Öne Çıkanlar Çerkezköy OSB KPMG TÜRKİYE Sinem Cantürk Dijital korsanlığın maliyeti 400 milyar dolar Doç. Dr. İzak Atiyas Arçelik Üretim Koordinatörü Alp Karahasanoğlu

Bu yılın ikinci çeyreğinde toparlanma bekliyorum

GİRAY DUDA

Türkiye’nin önde gelen ekonomi uzmanlarından birisi olan Piri Reis Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Erhan Aslanoğlu ile her yeni yıl başında tekrar ettiğimiz ekonomi söyleşilerinden birisini yaptık. 2020’yi değerlendiren ve 2021’e ilişkin öngörülerini paylaşan Prof. Dr. Aslanoğlu, Türkiye’nin olası bir finans krizi tehlikesiyle karşı karşıya kaldığını belirterek önümüzdeki aylara ilişkin beklenti ve değerlendirmelerini ayrıntılarıyla anlattı.

- Sayın Erhan Aslanoğlu, şu anda televizyon kanallarında bir şirketin reklamı yayınlanıyor. Adı şöyle: BİGİT 2020! Çok kötü bir yıldı değil mi 2020 yılı?

- 2020 yılının başında bir iki ekonomik olumsuzluk yaşandı ama Kovid-19 pandemisinin etkilerinin yanında onları tamamen unuttuk bile. Ekonomik alanda konuşulacak ilk konu dünyada büyüme bakımından tarihi bir daralma yaşanmasıdır. Bunun da çok yüksek borçluluğun olduğu bir dönemde yaşanması risk algısının daha da yükselmesine neden oldu. 255 trilyon dolar borçla girdiğimiz 2020 yılı biterken borç miktarı 280 trilyon doları geçti. Tabii ki dünyanın üretimi de oldukça azaldı. O açıdan bir finansal krizin çanları çok çalmaya başladı. Şu anda reel sektörün sorunları var ama borçlar ödenemezse bu finans sektörünün sorunu haline gelecek. Yılı bu kaygıyla geçirdik.

MAYIS-HAZİRAN UMUDU

Benim gördüğüm risk temel daralma ve bunun yüksek borçla olması. Bu durum, borcun geri ödenebilmesini azaltan bir gelişme. Tünelin ucunda ışığın görünüyor olması piyasaları ayakta tutuyor. Bol para, likidite ve bu iş bitecek senaryosu. Yoksa bu borçların ödenmesi çok daha ön planda olacak. 2020’yi bu şekilde tamamlıyoruz. 2021’in Mayıs-Haziran aylarında bir toparlanma olacak beklentisiyle yeni yıla başlıyoruz.

KOVİD’DE TERS U’YU GÖRMELİYİZ

- Dünyamızda şu anda her şey Koronavirüse bağlı. Onu yenersek, yeterli aşılama yaparsak, virüsü etkisiz hale getirirsek olağan ekonomiyi konuşabiliriz. Koronavirüsten kurtulamazsak ekonomide yine global olumsuzluklardan ve sıkıntılardan söz edip duracağız.

- Aynen öyle. Ben şöyle diyorum. Biliyorsunuz ekonomide U şeklinde veya V şeklinde çıkışlardan söz ediliyor. Eğer Kovid’de ters U veya ters V grafiğini göremezsek ekonomide diğer grafikleri beklememiz doğru olmaz. Bu şekli görmemiz lazım ve şimdi göreceğimizi fiyatlıyoruz. Aşıların onları tersine çevireceğini düşünüyoruz. İnşallah öyle olur. Eğer olmazsa işimiz çok zor.

PANDEMİLERİN 2-3 YILLIK ETKİLERİ OLUYOR

- Şu senaryo sizin için, piyasalar için geçerli midir? Şu anda kimi ülkelerde aşılar yapılmaya başlandı. Türkiye’de de Ocak sonunda yapılmasını bekliyoruz. Ocak-Şubat-Mart ayları dünya çapında aşılamayla geçecek. Ülkemizde bu dönemde Çin ve Alman aşılarına başlandıktan sonra, Nisan ayından itibaren Türkiye’de üretilen yerli aşıların devreye girmesi gibi bir yol haritası çiziliyor. Açıklamalardan böyle bir tablo ortaya çıktı. Siz ne dersiniz?

