Öne Çıkanlar Çerkezköy OSB TÜRK Eximbank irtibat bürosu açıldı

Sanayi 4.0 diye bir şey yok aslında

GİRAY DUDA

Yazılım sanayicileri Türkiye’nin hızlı gelişen, büyüyen bir sektörü. 25 yıl önce derneği kurarken kendilerine sanayici adını vermişler ve geçen ay sanayicilikleri tasdik oldu. Geleceğin sektörü olarak anılan bilişim ve yazılım sanayicilerinin çalışmalarını Yazılım Sanayicileri Derneği Başkanı Doğan Ufuk Güneş ile konuştuk.

- Sayın Güneş hayırlı olsun, siz de artık sanayici kabul ediliyorsunuz. Türkiye’de kaç yazılım sanayicisi var?

- Yazılım şirketi bazında bakarsak şu anda elimizde kesin bir rakam yok. Ama sadece İstanbul Ticaret Odası’na kayıtlı 6 binin üzerinde şirketimiz var. Türkiye’de ise en az 15 bin bilişim ve yazılım şirketi olduğunu tahmin ediyoruz.

- Hem bilişim hem de yazılım şirketleri bundan böyle sanayici olarak mı kabul edilecek?

- Kanun, ‘bilişim ve yazılım ürünü üreten’ diye tanım yaptığı için bilişim ve yazılımcılar bundan böyle sanayici sıfatını alacak. Kanunun çıktığı tarihten sonraki bir yıl içerisinde de Sanayi Odasına kayıtlarını yaptıracaklar.

SANAYİCİ OLMAKTAN MUTLUYUZ

- Belki de bir süre sonra yazılımcılar ilk kez Sanayi Odalarına başkanlık yapacaklar, değil mi? İstanbul’da 6 bin şirket gelirse İSO’da dengeler değişebilir.

- Aslında bu o kadar da önemli değil. Bizim için önemli olan şey şuydu. Biliyorsunuz sanayicimizin kullanabildiği ama yazılım sektörünün kullanamadığı, teşvikler, destekler gibi haklar, olanaklar vardı. En azından şimdi onları kullanabileceğiz. Sanayi bölgelerine girebileceğiz.

Bir de sanayici olmanızın getirdiği muhatabiyetten dolayı memnunuz. Bunlar bizim sektör açısından kıymete değer şeyler. Diğer yandan, oda üyeleri yazılım sanayicilerinden de yönetimde birilerinin olmasını isterse bizim arkadaşlarımız da Mecliste veya yönetimde yerlerini alırlar.

BELKİ BİZDEN DE BAŞKAN ÇIKABİLİR

- Türkiye’de Tansu Çiller başbakan olunca ‘ilk kadın başbakan’ sıfatını almıştı. Bir bilişimci de 70 yıllık İstanbul Sanayi Odası’na ‘ilk bilişimci İSO Başkanı’ olabilir.

- Elbette, neden olmasın. Bizden sonraki kuşaklardan böyle bir başkan çıkabilir.

- Şimdi sizden Yazılım Sanayicileri Derneği hakkında biraz bilgi alalım…

- Derneğimiz, tamamen Türkiye’de üretim yapan yazılım sanayicilerinin üye olabileceği bir dernek olarak 1992 yılında kuruldu.

- Derneğin ilk kuruluşunda kendinizi sanayici olarak mı açıkladınız?

- Evet. Biz kendimizi her zaman sanayici olarak gördük. Derneğimiz YASAD’da şu anda 458 tane kurumsal şirket üyesi var. Bu şirketlerin hepsi, tamamen Türkiye’de üretim yapan yerli yazılım şirketleridir. Yazılım ihracatının yüzde 70’ini YASAD üyeleri yapmaktadır.


‘EVLADIM ROMAN MI YAZIYORSUN’

- Yazılımcılık mesleğini biraz daha yakından tanıyalım. Siz ne yazıyorsunuz? Bir de yaygın kullanılan yazılım mühendisliği, analistliği gibi mesleklerin arasında ayırım nedir?

