Öne Çıkanlar Global Sanayici GİRAY DUDA Asaf Savaş Akat Global Sanayici Kişisel verilerin korunması kanunu Vahap Munyar Hürriyet Yayın Yönetmeni oldu

Yakında, sanayiciye müşterin kim diye sorulacak

GİRAY DUDA

Uluslararası denetleme, danışmanlık şirketi KPMG’nin ele aldığı önemli konulardan birisi de şirketlerdeki suiistimalleri, kötü niyetli, şirkete zarar verecek eylem ve işlemler. Dünya çapında yasa dışı yollardan elde edilen paraların, yani kara paranın aklanması faaliyetleri de bu kapsamda yer alıyor. KPMG  Suistimal Önleme İnceleme Danışmanlığı Direktörü Çiğdem Gürer’e ‘Global Sanayici’ adına kara paranın dünyada ve Türkiye’deki durumunu, boyutlarını ve aklanma faaliyetlerini sorduk.

- Kara para ve kayıt dışı farklı şeyler değil mi? Bunların farkı ne?

- Benim bölümümün ismi suistimali önleme ve inceleme. Bu bölümün içerdiği birçok alan var. Genellikle çok yoğun olarak şirketlerin başına gelen suistimallerle ilgileniyorum. Kendi elemanlarının vs. gerçekleştirdiği suistimaller. Ama ilgilendiğim konularından bir tanesi de kara para. Örneğin finans kuruluşlarına kara para aklama hizmeti verdik, destek verdik. Ve dediğim gibi benim de işimin bir parçası kara para aklama.

 

BEYAZ PARA, GRİ PARA, KARA PARA

- Danışmanlık verdiğiniz finans kuruluşları hangileriydi?

- Öncelikle bankalara destek verdik. En tepe bankalar bu konuyla çok ilgili. Artık reel sektörün de bu konuyla ilgilenmesi için bir takım nedenler doğdu. İlk önce bankalardan başladık. Ondan sonra sigorta şirketleri, faktoring şirketleri hepsi bu konuya dahil oldu. Onların kara para aklama sistemlerinin kurulmasına yardımcı olduk. Kara para aklanmasının önlenmesi sistemleri, değerlendirilmesi konularında destek verdik.

- Tek tek bankalarla mı? Yoksa Bankalar Birliği veya BDDK ile mi?

- Şu anda bankalarla. Biz şirketlere hizmet verdiğimiz için bankalarla çalışıyoruz. Fakat finans sektörü bahsettiğiniz kurumla iletişim halindedir.  Kara para aklama ile kayıt dışı arasındaki farka gelince benim ilk ilgilenmeye başladığımda okuduğum bir tez vardı. Hatta biraz karıştırırken tekrar aynı kitabı buldum ve ekibimdeki arkadaşlara da bunu okumuştum, orada çok güzel bir tanım var. Parayı ‘beyaz para, gri para, kara para’ diye ayırıyor. Belki duymuşsunuzdur. Beyaz para, bizim dilimizde alnının teriyle kazanıp sonra vergisini ödeyenlerin parasını tanımlıyor. Gri para bu kayıt dışı dediğimiz normal şekilde kanuni şekilde kazanılmış ama daha sonra vergisi yeterince ödenmemiş para. Kara para yasal olmayan şekilde kazanılmış çoğunlukla da vergisi ödenmiş para. O çok enteresan. Kara parayı çoğunlukla sisteme sokmak için bir yerden vergisini ödemeniz gerekiyor. Çünkü vergisini ödediğiniz parayı çok kimse sorgulamıyor. Dolayısıyla kapar para ile kayıt dışı arasındaki fark bu. Bir tarafta yasal yollardan elde edilmiş vergisi ödenmemiş paradan bahsediyoruz. Bir  taraftan da yasal olmayan uyuşturucu kaçakçılığı, beyaz kadın ticareti, silah kaçakçılığı gibi yollardan elde edilmiş ve vergisi ödenmiş paradan bahsediyoruz. İkisi arasındaki temel fark bu.

