Öne Çıkanlar Global Sanayici GİRAY DUDA KPMG Hilal Ünalmış Arakelyan

“İç denetim, şirketleri olası zararlardan korur”

GİRAY DUDA

Ülkeler, kamudaki ve özeldeki kuruluşlar için, var olan sistemin kusursuz çalışması ve önceden belirlenen çizgilerin dışına çıkmaması için her düzeyde denetimin vazgeçilmez yeri vardır. Denetim denildiğinde, çoğu kez, dışarıdaki kurum veya kişiler tarafından yapılan denetleme akla gelir. Ancak, şirketlerin, kamu kuruluşlarının, kendi bünyelerinde oluşturdukları birimler ve elemanları tarafından denetlenmesi, yani iç denetim de, sağlam bünyeli yapılar oluşturmak için zorunluluk olarak görülüyor. İç denetimi her yönüyle öğrenmek için Türkiye İç Denetim Enstitüsü Başkanı Gürdoğan Yurtsever’e ‘Global Sanayici’ adına sorular yönelttik.

DEĞER KATMAK AMACINI GÜDER

- Sayın Gürdoğan Yurtsever, en başından başlayalım, iç denetim nedir?

- İç denetim aslında geçmişten beri var olan bir uygulama. Uzun yıllardan bu yana bankalarda, bakanlıklarda,  büyük kurumlarda olan faaliyet. Tüm bankaların kalabalık ve müfettiş kadroları vardır ve bu kişiler yıl boyunca şubelerde, banka birimlerinde denetimler yapar. Yani ülkemizde de tanıdık bir uygulamadır iç denetim. Sadece birazcık uluslararası standartlarda yapılması gereği daha iyi anlaşıldı.

İç denetim, bir kurumun faaliyetlerini geliştirmek ve ona değer katmak amacını güden bağımsız ve objektif bir güvence ve danışmanlık faaliyetidir. İç denetim, kurumun risk yönetimi, kontrol ve yönetişim (kurumsal yönetim) süreçlerinin etkinliğini değerlendirmek ve geliştirmek amacına yönelik sistemli ve disiplinli bir yaklaşım getirerek kurumun amaçlarına ulaşmasına yardımcı olur. Danışmanlık fonksiyonu bulunan, kurumun denetimini ve faaliyetini bildiği için yön veren temel amacı kurumun faaliyetlerini geliştirmeyi amaçlayan sistematik yapısı bulunan bir organizasyondur. Tüm dünyada 1941 yılından bu yana bir meslek olarak gelişmiştir. Kurumlara değer katar, onların risklerini bilir ve onlara karşı kontrol sistemlerini sunar. İç denetim kuruluşları olası zararlardan koruyan bir denetim. Bankalardan 1890’li yıllardan bu yana teftiş kurullarıyla yapılıyordu. Bizde son yıllarda önemi anlaşıldı.

Kayıt tutma sistemlerinin gelişmesiyle ihtiyacı ortaya çıkıyor. ABD’de ikinci dünya savaşından sonra standartların oluşturulmasının gerekli olduğu ortaya çıkıyor. Bu anlamda enstitü kuruluyor. Biz de bu uluslararası enstitünün Türkiye temsilcisi konumundayız.

KAMUDA 2 BİN TANE KADRO KURULDU

- Bankalarda ve büyük kurumlarda iç denetim adıyla bir birim kurma zorunlu mu?

- Evet. Bankalarda teftiş kurulu başkanlıkları olarak faaliyet gösteriyorlar. BDDK’nın faaliyetleriyle ilgili işler tamamen iç denetimdir. Türkiye’de son 10-15 yılda bankacılık, sermaye piyasaları, sigortacılık kurumları ve 2003 yılında çıkan Kamu Maliye Kontrol Kanunu’yla da kamuda da zorunlu hale geldi. Yeni Türk Ticaret Kanunu’yla bu iş daha da önemli hale geldi. Orada zorunluluk yok ama getirilen kurumsal yönetim ve bağımsız denetim bunun önemini arttı. Aslında bu faaliyetin kamuda ve büyük kurumlarda zorunlu olarak yürütülmesi gerekiyor.

