Öne Çıkanlar Turkcell Genel Müdürü Kaan Terzioğlu Global Sanayici GİRAY DUDA İKV BAŞKANI AYHAN ZEYTİNOĞLU Hababam Sınıfı ÇOSB

“Niye TOBB’a soruluyor, Bakanlık oluruyla sanayi odası kurulmalı”

GİRAY DUDA

Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Sanayi Genel Müdürü Prof. Dr. İbrahim Kılıçaslan, bakanlığın son zamanlardaki canlı, aktif, dinamik yapısına çok uyumlu bir bilim insanı. Yüzlerce sektörüyle, Türkiye sanayisinin Avrupa Birliği standartlarına uyumu için yapılan stratejik çalışmalara yön veriyor, ülke sanayisinin günden güne büyümesi için gereken destek ve teşvik düzenlemelerine katkıda bulunuyor. Sanayi kesimini ilgilendiren bir çok konuyu, ‘Global Sanayici’ adına Prof. Dr. Kılıçaslan ile Ankara’da Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’ndaki makamında konuştuk.

- Sayın Prof. Dr. İbrahim Kılıçaslan, isterseniz sanayiye ilişkin kayıtlardan başlayalım. Maliye Bakanlığı ile Sanayi Bakanlığı verileri arasında bir farklılık var. Bu nereden kaynaklanıyor?

- Maliye Bakanlığı’yla bizim aramızda fark var. Maliye Bakanlığı her girişimi sayıyor. Bizim ise bir sanayici tanımımız var, o tanıma uyması gerekiyor. Biz firmalardan sanayici siciline kaydolmasını istiyoruz ki onları görebilelim. Ben de sanayici siciline girdiği zaman, elektrik tüketiminden işçi sayısına kadar her şeyini görebiliyorum. İthalatı, ihracatı yani kısacası her şeyini görebileyim. İyi bir ekonomi için, yani ölçülebilir ekonomi için böyle teşvik edici bir sistem oluşturalım istedik.

Sanayici Sicil Tebliği yayınlanması yakındır. Tebliğ Başbakanlık’ta. 10 gün içerisinde yayınlanır. Daha evvel, ‘en az bir kişi çalışması kaydıyla’ diyordu sanayi sicil kaydında.  Burada önemli bir değişiklik getirdik. Ben tek çalışıyorum, tornacıyım,  sanayici siciline kaydolamıyorum. Çünkü, yanımda birinin çalışması gerekiyor. Mevcut duruma uymuyor. TOBB Kanunu da sanayiciyi şöyle tanımlıyor: En az 10 kişi çalışan işletmeler. Bu mevcut duruma göre birini kaldırmak istedik. Yani ben tek çalışsam da sanayici olarak görünmeliyim. 

ÜCRETLER DE CAYDIRICIYDI

Kapasite raporunu da sanayi odalarından aldırıyorduk. Buradaki tezat şuydu. Küçük sanayici bir kişi olarak bile çalışsa 300 ile 700 TL arasında bir ücret talep ediliyordu. Ben küçük bir tornacıysam bunu almaktan çekiniyordum. Dolayısıyla Sanayici Siciline kayıt olmaktan kaçınıyordum. Bu da bir tezattı. Dolayısıyla bu kanunla bir ad getirdik,  dedik ki, ‘böyle kapasite raporunu almak için eğer 10 kişiden az çalışıyorsanız beyan esasını kabul edelim’ dedik. Böylece, şu anda 85 bin civarında olan sayının yıl sonunda 120 binlere çıkacağını düşünüyorum. Bizim sanayi müdürlerimiz, ‘bu sanayidir bu değildir’ diye her ilde sayım yaptı. Sonuçta 190 bin civarında olduğu tespit edildi. Bunu yapabilirsek çok güzel bir veri tabanı olacak.

SANAYİ SİCİL TEBLİĞİ YENİLENİYOR

Normalde bir sanayicinin işe başladığında 2 ay içinde başvurması gerekiyor. Bunu bildirmemişse bir cezai müeyyidesi var. Biz 2014’te çıkardığımız düzenlemeyle sanayi sicili affı getirdik. Kayıt olmamış olabilirsiniz, gelin buraya üye olun, dedik. Rakamımız biraz yükseldi. Ama istediğimiz sayı değil. Niye üye olmuyorsunuz, diye sorduk. Para var gelemiyorum, dedi. Biz de dedik ki o zaman kapasite raporunu beyan esaslı ver. Madem büyük değilsin. Bir tane tornan, bir tane matkabın var. Böyle bir kolaylık getirdik. Her ilin sanayi müdürü bana soruyor, Sanayi Sicil Tebliği ne zaman çıkacak diye. İlk defa size söylüyorum şu anda Başbakanlıkta, 10 gün içinde çıkması bekleniyor. Biz sanayiciye sahip olacağız. Adam bir şeyler üretiyor ama kayıtlı değil. Maliye Bakanlığı görüyor ama ayırt edemiyor, girişim diyor. Biz bunu ayırmak istiyoruz. Biz kendi kapasitemizi görmek istiyoruz.