 

ÇOĞUNLUĞU UYUŞTURUCUDAN

- Yasa dışı yollardan diyorsunuz. Bütün dünya için yasa dışılık aynı mı? Yoksa bazı şeyler farklı mı? Örneğin, herhangi bir Afrika ülkesinde esrar satmak suç değildir ama Türkiye’de suçtur. Uluslar rası standartta nasıl bir birliktelik var?

 

- Şöyle, kara para aklamanın ilk çıktığı alan uyuşturucu kaçakçılığıdır. İlk önce kara para aklama denilince uyuşturucu kaçakçılığından elde edilen paralar akla gelir. Sizin de söylediğiniz gibi, dünyanın bazı yerlerinde uyuşturucu elde edilmesi için yapılan ürünlerin satılması serbest, uyuşturucu satmak da serbest. Ama, artık dünyada kara para aklama ile ilgili çalışmalar tek bir yöne geldi. Eskiden ABD’nin kendi kanunları vardı, Avrupa’nın kendi kanunları vardı. Türkiye’nin 1990’lara kadar çok ciddi bir kanunu yoktu. Herkes kendi çapında bir şeyler yapıyordu. Dolayısıyla dünyanın neresinde ne yasal, neresinde ne yasal değil bunların değişimleri bir şeyi fark ettiriyordu ama artık fark etmiyor. Kara para aklamayla herkes çok çok benzer şekilde mücadele ediyor. Mesela ABD’nin bir kanunu var, doğrudan Kara Para Aklamasının Önlenmesi Kanunu. AB’nin biliyorsunuz 40 direktifi var. AB ülkelerinin uymak zorunda olduğu, kara para aklanmasıyla ilgili 40 direktifi var. AB direktifleri MASAK’ın ortaya koyduğu düzenlemeler o direktiflerden kaynaklanıyor. Söylemeye çalıştığım şey bunların hepsi birbiriyle o kadar örtüşüyor ki.


Zaten şu noktaya gelindi. ABD’de herhangi bir banka hakkında kara para aklama ile ilgili soruşturma açıldığında o bankanın tüm dünyadaki şubeleri bu soruşturmanın içine tabi oluyor. Çünkü ABD’deki regülatör diyor ki bağımsız denetimden bana bir rapor verin. O şubelerden bazılarında çıkıyor ama o bankanın tüm dünyadaki şubeleri soruşturmanın içine dahil oluyor. Ülkeler fark ettiler ki bu konuda eğer bir işbirliği yapmazlar ise baş edemeyecekler, regülasyonunun az olduğu yere kaçacak kara para doğal olarak. Ve öyle bir yer olduğunda da kara para ile mücadele yapılamayacak.  

 

OFFSHORE BANKALAR RİSKLİ

- Kayıp kaçak yok mu? Afrika’da, Asya’da, ada ülkelerinde…

- Olmaz mı? Regülasyonun güçlü olmadığı her yerde kara paranın nehir gibi aktığı yerler. Buna offshore ülkeleri de dahil regülasyonunun az olduğu o bahsettiğiniz ülkeler de dahil. Kara paranın oraya akması orada aklanması çok daha rahat oluyor.

- Halen şu anda öyle bir süreci yaşıyoruz. Tahmini olarak kaç ülkedir?

- Onu hiç bilmiyorum

- Ya da kurumlar olarak. Offshore bankalar bu konuda da kullanılıyor mu?

- Offshore  bankalar biliyorsunuz daha az regülasyona tabi oldukları için her zaman riskli addedilir. Bizim burada en azından kanalize olduğumuz yerler Türkiye’deki bankaların işlem yaptığı ülkeler. ABD ve çoğunlukla Avrupa ülkelerinden bahsediyoruz genellikle. Dolayısıyla orada regülasyonlar sıkı. O bahsettiğimiz ülkelerde kaçağın çok olduğunu bunu hiç araştırmadan söylemek zor.

