Öne Çıkanlar ÇOSB Sürdürülebilirlik Raporu Doç. Dr. Ozan Bakış İKV BAŞKANI AYHAN ZEYTİNOĞLU Ergene Havzası arıtma çamuru yönetimi Peryön Trakya İnsan Yönetim Kongresi

“Hedefimiz, rüzgar enerjisinde Türkiye’nin bir numarası olmak“
GİRAY DUDA

Yenilenebilir enerji Türkiye’nin gündemine son on yıl içinde girdi ve enerji santralı kurmak için bir talep patlaması yaşandı. Halkın gözünde olumsuz bir imajı bulunan HES’lere ek olarak rüzgar enerjisinde son 5 yıl içinde sıçrama yaşandığını söylemek yanlış olmaz. Rüzgardan yararlanarak elektrik enerjisi elde etmeyi Borusan EnBW Enerji Genel Müdürü Mehmet Acarla ile konuştuk. Borusan EnBW Enerji, Borusan Holding’in Alman devi EnBW Energie Baden-Württemberg AG ile kurduğu bir ortaklık. Türkiye’de yenilenebilir enerji üzerinde önemli yatırımlar başlattı ve bunları artırarak sürdürmeye niyetli. Acarla’ya Borusan EnBW Enerji şirketi ve rüzgar enerjisi hakkında sorduğumuz sorular ve aldığımız yanıtlar şöyle:

- Tekirdağ’da, Balabanlı Rüzgar Santralı’nın temelini attınız. Bize bu santral hakkında bilgi verir misiniz?

- Balabanlı bizim 2.5 yıldır geliştirmekte olduğumuz bir proje. Biz bunu başka bir gruptan satın aldık. Orijinal haliyle 160 Megawattlık (MW) bir projeydi. Daha sonra 50 MW olarak kesinleşmişti. Biz de 50 MW olarak aldık bu projeyi ve geliştirdik. İdari izinlerin alınması, en uygun türbinlerin seçilmesi, tarım dışı kullanım izinleri, imar planları bize kaldı.

SANTRAL İZNİ ALMAK HER YERDE ZOR

- Bu süreç oldukça zor gibi gözüküyor.

- Kolay değil tabii ki. En azından zaman alıyor. Bizi en çok zorlayan da o sırada oradan kadastronun yeniden geçmesi. Onun için biraz beklemek zorunda kaldık. Ama ben şöyle bakıyorum. Enerji santralları tüm dünyada belli izinlere tabi. Bizim bir Alman ortağımız var ve Almanya’da izin almak için neler çektiklerini iyi biliyorum. Belki farklı olarak orada her şey tanımlı ve herkes ne yapacağını biliyor. Ancak süreç uzun.

Türkiye’de de tanımlar var ama koordinasyonsuzluk seziyoruz. İdari süreçlerin sürmesi, izinlerin alınması doğal bir şey. Ama tek merkezden biraz daha koordineli biçimde yürürse o zaman Tekirdağ’da aldığınız izinle İzmir’de aldığınız izin arasında farklar olmaz. Herkes bilir ki şu izinler şuradan alınacak. Ancak şu anda bunlar santral kurduğunuz yerden yere değişebiliyor. Bizi zorlayan şeyler bunlar oluyor. Sonunda tüm izinler halloldu. Hem yerel yöneticiler hem de yerel halk bu santrala destek verdi.

Rüzgar santralı yenilenebilir, temiz enerji. Çevreye olumsuz bir etkisi olmayan bir enerji olduğu için herkesin desteklediği bir girişim oldu bu başından beri. O anlamda bir zorlukla karşılaşmadık. Normal süreçler tamamlandı. Siemens’le türbin anlaşmasını yaptık. 22 adet türbin kuruluyor şu anda. Toplam 50.6 MW güç sağlayacaklar.

HER BİRİSİ BİR TÜRBİN

- Türbinler bu yapının neresi?

- Ayağı, kanatlarıi ile birlikte tümüne türbin diyoruz. Kulesi, elektrik türbini ve kanatları var. Her biri 2.3 MW’lik türbinler bunlar.


