Öne Çıkanlar KPMG TÜRKİYE Sinem Cantürk ÇOSB Dijital Dönüşüm Merkezi Vahap Munyar Hürriyet Yayın Yönetmeni oldu ÇOSB Habertürk Bakış programı GİRAY DUDA

Bu yıl büyüme yüzde 9’un üstüne çıkabilir

GİRAY DUDA

Marmara Üniversitesi İşletme Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Burak Arzova, pandeminin dünya ekonomisine çok büyük zarar verdiğini belirtiyor. Prof. Arzova ile global ekonomideki pandemi etkisini, dünya çapındaki ve Türkiye’deki enflasyon ve büyüme sorunlarını konuştuk.

- Sayın Prof. Dr. Burak Arzova, Covid-19 pandemisinin bugünü ve yarını, dünya ekonomisinin de bugünü ve yarınını belirleyecek. Delta varyantı pek çok ülkeye kabus yaşatıyor. Pandemi ve aşılama faaliyetlerinin durumuyla ilgili gözleminiz nasıldır?

- Pandemi dönemi ABD Merkez Bankası FED’in Başkanı Powell’ın da dediği gibi modern çağda eşi benzeri görülmemiş bir felaket olarak adlandırılabilir. Bir yandan kaybedilen binlerce insan, diğer taraftan tüm ülke ekonomilerinin aynı anda durmasının getirdiği durgunluk. Pratikte tüm ekonomilerin aynı anda durduğunu hiç görmemiştik. Gelir yönünden dezavantajlı olanların krizden daha çok etkilendiği, sektörler açısından hizmetler sektörünün etkilerini hala yoğun olarak hissettiği bir dönemden geçtik ve geçiyoruz. Tıp insanlarının söylediği gibi, yavaşlayarak da olsa farklı farklı varyantlarla karşılaşacağız. Şimdi artık elimizde hastalıkla mücadele etmek için aşı, bilgi birikim ve donanım mevcut.

Delta Varyantı ne kadar hızlı yayılsa da, etkileri ne kadar yoğun olarak hissedilse de, aşılamanın vardığı sonuçlarla daha öncekilere göre daha az hasarla atlatılacak bir süreç.

ESKİSİ GİBİ KAPANMALAR OLMAZ

Ancak yine de dünyada hala aşılamaya ulaşamamış onlarca ülke mevcut. Ya da bir kısım ülkede aşılama faaliyetleri gerek aşıya ulaşımdaki güçlükler, gerekse de aşı karşıtlarının etkisiyle oldukça düşük düzeyde ilerliyor. Benim şahsi düşüncem, bundan sonra kapanmaların daha önceki görüldüğü şekliyle toptan bir ekonomik kapanma şeklinde olmayacağı. Aşılama hızı öncelikle gönüllülük ilkesi çerçevesinde artırılabilirse, sürecin çok daha kolay atlatılabileceğini düşünüyorum. Ancak şu bir gerçek ki, bazı sektörler özelinde (havacılık ve bu sektöre hizmet sağlayanlar açısından) pandemi öncesi dönemlere geri dönüş için minimum 5 yıl kadar bir süre gerekiyor. O nedenle her şey için çok iyimser olmak ne kadar gereksiz ise, kötümser olmak da mücadeleyi zayıflatıcı bir unsur olarak karşımızda duruyor.

IMF DEVLETLERE NAKİT DESTEĞİ SUNDU

- Pek çok ekonomist global çapta yeterli aşılama ve sonuçta sürü bağışıklığı olmadığı sürece dünya ekonomisinin sıkıntı yaşayacağı düşüncesini ortaya koyuyor. Sizce global boyutlarda bir aşılama mümkün olabilir mi veya böyle bir noktaya ne kadar sürede ulaşılabilir?

- Global boyutta bir aşılama şu niçin gözükmüyor? Ancak en yeni olarak IMF’in kendi bünyesindeki bir hesaplaşma birimi olarak adlandıracağımız SDR’lerin üye ülkelere kullandırıldığını gördük. IMF kendi tarihinde en yüksek miktarda parayı dağıttı. 650 milyar USD tutarındaki bu parayla amaçlanan, hem ülkelere nakit desteği verilmesi hem de aşıya ulaşamamış gelir düzeyi düşük ülkelere destek olunmasıydı. ABD başta olmak üzere başlıca büyük ekonomiler, aşıya hiç ulaşamamış ülkelere aşı desteğinde bulundular. Bir ara aşı telif haklarının açılması konusu gündeme gelmiş olsa da, bu aşıların üretimi için de yine yüksek teknoloji gerektiği için bu konudan hem ilaç şirketlerinin baskısı hem de üretimdeki pratik zorluk nedeniyle vaz geçildi. Daha düşük maliyetle aşıların üretilmesi ve başkaca ülkelerin de bu süreçte yer alması belki yakın gelecekte küresel bir aşılamayı mümkün kılabilir. Ancak, buradaki en büyük engellerden birisi hiç şüphesiz aşı karşıtları.

