Öne Çıkanlar Global Sanayici GİRAY DUDA KPMG Hilal Ünalmış Arakelyan

Çin’de ticarete yerli partnerle başlayın

Giray DUDA

Türk-Çin Sanayici ve İşadamları Derneği (TÜÇSİAD), iki ülke girişimci ve yatırımcılarının önündeki iş olanaklarını büyütmek, iş fırsatları hakkında yatırımcıları bilgilendirmek için çeşitli faaliyetlerde bulunmayı amaçlayan İstanbul merkezli bir sivil toplum kuruluşu. TÜÇSİAD Başkanı Murat Sungurlu ile TÜÇSİAD’ın sanayici ve işadamları için yaptığı çalışmaları, Çin’de başarılı ticaret yapmanın ipuçlarını konuştuk.

 

TURİSTİK AMAÇLI GEZİLERLE BAŞLADIM

 

- Sayın Sungurlu, dernek faaliyetlerine geçmeden önce sizi bir işadamı olarak tanıyalım. 

- Ben Ankara doğumluyum. Ticaretin gerekleri ve şartlarından dolayı 2001’de İstanbul’a yerleştim. Hala Ankara’da devam eden işlerimiz ve burada da değişik alanlarda faaliyet gösteren şirketlerimiz, ortaklıklarımız var. Çok uzun zamandır çocukluğumdan dolayı Çin’e gidip geliyorum. Turistik amaçlı gezilerle başladım ve sonra iş ticarete dönüldü.

Aslen Kayserilim, Kayserili olduğumdan dolayı da okuma hayatımda hem lisede hem de üniversitede ticaret yapıyordum. Ticareti yakından takip ediyorduk. Çin’le çok uzun yıllardır dostluklarımız var. Benim gibi Çin’le ticaret yapan çok sayıda Türk var. Çin’deki fuarlara her gidişinizde çok fazla Türk görebiliyorsunuz.

Sivil toplum kuruluşlarının toplumda, ekonomide, siyasette önemine inanmış biri olarak bu konuda bir boşluk gördük. Çin ile Türkiye arasında özellikle işadamları derneği, örgütü yoktu. Biz de 2006’da TÜÇSİAD’ı kurduk. Şu anda yeni üyeler yapalım, üye sayımız artsın diye de bir çabamız yok.

 

DERNEĞİN BÜYÜME POTANSİYELİ VAR

 

- Neden yok?

- Bunlar gönül işi. Buna vakit ve para harcamak gerekiyor. İş ne kadar büyürse, lokma ne kadar büyürse çiğnemesi de o kadar zor oluyor. Biz bir takım icraatlar yapmak için de sayının çok fazla olması gerektiğine inanmıyoruz. Kontrol edebileceğimiz bir üye sayısı faydalı olur. Üye yaptığınız zaman üyeye de belli bir hizmet vermeniz lazım. Bunu organize edemezseniz üyelerinize karşı mahcup olursunuz gibi bir düşünce de var bende. Benden sonra başka birisi gelir, hakikaten vakit harcayabilir ve daha da büyütebilir, böyle bir potansiyel var.

 

Şİ CİNPİNG HEYETLERİ AZALTTI

 

- Çin’le ticaret kapsamında çok yoğun bir ziyaret trafiğiniz olduğunu görüyoruz.

- Çin hem nüfus hem de ekonomik olarak çok büyük bir ülke. Bundan bir-iki yıl önce, şimdiki Çin devlet başkanı Şi Cinping göreve gelmeden çok ciddi geziler, seyahatler vardı, bütün dünyaya ve Çin’e heyetler gidiyordu. Şi Cinping heyetleri biraz azalttı. Bir takım yolsuzları, hukuksuzlukları ortaya çıkardı. Bunları gerçekleştirmeden önce bize her hafta heyetler gelirdi, onları karşılamaktan ve ağırlamaktan yorulmuştuk. 1 milyardan fazla nüfustan bahsediyoruz. Bir tek eyalet Türkiye’den çok daha büyük,  hem nüfus hem de ekonomi olarak.