- Türbinlerin güçleri değişiyor mu?

- Evet çok değişik kapasitede türbinler üretiliyor. Çok küçük olanları da var. Eğer karada kuruyorsanız genelde 3 MW’lık kullanılıyor. Şu anda 3.3 hatta 4.5 MW’lık türbinler çıktı. Yani tek bir kulede 4.5 MW’lık enerji elde etme imkanı var. Denizde kullanılanlarda ise 6 MW’a kadar çıkabiliyor.   

Tekirdağ, rüzgarı iyi bir yer. Genel olarak Trakya’da bir rüzgar koridoru vardır zaten. Tekirdağ da kısmen onun içinde. Koridorun verimli olduğu yer İstanbul’un batısında Çatalca’dan ötesi, Silivri’den Çanakkale’ye kadar giden alandır. Tekirdağ da buraya giriyor ve dolayısıyla düzgün, sürekli rüzgarı olan bir yer. Bu nedenle daha çok potansiyel var Tekirdağ’da ve Trakya’da.

PERVANELERİ TAŞIMAK PROBLEM

- Ne zaman bitirip üretime geçmeyi planlıyorsunuz?

- Bizim planımız 2014 Ekim ayında devreye sokmak. Bunu öne çekmek için uğraşıyoruz. Tabii bundan sonra yüklü miktarda teslimat var. Bunların taşınması var. Bir kanat düşünün ki 54 metre uzunluğunda.

- Bunları yol olmayan yerlere nasıl taşıyorsunuz?

- Tekirdağ’da şanslıyız. Yol açısından altyapısı çok gelişmiş bir yer Tekirdağ. Dolayısıyla yollarda belli önlemler alınıyor. Balabanlı’da taşımak için yolumuz var. Rüzgar santrallarının çoğu dağ başında, yüksek tepelerde kuruluyor. Oralarda yol  açmanız gerekiyor. Çok ciddi maliyet demektir bu ve mecburen yapıyorsunuz. Çünkü her yerden taşıyamıyorsunuz. Belli eğimlerden, virajlardan kolayca götüremiyorsunuz. Bu işin nakliyesi başlı başına bir problem.

- Kanatların bu kadar uzun olduğunu tahmin etmiyordum.

- Daha da uzunları çıktı. Daha uzun olanlarda daha düşük rüzgardan daha fazla faydalanabiliyorsunuz. Düşük rüzgarlarda da verimli çalıştırabiliyorsunuz. Çok sert rüzgarı olan yerlerde daha kısa kanatlar kullanılıyor. Çünkü orada dinamik yükler dediğimiz yükler var ve uzun kulenin üstünde sürekli bir etkiye maruz kalıyor.

KULE YÜKSEKLİĞİ 90 METRE

- Bu kadar büyük bir yapıyı inşa etmek kolay değil anlaşılan.

- Çok zor gerçekten. Önce temeli atılıyor, kule kuruluyor, iç teçhizatı döşeniyor, kanatların arkasında elektrik üretimi yapan kısım kuruluyor, kapak takılıyor ve kanatlar monte ediliyor. Böylece bir tanesi tamamlanmış oluyor. Bunu yapabilmek için özel vinçlere ihtiyacınız var. Yükseğe ve ağır taşıyan vinçler önce kuruluyor sonra sökülüyor. Bizim kule uzunluklarımız 90 metre. Yani bu vinçlerin 90 metre yüksekliğe çıkarabilmesi gerekiyor. Ayrıca hava durumuna çok bağlı. Karda kışta, rüzgarlı havada kolayca yapamıyorsunuz. Bizim montaj safhası biraz kışa rastlayacak ama yine bir şekilde yapacağız.

- Her bir türbin arasında belli bir mesafe konuyor herhalde değil mi?

- Aralarında belirli bir güvenlik bantları var. Teknik uzaklık sınırları da var. Çok yakın olursa birbirini etkileyip diğerinin rüzgarını kesebiliyor. Biz 300-500 metre aralık bırakıyoruz.

