Öne Çıkanlar GİRAY DUDA Turkcell Genel Müdürü Kaan Terzioğlu Global Sanayici İKV BAŞKANI AYHAN ZEYTİNOĞLU Hababam Sınıfı ÇOSB

Proje sahibi girişimciye bütün kapılarımız açık
GİRAY DUDA

Özyeğin Üniversitesi, girişim konusuna odaklanmış ve girişim deyince akla ilk gelen eğitim kurumlarından birisi. Üniversite tarafından kurulan Girişim Fabrikası’nın çalışmaları iş dünyasında büyük destek buluyor. Girişim Fabrikası’nın genç direktörü İhsan Elgin ile Girişim Fabrikası’nı ve proje yönetimini konuştuk. 

- Girişim Fabrikası Özyeğin Üniversitesi tarafından kuruldu ve hala onun bünyesindeki  bir birim olarak devam ediyor değil mi? Kuruluşundan biraz söz eder misiniz? Hüsnü Özyeğin girişimciliği çok destekleyen bir işadamı. Onun projesi miydi?

- Ben Aygaz’da 7 yıl süreyle çalıştım. Daha sonra istifa edip kendi işimi kurdum. Tarımda sulama yönetimiyle ilgili bir işti. Ardından bunu Amerika’ya götürüp Amerikalılara sattım. Türkiye’ye yeniden döndükten sonra Özyeğin Üniversitesi Kurucu Rektörü Prof. Dr. Erhan Erkut ile konuştuk. Erhan bey, Amerika’da girişimcilere yardımcı olan kuruluşlardan söz etti. Türkiye’de kuluçka merkezleri var ama burada insanlara sadece ofis veriliyor ve orada çalışıyorlar. O kadar. KOSGEB’in de kuluçka merkezleri var. Size dört duvar veriyorlar, orada çalışıyorsunuz ve devlet desteklerine başvuruyorsunuz. 

GİRİŞİMCİNİN MENTORA İHTİYACI VAR

- Sıcak ya da klimalı, telefonu, internet bağlantısı olan bir yer iyi bir şey değil mi?

- Bir girişimcinin ihtiyacı olan şeyler sadece bunlar değil. Girişimcinin en büyük ihtiyacı mentorluk. Yani bu yoldan
geçmiş birisinin ona akıl vermesi ve çevresini kullandırması. Avukatlık ve muhasebe işleri de çok önemli ve zor işler. Bir de doğru insandan yatırım almak çok önemli. Kimileri bunları normal bir ticari işlem olarak görüyor. Ancak, bu projelerin 10’da 9’unun batma ihtimali var tabii ki. KOSGEB’in kuluçka merkezlerinde bir eğitimci geliyor, size iş planı böyle yapılır diye anlatıp gidiyor. Biz böyle düşünmedik.

Erhan hoca, üniversitede böyle bir yer kuralım ve başına senin gibi bir girişimci geçsin, dedi. Buraların başına ya devlet memuru ya da hayatında şirket kurmamış bir akademisyen geçiyor, bu yanlış, dedi. Ben kendi adıma Girişim Fabrikası adını tescillemiştim. Sonra bu adı okula devrettim ve burayı kurduk. Biz buna Kuluçka Merkezi değil İş Hızlandırma Merkezi diyoruz. 

Girişim Fabrikası’nı biz bir marka olarak yaptık. Özyeğin Üniversitesi’nin bir programı  bu. 2011 yılı Mart ayında açtık. Zamanla üniversitenin Girişimcilik Merkezi’ni kurduk ve ben onun direktörü oldum. Girişim Fabrikası bizim yaptığımız işlerden bir tanesi. KOBİ’ler için ayrı bir programımız var. 

BÜYÜK KURULUŞLARDAN DESTEK

- Siz okulda ders veriyor musunuz?

- Evet üç dersim var. İşletmede lisans öğrencilerine veriyoruz. Ayrıca mühendislik öğrencilerine de veriyorum. Bizim üniversitede girişimcilik zorunlu ders. Hangi bölümde olursan ol bu dersi alıyorsun. Çünkü avukat, mimar bile olsan girişimcilik yapmak, dükkan açmak zorunda kalıyorsun. 



Girişim Fabrikası Üniversiteye ait ama dışarıdan, özel sponsorları da var. Kurulduğundan beri Türkcell sponsordu. TEB de sponsorumuz oldu. 

- Onlar neden ve neye sponsor oluyorlar?

