Öne Çıkanlar Doç. Dr. Ozan Bakış İKV BAŞKANI AYHAN ZEYTİNOĞLU Ergene Havzası arıtma çamuru yönetimi ÇOSB Sürdürülebilirlik Raporu Orhan Turan

“Şirketler bilişim güvenliğine büyük önem vermeli”

GİRAY DUDA

İnternet, artık yaşamın mutlak, vazgeçilmez olgusu. Milyarlarca insanın her günü, internetin onlara sunduğu muhteşem dünyalarda geçiyor. Artık ticaret, edebiyat, bankacılık, sanat ve sohbet  internette yapılıyor. Dünyanın içine girdiği bu sanal alem güzellikleri ve tehlikeleriyle birlikte bizi kendisine çekiyor. İnternetin çeşitli yönlerini, Türkiye Bilişim Derneği İstanbul Şubesi Başkanı Ahmet Tosunoğlu’na sorduk : 

 

- Türkiye Bilişim Derneği hakkında bilgi verir misiniz?

 

- Türkiye Bilişim Derneği (TBD) 1971 yılında Ankara’da kurulan bir sivil toplum kuruluşu. 1994 yılında Bakanlar Kurulu kararıyla “Kamu Yararına Çalışan Dernekler” statüsüne alındı. TBD, Türkiye’de bilişim alanında kurulmuş ilk sivil toplum kuruluşudur. TBD, toplumun her kesiminden üye yapısıyla "Bilişim Kültürünü" yaymaya çalışan bir "Sivil Toplum" hareketidir. TBD olarak tüm Türkiye’de üye sayımız 10.000 i aşmıştır. TBD bünyesinde 7şube, 13 il temsilciliği ve 33 Üniversitede TBD-Genç örgütlenmesiyle TBD, bilişim sektörünün gelişmesine katkı veren bir dernektir.

 

İSTANBUL ŞUBESİ 17 YAŞINDA

- TBD bünyesinde faaliyet gösteren TBD İstanbul Şubesi’nden bahseder misiniz?

 

- 2014 yılı, TBD’nin 43, İstanbul Şubesi’nin kuruluşundan bugüne geçen 17. yılını temsil ediyor. 1997 yılında kurulan İstanbul Şubesi derneğimizin misyonuna uygun olarak toplumun her kesimine yani çocuklar, gençler, kadınlar ve yaşlılara, bilişim sektörü çalışanları, teknoloji firmaları ve devlet kuruluşları gibi bilişim sektörünün en üst seviyede temsil eden kişi ve kurumlara yönelik faaliyetler gerçekleştirmektedir.


 

EV KADINLARINA İNTERNET EĞİTİMİ

 

- TBD İstanbul Şubesi olarak faaliyetlerinizden söz eder misiniz? Bugüne kadar önemli ve ses getiren hangi proje ve çalışmalar yürütüldü, örnek verebilir misiniz?

 

- TBD İstanbul Şubesi olarak yıl içerisinde birçok faaliyet gerçekleştiriyoruz. Bu faaliyetler bilişim sektörünün gelişmesine katkı sağlayan faaliyetler olduğu gibi sosyal anlamda kadınların ve gençlerin bilgi toplumuna giden yolda farkındalıklarını artıracak faaliyetler olduğunu söyleyebilirim.

 

Örnek vermek gerekirse, 2013 yılında KINA (Kadınlara İnterneti Öğretiyoruz) adını verdiğimiz proje ile istihdama katılmayan ev hanımlarına yönelik interneti, sosyal medyayı ve çocukların internet güvenliği gibi başlıkları içeren eğitimler verdik. Ev hanımlarına verilen bu eğitimler İstanbul Kadıköy’de bulunan dernek merkezi eğitim salonlarında verildi.