ÜLKELER ŞİMDİ ESKİSİNDEN DAHA BORÇLU

- Pandeminin dünyanın gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerine verdiği ekonomik ve mali zarar hangi boyutlarda? 2021 yılı, zararı telafi açısından başarılı bir çizgide ilerliyor mu?

- Ekonomik zararlar çok büyük. Daha önce de bahsettiğim gibi bu kriz tüm ekonomilerin aynı anda kapanmasına neden oldu. Ülkeler GSYH’larına oranla çok büyük oranlarda, kapanmadan zarar gören şirketlerine ve vatandaşlarına yardımda bulundular. Doğrudan gelir destekleri verildi dünyanın pek çok ülkesinde. Bu süreçte şirketlerine ve vatandaşlarına daha fazla sahip çıkan ülkeler ayrıştılar ki bu çok normal.

Verilen doğrudan gelir destekleri ile zaten varolan gelir eşitsizliğinin bu kriz döneminde daha da açılmaması amaçlandı.

PANDEMİ SONRASI YÜKSEK ENFLASYON TEHLİKESİ

Ülkeler açısından ekonomik kapanmalar neticesinde hem vergi gelirleri (yani bütçenin gelir ayağı) azaldı hem de verilen desteklerle (Bütçenin gider ayağı) borçlanıldı. Ülkeler şimdi artık eskisinden daha da borçlu. Evde kalınan dönemde sektörler arasında da ciddi farklar ortaya çıktı. İmalat sanayi ve hizmetler sektörü ciddi şekilde ayrıştı. Tüm dünyada imalat sanayinde işler göreceli olarak tüm diğer sektörlere göre daha iyi gitti. Ancak ekonomilerin geneline baktığımızda Pandemi öncesi döneme halen bir çok sektörün ve sektörler içerisinde alt birimlerin ulaşamadığını görüyoruz. 2021 yılına geldiğimizde yüksek büyümelerin olduğu bir yıl olarak hep hafızalarımızda kalacak. Esas durumunun ne olduğunu ise ancak 2022 ve 2023 yıllarında göreceğiz. Pandemi sonrasında bizi bekleyen en önemli tehlike yüksek enflasyon. Bazı ülkelerde bunun uzun süreceğini ancak yine de geçici olacağını görürken, bazı ülkelerde yüksek enflasyonun daha kalıcı hale geleceğini beraberce yaşayacağız.

GÖRÜLMEMİŞ BÜYÜMELER YAŞANIYOR

- 2021 yılı dünya ekonomisinin ilk 8 ayını değerlendirince neler söylemek istersiniz? Son 6 ay ve 2022 yılı başında nasıl bir manzara şimdiden gözüküyor?

- Aslında her şey aşılamanın seyrine bağlı. Aşıya çabuk ulaşan ve toplumun büyük kesimini aşılayan ülkelerde toparlanma erken başladı. Pandeminin 4. Dalgası olarak adlandırılan Delta Varyantı da ekonomilerin genel gidişatını etkileyecek. Ülkeler Pandemi sınırlamalarını gevşettikçe, ekonomik toparlanma da hız kazandı. Küresel ölçekte daha önce görülmemiş büyüme oranları ile karşı karşıyayız. Tabii ki bunun en önemli sebebi “baz etkisi”. Yani bir önceki yıl ekonomiler dibe vurdukları için, buradan her yükseliş keskin “V” şeklinde oldu. Yavaş yavaş bu büyüme oranlarının azalmaya başladığını ve daha yatay seyrettiğini göreceğiz. Yine de tam anlamıyla ekonomilerin küresel ölçekte Pandemi öncesine dönebilmesi ancak aşılamanın tüm ülkelerde belirli bir düzeye gelmesi ile mümkün. Şu an için bu çok kolay gözükmüyor.

DÜNYADA ENFLASYON BELLİ DÜZEYDE SÜRECEK

- Dünya ticaretinde pandemi döneminde yaşanan sıkıntılar, denizyollarındaki bunalım, konteyner krizi, hammadde temini güçlüğü, emtia fiyatlarındaki ciddi artışlar bir enflasyon dönemine girdiğimizi mi gösteriyor? ABD’deki enflasyon dikkat çekici yüksekliğe geldi. Siz enflasyondaki yükselişlerin geçici mi yoksa kalıcı mı olacağını düşünüyorsunuz. Hangi koşulların oluşmasıyla yeniden düşerek enflasyonsuz döneme girilir?