ARAZİYİ KAMULAŞTIRDIK

- Peki arazi sahipleriyle kira anlaşması mı yapıyorsunuz? Uygulama nasıl oluyor?

- Biz 49 yıllık lisans alıyoruz. 49 yıllık kira anlaşması yapmak hemen hemen imkansız. Onun için satın alma yoluna gidiyoruz ya da kamulaştırıyoruz. Balabanlı’da kamulaştırma yoluna gittik. Çünkü siz belki parselin bir bölümünü kullanıyorsunuz ama parselin tamamı 10-20 dönüm. Kamulaştırmanın avantajı, geri kalan tüm arazinin yine tarıma açık olması. Siz o 10 dönümü bir anda yok etmiş olmuyorsunuz ufacık bir alan için. Biz yine de ihtiyacımızdan fazla bir alanı kamulaştırmak zorundayız. Tesis faaliyete geçtikten sonra sahibine gel yine tarlanı ekip biçmeye devam et diyeceğiz. Öyle bir faydası da olacak.

KANATLAR FIRTINADA KENDİSİNİ KİLİTLER

- Geçenlerde Ege’de dolaşırken Çeşme ve Datça’dan bir çok rüzgar türbininin yakınından geçtim. Bunların yavaş yavaş dönmeleri dikkatimi çekti. Elektrik üretimi ile dönüş hızları arasında çok fazla bir ilişki yok mu?

- Onlar zaten belli bir rüzgar hızından itibaren dönmeye ve elektrik üretmeye başlıyorlar. Genellikle 3 m/sn’dir. Rüzgarın belli bir hızına kadar çalışıyorlar. Daha hızlı olursa durmak zorundalar. Çünkü tehlikeye giriyorlar.

- Yani fırtına olursa çalışmıyor mu?

- Hayır çalışmıyor. O zaman kendisini kilitleyip durduruyor. Çok hızlı dönerse çok fazla yük biniyor.

RÜZGAR HARİTASI BELİRLİYOR

- Rüzgar santrallarının yüzde 80’i Ege ve Marmara bölgesine toplanmış. Diğer bölgeler  uygun değil mi?

- Çünkü Türkiye’nin rüzgar koridoru burada. Türkiye atmosferik olarak Ortadoğu’daki bir basınç alanı ile Rusya ve Kıta Avrupası arasında bir yerde. Bunların hafif kaymaları ile lodos veya poyraz olur. Bu hava koridoru, İstanbul Boğazı’nı da kapsayarak İstanbul üzerinden geçip Çanakkale üstünden tüm Ege’yi dönen bir koridor. Burada özellikle kuzey rüzgarları hakim durumda. Doğal olarak verimliliği çok yüksek alanlar var. Kara Avrupası’nda pek rastlanmayan verimlilik bu bölgelerde sağlanabiliyor.


Ama yine başka verimli bölgelerimiz de var. Akdeniz’de bazı alanlar var. Hatay çok verimli bir alan. Orta Anadolu’da da tahmin edilemeyecek yerlerde verimli rüzgarlar çıkabiliyor.

Bu projeler için uzun süreli rüzgar ölçümlerinin yapılması gerekir ki, sağlıklı bir şekilde tesisi kurabilesiniz. Ölçümler minimum bir yıl olması gerekiyor. Kuzey Avrupa ülkeleri rüzgarda hep öncü olmuştur. O ülkelerde 10 yıllık rüzgar ölçümleri var. Yani orada fazla bir risk yok. 10 yıl boyunca hangi gün ne kadar rüzgar esmiş bunu görebiliyorsunuz. Dolayısıyla hangi sahanın ne kadar verimli olduğu net biçimde görülebiliyor. Bizde bu ölçümler yok.

RÜZGAR ÖLÇÜMÜ YAPILMADAN SANTRAL KURULDU

- Hala yok mu?