 

İstanbul Şube olarak ‘CIO Vizyon Toplantıları’ başlığı altında yapılan organizasyonlarla Türkiye’nin önde gelen bilgi teknolojileri yöneticilerini (CIO) bir araya getirerek, sektörün sorunlarına çözüm bulmak ve deneyim paylaşımını sağlamak amacıyla bir platform oluşturduk.2013 yılında Sait Halim Paşa Yalısı’nda yapılan organizasyon ile CIO’ların bir masa etrafında buluşmaları sağlandı ve IT departmanlarının organizasyondaki yeri ve IT’nin geleceği konuları tartışıldı.

 

HER YIL BİLİŞİM YILDIZLARI E-DÖNÜŞÜM WEB YARIŞMASI DÜZENLİYORUZ 

Diğer taraftan e-dönüşümü özendirmek, güzel örnekleri diğer proje sahipleriyle paylaşmak, e-dönüşüm konusunda toplumu bilinçlendirmek ve Türkiye’nin bilgi toplumu olmasını desteklemek amacıyla her yıl Bilişim Yıldızları e-Dönüşüm Web Yarışması düzenlemekteyiz. 2013 yılında Bahçeşehir Üniversitesi’nde düzenlediğimiz yarışma ile 7 ayrı kategoride 21 ödülün dağıtıldı ve iki kategoride de özel jüri ödülü verildi.

 

KOBİ’LER İÇİN BİLİŞİM SEMPOZYUMLARI

- Şirketlere yönelik ne gibi faaliyetleriniz var?

- Dernek olarak yaptığımız önemli faaliyetlerden birisi de KOBİLİŞİM başlığı altında yapmış olduğumuz etkinlikler. KOBİLİŞİM başlığı altında KOBİ’lerin ve sanayimizin gelişmesine katkıda bulunmak amacıyla birçok faaliyet gerçekleştiriyoruz. Geçen yıl iki adet KOBİLİŞ Sempozyumu düzenledik. Bu sempozyumdan ilkini Mayıs ayında İMES Sanayi Sitesi üyelerine yönelik, diğerini ise Kasım ayında İstanbul Esnaf ve Sanatkarlar Derneği üyelerine yönelik düzenledik. Bu iki sempozyumda da “e-ticaret, sosyal medya ve kurumsallaşmada bilişimin önemi” konularında katılımcılara bilgi verdik.

Son olarak geçen yıl kasım ayında 7’ncisini düzenlediğimiz ve İstanbul Şubesi olarak en büyük etkinliğimiz olan ‘Akıllı Şehirler’ temalı İstanbul Bilişim Kongresi’nden bahsetmek isterim. Kadir Has Üniversitesi’nde gerçekleştirilen, T.C. Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı, Bilgi Teknolojileri Başkanlığı, Marmara Belediyeler Birliği ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi işbirliği ile düzenlenen kongrede 17 farklı oturumda 100’den fazla konuşmacı yer aldı.        


 

HER YIL 5 İSTANBUL EKLENİYOR

 

- Akıllı Şehirler Kongresi için daha detaylı verir misiniz? Bu kongrenin amacı ve hedefleri nelerdir?

 

- Akıllı Şehirler Kongresi’ni düzenlemekteki gayemizi anlatmak için öncelikle dünya nüfusuyla ilgili birkaç tespitte bulunmak isterim. 1900 yılında dünya nüfusunun sadece yüzde 13’ü şehirlerde yaşıyordu. 2050 yılına kadar bu sayı yüzde 70’e varmış olacak. Her yıl dünyaya İstanbul’a eşdeğer 5 şehir ekleniyor. Diğer taraftan 2010 yılı verilerine göre 5 milyondan fazla nüfusa sahip 59 metropol var, bu rakam 2001’deki sayının yüzde 50 daha fazlası demek.

 

Daha önce benzeri görülmemiş bu şehirleşme, özellikle dünyanın gelişmekte olan ülkeleri için ekonomik ve sosyal ilerlemenin bir simgesi olduğu kadar, dünyamızın altyapısı için de çok büyük bir yük oluşturuyor. Şehirleşme, yerel ve ulusal yönetimler için eğitim, kamu güvenliği, sağlık, enerji, su, telekomünikasyon, gıda, trafik, bankacılık, ulaşım, inşaat gibi birçok alanda çözüm geliştirme ve meydana gelen sorunları çözmek için “akıllı sistemler” geliştirmelerini zorlu hale getiriyor.