- TOBB Kanunu için değişen bir şey olacak mı?

- Hayır. TOBB buradan belli bir gelir elde ediyor. Şu anda 85 bin kişi başvurmuş,  diğerleri zaten başvurmuyor. Maliye kaydını alınca bizim bir zorlamamız yok. Başvurmayan veya başvuramayanları kendi içimize almış olacağız. Mikronun üzerindekiler her zaman kapasite raporu için gitmek zorundalar. TOBB’un kaybı da olmuyor.

10 kişi üzerinde çalışanı olan kişi sanayici. Tezat şurada. 10 kişinin altında çalışanı olanı da başvurduğunda sanayi sicil belgesi veriyorsunuz. 10 kişinin altında olanlar oraya başvurmayacak. Bundan sonra kayıt dışı kalmayı, sanayi sicili almak istemeyenleri biz içeri almak istiyoruz.

TEKİRDAĞ’DA SANAYİ ODASI OLMALI

- Hazır söz TOBB’dan açılmışken TOBB yönetimi ile sanayi kesiminin yaşadığı sorunu da konuşalım. Sanayiciler, neden bir türlü yeni sanayi odası kuramıyorlar? Bu neden oluyor?

- Zamanında düzenleme böyle yapılmış. Bir ilde sanayi odası kurulmak için TOBB’dan görüş alınması gerekiyor. TOBB da izin vermiyor. Tekirdağ’da sanayi odası olmalı. Sanayiciler kurmak istiyorlarsa sanayi odası kurmalılar. TOBB’da takılma var. Reel sektörü kontrol ediyor. Bunu bilemiyorum, siyasi irade isterse bu kanun değişebilir. Niye TOBB’a soruluyor, Bakanlık uygun görürse oda kurulmalı. İlave kriterler sunulabilir ama bu değiştirilebilir. Sanayi Odası da Ticaret Odası da TOBB’a bağlı neden izin vermiyor bunu bilmiyorum. Dernekleşme odalaşma demokrasinin gereği.

AB MEVZUATINA UYUYORUZ

- Sanayi Genel Müdürlüğü olarak Türkiye sanayisinin bugününe ve yarınına yön veriyorsunuz. Genel ve sektörlere özel strateji belgeleri hazırlıyorsunuz.  AB görüşmelerinde açılan ‘İşletmeler ve Sanayi Politikası’ faslı hangi aşamada?

- AB ile uyum Gümrük Birliği’nden kaynaklanan bir mevzuat uyumu var. 15 maddelik uyum maddesinin 13 tanesi bizim bünyemizde, bizim bakanlığımızda. Otomotivden onaylanmış kurumlara kadar her şeyi uyumlaştırıyoruz. Avrupa’da çıkan her şeyi tercüme ediyoruz, mevzuatımıza uygun hale getiriyoruz Avrupa’nın 1.5-2 yıl gibi gerisinden gidiyoruz. Biz somut AB raporlarında da ilerleme raporunda eleştiri konusu olmadık. Sanayi Genel Müdürlüğü’nün ciddi bir yetkisi ve işi var. Belli bir rutine girmiş.

13 teknik komitemiz ve 16 tane de alt teknik komitemiz var. Bu teknik komiteler Resmi Gazete’de yayınlanıyor. Bu komitelerde, sektörün çatı kuruluşları masanın bir tarafına oturuyor,  bir tarafına da resmi daire temsilcileri oturuyor. Her iki tarafın birbirinin düşüncelerini dinleyip anlaması açısından bu çok önemli.

Uyumlaşma ile ilgili de, ‘arkadaşlar Avrupa’da bu var, sizin için bir sorun var mı’ diye soruyoruz. Benim bulunduğum dönem içinde gördüğüm şu: insanlar da benimsemişler, olalım ama şu tarihte başlasın böyle bir süre verelim gibi yaklaşıyorlar. 1.5 yıl 2 yıl gibi süreye tekabül ediyor. O da normal.