- Hala yok ve yeni yeni yapılıyor. İlk dalga rüzgar santralları kurulurken ölçüm de yoktu. Birçok proje hiçbir ölçüm olmadan başladı. Tahmini olarak, köylüye veya çevreye sorarak işe giriştiler. Şimdi mevzuat da değişti ve bir yıllık ölçüm isteniyor. Bence bu çok doğru. Bir yıllık ölçüme bakarak, ben bu sahada şöyle bir türbin kullanırsam bu verimi alırım diyebiliyorsunuz. Orada türbinlerin seçimi de önemli. Birçok firma var ve türbinler sürekli geliştiriliyor. Sizin kendi sahanıza en uygun türbini bulmanız gerekiyor. Üretimi ve fiyatı uygun seçimler yapıp yerleştirirseniz verimli projeler ortaya çıkıyor.

YERLEŞİM YERİNE UZAK OLACAK

- Boğazdan söz ettiniz, boğazın iki yakasına güzel güzel dönen türbinler yerleştirmek nasıl olur?

- Mesela Maslak’ta çok iyi rüzgar var ama bu türbinler yerleşim yerlerine çok yakın olamıyor. Türbinler üretim sırasında sürekli olarak vınlama yapıyor. Avrupa’da en yakın yerleşim yerine 600 metre uzakta olması isteniyor. Ayrıca gölge yapabiliyor. Siz salonunuzda otururken sürekli salonunuzdan gölge geçiyor ve bu yorgunluk yapıyor.

- Rüzgar türbinlerinde karbon salınımı sıfır mı?

- Kendisinin karbon salınımı sıfır. Ama belli bir rüzgar hızıyla harekete geçiyorlar ve siz bu arada normal şebeke elektriği kullanıyorsunuz. Dolayısıyla satın almış olduğunuz elektrik nedeniyle bir karbon salınımı söz konusu oluyor. Tesis olarak bakarsanız bir karbon salınımı yok.

BANDIRMA RES OSCAR ALDI

- Bandırma Rüzgar Santralı beklediğiniz biçimde çalışıyor mu?

- Bandırma Rüzgar Enerjisi Santralı (RES) bizi çok mutlu eden bir tesis. Tahminimizin üstünde bir verimle yürüyor. Türkiye’nin en verimli tesislerinden birisi. Rüzgarı iyi. Enerji oscarı almış, bizim medarı iftiharımız bir tesistir. Bunu çoğaltıp inşallah Oscarları da sıralayacağız.

- Bakanlığın verilerine göre, rüzgardan elektrik enerjisi üretimi 2005 yılında sıfıra yakın iken inanılmaz bir biçimde son yıllarda hızla yükselmiş. Sanki herkes RES yatırımına girmiş. Neden bu kadar geç kalındı ve şimdiki bu talep neden?

- Aslında Türkiye’de rüzgar potansiyeli çok iyi. O nedenle rüzgar santralı kurmak yanlış bir yatırım değil. Hammaddeye, doğalgaza, kömüre ihtiyacınız yok. Bütün istediğiniz rüzgarın esmesi.

SEMPATİ UYANDIRIYOR

- Galiba herkese çok sevimli geldikleri için bir tepki de söz konusu değil.

- Dediğiniz doğru bu türbinler halkta sempati uyandırıyor. Umarım hiçbir yatırımcı da yanlış yapmaz ve tepki doğmaz. Aslında tepki doğuracak bir yatırım değil bu. Yenilenebilir enerjinin göze en hoş geleni rüzgar enerjisi. Kısmen güneş de öyle. Ama bu estetik olarak da çok güzel.

Bu yatırımların son yıllarda patlamasının biraz tarihsel nedenleri var. 2007 yılında ilk büyük başvurular yapıldı. İlk başta 70 bin MW’lık başvuru geldi. Sonra elimine edildi.

RÜZGAR ENERJİSİNE HÜCUM

- Altına hücum gibi bir şey olmuş. Neden böyle bir anda herkes rüzgar enerjisi santralı kurmaya heveslendi.