 

ONAYLANMIŞ İLK KURULUŞUZ

Dolayısıyla biz de elimizden geldiği kadar hedefi vuracak birkaç program yaptık. Konsolos ve büyükelçiyle ilişkilerimiz çok iyi. Derneğimizin bir özelliği de, TÜSİAD’tan tutun da diğer derneklere kadar temsilcilikleri var ama biz oradaki resmi kurumlarca onaylanmış ilk kurulmuş Türk-Çin İşadamları Derneğiyiz. Orada arkadaşlarımız var. Şangay ofisimiz var. Ticaret deyince akla Şangay geliyor. Arkadaşlar gündemi ekonomiyi, siyaseti birebir yaşayıp bize aktarıyorlar. Orada 3 arkadaş var. Onlar bize birebir veri akışı yapıyorlar. Oradaki ilişkilerimiz çok iyi. Sanayi odaları, belediye başkanı, valiyle olsun ilişkilerimiz çok iyi. Bu ilişkilerden tüm arkadaşlarımız istifade ediyor.

Biz, suistimal edilmediği sürece buradan bizimle irtibata geçen işadamlarına elimizden geldiği kadar yardımcı oluyoruz. Dil bilmeyen kişiler bizden tercümanlık istiyorlar ama biz bunu yapmıyoruz. Belli bir ücret karşılığında size her türlü hizmeti veren firmalar var. Biz de onlara yönlendiriyoruz. Zaten Çin ile iş yapmak isteyenler böyle bir yol izlemelidir.

 

ÇİN VE HİNDİSTAN’A YOĞUNLAŞMALIYIZ

 

- Odalar Birliği’nin, TÜSİAD’ın şubeleri var değil mi? Ayrıca ticaret ataşelikleri de herhalde görev yapıyordur.

- Ticaret ataşeliğimiz de, DEİK de var. İstenilen seviyede değil ama verimli. Kalkınma Ajansı kuruldu, onlar da orada varlar. Maalesef şu andaki ekonomik verilerle 2023’teki ihracat hedeflerini yakalamamızın çok kolay olmadığı görülüyor. Artık hayal gibi geliyor. Ben tüm resmi konuşmalarımda söyledim. Çin ve Hindistan’a yaptığımız ihracatı yükseltmemiz lazım. Eskiye göre daha iyi bir iyileşme var. En son aldığım verilerde 25 milyar dolarlık ithalat, 3.6 milyar dolarlık da ihracat yapıyoruz. 2014 itibariyle önceki senelerde 20’ye 2 falandı. İyileşme var ama yeterli değil. Çin’in milli gelirine baktığımız zaman korkunç rakamla karşılaşıyoruz. İhraç ettiği kadar ithalat da yapıyor. Zaten dünyadaki emtia fiyatlarının düşmesinin de Çin’in ihracatının bir nebze azalmasından dolayı olduğunu düşünüyorum.

 

MARKA VE LÜKS TÜKETİM ARTTI

 

Bunlar iç piyasadaki tüketim modeline geçtiler. Benim konuştuğum firmalar, dış piyasaya çalışmaktansa iç piyasaya çalışmak daha kolay geliyor, diyorlar. İnsanlar artır 3-5 kuruşa çalışmıyorlar. Standartlar çok yükseldi. Öyle bir şeyi insanlar aklından çıkarsın. Özellikle doğu kıyısında, Şangay’da gelirler çok yükselmeye başladı. İnsanlar ağır işlerde çalışmak istemiyor, sıkıntılı işlerde çalışmak istemiyor ve ücretler de yükseldi. Ben 10-15-20 yıl öncesine baktığımda ağır şartlarda ve her denileni yapıyorlardı, ama artık yapmıyorlar. Standartlar yükselince harcamalar da yükselmeye başladı. Çok ciddi zenginler var. Markaya lüks tüketime dikkat ediyorlar.

 

ÇİN’DE HEMEN HEMEN YOKUZ

Baktığımız zaman Türkiye, Çin’de çok fazla yok. Türkiye’nin markası da yok. Ben Çin’e gideyim de burada bir şeyler satayım dediğiniz zaman oradaki büyüklük sizi boğabilir. Orada iş yapmak isteyenlere tavsiyem şudur. Bir bölge, eyalet, şehir bile ihracatçıyı çok fazla tatmin edecektir diye düşünüyorum. Lokal olarak hedeflerlerse daha çok verimli olacaklardır. Mutlaka ve mutlaka orada kendilerine partner bulmaları lazım. Partner bulurlarsa 1 sıfır önde başlayacaklar. Orada işini takip edecek birer aracı bulmaları gerekiyor. Sektörüne göre yerli ortak bulması işlerin çok daha hızlı ve seri olmasını sağlar. Ama ben bütün Çin’e açılayayım derlerse boğulabilirler.

 

URUMÇİ’DE TÜRKLERE ÖZEL OSB

 

- Sektörlere göre bölgesel ayrılma var mı? Örneğin, madenler için şu bölge, tekstil için şu bölge diye bir harita var mı?

