Öne Çıkanlar ÇOSB Sürdürülebilirlik Raporu Doç. Dr. Ozan Bakış İKV BAŞKANI AYHAN ZEYTİNOĞLU Ergene Havzası arıtma çamuru yönetimi Orhan Turan

Yeni çıkan 7 kitap

Sofra kültürünün siyasete etkilerini çok yönlü ele alan bir başyapıt

İktidarların Sofrası-Yemek Siyaset ve Simgesellik/ Artun Ünsal/ Everest Yayınları/ Yemek kültürü ve erk/ 832 sayfa

Siyaset bilimi profesörü, sosyolog, yemek ve mutfak kültürü araştırmacısı, gurme Artun Ünsal’ın, geniş ve disiplinlerarası birikimiyle, yaklaşık 10 yıllık bir çalışma sonucunda ortaya koyduğu İktidarların Sofrası- Yemek Siyaset ve Simgesellik gerek hacmi gerek içeriğiyle bir başyapıt.

Yemek ve siyaset ilişkisini Sümerlerden Antik Yunan medeniyetine, Roma İmparatorluğu’ndan Orta Asya Türklerine, Moğollardan Osmanlı Devleti’ne uzanan geniş bir coğrafya ve tarihsel dizge içinde her yönüyle ele alan kitap, yemek ve sofra kültürünün siyasete etkilerini ekonomik, kültürel, sosyolojik, antropolojik, iletişimsel ve simgesel boyutlarıyla inceliyor.

Uygarlık tarihi boyunca yinelenerek süren çeşitli ritüellerin, alışkanlıkların, geleneklerin, sofra düzenlerinin, armağan-ikram-bölüşüm-paylaşım ilişkilerinin geniş, simgesel alanını ayrıntılı bir biçimde çözümleyen araştırma, yeme-içme kültürünün çok eski çağlardan günümüze, görkemli saray davetlerinden alçakgönüllü ev sofralarına kadar her alanı nasıl belirlediğini, yönettiğini, anlamlandırdığını zengin ve akıcı bir dille gözler önüne seriyor.

İktidarların Sofrası kültür tarihi, siyaset ve gastronomi meraklıları için vazgeçilmez bir başucu kitabı.

…………………..

Kıbrıslı Türkler yoksulluktan kaçarken kendilerini cephede buluyor

İngiliz Ordusunda Katırcılar /Ulvi Keser/ IQ Kültür Sanat Yayıncılık/ Dünya tarihi/ 496 sayfa/

Özellikle İngiltere’nin uzun bir süre Kıbrıs adasını İkinci Dünya Savaşı’nın dışında tutmasına rağmen savaşın uzamasıyla beraber asker ihtiyacının dayanılmaz boyutlara ulaşması üzerine Kıbrıs adası da bir anda kendisini savaşın orta yerinde bulur. Kıbrıslı Rumların bir kısmı İngiliz ordusuna katırcı olarak yazılmalarını Enosis’e giden yolda bir fırsat olarak gördüklerini belirtse de İngiltere’nin kasıtlı çabaları sonrasında savaş ekonomisinin dayanılmaz bir noktaya ulaşması sonucu insanlar ekonomik sıkıntılarından bir an evvel kurtulabilmek amacıyla askere yazılmaya başlarlar.

Bugüne kadar pek gün ışığına çıkmamakla beraber dünyanın farklı coğrafyalarında Türkler de savaşa farklı ülkelerin üniformaları altında katılmak zorunda kalmışlar, hayatlarını kaybetmişler, esir düşmüşler ve esaret hayatı çekmişlerdi. Katılmadığımızı sandığımız bir savaşın aslında çok sayıda Türkün hayatını kaybetmesine, ya da esir kamplarına düşmesine neden olduğunu gösterir. Bu savaşlardan birisi de İngiliz ordusunda görev yapan Kıbrıslı Türklerin dünyanın çeşitli cephelerinde görev almaları, hayatlarını kaybetmeleri ve esir düşmeleridir.

