<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>GLOBAL SANAYİCİ</title>
    <link>https://www.sanayicidergisi.com.tr</link>
    <description>TÜRKİYE'NİN ÖNDE GELEN SANAYİ, EKONOMİ, İŞ DÜNYASI DERGİSİ</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.sanayicidergisi.com.tr/rss/kapak-haber" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2026. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Mon, 20 Apr 2026 05:49:39 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.sanayicidergisi.com.tr/rss/kapak-haber"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[“ÇOSB, firmalarını Yeşil Mutabakat sürecine hazırlayan bir ‘yeşil sanayi bölgesi’ kimliği kazandı”]]></title>
      <link>https://www.sanayicidergisi.com.tr/cosb-firmalarini-yesil-mutabakat-surecine-hazirlayan-bir-yesil-sanayi-bolgesi-kimligi-kazandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sanayicidergisi.com.tr/cosb-firmalarini-yesil-mutabakat-surecine-hazirlayan-bir-yesil-sanayi-bolgesi-kimligi-kazandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- 2026’ya girerken değerlendirmelerde bulunan Eyüp Sözdinler, “ÇOSB, sürdürülebilirlik ve yeşil dönüşüm alanında artık yalnızca altyapı sağlayan değil; çevresel yönetim standartlarını yükselten, enerji ve su verimliliğini teşvik eden, dijitalleşme ile sürdürülebilirliği bütünleştiren ve firmalarını Yeşil Mutabakat sürecine hazırlayan bir “yeşil sanayi bölgesi” kimliği kazanmıştır.” dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Çerkezköy Organize Sanayi Bölgesi (ÇOSB) olarak, üretim ve verimliliğin yanı sıra çevreye, insana ve topluma karşı sorumluluk bilinci taşıyan bir kurumuz. 1976 yılında başlayan yolculuğumuz, bugün sürdürülebilirliğin öncülüğünü üstlenmiş, sosyal sorumluluk uygulamalarını benimsemiş, güçlü bir sanayi ekosistemine dönüşmektedir. 50 yıla yaklaşan sürede edindiğimiz kurumsal bilgi ve deneyimlerimiz, ülkemiz açısından daha yapacak çok işimizin olduğunu bizlere göstermektedir.</span></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Kurumsal olarak ilkini 2019 yılında yayımlamış olduğumuz sürdürülebilirlik raporumuzun güncel gelişmelerle ikincisini hazırlamış olmanın haklı gururunu ve mutluluğunu hissettiğimizi özellikle vurgulamak isterim.</span></p>

<p><b><span style="font-family:"Arial",sans-serif">SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK PROJELERİMİZ HIZLA İLERLİYOR</span></b></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Bildiğiniz gibi, sürdürülebilirlik yalnızca çevreci bir vizyon değil; ekonomik direncimizi, toplumsal duyarlılığımızı ve teknolojik yenilikleri birleştiren bir anlayışı temsil etmektedir. Enerji verimliliği, karbon ayak izinin azaltılması, geri dönüşüm projeleri ve Endüstri 4.0 alt yapıları ile daha yeşil ve dijital bir sanayi modelini hayata geçirmek için çabalarımızı sürdürüyoruz. Bölge Müdürlüğü bünyesinde kurduğumuz İSO 50001 Enerji Yönetim, 27001 Bilgi Yönetim, 14001 Çevre Yönetim ve 45001 İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetim Sistemleri, verdiğimiz hizmetlerin daha mükemmel olması yönünde yaklaşımımızın birer göstergesidir. Bu anlayışla, her adımımızı gelecek kuşakların da hakkını gözeterek planlıyoruz. Ülkemizde 400’ü aşan sayıdaki organize sanayi bölgesi içerisinde yine ilklerden biri olarak, 2024 yılında kazandığımız Yeşil OSB unvanı altında yürüttüğümüz çalışmalarda bölgemizdeki firmaların çevre çalışmalarını izliyor ve sürekli iyileştirmeyi teşvik ediyoruz. Atık su arıtma tesisimiz, yeşil alan uygulamalarımız ve sürdürülebilir peyzaj projelerimiz ve proje aşamasındaki atık su geri kazanımı projemizle yalnızca üretimi değil; yaşam kalitesini de önemsiyoruz.</span></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><img class="detayFoto" src="https://sanayicidergisicomtr.teimg.com/sanayicidergisi-com-tr/images/upload/eyup_sozdinler_surdurulebilirlik_rapor_kapaYY.jpg" /></span></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Tüm bu başarıları, yönetimimizin vizyonuyla, bölgemizde sayıları 300’e yaklaşan kıymetli sanayicimizin, çalışanlarımızın ve kurum kültürümüze inanan paydaşlarımızın bizlere olan inanç ve destekleriyle gerçekleştiriyoruz. Biz sadece bir Organize Sanayi Bölgesi değil; emeği ve geleceği de temsil eden bir organizasyonuz. Bu anlamda her bir firmamızın sürdürülebilirlik yolculuğuna vereceğimiz katkı, ÇOSB’nin gurur kaynağı olacaktır.</span></p>

<p><b><span style="font-family:"Arial",sans-serif">ÇEVREYE DUYARLI ÇÖZÜMLER ÜRETEN DÖNGÜSEL EKONOMİ MODELLERİ GELİŞTİRDİK</span></b></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif">2026-2030 dönemi stratejik planımızda, sürdürülebilir üretimi destekleyen, çalışan refahını ve çevresel dengeyi önceliklendiren pek çok projeye yer verdik. Bu doğrultuda çevreye duyarlı çözümler üreten, döngüsel ekonomi modelleri geliştirdik ve karbon azaltımı çalışmalarıyla entegre bir dönüşüm hedefliyoruz.</span></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Sanayileşmenin sorumlulukla, üretimin değerle ve kalkınmanın insanla bütünleştiği bir OSB hayal etmiştik; bugün bu hayali, somut, başarılı uygulamalarla ve sürdürülebilir çalışmalarla yaşatıyoruz. Hep birlikte daha teknolojik ama aynı zamanda daha yeşil, daha dirençli ve daha umut dolu bir geleceğe yürümeye devam edeceğiz.</span></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Yeşil dönüşüm alanında, sadece teknik yatırımlar yapmakla kalmayan; aynı zamanda bu dönüşümün kültürel ve zihinsel boyutunu da sahiplenen bir OSB’yiz. Sanayi tesislerinin sürdürülebilir üretim modellerine geçişini destekleyen altyapı çalışmaları ile bir model oluşturan ÇOSB’nin yaklaşımı, sanayinin çevre ile uyum içinde gelişebileceğini gösteren güçlü bir mesajdır.</span></p>