 

Bakanlıklar, TBMM’den tutun birçok kamu idarelerinde üniversitelerde kanuna tabi olan kurumlar sayılmış durumda yaklaşık 200 tane kamu kurumunda zorunlu oldu. 2 bin tane kadro oluşturulmuş bunun da 800-900 kadrosu kullanılıyor. Kadro anlamında bu alan daha gelişmeye açık. Biz de elimizden geldiğince bu sürece katkı sağlamaya çalışıyoruz. Daha fazla kurumda bunun uygulanması gerekir. Üniversiteler ve belediyelerde bunun oluşturulması gerekiyor.

KOBİ’LER SEVİYESİNE İNDİ

Özel şirketler kamuya göre daha avantajlı. Yabancı sermayenin ülkemize girmesiyle beraber bunun önemi anlaşılıyor. Türkiye’ye yatırım yapmak isteyen uluslararası bir fon veya şirket kurumsal denetime bakıyor. O kurumda sertifikalı işçilerin olup olmadığına bakıyor. Bunların önemi artıyor. Yabancı sermaye bu denetimlere çok önem veriyor ve bu verilere göre hareket edip yatırım yapıp yapmamaya karar veriyor. Büyük şirketlerde bunun önemi çok iyi anlaşıldı. KOBİ’ler seviyesine indi. KOBİ’ler de artık bunun öneminin farkındalar. Yeni Ticaret Kanunu’yla da bu işi birazcık daha önemini anlattı.

İÇ DENETÇİ SERTİFİKA ALMALI

- Sertifikalı işçi diye bir deyim kullandınız? Anlamı nedir?

Uluslararası İç Denetçiler Enstitüsü sertifika veriyor. Biz de bunun Türkiye temsilcisiyiz. Bunu alan tüm dünyada kabul gören sertifikalı iç denetçi oluyor. Bu sertifikayı alan kişi dünyanın her yerinde nitelikli olarak yapabilir deniliyor. Biz bu sınavları Türkiye’de aracılık yapan kuruluşuz. Sınava Türkçe de girilebiliyor. Bütün süreçler bizim üzerimizden geçiyor.

Bunun haricinde 4 tane daha uzmanlık sertifikasyonu var. Bu ana sertifikanın yanında bu dört sınavlara da aracılık yapıyoruz. Bu işle ilgileniyor olup iç denetçi olmak yeterli. 2 yıl mesleki yaptıktan sonra bu sertifikayı kullanabiliyorsunuz.

BİLİNİRLİLİĞİMİZ ARTIYOR

- İç denetçilik Türkiye’de hangi hızla yaygınlaşıyor?

- Son 15 yılda Türkiye’de gelişme gösterdi. Bizde de önemi artıyor. Bu düzenlemeler yönetim kurullarının içinde oluşturulan denetim kurullarına çok önemli görevler verdi. Öyle olunca da yapmış gibi yapma imkanı kalmadı. Bu işi bilen kişiler artık görevlendirilmeye başlandı. Ama genel anlamda toplumda bilinç nasıl derseniz gelişmeye çok ihtiyaç var. Bizim de temelde yaptığımız iki alandan birisi mesleği tanıtmak diğeri de meslektaşların gelişimini sağlamak. Bu konuda konferanslar ve paneller yapıyoruz. Medyada da daha fazla haberler çıkmaya başlandı. Bu iş bu işi yapanlar tarafından daha iyi bilinmeye başlandı. Toplumda da bilinirliği artıyor.



STANDARTLARI GÖZETEREK ÇALIŞIYORUZ

- İç denetimciler nasıl çalışıyor? Kurum içlerinde nasıl bir çalışma tarzı var?

Uluslararası İç Denetçiler Enstitüsü’nün geliştirdiği bir standart var. Bu standartlara göre faaliyetlerin nasıl yürütüleceği açıkça belirtiliyor. Bu tüm kurumlara değer katan bir sistem. Standartlara göre yapılması gerekiyor çünkü standartlarda yılların birikimi ve tecrübesi var. Bu standartlarda da bu iş nasıl planlanır? Nasıl programlanır, planlanırken hangi riskler ver hangi alanlar riskli? Bunlar var.