 

KENTLERDE AKILLI DÖNÜŞÜMLER ŞART

Dolayısıyla, bilişim teknolojilerini tüm alanlarda kullanarak şehirlerde ortaya çıkan sorunları çözmek ve daha yaşanabilir kentler oluşturmak için şehirlerimizin  “akıllı” dönüşümlere ihtiyacı bulunmaktadır. Bu nedenle şehirlerimizin sorunlarına yönelik akıllı çözümler sunmak, tartışma ortamları oluşturmak, deneyimlerimizi paylaşmak amacıyla her sene konusunda uzman konuşmacıların katıldığı ve iki gün süren kamu ve özel sektörden yoğun katılımın olduğu Akıllı Şehirler Kongresi düzenlemekteyiz.  

 

BİLİŞİM TEKNOLOJİLERİ YAŞAMIN HİZMETİNDE

 

- Dernek olarak sıklıkla bilgi toplumu hedefini vurguluyorsunuz, bilgi toplumu ne demek?

 

- Bilgi toplumunu çok kısa ve genel olarak “bilişim teknolojilerinin” hayatı kolaylaştırmak ve yaşam kalitesini yükseltmek amacıyla toplumun her kesimi tarafından kullanılması olarak tanımlayabiliriz. Fakat daha özelde bilgi toplumu demek; teknoloji üreten bir Türkiye, kaynakları etkin ve verimli kullanabilen bir devlet yönetimi, nitelikli insan gücü ve uluslararası rekabet edebilir bir üretim sektörü demek. 

 

BİLGİ TOPLUMUNA GEÇİŞ KISA SÜRDÜ

 

- Sizce Türkiye bilgi toplumunun neresinde?

 

- Bu soruya, bilgi toplumunun gerisindeyiz ya da ilerisindeyiz şeklinde tek bir cevap verilemeyeceğini düşünüyorum. Biraz geçmişe doğru baktığımızda, tarıma dayalı geleneksel toplum yapısından sanayi toplumuna geçiş 100 yıla yakın bir zaman aldı. Buna rağmen sanayi toplumundan bilgi toplumuna dönüşüm çok daha kısa sürede gerçekleşti ve nihai olarak yeni teknolojiler hızla gelişti, insanlar bu teknolojiye uyum sağladı.

 

Türkiye olarak teknolojiyi yoğun olarak kullanan bir ülkeyiz. Akıllı telefonlar, mobil cihazlar ve sosyal medyayı kullanan kişi sayısı olarak dünyada çok önde olduğumuzu söylemeliyim. Dolayısıyla teknolojiyi kullanmak ve teknolojiye uyum sağlama konusunda yani tüketimde ilerde olmamıza rağmen teknolojiyi üreten bir toplum olma noktasında henüz geride olduğumuzu düşünüyorum. Üretim ve tüketim kavramları bir birine zıt olsa da Türkiye olarak bu noktada bir fırsat var. Türkiye olarak genç nüfusumuzun ve girişimci potansiyelimizin yüksek olması bilgi toplumu için geç kalmadığımızı gösteriyor. Şimdi vereceğim iki örneğin bunu daha iyi açıklayacağını düşünüyorum. 2011 verilerine göre Türkiye dünyanın 16. büyük ekonomisi. Ayrıca Türkiye 2011 yılında yüzde 8,5’lik büyüme ile Çin’den sonra ikinci ülke oldu. Diğer taraftan Japonya’da 45, Almanya’da 44, İtalya’da 43 olan ortanca yaş Türkiye’de bugün için 30’dur. 2050 yılında tahminen Avrupa ortanca yaş ortalaması 50, Türkiye ortanca yaş ortalaması 40 olacaktır. Dolayısıyla ekonomisi güçlü, nüfusu genç olan Türkiye’nin önünde bir fırsat olduğunu ve gelecek 10 yıl içerisinde gerekli adımları atıldığında bilgi toplumu olma yolunda çok hızlı mesafe kaydedileceğini düşünüyorum.

