Öne Çıkanlar Arçelik Üretim Koordinatörü Alp Karahasanoğlu KPMG TÜRKİYE Sinem Cantürk Doç. Dr. İzak Atiyas AB Arif Esen

‘Yöneticiler dijitalleşmede çevik olmayanın batacağını düşünüyor’

GİRAY DUDA

Uluslararası Danışmanlık ve Denetim Şirketi KPMG’nin dünya çapında her yıl hazırladığı ‘Küresel Üretim Sektörünün Geleceğine Bakış Raporu’na bu yıl dijitalleşmenin etkileri damgasını vurdu. Şirket yöneticilerinin dijital dönüşüm kaygısı ve endişelerinin hakim olduğu raporun ayrıntılarını KPMG Endüstriyel Üretim ve Sektör Lideri Hakan Ölekli’ye sorduk.

- Sayın Ölekli, 2018 Küresel Üretim Sektörünün Geleceğine Bakış Raporu’nun sonuçları, 2017 yılı raporuna göre ne gibi farklılıklar, yenilikler ortaya koyuyor?

- 2016’da yayımlanan Küresel Üretim Sektörünün Geleceğine Bakış araştırmasına katılan üreticiler, ürün ve hizmetlerini dünyanın kilit bölgelerindeki tüketicilerin ihtiyaçlarına uyumlu hale getirerek, yeni pazarlarda yeni işler kazanıp bunları koruyabilmek için doğru ilişkiler ve destekleyici altyapılar kurarak ve satın alma veya ortaklık kurma yoluyla büyüme hedeflerine ulaşmayı planlıyordu. Büyümeye yönelik stratejilerin arasında organik büyüme ilk, birleşme ve satın almalar ise ikinci sıradaydı.

DİJİTAL DÖNÜŞÜMDE BÜYÜK ENDİŞE

Bu seneki araştırma sonuçlarına göre ise CEO’ların üçte birinden fazlası, şirketinin büyüme hedeflerine ulaşması için üçüncü kuruluşlarla yapılan stratejik işbirliklerinin gündeminde öncelikli madde olduğunu ifade ediyor. Bu stratejiyi inovasyon, Ar-Ge yatırımları ve işe alımın dahil olduğu organik büyüme takip ediyor. Şirket liderlerinin önceki araştırmadaki gibi birleşme ve satın almalar yerine dikkate değer biçimde üçüncü partilerle işbirliğine giderek büyümeye odaklandığını görüyoruz. Ek olarak, araştırmaya katılan endüstriyel üretim liderlerinin yaklaşık üçte ikisi, çevikliğin iş dünyasının yeni para birimi olduğunu ve eğer yavaş kalırlarsa iflas edeceklerini belirtiyor. Bundan yalnızca iki sene öncesinde, liderlerin dijital dönüşüm ile ilgili bu kadar büyük endişelere sahip olmadığı görülüyor.

KORUMACILIK ŞİRKETLERİ RAHATSIZ EDİYOR

- Son yıl içinde dünyaya damgasını vuran ticaret savaşları, korumacılık eğilimi ve çatışmaları rapor sonuçlarına etki yaptı mı? Bu nedenle nasıl olumlu veya olumsuz sonuçlar, etkiler görülmektedir?

- Korumacılık ile ticaret savaşlarının elbette rapor sonuçlarına etkisi oldu. Uluslararası ticaret, ithal ürünlere art arda koyulan gümrük vergileri, kotalar ve diğer düzenleyici uygulamalar yoluyla kısıtlanmaya devam ediyor. Araştırmaya katılan üreticilere göre korumacılık eğilimi, küresel riskler arasında şirketin büyümesinin önündeki en büyük engel. Türkiye’deki CEO’ların yüzde 64’ü, küresel CEO’ların ise yüzde 55’i ülkeselliği en büyük tehdit olarak görüyor.