BÜROKRASİ İLE REEL SEKTÖR BİRBİRİNİ DİNLİYOR

AB ile ilgili sanayi ve teknik mevzuatımız birebir. AB ile uyuma başlamışız. Yeni direktif çıkarmışlar, onlar için de 1.5 yıl süremiz var. 15 bin sayfa civarında bizim teknik mevzuatımız. Canlı bu, sürekli değişiyor. Biz bunları tercüme edip yine teknik komitemizden geçiriyoruz. Bakanlığımızın en iyi çalışan komitelerinden biridir teknik komite. Çünkü sektörün temsilcileri bire bir var. Aynı zamanda Strateji Belgelerinin hazırlanmasında da bu şekilde komite var. Ve aynı metotla hazırlanır. Bir tarafta bürokrasi bir tarafta ilgili kurumlar bulunur. Karşı olanlar ve destekleyenler hepsi bir arada olup tartışmalar yaparlar.

Bana daha önce sormuşlardı, Sanayi Strateji Belgesi’nin faydaları nedir diye. Benim görüşüm şu, hiçbir faydası olmasa bile bürokrasiyle reel sektörü karşı karşıya getiriyor. Buradaki bürokrat arkadaşım birebir sektörü karşısında görüyor. Bu bile olsa fayda olarak yetiyor. Bununla beraber strateji belgemize konulan her şey takip ediliyor. Yüzde 85 gibi gerçekleşen bir oranımız var. Gerçekleşmeyenler genellikle maliye ile ilgilidir. Strateji belgesi net olarak ne işe yarıyor desek açıklayamayabiliriz ama karşılıklı konuşma bile bence yeterli bir sonuçtur. Ya da küçük bir mevzuat değişikliği bile işi kolaylaştırabilir.

TASARIM DESTEĞİ GELİYOR

- Uygulamada, vergi indirimine Maliye Bakanlığı karşı çıkıyor ama teknoloji desteklerine karşı çıkmıyor. Maliye, muhafazakar tavrıyla gelirlerin azalmasını istemiyor ama harcamalarda sorun çıkarmıyor değil mi?

- Evet, aynen öyle. Teşvikler ve destekler bizim için çok önemli. Şimdi tasarım desteği düşünüyoruz. Türkiye yaklaşık 1 milyar dolarlık ayakkabı ithal ediyor. Bu çok ciddi bir şey. Ürünün fiyatı, kalitesi ve dış görünüşü önemli. Dış görünüşü de tasarıma giriyor. Ben ürünümün katma değerinin artmasını istiyorum. Tekstil Türkiye açısından otomotivin çok önündedir. Türkiye getirisi açısından söylüyorum. Bu tekstilin gelirini  hafif dokunuşlarla nasıl artırırız, istihdam ettiği eleman sayısını ve firmaları daha fazla nasıl artırırız dedik ve tasarım üzerinde birleştik. Bunun için Ar-Ge çalışması yapılacak.

TASARIM DESTEĞİYLE SEKTÖRLERİ GÜÇLENDİRECEĞİZ

Mobilyada da aynı şekilde tasarımımız var. Güçlü sektörümüzü tasarımla daha da güçlendireceğiz. Alışverişlerde hepimiz önce görünüşe bakıyoruz. Görünüşünü beğenirsek sonra kalitesine bakıyoruz. Tekstil, deri, hazır giyim, ayakkabı bunların sektör temsilcileriyle toplantı yapacağız. Tekstil ile ilgili strateji belgemizi de yayınlamak üzereyiz. Sektörün sorunları çözmek istiyoruz.  Makina, çelik ve kimya sektörüyle toplantı yapıyoruz. Devlet 500 milyar dolar ihracat diyor. Devletin hedefi belli. Bu hedefi gerçekleştirmek için sektör bizden ne istiyor diye soruyoruz. Para diyorlar, para veriyoruz ama belli ölçüleri var. Projelendirme gerekiyor. Biz şu anda paramızı bitiremiyoruz, projelerimizi bitiremiyoruz. Paramız var ve veriyoruz. TÜBİTAK’ta da öyledir. Bizim bakanlığımızın 3’te 1 bütçesini geri verdik. Harcayamadık. Harcamak için de proje gerekiyor. Parayı verirken de birebir takip ediyoruz. Bir koordinasyon çerçevesinde yapıyoruz.



