Sanayi 4.0 temelleri Almanya tarafından atılan, ilk defa Hannover 2011 fuarında kullanılan bir stratejinin adıdır. Robert Bosch GmbH tarafından Alman Federal Hükümeti’ne sunumu yapılmış ve ulusal bir program olarak halen yürütülmektedir. Tanımlara ve işin sükseli anlatımlarına çok girmeyeceğim sosyal medya ve yazılı-görsel basında yeterince bilgi mevcuttur. Kısaca tarihteki sanayi devrimlerine bakarsak;

  • Su ve buhar gücünün kullanımı vasıtasıyla mekanik tezgahların kullanımı,

  • Henry Ford tarafından seri imalat ve kitlesel üretim konseptinin oluşturulması ve uygulanması,

  • Elektronik, elektromekanik ve dijital teknolojinin kullanılmasıyla tüm dünyada büyük bir teknolojik sıçrama yaşanması, bilgisayarlar vasıtasıyla verilerin çok daha hızlı işlenmesi, elde edilmesi ile rekabet üstünlüğünde dengeye doğru gidişat,

  • Endüstri 4.0 ile bilişim ve teknoloji alanında rekabet üstünlüğü yaratmak amacıyla yeni bir sanayi ve üretim konsepti başlatılması ile bu tanım günlük hayatımızda kullanılmaya başlanmıştır.

DOĞRU BİLDİKLERİMİZ VE YANLIŞLAR

Evet, biraz bekledim… Doğru ve yanlışlar biraz aydınlansın ki okuyucularımıza yararlı bilgiler aktaralım.

Endüstri 4.0 istihdam sorununa yol açar: Dijital teknolojinin olağanüstü kitlesel üretim miktarlarına adaptasyonu sonucu daha az çalışanla daha fazla üretim yapma olanağı kaçınılmaz bir gerçektir. Ancak aynı ilkel tartışmalar daha önceki sanayi devrimlerinin de konusu olmuştur. Dolayısıyla refah artışının getireceği yeni istihdam alanları kesinlikle Sanayi 4.0 konseptinin yol açacağı işsizlikten çok daha fazla istihdam yaratacaktır.

Endüstri 4.0 her ülkenin uygulayacağı bir stratejidir: Kesinlikle mümkün olmayan bir önermedir. Endüstri 4.0’ın gerçek amacı büyük miktarlarda üretilen cep telefonu, otomobil, dünya çağındaki tekstil ürünleri, zincir marketlerde milyonlarca adet satılan içecek ve marka gıda ürünleri gibi rekabet edilemeyecek şekilde üretme ihtiyacından yola çıkılarak belirlenmiştir. Yoksa “Efendim teknoloji çağı ilerledi, yeni bir takım dijital uygulamalar yapılıyor haydi bunun adını koyalım” şeklinde bir stratejiden bahsetmiyoruz. Dolayısıyla Türkiye başta olmak üzere gelişmekte olan ekonomilerin hiç birisinde Almanların tanımladığı gibi bir Endüstri 4.0 uygulamasından bahsedilemez. Almanya Çin’in olağanüstü endüstriyel yöntem kopyalama kabiliyetinden dolayı rekabet üstünlüğünü kaybetmekte olduğu için “rekabet edilemez” bir sanayi tipine geçecektir. Bizdeki üretim miktarlarıyla ancak TV programlarında Endüstri 4.0 tartışmalarına katılanların söylediği gibi depo otomasyonu, barkod uygulamasıyla son kullanma tarihini algılayıp depodan ürünü karantinaya alan sistemlerden öteye gidilemez ve Endüstri 4.0 böyle bir şey değildir.

