Öne Çıkanlar GİRAY DUDA İKV BAŞKANI AYHAN ZEYTİNOĞLU Kişisel verilerin korunması kanunu Türkonfed Av. Ferhan Arıkan

İstanbullu sanayicinin yönü Tekirdağ, Çorlu ve Çerkezköy
GİRAY DUDA

Doç. Dr. Melih Bulu, akademisyen kimliğinin yanı sıra aktif bir araştırmacı ve analist. Gerek yönetim kurulunda olduğu URAK, gerekse KOSGEB veya Kalkınma Ajansları için önemli çalışmalar yapmayı sürdürüyor. Melih Bulu ile sanayileşme, rekabetçilik ve kümelenme üzerine konuştuk.

 

- Sayın Bulu, siz Şehir Üniversitesi’ndeki öğretim üyeliğinizin yanı sıra Uluslararası Rekabet Araştırmaları Kurumu’nun da Yönetim Kurulu üyesi ve Genel Koordinatörüsünüz.  URAK’ın çalışmaları nasıl gidiyor? Biraz duraklama mı var?

 

- Duraklama var, şöyle var. Başkanımız Ali Koç beyin iş yükü bu aralar bayağı arttı. Hem holdingde arttı hem uluslararası görevler aldı. O yüzden de sık sık yurtdışına gidip gelmesi gerekiyor. Bu nedenle faaliyetlere biraz ara verdik ama onu herhalde önümüzdeki dönemde telafi ederiz.

 

REKABETÇİLİK ARAŞTIRMASI DEVAM EDECEK

 

- İllerararası Rekabetçilik Endeksi çok güzel bir projeydi. Amacı güzel, hedefleri ve sağladığı veriler güzeldi. Devam edecek mi?

 

- Tabi tabi, devam ediyoruz.

 

- Şehirlerarası rekabetçilik araştırmasına ilişkin yeni bilgiler var mı? En son 2009 - 2010 araştırması yapıldı, orada mı kaldı?

 

- Evet orada kaldı. Aslında yenisini hazırladık ama tam olarak bitirmedik o yüzden kamuoyuyla paylaşmadık.

 

- 2014 yılına ilişkin midir?

 

- 2013-2014 yıllarına ilişkin. Bu araştırma iki yıllık periyotlarla ilerliyor. Önümüzdeki günlerde açıklayacağız. Bu açıklayacağımız 5’incisi olacak.

 

ÜÇ BÜYÜK İL DEĞİŞMİYOR

 

- Birinci araştırma ile beşinciyi karşılaştırdığınızda kentlerdeki değişikliklerin ne yönde olduğu net biçimde gözüküyor mu?   

 

- Şehirlerdeki bütün değişiklikler açıkça görülüyor. Onlarla ilgili analizler var. İlk 3 hiç değişmeden duruyor. Birinci İstanbul, ikinci Ankara ve üçüncü İzmir. Bu üç şehrimiz rekabetçilikte yerlerini koruyorlar. Dördüncü ve beşinci değişiyor. Bursa ile Kocaeli arasında gitme gelme oluyor. Onlar yukarıdaki illerimiz. Yükselen iller var mı diye baktığımız zaman, mesela Antep’in yükselişi dikkat çekiyor. Antep’in sanayi ve ekonomisi sürekli yükseliyor.  

 

- Tekirdağ’ın gelişmesi hangi yönde ilerliyor?

 

- Tekirdağ son 5 yılda yükseliyor. Bunun bir nedeni de şu: İstanbul, etrafındaki şehirleri yukarıya çekiyor.

 

İSTANBULLU SANAYİCİNİN PLANI

 

- İstanbul Sanayileşme Stratejisi Belgesi’yle Tekirdağ arasında bir bağ var mı?