- Emin olun bunun nedenini anlamakta ben de zorlanıyorum. Türkiye’de enerji yatırımlarının çok karlı olduğu gibi bir düşünce hasıl oldu bir dönem. Şimdi bu yavaş yavaş azalıyor. Çünkü yatırım yapanlar bunun ne demek olduğunu anlıyor. Enerji yatırımları aslında uzun sürede geri dönen ve yüksek sermaye isteyen yatırımlar. Dolayısıyla iyi düşünülüp geliştirilmesi gereken projeler. Pek kolay bir iş değil. Ama Türkiye’de ilk başta, ‘burada altın gibi bir şey var’ diye düşünüldü. Hakikaten bir hücum oldu. 70 bin MW daha sonra 20 binlere indirildi. Öyle projeler vardı ki türbinlerin konulduğu yerler Türkiye sınırları dışında gözüküyordu. Suriye’ye Bulgaristan’a gitmiş projeler vardı. Öyle bir hücum oldu. Sonra 20 bine indirildi. İhaleler yapıldı ve şu anda 9 bin MW olarak belirlendi. Bunun yine de hepsi yapılmayacaktır. Tahmin ediyorum ilk dalganın sonucu olarak 5-6 bin MW toplam kurulu güce ulaşırız.


LİSANS TİCARETİ BİTTİ

Bundan sonra da artık yeni mevzuatlarla gelecek. Mevzuat biraz ağırlaştırıldı. Projelerin daha düzgün geliştirilmesi gerekiyor. Yatırımcıların, ciddi proje geliştiricilerin girmesine cevaz verecek diye görüyorum. Eskiden bunun ticareti vardı. Hem hidroelektrikte hem de rüzgar da yaşandı. Ben bir arsayı kapatıp lisans alayım ve sonra lisansı iyi fiyata satayım denildi. Lisans piyasası oluştu. O dönemleri geride bıraktık diye ümit ediyorum. Yeni mevzuatlarla gerçek yatırımcı korunuyor. Ama bütün bu işlemler zorlaşıyor. Projeyi bitirmek daha pahalı hale geliyor. Bir kere o yola girerseniz sonuna kadar gideceksiniz artık. Bizim için gayet iyi. Zaten istediğimiz de bu.

İSPANYA VE ALMANYA’NIN SIRRI TEŞVİKLER

- Resmi verilerde, rüzgar enerjisinde 2023 hedefi 20 bin MW olarak konulmuş. Siz ne diyorsunuz?

- Biraz zor bir hedef.

- İspanya’nın şu anki üretimi 20 bin MW’nin üstünde. İspanya güneş enerjisinde de ön sıralarda yer alıyor. Almanya ise güneş enerjisinde birinci, rüzgar enerjisinde üçüncü. Bunların nedeni nedir? Yenilenebilir enerjiyi çok mu erken fark etmişler?

- Bunun nedeni şu. Gerek Almanya’da gerekse zamanında İspanya’da çok büyük teşvikler verildi. Hem alım garantisi sağlandı hem de iyi bir fiyat belirlendi.

- Türkiye’de alım garantisi yok mu?

- Türkiye’de seçmeli olarak var. Rüzgarda 7.3 dolar/centten 10 yıl boyunca satış yapabiliyorsunuz. Ancak piyasa fiyatları daha yüksek. Türkiye’de hükümetin genel politikası da böyle. Ben, Almanya’da ve başka yerlerde yapılan yanlışları tekrarlamayacağım, diyor. Yüksek teşvikler vermeyeceğim. Bu tesislerin kendilerini çevirmesi lazım. Bugün Almanya hükümeti yılda 17 milyar euroluk açık kapatmak zorunda. Almanya’nın bu konuda verdiği stratejik bir karar gereğince bu ödemeyi yapıyorlar. Türkiye’nin böyle bir ödeme yapacak parası yok. Bunu bilmek lazım. Zaten cari açıkta enerjinin ciddi oranda payı var. Bir de teşviklere büyük paralar ödeyemez.