HİÇBİR ŞEY İSTEMİYORLAR

Tekstil, mobilya, ayakkabı ve deri sektöründe bizim bakanlığımdan hiçbir şey istemiyorlar. En az 3 yıl önce toplantı yaptık o günden bugüne hiçbir şey istemiyorlar. Öte yandan otomotivcilerle ilaççılar buradan hiç çıkmıyor. Ama yukarıda saydığım sektörlerden kimse gelmiyor. O zaman dedim ki onlar gelmiyorsa biz çağıralım. Diyelim ki bizden ne istiyorsunuz. Tasarımcıyı destekleyeceğiz. Tasarım hizmet sektöründe değeri yüzde 85 değer katıyor. Oraya kadar yükseliyor. Tekstilde ve hazır giyimde deri ve ayakkabıda tasarım desteğiyle markalaşmanın önünü açmak istiyoruz. Sanayinin diğer noktalarında da Ar-Ge’yi destekleyip inovatif ürünlerin öne çıkmasın istiyoruz.

AR-GE MERKEZLERİ ARTMALI

- Araştırma geliştirme verilen teşvik ne kadar?

Ar-Ge’ye harcanan para 1 milyar dolar civarında. Kamu adına halktan alınan parayı  kamu adına kamunun ilerideki menfaati için firmalara dağıtıyoruz. Amaç, daha fazla istihdam ve daha fazla katma değerli ürünler. Eğer katma değer ürünler üretemezsek ihracat hedeflerimize ulaşamayız.

153 milyar dolardan 500 milyar dolara şu andaki artışla ulaşmamız mümkün değil. Katma değeri yüksek ürünler üretmemiz lazım. 1.6 dolar üretimimizin kilogram fiyat değeri, bunu 5 dolara çıkartmamız gerekiyor. Bunlar verimlilik ekonomisinde olmuyor,  inovatif ekonomiye lazım. Almanya’da kilogram fiyatı 7 dolar. Buna ulaşmak için de inovatif ve katma değeri yüksek ürünler üretmeliyiz.

İHRACAT ARTIŞI İÇİN İNOVATİF ÜRÜNLER GEREKLİ

- 5 dolara tahminen ne kadar zamanda çıkar sizce?

- Bilgi ekonomisinin güzelliği burada. Verimlilik ekonomisinde hesap artışı yapmak kolay. Senede yüzde 5 artış veya yüzde 10 artış hesaplarsınız. 153 milyar doların üstüne yıldan yıla böyle yüzde 10’ar koyarsanız bu 500 milyar dolara çıkmıyor. O zaman bizim sıçrama gerçekleştirmemiz lazım. Bunun içinde inovatif ürünler gerekli.

Şu anda 156 tane Ar-Ge merkezimiz var Türkiye’de. Ar-Ge çalışanı sayısını 50’den 30’a indirdik. Dedik ki daha fazla yayılsın, küçük şirketler de kursun, her şirket Ar-Ge merkezi oluştursun.

- 50 kişilik personel zorunluluğu gerçekten de çok gibiydi.

- Evet ama buna rağmen 156 tane merkez kuruldu. Bunu 50 ile çarptığınızda 7 bin 800 kişilik Ar-Ge çalışanı olduğu ortaya çıkıyor Türkiye’de. Geçenlerde Tofaş’tan yetkililer geldi, Ar-Ge bölümünde 600 kişi çalıştırdıklarını söylediler. Peki, senede ortalama kaç kişi işi bırakıyor, diye sordum. Aslında ben rakamı biliyorum ama onlardan dinlemek istedim. Pek söylemek istemediler ama 60 kişi, yani yüzde 10 dolayında olduğunu öğrendik. Türkiye için yüzde 10 dolayında Ar-Ge personelinin işi bırakması çok güzel bir şey, dedim. Niye güzel, dediler. Çünkü bu personel daha sonra başka bir Ar-Ge merkezine gitmiştir, dedim. Bunu doğruladılar. Ar-Ge personeli başka bir yerde çalışmaz zaten.

- Yüzde 10’luk bir sirkülasyon çok doğal bir oran değil mi?

 - Hem doğal hem de güzel bir şey. Ar-Ge personeli yer değiştirmeli. Biz üniversitelerde Ar-Ge personeli yetiştiremiyoruz. Yani merkezlere yüzde 10 dolayında yeni personel geliyor. Bu da bir başka olumlu yanı bu işin.