- Ben de yapılan açıklamaları böyle okuyorum. Ancak tıp dünyası, yüzde 60-70’lik sürü bağışıklığını hedefliyor. Bütün dünya aşılanmadan yine herkes için risk olacak. Aşının yan etkileri olup olmayacağını da bilmiyoruz. Şu anda bence en stresli zamanlardayız. Eğer aşılama beklendiği gibi gider ve etkili olursa bu stres birkaç aya azalır. Her şey yavaş yavaş normalleşmeye başlar. Benim de kabul ettiğim baz senaryo bu şekilde.

Turizm, havacılık gibi sektörlerin normal hale gelmesinin 2022 ilkbaharını bulacağını tahmin ediyorum. Pandemilerin 2-3 yıllık ciddi etkileri, ömürleri oluyor. Bir turizm hareketi için önce karar verilmesi, planlanması, rezervasyon yaptırılması ve sokağa güvenle adım atılması zaman alacak gibi gözüküyor. Pandemide dünya baharda daha 1.5 yılı tamamlamış olacak. Tabii ki aşılar çok güçlü biçimde devreye girecekler ama ben 2021 içinde de stresin devam edeceğini düşünüyorum. Yine de bugüne göre daha az olacak inşallah.

İŞ GEZİLERİ KALICI HASAR GÖRDÜ

- Ulaşım, havacılık, turizm gibi hizmet sektörlerinde, iyi bir aşılanma olursa Haziran ayından itibaren bir düzelme ihtimali olduğu belirtiliyor, siz ne diyorsunuz?

- Katılıyorum, evet doğru. Turizm sektörü daha çok ön rezervasyonlarla ayakta kalır. Last Minute, son dakika organizasyonlarıyla bu yıl çalışacak. İnsanlar Mayıs-Haziran gibi plan yapacak ve yaz aylarında tatile gidecekler. Eğitim bu yıl olması gerektiği gibi yapılamadı. Planlı bir aşılama ile hedeflenen sürü bağışıklığı olursa muhtemelen Eylül’de okullar yeniden açılacak. Yani turizm birkaç ayın içine sıkışıp kalacak.

Business travel yani iş gezileri de bu pandemiden kalıcı hasar gördü. İş gezilerinin tamamen biteceğini söyleyemeyiz ama eskiden üç kere giden şimdi bir kere gidecek. Toparlanma olacak ama yine de bütün sektörü ayakta tutabilecek kadar değil. Otellerin bir kısmının el değiştirmesini, kapanmasını, birleşmeleri sıkça göreceğiz. Bunlara hazırlıklı olmak gerekiyor. O sektörün toparlanmak için bir iki yılı var. İkinci yarıda bir nakit akışı olacağını söyleyebiliriz. İlk altı ayı geçirebilenlerin şansı daha çok olacak.

HAVAYOLLARINA DESTEK GEREKLİ

- Hasarın büyüklüğünü herhalde 2021 sonuna doğru görebileceğiz değil mi? Dev havayolu şirketleri batacak duruma geldi.

- Evet gerçek zarar yıl sonunda ortaya çıkacak. Havayolu şirketleri boş uçaklar uçurmak zorunda kalıyorlar. En azından bir buçuk yıl çok ciddi sübvansiyona ihtiyaçları var. Şunu da söyleyeyim ki turizm yakın zamanlarda birçok şok atlatmıştır. Saldırılar, terör eylemleri turizmi bölgesel veya genel olarak, kısa veya uzun süreli etkilemiştir. Ancak insanlar yine de gezecek ve birkaç yıl sonra zevk için yapılan uluslararası seyahatler yeniden olacaktır. Turizmin ana trendinin çok değişeceğini zannetmiyorum. Süre olarak bu yıl olmaz da birkaç yıla yayılabilir.

İÇ TURİZM YİNE HAREKETLİ OLUR

- İç turizmde geçen yılki bereketi muhtemelen yine görürüz. Kurban Bayramında ülkenin tüm sahilleri tıklım tıklım dolmuştu.

- Geçen yıl bile oldukça hareketli olan iç turizmin doğal olarak bu yıl da hareketli olmasını bekleriz. Bu sene cesaret daha da artar. Döviz getirici nitelikteki havayolu şirketleri ve büyük dev oteller açısından ise riskin devam edeceğini düşünüyorum.

2020’DE BÜYÜME YÜZDE 1-1.5

- Türkiye’ye gelirsek en öncelikli olarak konuşmamız gereken konu, dünyada olduğu gibi büyüme oranları olacak. Sizin 2020 yılı ve 2021 yılı büyüme tahminleriniz nelerdir?