……..

Etki çemberleri oluşturarak etki alanımızda oluşan değişimle işe başlayalım

Dünyayı Ben mi Kurtaracağım-Sosyal Etki Pusulası/ Aylin Gezgüç/ Doğan Kitap/ Pöpüler Bilim/ 272 sayfa

“Başka gezegenlere seyahat edip kendinizi kurtarabilecek kaynağınız var mı? Yok. Benim de yok, heyhat hayat! O zaman gündelik kahramanlıklar bizi bekliyor.”

Neden umrumda olsun ki? Neden dünyayı ben kurtarayım? Bana mı kaldı? Hadi kaldı diyelim; 7.5 milyar insandan sadece biriyim, ne yapabilirim ki? Neye yarar, bana ne faydası olur? 4.5 milyar yaşındaki yaklaşık olarak 1.082.841.310.000 metreküp hacmindeki dünyayı, tek başıma nasıl kurtarabilirim?

Aylin Gezgüç’ün kaleme aldığı Dünyayı Ben mi Kurtaracağım kitabının size teklifi şu: Çocukluğumuzdaki merakı bugüne taşıyalım. “Ben nasıl olursam dünya da istediğim gibi bir yer olur?” sorusunu sorarak statükoyu yeni bir bakış açısıyla mercek altına alalım. Çünkü…

“Herkes muktedir. Herkes gündelik bir kahraman olabilir, çünkü durduğumuz yerde de etki yaratıyoruz. Yapabileceklerimizi mütevazı bir özgüvenle ele alıp kendimiz kadar bütünü de düşünmenin bumerang etkisini kendimize hatırlatabiliriz. Bir kelebeğin çırptığı kanadın etkisinin farkındaysak kendi etkimizi niye fark etmeyelim?”

Ne mi yapacağız? İçinde bulunduğumuz ağlarda etki çemberleri oluşturarak etki alanımızda yaratacağımız değişimden başlayacağız. Kolektif dönüşüme giden süreçte kendimizi nereye konumlandıracağımıza birlikte göz atacağız. Hadi başlayalım!..

…………………………

Keskin mizah duygusuyla hayatta kalmanın yollarının arayışı

Ülker Abla /Seray Şahiner/ Everest Yayınları/ Roman/ 160 sayfa

“Hani diyorlar ya, rüyamda bunun bir rüya olduğunu biliyordum diye… Kâbustayım ama bunun hayatım olduğunu biliyorum.”

Hem benzersiz hem de fazlasıyla tanıdık biri Ülker. Kocasından şiddet görmüş, gidecek yeri olmadığından bu eziyeti yıllarca sineye çekmiş bir kadın.

Derken, bir gece evini terk eder. Yeni bir yaşam alanı ararken can havliyle bir hastaneye sığınır ve orada kalabilmek için kimsesiz insanlara refakatçilik etmeyi iş edinir. “Ağlayanın bir, gülenin bin derdi var,” diyen Ülker, keskin mizah duygusunu savunma sanatı olarak kullanıp hayatta kalmanın yollarını arar.

2012 yılında Hanımların Dikkatine ile Yunus Nadi Öykü Ödülünü, 2018 yılında Kul ile Orhan Kemal Roman Ödülünü kazanan Seray Şahiner, Ülker Abla ile Türkçe edebiyata yeni bir ses, çok güçlü bir kahraman armağan ediyor!

…………………….