- Ben mesleğe 1982’de başladım. 1990’lı yıllarda ‘evladım sen ne iş yapıyorsun’ diye sorarlardı. Yazılımcıyım diye açıklayınca, ‘ne yazıyorsun, roman mı yazıyorsun’ derlerdi. Tabii bu yavaş yavaş değişmeye başladı.

Yazılım, hayatımızdaki teknolojinin sinir uçlarıdır. Hayatımızda teknolojinin değmediği hiçbir alan yok. Şu anda günlük yaşamda yazılımsız hiçbir şey yapamazsınız. Dünyada, yazılım olmadan yapılabilecek neredeyse hiçbir şey kalmadı. Örneğin bindiğiniz uçağın uçuşu, kontrol sistemleri, güvenlik önlemleri, sürüş sistemleri tümüyle yazılımla ortaya çıkmıştır. Bugün ABD’de piyasaya sunulan akıllı araçların neredeyse yüzde 65’i yazılımdan ibaret. Önümüzdeki dönemde bunun yüzde 90’a kadar çıkması bekleniyor. Bu demektir ki gelecek 10 yıl içinde sokaklarda sadece yazılımlar dolaşacak.

AKILLI TELEFONLAR YAZILIMDAN İBARETTİR

Ayrıca herkesin kullandığı akıllı cep telefonlarının neredeyse her şeyi yazılımdan ibaret. Kullandığınız bilgisayarlardan alışverişlerinizde kullandığınız kartlar, marketlerdeki kasalara kadar her şey yazılımla hazırlanmış durumda.

İçinde oturduğunuz binalar nasıl inşaat mühendisleri tarafından, makineler nasıl makine mühendisleri tarafından hazırlanmış ise, bugün karşılaştığınız her türlü teknolojik ürün de yazılımcılar ve yazılım mühendisleri tarafından hazırlanmıştır. Yazılım mühendisliği artık başlı başına bir mühendislik disiplini haline geldi. Uzun bir süre daha günün ve geleceğin mesleği olacak.

HEM YAZILIM HEM DONANIM BİLGİSİ

- Üniversitelerin pek çoğunda bilgisayar mühendisliği bölümleri var. Sizin geleceğin mesleği dediğiniz bu alandaki mezunlar yazılım ve bilişimciliği yeterli biçimde besliyor mu?

- Evet. Bilgisayar mühendisliği dalı diğer mühendisliklerden ayrı bir branş olarak kabul ediliyor şu anda. Bilgisayar mühendisliği, donanım ağırlıklı olarak yazılıma da önemli yer veren bir bilim dalıdır.

- Yani burada okuyanlar programlamayı da öğreniyorlar.

- Bizim konumuz sadece programlama  değil. Önemli olan algoritmik bakış açısını yakalayabilmek. Bizim alanın 44 alt dalı var. Programlama bunlardan bir tanesi. Ama bizim mesleğimizin aslı bilgisayar mühendisliğinden gelir. Bugün ise bilgisayar mühendisliğiyle yazılım mühendisliği birbirinden ayrı değil. Türkiye’de bu konudaki eğitimimiz iyi bir seviyededir. Yazılım mühendisliği olarak ayrılınca daha da iyi bir noktaya gidecek. Avrupa ve Amerika ile ciddi biçimde rekabet edebilecek koşulları yakalamış durumda olacağız.



BİZ DE ARA ELEMAN ARIYORUZ

- Peki eğitimde yetişen öğrenciler sizin sektörünüzün eleman ihtiyacını karşılıyor mu? Türkiye’de hemen her sektörde ara eleman sıkıntısı çekilir.

- Biz onu her zaman söylüyoruz zaten. Bizim mühendisten çok ara elemana ihtiyacımız var, diğer bütün sanayilerde olduğu gibi. Ama bizdeki olay çok daha ciddi ve sıkıntılı. Çünkü mühendise her şeyi yaptırtamazsınız. Hatta yaptırtmamalısınız. Örneğin inşaat mühendisinin eline mala verip uzun süre sıva yaptırtmamalısınız değil mi? Yaptırtamazsınız. Belki yapar ama doğrusu yapmamasıdır. Bizdeki durum böyle. Bizim mühendislerimiz hem sıva yapıyorlar, hem boya karıyorlar. Gerekirse elektrik tesisatını döşemek zorunda kalıyorlar.