 

BİLİŞİM SEKTÖRÜ STRATEJİK SEKTÖR OLARAK DESTEKLENMELİ

Bu noktadan şunu da söylemeliyim. Bilişim sektörünün Türkiye ekonomisine diğer sektörlerden daha hızlı büyüme getireceğine inananlardanım. Bildiğiniz gibi bilişim sektörü geliştirdiği ürünler itibariyle somut olduğu kadar soyut çözümler ve hizmetler de içeriyor. Dolayısıyla günümüzde yazılım dünyası soyut çözümler ve hizmetler için inanılmaz fırsatlar sunuyor. Bugün ABD’de faaliyet gösteren ve tüm dünyada geniş bir pazar bulan yazılım ürünleri düşünüldüğünde otomotiv, tekstil, sağlık gibi ana sektörlere göre bilişim sektörü büyüme hızının çok daha fazla olduğu görülecektir. Bu nedenle devletin bilişim sektörünü stratejik sektör olarak desteklemesi gerektiğine ve bilişim sektörünün büyümesine imkan sağlayacak teşviklerin artması ve kolaylaştırılması gerektiğine inanıyorum.             

 

GÜVENLİK TEDBİRLERİNİ İHMAL ETMEYİN

 

- Günümüz internet dünyasının en büyük korkusu güvenlik duvarlarının kötü niyetli kişi ve gruplar tarafından kolaylıkla aşılabilmesi. Bilgi güvenliğine bakışınız nedir? Bilgi Güvenliği sağlamak için ne yapılmalıdır?

 

- Kuşkusuz bilişim dünyasının bugün konuşulan en önemli konularından birisi bilişim güvenliği. Bugün herkes kendi kapalı yazılım sisteminde çalışıyor olsaydı güvenlik tedbirleri almasına gerek kalmayacaktı. Fakat internet ve online işlemlerin günümüzde çok yaygın kullanılıyor olması kişi ve kurumların bilişim güvenliği açısından zaafiyet göstermesini sağlıyor. Bu nedenle siber dünyada ister internet kullanıcısı olsun ister ticari bir kurum olsun bilişim güvenliği konusunda kendisine uygun ve en üst seviyede güvenlik tedbirlerini olması gerekmektedir.

 

- Türkiye’de faaliyet gösteren şirketler bilgi güvenliğini sağlamak, kendilerini korumak için ne yapmalılar?

 

- Her şirket kendisine ait yazılımları kendi donanımları üzerinde çalıştırdığı için, her kurumun kendi sistemi için bağımsız olarak bilgi güvenliği tedbirlerini almaları gerekmektedir. Şirketler bilgi güvenliği için hem yazılım hem de donanım olmak üzere yatırım yapmak zorundalar. Bu yatırımlar çoğu şirket için yüklü bir maliyet olarak karşılarına çıkmaktadır. Fakat günümüzde internetin çok yaygın olarak kullanılması ve elektronik ticaret nedeniyle bilişim güvenliğinin çok önemli olduğunu ve güvenlik tedbirlerininin alınmasının zorunlu hale geldiğini vurgulamalıyım. Diğer taraftan yazılım ve donanım maliyetleri dolayısıyla bilgi güvenliği maliyetlerini aşağı çekmek için Bulut teknolojisine geçilmesinin maliyetleri ciddi oranda azaltacağını söyleyebilirim. 

 

- Kamuda bilişim kullanımı hangi aşamada?

 

- Son dönemde yapılan projelerle Kamu’da bilişim kullanımı oldukca yüksek. Kamu kurumları vatandaş ve kurumlarla olan bir çok faaliyetini internet üzerinden gerçekleştiriyor. Özellikle www.turkiye.gov.tr adresinden yapılan işlemleri buna örnek olarak gösterebilirim. Diğer taraftan Fatih Projesi’nin eğitimde fırsat eşitliğini sağlayacak ve gelecekte girişimci gençler yetiştirmek için çok önemli proje olduğunu düşünüyorum.

  
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner101

banner100

banner99

banner98

banner97

banner96

banner95