Osmanlı’nın yıkılış sürecini yaşayan Nimet’in sürükleyici yaşam öyküsü

Son Kadın-Osmanlı Hanedanı’nın Son Gelini, Vahdettin’in Büyük Aşkı Nimet Hanım/ Şaziye Karlıklı/ Doğan Kitap/ Anı Biyografi/ 304 sayfa

Nimet, geçen yüzyılın ilk yıllarında doğduğunda, kaderinin son Osmanlı padişahıyla kesişeceğinden habersizdi. Saray bahçıvanlarından olan babası öldükten sonra, kendini kız kardeşiyle beraber Sultan Reşat’ın hareminde buldu. Harem’deki basamakları birer birer tırmanan Nimet, bir ara ayrılıp ailesinin yanına sığınacak ama yeniden o dünyanın ihtirasına kapılıp geri dönecek ve bu sefer Sultan Vahdettin’in dikkatini çekecekti. Küçük bir kızın, imparatorluğun, bir zamanlar Kadınlar Saltanatı’yla anılan, yıkılış sürecinde ise sadece ayakta kalmaya çalışan Harem’inde başlayan yolculuğu, son Osmanlı Sultanı’nın eşi olmaya dek uzanacaktı.

Şaziye Karlıklı, Son Kadın’da Vahdettin’in büyük aşkı Nimet Hanım’ın izini sürüyor. Harem’in ihtişamlı günlerinden Vahdettin’in San Remo’daki son günlerine; ailesinin ona verdiği adla Nimet, Harem’deki adıyla Nevzat Hanım ve onun bir roman kadar sürükleyici yaşam öyküsü.

…………………….

Everest’e tırmanan Hakan Bulgurlu deneyimlerini anlatıyor

Tehlikeli Tırmanış/ Hakan Bulgurlu/ Mundi Yayınevi/ Ekoloji/Çevre Bilim/ 240 sayfa

Arçelik’in CEO’su Hakan Bulgurlu iklim krizi ve sonuçlarına dikkat çekmek amacıyla dünyanın en yüksek dağı Everest’e tırmandı. Bulgurlu, bu tırmanışta yaşadıklarını, deneyimlerini iklim aktivistleri, bilim insanları ve girişimcilerle birebir görüşerek kitabını zenginleştirmiş. Bulgurlu kitabını şöyle anlatıyor: “23 Mayıs 2019 tarihinde, Everest’in zirvesine ulaşabilen birkaç bin şanslı insandan biri oldum. Dünyanın en yüksek dağının zirvesinde durmak, doğanın hayranlık uyandıran kuvvetine şahit olmak insana kibrini unutturan bir tecrübe. Everest’e tırmanmak istememin birkaç sebebi vardı: iklim değişikliğinin yıkıcı etkisini göstermek için çevresel konulara odaklanmak, insanlara örnek olmak ve karşılaştığımız problemlere pratik çözümler aramak. Yaptığım yolculukla, doğaya verdiğimiz zararı gözler önüne sermek, kaleme aldığım bu kitapta ise hem zirveye çıkarken karşılaştığım zorlukları hem de gezegenimizi ve insanlığın geleceğini koruma konusunda hepimizin karşılaştığı zorlukları anlatmak istedim.”

……………..

Korku ve polisiye romanının seçkin kaleminden

Dolapta Biri Var/ Yaprak Öz/ Oğlak yayınları-Maceraperest Kitaplar/Polisiye/128 sayfa

Dolapta Biri Var, Türk korku ve polisiye romanı. “Dolapta biri var.” “Nerede? Ben göremiyorum.” “Göremiyor musun gerçekten?”

(...) Bazı sabahlar uyandığımda kendimi aynalı dolabın içinde bulmaya başladım. Gece nasıl olup da uyandığımı, dolabın içine hangi dürtüyle girdiğimi bir türlü hatırlayamıyordum. Bazen çalan saatin sesiyle gözlerimi açıyor, bazen de Asude’nin kıkırdayarak kapıyı açtığı ve “Dolapta biri vaaar!” cümlesi eşliğinde bana baktığı anda kendime geliyordum.

Gerçek nedir? Aile nedir? Aşk nedir? Bir akıl tutulması, bir dibe vuruş hikâyesi. Dolapta Biri Var... Peki ama dolapta kim var?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner101

banner100

banner99

banner98

banner97

banner96

banner95