TÜRKİYE’NİN RÜZGARI VERİMLİ

Şunu da bilmek lazım, Türkiye’nin rüzgarı verimli. Aynı şey ileride güneş enerjisi için de olacaktır. Orada biraz yatırım maliyetlerinin düşmesi gerekiyor. Dolayısıyla, burada, verimli ve piyasa fiyatlarıyla satış yapacak tesisler kurmak mümkün. Teşvike o anlamda ihtiyaç yok. İspanya çok büyük teşvikler verdi. Şimdi bütün teşvikleri kaldırdı. İspanya’nın ödeyecek parası yok zaten. Almanya da geri çekti.

RÜZGAR ENERJİSİNDE YOĞUNLAŞACAĞIZ

- Borusan Enerji güneş enerjisine girecek mi?

- Niyet olarak yenilenebilir enerjinin her türünde olmak istiyoruz. Güneş enerjisinde 600 MW’lık tesis kurulması söz konusu. Toplamda 9 bin 600 MW’lık başvuru oldu. Bir altına hücum olayı da burada yaşandı. Bu şekilde çok başvuru olunca ihale yöntemine gidiliyor. İhale sırasında da başkalarıyla yarışmak zorundasınız. Rüzgarda da vardı ve ‘Rüzgar Kuruşu’ dediğimiz katkı payı ihalesi yapıldı. Hidroelektrikte de su kullanım bedelleri vardı. Güneşte de aynı şey olacak. Yatırım maliyetlerini çıkardıktan sonra her ürettiğiniz elektrik için devlete bir pay vereceksiniz. Bütün bunları hesapladıktan sonra biz ‘bu aşamada mantıklı değil’ dedik. Daha henüz fotovoltaik fiyatlar bunu karşılayacak düzeyde değil. İlk dalgada yer almadık. Şu anda izliyoruz. Muhakkak ki doğru zamanda o alanda da faaliyetimiz olacaktır.


2015’TE 300 MW’IN ÜSTÜNE ÇIKACAĞIZ

Rüzgara ağırlık veriyoruz. Rüzgarda Türkiye’nin bir numarası olmayı planlıyoruz. 2013’te yatırım kararını aldığımız dört yeni tesis var. Bir de Bandırma’daki tesisimize ilave tesis yapacağız. Toplamda, 2015 yılında 207 MW’lık bir kurulu güce ilave gelecek. Böylece 300 MW’ın üstüne çıkacağız. Gelecek yıl da ayrıca Çanakkale’de 138 MW’lık bir tesisin yatırım kararını alıp yatırımına başlayacağız. Şu anda elimizdeki lisansların hepsi yatırım yapılabilir projeler ve hiçbirini satmayı düşünmüyoruz. 2015 – 2016 civarında toplam olarak 455 MW gibi bir güce ulaşacağız. Orada da durmayacağız ve rüzgardaki hedefimiz 1.000 MW’ın üstüne çıkmak.

HES’LERDE YANLIŞLAR YAPILDI

- Yeni HES’ler de gelecek mi?

- 50 MW’lık bir HES şu anda devrede. İki tane de geliştirmekte olduğumuz var. Bir tanesinin yatırım kararını büyük bir ihtimalle bu yıl içinde alacağız. Bir tanesini de gelecek yıl alacağız. Orada da 230 ilave bir güç demek bu.

- HES deyince vatandaş da KES diyor. Neden HES’lere çok tepki var?

- Aslında HES’in çevrecilerle bir problemi olmaması lazım. Tüm dünyada bakarsanız çok büyük barajlara tepki vardır. Brezilya’da Amazon’un önüne yapılan dev baraj gibi. Çok büyük barajların gerçekten ekosisteme ağır etkileri olabiliyor. İklim bile değişiyor.

HES’LERE PLANSIZ BAŞLANDI

Türkiye’de ise ne kadar küçükse o kadar tepki topluyor. Bunun nedeni, baştan bu işlere plansız girişilmiş olması. Havza planlaması baştan sona yapılır. Oradaki eko sistem düşünülür, ne kadar verimli kullanılabilir ve ne kadar enerji üretilebilir diye ayrıntılı planlanır. Bütün bunlar havza için bütün olarak planlansa daha az problem çıkacaktır.

