Öne Çıkanlar Global Sanayici GİRAY DUDA Asaf Savaş Akat Global Sanayici Dijital korsanlığın maliyeti 400 milyar dolar Kişisel verilerin korunması kanunu

Pandemide taşımacılık krizinden alnımızın akıyla çıkıyoruz

GİRAY DUDA

Uluslararası Taşımacılık ve Lojistik Hizmet Üretenleri Derneği (UTİKAD) Genel Kurulu’nda, ikinci kez bir kadın üye başkanlık görevine seçildi. Yeni başkan Ayşem Ulusoy’la pandemi dönemindeki taşımacılık ve lojistik gündemini ayrıntılarıyla konuştuk.

- Sayın Ayşem Ulusoy, üstlendiğiniz görev için sizi tebrik ediyoruz, üstün başarılar diliyoruz. Genel Kurul ve seçim dönemini kısaca anlatır mısınız?

- Çok teşekkür ederim. Uzun yıllardır çatısı altında görev aldığım ve manevi olarak da kuvvetli bağlarla bağlı olduğum UTİKAD’ın ikinci kadın başkanı olmaktan büyük gurur duyuyorum. Aynı şekilde seçimlerde benimle birlikte bu yola çıkan arkadaşlarım da Türk lojistik sektörü için UTİKAD çatısı altında görev almaktan onur ve heyecan duyuyorlar.
 

Seçim süreci güzel geçti, bu sene ilk kez iki liste yayımlandı. İki ekibin seçim stratejileri farklıydı. Demokratik ve her koşulda bize ve UTİKAD’a yakışan bir seçim gerçekleşti. Biz, biraz daha emek yoğun çalışan, yönetime her zaman yakın olan bir ekibiz. Bu dönem de güzel işler yapacağız.

İŞİMİZ ÇOK, YOLUMUZ UZUN

- Gündeminizde neler var? Çalışmanıza neler yaparak başlıyorsunuz?
 

- UTİKAD Yönetim Kurulu olarak seçimden önce belirlediğimiz stratejilerimiz doğrultusunda çalışmalarımıza başladık. Gerçekleştirdiğimiz ilk Yönetim Kurulu Toplantısı’nda görev dağılımları yapıldı ve yeni dönem çalışma grupları ve başkanları ile odak grupları ve koordinatörleri belirlendi. Geçen dönemlerde yapılan başarılı çalışmalara yenilerini eklemek ve üyelerimize yönelik sektörel faydaları artırmak amacıyla Denizyolu, Havayolu, Karayolu, Demiryolu ve Intermodal, Gümrük ve Antrepo, Akdeniz Bölgesi ve Ege Bölgesi çalışma gruplarımıza üyelerimizi davet ettik. Yeni çalışma dönemi ile birlikte yeni odak grupları oluşturduk ve Yönetim Kurulumuz içerisinden koordinatörlerimizi belirledik. İnovasyon ve E-ticaret Odak Grubumuz halihazırda zaten çalışmalarını sürdürüyordu. Ek olarak Kamu ve STK İlişkileri Odak Grubu, Üye İlişkileri Odak Grubu, Üniversiteler Odak Grubu ve Kadın Odak Grubu oluşturduk.

Kurumsal hafızadan edindiğimiz tecrübeyle bu gurur ve heyecanımızı derneğimizin faaliyetlerine aktarabilmek öncelikli hedefimizdir. Yönetim Kurulu Üyeleri olarak seçimden önce aldığımız en önemli kararlardan biri üyelerimizle daha verimli ilişkiler kurmaktı. UTİKAD Heyeti olarak, 21 Ekim 2021 Perşembe günü İzmir Fransız Kültür Merkezi Küçük Kulüp'te üyelerimizle bir araya geldik. Önümüzdeki dönemde Mersin başta olmak üzere farklı illerimizde üyelerimiz ile buluşmayı planlıyoruz.

ÇOK YÖNLÜ EĞİTİM

Yeni projeler her zaman gündemimizde olmaya devam ediyor. UTİKAD olarak eğitim her zaman gündemimizde olan en önemli konularımızdan biri olduğu için eğitim projelerimiz devam ediyor. Eğitim çalışmalarına devam eden UTİKAD Akademi markasının bilinirliğinin arttırılması, FIATA Diploma Eğitiminin çevrimiçi olarak düzenlenmesi için FIATA’dan akreditasyon alınması gibi çalışmalarımız devam ediyor.