<p><b><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="text-transform:uppercase">ayrıntılı Sürdürülebilirlik Raporu</span></span></span></span></b></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Çerkezköy Organize Sanayi Bölgesi 2024 Sürdürülebilirlik Raporu üzerine detaylıca bir değerlendirme yapmak gerekirse; </span></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Yayımladığımız 2024 ÇOSB Sürdürülebilirlik Raporu, kurumumuzun, sürdürülebilirliği geçici bir proje alanı olarak değil, kurumsal yönetim anlayışının merkezine yerleştirdiğimizi açık biçimde ortaya koymaktadır. Raporda ele alınan dönem (1 Ocak – 31 Aralık 2024), ÇOSB’nin yalnızca çevresel performansını değil; yönetişim, dijitalleşme, insan ve toplum, afet ve kriz yönetimi gibi çok boyutlu alanlardaki kurumsal kapasitesini de görünür kılmaktadır.</span></p>

<p><b><span style="font-family:"Arial",sans-serif">GRI STANDARTLARI İLE UYUMLU</span></b></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Raporun GRI Standartları (2021) ile uyumlu hazırlanması ve BM Küresel İlkeler Sözleşmesi (UNGC) ile Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları (SKA) çerçevesinde yapılandırılması, ÇOSB’nin raporlamayı yalnızca bir iletişim aracı değil, hesap verebilirlik ve stratejik yönetişim aracı olarak gördüğünü göstermektedir.</span></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Raporumuzda ÇOSB’nin kurumsal profili detaylı ve veri temelli biçimde sunulmuştur. 1.273 hektarlık alan, 44’ü yabancı 292 aktif firma, yaklaşık 82.000 çalışan, 21 milyar dolar yıllık ciro ve 4 milyar dolar ihracat gibi göstergeler, ÇOSB’nin yalnızca bölgesel değil, ulusal ölçekte de stratejik bir sanayi ekosistemi olduğunu ortaya koymaktadır.</span></p>

<p><span style="tab-stops:36.0pt"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Bu büyüklük, sürdürülebilirlik perspektifinden bakıldığında iki yönlü bir anlam taşımaktadır: Bir yandan yüksek çevresel ve sosyal etki potansiyeli, diğer yandan ölçek sayesinde dönüşüm kapasitesi.</span></span></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Rapor, bu dengeyi doğru okuyan bir yaklaşımla hazırlanmıştır. ÇOSB, büyüklüğünü bir risk olarak değil, dönüştürücü güç olarak ele almakta; alt yapı yatırımları, ortak çevre hizmetleri ve dijital sistemlerle bu gücü yönetilebilir hale getirmektedir.</span></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Kurumsal kapasitemizle, kendi imkanlarımızla hazırladığımız ÇOSB 2024 Sürdürülebilirlik Raporu’nun en güçlü yönlerinden biri, yönetişim yapısının detaylı ve şeffaf biçimde ortaya konmasıdır. ÇOSB’un yönetim modeli; Genel Kurul, Denetim Kurul, Yönetim Kurulu ve Bölge Müdürlüğü üzerinden açık biçimde tanımlanmış, organizasyon şeması ve görev dağılımları raporda net şekilde sunulmuştur.</span></p>

<p><span style="tab-stops:36.0pt"><b><span style="font-family:"Arial",sans-serif">‘ÖĞRENEN’ BİR STRATEJİK DOKÜMAN</span></b></span></p>

<p><span style="tab-stops:36.0pt"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Özellikle dikkat çeken hususlar şunlardır: Entegre Yönetim Sistemi (ISO 9001, 14001, 45001, 50001, 27001), Risk ve Fırsat Yönetimine kurumsal bakış, Bilgi Güvenliği ve KVKK uyumunun sürdürülebilirlik bağlamında ele alınması, ÇOSB’nin sürdürülebilirliği yalnızca çevre birimlerinin değil, tüm kurumsal yapının sorumluluğu olarak gördüğünü göstermektedir. </span></span></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Ayrıca raporda yer alan SWOT analizi, kurumun yalnızca güçlü yönlerini değil, zayıf alanlarını ve tehditleri de açıkça tanımladığını göstermektedir. Bu durum, raporun bir “başarı broşürü” değil, öğrenen organizasyon yaklaşımıyla hazırlanmış stratejik bir doküman olduğunu ortaya koymaktadır.</span></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif">ÇOSB’nin çevre ve iklim performansı, raporun en hacimli ve en güçlü bölümlerinden biridir. 80.000 m³/gün kapasiteli atık su arıtma tesisi, SCADA tabanlı izleme sistemleri, enerji yönetimi altyapısı ve çevresel izleme mekanizmaları, ÇOSB’nin çevre yönetimini bölgesel ölçekte yönettiğini göstermektedir.</span></p>

<p><span style="tab-stops:36.0pt"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Rapor incelendiğinde Enerji Yönetimi ve Verimlilik, Su ve Atık Su Yönetimi, Atık Yönetimi ve Döngüsel Ekonomi, İklim Değişikliği ve Emisyon Yönetimi, Biyoçeşitlilik ve Yeşil Alanlar konularında yaklaşımımızın ne olduğu görülmektedir.</span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><span style="tab-stops:36.0pt"><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><img class="detayFoto" src="https://sanayicidergisicomtr.teimg.com/sanayicidergisi-com-tr/images/upload/eyup_sozdinler_yeYil_osb_sertifika.jpg" /></span></span></p>

