Öne Çıkanlar ÇOSB Dijital Dönüşüm Merkezi ÇOSB Başkanı Eyüp Sözdinler ÇOSB Sürdürülebilirlik Raporu ÇOSB Dijital Dönüşüm Atölyesi ÇOSB ISO 50001

Bize haksız dava açan ülkelerle mücadele ediyoruz

GİRAY DUDA

Türkiye’nin en iddialı ihracatçı sektörlerinden birisi çelik sektörü. İnşaat demirinde dünya lideri olan ve üretimle ihracatta dünyada ilk 10’a giren sektör, rakip ülkelerin  açtığı koruma davalarıyla uğraşarak bunları aşmaya çalışıyor. Sektör, maliyetlere yüklenen müthiş enerji bedelini azaltmak için Türkiye’deki şeyl gaz üretimi konusuna da yoğunlaşmış durumda. Çelik üretimi ve ihracatıyla sektörün sorunlarını, Çelik İhracatçıları Birliği Başkanı Namık Ekinci’ye sorduk:

- Sayın Ekinci, çelik sektörü 2013 yılını nasıl geçirdi? Beklentileriniz gerçekleşti mi?

- 2013 yılında küresel olarak yaşanan ekonomik dalgalanmalar ve siyasi krizler, tüm ülkelerin doğrudan ya da dolaylı olarak etkilenmesine neden oldu. Bu doğrultuda 2013’ün birçok sektör için olduğu kadar çelik sektörü için de zorlu bir yıl olduğunu söylemek mümkün.



2013 yılı sonu itibariyle ihracatımız değer bazında 13.9 milyar dolar, miktar bazında ise 18.4 milyon ton olarak gerçekleşti. Sektörümüzün direkt ihracatına diğer birliklerin faaliyet alanına giren demir çelik ürünlerini de eklediğimizde 2013 yılındaki Türkiye’nin toplam çelik ihracatı miktar bazında 19.2 milyon ton, değer bazında ise 15.9 milyar dolar olarak gerçekleşti.

ÇELİK ÜRETİMİNDE DÜNYADA SEKİZİNCİYİZ

Sektör olarak dünya sıralamasında, çelik üretiminde sekizinci, toplam ihracatta ise  yedinci sırada yer almaktayız. İnşaat demiri ihracatında da dünya liderliğimiz devam ediyor.

- 2014 yılının hemen başında, Türkiye’deki siyasi çalkantının izi olarak dövizde önemli bir yükseliş gözleniyor. TL’nin değerinin azalması çelik sektörünün 2014 hedefleri açısından yararlı olur mu? 2014 yılına ilişkin hedef ve beklentileriniz nelerdir?

- Kur artışının etkilerini birkaç yönden ele almak gerekiyor. Üretim maliyetleri kapsamında değerlendirdiğimizde yerli girdi tedarikinde daha az döviz ile temin etme imkanı yaratacağı için, döviz kurunun yükselmesi ihracata kısa süreli olumlu etki yaratacaktır. Ancak Türk Lirası’nın döviz karşısında değer kaybetmesinden dolayı ithalatçı ülkeler bizim satış fiyatlarımızın düşmesi yönünde bir beklentiye girebilirler bu da karlılığı olumsuz etkileyecektir.

Öte yandan kurdaki artışı ithalat bakımından değerlendirdiğimizde, ithalatın tamamının dövize endeksli olarak yapılması sebebi ile direkt olarak olumsuz etkilemekte ve ithalatın azalmasına neden olmaktadır.

ÖNEMLİ OLAN İSTİKRARLI KUR

İç piyasa etkilerini değerlendirdiğimizde dolar kurundaki yükseliş üretimin ithal girdi tedarikinde hammadde fiyatlarının artmasına ve üretim maliyetlerimizin yükselmesine neden olurken; paralelinde satışı da olumsuz etkiler. İlave bir etkiyi de artışın akaryakıt maliyetlerine yansıması olarak yaşıyoruz. Tüm sektörler için olduğu gibi bu durum öncelikle sektörün lojistik maliyetlerini etkiliyor. Dolayısıyla girdi maliyetlerimizin düşmesi ve üretimimizin olumsuz etkilenmemesi için istikrarlı bir kur sistemine ihtiyaç duymaktayız.