İHRACATTA DARALMA GÖRÜLEBİLİR

Türkiye 2017’de 158 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirdi. 2018’in ilk 7 ayında ise ihracat yüzde 7’lik artış göstererek 96.3 milyar dolara ulaştı. Korumacı yaklaşım, tüm oyuncular için olduğu gibi Türkiye’nin de rekabetçi rakamlarının sürdürülebilirliği için tehdit oluşturuyor.

Türkiye otomotiv sektörü, geçtiğimiz yıl rekor kıran 28.5 milyar dolarlık ihracatın yaklaşık yüzde 80’ini AB ülkelerine gerçekleştirdi. ABD tarafından uygulamaya geçirilmesi beklenen ithal araçlara getirilen yüksek gümrük vergileri, Avrupa’daki otomotiv üretimini olumsuz yönde etkileme potansiyeline sahip. Bu da önümüzdeki dönemde özellikle AB ülkelerine yoğun ihracat yapan Türkiye otomotiv yan sanayisinin ihracatında daralma gözlemlenebileceğini ve satış ile kârlılık açısından büyük risklerin bulunduğunu gösteriyor.

DİJİTAL DÖNÜŞÜM İLK GÜNDEM MADDESİ

- Endüstri 4.0 veya diğer bir adıyla dijital dönüşüm, endüstriyel üretimde, dünyanın her yerinde birinci sıradaki gündem maddesi midir?

- Endüstriyel üretim sektörü için dijital dönüşümün gelişmekte olan ve gelişmiş pazarlarda birinci sıradaki gündem maddesi olduğu söylenebilir. Endüstri 4.0, özellikle bu sektörde faaliyet gösteren şirketler için görmezden gelinemeyecek kadar büyük önem taşıyor. Yapay zeka, artırılmış gerçeklik, nesnelerin interneti gibi yıkıcı teknolojilerin sürekli geliştiği bu dönemde dünya yalnızca şirketler için değil, bireyler için de aynı hızla değişiyor. İş dünyası ile doğrudan bağlantısı olmayan bir akıllı telefon kullanıcısı bile istediği ürün ve hizmetlere tek tıkla eriştiğinde, beklentilerini buna göre uyarlıyor. Bu nedenle hızlı ve kaliteli üretim, dijital dönüşümde henüz büyük gelişme gösterememiş ülkelerde bile müşterinin beklentisi haline gelmiş durumda.

Endüstri 4.0, zaman içinde, şirketten şirkete ve ülkeden ülkeye yayılarak ilerliyor; dijital devrim aniden ve eş zamanlı gerçekleşmiyor. Geride kalmak istemeyen, rekabetçiliğini korumayı ve artırmayı hedefleyen ülkeler ile şirketlerin dijital odaklı yatırımlar yaparak öncü uygulamalara başladığını görüyoruz.

CEO’LAR TAKTİKSEL TEKNOLOJİ YATIRIMI YAPIYOR

- Raporda kapsamlı bir dijital dönüşüm stratejisi oluşturmak için zaman kaybedilmemesi gerektiği vurgulanıyor. Bu konuda öncüler ile henüz harekete geçmeyenler arasında kapanması güç farklılıklar oluştuğu söylenebilir mi? Ya da böyle bir farklılık hangi durumda ne kadarlık bir zamanda ortaya çıkabilir?

- Çoğu şirketin halen bir yol haritası çizmek için uğraştığı bu dönemde aralarında fark oluşuyorsa da bu farkların kapanmasının güç olduğundan söz etmek mevcut durumda gerçekçi olmayabilir. CEO’ların neredeyse yarısı, teknoloji yatırımlarını uzun vadeli stratejik bir yaklaşımla değil, bugünün zorluklarını aşmak için taktiksel biçimde yaptığını söylüyor. Üçte birinden fazlası ise şirketlerinin üretim alanında gerçekleşen teknolojik inovasyon hızına yetişmekte zorlandığını itiraf ediyor.