<p><span style="tab-stops:36.0pt"><b><span style="font-family:"Arial",sans-serif">YEŞİL OSB SERTİFİKASI, ÇEVRESEL PERFORMANSIMIZI DOĞRULUYOR</span></b></span></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Raporumuzda özellikle Yeşil OSB Sertifikasının 2024 yılında alınmış olması, ÇOSB’nin çevresel performansının bağımsız bir çerçevede doğrulandığını göstermektedir. Bu sertifika, raporun iddialarını güçlendiren önemli bir kurumsal kazanım olarak öne çıkmaktadır.</span></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif">ÇOSB Sürdürülebilirlik Raporu, sosyal sürdürülebilirliği yalnızca iş sağlığı ve güvenliği başlığıyla sınırlamamakta; eğitim, kapsayıcılık, toplumsal katkı ve kültürel gelişim boyutlarıyla ele almaktadır. Özellikle; “Özel ÇOSB Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi, Zihinsel Engelliler Korumalı İşyeri ve Yaşam Merkezi (ZEKA), ÇOSB Akademi ve eğitim faaliyetleri, sosyal ve kültürel etkinlikler” ÇOSB’nin sanayi bölgesi olmanın ötesine geçerek yerel kalkınmanın sosyal taşıyıcısı rolünü üstlendiğini göstermektedir.</span></p>

<p><b><span style="font-family:"Arial",sans-serif">SÜRDÜRÜLEBİLİRLİĞİ AKILLI BİR SİSTEM OLARAK ELE ALDIK</span></b></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Raporumuzda yer alan İnovasyon ve Dijitalleşme ile Afet ve Kriz Yönetimi bölümleri, ÇOSB’nin sürdürülebilirliği yalnızca “yeşil” değil, aynı zamanda dirençli ve akıllı bir sistem olarak ele aldığını göstermektedir. SCADA altyapısı, veri tabanlı yönetim, dijital OSB yaklaşımı ve afetlere hazırlık mekanizmaları, iklim değişikliği çağında sanayi bölgeleri için kritik önemde olan dayanıklılık kavramının ÇOSB tarafından benimsendiğini göstermektedir.</span></p>

<p><span style="tab-stops:36.0pt"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">2024 ÇOSB Sürdürülebilirlik Raporu, içerik, yapı ve yaklaşım açısından Türkiye’deki OSB’ler için referans niteliğinde bir çalışmadır. Rapor; stratejik derinliği olan, veri temelli, şeffaf, uluslararası çerçevelerle uyumlu bir sürdürülebilirlik anlayışını yansıtmaktadır.</span></span></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Sürdürülebilirlik Raporumuz, sonuç itibarıyla; yalnızca yapılanları anlatan bir belge olmanın ötesinde geleceği yönlendiren stratejik bir pusula niteliği taşımaktadır. Bu yönüyle ÇOSB, sanayi ile sürdürülebilir kalkınmanın bir arada mümkün olduğunu gösteren güçlü bir örnek sunmaktadır.</span></p>

<p><b><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="text-transform:uppercase">2025-2026 Değerlendirmesi</span></span></span></span></b></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Yeni bir yıla başladığımız bugünlerde 2025’i değerlendirmek ve 2026 yılı açısından bakışımız hakkında da bilgi vermek istiyorum:</span></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif">2025 yılı içerisinde rutin altyapı hizmetlerimizle ilgili, yenileme, yedekleme, bakım vb. çalışmalarımız devam ederken, hizmet süreçlerimizin dijitalleştirilmesi ile ilgili çalışmalarımız da yoğunlaştı. Artık sanayicilerimizle yaptığımız abonelik sözleşmelerimizi dijital olarak imzalıyoruz. Hemen arkasından 2026 yılı başında, hizmet süreçlerimizin bir kısmını daha dijitalleştireceğiz. Hedefimiz tüm hizmet süreçlerimizin tamamen dijital ortamdan yönetilmesi. Diğer taraftan çok önemli bir yatırımı daha tamamladık. Bölge halkına, Sanayi tesislerimizde çalışan arkadaşlarımıza ve ailelerine hizmet vermesi için, projelendirdiğimiz 100 yataklı ÇOSB Kapaklı Devlet Hastanesi’nin inşaatını tamamlayarak, Sağlık Bakanlığı’mıza teslim ettik. Bu modern proje, ÇOSB sanayicilerinin toplumsal sorumluluk anlayışının somut bir göstergesi olup, her zaman gurur kaynağımız olacaktır.</span></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><img class="detayFoto" src="https://sanayicidergisicomtr.teimg.com/sanayicidergisi-com-tr/images/upload/eyup_sozdinler_surdurulebilirllik_hastane.jpg" /></span></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Diğer taraftan Bölge Müdürlüğü kampüsümüz bünyesindeki “ÇOSB Akademi” kapsamında, modern bir eğitim merkezi anlayışıyla sanayicilerimize ve yöneticilerimize yönelik nitelikli eğitim programları düzenlenmektedir. Eğitim faaliyetlerimiz, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Dijital Rozet uygulaması ile desteklenmiş; Türkiye’de Dijital Rozet Platformu’na katılan ilk OSB olarak sertifikalarımız dijital ortamda sunulmaya başlanmıştır.</span></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Çerkezköy OSB olarak, 2024 yılı sonunda hak ettiğimiz “Yeşil OSB” unvanımızla ilgili belgemizi bizzat Sanayi ve Teknoloji Bakanımızın elinden aldık. Bundan sonraki yıllarda da 40 adet Yeşil OSB kriterinin yıllar itibariyle gelişimini takip edip, raporlayarak belgemizi daha üst lige taşıma çabasındayız.</span></p>