- Ama, şunu söyleyebiliriz kaçırmak için kara paranın aklanacağı ciddi bir yer var.

- Var, doğru.

KARA PARA MİKTARI, FRANSA BÜTÇESİNDEN BÜYÜK

- OECD, bu konuyla çok yakından ilgilenir. Zaman zaman da Türkiye’ye uyarıda bulunmuştur. Kara para aklanmasında bir dünya veya Avrupa ortalaması, miktarı var mı?

- Şöyle, geçenlerde bakarken bir bakanımızın bu konuyla ilgili açıklamasını gördüm. ‘Dünyanın Gayri Safi Milli Hasılasının yüzde 1.5 ile 3.5’u kara paradır’ demiş.  Bu konuda kesin bir şey söyleyemem. Çünkü kayıtta olmayan, yasal olmayan bir paradan bahsediyoruz. Nereden bakarsanız bakın bu rakam yıllık 2.5 - 3 trilyon dolar civarındadır. Dünyanın GSHM’sının yüzde 1.5 ile 3.5’i arası bir rakam da bana çok dehşet verici geliyor. Bu rakam dünyanın 3’üncü büyük ekonomisine denk geliyor. Fransa’nın bütçesinin 3 katına falan denk geliyor. Dehşet bir rakam. Bunu net olarak söylemek mümkün değil çünkü kayıt olmayan bir paradan bahsediyoruz.

Nereye baksam ben bu hesabı gördüm. Bu kadar çok kaynakta bu rakamlarda bu telaffuz ediliyorsa yaklaşık bu rakam olduğunu düşünüyorum.

- Kara paranın kaynağı ne? Nereden geliyor?

- Yasal olmayan her türlü işlem kara paranın kaynağı aslında.

 

KARA PARAYI ÇAMAŞIRHANELERDE AKLAMA, YIKAMA

 

- Ama en çok yapıldığı şeyler uyuşturucu..

- Uyuşturucu, silah kaçakçılığı, kadın ticareti, gümrük kaçakçılığı gibi daha çok ulusal ve uluslararası olabilen konular kara paranın kaynağı. Ama uyuşturucu kaçakçılığının birinciliği hiç değişmedi.  

- Uyuşturucu parası ve kara paraya karşı çıkma ilk kez ABD’de başlıyor her herhalde.  Hangi tarihte başlıyor bu karış çıkış?

- Kara para aklama diye kavramın ortaya çıkması 20’nci yüzyılda başlıyor. Çok da geriye gidilmesi gerekmez. Bahsedilen bu suçlardan gelir elde edilmesi belki insanlık tarihi kadar eski. Kara para olarak nitelenmesi ve bununla mücadele edilmesi 75-80 yıllık bir süreç. İsminin geldiği noktada Al’nun çamaşır yıkanan mekanlar kurup oradaki makinalarda sadece nakit para kabul edip sonra kendisi biliyorsunuz kara para daha çok nakit elde edilen bir şey. Uyuşturucu kaçakçılığından elde ettiğiniz paranın çek kredi kartı olmasını beklemiyorsunuz daha çok nakit elde edilen bu parayı bir araya getirip aklamaktan bahsediyoruz. Al Capone, açtığı yüzlerce çamaşırhanede sadece nakit para kabul etmiş. Ama gelirini, içine kendi parasını da dahil ederek elde ettiği paradan çok daha yüksek beyan etmiş. Temiz parayla kirli parayı burada karıştırmış.

ABD’nin 500 yerinde böyle bir çamaşırhane açmış. Ben çok iyi para kazanıyorum arkadaş diye, onu beyan etmiş vergisini ödemiş. Vergisini ödeyince daha az takip ediliyor. Dolayısıyla kendi kazandığı parayla kara parayı karıştırıp sisteme sokuyor.