İkincisi bu santralların hepsi ihale edildi. Bazen bir nehirde, 10-15 tane proje vardı. Bu projelerin her biri de başkasına ait. HES’ler inşaat ağırlıklı kuruluyor. Bu çalışmalar sırasında hem çevreye hem de orada yaşayanlara ister istemez zarar veriyorsunuz. Birisi daha bitmeden diğeri başlıyor.  Başlangıçta kontrolsüz çalışılmış ve hafriyatlar derelere dökülmüş. Hakikaten tepki doğuracak biçimde gelişmiş bu iş. Ben o tepkileri anlayışla karşılıyorum. Siz de köyünüzde rahat rahat otururken iş makinesi, kamyonlar tarafından durmaksızın rahatsız edilirseniz doğal olarak tepki duyarsınız. Önemli olan bu süreci doğru dürüst planlamak. Çevredeki insanlara ayrıntılı biçimde anlatmak lazım. İnşaat süreci nasıl sürecek, üretime geçince neler olacak bunları söylemek gerekiyor. O çevreye nasıl katkı yapacak, bunun da iyi planlanması lazım. İhtiyaca uygun planlanması ve ona uygun biçimde gerçekleştirilmeli. Verilen sözler lafta kalmamalı.

Yine de tepki olacaktır. Çünkü artık öyle bir hal aldı. Bence HES Türkiye için çok önemli bir kaynak. Yeter ki o projeleri doğru biçimde planlayalım, çevreye ve sosyal yaşama minimum hasar vererek projeyi tamamlayalım. Hasarsız demiyorum çünkü mümkün değil. Rüzgar veya güneş santralında da mümkün değil. Bunu minimum yaparak, daha sonra kurduğunuz tesislerde yaşam kalitesini artırarak uygun bir çalışma yapmış olursunuz.

NÜKLEERDE YOKUZ

- Sadece yenilenebilir enerjide mi olacaksınız. Mesela nükleer santral düşünüyor musunuz?

- Nükleerde yer almayı düşünmüyoruz. Fosil kaynaklar da stratejimizde yok. İthal veya yerli kömür, doğal gaz da stratejimizde bulunmuyor. Hep yenilenebilir taraftayız. Bunun belli sakıncaları olduğunu da biliyoruz. Bir enerji şirketi sürekli enerji üretebilir olmalıdır. Çünkü o enerjiyi satacaksınız ve müşterinize o enerjiyi sürekli tedarik etmek zorundasınız. Sırf yenilenebilir tarafta olduğunuzda da bunu yapıyorsunuz ve tedarik ederek müşterinize veriyorsunuz. Ama minimum, belli bir enerji üretimini garanti edebilir durumda olmalısınız. Bu tüm enerji şirketleri için önemli bir kriterdir. Bunu sağlamanın bir yolu büyük barajlı santrallarıdır. Çünkü onu orada ayarlayabilirsiniz. Türkiye’de öyle ihtimaller artık pek yok.

KARBON SALINIMI BİZİM İÇİN ÖNEMLİ

Fosil kaynakları tümüyle devre dışı bırakmıyorum. Doğalgazda temiz üretim yapılabiliyor. Bu nedenle onu tümüyle devre dışı bırakmıyoruz. Ama şu andaki stratejimizde yok. Karbon emisyonları hem Alman ortağımız hem de bizim için önemli bir konu. Karbon emisyonu şu anda Türkiye’nin gündeminde değil ama eminim 10 yıl içinde çok ciddi biçimde gündeme gelecektir. Çin’de geldi. Çin her hafta bir kömür santralını devreye alıyordu şimdi bunu durdurdu.

-  Türkiye’de yeniden kömür santralları yapılması gündemde.

- Bunu anlayışla karşılıyorum çünkü Türkiye’nin enerji faturası çok yüksek. Doğalgaz o nedenle bizim birinci tercihimiz olamaz. İthalata dayalı enerji politikanız olursa büyük zorluklarla karşılaşıyorsunuz.

 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner101

banner100

banner99

banner98

banner97

banner96

banner95