Şirket liderleri, yatırım getirisini ne zaman elde edebileceğini ve hangi teknolojilerin öncelikli yatırım gerektirdiğini saptamakta güçlük çektiği için dönüşüm sürecine başlamaktan çekinebiliyor. Fakat kapsamlı bir dijital dönüşüm stratejisi oluşturarak bu alana yatırım yapmak alınması gereken bir risk, çünkü giderek artan teknoloji uygulamaları şirketler arasında kısa vadede büyük fark oluşturma potansiyeline sahip. Üretim sektörünün geleceği nokta artık varsayımın ötesinde bir gerçeklik. Bu gerçekliği görmezden gelmek veya ertelemek, gelecekte şirketlerin rakiplerine yetişmekte çok zorlanacakları şekilde geride kalmalarına neden olacaktır.

LİDERLERİN YOL HARİTASINA İHTİYACI VAR

- Dijital dünyada hızı herkesi şaşırtan gelişme ve değişmelerin niteliği, kullanım alanları her yönetici tarafından kolaylıkla kavranıp değerlendirilebilmekte midir?

- Teknoloji çatısı altında toplanan çok sayıda ve karmaşık yapıda gelişmenin nitelikleri ve kullanım alanları her yönetici tarafından kolaylıkla kavranamayabilir; fakat bu durum yeni teknolojileri değerlendirmeye bir engel olarak görülmemeli. Liderlerin doğru değerlendirmeyi yaparak dijital dönüşümü başlatmak için bir yol haritasına ihtiyacı var. Bunun için mevcut dijital durum analizinin yapılması ve çok boyutlu bir yaklaşımla adım adım, zamanla uyarlanabilir hedefler koyulması gerekiyor.

2018 Küresel Üretim Sektörünün Geleceğine Bakış araştırmasının sonuçlarına göre CEO’ların üçte ikisi, şirketinin işletme modelinde radikal dönüşüme öncülük etmeye hazır olduğunu belirtiyor. Nitekim geleceğin liderlerinin şimdiden dijital dönüşüm vizyonunu benimseyen üreticiler olacağını öngörüyoruz.

VERİMLİLİK, HIZ, KALİTE VE MALİYET TASARRUFU

- Dijital teknolojiler endüstriyel üretimin büyümesi ve dönüşmesi için ne gibi fırsatlar yaratıyor? Her düzeyde yöneticilere gösterecek yol, yöntem ve başvuru kaynakları nelerdir?

- Dijital teknolojiler şirketlerde verimliliği, esnekliği, hızı ve kaliteyi artırmasının yanında maliyet tasarrufu sağlıyor. Yeni üretim teknolojilerine yapılan yatırımlar, yeni ürün ve hizmetlerin tasarlama ve pazara sunma aşamasında da çevikliği artırmanın etkin bir yolu. Örneğin pek çok üretici, günlerce uğraşmak yerine sadece bir gecede prototip üretebilmek için artık 3D baskı teknolojisinden faydalanıyor.

London School of Economics'in yaptığı son araştırmalar, robotik teknolojilere yapılan yatırımların belirli görevlerde yüzde 600 ila 800 arasında bir getiri sağladığını gösteriyor. Bunun yanı sıra, 2020 yılına gelindiğinde, küresel robot ve yapay zeka pazarının 152,7 milyar dolara ulaşması bekleniyor. Robotik süreç otomasyonu ve bilişsel teknolojilerin gelişmesi, gün geçtikçe daha sofistike otomasyon seviyelerine ulaşarak iş modellerinde devrim yapma potansiyeline sahip. Bu verileri göz önünde bulundurduğumuzda, şirket liderlerinin dijital odaklı yaklaşım benimsemesi şart görünüyor. Üreticiler, teknoloji dünyasındaki gelişmeleri yakından takip edip değerlendirirken, uygulayacağı teknolojileri kullanabilecek yetkinliğe sahip işgücüne de yatırım yapmalı.

TEKNOLOJİK DEĞİŞİM TEHDİT DEĞİL FIRSAT

- Araştırma için küresel çapta konuşulan CEO’lar arasında Türkiye’deki endüstri kuruluşlarının yöneticileri de var mı? Türkiye’deki CEO’ların bu konuya yaklaşımları nedir ve diğerlerinden farklılık gösteriyor mu?