 

EMLAKTAKİ PARA AKLAMA

- Filmlerde olduğu gibi ben vergimi ödüyorum diyor. Aynı zamanda ‘yıkama’  kavramı, paranın temizlenmesi de buradan geliyor. Halen aynı mesele devam ediyor mu? Çamaşırhanelerle ilgili bir önlem alınmış mı?

- Çamaşırhaneler belki değil ama nakit paranın döndüğü sektörler riskli alan halinde. MASAK’ın bu konuda bir çalışması var. Restaurantlar, inşaat sektörü, emlak sektörü riskli alanlar. Çünkü burada nakit para verip ev alabilirsiniz ve kimse size nereden geldi diye sormayabilir. Mesela uygulanan yöntemlerden bir tanesi de nakit para verip hatta değerinden çok daha yükseğe ev alıp sonra bunu değerinde sattığınızda artık elde ettiğiniz para sizin evinizi satarak elde ettiğiniz para oluyor. Emlak vergisini ödediğiniz temiz paranız olmuş oluyor. Dolayısıyla nakitin döndüğü her alan kara para anlamında artık tehlikeli alan.

 

BÜYÜK İKRAMİYE KAZANAN BİLET

- Yani yüksek fiyatla alıyor. 500 bin liralık bir evi 800 bin liraya alıyor. Bir süre sonra 500  bin TL’ye satıyor.

- Kara paranın yüzde yüzünü aklamak çok zor. Dolayısıyla kara parayı aklarken belli bir kısmını kaybetmeyi göze alıyorlar. Şöyle bir şey okumuştum. Büyük ikramiye kazanan bir bileti biraz daha fazlasına satın alıyorlar. Bileti alan kişi paranın nereden geldiğini zaten bilmiyor o kendi ikramiyesinden daha fazlasını almış oluyor. Kara para sahipleri gidip o bileti tahsil ettiklerinde artık temiz ama kara paralarından biraz daha düşük paraya sahip olmuş oluyorlar. İnsan yaratıcılığı… Kara para aklamada çok değişik yöntem var.   

 

ŞİRİNLEME ARTIK BELİRLENİYOR

- Sonuçta ikramiye kazanana çift ikramiye gelmiş oluyor. Bir de dışarıdan gelen para ekleniyor. Oldukça güzel bir şeymiş. Bunların hepsi devam ediyor mu?

- Daha komplike yöntemler var aslında. Bu nakitin döndüğü, izlendiği, nakit kara paranı temizlendiği sistemler. Bir de dedim ye reel sektör de bu konunun içinde. Kara para sahipleri artık sadece bu tür yöntemleri kullanmıyorlar. Şirinleme yöntemi, bildirim yapılması gereken hesap hareketleri vardır. ABD’de 10 bin dolardır. Türkiye’de 12 bin liraydı. Finans kuruluşları bu tutarın üzerindeki işlemlerini bildirmek zorundalar. Eskiden böyleydi. Şimdi bir de uzunca bir süredir sadece belli bir tutarın üzerinde değil aynı zamanda şüphelendiği işlemleri de bildirmek zorundalar. Eskiden mesela sıkça kullanılmış şirinleme yöntemi dediğimiz yöntem biraz engellendi. Şirinleme yöntemi dediğimiz şu; 10 bin doların üstünde işlem yaptığınızda bu regülatörlere bildiriliyor ya, bunu şöyle aşıyorlar. Pek çok farklı kişi bankanın değişik şubesine 9 bin dolar para yatırıyor. Daha sonra bu paralar toplanıyor ve başka bir hesaba havale ediliyor. Dolayısıyla bankacılık işlemleri içinde aklanmış oluyor. Eskiden böyle bir sistem vardı. Bankaların ve finans kurumlarının kullandığı sistemler bu tür hareketleri belirlemeye başladı, limitinin altında da olsa. Mesela bir hesaba pek çok kez limitin altında da işlem yapılırsa artık sistem alarm veriyor ve şüpheli olarak işlem görüyor. Dolayısıyla finans sektöründe artık hareket alanları daha kısıtlandı. O yüzden reel sektörde ne yapabiliriz diye bakmaya başladılar.