<p><b><span style="font-family:"Arial",sans-serif">FİRMALARIMIZIN PARLAK BAŞARILARI</span></b></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Geçmiş yıllarda olduğu gibi 2025 yılında da İstanbul Sanayi Odası’nın İlk 500 ve İkinci 500 Sanayi Kuruluşu araştırmalarında sırasıyla 16 ve 17 firmamız; Türkiye İhracatçılar Meclisi İlk 1000 listesinde ise 25 firmamız yer aldı. Firmalarımız OSBÜK tarafından düzenlenen OSB Yıldızları yarışmasında pek çok kategoride ödüller aldı. Aynı şekilde Çerkezköy OSB olarak, en çok katkı veren OSB’ler kategorisinde de ödül aldık. Bu derecelerin tümü, bölgemizin üretim gücünü ve rekabetçiliğini açıkça ortaya koymaktadır.</span></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Önceki yıllardaki uygulamalarımızın devamı niteliğinde, İnsan kaynağını en değerli sermaye olarak gören yaklaşımımız doğrultusunda; mesleki ve teknik eğitim, sürekli öğrenme programları, dezavantajlı grupların istihdamı ve kültür-sanat faaliyetleri ile sosyal kapsayıcılığı önceleyen bir model uygulanmasına devam edilmiştir.</span></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><img class="detayFoto" src="https://sanayicidergisicomtr.teimg.com/sanayicidergisi-com-tr/images/upload/eyup_sozdinler_surdurulebilirllik_bina.jpg" /></span></p>

<p><b><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="text-transform:uppercase">2026 ve Sonrasına Bakış</span></span></b></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif">ÇOSB, doluluk oranı itibarıyla yüzde 95’in üzerinde bir seviyeye ulaşmış durumdadır. Bu nedenle yatay genişlemenin mümkün olmadığı mevcut koşullarda, alanların verimliliğinin artırılması ve yüksek katma değerli büyüme stratejilerine odaklanılmaktadır.</span></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Bu kapsamda hazırlanan 2026–2030 ÇOSB Stratejik Planımız; yeşil dönüşümün hızlandırılması, dijital altyapının güçlendirilmesi, inovasyon kapasitesinin artırılması, insan kaynağının geliştirilmesi, afet ve iş sürekliliği dayanıklılığının güçlendirilmesi ve paydaş ilişkilerinin derinleştirilmesini temel hedefler olarak belirlemiştir.</span></p>

<p><b><span style="font-family:"Arial",sans-serif">5G İÇİN HAZIRLANIYORUZ</span></b></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Önümüzdeki dönemde; fiber altyapının geliştirilmesi, 5G uygulamaları için yeni hatların planlanması, enerji dağıtım şebekesinin modernizasyonu ve atık su geri kazanım yatırımları öncelikli projeler arasında yer almaktadır. Bu çalışmalar halihazırda başlatılmış, projeleri yürütülmektedir. Endüstriyel atık suyun geri kazanılarak, Sanayicilerimize proses suyu sağlanması ile ilgili proje çalışmalarımız devam etmektedir. </span></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Çerkezköy OSB İtfaiye Teşkilatımıza hem ikinci bir lokasyonda yeni bir müfreze alanı, hem de 32 metre merdivenli yeni bir itfaiye aracı kazandırmaya çalışıyoruz. İtfaiye aracımızı yılın hemen başlarında 2026 Şubat ayında teslim almayı bekliyoruz. Müfreze alanımız ile ilgili olarak da, proje çalışmalarımız devam etmektedir.</span></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Afet sonrası en hızlı şekilde kritik hizmetlerimizin devam ettirilmesine yönelik İş Sürekliliği Planı çalışmalarımız, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı ve AFAD tarafından ortak olarak yürütülen ve bir AB projesi olan RESMAR projesi kapsamındaki pilot OSB’lerden biri olarak devam ettirilmektedir.</span></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><img class="detayFoto" src="https://sanayicidergisicomtr.teimg.com/sanayicidergisi-com-tr/images/upload/eyup_sozdinler_surdurulebilirllik_mtal_bina.jpg" /></span></p>

<p><b><span style="font-family:"Arial",sans-serif">“AKILLI OSB – SMART OIZ” UYGULAMALARI DA YAKINDA</span></b></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Ayrıca “Akıllı OSB – Smart OIZ” uygulamalarımızın katılımcı firmalarımızın kullanımına sunulması ve yapay zekâ destekli sistemlerden daha etkin şekilde faydalanılması hedeflenmektedir.</span></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif">ÇOSB, Ar-Ge’ yi stratejik gelişim ekseni olarak ele almakta; Tekirdağ’daki Ar-Ge merkezlerinin yarısına ev sahipliği yapmaktadır. Bölgemiz, üretimin yanı sıra yenilik ve teknoloji geliştiren bir sanayi ekosistemine dönüşmektedir. Kurumsal hizmet süreçlerimizin iyileştirilmesine yönelik yazılım ve proje geliştirme çalışmalarımız da bu yaklaşımın bir parçasıdır.</span></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif">ÇOSB, sürdürülebilirlik ve yeşil dönüşüm alanında artık yalnızca altyapı sağlayan değil; çevresel yönetim standartlarını yükselten, enerji ve su verimliliğini teşvik eden, dijitalleşme ile sürdürülebilirliği bütünleştiren ve firmalarını Yeşil Mutabakat sürecine hazırlayan bir “yeşil sanayi bölgesi” kimliği kazanmıştır. </span></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Önümüzdeki dönemde önceliğimiz; dayanıklı ve verimli altyapı, hızlı ve izlenebilir hizmet süreçleri, veri temelli yönetim anlayışı ve çevresel performansı destekleyen ortak kapasitenin güçlendirilmesi olacaktır. 2030 yılına gelindiğinde yeşil üretimi destekleyen, dijital teknolojileri etkin kullanan, çalışan refahını ve çevresel dengeyi önceleyen örnek bir OSB olmak yönünde çabalarımızı sürdüreceğiz.</span></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Zorlu küresel ve ulusal koşullara rağmen üretimden vazgeçmeyen sanayicilerimizin 2026 yılında daha güçlü, daha rekabetçi ve daha yüksek katma değerli bir üretim yapısına ulaşmasını temenni ediyorum.</span></p>