ORTA-ARA ELEMAN SIKINTIMIZ VAR

Bu doğru bir yaklaşım değil. Bizim, aşağıdan yetişen orta-ara eleman sıkıntımız var. Onun bir an önce çözülmesi ve bu elemanların yetiştirilmesi lazım. Türkiye’de bu konuya yönelik eğitim yapan meslek liselerimiz var. Ancak, orada bizim aradığımız nitelikte eleman yetiştirilmiyor. Bu okullarda neredeyse 10- 15 yıl öncesinin teknolojileri anlatılıyor. Bu anlatılanları biz kullanmıyoruz artık. Yok öyle bir şey. Bunu çözmeye çalışıyoruz. Milli Eğitim Bakanlığı ile bu konuda yakın çalışmalar yapıyoruz. Sanayi Bakanlığı da konuya çok duyarlı. Bir takım düzenlemeler yavaş yavaş gelmeye başladı. Yazılım Lisesi açmak, Yazılım Meslek Lisesi kurmak gibi ciddi girişimler yürütülüyor.

OSB’LER BİZE YARDIMCI OLABİLİR

- Galiba size en çok OSB’ler içindeki meslek liseleri yardımcı olabilir. Mesela Çerkezköy Organize Sanayi Bölgesi’nin Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi, üst düzeydeki eğitimiyle sanayinin çeşitli kollarının ihtiyaç duyduğu personeli karşılamada büyük rol oynuyor. Bunun benzeri olarak birçok OSB bünyesinde kurulan okullar da aynı amaca uygun olarak eğitim veriyor.

- Evet, OSB bünyesindeki mesleki ve teknik okullar çok önemli. Biz, bu okulların kurulması aşamasında altyapı çalışmalarına destek vermiştik. Çünkü bu sorunu doğru bir platformda çözmek gerekiyordu. Organize Sanayi Bölgeleri içinde mesleki ve teknik liselerin kurulması doğru, mantıklı bir çözüm yoludur.

Milli Eğitim Bakanlığı bu liselerdeki öğrenci başına belli bir destek verme kanunu çıkardı. Altı dal saptadı ve bunlardan birisi de yazılım, bilişim dalı. Oradaki içeriği doğru ve yeterli bir biçimde saptayacak olursak, mezun olan öğrenciler en azından bizim hemen alıp işe başlatabileceğimiz seviyede olabilecek inşallah. O zaman da bugünkü açığımızı kapatmış olacağız.



BİLİŞİM PAZARI 4.9 TRİLYON DOLAR

- Bu arada yazılım sektörünün dünyadaki durumunu kısaca hatırlayalım ve sonra yine Türkiye’den devam edelim. Yazılım sektörünün global büyüklüğü ne kadar?

- Dünya bilişim pazarı, donanımla birlikte 4.9 trilyon dolar büyüklüğünde. Olağanüstü büyük bir miktardan söz ediyoruz. Sadece yazılım olarak bakarsak bu da 2 trilyon dolar düzeyindedir.

- Peki hemen yeniden Türkiye’ye göz atalım.

- Türkiye’deki pazarın büyüklüğü 6.8 milyar dolar dolayındadır.

KAMU YERLİ YAZILIMIN ÖNEMİNİN FARKINDA

- Türkiye’de pazarın daha da büyümesi ve güçlenmesi için devletin verdiği teşvik ve desteklerle kamuda yerli yazılımın kullanılması, yani yerli üretimin kamu tarafından satın alınması gerekiyor. Bu konuda hangi aşamadasınız?

- Evet, çok doğru bir noktaya işaret ettiniz. Dünyada hiçbir özel sektör yok ki kamu desteği olmadan büyüyebilsin. Devletin muhakkak o alana desteğinin olması lazım. Yazılım da aynen bu desteğe ihtiyaç duyan alanlardan bir tanesi.