HİSSE SENEDİYLE AKLAMA

Orda da şu var. Mesela kara parayla aynı ülkenin içinde de olabilir, farklı ülkelerde de olabilir. Aslında hiçbir iş yapmak için kurulmuyor bu şirketler. Kabuk şirketler dediğimiz şirketler. Bu şirketlerin birinden diğerine eski hayali ithalat-ihracatlarda olduğu gibi 10 liralık malı, 100 liraya satmış oluyorlar. Dolayısıyla 100 liralık bir gelir elde etmiş oluyorlar. Vergisini ödüyorlar ve o para sisteme girmiş oluyor. Bunu kendi şirketleri arasında yaptıkları gibi kara para sahipleri gerçekten var olan şirketler üzerinden de yapabiliyorlar. O şirketlerin hisselerini satın alıyorlar kara para dediğimiz parayla. O şirketlerin yüksek miktardaki mal alış verişlerinde kendilerini paravan olarak kullanabiliyorlar. Dolayısıyla şirketler hiç farkında olmadan veya farkında olarak elemanları vasıtasıyla kara paraya karışmak tehlikesiyle yüz yüzeler şu anda. O yüzden de reel sektöründe bu konuda bir şeyler yapması gerekiyor.

 

ŞİRKETLER DİKKATLİ OLMALI

- Reel sektörde, adamın birisi geldi. Ben 1000 tane mal istiyorum dedi, tanesi 3000 liradan 3 milyon lira tutuyor. Bu durumda kuşkulanması mı lazım,  sevinerek satacak tabi ki. Reel sektöre düşen ya da yapması gereken ne olabilir?  

- Sizden o malı alan kişi daha sonra kendi diğer şirketini çok yüksek fiyatla satıp kara para aklama politikasıyla sizin şirketinizi bu şekilde kullanıyor olabilir. Bunun için ne yapmak lazım. Almanya’nın çıkardığı bir yasa var onun da gereklerinden bir tanesi. Siz artık çalıştığınız müşterilerinizle ilgili, ticari ilişki başlamadan bir inceleme yapmak zorundasınız. Kendinizi garanti altına almak için gerçekten piyasada var olan kabul edilebilir alım satım veya ticaret yapan şirketle mi çalışıyorsunuz ya da piyasaya yeni girmiş al-sat yapmamış tek bir şirketle mi çalışıyorum diye bakacaksınız. İşlem yapan şirkete bakınca sahiplerinin isimleri de yasal olmayan işlere karışmış bir şirket ise, gelen şirkete malı satmak yerine o şirketi sorgulamak gerekiyor artık. Çünkü gerçekten de bu tür şirketlerin kara para aklamasına dahil olabiliyorsunuz. Bu konuda şirketlerin sorumlulukları olacak Türk yasalarına göre.

 

ÇALIŞANLARI EĞİTMEK GEREKİYOR

- Şu anda var mı bizim yasalarımızda?

- Bizim yasalarımız reel sektörden bahsetmiyor bu konuda. Ama şöyle bir şey var. Almanya’da bu yıl çıkan kara para aklama yasası var. O yasa Alman şirketlerinin tüm dünyadaki ilgili şirketlerini bağlıyor. Türkiye’de Alman şirketleriyle ilgili bir şirket varsa artık bu şirketler de bu yasaya tabiler. Bizim ‘müşterini tanı’ ilkesi dediğimiz bir ilke var. Bütün beraber çalışacakları firmaları bu ilkeyi kullanarak incelemek zorundalar. Nasıl bir şirkettir, sahipleri kimlerdir. Ayrıca kara para konusunda elemanlarını eğitiyor olmaları gerekiyor. Hepimiz kara para aklama nedir bunları çok detaylı bilmiyoruz. Dolayısıyla çalışanların bu konuda uyanık olmaları için önce nasıl yapılacağını kendilerinin bilmesi gerekir. Şirketlerin nasıl kullanılacağını bilmeleri gerekiyor. O yüzden çalışanlarını bu alanda eğitmek, müşteri prosedürlerini, tedarik prosedürlerini bu yönde değiştirmeleri gerekiyor. Yapılabilecek çok iş çıkıyor…

- Bu sadece Almanya’da mı?

