Öne Çıkanlar GİRAY DUDA Arakelyan Orhan Turan KOSGEB BAŞKANI Vahap Munyar Hürriyet Yayın Yönetmeni oldu

Tekstilde en temel sorunumuz pazarlama

ARİF ESEN

Tekstil Araştırmaları Derneği Başkanı Ekrem Hayri Peker, tekstilde üretim, pazarlama ve markalaşma konularındaki görüşlerini ‘Global Sanayici’ ile paylaştı. Peker, “Tekstil sektörünün temel sorunu pazarlamadır. Klasik pazarlama anlayışını terk etmeliyiz. Sektördeki mevcut makine parkıyla, pazarlama anlayışını değiştirip, katma değerli ve pahalı ürün üreterek ihracatı üç kata, 70-80 milyar dolara çıkarmak mümkün” dedi.

İÇERİDEN BİR SESİZ

- Sayın Peker, Tekstil Araştırmacıları Derneği’nin amaç ve hedeflerini anlatır mısınız? Neden böyle bir dernek kurma ihtiyacı duydunuz?

- Tekstil sektöründe işverenlerin kurduğu dernekler, sendikalar, yarı resmi kurumlar mevcut. Ancak bu sektörde çalışan teknik kadroların görüşlerini aksettirecek bir oluşum yoktu. İçeriden bir ses olmak istedik. Araştırmaya meraklı, üretken ve bildiklerini sektöre aktaracak insanları bir araya getirmeye çalıştık. Derneğimiz tekstilin kalbi Bursa’da faaliyet gösteriyor.

KLASİK PAZARLAMA ANLAYIŞI BIRAKILMALI

- Türkiye için çok önemli bir sektör olan tekstil sektörü son yıllarda güç kaybetti. Sanayideki payı gün geçtikçe geriliyor. Sektörün temel sorunları nelerdir? Bu sorunlar nasıl aşılabilir?

- Tekstil sektörünün temel sorunu pazarlamadır. Sektördeki firmaların yüzde 90’ı basit ürünler üretiyor. Ve bu basit ürünleri fazla bir emek sarfetmeden klasik pazarlama anlayışına sahip pazarlamacılar tarafından dış ve iç müşterilere sunuluyor. Pahalı ürünler üretip, Niş tabir edilen pazarlara girmek veya fasona da olsa pahalıya satılacak ürünleri olsa üretip, pazarlamak için çaba göstermek gerekiyor.

MAKİNE PARKI VE PAZARLAMA ANLAYIŞI DEĞİŞMELİ

- Sektör katma değeri yüksek ürün üretmeye nasıl yönlendirilecek? Bunu yapabilecek teknolojik altyapıya sahip mi?

- Sektörde vergi indirimi, destek var ama hiç kimse pazarlama bakışımızı değiştirelim demiyor. Problem pazarlama anlayışında. Basit ürünler doğal olarak basit düşünceli insanlar tarafından üretiliyor. Sektörü makineleştirip, dış pazarlara açan teknik kadrolar güçlendirilmelidir. Sektördeki mevcut makine parkıyla, pazarlama anlayışını değiştirip, katma değerli ve pahalı ürün üreterek ihracatı üç kata, 70-80 milyar dolara çıkarmak mümkün. Firmalar inovasyon kültürünü yaratmaz ve yeni teknolojileri kullanmazsa, bunu kullanan ülkeler ile aramızda, yakın çağ ile orta çağ gibi müthiş bir fark olacaktır. Ben Özbekistan'da bulundum ve orada Türk malları çok pahalıydı. Bugün Rusya ve etrafındaki ülkelerin 80 milyar dolarlık tekstil ithalatı var ve Çin'den bıkmış durumdalar.  Biz bunun yüzde 20'sini çok rahat karşılasak ihracatımız ikiye katlanacak. İşletmeci arkadaşların yaptığı mallar ev tekstili fuarlarında ilgi görmüyor. Sebebi oraya gelen pazarlamacıların bakışının da aynı oluşu. Ucuz mal ile bir yere varamayız. Böyle oldukça ne firmalar ne çalışanlar para kazanamaz. Oturup buna kafa yormak lazım.