Fakat desteklenmesi için başka bir sebep daha var. Bir de güvenlik açısından bu desteğin yapılması gerekli. Bundan 10 yıl önce kamunun yerli yazılım kullanma konusunda bir farkındalığı yoktu. Yıllar içinde birlikte yaptığımız çalışmalar sonucunda şu anda kamu yerli yazılım konusunda çok ciddi kararnameler çıkardı. Yerli yazılım kullanımında yüzde 15 avantaj sağlamak zorunda. Fakat yine de daha istediğimiz noktanın çok gerisindeyiz. Yolun çok başındayız.


PARDUS KULLANIMI ÇOK DÜŞÜK

- Kamuda bilgisayarlarda, Windows’un yerine TÜBİTAK’ın geliştirdiği Pardus kullanımına başlandı mı?

- Oranı hesaplayabilmek zor ama kullanımın çok az olduğunu biliyoruz. Burada alacağımız çok ciddi bir mesafe var. Biz kamu derken çok çeşitli yazılımlardan söz ediyoruz. Örneğin kamunun ERP tarafındaki kurumsal kaynak planlama programları, doküman yönetim sistemleri, kamunun yazılım sistemleri gibi daha pek çok şey var. Bütün bunların hepsinin, yerli yazılım ürünleriyle kullanılır hale gelmesi lazım. Kamu, ‘eğer benim kullandığım programları içeride yazan şirketlerim varsa ben onların ürünlerini kullanacağım’ demeli.

Eğer yoksa, bunu yaptırtabilir miyim diye bakmalı. Eğer bu da olmuyorsa dışarıdan tedarik etme yoluna gitmeli. Ülkemizde gerçekten bilgili, güçlü bir yerli yazılım sanayimiz var. Her şeyi yapabilme gücüne sahip ve dünyaya kendisini ispatlamış durumda. Küresel düzeyde dev şirketlerle rekabet etmeye çalışıyorlar ve başarılı da oluyorlar. Yani kamunun bizden bunu rahatlıkla tedarik edebilme fırsatı, olanağı var.

İŞ BÜROKRASİDE TAKILIYOR

- Kamunun, yüzde 15 dolayında daha pahalı olsa bile yerli malı satın alması zorunluluğu ihalelerde uygulanmıyor mu?

- Bu zorunluluk bile yeterli olmuyor. Çünkü bürokratımızın bakışını düzeltmesi lazım. Sonuç itibariyle iş gelip bürokrasiye dayanıyor. Siyasilerimiz, bakanlarımız, müsteşarlarımız yerli yazılım için irade gösteriyor. Ama iş aşağıya indiği zaman, bürokratlar, ‘yarın bana bir sıkıntı olmasın, ben emekli olunca ya da başka bir yere geçince arkamdan soruşturma açılmasın’ diye düşünüyor. Alayım yabancı ürünü ve kafam rahat etsin, diye düşününce o yüzde 15’in hiçbir anlamı kalmıyor.

- Bunun yerleşmesi için biraz zamana ihtiyaç var gibi gözüküyor. Bürokratı o açıdan biraz haklı buluyorum. Siz de bu konuda karar verici olsanız, bildiğiniz ve iyi çalışan bir sistemde devam etmeyi tercih edersiniz. Yeni alacağınız yazılım belki de size sorun yaratabilir.

 - Özel sektörde ikinci kuşak işbaşına gelince dijitalleşme nasıl artıyorsa, kamuda da yeni kuşak yöneticiler işbaşına gelince bu konuda birçok şey daha farklı olacak, değişecek. Elbette bu isteklerimiz akşamdan sabaha olmuyor ama bunun sancısını bizim sektör çekiyor.

- Belki de yerli yazılımın gücü ve yeteneğini gösteren PR kampanyaları yapmanızda fayda var.

- YASAD olarak bir çalışmamız da bu yönde. Kısmet olursa bir farkındalık çalışmasını kısa süre sonra gerçekleştireceğiz.

ASLINDA 4.0 DA YOK

- Sanayi 4.0 faaliyetleri, Türkiye’de yerli yazılımcılığa büyük katkılar sağlayacak mı? Endüstriyel ortamda her şeyin dijital hale gelmesi size yeni kapılar açacak gibi görünüyor. Siz ne dersiniz?