- Şu anda sadece Almanya’da.   

- Bu yıl çıktı. Muhtemelen Almanya AB’ye önermiştir.

- Büyük ihtimalle ticaretin merkezlerinden bir tanesi Almanya olduğu için kalan ülkeler de etkilenecektir.

 

REEL SEKTÖR DE REGÜLE OLACAK

- Benim işleyen piyasaya bakarak söyleyeceğim şey şu olur: Bana birisi ne kadar çok sipariş verirse o kadar memnun olurum. Türkiye’de yüzde kaç oranında şirket acaba böyle bir şeyden kuşkulanır da ‘sana mal satmıyorum’  der, merak ediyorum? Olur mu böyle bir şey?

  - Olmak durumunda kalacak. Belli bir süre sonra. Çünkü, son birkaç yıla kadar kara para aklama reel sektöre çok fazla bulaşmamıştı. Finans sektöründe böyle bir risk vardı. Oysa finans sektörü şu anda bu konu hakkında çok regüle. Bu finans sektöründe bir günde olmadı, yavaş yavaş oldu. Ben reel sektörde de yavaş yavaş bunun olacağını düşünüyorum.

- Birisi gelip sizden çok sayıda mal aldı. O malı da kara para aklamada kullandı. Daha sonra MASAK o şirketi bir şekilde yakaladı. Bana gelip sen dünya kadar mal satmışsın bu şirkete diyebilir mi?

- Bilmiyorum, MASAK adına böyle bir şey söyleyemem. Ama soruşturmaya dahil olma ihtimaliniz kesin.

 

KİMSE MÜŞTERİYİ TANIMIYORUM DİYEMEYECEK

- Sadece piyasa değerinde mal satmışsanız bir şey diyebilir mi?

- Belki şu anda benim haberim yoktu diyebilirsiniz ama yakın gelecekte şunu diyemeyecek. Bankalar artık ben müşterimin kim olduğunu bilmiyorum diyemiyor. Çünkü müşterinin her şeyini bilmek zorunda. Elinde çok bilgi ve belge var. Reel sektör de böyle olacak ve kim olduğunu bilemiyorum diyemeyecek.

- Yani Türkiye’ye geleceğine kesin gözüyle bakıyorsunuz…

- Gelmesini bekliyorum çünkü Avrupa’da böyle bir sistem başladıysa. Böyle bir yasa ortaya çıktıysa ve biz de hali hazırda finans sektöründe böyle bir sistemi uyguluyorsak reel sektöre gelmemesi için bir neden görmüyorum. Çünkü kara paranın yavaş yavaş reel sektöre akması önlemlerin de reel sektöre kayacağını söylemek doğru olur.

KARA PARACILAR ÇOK YARATICI

- Finans sektöründe öne kesildiği için mi reel sektöre yöneldiler…

- Finans sektöründe çok zorlaştığı için demek mümkün. ABD’de kara para aklama işlemlerini yeterince yakalamadığı için ceza alan bankalar var. Dolayısıyla insanın yaratıcılığının söz konusu olduğu bir sistemde yüzde yüz bir şeyin önünü kesmek mümkün değil. Bu bizim yaptığımız suistimal soruşturmalarında da geçerli. Şirketlere ne kadar kontrol ve kontrol noktası koysak da insanlar yaratıcı bir şekilde oranın dışına çıkmanın yolunu buluyorlar. Dolayısıyla finans sektörünün regülasyonlar nedeniyle zorlaştığı doğrudur. Ama yüzde yüz engellenebiliyor mu? İşte gazetelerde görüyorsunuz birçok banka bu nedenle ceza alıyor. Ama daha zorlaştı. O yüzden yeni yollar arıyorlar kara para aklamak için.