Bunların yanı sıra seçim öncesinde üyelerimizle paylaştığımız istatistik oluşturma, segment bazlı ihtiyaç ve sorunları tespit ederek çözüm önerileri geliştirme, tüm üyelerimizi Dernek çalışmalarına daha geniş katılımla dahil etme, KOBİ ölçekli üyelerimize sunduğumuz kurumsal iletişim danışmanlığı hizmetimizi yaygınlaştırma, hazırlıkları ve içerik geliştirme çalışmalarını yıllardır sürdürdüğümüz UTİKAD TV için finansman yaratma gibi pek çok projemiz de bu dönemde üzerinde yoğunlaşarak çalışacağımız hedeflerimizdir.

SEKTÖRÜMÜZ HIZLI BÜYÜMESİNİ SÜRDÜRÜYOR

- Şu anda bile küresel çapta öldürücü etkinliğini sürdüren pandemi dönemini uluslararası taşımacılık ve lojistik sektörü açısından ana hatlarıyla bize aktarır mısınız?

- Pandemiden en fazla etkilenen sektörlerin başında ulaştırma sektörü geliyor. Bu dönemde özellikle havayolu, karayolu ve denizyolunda operasyonel sıkıntılar yaşandı. Taşıma modlarına göre bakacak olursak havayolunda kargo uçaklarına olan talebin arttığını, denizyolunda konteynerlerin belirli bölgelerde birikmesi ve diğer bölgelerdeki talepleri karşılayamaması gibi sebeplerle navlunların arttığını, karayolunda yük sayısı ve iş hacimlerinde artışların olduğunu, demiryolunun ise pandeminin kurtarıcı taşıma modu olduğunu söyleyebiliriz. 

Salgın küresel ticarette tedarik sıkıntısını da beraberinde getirdi. Pandemi sürecinde, Çin’den yeterince hizmet ve tedarik sağlayamayan küresel şirketlerden bazıları satın alma operasyonlarını Türkiye’ye yönlendirdi. Küresel ticaretteki bu hedef değişimini pandemi şoku ile başvurulmuş geçici bir yöntem olarak değerlendirmiyoruz. Muhtemelen Türkiye’ye yönelen satın alma eğilimleri 2021 sonrasında da artarak devam edecektir.

Bu etkenler ve eğilimler de sektörümüzün hızlı büyümesini destekler niteliktedir. Pandemi döneminde çevik ve hızlı tepkiler veren, önlemler alan Türk lojistik sektörü ve meslektaşlarımız küresel etkenler haricinde lojistik akışların aksamasına izin vermemiştir. Bu da sektörümüze yurt dışı yatırımcının ilgisini arttırmıştır. Son iki yılda lojistik sektörünün de sağlık sektörü kadar önemli bir sektör olduğu anlaşıldı ve ne mutlu ki Türk lojistik sektörü bu süreçten alnının akıyla çıkabildi.

KÖMÜR VE FOSİL YAKITTAN UZAKLAŞMALIYIZ

- Avrupa Yeşil Mutabakatı ve Türkiye’nin Yeşil Mutabakat Eylem Planı size ne gibi yükümlülükler getiriyor? Uyum için Avrupa ya da Türkiye’den fon destekleri bulabiliyor musunuz?

- Paris İklim Anlaşması’nın onaylanması, Türkiye’nin Yeşil Mutabakat sürecinde AB ile birlikte hareket etmesi için çok önemli bir adım olarak görülmektedir. Özellikle Türkiye gibi hızlı gelişmekte olan ekonomilerin, önlerindeki iklim liderliği fırsatlarını bir an önce fark ederek ulusal iklim politikalarını, sürdürülebilir yenilenebilir enerji ve enerji verimliliği yatırımlarını destekleyecek, kömür ve diğer fosil yakıtları merkezlerinden uzaklaştıracak şekilde gözden geçirmeleri gerekmektedir.

Tedarik zincirinin ana unsuru olarak lojistik sektörünün büyüklüğü düşünüldüğünde karayolu taşımacılığı emisyonları, halihazırda ETS kapsamındaki emisyonların önemli bir oranını oluşturmaktadır. Bu nedenle buradaki varsayımların ve verilerin, sağlam ve güvenilir olması gerekmektedir. Karayolu taşımacılığının mevcut AB Emisyon Ticaret Sistemi’ne ya da Sınırda Karbon düzenleme Mekanizması’na dahil edilebileceği, ancak hesaplamalarda bir yanlışlık olmaması adına pilot bir sektör belirlenerek oluşturulacak hesaplama metodolojisinin denenmesinde fayda olacağı değerlendirilmiştir.