Türkiye ekonomisi için istikrarlı bir kura ulaşmak maalesef sadece ülke şartlarına bağlı değil. Dünya genelindeki ekonomik konjonktür ve olumlu siyasi gelişmelerin ülkemizdeki dalgalanmaları durduracağına inanıyorum. Ancak koşullar değişmediği takdirde, 2014 yılı toplam ihracatımızın geçtiğimiz yıldan farklı olmayacağını düşünerek yıl sonu hedefimizi 18.5 milyon ton olarak belirledik.

İNŞAT DEMİRİ İHRACATINDA DÜNYA LİDERİYİZ

- Türkiye çelik sektörünün, inşaat demiri veya boru gibi alt sektörlerdeki durumu ve ihracat gücü nasıldır?

- Daha önce de belirttiğim gibi Türkiye inşat demiri ihracatında dünya lideridir. Ortadoğu, Kuzey ve Doğu Afrika ülkeleri ile Kuzey ve Güney Amerika ülkeleri en önemli inşaat demiri pazarlarımız arasındadır. Son yıllarda çelik boru ihracatımızda da kayda değer artış yaşanıyor. 2013 yılı verilerine göre; bir yıllık süreçte 8.5 milyon ton inşaat çeliği, 1.8 milyon ton dikişli boru ihracatı gerçekleştirildi. Hedef ülkelerimizde konut ve alt yapı yatırımlarının artacağını düşünüyorum. Özellikle en önemli pazarlarımızdan biri olan Birleşik Arap Emirlikleri’nin EXPO 2020’yi kazanmasıyla birlikte, inşaat demiri tüketiminin artması ve önümüzdeki 5-6 yılda projelerin hızlanma beklentisi yüksek. Bu durum söz konusu bölgeye ihracatımızın devam edeceğini de gösteriyor.

GÜCÜMÜZ RAHATSIZ EDİYOR

- Hangi ülkelerde Türkiye’ye karşı anti-damping ve koruma önlemi davaları açıldı. Bu davaların ne zaman ve nasıl sonuçlanacağı hakkında düşüncelerinizi bizimle paylaşır mısınız?

- Ülke sanayimizin sürdürdüğü başarılı ihracat politikası, rakiplerimizi her zaman rahatsız etmiştir. Bu nedenle rakiplerimizin dünya ticaret kurullarını haksız yere kullanarak bu tip davalarla karşımıza çıkmasını kanıksamış durumdayız. Özetleyecek olursak halen Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Kolombiya, Fas, Mısır ve Kanada olmak üzere beş ayrı ülkenin; farklı ürünlerde Türk çelik sektörüne yönelik başlattığı anti-damping, korunma önlemi soruşturması ve telafi edici vergi soruşturmaları gibi çeşitli davalar bulunuyor. Ülkemize karşı açılan bu davlardan yalnızca Mısır’ın inşaat demirine karşı 28 Kasım 2012 tarihinde başlattığı korunma önlemi soruşturması, 21 Kasım 2013 tarihi itibarı ile önlemsiz olarak kapanmış ve ülkemize uygulanan vergi kalkmıştır. Ancak Kolombiya, ABD ve Fas’ın ülkemize yönelik açtığı davalar halen devam ediyor.



DAVALARIN AYRINTISI

Detay vermek gerekirse, Kolombiya, 14 Ağustos’ta ülkemize yönelik, inşaat demiri, filmaşin ve boru olmak üzere üç ayrı üründe açtığı korunma önlemi soruşturmasına halen devam ediyor. ABD ise 4 Eylül 2013 tarihinde Türkiye ve Meksika menşeli Demir ve Alaşımsız Çelikten Filmaşin ve Çubuklar ithalatına karşı bir anti-damping ve telafi edici vergi soruşturması açmış durumda ve kendi seyrinde sürüyor. ABD ayrıca çelik boru ithalatına yönelik de ülkemize karşı bir anti-damping davası açmış bulunuyor ve yaklaşık bir ay sonra davanın sonuçlanması bekleniyor. Fas ise 21 Ocak 2013 tarihinde ülkemize yönelik yassı çelik ithalatına karşı bir anti-damping davası açmıştı. Soruşturma kapsamında taraflarının dinleneceği ilk toplantı 4 Şubat 2014’te gerçekleşecek.