-2020’nin son çeyreğinde yüzde 3-4 gibi bir büyüme yaşayacağımızı, yıllık büyümemizin ise 1’in biraz üstünde 1-1.5 arasında olacağını tahmin ediyorum. 2021’in ilk çeyreğinde ya çok düşük, yani sıfıra yakın veya eksi büyüme ile karşılaşacağımızı düşünüyorum. Pandemi ve aşılar bu döneme damgasını vuracak ama eksi olma durumu oldukça yüksek bir ihtimal. 2020’nin ilk çeyreğinde büyümemiz 4.5 idi ve baz etkisi bu nedenle negatif çalışacak. Bu nedenle 2021’in ilk çeyrek büyümesinin eksi çıkması olasılığı bana yakın geliyor. İkinci çeyrek de yavaş olur ama diğer çeyreklerdeki büyüme ile 2021 yılı büyüme tahminim yüzde 4 dolayında olacağı şeklinde.

2021’DE YÜZDE 4 OLUR

- Böyle gerçekleşecek bir büyüme oranı, bu kadar kötü bir ortamdan çıktıktan sonra fena da sayılmaz aslında.

- Evet, doğru. Yılın ikinci yarısındaki toparlanma ile yıllık yüzde 3-4 dolayında bir büyüme beklentim var. Ben 4’ü telaffuz etmeyi tercih ediyorum.

FAİZ ARTIŞLARI DOĞRU KARAR

- Bizim için oldukça sıcak bir konuya, Merkez Bankası’nın faizleri 2 puan artırarak yüzde 17’ye çekmesine gelelim. Yüzde 14’lük bir enflasyon var ve reel faizler de 3 puan dolayında. Piyasalar son artırımı 1.5 olarak bekliyordu, sizin beklentiniz neydi?

- Benim tahminim de 2 puandı ve doğal olarak bu karar sürpriz olmadı. Merkez Bankası Başkanı Naci Ağbal’ın geçen haftaki konuşmasında ‘Kur, enflasyonun en önemli nedenidir’ vurgusu ve biraz da piyasanın önünde gitme gayreti beklentinin üzerine çıkacağının işaretini veriyordu. Bence doğru bir karar. Şu an için Merkez Bankası’nın son iki aydır doğru işler yaptığını ve sonuçlarının da olumlu olacağını düşünüyorum. Ama bu konumunu korumasının kalıcı olması gerekir. Hatta bence Ocak, Şubat aylarında bile faiz artırım ihtiyacı olarak. Enflasyon yüksek gelecek ve ben bir ya da iki kez daha faiz artırılacağı kanaatindeyim. Mevduat faizlerinin, yerlileri ikna etmek için biraz daha yükselmesi gerekiyor. Öyle gözüküyor.

COŞKULU DÖVİZ ÇIKIŞI YOK

- Dolardan TL’ye dönüş hareketlenmesi henüz izlenmiyor değil mi?

- Evet, henüz gözükmüyor. Ben son 10 gündür hız kestiği düşüncesindeyim ama yine şu andaki rakamlarda dövizden coşkulu çıkış yok. Zaten beklememek lazım. En kritik olan döviz tevdiat hesapları talebinin artmaması. Bu bile önemli ama düşmesi de gerekiyor. Merkez Bankası’nın döviz alması lazım. O yüzden yönü saptırmaya çalışacak ve saptırıncaya kadar da faiz artırmaya devam edecek diye düşünüyorum.

YÜZDE 15-16’LAR BİZİ BEKLİYOR

- Aralık ayı Tüketici Fiyatları Endeksi (TÜFE) aylık bazda 1.25, yıllık bazda ise 14.6 artış gösterdi. Bu rakamların 2021 yılına etkileri nasıl olur?

- Demek ki 2021 yılına 14.6 gibi bir rakamla başlıyoruz. Şubatta özellikle 15’leri görebiliriz diye düşünüyorum. Şubat ayı kritik olacak. Birkaç ay yüzde 15-16’lar düzeyinde enflasyon bizi bekliyor.

YENİ FAİZ ARTIRIMLARI OLABİLİR

- Bugüne paralel olarak enflasyonun 3 puan üstündeki bir faiz için yeni artırımlara gerek olacak.

- Evet, 100 ya da 200 baz puanlık faiz artırımlarına ihtiyaç duyulabilir. Belki de bu faizler 20’leri bulacak. Çünkü ben gelecek ay uluslararası piyasaların türbülanslı gideceğini, Kovid-19 kaygısının artacağını ve bunun ciddi stres yaratacağını düşünüyorum.

