler ve bu süreçte alınan önlemlerle birlikte sektörel bazda önemli büyümeler yaşayacak şirketler ve sektörler olacak. Bundan sonraki süreçte yatırımcılar bunun bilincinde olarak yine bahsettiğim gibi bilinçli tercihlerle doğru şirket seçimleri yaparlarsa kazanmaya devam edeceklerdir. Unutmayalım her kriz aynı zamanda fırsatlar yaratır ve kriz döneminden çıkış şirketler ve ülke ekonomileri için büyüme demektir.

Önemli olan spekülatif kazançlar beklemeden ve hisse senedi yatırımlarının uzun vadeli yatırımlar olduğundan hareketle rasyonel kararlarla Borsada işlem yapılmasıdır. Borsa kısa vadeli oyun alanı değildir. Böyle görenler için sonucun genellikle hüsran olduğunu geçmiş tecrübelerimizden biliyoruz. Üstelik hem yatırımcılar hem de halka arz yapan şirketler açısından.

HALKA AÇILMANIN YARARLARI

- Sizce halka açılmak şirketlere ne gibi faydalar sağlıyor?

- Halka açılmak şirketler açısından düşük maliyetli uzun vadeli fon yaratmanın en doğru yöntemidir. Şirketler halka arzın başlangıç maliyetleri dışında bir fon maliyetine katlanmadan sermaye piyasalarından kalıcı fon yaratırlar. Ayrıca Borsa kotunda olmak şirket ortaklarına ikincil halka arzlar yoluyla likidite yaratır. Bunun dışındaki faydalarını da şöyle sıralayabilirim:

- Güçlenen sermaye yapıları ve ortaya çıkan güçlü mali yapıyla alternatif finansman imkanlarına daha kolay ve daha düşük maliyetlerle ulaşabilirler.

- Şirket değeri, şirket ortakları dışında objektif bir platformda belirlenir.

- Müşterileri, paydaşları açısından daha şeffaf daha güvenilir bir yapıya sahip olurlar ve bu sayede ulusal ve uluslararası platformlarda güvenilirlikleri artar, daha prestijli bir yapıya kavuşur ve bunun artılarından faydalanma imkanları doğar,

- Marka bilinirlikleri artar, ürün ve hizmetlerine dolaylı talep yaratır.

- En önemlisi de özellikle aile şirketleri için sermaye piyasasında olmanın gereklilikleri nedeniyle kurumsallaşma sayesinde sürdürülebilirlikleri sağlanır.

- Türkiye de şirket yapılanmalarına bakıldığında aile şirketlerinin çoğunlukta olduğu ve ilk ya da ikinci kuşağı takiben süreklilikte sıkıntılar olabildiği görülmektedir. Halka açılan şirketler kurumsallaşma, kurumsal yönetim ilkelerinin içselleştirilmesi paralelinde profesyonelleşir ve sürdürülebilirliğin koşullarını sağlar hale gelirler.

Kısacası halka açılmak demek şirketlerin gerek sermayedarları gerekse tedarikçileri, paydaşları açısından sürdürülebilirlik konusunda önemli aşama kaydetmiş, ulusal ve uluslararası platformlarda kredibilitesi artmış, marka bilinirliği yükselmiş ve dolayısıyla verimliliği artmış şirket olma yolunda atılmış önemli bir adımdır. Halka açılan şirketlerde nitelikli insan kaynağına ulaşmak da daha kolay olmaktadır.

KAYNAK İHTİYACINDAN

- 2020’de 8 şirketin halka açılmasının ve çok sayıda şirketin de halka açılmaya hazırlanmasının nedeni, yatırımcının çok olduğu bir dönemde uzun vadeli uygun bedelli fon sağlamak mıdır?

- Halka arzlara sadece 2020 yılı çerçevesinde bakarsak bu 8 halka arzın bir kısmı daha önceden hazırlanıp uygun koşulları bekleyen halka arzlar olmakla beraber bir kısmı da pandemi koşullarında artan kredi maliyetleri, krediye ulaşmadaki zorluk, daralan iç ve dış piyasa nedeniyle ortaya çıkan kaynak ihtiyacından kaynaklanmıştır.

HALKA AÇILMANIN DA KOŞULLARI VAR

- Bu uygun koşullar halka açılmak isteyen her şirket için geçerli olacak mıdır?

- Sermaye piyasası mevzuatı halka açılma koşullarını belirlerken, Borsada yaptığı düzenlemelerle şirketlerin kota alınması ve Borsada şirketlerin işlem göreceği piyasaları belirlemiştir. Bu çerçevede şirketler kendi ihtiyaçları çerçevesinde halka arz çalışmalarını danışmanlar ve aracı kurumlar aracılığı ile yürütürler.