Bu sürecin lojistik ve taşımacılık sektörüne mümkün olan en az maliyet yükü getirmesi büyük önem arz etmektedir. Sektör, filo yenileme maliyetleri ile karşı karşıya bırakılmamalı ve Türk TIR filosunun mevcutta yer alan sorunlarına yenilerinin eklenmemesi için kamu tarafından gerekli planlamalar yapılmalıdır. Ayrıca gündeme gelecek olası maliyetlerin karbon vergisi olarak ödenmesi yerine karbon azaltımına yönelik yatırımlara yöneltilmesi sektörümüz için geleceğe yönelik de sürdürülebilir bir çalışma olacaktır.

DEMİRYOLLARINA YATIRIM YAPILMALI

Türkiye’de lojistik sektöründen kaynaklanan toplam sera gazı emisyonlarını düşürmek için demiryolu yatırımlarına daha fazla önem verilmesi gerekmektedir. Diğer taşımacılık türlerine göre çok daha düşük CO2 emisyonuna sahip olan demiryolu taşımacılığına gerek kamu, gerekse de özel sektör marifetiyle, yatırım yapılması gerekmektedir. Özellikle demiryolu hat ağımızın elektrifikasyon oranının hızla yükseltilmesi, gerek TCDD’nin dizel lokomotifler yerine elektrikli lokomotiflere yatırım yapması, ayrıca özel sektör yatırımlarının lokomotif yatırımlarının önünün açılması çok önemlidir. Ağırlıklı olarak karayolu ile taşınan yükün demiryolu ve kombine taşımacılık gibi çevre dostu taşıma türlerine kaydırılması, taşıma türleri arasındaki yük aktarmalarının kolaylaştırıldığı lojistik merkezlerin doğru kurgulanması ve sürdürülebilirlik prensibi esasında getirilecek mevzuat ve uygulama değişikliklerinin gündeme alınması gerekecektir. 

KONTEYNER BULUNAMIYOR, SIKINTI ARTIYOR

- Dünyada şu dönemde en çok şikayet de denizyolu taşımacılığından geliyor. Buradaki ana şikayet konuları nelerdir? Herkesin konuştuğu konteyner krizi neden başladı ve kriz devam ediyor mu? Ne kadar daha sürebilir ve nasıl çözülür?

- Denizyolu tüm dünyada en çok kullanılan taşıma modu olduğu için dünya ticaretindeki sapmalardan da çok etkileniyor. COVID-19 salgını sebebiyle Çin’in ihracatındaki azalma armatörlerin sefer sayılarını da azaltmasına sebep oldu. Küresel pazarda konteynerlerin belirli bölgelerde yığılması (ör: Los Angeles Limanı), ve ekipmanların kullanım döngüsüne dahil olamaması boş konteyner bulunmasını zorlaştırdı. Uluslararası Denizcilik Örgütü’nün (IMO) 2020 yılından itibaren düşük sülfürlü yakıt uygulamasını devreye alması da denizyolu navlunlarında artışa sebep olan bir diğer faktör oldu. Pandemi kısıtlamalarının bir miktar gevşemesiyle artan talebe konteyner yetişmiyor. Asya'dan Batı'ya giden gemiler, farklı nedenlerle geri dönemiyor. Aslında dünya ticaretine yetecek kadar konteyner var. Ancak çoğu yanlış yerde. Zira Çin'den çıkan gemiler, ABD başta olmak üzere gittikleri limanlarda COVID-19 kısıtlamaları ya da yükü boşaltacak işçi bulamamaları nedeniyle açıkta bekliyor. Bekleme süreleri 30 güne kadar çıkıyor. Bu gecikme nakliye maliyetlerine ekleniyor.  

KONTEYNER HIRSIZLIĞINA KARŞI UYARDIK

- Bir de önemli bir sorun haline gelen konteyner hırsızlığı nedir ve ne boyuttadır?

- Navlun fiyatlarındaki artış lojistik sektörünü etkilemeye devam ederken sektör temsilcileri son dönemde artan konteyner hırsızlık vakaları ile karşı karşıya kaldı. UTİKAD olarak üyelerimize gelen bilgiler doğrultusunda söz konusu hırsızlık olaylarına maruz kalınmaması için bilgilendirmede bulunduk.