İSVİÇRE BANKALARI ÜNÜNÜ YİTİRDİ

- İsviçre bankaların eski ünü vardı. Herkes kara paralarını oraya götürürdü. Hesap sahibinin adı ve hesabın içeriği açıklanmazdı. O geride kaldı herhalde…

- İsviçre bildiğim kadarıyla AB direktiflerine hakim bir ülke. O nedenle bu sorunlar geride kalmıştır diye ancak tahmin yürütebilirim. Onu konu ile ilgili şey anlatırlar. Sizde duymuşsunuzdur belki. Kara para aklamanın ilk zamanlarında, Seyşel adaları bu bahsettiğimiz 40 direktife imza atmamış. Dolayısıyla kara paracılar da oraları kullanmayı istemişler. Seyşellerde şöyle bir şey varmış: 100 bin dolar veya 100 milyon doların üstünde para getirdiğinizde kimse size nereden getirdin diye sormuyormuş. Üstünde getirmen şartıyla. Öyle bir kural, yasa varmış. Orada baktığınızda orası bir alanmış gibi görünüyor.  Kara Paranın Aklanmasının Önlenmesine İlişkin Mali Çalışma Grubu (FATF) şöyle bir şey yayınlamış: Seyşel Adalarına giden ve gelen para üzerinde denetimler daha yüksek olacak. Öyle olunca da bu yayından 6 ay sonra Seyşel Adaları bu direktifleri imzalamak zorunda kalmış. Konuşmanın başında da söyledik regülasyona tabi olmayan yerler de artık yavaş yavaş üye olmak zorunda olacaklar. Şimdi oralarda para giriş-çıkışı çok kısıtlanacak.

 

CAYDIRICI GÜÇLERİ VAR

- Dünya çapında bu şekilde hesapları izleyebilme, kontrol etme ya da çeşitli ülkelere ambargo uygulama gibi kullanılabilecek bayağı bir güç var. Seyşel adalarında olduğu gibi. Bu ada bu parayı alabilir ama aldığı ceza gelen paradan çok daha büyük olabilir.

- Hem o, hem dışarıya çıkarması bile mümkün olmayacak. Çünkü hani oradan gelen parayı daha dikkatli inceleyeceğiz denildiğinde kimse oraya para götürmek istemeyebilir. Zaten ABD’nin ambargo uyguladığı ülkeler var. Mesela bankalar şunu söyleyebiliyor. Bankalara 60 gün içinde 90 gün içinde bir hareket gönder gibi. ABD para hareketleri konusunda çok güçlü bir ülke olduğu için istediğini yaptırabilir. Dolayısıyla kullanılabilecek yapılabilecek çok araç var kara paranın aklamasının önlenmesi açısından.

- Dünyada kara para açısından en sıkı ülkeler bu durumda ABD ve Almanya mı?

- Evet, ABD diyebiliriz. İngiltere de var. 40 tane direktif var. Almanya’da yeni bir yasa çıktı. Satış yapan şirketlerle ilgili, dolayısıyla ABD ve tüm Avrupa ülkeleri diyebiliriz.

 

12 BİN LİRAYI GEÇEN HESAP

- 10 bin dolar konusu Türkiye için de geçerli mi?

- Bizde 12 bin TL.

- Türk lirası para yatıran birisinin bu parası aynı zamanda MASAK kayıtlarında gözüküyor  mu?