<p></p>

<p></p>
</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>KAPAK HABER</category>
      <guid>https://www.sanayicidergisi.com.tr/cosb-firmalarini-yesil-mutabakat-surecine-hazirlayan-bir-yesil-sanayi-bolgesi-kimligi-kazandi</guid>
      <pubDate>Sat, 07 Feb 2026 13:12:06 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sanayicidergisicomtr.teimg.com/crop/1280x720/sanayicidergisi-com-tr/images/haberler/2026/02/cosb_firmalarini_yesil_mutabakat_surecine_hazirlayan_bir_yesil_sanayi_bolgesi_kimligi_kazandi_h2458_77405.jpg" type="image/jpeg" length="10665"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bülent Şenver: “Yapay zekada hiçbir zaman vicdan olmayacak”]]></title>
      <link>https://www.sanayicidergisi.com.tr/bulent-senver-yapay-zekada-hicbir-zaman-vicdan-olmayacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sanayicidergisi.com.tr/bulent-senver-yapay-zekada-hicbir-zaman-vicdan-olmayacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[​​​​​​​- Etik ilkeler konusunda Türkiye’de öncü görevi yapan Bülent Şenver, “Yapay zeka, maalesef mi demek lazım bilmiyorum ama insan zekasının üzerinde ve fevkinde işler yapmaya başlayacak ileride. Yani insan zekasının aklına dahi gelmeyecek veya beceremeyeceği bir takım kararları daha süratli bir şekilde verebilecek. Ve yapay zekada maalesef insan zekasında, beyninde ve kalbinde bulunan vicdan dediğimiz şeyin olmaması önemli bir eksiklik olacak.” dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong><span style="font-size:16px;">GİRAY DUDA</span></strong></p>

<p><span arial="" style="font-family:">Etik Değerler Merkezi Derneği kurucusu Bülent Şenver, uzun yıllardır sürdürdüğü her alanda etik değerler uygulanması çalışmasını yapay zekanın etik ilkeleri üzerine de yöneltti. Henüz başlangıç döneminde olduğu kabul edilen yapay zekanın etik ilkeleri konusunu Bülent Şenver ile konuştuk.</span><br />
 </p>

<p><b><span arial="" style="font-family:">- Sayın Bülent Şenver, siz uzun zamandan beri etik ilkeler üzerinde çok ciddi, disiplinli bir çalışma yapıyorsunuz. Etik ilkelerin kısmen yerleşmesinde sizin büyük katkınız var. Şimdi yapay zeka çağına geçtik. Yapay zeka sonrası etik ilkeler ile önceki dönem etik ilkeler arasında bir ayrım yapmak, ayrı bir defter ve sayfa mı açmak gerekiyor? </span></b></p>

<p></p>

<p><span arial="" style="font-family:">- Evet, bence öyle yapmak gerekiyor. Sebebi de şu. Yapay zeka, maalesef mi demek lazım bilmiyorum ama insan zekasının üzerinde ve fevkinde işler yapmaya başlayacak ileride. Yani insan zekasını aşan, belki insan zekasının aklına dahi gelmeyecek veya beceremeyeceği bir takım kararları daha süratli bir şekilde verebilecek. Ve yapay zekada maalesef insan zekasında olan, insan beyninde ve kalbinde bulunan vicdan dediğimiz şeyin olmaması önemli bir eksiklik olacak. </span></p>

<p></p>

<p><b><span arial="" style="font-family:">“ALGORİTMALARIN SÜREKLİ GÜNCELLENMESİ GEREKLİ”</span></b></p>

<p></p>

<p><b><span arial="" style="font-family:">- Bu her zaman böyle olacak değil mi? </span></b></p>

<p></p>

<p><span arial="" style="font-family:">- Bence hep öyle olacak. Sebebi de tabii bunu ne kadar gidermek isteseler de bu yazılımcılar, algoritmaları yazanlar, algoritmaların içerisine bir takım kontrol yazılımları, satırları ilave etmeye çalışsalar dahi sonuç almak zor. Biliyorsunuz bir insanın vicdanı, insanda toplumdaki gelişmelere göre, kendi gelişmesine göre gelişen ve devamlı kendini yenileyen bir organizmadır. Yani benim on yıl önceki vicdan anlayışım ve davranışımla bugünkü arasında fark var. Hatta belki bir saat önceki Bülent Şenver vicdanıyla bir saat sonraki Bülent Şenver vicdanı arasında davranış, algılama, değerlendirme farklılıkları olabiliyor.</span></p>

<p><img class="detayFoto" src="https://sanayicidergisicomtr.teimg.com/sanayicidergisi-com-tr/images/upload/bulent_senver_yz1.jpg" /></p>

<p><span arial="" style="font-family:">Ama algoritmayı yazan, yazdığı andaki elindeki bilgilere göre o algoritma içine bir takım doğrular, yanlışlar, bizim o vicdanın vereceği kararlara, yakın kararları yapay zeka verebilsin diye bazı şeyler, yazılımlar, yazılım satırları koyabilir. Ama bunu devamlı güncellemek gerekir. Bunu da bir yazılımcı her an devamlı yenilemek durumunda olamayabilir.</span><br />
 </p>

<p><b><span arial="" style="font-family:">- Vicdanı olmayan yapay zeka, kararlarını içlerindeki algoritmalara göre veriyorlar.</span></b></p>

<p></p>

<p><span arial="" style="font-family:">- Elbette. Yapay zeka, dijital ortamdaki bir takım bilgileri, etrafta, dünyada bulunan bir takım bilgileri de devamlı karıştırıp araştırıp kendini yenilemeye çalışıyor. Ama bu dijital ortamda maalesef artık bazı şeyler, bazı datalar, bilgiler ve datalar çöplük haline de geldi. Hangi datayı alacaksın, hangi datayı doğru kabul edeceksin de bu yapay zeka kendi kararını doğru bir şekilde alsın diye bir filtreleme de gerekiyor. O filtrelemeyi algoritma içerisine ne kadar koyarsanız koyun, bu gelişen dijital ortamlarda her an tam doğru kararı verebilecek bir algoritma yaratmak çok da mümkün olamayabiliyor.</span></p>