Önce planlama yapılıyor. Daha sonra denetim çalışması başlıyor. Ön görülen sürede bitmesi sonucunda tespitlerde reel durumun karşılaştırılması durumu var. Sonuçlar doğru mu bunun analizleri yapılıyor. Bu süreçler işliyor. Daha sonra bitiş süreci başlıyor. Ardından raporlara başlanıyor. Bizim işimiz aslında raporlama. Ama raporlamanın da gerçekleşmesine bakılıyor. Metodolojik olarak aslında bunların hepsi belirlenmiş durumda. Bu döngü halinde riskli alanların daha fazla ve sık denetilmesini belirleyen metodoloji var. Planlama, rapor ve izleme temelde bu metodolojiyle işliyor.

- İç ve dış denetimler birlikte mi yürütülüyor?

Burada temelde 3 tane alan var. Birisi İç Kaynak,  diğeri Dış Kaynak ve üçüncüsü de Eş Kaynak dediğimiz yöntem. Bu üç yöntem var. İç Kaynakta kurum kendi içinde denetçiyi kendisi görevlendiriyor. Kimi şirketler de dışarıdan bu hizmeti alıyor. Eş kaynakta iç denetçi sadece belli bir alanda uzman oluyor. Buna da eş kaynak diyoruz. Genelde benimsenen yaklaşım kendi personeli olarak istihdam edilmesi. Kendi firmasını geliştirmek için çalışan bir görevli oluyor.

ESKİDEN CEO’LARA BAĞLIYDIK

- İşiniz kolay gözükmüyor. Sonuçta benim şirketim var ve gelip beni denetleyip sorunları tespit ediyorsunuz? Çalışmak zor olmuyor mu?

- Bizim işimizin en önemli unsurlarından bir tanesi de bağımsız olması. Daha önceden İç denetçiler CEO’lara bağlı olarak çalışıyordu. Dolayısıyla karar veren de CEO olduğu ve sorunların tespitleri de onlara gittiği için bağımsız çalışmak çok mümkün olmuyordu. Fakat gelişen denetim standartları İç Denetimi Yönetim Kurullarına bağladı. Bu da daha bağımsız olarak çalışmayı sağlıyor. Yani Yönetim Kurulları da dolayısıyla icranın yani CEO’nun çalışmalarının denetimini yapabiliyor. O işin bilincinde olan patron veya yönetim kurulu başkanı bunun öneminin farkında.

Doğru olan bağımsız bir şekilde çalışmamız. Bağımsızlık bizim metodolojimizde şirket içinde de sağlanıyor, mutlaka şirket dışında olmasına gerek yok. Çok da kolay değil. Şirket dışında da bu hizmeti alsanız bunlarla karşılaşabiliyorsunuz. Bu işin kıymetini anlatmamız gerekiyor. Yani tespit edilen risk ve kapatılan sorunları çok iyi anlatmamız gerekiyor. İşin başındakilere bunlar iyi anlatılabilirse amacına ulaşılmış olunuyor. İşin katma değeri kendiliğinden ortaya çıkıyor.

Zorunluluktan ziyade bilinçlendirmeyi arzuluyoruz. Şirketlerin bunun öneminin farkına varıp kendileri istesinler. Bizim amacımız bu. İşimiz zor ama doğru anlatılırsa amacına ulaşılıyor.

KÜLTÜREL DEĞİŞİM GEREKİYOR

Biz yine de kültürel değişimin gerektiğine inanıyoruz. Biz insanları ikna edip bu işin doğruluğuna inandırmayı hedefliyoruz. Zorunluluktan ziyade için öneminin farkına varmalarını istiyoruz. Şirketlerimizin gelecek nesillere şirketlerini aktarmaları için kurumsallaşmalarının gerektiğine inanıyoruz. Biz de kendimizi burada kurumsallaşmanın sigortası olarak adlandırıyoruz. Bu konuda hem yönetim kurullarına güvence veriyoruz hem de danışmanlık yapıyoruz. İç denetçilerin de şirketler tarafından benimsenmesini istiyoruz. Bu konudaki bilinçlendirmenin iyi yönde gittiğine inanıyorum.

KURUMSAL İTİBARI ÖZELLİKLE SEÇTİK

- Geçen hafta büyük bir kongre topladınız. Kongrede başlıca neler ele alındı?

- Biz 19 yıllık bir örgütüz. Yaptığımız pek çok iş var. Uluslar arası iç denetim standartlarını Türkçeye çeviriyoruz. Bunu kurumlara ve meslektaşlarımıza veriyoruz.