Türkiye Endüstri 4.0 uygulayabilir mi? Hayır uygulayamaz, çünkü Endüstri 4.0 tanımlanma aşamasında olan ve zaten gelişmiş ülkeler tarafından uygulamaya alınmış bir stratejidir. Gerçekte Endüstri 4.0 bir ihtiyaçtan kaynaklanmıştır. Kaybedilen rekabet gücünün kopyalanamayacak ve uygulanamayacak şekilde yerine getirilmesini amaçlamaktadır. Bir örnek olarak ABD’de evlerin altındaki garajlarda üretim atölyeleri mevcuttur. Bu atölyelerin bir kısmında prototip parça imalatı amaçlı üç boyutlu yazıcılar kullanılmaktadır. Bu garajlar ERP sistemleri ev CAD-CAM programları ile ana sanayilerine bağlıdır. Direkt siparişi alırlar ve ne olduğunu bilmedikleri bir ürünün bir parçasını imal ederler. Düşünün ki yeni tip bir şanzuman tasarladınız ve standart bağlantı elemanları hariç 150 kalem alt bileşen parça var. Bunların her birinden üçer adet prototip ihtiyacınız var ve üç adet şanzumanı toplayıp test ederek tasarımınızın etkinliğini kontrol edeceksiniz. Türkiye’de bu proje en az bir yıl sürer. ABD’de ise bir ayda prototipler toplanır ve şanzuman test edilir. Asıl soru şu; böyle bir garaj atölyeleri tedarik zinciri Türkiye’de neden yok? Yok çünkü böyle bir tedarik zinciri konseptine şimdilik ihtiyaç yok. Endüstri 4.0’da bu yüzden Türkiye sanayisinin kısmen uygulayacağı bir strateji olabilir. Ama her şeyden önce böyle bir stratejiden bahsetmemiz ve filin bacağını, kulağını tarif etmek yerine birileri tarafından filin tamamının tarif edilmesine ihtiyaç bulunmaktadır.

Çok değil bundan bir yıl önce Avusturya’da Audi’nin ön takımına ait bir parçanın imalat merkezini özel izinle ziyaret ettim. Girilmesi kesinlikle yasak olan yaklaşık 1.000 metrekarelik bir alanda, yaklaşık 15 cm boyunda konik bir milin çok hassas işlendiği proseste tek vardiyada sadece sekiz kişi çalışıyordu ve yıllık üretim miktarı 10.000.000 adetti. Parçaların tezgahlar arası transferi robot ile, parçaların her operasyon sonrası üç boyutlu ölçüsel kontrolleri lazer okuyuculu tarayıcı ile, ret ve ok parçaların robot kollar tarafından kararlarını verildiği ve ret olanların otomatik ıskartaya ayrıldığı, siparişlerin ERP sistemleri sayesinde otomatik alınarak kapasite planlamasının yapıldığı bir imalat hattından bahsediyorum. Sonra da otomatik paketleme hattında müşteriye hazır hale gelen ürünleri görüyorsunuz. Endüstri 4.0’ın izlerini bu imalat alanında görebiliyorsunuz. Biz benzer parçaların imalatını klasik CNC tezgahlarda ve taşlama tezgahlarında emek yoğun olarak yapıyoruz sonra da bunları kalite kontrole tabi tutuyoruz ve hepsini insan gücüne dayanarak ucuza sunmaya çalışıyoruz, sonra da Endüstri 4.0’dan bahsediyoruz. Türkiye’nin Endüstri 4.0’a olan adaptasyonunu ballandıra ballandıra anlatıyor ve bunun ucundan trene binmekten bahsediyoruz. Özür dilerim ama böyle bir şeyden bahsetmiyoruz.

Sonuç olarak Endüstri 4.0 bir ihtiyaçtan doğmuştur. Yılda 100.000 adet otomobil üreten bir fabrika veya yılda 200.000 adet bilgisayar üreten fabrikalarla Endüstri 4.0 uygulanamaz. Zira uygulama maliyetiniz Endüstri 4.0 konseptini oluşturmanıza izin vermez. Topyekün böyle bir ihtiyacımız henüz oluşmadı, inşallah dünya markası ürün ve hizmet sunma yolunda hızla ilerler ve akıl hülasa almayacak miktarlarda ürünler üretme noktasına geliriz de henüz kemale ermemiş olan Endüstri 4.0 stratejisinin bir kısmını da biz tanımlarız. 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
TEVFİK SERBES 6 yıl önce

Nihayet gerçekçi bir yazı

banner101

banner100

banner99

banner98

banner97

banner96