HAKSIZ İDDİALARA KARŞI MÜCADELE EDİYORUZ

Birlik olarak Ekonomi Bakanlığı ile davaların lehimize sonuçlanması için koordineli olarak çalışmalarımıza devam ediyoruz. Sektörümüze yönelik olarak açılan anti-damping ve koruma önlemi davalarından genellikle aklanarak çıkıyoruz. Ancak ihracatçı firmalarımız bu süreçlerden olumsuz etkileniyor. Çelik sektörünün bu ülkelere yönelik ihracatında söz konusu dönemlerde düşüşler yaşanıyor. Gerçeği yansıtmayan iddialarla mücadelemizi sürdüreceğiz ve rakiplerimizin ihracat pazarlarımızdaki yerimizi almasına izin vermeyeceğiz.

KORUMACILIK GELİŞMEYİ ENGELLİYOR

- Korumacılık uygulamaları hakkında neler söylemek istersiniz?

- Dünya Ticaret Örgütü bir yerli sanayi dalına ciddi zarar veren beklenmedik ithalat artışlarına karşı korunma tedbirleri alma imkanı tanımaktadır. Bu uygulamayla korunma önlemi alınmasının şartlarını ortaya koymakta ve uygulama sürecini disipline etmeyi amaçlamaktadır.



Korumacılık doğru kullanıldığında ülkeleri -özellikle az gelişmiş ülkelerin- sanayilerini korumak için faydalı bir uygulamadır. Ancak haksız yere uygulanmaya çalışıldığında uzun vadede yerli sanayinin gelişimine engel olmakta ve kısıtlı ticaret ortamı yaratmaktadır. Dolayısıyla ülkelerin korumacı uygulamaları DTÖ kuralları çerçevesinde ve gerekli görüldüğüne kesin olarak kanaat getirildiğinde uygulanmalıdır.

200 ÜLKEYE İHRACAT YAPIYORUZ

- Geçen yıl başta Irak olmak üzere kimi ülkelere dönük ihracatta kayda değer artışlar sağlandı. Sektörün ihracattaki hedef ülke ve bölgeleri nedir?

- Yukarıda da belirttiğimiz gibi Ortadoğu, Kuzey Afrika ile Kuzey ve Güney Amerika ülkeleri bizim hedef ülkelerimiz arasında ilk sıralarda yer alıyor. Örneğin, Ortadoğu ve Kuzey Afrika’nın inşaat çeliği ihracatında Türkiye’nin en önemli pazarları arasında yer almasının temel nedeni, ürünlerimizdeki kaliteden dolayı tercih edilmemizdir. Öte yandan lojistik olarak yakın olmamız ve söz konusu ülkelerde konut ve alt yapı alanındaki gelişmeler bu pazarlara yönelmemize neden oluyor.  ABD de kalitesi ve fiyat avantajı nedeni ile Türk çeliğini tercih eden bir ülkedir.

LOKOMOTİF SEKTÖRÜZ

Diğer yandan Türk çelik sektörü 200’e yakın ülkeye ihracat gerçekleştiren lokomotif sektörlerden biri. Başta inşaat malzemeleri olmak üzere otomotiv, gemi, uçak, demiryolu, vagon gibi kara taşıtları ile tüm makine yapımı ve eşya üretimine kadar birçok sektörün tedarikçisi konumunda. Bu da ihracat pazarlarımızı genişleten en önemli unsurdur.

- AR-GE ve İnovasyon Merkezi açarak dikkatleri üzerinize çektiniz. Bu merkezde ne tür faaliyetlerde bulundunuz ve neler planlıyorsunuz?

- Dünyadaki gidişatı göz önüne aldığımızda ve Türkiye’deki gelişmeleri değerlendirdiğimizde, sektörümüzün, gelişimine katkı sağlayacak, inovatif yeniliklere ihtiyaç duyduğunu gözlemlemekteyiz. Bu ihtiyacı giderebilmek için Birlik olarak Malzeme Test ve Analiz Laboratuvarları (Matil) A.Ş.’yi kurduk. Kaynak olarak da çoğunluğu Türk mühendislerden oluşan öğrenci ve akademisyenlerden faydalandık. Matil A.Ş. ile Ar-Ge ve inovasyonun tüm sektöre yayılması, yüksek test maliyetleri, uzun test süreleri ve nakliyelerin yarattığı zaman kaybını ortadan kaldırmayı hedefliyoruz. Türkiye’de ilk olacak bu merkezimizin fiziki kurulum sürecini de çok yakında başlatacağız.