- Ben size bu işin doğru tarafını anlatayım. Sanayi 4.0 diye bir şey yok aslında. Sanayi 4.0 kavramı ithal bir kavram. Bu, Almanya’nın kendi şirketlerinin açılımı ve Amerika’nın dijital dönüşüm hızını yakalamak için ortaya attığı bir kavram. Patent fırsatıdır. Tamamen Almanya’ya aittir.

- Ama dünyada kabul görmüş durumda.

- Olabilir. Kabul görmesi doğru olduğu anlamına gelmiyor. Bizim sanayicimiz bu olayı iyi anlasın. Sanayi 4.0 dediğiniz şeyi şu anda Türkiye’nin yakalaması için çok zaman var.

SANAYİMİZ DİJİTAL DEĞİŞİMİ GERÇEKLEŞTİRMELİ

- Evet, o sıralamayı kabul edecek olursanız Türkiye 2.5 gibi bir yerde oluyor.

- Elbette. Burada yapılması gereken şey, bir kere KOBİ’mizin, sanayicimizin, yani kendi özel sektörümüzün artık dijital çağa ayak uyduracak şekilde kendi üretim tesislerini veya üretim, yönetim, satış yöntemlerini, süreçlerini bu dijital transformasyona uydurması gerekir. Bunu uyduramazsa, ister adına sanayi 6.0 deyin, ister 4.0 deyin hiç fark etmez, rekabette geri kalır.

Burada içerideki rekabetten söz etmiyorum. Küreseldeki rekabetten söz ediyorum. Küresel rekabette siz geri kaldıktan sonra içeride ister iyi olun, ister çok iyi olun hiçbir şey değişmez. Ömrünüz uzun olmayacaktır. Çünkü dünya bu teknolojik gelişimden dolayı artık çok küçük. Dünyanın herhangi bir yerinde yapılan üretim, başka bir köşesinde hemen duyulabilir, taklit edilebilir, kopyalanabilir. Buna dikkat etmek lazım. Bunu organize edebilmemiz lazım.

4.0 YAZILIMLARINI HAZIRLABİLİRİZ

Bu anlamda nesnelerin interneti bizim alt dallardan bir tanesidir. Yapay zeka dediğiniz şey bizim alt dallarımızdan bir tanesidir. Örneğin cloud dediğiniz şeyden yararlanmak yine biz alt dallarımızdan bir tanesidir. Bütün bu alanlarda, yerli yazılımcı, sanayicimizin her talebine cevap vermeye hazırdır. Klasik sanayimizle bizim sanayimiz iç içe, el ele platformlarda çalışmaya başladılar. Türkiye’nin neye ihtiyacı varsa o yazılım bizde var. 4.0 diye tanımladığınız paket yazılımlar yerli yazılım tarafından sanayicilerimize hazırlanabilir. Birlikte çalışma ile ortaya yeni yazılımlar çıkarılır ve küresel alanda da satılabilir.

SANAYİCİMİZ BİLGİLİ, İSTEKLİ

- Bizim sanayicilerimizin bu konulara çok yakın, istekli ve bilgili olduklarını biliyorum. Daha ağır hareket edebilmelerinin nedeni de herkesin bildiği çeşitli sorunlardır.

- O bilincin olduğunu ben de görüyorum. Sanayicimizin bilincinde hiçbir sıkıntı yok. Bakışında da bir sorun yok. Dediğiniz gibi diğer konularda bazı eksiklikler olabilir.

ARTIK DİJİTAL SAVAŞLAR VAR

- Biraz önce konuştuğumuz güvenlik kısmına gelelim. Bence bugün dünyanın en önde gelen sorunlarından birisi bu. Haziran ayında büyük sanal saldırılar yaşandı ve ülkelerin nükleer santrallarının çalışmasını engellediler. Bunun gibi akıl almaz saldırılar yaptılar.

Ülkeler arası savaşlar artık dijital biçimde sürdürülüyor. Dijital hamlelerle sizin savaş gücünüzü bile etkileyip yok etme olanağı var. İşte burada bence ulusal, yerli yazılım çok büyük önem kazanıyor. Türkiye’nin stratejik kurumlarının, ulusal olmayan programlara teslim edilmesi herhangi bir savaş durumunda yaşamsal düzeyde sorunlar çıkarabilir gibi gözüküyor. Güvenlikle ilgili rahat olabilmek ve sıkıntı yaşamamak için neler yapmak gerekir. Bu konuda temaslarda bulundunuz mu?