 

- Kesinlikle var. Bu çalışmayı İstanbul’un 2023 sanayisi nasıl olacak diye ortaya koymak için yaptık. İstanbullu sanayicinin vizyonunu dünyadaki rakiplerine de bakarak biz oradan aldık. Çünkü İstanbul dünya çapında düşünmek zorunda olan bir yer. İstanbul, Cumhuriyetin 100. Yılı 2023’de nerede olmayı hedefliyor? Burada tabiî ki belli sektörlerin İstanbul’un dışına kayması da var işin içinde. Bu doğal olarak düşünülüyor çünkü İstanbul’da arazi çok pahalandı. İnsanlara asanayi nereye gidebilirler sorusunu sorduk. Özellikle Tekirdağ, Çerkezköy ve Çorlu cevapları geldi. Buralara zaten gidiyorlar ve gitmeye devam edecekleri yer diye görünüyor, daha ileriye gidebilirler. Zaten çok sayıda yeni OSB kuruldu, kurulmaya devam edecek, büyük ihtimalle plan öyle öngörülüyor.

 

KALİFİYE İŞGÜCÜ DE GİDECEK Mİ?

İşte oradaki büyük sorun İstanbul’da çalışanları oraya götürebilmek. Çünkü kalifiye işgücünü de oraya götürmeniz gerekecek. Orada yeterli derecede kalifiye iş gücü yok. O tip şeyler de konuşuldu toplantılarımızda, onlar da planların içerisinde yer aldı. Ben daha önce de Trakya Kalkınma Ajansı için bir çalışma yaptım. Oranın analizini yaptım. Şehirlerin kümelenmelerini tespit ettik. Bu 5 yıl önceki bir çalışma. Çorlu ve Çerkezköy dışında kümelenmiş bir sanayi yok.

 

Şimdi Trakya bölgesinin İstanbul stratejisiyle senkronizasyona girmesi lazım. Çünkü İstanbullu sanayici bu planı yaptı ve artık her yerde kullanıyor. Şimdi İstanbul bu planı yaptı ve bunu uygulayacak. Çünkü sanayici bunu kendi planı olarak ortaya koydu ve herkesle paylaşıyor. Büyükşehir ile Ankara ile paylaşıyor. İSO’nun 18 bin tane üyesi var. 18 bin üyenin arkasında durduğu bir plan. Tabandan gelen bir şey olduğu için bir de 2023 için konulan Türkiye’nin 500 milyar dolar hedefiyle de senkronize olmuş durumda. Uygulanma ihtimali çok yüksek bir proje. Tekirdağlı sanayicilerin de bunu okumaları çok faydalı olur.

 

İSTANBUL-TEKİRDAĞ REKABETİ YANLIŞ OLUR

İstanbul’un nereye gideceği Tekirdağ’ı direkt ilgilendiriyor. Buranın alacağı şekle göre Tekirdağ’a bir seçenek çıkacak. Yanlış bir karar çıkarsa da İstanbul’la rekabet etme durumuna girerler. Bu sefer de o da doğru bir seçenek olmaz. Çünkü İstanbul küresel bir rekabet içinde olduğu için buradaki oyuncular çok daha güçlüler. O yüzden bir sinerji hali daha doğru olur Türkiye için. Ben zaten Tekirdağlı, İstanbullu sanayici diye ayırmıyorum. Çünkü zaten bir şekilde Türkiye’deki bütün sanayi İstanbul merkezli. İstanbul kontrol ediyor ekonominin nasıl gideceğini.

 

HIZLI TREN İÇİN LOBİ YAPILMALI

 

Bir de İstanbul-Edirne arasında çalışacak hızlı treninin Çorlu, Çerkezköy tarafına  gitmesi çok önemli. Ben de onun lobisini yapan kişilerden birisiyim. Trakya ile ilgili yaptığım analizlerin sonucunda hızlı tren projesinin mantıklı bir proje olacağını gündeme gelmişti, o zaman raporlarda yer almıştı. Onu ilk dillendirenlerden birisiyim. Şu anda da yeni planda yer aldığını biliyorum. Lobi yapmak lazım bunun için. Yeniden gündeme geldi. O, işi çok kolaylaştırır. Eskişehir Ankara’yı biliyorum. İnsanlar Eskişehir’de oturup Ankara’da çalışıyor. Hızlı trenin bir özelliği var şehrin içinden binip şehrin içine yani merkezine gidiyorsunuz, bu büyük bir avantaj.