- Pandemi dönemi boyunca insanlar evde kaldılar. Bazı temel ihtiyaçlar dışında, evde geçirilen zaman evin genel durumunun düzeltilmesine harcandı. Mobilya ve Beyaz Eşya sektörleri daha az yara alan sektörler oldular. Ancak yine de büyük bir talep ötelenmesi oldu. Amerika gibi ülkelerde bireylere verilen gelir destekleri ise önemli bir gelir birikimine neden oldu. Pandemi sonrasında kısıtlamalar kalkınca hemen hemen tüm mal ve hizmetlere yüksek talepler geldi. Bir taraftan talep mevcutken, örneğin otomotiv ve elektronik sektörü gibi sektörler ise arz kısıntıları nedeniyle bu yüksek talebi karşılayamaz hale gelince, hem bir taraftan talep enflasyonu, diğer taraftan arz kaynaklı enflasyon ile karşılaşıldı. Emtia fiyatlarındaki küresel ölçekte artışlar ise maliyet enflasyonunu körükledi. Benim düşüncem, ABD özelinde bu enflasyonun beklenenden uzun süreceği ancak arz ve talep dengelenmesi ile yüzde 2 civarında dengeye kavuşacağı yönünde. Enflasyonsuz dönem gelişmiş ekonomilerin durması demek. Bence buna müsaade edilmeyecek ancak düşük enflasyonun yükselmemesi için de tüm para politikası araçlarını kararlılıkla uygulayacaklardır.

KRONİK ENFLASYON ALIM GÜCÜMÜZÜ DÜŞÜRDÜ

- İsterseniz buradan Türkiye’deki enflasyona geçelim. Resmi rakamlarla açıklanan tüketici fiyatları bile çok yüksek. Enflasyonun düşüş eğilimine girmesi için neler gerekli ülkemizde?

- Türkiye’de enflasyon kronik bir sorun. Son 4 yılın ortalaması kabaca yüzde 13 civarında. Her yıl yüzde 13 resmi rakamlara göre fiyat artışı biniyor mal ve hizmet ortalamalarına. Üstelik bir yandan da hayat pahalılığı mevcut. Kronik yüksek enflasyon ülkenin tüm fertlerinin alım gücünü düşürdü. Özetle en zenginimiz bile fakirleşti. Bunun sürdürülebilir bir durum olmadığını söylemeye gerek yok.

Enflasyon ile topyekün mücadele etmek gerekiyor. Bu sadece TCMB’nin tek başına yapabileceği bir husus değil. Kamunun da özellikle yaptığı zamlarda Merkez Bankası tarafından hedeflenen ölçüde zam yapması, hem enflasyon hedefine olan inancın sağlanması hem de özel sektörün de bu ölçülerde zam yapabilmesi temel şart. Ancak bunun böyle olmadığını görüyoruz. Enflasyon ile ancak sıkı para politikası ile mücadele edebiliriz. Bunun için de siyasi otoritenin TCMB’ye tam destek vermesi gerekiyor. Atılacak adımlar sert olacaktır ama düşük enflasyon hedefi için bunlar gerekli. Şu an için enflasyon sanki kontrol altında değilmiş görüntüsü var ki bence en tehlikeli olan hususlardan biri de bu.

ENFLASYON DÜŞÜNCE FAİZLER İNDİRİLMELİ

- Doğal olarak enflasyon deyince aklımıza gelen faiz oranlarıyla ilgili önümüzdeki aylar için beklentileriniz nasıldır?

- Enflasyonun baz etkisi nedeniyle düşmesi ancak Ekim ayında mümkün olacak. Ancak burada bir ay düşüp diğer ay artması değil bizim baktığımız. Enflasyonda kalıcı olarak iyileşme görülmesi lazım. Yani alt endekslerde düşüş ve düşmenin devamı, ana endekste yine düşüş ve düşüş ivmesinin devamı görülmeli. Ancak bu şartlarda bir faiz indirimi gelmeli. Daha önce de gördük ve hatta test ettik. Enflasyon kalıcı olarak düşürülmeden, faizlerin yapay yollarla indirilmesi, sonrasında kur ataklarına, kur atakları maliyet enflasyonuna, maliyet enflasyonu da fiyatlar genel düzeyinin daha da yükselmesine neden oluyor. Sonrasında yine faiz artışı ile karşılaşıyoruz. Ekonomi canlansın diye çıktığımız yolda elimizde yüksek kur, yüksek faiz ve yüksek enflasyon kalıyor.