- Ülkenin doğusu, kıyı şeridi ve daha çok Hong Kong’a yakın kesimler daha zengin. Ülkenin batısına baktığınız zaman oralarda hala eski Çin’deki ucuz maliyet ve işçiliği bulabiliyorsunuz. Fabrikalar da yerlerini batıya Çin’in içlerine doğru kaydırıyorlar. Urumçi’de bize özel bir OSB ayrılmıştı. Özellikle din bağı olduğu için burada Türk işadamlarının iş yapmasını çok istiyor Çin.

- Sincan, Urumçi rahat iş yapılabilecek yerler mi? 

- Bir Türk’ün orada çok daha rahat iş yapacağını düşünüyorum. Ama orada gidip yaşamak lazım, onu da çok kimse göze alamıyor. Aynı bizdeki gibi nasıl biz Ağrı’ya gitmek istemiyorsak, oralarda çok büyük teşvik var ama nedense kimse yanaşmıyor. Bu model başarılı olmadı modelin değişmesi lazım. Bu bölgedeki sanayicileri desteklemek lazım.

Çinliler öyle yapıyor. Devlet bir sektörü alıyor ve çok ciddi teşvikler veriyor. Özel sektörü, sektör olarak itiyor, dünya şartlarında rekabetçi noktaya getirdikten  sonra elini eteğini çekiyor. Zaten bundan sonra yürümeye başlıyor ve devletin desteğine ihtiyacı kalmıyor. Böyle bir şey yapmak lazım.

Çin, tekstile açık bir ülke. Bir çok sektörde böyle. Bunun için ısrarcı olmak lazım. Yerel ortakla iş yapılacağını düşünüyorum. Marka çok büyük avantaj. Mobilya sektöründe ve iç mimaride İtalyanlar çok ciddi fiyatlarda mal satıyorlar. Türkiye’nin böyle markası yok. Marka sayısı az olunca sonuç elde edemiyorsunuz.

 

ÇİN UCUZ DİYE DÜŞÜNÜLÜYOR AMA ÖYLE DEĞİL

 

- Bunlar hep konuşuluyor ama neden uygulanmıyor?

- Bizim insanımız hep Çin’i ucuz diye düşünüyor ama öyle değil. Mesela ben yıllardır tekstil ithal ediyorum ama artık kendim burada üretmek istiyorum. Çok ciddi anti dampingler uygulanmaya başladı. Artık eski fiyatları, eski temrinleri, eski kaliteyi alamıyorum. Dolayısıyla bu da beni artık başka ülkelere veya Türkiye’ye yönlenmeye zorluyor. Çok uzun süre Çin ile iş yapan insanların hepsi bu işçiliklerin ve hayat standartların artmasından dolayı eski fiyatlardan alamadığını size söyler.

 

ÇİN’İN GIDA DEPOSU OLABİLİRİZ

 

Devlet büyüklerimiz hep ihracat, ihracat diye söylüyor ama bizim ihracat yapacak hangi ürünümüz var. İhracat yapacak hangi ürüne yatırım yaptık?  Çin’e çok ciddi gıda ürünleri satabiliriz. Ama hala Çin ile gıda ürünleri sözleşmemiz yok. Süt ürünleri, sebze, meyve, satamıyoruz. Mesela Çin’de çok ciddi bir helal tüketim var. Biliyorsunuz tavuk ayağı, et ürünleri, süt tozu. Bir yere kadar geldi ama bir türlü ihracat yapamıyoruz. Türkiye Çin’in gıda deposu olabilir. Çok ciddi bir ihracat yapabiliriz. Özellikle meyve sebze, çünkü ihtiyacı var Çin’in.

 

BÜYÜK ENTEGRE TESİSLERİMİZ YOK

 

Zeytinyağı üretiminin hepsini Çin’e yapsanız ne olur. Çin büyükelçisi böyle bir hesap yapmıştı. Yani ciddi talepleri karşılayacak entegre tesislerimiz bile yok. Zeytinyağı, fındık, bedel tutan ürünler değil bunlar. Bizim çok güzel mücevher sektöründe ismimiz vardı dünyada,  şimdi bakıyoruz mücevher ithalatçısı durumuna düştük.

 

ÇİN’İN BÜYÜKLÜĞÜ KORKUTUYOR

 

- Çin piyasasında zorluklar şunlardır diyebileceğimiz sorunlar var mı Avrupa piyasasına göre?