 

KÜMELENMELERİN ÖNEMİ

 

- Tekirdağ’da kümelenmelerle ilgili yeni yapılabilecek yeni şeyler var mı?

- Elbette var. Biz 5 yıl kadar önce bir çalışma yaptık, bir analiz, durum tespiti yaptık. Kırklareli, Edirne ve Tekirdağ’da hangi kümelenmeler öne çıkıyor? İl ve ilçe bazında tespit ettik. Çok detaya girdik. Onları rapor olarak yayınlamadım, Trakya Kalkınma Ajansı’na verdim onlar açıklayabilirler.

Bundan sonraki aşama şudur: İlk önce durum tespiti yaparsınız, bizde ne tür kümelenmeler var ona bakarsınız. Genelde bunlardan en iyi durumda olanlarını geliştirmeye başlarsınız. Hatta şöyle yaparsınız. Bir tane pilot, örnek seçersiniz onun üzerine yüklenirsiniz ve diğerlerinin nasıl yapıldığını görür. Yani başarı şansı en yüksek olanı seçersiniz ona yüklenirsiniz orada bir başarı ölçüsü oluşturursunuz. Diğer kümelenmeler de onu görür ona göre çalışırlar.

 

Türkiye’de kümelenme çalışmalarının geliştirme çalışmasını ilk ben yapmıştım. 1999 yılında Harward Üniversitesi’yle beraber başladık çalışmaya. Yine URAK kapsamında bir çalışmaydı bu. Sultanahmet’teki turizm kümelenmesini geliştirmek için başlattık bu çalışmayı. O zaman Sultanahmet turizmi çok kötüydü bugünküne göre. Otellerin çoğu boştu, fiyatları çok düşüktü, 15 dolara oda satılıyordu. Turistik bölgelerin doğru dürüst ışıkları yanmıyordu.  Komisyoncular gelen turistlere kötü davranıyorlardı. Buradaki turizmciler yurtdışına ulaşamıyorlardı ancak gelen turistlere tesadüfen bir şeyler satmaya çalışıyorlardı.

 

OSB’LER KENDİ İÇİNDE YAPABİLİR

 

Bugün geldiği nokta itibariyle oteller, restoranlar çok arttı, otel doluluk oranları yüksek. Odaları 150 dolara satıyorlar şimdi. Birçok matbaa falan vardı onlar bir şekilde turizm sektörüne döndüler, buradan para kazanmaya başladılar. Bir zenginlik oluştu. Sektör dönüştü ve bütün Türkiye’deki turizm kümelenmelerine de örnek oldu. Diğer şehirlerdeki turizm kümelenmelerine örnek olmaya başladı. Benzeri bir çalışma Trakya’da yapılabilir. Trakya Kalkınma Ajansı bunu yapabilir. Sanayi ile ilgili de yapılacaksa OSB’ler kendi içinde bunu yapabilir. Çünkü biz buna benzer bir çalışmayı hem OSTİM’de hem de İMES’te yaptık. Bir OSB de kümelenme bazlı yaklaşımla rekabetçiliğini geliştirebiliyor. Bunun ilk örneğini benim destek olduğum çalışmayla 4-5 sene önce OSTİM yaptı. İlk önce sizde hangi kümelenmeler var onları tespit edelim, sonra onlardan yine başarı şansı yüksek olanların geliştirmesiyle ilgili projeler yapalım dedik. Ve o çalışmalar yapıldı. Mesela savunma sanayi potansiyeli olduğu için OSTİM’de başladı gayet de güzel çalışmalar yapıyorlar. Sağlık sektörü, iş makinaları gibi böyle birkaç tane sektör çıktı ortaya. O kümelenmeler OSB bazında geliştirilmeye başlandı ve devam ettirildi. Devlet de kümelenme geliştirme desteği veriyor.