- Yeni fikirleri duymak, yeni girişimleri öğrenmek istiyorlar. Mesela bir çocuk gelmiş telekomla ilgili bir yeni düşünce ortaya koyuyor. Türkcell, bunu baştan öğreniyor ve o proje başka telefon şirketine gideceğine kendisine erkenden satın alıyor. 

Bizim çalışmalar arasında, buzdolabındaki malzemeyi yazıp ne yemeği hazırlayacağını sormak projesi vardı. Şimdiki aşamada telefonun kamerasıyla göstererek, yani sebzelerin adını yazmadan da yemek önerisi verilmesine geçildi. Türkcell bunu Akıllı Ev Kadınları diye bir platformun kendi ürünü olarak çıkardı. 

TEB de burada başarılı olup devlet desteği alan kişilerin banka işlemlerini yapıyor. Yani bir yandan müşterisi oluyorlar. Ayrıca sosyal sorumluluk gereğince de destek oluyorlar. 

Burası kar amacı güden bir organizasyon değil. Bu sene itibari ile bir değişiklik yapıyoruz. Girişimlere nakit yatırım yapıyoruz. Burası şu anda Hüsnü Özyeğin’in bir şirketi. Hüsnü Özyeğin’in başlangıçta bu projeyle bir ilgisi yoktu ama şimdi sahiplenmiş durumda. Bizim çocuklara yatırımcılar yatırım gelsin diye biz de onlara yatırım yapıyoruz. Bizim hisse oranlarımız çok düşük kalıyor. Bizimki ortak yatırımcılık oluyor. Yani bir başka yatırımcı ile birlikte yatırım yapıyoruz. Başlangıçta yatırım ortaklığı hedefimiz yoktu.

Ofisimizi okuldan ayırarak Levent’e taşıdık. Çünkü, proje sahibi gençlerimize sürekli olarak eğitim verecek, yardımcı olarak işadamları, mentorlar için en kolay ulaşım yeri olmasını istedik. Üniversitenin Çekmeköy’deki merkezine ulaşmaları oldukça zor oluyordu. 

- Kadro olarak siz neredesiniz?

- Bu projede çalışan herkesin, hepimizin kadrosu Özyeğin Üniversitesi’nde. Buranın harcamalarının yarısını üniversite diğer yarısını da sponsorlar karşılıyor. Bizim değişik yerlerde verdiğimiz eğitimlerden kazandığımız para da yine bu merkez için kullanılıyor. 

İLK BAŞVURU İNTERNETTEN

- Benim bir düşüncem var ve sizinle nasıl temas kurup bu projeye dahil olacağım?

- Başvurular, Girişim Fabrikası’nın kendi web sitesinden yapılıyor.  Başvurularda üç tane temel konuya bakıyoruz. 
Birincisi bu projenin büyük pazarlara hitap ediyor olması gerekli. Küçük çaplı özel projelerle ilgilenmiyoruz. 
İkincisi teknoloji temelli olması lazım. Sıradan e-ticaret projelerini bile kabul etmiyoruz. Bir yenilikçi tarafı olması lazım. 

Büyük pazara yönelik ve teknoloji odaklı ise bir de o kişinin bu konuyla alakası olup olmadığına bakıyoruz. Yani ben işletme mezunuyum, ortağım yok ve daha önce sektörde çalışmamışım, özel ve süper klima yapacağım diyenle ilgilenmiyoruz. Girişimcilerin bahsettikleri konularla alakaları olması gerekiyor.

Bundan sonra yüzyüze görüşmeye çağırıyoruz. Girişimcilerin iş modelini öğrenmeye çalışıyoruz.

YAŞ SINIRIMIZ YOK

- Başvuru yapanların mutlaka genç mi olması gerekiyor?

- Her yaştan isteyen herkes başvurabilir. Bizde 46 yaşında proje sahibi de vardı. Dün sunum yapan iki bayan 40’lı yaşlardaydı. Tekstil sektöründe 12 yıl çalışmış 35-40 yaşında bir kişi de bize katılmıştı. 

Yani üniversite bitirip bitirmemesi veya yaşı bizim için çok önemli değil. Doğru iş modelini anlatmasını, hangi müşterinin hangi sorununu nasıl çözeceklerini ortaya koymasını istiyoruz. Projenin ayakları yere basıyorsa ve bizi ikna etmişse onları beş haftalık bir programa alıyoruz. 