Gelen ihbarlarda konteyner hırsızlığının yapılış yöntemi ise benzerlik gösteriyor. İhracat amacıyla yerleşik ve bilinen TİO'lar üzerinden tek yüklemede çok sayıda konteyner için rezervasyon yapılıyor. Boş konteynerler, ilgili liman veya boş konteyner deposundan dolum yapılacağı söylenen ihracat noktasına sevk ediliyor. Bunun için de hırsızlar ilgili hattın, TİO'nun veya ilgili liman kentinde faaliyet gösteren ve bilinen dahili konteyner taşıyıcılarının araçlarıyla değil de kendi belirledikleri nakliyecilerle yapılacağını belirtiyor. Teslim alınan konteynerler, aslında doluma gönderilmeyip liman kentlerinin dışında, göz önünden uzaktaki sahalara indirilerek çalınıyor ve hırsızlar izlerini kaybettiriyor.

Yine bu kişilerin sipariş ve konşimento talimatı (mal cinsi, kap/kilo) verebilecek lojistik bilgiye sahip oldukları, mobil telefon ve kişisel e-posta adresleri üzerinden işlemleri gerçekleştirdikleri tespit edildi. Hırsızlık olaylarına maruz kalınmaması için üyelerimizin dikkatli olmalarını, rezervasyonu yapan TİO görünümlü kişi ve firmalardan emin olmalarını, konteyner dahili taşımalarını güvenilir taşımacı firmalarla gidiş-dönüş olarak organize etmelerini tavsiye ediyoruz.

NAVLUN FİYATLARI BU KIŞ DEĞİŞMEZ

- İhracatçı ve ithalatçıların konteyner yetersizliği, navlun fiyatlarındaki artış, demuraj, gümrük giderleri benzeri harcamaları pandemi sırasında nasıl bir artış gösterdi. Önümüzdeki dönem için beklentileriniz nelerdir?

- Hem dünyada hem de Türkiye’de önümüzdeki kış boyunca lojistik yapılanma veya fiyatlandırma anlamında büyük değişiklikler olacağını söyleyemeyiz. Salgının seyrine bağlı olarak lokal kapanmalar lojistik süreçlere etki etmeye devam edecek. Navlun fiyatlarında da bu kış boyunca önemli değişiklikler olmayacak. Temennimiz odur ki umarız geçtiğimiz aylarda Süveyş Kanalı’nda yaşanan sorun gibi bir durum halihazırda sıkıntılı bir süreçten geçen küresel lojistik sektörünü olumsuz etkilemesin. Yılbaşı ile artan emtia alışverişi arz-talep üzerindeki baskıyı daha da artıracak.

Ülkemizde kronik hale gelmiş Kapıkule Sınır Kapısı’ndaki beklemeler ve yakıt fiyatlarındaki artış gibi sorunlar da ülkemizin lojistik sektörü temsilcileri olarak bizlerin üzerinde baskı unsuru olmaya devam edecek. Özetle, bu kışın bir önceki kıştan daha iyi geçeceğini tahmin etmek mümkün ancak küresel lojistik sektörünün yapısal sorunlarından izole kalması mümkün olmayan Türk lojistik sektörü de bu yapısal sorunlardan etkilenmeye devam edecek. Ancak yine de pandemi sürecinde çok iyi bir sınav veren Türk lojistik sektörünün her zaman olduğu gibi bu süreçleri de kolaylıkla geride bırakacağına inancımız tam ve UTİKAD olarak sektörümüzün daha iyi bir noktaya gelmesi için ne yapılması gerekiyorsa onu yapacağız.

İHRACATÇI İLE TAŞIMACILAR ARASINDA KÖPRÜ

- Lojistik alanında kısa süre önce TİM ile yapılan protokol ne gibi faydalar sağlayacak?

- TİM tarafından faaliyete geçirilen lojistik portalı ihracatçı ile taşımacılık sektörü arasında dijital bir köprü oluşturacak. Küresel lojistik sorununa ulusal bir çözüm getirme amacı taşıyan portal sayesinde ihracatçılar, hem ürün teslimatı planlamasında yeni alternatiflere kavuşacak hem de daha uygun fiyatlardan yararlanacak. Lojistik sektörü ise, atıl kapasitesini kullanma fırsatına sahip olacak; aynı zamanda farklı sektörlerden ihracatçılarla iş yapma imkanına kavuşacak. Türkiye Lojistik Portalı, ihraç malları taşıyan araçların dönüş yükü bulmasına da yardımcı olacak.

