rekabet gücünü artıracak.”
BÜYÜMEDE DÜNYA ŞAMPİYONUZ
Hisarcıklıoğlu, Ekonomi Gazetecileri Derneği’nce (EGD) düzenlenen Kartepe Ekonomi Zirvesi’nde, Türkiye’nin 2011’in ilk 3 çeyreğinde 9.6’lık büyüme oranıyla tarihinde ilk kez büyüme şampiyonu olduğunu, Türk özel sektörünün bu büyümede katkısı bulunduğunu kaydetti. Büyüme oranında özel tüketim ve yatırımların payının yüzde 11.5, kamu yatırımlarının ve harcamalarının payının 1.2, dış ticaretteki aleyhe dengenin -3.1 olduğunu vurgulayan Hisarcıklıoğlu, “Eğer
ithalat ve ihracatımız eşit olsaydı, Türkiye bir rekor daha kıracaktı ve yüzde 12.7’lik bir
büyüme gerçekleştirecektik” dedi.
2012’DE NELER OLACAK?
Hisarcıklıoğlu, Türkiye’ye yeterli finansman gelmediği için 2011’in ikinci yarısında dövizin de yukarı doğru hareketlendiğini ve TL’nin dolar ve euro karşısında yüzde 30 değer kaybı yaşadığını, kredi faizlerinin de 6 puan birden artarak yüzde 14’ler seviyesine geldiğine işaret etti. Hisarcıklıoğlu, 2012 beklentilerine ilişkin şunları söyledi: “Amerikan ekonomisi olumlu sinyaller vermeye başladı. Kriz döneminde dünyanın ve büyümenin motoru olan Çin’de ciddi riskler baş gösterdi ve büyüme oranının yüzde 10’dan yüzde 7’ye düşmesi bekleniyor. Avrupa’nın ise ciddi bir borç sarmalı içinde olmasına karşın toptan batma riski şimdilik ortadan kalkmış gibi görünüyor. Avrupa
Merkez Bankası 1 trilyon Euro’yu piyasaya sürdü. Yurt dışında para bollaşınca faizlerde aşağı doğru inmeye başladı. Yunanistan’ın ikinci kurtarma paketinin onaylanması olumlu sinyaller verdi. Bu bize döviz
kurında gevşeme olark yansıdı. 1.90’lar seviyesine çıkan dolar 1.75 seviyesine
inmeye başladı. Kredi faizlerinde yarım puanlık sevindirici iniş başladı.”
Bu büyümenin 1 milyon 300 bin ilave istihdam sağladığını, Türkiye’de her yıl
750 bin kişi istihdama katıldığı düşünüldüğünde, hem istihdama katılanları işe aldıklarını, hem de stokta bekleyen işsizlerde de azalma olduğunu anlatan Hisarcıklıoğlu, SSK’ya kayıtlı çalışan sayısındaki artışın da 1 milyon 100 bin kişi olduğunu, yeni işe başlayanların yüzde 85’inin kayıtlı olarak işe başladığını bildirdi. Hisarcıklıoğlu, dünyada istihdamı en fazla artan ülkeler sıralamasında Türkiye’nin 2011’in 3. çeyreği itibariyle yüzde 12.8’lik artışla ikinci sırada yer aldığını belirtti. Yeni açılan şirket sayısının 2010’da yüzde 16 iken, 2011’de bu oranın yüzde 19’a çıktığını, protestolu senet tutarının yüzde -26 iken yüzde -17 olduğunu, çeklerin karşılıksız çıkma oranının ise yüzde 4’ten yüzde 3’e indiğini dile getiren Hisarcıklıoğlu, faal özel iş yeri sayısının da 1 milyon 266 binden,
1 milyon 398 bine çıktığını kaydetti.
Bu büyümenin 1 milyon 300 bin ilave istihdam sağladığını, Türkiye’de her yıl
750 bin kişi istihdama katıldığı düşünüldüğünde, hem istihdama katılanları işe aldıklarını, hem de stokta bekleyen işsizlerde de azalma olduğunu anlatan Hisarcıklıoğlu, SSK’ya kayıtlı çalışan sayısındaki artışın da 1 milyon 100 bin kişi olduğunu, yeni işe başlayanların yüzde 85’inin kayıtlı olarak işe başladığını bildirdi. Hisarcıklıoğlu, dünyada istihdamı en fazla artan ülkeler sıralamasında Türkiye’nin 2011’in 3. çeyreği itibariyle yüzde 12.8’lik artışla ikinci sırada yer aldığını belirtti. Yeni açılan şirket sayısının 2010’da yüzde 16 iken, 2011’de bu oranın yüzde 19’a çıktığını, protestolu senet tutarının yüzde -26 iken yüzde -17 olduğunu, çeklerin karşılıksız çıkma oranının ise yüzde 4’ten yüzde 3’e indiğini dile getiren Hisarcıklıoğlu, faal özel iş yeri sayısının da 1 milyon 266 binden,
1 milyon 398 bine çıktığını kaydetti.