Bu beş haftanın sadece iki günü full time bir program. Bu sırada o iş fikrini daha iyi nasıl yaparsın, finans kısmını nasıl çözersin. Bizdeki genel problem, iş fikrini en baştan, hemen satmaya çalışmak. Mesela, siz, ses kayıt cihazında şöyle bir problem var ve ben bunu çözecek bir yol buldum, diyorsunuz. Belki de ses kayıt cihazını kullanacak kişi için bu sorun para vermeye değecek bir sorun değildir. Biz eğer satılma olanağı varsa bu projeleri kabul ediyoruz. Arkadaşlarımıza bu yöntemleri öğretiyoruz. 

Ondan sonraki haftalarda da 12’şer kişilik takımlar kuruyoruz. Bu takımdakiler her hafta gelip sunum yapıyorlar. Geçen haftadaki gelişmeleri, görüşmelerini, araştırmalarını anlatıyorlar. Bu anlatımlar sırasında, aynı yoldan daha önce geçmiş ve başarı kazanmış kişiler gelip onları dinliyor. İşin burası güçlü, burası güçsüz diye bilgi veriyorlar. 
Her hafta farklı bir mentor getiriyoruz. Bazen finansçı gelirken bazen de teknik ağırlıklı mentorlar danışmanlık hizmeti veriyor. Aradan haftalar geçince, girişimcilerin bazıları, bizim işimiz aslında iş değilmiş, hayal kurmuşuz, diyerek bırakıyor. Bir kısmı, müşteriye satışı düşünürken projesini şirketlere satış olarak değiştiriyor. Projenin yolunu, hedefini, içeriğini değiştirenler de oluyor. Bu beş hafta sonunda bize bir sunum yapıyorlar. O sunumda yürütme kurulu üyelerimiz de hazır oluyor. Bu kurul, sunum yapanlara onay verirse biz onlara çalışacakları yer veriyoruz. 


BİZİM VE ÜNİVERSİTENİN OLANAKLARINI SUNUYORUZ

- Şu anda ofisinizde çalışan arkadaşlar o aşamada mı?

- Evet. Buraya mali müşavirlerimiz, hukukçularımız ve tasarımcılarımız da gelip girişimcilerle tartışıyorlar.  Çalışmalarını kendi ofislerinde de yapabiliyorlar. Burada toplantı odalarını, interneti, ofisi kullanabiliyorlar. Düzenli yapılan eğitimlere katılıyorlar. Okuldan onlara stajyer sağlayabiliyoruz. Üniversitenin kaynaklarını kullanarak, binlerce dolarlık veri tabanlarına ulaşabiliyorlar. 

Bir proje sahibimiz Fatih Akıllı Tahta projesinin sunum programlarını hazırladı. Şu anda TÜBİTAK ile çalışıyor. TÜBİTAK ona proje için para ödedi.  

- Bu proje ile sizin bir ilginiz var mı şu anda?

- Evet, biz bu girişimcinin ortağıyız. Ama sadece yüzde 5 oranında küçük bir ortağız. Bunu da bu projenin bizim fabrikamızdan çıktığının bilinmesi açısından yapıyoruz. Talep eden olursa o payı da satabiliriz. 

Yurtdışındaki sistemlerde, girişimciler zengin olunca buralara bağış yapıyorlar. Bizde olur mu bilmiyorum. Benim Amerika’da gördüğüm yerler bu bağışlarla yaşıyor. Sponsorları bile yok. 

MÜŞTERİ VE YATIRIMCI İÇİN YARDIMCI OLUYORUZ

- Onları melek yatırımcılara sunuyor musunuz?

- Aslında biz girişimcilerimize müşteri de oluyoruz veya müşteri buluyoruz. Mesela klimalarla ilgili buluşu olanın projesini ve kapıların açılışına ilişkin geliştirilen projeyi kendi ofislerimizde uygulayacağız. Bunun için de onlara para ödeyeceğiz. Hüsnü beyin şirketlerine de tanıtıp ihtiyaçları olup olmadığını soruyoruz. Mesela Pegasus’un sahibi Ali Sabancı da bu konuda bize destek veriyor. Akıllı harçlık projesini Bankalararası Kart Merkezi’ne anlattık. 

- Evet şimdiki aşama herhalde yatırımcı bulmak.

- Müşteri bulmak bizim için daha önemli. Çünkü müşteri olması, projenin satılabilirliğini gösteriyor ve yatırımcıların konuya ilgisini artırıyor. Üstüne giydiğiniz giysilerin EKG çektiği bir projeyi İstanbul’un büyük hastaneleri satın alacak olursa, bu konuya hemen her yatırımcı para koyar. 