Yaşanan salgın krizi, yeni iş yapma biçimlerinin geliştirilmesi, temassız ve dijital uygulamaların yaygınlaştırılması gerektiğini net bir şekilde ortaya koymuştur. UTİKAD olarak sıkça söz ettiğimiz e-ticaret, dijital uygulamalar, evrakta otomasyon konuları gündemimizde tutmaya devam ediyoruz ve benzer bir platformu hayata geçirmek için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. İlgili paydaşların yer alacağı 2020 yılında başlanan UTİKAD Türkiye Dijital Lojistik Platformu model çalışmaları tamamlanarak “Türkiye Dijital Lojistik Platformu Kavram Raporu” ilgili Bakanlıklara sunulmak üzere hazırlanmıştır. Türkiye’deki lojistik sektörünün dijitalleşmesine yönelik yol haritasını ortaya koyan çalışma önümüzdeki yıllarda sektörün odak noktası olacaktır. ‘Touchless&Paperless’ dediğimiz gümrüğün tamamen dijitalleşmesi, bütün evrak ve mevzuatın dijital ortama aktarılarak bir platform üzerinden paylaşılması bizim hayalimizdi. Türkiye’de lojistik sektörünün dijitalleşmesine yönelik yol haritasını ortaya koyan çalışma, önümüzdeki yıllarda sektörün odak noktası olacak.

ÇİN’DEKİ AKSAMA BİZE FIRSAT YARATTI

- Türkiye’de lojistik sıkıntıları aşmak için ekonomi yönetiminden beklentileriniz nelerdir?

- Kalkınma planı ve Orta Vadeli Program ile öngörülen Lojistik Master Planı’nın hayata geçirilmesi sektör için yeni fırsatların yaratılmasını sağlayacak ve yabancı yatırımcılar bakımından cazibesini arttıran bir etki yaratacaktır. Elbette ki yabancı yatırımcıların para birimlerinin ülkemizde daha değerli olması ülkemizi yatırımcılar gözünde bir fırsat kapısı olarak değerlendirmelerine sebep olmaktadır.

2021 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı’nda bahsedildiği üzere lojistik altyapısı ve hizmet sunumu gelişmiş ülkelerin ticaret faaliyetlerinin daha etkili ve verimli olduğu görülmektedir. Kendi içinde taşıdığı büyüme potansiyeli ve ülkemizin birçok ekonomik hedefine ulaşmasında oynayacağı temel rol itibarıyla lojistik faaliyetler, verimliliğin ve esnekliğin artırılması, girdi ve üretim maliyetlerinin azaltılması ve böylece küresel ölçekte daha etkin rekabet gücü elde edilmesine imkân sağlaması açısından tedarik zinciri içerisinde oldukça önemli bir konumdadır. Eylül ayında açıklanan Orta Vadeli Program’a (2021-2023) göre de ihracata ve ithal ürünlerin yerli üretimine dayalı ekonomik dönüşüm ve değişim adımları Program dönemi sonunda cari işlemlerde kalıcı denge tesis edilmesinde etkili olacaktır. Program dönemi boyunca üretimde ithalata bağımlılığı azaltıcı, yerli üreticileri kamu alımlarında önleyici tedbirler ve yatırımlar ile ihracat odaklı üretimin artırılması ile güçlü ve istikrarlı büyüme hedeflenmektedir. Ayrıca Orta Vadeli Program’da e-ticaretin perakende ticaret içindeki payında ilk on ülke arasına girmek için tüketici ve üretici tarafında e-ticaret kullanımının yaygınlaştırılacağı belirtilmektedir.

Türkiye'nin coğrafi konumu, lojistik ağları, tedarik zinciri, acil durumlarda zamanında aksiyon olması avantajların kapısını açıyor. Koronavirüs sebebiyle Çin’in ticari ve sanayi girişimlerinin aksaması, durması ülkemiz de dahil olmak üzere birçok ülkeye yeni alanlar yarattı. Çin’in üretimde devreden çıkmasıyla ülkemiz bir ivme yakalayarak Çin’in yaşadığı aksaklıkları kendi lehimize çevirebildik ve üretim ağıtımızın genişlemesini, dış pazarlara üretimlerimizi satmayı, ikame ürün tedarikçisi olmayı başardık. Ancak şunu da çok iyi biliyoruz ki bu durumun devamlı olabilmesi için ülkemizin ara mamul tedariğini çözmesi gerekiyor.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner98

banner97

banner96

banner95

banner91

banner90