- Açıkçası, Çin’in büyüklüğü korkutuyor. Ne nerede, nasıl, çok düzenli değil. İstediğiniz fabrikayı, firmayı elinizle bulamıyorsunuz, zaman alıyor. Sizin burada bir rehbere ihtiyacınız var. Ticari rehbere. Çin’de bu önemli. Ben Çinli işadamlarını tenzih ederim ama Made in China damgasında düşük kalite algısı var. Bunu düzeltmek için de hiçbir reklam yapmıyorlar. Bunlar eskiden vardı, şimdi nispeten azaldı. Mal alsanız da mal satsanız da size destek olacak bir partner lazım. Bu size fayda sağlayacaktır.

Mesela bir arkadaşımız döner ve çiğköfte yapmaya gitti, gayet de başarılı. Yavaş yavaş büyüyor ısrarcı oldu. Şangay bölgesinde Türk lokantaları var. Türkiye’den giden çok ciddi hem turist, hem de işadamı var. Bu lokantalar onlar için kolaylık oldu.

 

E-VİZE ÇOK CİDDİ KOLAYLIK OLDU

 

Bizim işadamlarının oraya giderken ciddi vize problemi vardı. Vize çok kısaydı. Türklere çok kısa vize veriyorlar. Çok fazla evrak istiyorlar. Ben bunu her defasında söylüyorum. Aynı şeyden onlar da muzdarip. İki taraf da vize istiyor. Türkiye bir adım attı. Biz gerçekten Çinli turist istiyoruz. Ben ABD’de Avrupa’da gezdiğimde artık Çinlilerin itibar gördüğünü izliyorum. Çinliler çok ciddi para harcıyorlar. Bir zamanlar Rusya böyle idi. Birçok markayı da Türkiye’de alabilirler.

E-vizeye başladık bu çok ciddi kolaylık oldu. Artık konsolosluklara gitmeden internetten alabiliyorlar. Çin’in de böyle bir uğraşısı vardı. Çinliler gayet rahat internetten alabiliyorlar.  İlk defa çıkanlar belki gidip konsolosluktan gidip almaları gerekiyor. Bu uygulama çok sayıda Çinli turisti getirecektir diye düşünüyorum. Birkaç ay oldu bu uygulama başlayalı.

 

İSTANBUL’DA ÇİN LOKANTASI YOK

 

Çinliler Türk lezzetini sevseler de kendi lezzetlerini arıyorlar. İstanbul’a baktığınızda çok ciddi Çin lokantası yok. Bu da bir eksiklik, bu konuda da yatırım yapılabilir. Eskiden biliyorum, arkadaşları Çin’e götürdüğümde birkaç gün yemek yiyemezlerdi.

 

İPEK YOLU ÜZERİNDE DURUYORLAR

 

Çinli işadamları Türkiye’yi bilmiyorlar. Mümkün olduğu kadar Türkiye’yi anlatıyoruz, ne iş yapabilirler onu anlatıyoruz. Özetle, Türkiye ticari bir köprü, diyoruz. Türki cumhuriyetlerle olan bağımız, çevremizdeki kültür bağımız, topraklarımızın bir kısmının Avrupa’da ve bir kısmının Asya’da olması, Avrupalıyı en yakın bilen Asyalı olmamız, bunların hepsinin avantaj olduğunu söylüyoruz. 3-4 saatlik uçuşla dünya geneline hakim olabiliyoruz. Bunların hepsi avantaj. Buralara yatırım yapmalarını, Gümrük Birliği’nden istifade etmelerini, Ortadoğu’daki Müslüman nüfusun avantaj olduğunu, Afrika ile ilişkilerimizin arttığını söylüyoruz. Onların burada yatırım yapmaları için sürekli anlatıyoruz.

Made in China sözüne insanların dikkat etmesi lazım. Siz Çin’e ne verirseniz onun karşılığını alıyorsunuz. Teknolojileri de var, teknoloji olarak da açıklar. İpek Yolu üzerinde biraz duruyorlar. Eskiden tekstille alakalıydılar, şimdi enerji de ilgi alanlarında. Türkiye çok ciddi enerji havzası haline geldi. Bunlardan da istifade etmeleri gerektiğine inanıyoruz.

 

SANAYİNİN PAYI DÜŞÜYOR

 

- Şu anda Tuzla Serbest Bölgesi’nde çalışan büyük bir Çinli enerji şirketinin yatırım kararında sizin katkılarınız olmuş galiba.

- Evet, Avrupa’ya dönük üretim yapan Çinli bir firmaya burada yatırım yaptırabildik. Buna çok seviniyoruz. Hatta işi büyüttüler, yeni yatırım da yapacaklar. Başka sektörde de işbirliği yapmayı düşünüyorlar. Bu tür şeyler bizim için çok daha fazla avantajlı.