Cari açık ilk kez milli gelirin yüzde 10’unu aştı
TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu, Türkiye’nin büyüme şampiyonluğunu yakalarken, son 2 yılda Avrupa’da 4 Başbakan istifa ettiğini, 10 hükümet değiştiğini, Afrika ve Ortadoğu’daki siyasi krizin son bir yılda 4 devlet başkanının değişmesine neden olduğunu anlattı. Türkiye’nin etrafının ateş çemberi içindeyken bu başarının gerçekleştiğini, bunun Türk özel sektörünün koşarak gittiğinin somut göstergelerinden biri olduğunu söyledi. Hisarcıklıoğlu, Türkiye’nin geçen yıl ihracatta da ithalatta da rekor kırdığını, Türkiye’nin ihracatta dünyadan aldığı payın binde 75, ithalattan aldığı payın da 1.32 olarak gerçekleştiğini kaydetti. Cari açığın milli gelire oranının ilk defa yüzde 10’lar seviyesine geldiğini, cari açığı daha önce doğrudan yatırımcı sermaye girişi ile karşılarken, son bir yıldaki kısa vadeli sermaye girişleriyle sağlandığını vurgulayan Hisarcıklıoğlu, Türkiye’nin cari açığının yaklaşık yüzde 52’sini dışardan fon girişleriyle, yüzde 48’ini de kendi rezervlerini harcayarak karşıladığını söyledi. Hisarcıklıoğlu, Türkiye’nin mal ticaretinde 89 milyar dolarlık açık verdiğini, bunun 23 milyar dolarını turizmden gelen gelirle karşılandığını belirtti.
UMEM ile meslek edindiriyoruz
TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu, UMEM beceri kazandırma ve iş edindirme seferberliği kapsamında 21 bin kişiyi eğittiklerini, 19 bin kişiyi de işe kavuşturduklarını belirtti. UMEM’in en büyük sıkıntısının kursiyer bulmak olduğunu, yaptıkları bir araştırmada kadınların yüzde 50’sinin, erkeklerin yüzde 28’inin kursu uygun bulmadığını, daha detaylı çalışıldığında “işsizim” diyen kadınların yüzde 9’unun, erkeklerin de yüzde 12’sinin “vaktim yok” yanıtını verdiğini anlatan Hisarcıklıoğlu, şimdi hizmet sektörünü de bu işin içine alacaklarını, o zaman hizmet ve sanayi sektörünün birlikte daha başarılı olacağını söyledi.
Yeni TTK’da değişmesi gereken çok şey var
TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu, yeni Türk Ticaret Kanunu’nun devrim niteliğinde bir yasa olduğunu, ancak itiraz ettikleri maddeler bulunduğunu ve bunu da komisyondan itibaren söylediklerini belirtti. Ekonomik suça ekonomik ceza dediklerini ve çekte hapis cezasını kaldırdıklarını dile getiren Hisarcıklıoğlu, dünyanın hiçbir ülkesinde vadeli çek diye satın alma olmadığını, bunu kanun yaptıklarını anlattı. Hisarcıklıoğlu, “Vadeli çekten hapsi kaldırdık ama Türk Ticaret Kanunu’nda hapis cezası var. Ekonomik suça ekonomik ceza ise TTK’nda da hapis cezası olmaz” dedi. Şeffaflığı sonuna kadar savunduklarını dile getiren Hisarcıklıoğlu, Yeni TTK’ya ilişkin şu görüşleri dile getirdi: “Ama 1 milyon 400 bin şirketin tamamının halka açık şirketmiş gibi algılanmasını yanlış görüyoruz. Halka açık şirketler şeffaf olması lazım. Geri kalan şirketlerin de ortaklarına karşı açık ve şeffaf olması lazım. Şimdi açık mı derseniz değil. İşin bir ucundan