DAHA YÜKSEK FAİZ KAYGI YARATIRDI

- Merkez Bankası faizleri yüzde 17’ye değil de şaşırtıcı biçimde yüzde 19-20’lere şimdiden çekseydi, işe yaramaz mıydı?

- O zaman şöyle bir sinyal algılanırdı: Demek ki durum çok kötü, diye düşünürdü piyasalar. Birden böyle bir yüksek faiz artışı kaygıları artırabilirdi. Burada önemli olan beklentileri de yönetebilmek. Merkezin sonraki işini zorlaştırırdı. Bununla bile bastıramazsa bu kez 20-25 beklentileri doğurur ve o da başka bir tehlike yaratırdı büyüme açısından.

UZUN VADELİ BORÇLANMA

- Biraz sıkıntılı bir durumda olduğumuz ortada gözüküyor. Bir yandan kur çok yükseklere tırmandı. Diğer yandan enflasyona göre baktığımızda faizler çok yüksek olmasa da düşük olduğu da söylenemez. Doğal olarak kredi faizleri de yükseliyor. Talebin düşük olduğu dar bir piyasada ödemeler de olumsuz etkileniyor.

- Aynen öyle bir durumdayız. Dolayısıyla kur riskinden kredi ve faiz riskine doğru kayıyoruz şu anda. Şirketlerin faiz riski, bankaların kredi riski artıyor. Bankaların faiz riski de artıyor. Önümüzdeki aylarda kurdan ziyade kredi ve faiz riskini konuşacağız. Şirketlerin bu dönemi iyi yönetmesi lazım. Uzun vadeli borçlanmaması, olabildiğince kısa vadeli borçla ödemelerini döndürmesi, yeni yatırımlar için acele etmemesi gerekiyor.

REFORM GÜNDEMİ ÖNEMLİ

- Elbette toparlanma sadece kur, faiz düzenlemeleriyle olmayacak. Bunların dışında alınması gereken çok önemli diğer önlem, karar, reform ve düzenlemeler nelerdir?

- Ekonominin ana parametresi döviz kuru ise kuru etkileyen faizler var, cari açık ve beklentiler var. Merkez Bankası faizle ilgili adım atıyor veya en azından şu ana kadar attı. Bunun sonucu olarak büyüme yavaşlayacak ve cari açık önümüzdeki aylarda azalacak. Kuru etkileyecek üçüncü maddemiz olan beklentilerin içine çok şey giriyor. Özellikle ekonomi ve ekonomi dışı reform gündemi önemli. Hukuk, yargı, eğitim, şeffaflık, demokratikleşme gibi reform gündemiyle ilgili ilerlemeye ihtiyaç var. Çünkü piyasa bunların olacağını da fiyatlamanın içine soktu. Yatırımcının ilgisini çekmek açısından somut adımlar atılması gerekiyor. Türkiye’nin buna ihtiyacı var. Bu olacak mı bunu izleyeceğiz.

Bir taraftan ekonomiye ilişkin reformlar, diğer taraftan ekonomi dışı reformların beklentisindeyiz. Cari açık meselesini çözecek, ihracatı artıracak, ileri sanayi planı, daha değişik şeylere ihtiyaç var. Her yıl aynı soruna değiniyorum, bence teşvikler dışında Türkiye’nin stratejik sanayi planlarıyla yüksek teknolojiye geçmesini sağlayacak şeylere ihtiyaç var. Türkiye’nin yenilenebilir enerji ve yüksek teknolojiye geçen bir dönüşüme planlı bir biçimde geçişe ihtiyacı var. Bize minimum 10 sene sonrasını gösterecek stratejik vizyona ihtiyaç var. Bu olmadan bir ayağı eksik kalır.

İkinci ayağı da ekonomi dışı reformlar oluşturuyor. Bunlar olmadan kurdaki baskı kalkmayacak. Çünkü 2013 sonrası reel kur endekslerinin düşüşü sadece faiz ve cari açıktan kaynaklanmadı. O yüzden çözüm de oralardan geçiyor.

PİYASALARIN KREDİSİ YAZA KADAR

- Uluslararası alanda o güvenin verilmesi gerekiyor ama bu yolda atılmış adımları da henüz göremedik değil mi?

- Orada henüz bir ışık göremiyoruz. Yakından izleyeceğiz. 2021’in 3-4 ayının geçmesini de beklemek gerekir bence. Amerika-Türkiye ve Avrupa-Türkiye ilişkilerinin seyri de burada çok önemli olacak. O yüzde Biden’ın göreve gelmesinden sonraki süreçte yaşanacaklar da her şeyi etkileyecek. Bence piyasalar, Kovidin aşılama dönemi olduğu için de ilkbahar aylarına kadar bir süreye kredi verebilir. Ancak reform düzenlemeleri ilkbahar ve yazı da geçerse göstergeler yeniden negatife döner, stres artar.