NİŞ PAZARLAR ARAŞTIRILMALI

- Gerek iç pazarda, gerek ihracatta geleneksel pazarlama anlayışı yerine yeni pazarlama anlayışları gerekiyor. Pazarlamada ne gibi adımlar atılmalıdır?

- Firma sahipleri pazarlamayı üstlenmelidir. Firmalar Niş pazarları araştıracak pazarlamacıları yetiştirmelidir. Fason çalışıyorsak, o firmaların pahalı ürünlerini üretmeliyiz. Hedef ülkeleri seçip, gelir düzeyi yüksek müşteri kitlesine yönelik ürünleri üretip, satmaya çalışmalıyız. Sektördeki birlikler, kurumlar hedef Pazar araştırmalarında sosyologlardan ve psikologlardan faydalanmalıyız. Genç nüfusa yönelik ürünler geliştirmeliyiz.

PAZARLAMACI ŞİRKETE GÖNÜLDEN BAĞLANMALI

- Klasik pazarlama anlayışı nasıl aşılacak?

- Pazarlamacıları firmalar kendileri yetiştirmeliler. Onları birer partner olarak görüp, gönülden şirkete bağlamalılar. Ancak böyle beraber yürünür ve tekstil sektörü gelişir. İkincisi; teknik tekstil anlamında sektörde geri kalıyoruz. Tchibo burada bir elbise asıyor anti bakteriyel diye, 200 liraya satıyor. Biz aynısını yaptığımız halde, dışarıdan sipariş yok diye bekliyoruz. Oysa bunların biran evvel uygulamasına geçmemiz ve ürünlerimizle alım ofislerinin kapılarını çalıp, ana merkezlerine kadar ulaşıp bunları biz yapıyoruz demeliyiz.

NANO TEKNOLOJİ TEŞVİK EDİLMELİ

- Teknik tekstil alanında sektör hangi aşamada?

- Metrenin milyarda biri anlamını taşıyan nano teknolojinin makine ayağında müthiş gelişmeler var. Tekstil ayağından bakarsak mikro kapsüller üretmek lazım, o da kullanan çok az olduğu için çok pahalı. Ancak devlet desteği ile mümkün olur. Bizi koşturacak olan; Nano-teknolojiyi kullanarak giyim, ev tekstili, hastane, hizmet sektörü gibi alanlarda ürünler yapıp, bunları doğru pazarlamak. İthal gelen ürünlerin rakamlarını gördüğümde içim yanıyor. Çünkü fiyatları, maliyet ve yapılabilirliğini biliyorum.

TEKSTİL SEKTÖRÜ ÖLMEZ

- Sektördeki kan kaybını nasıl değerlendiriyorsunuz?

- Tekstil sektörü öldü diyenler var. Bunu söyleyenler ya sektörün gelişmesini istemiyor ya da sektörü gerçekten bilmiyor. Avrupa bizim kadar tekstil işçisiyle 125 milyar dolar ihracat yapıyordu. Onlarda ölmedi de bizde mi öldü? Olan şudur artık basit mal yapıp, çok para kazanma devri bitti. Aksine tekstil ölmedi. O kadar zorluk yaşamasına rağmen şu an ihracatta otomotivden sonra geliyor ve katma değer yaratmakta ise otomotive büyük fark atıyor. Daha ileriye gitme durumumuz var ama bakış açımızı değiştirmemiz gerekiyor. Mesleki kuruluşlar, odalar olsun bilgi aktarımı yok denecek kadar az. İnsanların bu sektöre girmeden önce ön eğitime ihtiyacı var, bunları sağlanabilir. Oryantasyon süresini daha da uzatmalılar. Fabrikalar aile gibi bir yapıda, araştıran geliştiren kendini yenileyen organizmalar olmalı. Ancak o sayede geleceğe taşınırlar.



PAMUK ÜRETİMİ YENİDEN PLANLANMALI

- Pamuğun stratejik bir ürün olduğunu ifade ediyorsunuz. Pamuk üretimi konusunda görüşlerinizi öğrenebilir miyim?