<p></p>

<p><span arial="" style="font-family:">Dolayısıyla burada bir risk her zaman var. Ama tabii ki yapay zekasız da olmayacak. Yapay zeka dünya ve yaşantımızın içerisine her geçen gün biraz daha giriyor ve şu anda bile çokça kullanılıyor.</span></p>

<p></p>

<p><b><span arial="" style="font-family:">‘YAPAY ZEKA PROFİLİMİZİ ÇIKARIYOR’</span></b></p>

<p></p>

<p><span arial="" style="font-family:">Bizim dijital ayak izlerimizi takip ediyor, bizim nelerden hoşlandığımızı kendi içinde tespit ediyor. Bizim bir profilimizi çıkarıyor. Ben ne tür yerlerde ziyaret ederim, orada kaç saniye kalırım, hangi şeyi beğeniyorum.</span></p>

<p><img class="detayFoto" src="https://sanayicidergisicomtr.teimg.com/sanayicidergisi-com-tr/images/upload/bulent_senver_yzetik.jpg" /></p>

<p><span arial="" style="font-family:">Bütün bu bilgileri yapay zekanın ileride iyi, doğru ve insanlığa yararlı olarak topluma yararlı bir şekilde kullanmasını sağlamak bizlerin görevi haline geliyor. Kimin görevi bu, devletin görevi mi, sivil toplum kuruluşlarının görevi mi, bireylerin görevi mi? O zaman diyorum ki herkesin müşterek ve ortak görevi bu, hepimizin. Sadece devlet kanun maddesi yazarak bunu sağlayamaz ama onları da yazmalı kanun maddeleri.</span></p>

<p></p>

<p><b><span arial="" style="font-family:">“DEĞER YARGILARIMIZDAN SAPMAYI ÖNLEMELİ”</span></b></p>

<p></p>

<p><span arial="" style="font-family:">Bir şirket kendi yazılı etik kodların içerisinde bu yapay zeka kullanımıyla ilgili çalışanlarına bazı kurallar söyleyerek, doğruları yanlışları anlatarak katkıda bulunmalı. Sivil toplum kuruluşları, şirketler, bir tarafta bir risklere karşı, yani bizim yapay zekayı insan ve topluma zarar verecek, bizim değer yargılarımızdan bizi saptıracak sorunlara karşı önlem almalılar. Şimdi her toplumun bir değer yargıları var bir de bunu da düşünmek lazım. Yani Türkiye, Türk insanının değer yargılarıyla bir Amerikan insanının değer yargıları arasında farklılık oluyor.</span></p>

<p></p>

<p><span arial="" style="font-family:">Mesela bir Türk insanında ‘değerlerinizi önem sırasına göre yazın’ dediğinizde mesela belki birinci sırada namusu koyuyor. Amerikalı ise ‘o benim 10. sıramda diyor’. Dolayısıyla bu yapay zekanın etik ilkelere uygun hareket etmesi hangi değer yargılarına göre yapılacaktır? Türkiye kültür ve adabına ve adetlerine uygun bir yapay zeka etik algoritması mı olsun, Amerikan toplumuna göre mi olsun? Yani bunlar da ileride düşünülmesi gereken konular. </span></p>

<p><img class="detayFoto" src="https://sanayicidergisicomtr.teimg.com/sanayicidergisi-com-tr/images/upload/bulent_senver_yz_spot.jpg" /></p>

<p><b><span arial="" style="font-family:">“YAPAY ZEKA İLE SUÇ ÇEŞİTLERİ FARKLILAŞIYOR”</span></b></p>

<p></p>

<p><b><span arial="" style="font-family:">- Benim gördüğüm, anladığım kadarıyla etik hemen hemen her kurum, sizin yaptığınız gibi sivil toplum örgütleri yapay zeka etik ilkeleri hazırlamak durumunda. Birçoğu da yapmış ama belki de daha yüzde biri dolayında belki de daha az. Şimdi burada bir de devletin yapay zeka suçlarıyla ilgili bir yasa çıkarması herhalde zorunluluk gibi bir şey değil mi? </span></b></p>

<p><br />
<span arial="" style="font-family:">- Tabi tabi, dijital ortam büyüyüp genişledikçe hükümetlerin de o yeni dijital ortam gelişmelerine ayak uyduracak yeni kanunlar ve mevzuat düzenlemeleri yapması gerekiyor. Çünkü kanunlarda biz cezaları belirlemişiz ama neye göre belirlemişiz? Diyelim ki şu anda düşündüğümüzde bir insan nasıl suç işler, suçlar ne olabilir? Ama tabi şimdi yapay zeka ortaya çıkınca suçun çeşitleri de farklılaşıyor.</span></p>

<p></p>

<p><span arial="" style="font-family:">Yeni suçlar için yasa yapıcının şunu düşünmesi gerekiyor, bir insan bir birey yapay zeka kullanırken ne tür suçlar işleyebilir? Bunu birer birer yazacak, işte yapay zeka kullanarak insanları yanıltabilir, yanıltınca insanlara zarar verebilir. İnsanları yanıltarak zarar verdiği zaman karşı tarafın herhangi bir maddi zarara uğraması durumunda buradaki ceza ne olmalı? Manevi zarara uğratıldığında ne olmalı? Bu maddi zarar 3 liraysa ne olmalı? 1 milyon dolarsa ne olmalı? Bir kişi bunu bir kere yaparsa ne olmalı? Arka arkaya seri katiller gibi yaparsa ne olmalı? Bunları düşünmek lazım. </span></p>

<p></p>

<p><b><span arial="" style="font-family:">YAPAY ZEKA ETİK İLKELERİ VE SUÇLARI</span></b></p>

<p></p>

<p><b><span arial="" style="font-family:">- Yapay zeka etik ilkeleri ile yapay zeka suçları arasında sanki çok ince, çok yakın bir bağlantı var. Mesela yapay zekada birisinin sesini alıp, kopyalayıp, onun şirinlik olsun diye başka bir şeyler söyletip videosunu yayınlamak etik ilke olarak uygun değil. Ama bu video mesela başka birisinin yakınından para istemek biçiminde kullanılırsa suç ortaya çıkıyor. İçeriğine bağlı. Olay etik ilkenin ötesinde suçlar kısmına geçildiği için Türkiye'de bile hızlı davranılması gerek galiba diye düşünüyorum. Siz ne dersiniz? </span></b></p>