ÜNİVERSİTE-SANAYİ İŞBİRLİĞİ

Bu alandaki çalışmalarımıza merkezimizin eğitim misyonuyla başladık. Geçtiğimiz ay Çelik Teknoloji Seminerleri’nden ilkini çelik sektöründe önemli bir yere sahip olan oksijen kontrolü konusunda gerçekleştirdik ve sektör temsilcilerimizle yararlı bilgiler paylaştık. Şunu belirtmek isterim ki; Ar-Ge ve İnovasyon Merkezi'mizde, gerçek anlamda bir üniversite-sanayi işbirliği sağlamayı planlıyoruz.

Ayrıca sektör olarak sadece bu seminerler ile de kalmayacağız. Yakında yeni projelerimizin bulunduğu 2014 yılı eğitim planımızı sizlerle paylaşacağız ve daha birçok yeni etkinlik yapacağız.  Üniversite ve araştırma kurumlarıyla ortak çalışmalar yürüteceğiz.

ŞEYL GAZI OLANAKLARINI ARAŞTIRIYORUZ

- Enerjiye büyük ihtiyaç duyan sektörünüz şeyl gazı (kaya gazı) ile yakından ilgileniyor. Yaptığınız çalışmalar sonucunda Türkiye’de şeyl gazı konusunda sevindirici, somut veriler elde ettiniz mi? Şeyl gazı çıkarıp sektörün kullanımına sunmak için öngördüğünüz takvim nedir?

- Sizin de belirttiğiniz gibi sektörümüz enerji yoğun sektörlerin başında geliyor. Türkiye'deki enerji tüketimindeki payı yüzde 21.6'dır. Hammadde hariç, üretim maliyetlerimiz içinde enerjinin payı ise yüzde 30’lar civarında. Dünyanın en pahalı enerjisini kullanan ülkelerden biri olarak bu maliyetler bizi rakiplerimiz karşısında dezavantajlı konuma düşürüyor. Örneğin en önemli ihracat pazarlarımızdan biri olan ABD’de kaya gazı üretimi başladı. Bu durum, önümüzdeki dönemde ABD’de sanayide kullanılan enerjinin bize göre çok daha ucuz olacağını ve ABD’nin hem üretim açısından avantajlı bir bölge haline geleceğini hem de ithalatçı konumdan  ihracatçı konuma geçeceğini göstermektedir.  Bu nedenle yerli enerji bizim için hayati önem taşımaktadır.

DOĞAL YOLLA ELDE EDİLEN UCUZ KAYNAK

Kaya gazının geleceğin en önemli doğal yolla elde edilen ucuz kaynaklarından biri haline geleceğine inanıyoruz. Ayın başında bu konuya dikkat çekmek amacıyla, Teksas Üniversitesi Enerji Ekonomisti Dr. Gürcan Gülen’in ve Türkiye Petrol İşleri Genel Müdürlüğü’nün değerli genel müdürü ve genel müdür yardımcısının önemli katkıları ile kaya gazı hakkında Birliğimizce bir seminer düzenlenmiş olup, ilgili tüm sektörler için bu konuda farkındalık yaratılmaya çalışılmıştır.

Kaya gazı konusunda sektör olarak bizim yürüttüğümüz bir çalışma mevcut değil. Ancak şu anda Türkiye’nin üretilebilir şeyl gazı potansiyelinin 551 milyar metreküp ve  üretilebilir şeyl petrolünün ise 4.7 milyar varil olduğu biliniyor. Güneydoğu Anadolu bölgesinde Dadaş ve Trakya bölgesinde Hamitabat ve Mezardere’de araştırma kuyuları açıldı.

Öte yandan TPAO ve Shell ortaklığı kapsamında Diyarbakır’da Sarıbuğday-1 sahasında kaya gazı arama çalışmalarının başlatıldığını ve bu ortaklık kapsamında 5 kuyu açılacağını söyleyebilirim.  Bizim temennimiz sanayide kullanılan enerji maliyetini düşürecek bu enerji kaynağının en kısa zamanda değerlendirilmesidir. Böylece ülke sanayimizin olumsuz etkilenmesinden kurtaracaktır. 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner97

banner96

banner95

banner91

banner90

banner89