 

KÜMELENME DAHA REKABETÇİ OLUYOR

Yine İMES’te benzer bir şey yaptık. İMES taşınıyor, bu taşınma esasında bu dediğimiz kümelenme şeklinde oluyor. Yeni OSB’ler İhtisas OSB’ler şeklinde oluyor. Bu aslında kümelenmedir. Belli bir sanayiyi oraya kümeliyorsunuz. Halbuki OSB’ler karma OSB’dir. Karma OSB’ler ve kümelenmeler varsa en azından onları ortaya çıkarmak gerekiyor. Kümelenme doğası gereği daha rekabetçi oluyor. Çünkü orada o işi yapıldığı için rakipler birbirlerinin tedarikçileri bir sinerji oluşturmak için avantaj oluyor bu sektörlerdekiler için. Hem de kalifiye elemanlar buralara geliyor. Siz eğer otomotiv üzerinde bir üniversiteden mezunsanız gideceğiniz en güzel yer Bursa, Sakarya civarı. Çünkü orada otomobil firmaları var. Tekstil ile ilgili bir bölümden mezunsanız gideceğiniz en güzel yer Tekirdağ civarı.

 

- Sizin Türkiye çapında sanayi kuruluşlarıyla ilgili bir çalışmanız var değil mi?

 

- Bizim URAK olarak yaptığımız illerin rekabetçilik endeksidir. Onun alt endeksleri de var.

 

- Sanayideki kümelenmeleri de ele aldığınız bir çalışmanız var.

 

- Bütün Türkiye çapında, 2003-2004 yılında KOSGEB kapsamındaki sanayi kümelenmeleri çalışması yaptık. Biliyorsunuz KOSGEB daha önceden sadece sanayi kuruluşlarına destek veriyordu. Şimdi kapsamı genişledi, hizmet sektörlerine de destek veriyor. O zaman sanayi, daha doğrusu sadece üretim yapan sektörlere destek veriyordu. O zaman biz KOSGEB’e şunu önermiştik: Türkiye’de nerede ne üretimi yapılıyor, bunun bir kümelenme haritasını çıkaralım. Bütün üretim yapan kümelenmeleri ortaya koyalım, siz de desteklerinizi ona göre yönlendirin, şekillendirin. O yüzden biz tasarımını yaptık ve bütün Türkiye’deki kümelenme haritasını ilk defa KOSGEB hazırlamıştı bizim geliştirdiğimiz metodolojiyle. Ve KOSGEB ondan sonra teşviklerini o veriye göre düzenledi, mantığı oydu. Devamlı da güncelliyor. KOSGEB’de bu veri büyük oranda var.

 

KÜMELENMENİN BABASI MICHAEL PORTER

 

- Demek ki o zamana kadar devlette böyle bir şey yoktu.

 

- Kümelenme yeni bir olgu. Dünyada 1998’den bu yana uygulanmaya, kullanılmaya başlandı. Kümelenme kelimesi, Harvard Üniversitesinden rekabetçilik profesörü Michael Porter tarafından 1998’de bir makalede ilk defa kullanıldı. Türkiye’de, bizde de 1999’da, hemen bir yıl sonra başladı. 2003-2004’te de KOSGEB bu çalışmayı yaptı. Yani çok yeni bir şey bu. Kümelenme denilmesi, bu yoğunlaşmaya farklı bir şekilde bakılması çok popülerleşti. AB bunu içselleştirdi, çok teşvik veriyor. ABD’de zaten var. Çin bunu çok benimsedi artık tamamen o mantıkla sanayisini örgütlüyor. Dünyada birçok yerde çok hızlı bir şekilde yayıldı.

 

KÜMELENMEYİ İYİ BİLEN ÇOK AZ

 

- Çok da doğru bir çalışma ve rekabet yöntemi değil mi?

 

- Ama bunun içinin boşaldığı yerler de var. Mesela biz kümelenme çalışması yapıyoruz diye alakasız şeyler de yapılıyor. Bu işi bilen çok insan yok. Ben bu işi biliyorum diyen yurt içinde ve yurt dışında çok fazla kişi var, o yüzden de dikkatli olmak lazım. Kümelenme iki şekilde oluyor. Bir analiz kısmı bir de geliştirme kısmı var. Özellikle geliştirme kısmı çok riskli. Orada bazı şeylere bakmanız gerekiyor. Çünkü eğer o kriterler sağlanmazsa genel kümelenme girişim çalışmaları başarısızlıkla sonuçlanıyor. Bu sefer de katılımcıların ümitleri kırılıyor. Motivasyon kaybının yanı sıra, zaman ve kaynak boşa harcanmış oluyor. Bunu da yapan, tecrübesi çok fazla olan insan yok dünyada. Geliştirilmesine know-how’ına sahip çok fazla kişi yok. Sanayiyi, yerel kültürü tanıyacaksınız bir çok şey üst üste yer alıyor. Doğru insanlarla yola çıkmak çok önemli. Türkiye’de o yüzden birçok çalışma başarısızlıkla sonuçlandı. Kümelenme geliştiriyoruz diye yarım kalanlar var. Orada da çok dikkatli olmak lazım.