<p></p>

<p><span arial="" style="font-family:">- Tabii, bence yapay zeka suçları diye, bu suçların yasalar tarafından belirlenmesinde fayda var. Bunlar belirlenirken muhakkak teknik insanlardan destek alınmalı. Çünkü siz bir bürokratsanız, sadece kanun yazmasını biliyorsanız, bu yapay zeka teknolojisine sonuna kadar detaylı bir şekilde vakıf değilseniz, bu tür suçların ne olacağını da bilemezsiniz. Sadece aklınızaki düşündükleri yazabilirsiniz. Halbuki bu konuda bir komite kurulur, yapay zeka teknik insanlar davet edilir.</span></p>

<p></p>

<p><span arial="" style="font-family:">Bu teknik insanlardan yapay zeka kullanarak ne tür suçlar işlenebilir, detayları alınabilir. O komitenin belirleyeceği suç çeşitlerine göre de yasak oyucular, ne tür cezalar verilebilir, bunları belirler. Tabii daha sonra da bu suçları işleyenler nasıl tespit edilecek, bu da çok önemli bir konu.</span></p>

<p></p>

<p><span arial="" style="font-family:">Evet, çok önemli. Kim tespit edecek? Sadece şikayete bağlı mı olacak bu suç, şu tespit? Yoksa yasalar da bir yapay zeka yasasına uyumu kontrol edecek bir yapay zeka yazılımı mı geliştirecek algoritması? Yani siz uyurken dahi devletin yapay zeka kanununa uyum algoritması dijital ortamda çalışacak. </span></p>

<p></p>

<p><b><span arial="" style="font-family:">OTONOM ARAÇ KAZA YAPARSA SUÇLU KİM?</span></b></p>

<p></p>

<p><b><span arial="" style="font-family:">- Kimin suçlu olduğunu da bilmek gerekiyor? Örneğin Balıkesir’li bir kişi Çin’de üretilen bir otonom aracı satın alıyor. Önde yan koltukta oturup yola çıkıyor. Otonom araç bir süre sonra yaya geçiş çizgilerinin olduğu yerde birisine çarpıp öldürüyor. Bu durumda yan koltukta oturan sahibi mi yoksa başkası mı suçlu? </span></b></p>

<p></p>

<p><span arial="" style="font-family:">- Doğru söylüyorsunuz burada bir çok düşünülmesi gereken şey var. Yani diyelim ki mesela siz araç sahibi olarak eğer arabanızın 10 bin bakımını yaptırmadıysanız Kaza da bu nedenle olduysa suçlu sizsiniz, araba sahibi olarak. Ama hayır siz normal bakımlarını yaptırıyorsanız, size düşen görevleri layıkıyla zamanında doğru ve eksiksiz yapıyorsanız, ona rağmen arabanın içerisindeki bir yazılım hatası nedeniyle gerçekleşiyorsa o zaman araba üreticisi sorumlu. Burada yaşanacak bir çok sorun var aslında. </span></p>

<p></p>

<p><span arial="" style="font-family:">Hukuk karşısında bugüne kadar iki tip insan tanımı vardı. “Gerçek Kişi” ve “Tüzel Kişi”. “Gerçek Kişi” tanımı bireyler için, “Tüzel Kişi” ise şirketler, kurumlar için kullanılan terimlerdi. “Yapay Zekâ” uygulamaları başlayınca hukuk literatürüne şimdi yeni bir kişilik teriminin girmesi gerekiyor. Bu yeni terimin adı “Dijital Kişi” olacaktır. “Yapay Zekâ” sistemleri hukuk alanında “Dijital” kişi olarak değerlendirilmeli ve hakları ile sorumlulukları kanunlar ile belirlenmelidir. </span></p>

<p><img class="detayFoto" src="https://sanayicidergisicomtr.teimg.com/sanayicidergisi-com-tr/images/upload/bulent_senver_yz_otoyol_1.jpg" /></p>

<p><span arial="" style="font-family:">Yapay zekâ bir insan olmadığı için insanlara veya kurumlara vereceği zararları tazmin etmesini söylemek için yapay zekâ sistemini yaratan ve sorumluluğu üstlenecek bir “Gerçek Kişi” veya “Tüzel Kişinin” bulunması gerekiyor. Bir yapay zekâ sistemini tasarlayan, kodlarını yazan, toplumun kullanımına sunan kişi veya kurum sorumluluğu üstlenmelidir. Bu nasıl mümkün olabilir? Eğer toplumun kullanımına sunulan her yapay zekâ sisteminin kime ait olduğu ve bu yapay zekanın yaptıklarından kimin sorumlu olacağı belirlenip internet ortamına kaydedilip özel tutulacak ve herkese açık olan şeffaf bir “Yapay Zekâ Sorumluluk Kayıt Defteri”ne (log book) kaydedilip muhafaza edilirse o zaman zarar gören kişi veya kurum zararının tazmini için kime baş vuracağını bilebilir. Tabi bunu gerçekleştirebilmek için özel bir” Yapay Zekâ Kanunu” hazırlanması ve uygulanması gerekir.</span></p>

<p><span arial="" style="font-family:">Etik Değerler Merkezi Derneği Kurucu Onursal Genel Başkanı olarak yapay zekâ ile ilgili aşağıdaki etik ilkelerin uygulanmasını önerebilirim.</span></p>

<p></p>

<p><b><span arial="" style="font-family:">YAPAY ZEKA ETİK İLKELERİ (AI ETHICS)</span></b></p>