- Pamuğun stratejik hammadde olduğunu uzun süredir yazıyorum. Maalesef yanlış teşvikler sonucunda Türkiye dünyanın 3'üncü büyük pamuk üreticisi iken 7’nci sıraya kadar düştü. Çin'den sonra dünyanın en büyük pamuk ve iplik ithalatçısı olduk. Biz de Çukurova gibi bir potansiyelimiz varken, hammaddede dışarıya bağımlı olmamamız gerekiyor.  Hindistan zaman zaman pamuk ihracatını yasaklıyor, Pakistan kısıtlama getiriyor. Özbekistan'da belli aşamalarda yarı yarıya düşürüyorlar. Bu durumda bizim yapacağımız tek şey; ülkemizin ve sanayimizin menfaatleri doğrultusunda pamuk üretimini yeniden planlamaktır. Şu anda tarımsal üretim ve tarım birliklerimiz çöktü. Sahipsiz kalan çiftçi üretimden vazgeçti. Üretmek pahalı olunca bu sefer ucuz ürünlere kaçıldı. Hepsi bir zincir şeklinde bir birine bağlı aslında.

MARKALAŞMA SÜMERBANK’LA GERÇEKLEŞİRDİ

- Tekstilde markalaşma konusunda Türkiye yol alabildi mi?

- Türkiye Sümerbank döneminde markalaşabilirdik. Çünkü Sümerbank dünyanın en büyük pamuklu kumaş üreten ve yün işleyen kurumuydu. O bir trendi ve biz o treni kaçırdık. Onu Koç ve Sabancılara alın bunu dünya markası yapın deseydiniz olabilirdi. Maalesef o fabrikalar kapandı, satıldı, bilgi birikimi de kalmadı. Zamanında Merinos koyunları yetiştiriliyordu. Şimdi hiçbiri kalmadı. Çünkü üretme kavramını da unuttuk. Bursa’nın tekstil konusunda ipek ile başlayan 1500 yıllık müthiş bir bilgi birikimi var. Maalesef Çin'den gelen ucuz ipek kozacılığı öldürdü, ipek ve kozalar satılmaz oldu. Şimdi bizim yapabileceğimiz şey iki aşamalıdır. Birincisi Almanya'da, Fransa'da nispeten tanınmış orta boy yerel markaları almak. Onda da doğru markaları almak lazım yoksa batarsınız. Ya da pahalıya mal yapan ve pahalı ürün satan markalara fasoncu olmak. Nike, Timberland, C&A, Adidas’ın 15-20 liraya penye sattığı yerde artık senin böyle bir dev yaratmaya kalkmanın hiç anlamı yok. Fason da yapsan artık pahalı fason yapmak lazım.

- Tekstil Araştırmacıları Derneği olarak ne gibi çalışmalar yapıyorsunuz? Çalışmalarınızı örneklerle anlatır mısınız?

- Amacımız sektördeki genç arkadaşlara bilgi birikimlerimizi aktarmak, üyelerimizi ve genç arkadaşlarımızı makale yazmaya teşvik etmektir. Üyelerimizi AR-GE ve ÜR-GE yapmaya, proje pazarlarına katılmaya özendirmektir.

- Sayın Peker, sizi tanıyabilir miyiz? Kısaca kendinizi anlatır mısınız?

- 1954’de Mustafa Kemal Paşa’da doğdum. Anadolu Üniversitesi Kimya Mühendisliği bölümünü bitirdim. Kimya mühendisiyim. Evli, iki çocuk babasıyım. Hiperaktif bir insanım. Çözüm odaklıyım. İş hayatında çalışmaktan ağlamaya fırsatımız olmadı. 16 yılda çalıştığım firma 5 bin metrekareden 125 bin metrekareye, 350 işçiden 6600 işçiye, birkaç yüzbin dolardan 300 milyon dolar ihracata çıkardık. Çalışanlarımızı eğittik ve 7x24 çalışan kusursuz çalışan bir fabrika yarattık. Bursa’da Yeşim Tekstil ve Biesseci Tekstil’de çalıştım. Nano kimyasalların giysilere ve ev tekstiline uygulanması konularında çalışmalar yaptım. 2001 yılından bu yana sektörel dergilerde yazıyorum. Üçü mesleki beş kitabım yayınlandı. Önümüzdeki aylarda üç kitabım daha yayınlanacak. Hazırladığım pratik bilgiler içeren “Baskı El Kitabı”na destek verecek kurum arayışındayım.

    
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner97

banner96

banner95

banner91

banner90

banner89