Demo Day’lerde, yatırımcılarla proje sahiplerini buluşturuyoruz. Proje sahipleri sunum yaparak ne kadar paraya ihtiyaçları olduğunu anlatıyorlar. Orada çok değişik kişilerin sorduğu soruları yanıtlıyorlar.

Demo Day sonrasında ikili görüşmelere geçiliyor ve proje sahipleri ile potansiyel yatırımcılar karşılıklı konuşuyorlar. Yatırım dünyasını ve ilgilendikleri konuları bildiğimiz için melek yatırımcılara, yatırımcı kuruluşlara bu projeleri biz de anlatıyoruz. Bizim sunum yaptığımız gün önemli yatırımcılar, melek yatırım kuruluşlarının yöneticileri, büyük şirketlerin iş geliştirme direktörleri vardı. Daha önceki yıllarda bu projelerden geçmiş kişiler de yeni sunumlara geliyor. Böylece onların şu andaki durumlarını, karşılaştıkları sorunları öğrenme fırsatı buluyoruz. 

Sunum yapanlar gelip burada çalışmaya devam ediyorlar. Eğer ofisleri varsa orada çalışmak isteyenler de var. Burada, onların yatırımcılarla konuşmaları için ilişkiler yürütülmeye çalışılıyor. Bizim Türkiye’nin diğer merkezlerinden en büyük farkımız, kitapta yazılan şeyleri anlatmak değil,  büyük kurumları iyi tanıdığımız için onları girişimcilerle birleştirmemiz. O işi düzeltmek için yaptığımız çalışma en disiplinli çalışmadır. 

Biz Atina’da da Girişim Fabrikası kurduk. Orada da aynı eğitimi ve proje desteğini yapıyoruz. Orayı bitirenler gelip burada da sunum yapabiliyorlar. Geçenlerde Atina’yı bitiren arkadaşlar şimdi Türk Hava Yolları ile anlaşma yapıyorlar. 

YATIRIMCILARLA İLİŞKİMİZ SÜRÜYOR

- Girişimcilerin yatırımcı ile anlaşma imzalaması halinde bunun ayrıntılarını size verme yükümlülüğü var mı?

- Bu dünyada hiçbir şey zorla olmuyor. Yazsak da uyup uymayacaklarını bilmiyoruz. Biz onlara, bunu bilelim de reklamını yapalım diyoruz. Türk Hava Yolları’nın yaptığı anlaşmayı THY’den öğrendik. Yatırımcı açısından bu konuda çok sorun olmuyor. Ona ileri başka bir girişimci de götürebiliriz. Girişimci ise onlarla işim bitti nasıl olsa, diye düşünüyor. 

Azerbaycan’da yakında Girişim Fabrikası açacağız. Düzce Üniversitesi ile ortak olarak Girişim Fabrikası açtık. Gaziantep Üniversitesi Teknopark’ı ile ortak açıyoruz. TÜBİTAK bizim programı çok beğeniyor ve diğer üniversiteleri işbirliğine teşvik ediyor. 

Şu ana kadar 25 mezun verdik. Devletten alınan hibeler, müşterilerden alınan paralar ve yatırımcılardan alınan paralar 5.4 milyon liraya ulaşıyor. İstihdam sayımız da 54’e ulaştı. Mezun olanlardan yüzde 63’ü dışarıdan sermaye aldı. Almayanlar da başabaşa kendileri geçtiler. Müşterileri buldukları için yatırımcı sermayesine ihtiyaçları kalmadı. Şimdi belki büyümek için sermaye alacaklar. 

Bugüne dek 1.500 dolayında başvuru yapıldı. Yeni açacağımız programa yapılan başvurular da rekor düzeyinde. Her programa ortalama 70-80 başvuru olurken bu kez 260 başvuru oldu. 

- Verdiğiniz bilgilere teşekkür ederiz. Son olarak hobilerinizi öğrenebilir miyiz?

- Benim için işim hobim gibidir diyebilirim. Kendim de küçük küçük yatırımlar yapıyorum. İzmir’li olduğum için İzmir’lilerin küçük projeleri olursa onlara yatırım yapmaya çalışıyorum. Çünkü yatırımcılar İzmir’e gitmiyor. 
Takım oyunlarını severim. Düzenli olarak basketbol oynuyorum. 

Sağlıklı yaşam takıntım var. Evim ve eski ofisim altıncı kattaydı. Hiçbir zaman asansör kullanmadım ve kullanmıyorum.
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner97

banner96

banner95

banner91

banner90

banner89