Halka arzlar açısından piyasa koşullarının uygun olduğunu söyleyebiliriz. Ancak unutulmamalıdır ki faaliyet gösterilen sektör, şirketin mali yapısı, yönetim anlayışı halka arza neden ihtiyaç duyulduğu ve mevzuatın gereklerinin yerine getirilmesi konusunda şirketlerin halka açık şirket olma konusundaki düzenlemelere uyum sağlayabilirliği çok önemlidir.

Bu anlamda Sermaye Piyasası Kurulu ve Borsa İstanbul A.Ş’nin izin sürecindeki mali ve hukuki incelemesi oldukça detaylıdır. Halka açılma sonrasında da şirketler yine mevzuattan kaynaklanan ek yükümlülüklerle karşılaşmaktadır.

HALKA ARZLARA İLGİ GÖSTERİYORLAR

- Yatırımcıların büyük ölçüde yerli olduğu görülüyor. Yabancı yatırımcının halka açılma furyası karşısında tutumu nedir? Yatırımcı sayısındaki bu çok hızlı artışın nedenleri nelerdir?

- Evet. 2020’de Borsadaki şirketlere yatırım yapanlar büyük ölçüde yerli yatırımcılar oldu. Borsanın yeni yatırımcıları özellikle de halka arzlara çok ilgi gösteriyorlar.

Geçtiğimiz hafta yapılan halka arzda halka arz edilen tutarın 139 kat üstünde talep geldi. Bu anlamda halka arz edilen şirketlere çok fazla talep geliyor.

Teknolojik gelişim nedeniyle Borsada işlem yapmanın kolaylaşması, düşük faiz oranları nedeniyle alternatif getiri arayışı, halka açılan şirket hisselerinin gösterdiği performans yerli yatırımcıları Borsaya getirdi.

KOBİ’LER HALKA AÇILMAYI GÜNDEME ALMALI

- KOBİ’lerin halka açılma olanakları var mıdır? Hangi koşullarla nasıl halka açılabilirler?

- Türkiye ekonomisinin bel kemiği KOBİ’lerdir. Yıllar içinde Türkiye ekonomisinde yaşanan dalgalanmalar KOBİ’lerin direncini artırmış ve daha esnek yönetim modelleri geliştirerek değişen koşullara uyum sağlamada başarılı olmaları sonucunu doğurmuştur.

Özellikle KOBİ ölçekli şirketlerde sürdürülebilirliğin sağlanabilmesi, kurumsallaşma, uluslararası sermayeden pay alabilmeleri, marka bilinirliklerinin artması, yatırımlarının finansmanında ucuz maliyetli kaynak bulabilmeleri açısından halka arzlar veya diğer sermaye piyasası enstrümanlarıyla sermaye piyasasından kaynak sağlamalarını çok önemli görüyorum.

Ekonominin globalleştiği bir Dünyada yaşıyoruz. Ekonomik anlamda sınırlar kalkmış durumda. Halka arz, beraberinde getirdiği kurumsallaşma ile birlikte KOBİ’ler için büyümenin sağlanması anlamında çok önemli bir başlangıçtır.

Özellikle içinde bulunduğumuz elverişli piyasa koşullarında KOBİ’ler halka açılmayı gündemlerine almak zorundadır. Yabancı kaynakla yapılan yatırımlarla büyüme şirketlere çok maliyetler yüklemekte ve yatırımlarının verimliliğini azaltmaktadır.

Dolayısıyla yatırım yapmak, büyümek özellikle de yurt dışına açılmak isteyen, yüksek kredi maliyetleri nedeniyle işletme sermayesi ihtiyacı olan şirketler mutlaka sermaye piyasası ürünlerinden, öncelikle de halka arz imkanından faydalanmalıdır.

HALKA AÇILMAK BİR KÜLTÜRDÜR

- Halka açılmayı hedefleyen şirketlere neler önerirsiniz?

- Buraya kadar halka arzın faydalarını detaylı bir şekilde konuştuk. Biraz da halka açılma süreci ve sonrasını ele almak lazım. Halka açık olmak bir kültürdür. Ve halka açılmak bir süreci gerektirir. Halka açılmayı isteyen şirketler öncelikle bu süreci içselleştirmeli ve sermaye piyasası mevzuatından doğan gereklilikleri yerine getirmelidirler. Bu süreçte en önemli konu kurumsallaşma, kurumsal yönetim ilkelerinin içselleştirilmesidir. Şirketler açısından bu uyum süreci aynı zamanda sürdürülebilirliğin de gereğidir. Başka bir deyişle şirketlerin varlıklarını sağlıklı bir şekilde sürdürebilmeleri için zaten içselleştirmeleri gereken bir kurallar bütünüdür.