- 12 bin TL’nin üzeri işlemlerin bildirilmesi ile ilgili bir kural var. Aynı zamanda bankalar tüm işlem yapan kişilerin biliyorsunuz bilgilerini almak zorunda. Siz bir bankaya gidip hesap açtığınızda kimlik bilgileriniz eğer bir şirket adına açacaksanız vergi beyannamesinden ticaret sicil gazetesine kadar o işi yapacak insanın tüm detaylarına kadar bankalarda olması gerekiyor artık.

- Ama bu normal. Birkaç liralık hesap açtırsanız da aynen öyle oluyor. Kara paraya özgü değil ama standart bir işlem.

- Az önce dediğim gibi aynı hesaba birçok kişi para yatırıyor o para yatıran insanların en azından kimlik bilgilerini biliyor oluyorsunuz. Muhtemelen o anlamda caydırıcı olmak konusunda yardımcı oluyor. Tüm işlem yapan insan ve şirketlerin detaylı bilgileri bankalarda olmak zorunda.

 

GAYRIMENKUL UYGUN BİR AKLAMA ALANI

- Türkiye’de son birkaç yıldır devam eden gayrimenkul ve konut furyası ile birlikte kara paranın da çok adı geçiyor. Gayrimenkul de kara paranın aklandığı alanlardan bir tanesi değil mi?  

- Zaten ekonomide açıklayamadığınız değişikliklerin yaşandığı sektörlere baktığınızda acaba kara para aklanmasıyla ilgili bir şey var mı şüphesi hep akla gelir. Kara paranın etkilerinden bir tanesi de sosyal etkilerinin dışında ekonomik etkileri de ekonomik verileri de ciddi anlamda saptıran bir etkisi var. Kara para derken trilyon dolarlardan bahsediyoruz. Dolayısıyla emlak sektörünün de bu anlamda kullanılabiliyor olması mümkün. MASAK’ın açıkladığı yöntemlerden bir tanesi de emlak yoluyla kara para aklanması. Orada da böyle bir risk var.

YENİ DERSLER YENİ ÖDEVLER

- Kara para ile sıkı mücadele edince, diğer suçlarla da mücadele etmiş oluyorsunuz değil mi?

- Kara para ile mücadele ettiğiniz sürece o kara paranın getirdiği suçların önlenmesini zorlaştırmış oluyorsunuz. Kara parayı engellerseniz o suçtan gelen gelirin, o suçun cazibesi ortadan kalkmış olacak. Dolayısıyla eğer biz kara parayı önleyemezsek o suçlar da işlenmeye devam edecek. Benim kişisel olarak kara paradan rahatsız olduğum konu bu. Ekonomik açıdan bir sürü etkisi var. Şimdi pek çok regülasyon da var bu konuda. Dolayısıyla mücadelenin çok yoğun ve başarılı olacağına inanıyorum sadece artık tüm sektörlerden tüm şirketlere yapılacak yeni dersler yeni ödevler çıkıyor. O konuda da biz de hazırız.

 

- Ülkelerin sınırlarını güvenlik açısından kontrol altında tutulabilmesi çok önemli. Bir anda düşünüyorum da bizim güney doğu sınırımız açık durumda. Bu kara paranın rahatlıkla girip çıkmasına fırsat vermez mi?

 

- İşlem güvenliği kadar fiziksel güvenlik de önemli. Paraların bavulla taşınmasından bahsediyoruz. Bunlar bavulla taşınmasın diye sisteme sokuluyor diyoruz. Eğer yeterli önleminiz yoksa bavulla sokulması bile mümkün hale gelebilir.

Oradaki en önemli şey, paranın ilk yeriyle kaynak ilişkisini kesmek, o kaynaktan uzaklaştırmak. Çünkü o kaynağa yakın durduğu sürece güvenlik güçlerinin bu paraya el koyması daha mümkün olabilir. O kaynaktan ne kadar uzaklaştırırsanız hem mesafe hem işlem olarak o kadar yakalanması zor bir hale geliyor.  


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner98

banner97

banner96

banner95

banner91

banner90