Oysa konu çok basit. Enflasyon temel belirleyici. Enflasyon düştükten sonra ancak faizleri düşürebiliriz. Ekonomide rekabet eksikliğinden dolayı üretim artışı amaçlı faiz indirimleri fiyatlara tam yansımıyor. Bir diğer önemli husus, işletmelerimizin işletme sermayesi sorunu olduğu için, faiz indirimi ile alınan krediler büyüme ya da yenileme yatırımlarına gitmek yerine, işletme sermayesinin döndürülmesine harcanıyor. Maliyeti çok düşürdüğünüzde halk yeniden enflasyonun artacağını ve kurun yükseleceğini çok iyi bildiği için, aldığı düşük faizli krediyi hemen dolara ya da altına yatırıyor. Bu oyunda hep kazançlı çıkan, elindeki parayı dolar ya da altına yatıran olduğu için her seferinde aynı şeyler denenip, aynı sonuçlar alınıyor.

ÜFE’NİN GEÇİŞKENLİĞİ SÜREKLİ OLACAK

- Bu arada çok yüksek düzeydeki üretici fiyatları endeksi gerçeği var. ÜFE’nin bu kadar yüksek olması üreticiler açısından ne gibi sorunlara yol açar? Tüketici fiyatlarına hangi oranda ve hangi sürede yansır? Sizin 2021 yılı enflasyon tahminleriniz nedir?

- Üretici Fiyatları ile Tüketici Fiyatları arasındaki fark endeks tarihinden bu yana en yüksek düzeyde. Üretici fiyatlarından geçişkenlik yaklaşık yüzde 30 ila yüzde 40 düzeyinde. Yine bu geçişkenlik 6 ay kadar sürüyor. Ancak burada iki husus var dikkat edilmesi gereken. Birincisi Türkiye’de yüksek enflasyon süreci olduğu için talebin yükseldiği her an ÜFE geçişkenliği için bir fırsat ve tahminlerden ya da beklenenden hem daha hızlı hem de daha yüksek oranda bir geçişkenlik olabilir. İkincisi ise ÜFE de henüz bir azalma yok. Her ay üstüne koyarak devam eden bir ÜFE ile karşı karşıyayız. Bu da ÜFE’nin geçişkenliğinin sürekli olması anlamına geliyor. Neticede cirosu düşmüş, aylarca çalışamamış sektörlerin bu yüksek maliyetleri kendinde taşıyabilmesi mümkün değil. Zaten kanımca, Türkiye’nin temel enflasyon sorunu maliyet kaynaklı. O nedenle maliyet enflasyonuna yönelik kur artışının ne kadar hayati ne kadar tehlikeli olduğunu artık görüp, fark etmemiz gerekiyor.

BÜYÜME YÜZDE 9’U GEÇEBİLİR

- Öte yandan önemli bir büyüme ile karşı karşıyayız. Ekonomi kurmayları Türkiye için yüzde 7’nin üstünde yıllık büyüme olacağını beyan ettiler. İhracat-ithalat, kur, turizm gelirleri, cari açık açısından ayrı ayrı değerlendirerek yıllık büyüme tahmininizi alabilir miyiz?

- Bu yıl Türkiye’nin yüksek bir büyüme gerçekleştireceğinden hiç şüphe yok. Bu yüksek büyümenin en büyük kısmı geçen yıla göre yüzde 21.7 ile 2. Çeyrekten geldi. Bir önceki yıl 2. Çeyrekte yüzde 10.4’lük büyük bir daralma olduğundan, bu çeyrekteki baz etkisi güçlü büyümeye neden olacak. Üstelik ihracat destekli imalat sanayinde yüksek bir ivme var ve çok şükür bu devam ediyor. O nedenle yıl sonu itibariyle yüzde 9 dan fazla bir büyüme gelirse hiç şaşırtıcı olmayacaktır. Ancak tabii ki bu büyüme sürdürülebilir değil. Esas önemli olan 2022 yılında nasıl bir büyüme olacağı. Bence artık buna odaklanılması gerekiyor.

YAPISAL REFORMLAR ŞART

- Türkiye ekonomisinin temel göstergelerinin uygun düzeye gerilemesi, doğrudan yabancı yatırımları çekebilmesi için ne tür önlemler alınması ve düzenlemeler yapılması gerektiğini düşünüyorsunuz?

- Türkiye’de ekonominin sorunları sadece ekonomi ile sınırlı değil. Yapısal reformlar şart. Bu yapısal reformlar arasında en önemlileri bireysel hak ve özgürlüklere ilişkin reformlar ile herkes için eşit adalete yönelik yargı reformları.

Bunlarla birlikte alınan ekonomik kararlarda sabırlı olmak ve yarını bugüne feda etmemek gerekiyor. Yabancı yatırımcının gelmesi için bunlar olmazsa olmazlar. Yoksa her alınan ekonomik karar günü kurtarmak için yapılıyor ve ilerlemeye imkan tanımıyor.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner97

banner96

banner95

banner91

banner90

banner89