Bu yılın kongre konusunu kurumsal itibar olarak seçtik. Türkiye İç Denetim Kongrelerini 1997 yılından bu yana yapıyoruz. 18’incisini düzenledik. Her yıl giderek artan bir ilgi var. Bu yıl konu olarak seçtiğimiz ‘Kurumsal İtibar’ şirketlerin en önemli sermayesi. Pek çok üretim yapıyorsunuz ama yaptığınız tek bir hata bütün üretiminizi bitiriyor. Özellikle teknolojik gelişmeler bunun riskini daha fazla arttırdı. Sosyal medya ve internet. Sosyal medyadaki bir söylenti şirkete çok zarar veriyor. Hareket noktamız burası oldu. İtibar riskleri de çok fazla arttı. Bu riskleri kurumlar nasıl önleyebilir diye baktığımızda da İç Denetimin burada stratejik bir rolünün olduğunu gördük. Zaten yıllardır savunuyoruz bunun daha önemli olduğunu gördük. Bütün programı da buna göre kurguladık.

Kurumsal İtibarı korumanın daha zor olduğu bir dönemde olduğunu ve bunun korumanın da İç Denetimle olacağını gördük ve söyledik. 700’ün üzerinde katılımcı geldi. Yıllar itibariyle de kongreye ilgi artırıyor.

2 BİN 400 ÜYEMİZ VAR

Gelecek yıl bu kongreyi uluslararası nitelikte yapmayı planlıyoruz. Yurtdışından katılımlar var bunu genişletmek istiyoruz. Bu konuda bölgemizde merkez konumuzdayız. Dünya çapında 109 ulusal enstitü arasında ilk 20 enstitü arasındayız. 2400 üyemiz var. Kuruluşumuzun 20. Yıl etkinliği çerçevesinde,  bölgesel konumumuzu güçlendirir diye bunu yapacağız.

Mayıs ayı İç Denetim Farkındalık ayı olarak kutlanıyor. Biz de mayıs ayında bu faaliyetlerimizi arttırmaya çalışıyoruz. Bu çerçevede İç Denetim Farkındalık ödülünü veriyoruz. Bunu 2011 yılından bu yana yapıyoruz. Bu yıl yaptığımız faaliyetlere Uluslar arası İç Denetim Enstitüsü tarafından ödül verildi.

BANKACILIK KRİZLERİ DENETİMSİZLİKTEN ÇIKTI

Türkiye’deki bankacılık krizlerinin de ana etkisi İç Denetim eksikliğiydi. Ben krizler olduğu zaman müfettiştim. Standartlara uygun yapılmıyordu, dolayısıyla bu sorun çıktı. 2000-2001 krizlerinde böyle oldu. BDDK’nın kurulması ve 2008 krizden Türkiye’nin etkilenmemesinin altında bu denetimlerin faydaları yatıyor. Bir de BDDK’nın denetimi geliyor.

Risklerin giderek attığı ve boyutlarının arttığı dönemlerde geçiyor. Kontrol, kurumsal yönetim ve risk yönetim sistemi bu üç temel üzerinden hareket ediyoruz.

EN BÜYÜK HOBİM YAZMAK

- Hobileriniz nelerdir bizimle paylaşır mısınız?

- Benim 5 tane yayınlanmış kitabım var. Hobim yazmak. Meslekle ilgili kitaplarım var. Bunlardan 4 tanesi mesleki alanda, bir tanesi Fenerbahçe’nin son 30 yılı ile ilgili. Spor kulüplerinin idari kısmi ilgimi çekiyor. Fenerbahçe dergisinin aylık yazarıyım. 2011’de yayınlandı Fenerbahçe ile ilgili kitabım. Sportif yapıları da başarıya götüren ekonomik güçlülüktür. Başarı, yönetim sisteminizin güçlü olmasından geçiyor.

Bugün 3 büyük kulüpte de iç denetim birimi kuruldu. Biz onlara da danışmanlık yapıyoruz. Kısacası, hobilerim, yazmak ve sporun arka planında kalan idari ve yönetsel kısımlarıyla ilgili analizler yapmaktır.


 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner98

banner97

banner96

banner95

banner91

banner90