BEŞ-ALTI AY SABIR

- Yapılacakların altı ay içinde ortaya konulması çok büyük önem kazanıyor bu koşullarda.

- Elbette. Zaten bir ay içinde bir şey beklememek lazım. Bence piyasa bu ortamda 5-6 aylık kredi açmış durumda. Ana resmi görmek için 5-6 ay sabretmek lazım.

ÇİN DÜNYA LİDERLİĞİNE GÖZ KOYDU

- Hocam bir de Çin’i konuşalım. Dünyanın her ülkesi büyük sıkıntı yaşarken pandeminin başladığı Çin’in böyle bir derdi yok. Bir kenara çekilmiş kendi işini yürütüyor. Kovid-19’la ilgili bir sorun kalmadığını açıklıyor ve bunun tersini söyleyen de yok. Pandemi Çinlileri etkilese bunu duyardık, bilirdik. Öte yandan Aralık ayı içinde, ABD bugüne kadarki en büyük vaka ve ölüm sayısını açıkladı. O müthiş Amerika koronavirüs karşısında yere serilmiş durumda. İnanılır gibi değil. Son dönemin Nostradamus’u olarak açıklanan kör kahin Baba Vanga da 2021 yılının Ejderha Yılı olacağını söylemiş. Herkes başının derdine düşmüşken Çin dünyanın hakimi mi olacak?

- Evet, Çin çok sessiz gidiyor. Pandemi konusunda da çok başarılı gözüküyorlar. Büyüyen bir ekonomi devam ediyor. Çin Komünist Partisi’nin son genel kurulunda iki büyük karar aldılar. Birincisi, teknolojide tamamen kendilerine yeten ülke olmayı planladılar. Çin kafaya koyduğunu yapıyor gözüküyor. Bir de çevre ve iklim konusunda hassasiyetleri arttı. Bunlarla Çin dışsal etkilere karşı daha dayanıklı olduğunu gösteriyor. Amerika’nın çok büyük bir sıkıntı yaşadığı kesin. Biden biraz toparlamaya çalışacak ama nasıl başa çıkabilecek belli değil. Bu travma kolay kolay geçmez. Amerika’nın gücünü çok sorgulatan şeyler yaşıyoruz şu anda.

ÇİN’İN DİJİTAL PARASI YAYILACAK

Dünya çok dinamik ve Çin dünya liderliğine göz koymuş durumda. Biliyorsunuz Bölgesel Kapsamlı Ekonomik Ortaklık (Regional Comprehensive Economic Partnership) adlı serbest ticaret anlaşması imzalandı. Aralarında Güney Kore, Japonya ve Çin’in de olduğu 15 ülkenin imzası var anlaşmada. Çin’in buradaki hamlesi dijital para konusunda olacak. Çin’in dijital parasının dünyada yaygınlaştığını görme ihtimalimiz artıyor. Böyle bir senaryo Amerika için çok daha sıkıntı yaratacak bence. Çin bunu başarırsa çok şey değişir. Dolar rezerv para özelliğini kaybederse asıl o büyük tehlike Amerika için.

MARSHALL PLANI GİBİ Şİ PLANI

- Zaten Çin aşısı da onun benzeri bir durum. Türkiye ve dünyanın birçok ülkesi Çin aşısı yaptıracak. Çin’in İkinci Dünya Savaşı sonrasındaki ABD gibi ortaya çıkıp herkese aşı vs. yardımı yapıp, “Ben sizin için buradayım. Dünya bana emanet” mesajı vermesi oldukça mümkün değil mi?

- Yani Marshall Planı Çin’in İpekyolu Projesinden gelebilir. Siz İkinci Dünya Savaşı sonrası benzetmesi yapmıştınız. O zamanki Marshall Planı şimdi Şi Planı mı olur bilmiyorum. Evet, ABD’nin yaptığını yapabilecek durumda. Tam yapamasa bile sahada büyük bir etkinlik alanı kapabilir. Amerika ve Kanada’ya bakın, kendi ihtiyaçlarının birkaç katı aşı alıyorlar. Öte yandan aşı bekleyen milyarlarca kişi ve sayısız ülke var. Bu ortamda Çin’in yardımsever davranışı ileri etkisini bir veya birkaç şekilde gösterir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner90

banner89

banner88

banner87

banner86

banner85