- Siber güvenliğin Türkiye’de birinci derecede ilgilisi ve sorumlusu Ulaştırma Bakanlığı. Kendileriyle çok yakın çalışmalar yaptık ve yapıyoruz. Bakanlık bünyesinde Ulusal Siber Olaylara Müdahale Merkezleri (SOME) kuruldu. Bilişim Teknolojileri Kurumu’nda, yerli siber güvenlik birimleriyle çok ciddi çalışmalar yapılıyor. Dediğiniz gibi bu konu en önemli konulardan bir tanesi. Siber ataklar, ordulara gerek kalmadan ülkelere müthiş zararlar verebilmenin kapılarını açıyor. Sizin de kendinizi savunmaya hazır olmanız gerekiyor. Siber güvenlik dediğiniz şeyin tamamı da yazılımdan oluşuyor. Sizin burada yerli çözümleriniz, yerli sanayiniz yoksa gelecekte çok ciddi, büyük sıkıntılara maruz kalmanın kapılarını açmışsınızdır demektir. Kamu ve devletimiz bu saldırılarda yaşanabileceklerin tam olarak farkında.

SANAYİCİ ÖNLEMLERİNİ ALMALI

- Peki, Haziran ayında yapılan Golden Eye saldırılarında, işadamlarından, sanayicilerden fidyeler istendi. Fidye yazılımlar belki de milyonlarca bilgisayara yayıldı. Üstelik de bu saldırıların devamının geleceği tahmin ediliyor.

- Siber güvenliğin kamu ve özel sektör olmak üzere iki bacağı var. Kamu kendisini korumak zorunda. Özel sektörümüz de kendisini korumak zorunda. Bir de bireysel olarak kendimizi korumak zorundayız. Kişisel bilgisayarlarımızda ve cep telefonlarımızda sayısız veri saklıyoruz.

Biraz önce kamuyu konuşmuştuk. Özel sektörde de önce farkındalık yaratılması gerekir. Koskoca şirketlerimizde bilişim bölümleri yok. Güvenlik duvarları kurgulanmamış. Bir amatörün bile rahatlıkla ulaşabileceği açıklıkta çalışıyorlar. Özel sektör olarak siz dışarıdan yapılabilecek saldırılara karşı kendi maksimum tedbirlerinizi almak zorundasınız. Maalesef birçok şirketimiz ve sanayi kuruluşumuz bunun farkında değil. Müessesenin kapısını, kepengini kapatıp kilitlemek yeterli değil. İçerideki bütün bilgisayarlar saldırıya açık duruyor. Bilgisayarlarınıza sahip oldukları anda sizi çalışamaz hale getiriyorlar. Ya da verilerinizi başka yere satıp sizin rekabet gücünüzü elinizden alıyor. Sizin kendinizi koruma altına almanız gerekiyor.

BİLİŞİM-TEKNOLOJİ DEPARTMANLARI KURULMALI

Güvenlik konusunda yavaş yavaş yerli yazılım ürünleri ortaya çıkmaya başladı. Yerli ürünler olmasa da şirketlerimiz yabancı ürünlerle kendilerini korumaya almak zorunda. Bilişim altyapısını tümüyle gözden geçirmeli. Firewall (Ateş Duvarı) kurarak sistemi tümüyle korumaya almalı. İçeride bilişim departmanı kurmalı. Şirketlerin muhasebe, satış, pazarlama departmanları var ama teknoloji departmanları yok. Sanal saldırılara uğramak istemiyorsanız içeride mutlaka bu işlerden anlayan bir ekip kurmanız lazım. Şunu kesinlikle söyleyebilirim ki siber saldırılar günümüzün ciddi bir gerçeği ve önümüzdeki dönemde daha da büyüyerek artacaktır.

 

    
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner88

banner87

banner86

banner85

banner84

banner83