SANAYİYE CİDDİ DESTEKLERİMİZ VAR

-  Bu arada şunu da sormak istiyorum. Sanayi ihracatının payında son 10 yılda büyük bir artış, patlama göstermemiş sanki. Siz nasıl değerlendiriyorsunuz?

- İhracatın GSMH, yurt içindeki payına baktığımızda son 10 yılda çok değişmemiş. Yüzde 30’lardan yüzde 32’lere çıkmış. Bu da hizmet sektörünün artışına bağlı. Ciddi bir hizmet sektörü doğdu Türkiye’de. Sanayi ürünleri global pazara sürdüğünüz bir ürün. Hizmet sektörü yereldir, hızla yükselir. Hizmet sektöründeki hızlı artışından dolayı GSMH’de artış görünüyor. Sabit fiyatlarla baktığımızda sanayi sektörünün GSMH içindeki yerinin yüzde 2 arttığını görüyoruz. Acaba kaçırdığımız bir şey mi var diyerek diğer ülkelerle mukayese ettik. Bize uymayan dünyada iki ülke gördük, bunlar Almanya ve Kore. Dünyanın diğer ülkeleriyle bizdeki gidişat aynı. Bütün davranışlar bizim ülkemizdeki davranışlara benziyor.

İnşaat sektöründe 5’e alıp 10’a satıyorsun. Böyle bir karlılık sanayi sektörünün hiçbir yerinde yok. Sanayinin GSMH içindeki payı düşüyor gözükse de sabit fiyatlarla baktığımızda artış olduğunu saptıyoruz.

Sanayimiz gayet sağlıklı gözüküyor. Sanayimizi çok ciddi destekliyoruz. 2004’ten sonra hızlı destekler geldi. Almanya ve Kore’ye göre çok geriden başlamışız bu desteklere. Bu iş bütün dünyada devlet destekleriyle olmuş. Projelerde yüzde 70’e yakınını, Ar-Ge’lerde yüzde 55’e yakın giderleri biz karşılıyoruz.

İSTİHDAMDA ARTIŞ VAR

- Prof. Dr. Kenan Mortan, geçen sayımızda yayınladığımız analizinde sanayinin artık önemli miktarda istihdam yaratmadığı şeklinde bir sonuç ortaya koydu… Bununla ilgili düşünceniz nedir? Sizin verilerinizle örtüşüyor mu?

- Biz sanayideki istihdamda düzenli bir artış görüyoruz. İmalat sanayinden bahsedersek, 2002’den  2013’e kadar sürekli artış var. 2002’de sanayide 4 milyon 200 bin kişi, 2013’te 6 milyon 737 bin olmuş. Yüzde 60 artış var. Her sene de kademeli bir artış var. 2009’da düşüş var, kriz döneminde. İmalat sanayinde de 2002’de 2013’e yüzde 24’lük artış var. Sene sene baktığımızda artış var. Sanayideki ilerlemede sürekli artış var. Bu analizde, hareket ettiğiniz nokta önemli. Bizim, reel olarak hareket ettiğimiz noktalarda sürekli artış var.   

AFRO-AVRASYA’NIN ÜRETİM MERKEZİ

- Sanayi Strateji Belgesi’nde KOBİ’ler için yeni neler var?

- Sanayi Strateji Belgesi bütün sanayiyi kapsayan üst belgedir. Bunun da üst belgesi 10’uncu Kalkınma Planı’dır ve biz oraya uyumluyuz. KOBİ strateji belgesi KOSGEB tarafından hazırlanmıştı. Şimdi ikincisi üzerinde çalışılıyor. Biz onun çatısıyız. Biz daha önceki stratejilerimizde ‘Avrasya’nın üretim üssü Türkiye’ diyorduk. Bu defa şöyle değiştirdik: Afro-Avrasya’nın tasarım ve üretim merkezi Türkiye. Strateji belgemizin sloganı ve vizyonu böyle. Tasarımla birlikte yeni sektör oluşacak. Tasarım ofisleri sektörü olacak. Bunlar büyükşehirlerde var, daha da yaygın hale gelecek. Bu da doğrudan KOBİ’lerin işine yarayacaktır. Buradan faydalanacaklar. Ar-Ge ve inovasyon destekleri devam ediyor.

KOSGEB’in de çok ciddi destekleri var. Prototip desteği de veriliyor. KOBİ’lerimizdeki mucit insanlarımızın sayısı hiç de az değil. Kimilerinin eğitimi yok ama el becerisi yüksek. İşte o zaman prototip desteği sunuyoruz. Endüstriyel ürün desteği, pazarlama, tanıtım, fuar desteği her şeye destek veriyoruz.