 

- Kümelenmelere Bakanlıklar ve Hükümetler düzeyinde teşvik ve destek var.

 

- Doğrudur, iyi destek var. Aslında OSB’ler için bu çok güzel bir konu.  Burada da bu işe girdiğiniz zaman dünyada kimler var onları çok iyi belirleyip girmek lazım. İyi analizler ve stratejiler yapmak lazım. Biz Sultanahmet’te yaptığımız çalışmada onu gördük. Burada yaptığımız şeyde gördük ki Paris ile Roma ile rakip oluyoruz.

 

- Sultanahmet’teki kümelenme çalışmasını kimin desteğiyle yaptınız?

 

- URAK olarak yaptık. Bunun çeşitli sponsorları vardı. Ali Koç bunlardan biriydi. Ali Koç  master yaparken bu dersi almış ve tesadüfen bu konunun ilk öğrenen kişisi olmuş. Hocasından bunun yapılmasını istemiş, öyle başladı Türkiye’de.  Hocasının ekibi yaptı. Ben de Türkiye’deki ekibe katılmıştım. O zaman Boğaziçi’ndeydim sonra faydalı olduğu görülünce Türkiye’ye yayıldı.

 

TÜRK KAHVE MAKİNASI NASIL DOĞDU?

- Kümelenmeyle ilgili hedeflenenler başarılı oldu mu Sultanahmet’te?

 

- Fazlasıyla oldu. Biz 1999-2000’de kümelenme ekibiyle dedik ki bizim İstanbul’a gelen turistlere ulaşmamız lazım. İtalyan makinaları var cappuccino veriliyor, Türk kahvesi verilemiyor denildi. Niye dedik? Çünkü yapılması çok zor. O zaman Arçelik’e bize bir Türk kahvesi makinası yapabilir misiniz, diye sorduk. Onlar da dedi ki bu çok ileri teknoloji, biz bunun yeterince satılacağını düşünmüyoruz. Ali Koç ısrar etti ve onun şahsi desteğiyle Arçelik’in Ar-Ge’si bir kahve makinası yaptı. Bugün bu makine müthiş satıyor ve Türk kahvesi artık gelen her turiste sunuluyor. Çünkü hazırlanması çok kolay hale geldi.

Kümelenme böyle inovasyon yaratır. Pazara bakıyor ve arkadaki tedarik zincirini tetikliyor. Mesela denildi ki bizim, turistlerin göreceği bir simgemiz olması lazım. Turizmciler lale olsun dediler. Osmanlı’da lale önemli bir semboldü, Hollandalılar bizden alıp götürdüler. Bu laleyi yeniden canlandırdık. Sonra İstanbul Büyükşehir Belediyesi aldı, bugün artık her yerde lale ekiyorlar. Onun da kaynağı 1999’da Sultanahmet’te yapılan kümelenme toplantıları.

 

KÜMELENME İNOVASYONA HIZ KATAR

Böyle birçok inovasyon bu çalışmalardan çıkıyor. Siz doğru insanları toplayıp doğru soruları sorduğunuzda orada kendi inovasyonunu yapıyor. Bunu yaparken de rakipleriyle rekabet edecek ürünler ortaya çıkarıyor. Ben Roma’ya turizmcilere karşı ne üretebilirim, Paris’tekilere karşı ne üretebilirim, mantık böyle çalışıyor. O yüzden kümelenme doğru kişilerle çalışılınca çok güzel şeyler sonuçlar mümkün oluyor.

 

 

 

 


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner97

banner96

banner95

banner91

banner90

banner89