Halka arz ve sermaye piyasasına tabi olma bu süreci şirketlere bir disiplin şeklinde sağlamaktadır.

Başka bir deyişle halka arz şirketlere bir kerelik uzun vadeli kaynak sağlama yolu olarak görülmeyip şirketler için sağlıklı finansal yapı ve kurumsallaşma anlamında önemli bir araç olarak görülmelidir.

YÜKÜMLÜLÜKLERİNİ YERİNE GETİRMELİ

- Halka arz edilen ve BİST pazarlarında hisseleri işlem gören şirketlerin zaman içinde karşısına çıkan sorunlar, sıkıntılar, borsadan ayrılmak isteyenler var mıdır?

- Gerekli koşullar sağlanarak yapılan halka arzlar piyasada kalıcı olmakta ve halka açık olmanın faaliyetleri üzerindeki olumlu etkilerini yaşamaktadırlar. Ancak sadece halka arz izni sürecinde özenli olup sonrasında sermaye piyasası mevzuatından kaynaklanan yükümlülükleri yerine getirmeyen şirketler Borsa da kalmakta zorlanmakta ve gerek SPK gerekse Borsa İstanbul’un denetimlerinde başarısız olmakta, daha alt pazarlara düşmek veya Borsa kotundan çıkmak gibi yaptırımlarla karşılaşabilmektedir.

Ayrıca düşük halka arz oranları da şirketlerin Borsada oluşan değerlerinde sıkıntı yaratabilmektedir.

EKONOMİK VE HUKUKİ REFORMLAR ÖNEMLİ

- Aslında bugünkü ortam, sermaye piyasaları açısından uzun yıllardır özlenen bir ortam. Daha da yaygınlaşması, sermaye piyasalarının köklü, güçlü bir yapıya kavuşması için yapılması gerektiğini düşündüğünüz düzenleme, karar, önlem veya teşvikler var mıdır?

- KOTEDER olarak sermaye piyasaları açısından içinde bulunduğumuz dönemi hem yatırımcılar hem de şirketler açısından pozitif bir dönem olarak değerlendiriyoruz. Yatırımcı sayısındaki artış devam edebilir ama 2020 deki kadar hızlı olmayacaktır. Öte yandan halka arz için hazırlanan ve Sermaye Piyasası Kurulu ve Borsaya başvuran çok sayıda şirket olduğunu da biliyoruz. Ekonomideki gelişmelere bağlı olarak arz ve talep bir noktada dengelenecektir.

Önemli olan bu yatırımcıların kaybedilmemesi ve yeni halka arzların Borsaya değer katacak halka arzlar olmasıdır.

Bu anlamda başta piyasanın düzenleyici ve denetleyici kurumları olan Sermaye Piyasası Kurulu ve Borsa İstanbul A.Ş olmak üzere aracı kurumlar, danışmanlar, denetim şirketleri ve halka açılmak isteyen şirketlere görevler düşmektedir.

Kamu kurumları halka arz süreçleri ve yatırımcıların bilgilendirilmesi konusunda düzenlemeleri beklentiler çerçevesinde gerçekleştirirken, aracı kurumlar halka açılacak şirketlerin seçimi ve değerlemesi konusunda gerekli özeni göstermek zorundadır. Ayrıca yatırımcılar da risk getiri analizlerini doğru yapıp, sosyal medya hesapları ve günlük söylentilerle değil araştırma raporları ve danışmanlık alarak yapmak durumundadır. Denetim ve danışmanlık şirketleri de şirketlere şeffaflık ve sürecin doğru yönetilmesi anlamında gerekli desteği vermek durumundadırlar.

EKONOMİK VE HUKUKİ REFORMLAR ÖNEMLİ

Ana başlık ise, dünyada ve Türkiye’de pandeminin ekonomiler üzerindeki etkilerinin henüz tam anlamıyla ölçülemiyor olmasıdır. Mevcut durumda likidite, düşük faizler ve ekonomilerde sektörel bazda da olsa toparlanma sinyalleri Borsanın lehinedir.

Özellikle Türkiye sermaye piyasaları için konuştuğumuzda ise yapılanların yanı sıra açıklanması beklenen ekonomik ve hukuki reformların yabancı yatırımcılar üzerindeki etkisini çok önemli görüyorum. Daha büyük montanlı halka arzlar sermaye piyasasını derinleştirecek ve bunu karşılayacak boyutta yerli ve yabancı kurumsal talepler ve tabii ki ekonomideki iyileşmeler ve normalleşme süreci daha güçlü sermaye piyasaları için önemli ve gereklidir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner97

banner96

banner95

banner91

banner90

banner89