- 2018 Küresel Üretim Sektörünün Geleceğine Bakış araştırması, KPMG’nin aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 51 ülkede 1300 iş lideri ile yaptığı görüşmelerle gerçekleşen Küresel CEO Araştırması’ndan derlendi. Araştırmaya Türkiye’den katılan CEO’ların tamamı, teknolojik yıkımı tehditten ziyade bir fırsat olarak gördüğünü ifade ediyor. Öte yandan, yüzde 36’sı sektöründeki teknolojik inovasyonların hızına yetişmekte zorluk çektiğini söylüyor. Küresel CEO’lar ile Türkiye’deki CEO’ların yaklaşımları bu konularda birbirine paralel.

Dikkat çeken bir fark ise, teknolojik yatırımlarını bugünün zorluklarını aşmak amacıyla taktiksel biçimde değil, uzun vadeli stratejik bir yaklaşımla yaptığını ifade eden küresel CEO’ların yüzde 40’ına karşılık, Türkiye’deki CEO’ların yalnızca yüzde 16’sının bu görüşe katılması. Bu veriler, dijital dönüşümün küresel CEO’lar kadar Türkiye’deki CEO’ların da gündeminde olduğunu gösterse de, Türkiye’deki CEO’ların henüz uzun vadeli bir stratejik yol haritasına sahip olmadığına işaret ediyor.

ENDÜSTRİ 4.0 PLATFORMU OLUMLU BİR ADIM

- Dijital dönüşüm, dünyada şirketlerin kendi başlarına yaptıkları bir stratejik dönüşüm müdür? Yoksa ülkeler veya uluslararası ticaret örgütleri tarafından bu konuda teşvik ve destek sağlanmakta mıdır? Ülkelere göre örnek verebilir misiniz?

- Şirketler faaliyet gösterdikleri ülkelerden dijital dönüşüm için teşvik ve kolaylaştırıcı uygulamalar talep ederken, uluslararası ticaret örgütleri ülkelerden belli üretim ölçütlerini karşılamalarını istiyor. Ülkeler de dünya rekabetinde geride kalmamak için bu alana yatırım yapma yoluna gidiyor. Şirketlerin, örgütlerin ve ülkelerin birbirini etkilemeleri ve katkılarıyla ilerleyen bir dönüşüm sürecinden söz edebiliriz.

Almanya, dijitalleşme, bağlantılılık ve iş modellerine odaklı stratejisiyle Endüstri 4.0’a geçiş için adım atan ilk ülkelerden biriydi; onu Japonya, Birleşik Krallık ve Singapur takip etti. Dünya Ekonomik Forumu’nun değerlendirmesine göre, ABD başta olmak üzere Kuzey Amerika ve Avrupa ülkeleri dijital dönüşümün liderleri konumunda bulunuyor. Türkiye’de ise teşviklerin henüz tam anlamıyla sanayide dijital dönüşüme odaklandığını söylememiz oldukça zor; ancak özel sektör ve sivil toplum kuruluşlarının desteğiyle oluşturulan Endüstri 4.0 Platformu, yeni teknolojilerin üretim sektörüyle entegre olması ve bu konuda farkındalık yaratılması için atılan çok değerli bir adım. Bu değerli adım, hem kamu kesimine hem de özel kesime önemli ödevler yükleyecek. O ödevler neticesinde, bu alana dönük gerekli tedbirlerin en kısa zamanda alınması da büyük önem taşıyor.

OTOMOTİV SEKTÖRÜ DÜNYA İLE YARIŞIYOR

- Türkiye’de sanayi sektörünün altyapısını ve üretim olanaklarını göz önüne alırsak hızlı bir dijital dönüşüme geçilmesi gerçekçi bir yaklaşım olur mu?