Türkiye ekonomisine baktığınızda lokomotif sektör yapı sektörü olmuş. Ne zaman başımıza yıkılacak diye korkuyorum. Sanayinin ekonomideki payı yüzde 15’e düşmüş. Tarım da sürünüyor. Oradan gelecek teknoloji yatırımlarının ekonomiyi,  istihdamı ve ihracatı daha da canlandıracağını düşünüyorum.

 

NOBEL ÖDÜLÜ ALMIŞ BİR YAZARI GETİRDİK

 

Çin’den buraya Çinli entelektüelleri getirdik. Nobel ödülünü almış bir yazarını, değişik gazeteci ve bürokratları getirdik. İki defa iş forumu yaptık, ciddi talep gördü. Ama bizi çok yordu ve bundan sonrakileri beklemeye aldık. Yapı sektöründe dünyada faaliyet gösteren, iş alan birinci yatırımcılar Çinliler, ikincisi Türklerdir. Nasıl bir birliktelik yapabiliriz, hani kazan-kazan formülüyle bir şeyler yapabilir miyiz diye ona baktık.

Çiçek Ablalar diye bir diziye aracı olduk. Reality şov formatında oldu. Çinlilerin 7 ünlü süper starı 70 kişilik bir ekiple çekim yaptı. 10 gün boyunca tüm Çin’de yayınlanan bir kanaldaki program Pazar akşamları en çok izlenen program oldu.

 

Bu kanalın üst düzey yöneticilerini buraya getirip Türkiye’yi anlattık, ardından burada çekim yapmaya karar verdiler. Türkiye ve İtalya’da çekim yapıldı. Ayrıca 12 tane ülkede de izleniyor. Yurt dışındaki Çinlilerin en fazla izlediği Dragon TV diye bir kanalda yayınlanıyor. Toplam izleyici kitlesi 607 milyon.

 

Bunlar, Türkiye’nin tanıtımı için çok güzel bir fırsattı. Bunun turizme çok ciddi katkıları olacak. İki ülkenin insanı birbirlerini çok az tanıyor. İnsanlar çekiniyor. Biz onları nasıl böcek yiyor diye biliyorsak onlar da bizi halen deveye biniyor biliyor.

 

2013 yılında Çinli turist sayısı 100 bindi. 2014 yılında 180 bine çıktı. Bu projeden sonra bunun 450 bin kişiye ulaşmasını bekliyoruz. Çin’in yurt dışına yolladığı turist sayısı 100 milyon. Bunu 150 milyona çıkarmayı planlıyor 2-3 yıl içinde. Türkiye’de çok ciddi etkisi olacak.

 

ÇİN’Lİ DOSTLARLA BERABER YAŞLANDIK

 

- Çin’e gidiş gelişlerinizde başınızdan geçen ilginç şeyler oldu mu?

 

- Çok güzel anılarımız var. Ben oraya gittiğimde genç bir delikanlıydım. İlk kez gittiğimde tanıştığım aileler vardı. Onların çocukları vardı, onlar evlendi, şimdi onların çocukları var. Ben bunu gördüm, böyle dostluklarım var. Düğünlerinde bulundum. Bakıyorsunuz 30 seneyi geçmiş. Gördüğümüz insanlar yaşlanmışlar. Bunlar güzel.

 

Biraz evvel söyledim, Çin çok organize oldu. Çin’in ihracat tecrübesi, işadamlarının yabancılarla tecrübesi başka ülkelerde yok. Hepsi bir şekilde ihracat yapıyor. Hindistan’da bulamazsanız bunu. A’den Z’ye sizin her şeyinize cevap verecek durumdalar. Eskiden böyle değildi. Kapı kapı dolaşıp fabrika bakardık. Çok zor zamanlar geçirdiğimi hatırlarım. Bir keresinde bir fabrikaya girdim köpek beni kovaladı, o köpeği hiç unutmuyorum.

 

İngilizce konuşabilen şoför yok. Bir keresinde taksiye bindim, adam diyor ki nereye gideceğim diyor ben sür diyorum, tanıdık bir yer ararken bütün şehri dolaştım. Yiyecek bir şey bulamadığımız günler oldu. Biz birtakım İslami hassasiyetlerden dolayı her şeyi yiyemediğimizden Uygur Türklerinin olduğu lokantalar var, oralarda yerdik.

 


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner98

banner97

banner96

banner95

banner91

banner90