5 YIL SONRA KARBON SALINIMI VE ÇEVRE KORUMA GELİYOR

- Sanayi Stratejisi içinde yeşil sanayiye de çok yer vermişsiniz.

- Birleşmiş Milletler’in iklim değişikliği çerçeve programı var. Türkiye de buna üye. Türkiye’yi temsilen ben geçen hafta Almanya’da toplantılara katıldım. Emisyonu düşüreceğiz diyoruz. Birleşmiş Milletler’den direktif geldiği zaman biz de aynı direktiflere uyuyoruz. 5 yıl sonra karşılaşacağımız problemleri şimdiden gündeme getirmeye çalışıyoruz. Beş yıl sonra karbon salınımı geliyor, çevre koruma geliyor, emisyonda azaltım geliyor. Söylemlerimizde sanayi ve yeşil sanayi diye vurguluyoruz. 5 yıl sonra bir takım zorunluluklar olacak, şimdiden tedbirlerimizi alalım diyoruz. Eskiyen makinelerimizi ona göre değiştirelim. Mesela bir proje olarak yakında gündeme gelecek. Elektrik motorları için enerji verimliliği 3 diye bir projemiz var. Emisyonu azaltmak ve enerji verimliliğin azaltmak için çalışacağız. Bu da yeşil sanayiye doğru bir kaynak olacak.

YERLİ MALI ALIMI TERCİH DEĞİL ZORUNLULUK

- İhalelerde yerli sanayi ürünlerinin kullanılması konusunda bir tebliğ yayınlandı galiba. Bunun içeriğini bize açıklar mısınız?

- Evet, kısa süre önce ‘Yerli Malı Tebliği’miz çıktı. Yerli Malı Tebliği’ne göre, kamu, geçen yıl 106 milyar liralık, diğer bir deyişle 50 milyar dolarlık alış yapmış. Kamunun satın alma gücünü, yerli sanayiye teknoloji transferine, yerli sanayinin gelişmesine bir kaldıraç olarak kullanabilir miyiz diye gündeme ‘Yerli Malı Tebliği’ni getirdik. Devlet,  yerli malı yabancı firmanın malından yüzde 15 daha pahalıysa bile yerli malını almak zorunda olacak bundan sonra. Tercih değil, zorunluluk oldu. Her konuda böyle.

Sanayi işbirliği programı gereğince, 5 milyon TL üzerindeki kamu alımlarında eğer yerli tedarikçi yoksa yabancıdan alınıyorsa, örneğin uçak, lokomotif gibi özel ürünlerde yeni koşullar getiriyoruz. Tebliğimiz tamamlandı, yayınlanmak üzere Başbakanlığa gönderildi.  Yabancı şirket, yüzde 20-30 oranında yerli şirketle işbirliği yapmak ve Türkiye’den tedarik etmek zorunda. Yüzde 20’lik değerini burada ürettireceksin. Eğer üretemiyorsan burada bir sanayiciye öğret ki bu da bir teknoloji transferidir, o sana bunu üretsin.  

Güney Kore böyle yapmış. Nükleer santralde, birinci aşamada yüzde 20, ikinci aşamada yüzde 40 demiş, ardından 5 ve 6’ncı kısımda kendisi üretmiş oluyor. Şu anda başka ülkelere teklif veriyor. Böylece mühendislik altyapısını ve kendi üreticisinin kabiliyetini geliştirmiş oluyor.

Biz de bunu yapmak istiyoruz. Bu tebliğ Başbakanlık’ta, 2015’in başında yürürlüğe girecek. Yerli Malı Tebliği yürürlüğe girdi.

ASKERİ ALANDA UYGULAMA BAŞARILI

Askeri offsette 1985-86’dan bu yana bu yerli malı koşulu uygulamış ve başarılı olmuş. Özellikle F16’larda, tanklarda uygulanmış. İşte Aselsan, Havelsan bu politikaların ürünü. Biz her sektörde bunu başarmak istiyoruz. Savunma sanayinin şu anda helikopterleri yapmasının altında bu uygulama yatıyor. Yılbaşından sonra, nükleer ihaleler de dahil tüm ihalelerde bu zorunlu olacak.

  
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Ferda Çalışır 5 yıl önce

www.kapasiteraporu.com çalışanları adına haber için teşekkür ederiz.

banner97

banner96

banner95

banner91

banner90

banner89