- Türkiye’de çoğu şirketin dijital olgunluğu Endüstri 2.0 ile 3.0 arasında bir yerde konumlanıyor. Buna rağmen, Türkiye’nin ihracat rakamlarını incelediğimizde, özellikle otomotiv sektöründe dijital gelişmelerin yakından takip edildiğini ve bu alana yapılan yatırımların da etkisiyle rekabetçi konumda olduğunu görüyoruz. Bu rekabetçiliğin daha da gelişmesi için şirketlerin geleneksel üretim süreçlerini bir kenara bırakarak Endüstri 4.0’ın getirdiği üretim teknolojilerine yatırım yapması stratejik önem arz ediyor. Elbette dönüşüm sürecinde Ar-Ge’ye ve yetkin insan kaynağına yatırım yapılması da kritik öneme sahip.

Dijital dönüşüm uygulamaları şirket ölçeğine göre zorluk açısından farklılık gösterse de, hızlı bir dönüşümün gerçekçi olmadığını söyleyemeyiz. Özellikle Türkiye’nin lokomotif sektörü konumunda olan otomotivde dünya ile yarışan dijital uygulamalara şimdiden başlandığını görüyoruz.

TEKNOLOJİK UYGULAMALAR EŞ ZAMANLI OLMAYABİLİR

- Veri analitiği, yapay zeka ve artırılmış gerçeklik gibi oyunun kurallarını değiştiren teknolojilerin, Nesnelerin İnterneti'nin (IoT) bağlayıcı gücü ile birleştiğinde büyük faydalar vadettiğini söylüyorsunuz. Bunların hepsini birden kullanmak zorunlu mudur? Maliyet ve bilgi sahibi elemanların yetiştirilmesi açısından bunların aşama aşama devreye girmesi daha doğru bir yol mudur?

- Veri analitiği, yapay zeka, artırılmış gerçeklik gibi gelişmiş teknolojilerin hepsini eş zamanlı uygulamak şart olmadığı gibi gerekli de olmayabilir. Burada üreticilerin pazardaki konumlarını, faaliyet gösterdikleri coğrafyaları ve hatta müşterilerini de dahil ederek çok boyutlu bir yaklaşımla, potansiyel taşıyan uygulamaların önem ve öncelik sırasına göre dönüşüm yol haritası çizmesi gerekiyor. Endüstri 4.0, şu anda bütün ülkeler için ulaşılmak istenen bir ideal konumunda. Bireysel müşteri ihtiyacına özel, seri üretim hızında ve veriminde üretim sürecine ulaşmayı hedefleyen, çok kapsamlı ve sofistike bir üretim sisteminden söz ediyoruz. Dönüşüm sürecindeki uygulamalar, ülke, sektör şirket ve hatta departman bazında farklılık gösterecektir.

ÖNEMLİ OLAN DİNAMİK VE İSTİKRARLI DÖNÜŞÜM

Dijital dönüşüm, yalnızca yapay zeka, nesnelerin interneti gibi teknolojileri değil; finans, muhasebe, insan kaynakları gibi alanlardaki rutin görevleri daha verimli hale getiren robotik otomasyon gibi kıyasla daha az karmaşık fakat etkili uygulamaları da kapsıyor. Henüz çoğu operasyonunu manuel gerçekleştiren bir şirketin doğrudan yapay zeka yerine robotik otomasyonu hedeflemesi daha kolay olduğu gibi dönüşüm için de büyük bir adım.

Şirket içinde kullanıma giren her bir yeni teknolojinin operasyonel ve finansal etkilerinin yanında çalışanlara da etkisi oluyor. Dijital araçların çeşitli boyutlardaki etkilerini uygulama sonrasında değerlendirerek iyileştirmeler yapmak ve bu değerlendirme sonuçlarına göre stratejiyi uyumlu hale getirmek sonuçları daha öngörülebilir bir uygulama olacaktır.

Öte yandan, dijital dönüşümün artık tamamlanabilir bir süreç olmadığının altını çizmekte fayda görüyorum. Önemli olan, dinamik ve istikrarlı bir dönüşüm ritmi tutturmak.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner80

banner79

banner78

banner77

banner76

banner75

banner73

banner72