<p></p>

<ol>
	<li><span arial="" style="font-family:">Yapay zekâ sistemleri toplumun iyiliğini arttırmak ve insanlığa yarar sağlamak için kullanılmalıdır.</span><br />
	 </li>
	<li><span arial="" style="font-family:">Yapay zekâ sistemlerinin nasıl çalıştığını ve kullanıldığını belirleyen algoritmalar insanlar tarafından anlaşılır şekilde yazılmalıdır.</span><br />
	 </li>
	<li><span arial="" style="font-family:">Yapay zekâ sistemleri şeffaf, açık, dürüst, doğru, adaletli ve etik olmalıdır.</span><br />
	 </li>
	<li><span arial="" style="font-family:">Yapay zekâ sistemleri insanları korumalı ve insanlara yardımcı olup onlara hizmet etmelidir.</span><br />
	 </li>
	<li><span arial="" style="font-family:">Yapay zekâ sistemleri insan haklarını, aile haklarını, çocuk haklarını, topluluk haklarını, mahremiyetini, gizliliğini, bilgi güvenliğini azaltmamalı, zedelememeli ve yok etmemelidir.</span><br />
	 </li>
	<li><span arial="" style="font-family:">Tüm insanlar yapay zekâ sistemlerini kullanabilmelidir.</span><br />
	 </li>
	<li><span arial="" style="font-family:">Yapay zekâ sistemleri insanların duygusal ve ekonomik varlıklarına, sosyal, politik, kültürel ve zihinsel faaliyetlerine zarar vermeyecek şekilde çalışmalıdır.</span><br />
	 </li>
	<li><span arial="" style="font-family:">Hiçbir yapay zekâ sistemi insanları yaralamak onlara zarar vermek için kurulmamalıdır.</span><br />
	 </li>
	<li><span arial="" style="font-family:">Hiçbir yapay zekâ sistemi insanları aldatmak, yanılmak, kandırmak, yanlış yola sürüklemek, yanlış karar almalarına neden olacak şekilde kurgulanmamalıdır.</span><br />
	 </li>
	<li><span arial="" style="font-family:">Yapay zekâ sistemleri toplumu kullanımına açılmadan önce bağımsız kurumlar tarafından incelenmeli, araştırılmalı, test edilmeli, denetlenmeli ve kabul görmüş “Uluslararası Yapay Zekâ Standartlarına” uygun bulunursa kullanıma sunulmalıdır.</span><br />
	 </li>
	<li><span arial="" style="font-family:">Yapay zekâ sistemleri yasa dışı işlerde kullanılmamalıdır.</span><br />
	 </li>
	<li><span arial="" style="font-family:">Yapay zekâ sistemleri güvenilir olmalıdır. Kullanıcısına güven veren uygulamalar yapmalı ve güvenilir olduğunu ispat etmelidir.</span><br />
	 </li>
	<li><span arial="" style="font-family:">Her bir yapay zekâ sisteminin bir sahibinin bulunması gerekir. Sahibi belli olmayan yapay zekâ uygulamaları toplumun kullanımına açılmamalıdır. Herhangi bir yapay zekâ kullanıcısı söz konusu yapay zekayı kullanırken kendi hatası ve kötü niyeti dışında bir zarara uğrarsa bu zarar söz konusu yapay zekâ sahibi tarafından karşılanmalıdır.</span><br />
	 </li>
	<li><span arial="" style="font-family:">Bir yapay zekâ toplumun kullanımına açılmadan önce muhakkak bağımsız kurumlar tarafından test edilmeli ve kullanıma uygun bulunursa bu sisteme özel bir “Yapay Zekâ Kullanabilirdik Uygunluk Belgesi” verilmelidir.</span><br />
	 </li>
	<li><span arial="" style="font-family:">Yapay zekâ sistemleri dinamik olduğundan ve zaman içinde değişip yenilenebilir olduğundan her yapay zekâ sistemi yılda bir kez denetimden geçirilip “Yapay Zekâ Kullanabilirdik Uygunluk Belgesi” almalıdır.</span><br />
	 </li>
	<li><span arial="" style="font-family:">Yapay zekâ karar vermek veya bir sonuç üretmek için muhakkak doğru bilgileri kullanmalıdır. Kullanacağı bilgilerin doğruluğunu, sıhhatini ve yeterliliğini araştırıp kontrol etmek yapay zekâ sisteminin sorumluluğundadır.</span><br />
	 </li>
	<li><span arial="" style="font-family:">Yapay zekâ sistemleri her zaman insan zekâsı ile kontrol edilebilmelidir.</span><br />
	 </li>
	<li><span arial="" style="font-family:">İnsan zekâsı ile kontrol edilme özelliğini kaybetmek üzere olan bir yapay zekanın çalışması durdurulmalı ve sonlandırılmalıdır.</span><br />
	 </li>
	<li><span arial="" style="font-family:">Yapay zekâ sistemleri insan haklarında ve çocuk haklarında yazılı ilkelere aykırı bir sonuç doğuracak hiçbir işte, hiçbir isimle, hiçbir maksatla ve hiçbir yerde kullanılamaz.</span><br />
	 </li>
	<li><span arial="" style="font-family:">Yapay zekâ sistemlerinde kullanılan algoritmalar insan haklarına ve çocuk haklarına uyumlu olmalı, burada yazılı ilkelere, prensiplere ve tanınmış haklara aykırı sonuçlar doğurmamalıdır.</span><br />
	 </li>
	<li><span arial="" style="font-family:">Çocuklara açık olan ve çocuklar tarafından kullanılabilen yapay zeka sistemleri ve algoritmaları çocukların akıl sağlığını ve psikolojik sağlığını iyileştirecek ve koruyacak şekilde düzenlenmelidir.</span><br />
	 </li>
	<li><span arial="" style="font-family:">Yapay zekâ sistemleri kişisel verileri korunma kanununa uygun şekilde kullanılmalıdır.</span><br />
	 </li>
	<li><span arial="" style="font-family:">Yapay zekâ sitemi ile toplanmış kişisel veriler söz konusu kişinin onayı olmadan başka maksatlarda kullanılmamalı ve başka kuruluşlara satılmamalı veya verilmemelidir.</span><br />
	 </li>
	<li><span arial="" style="font-family:">Her bir yapay zekâ sisteminin bir yaratıcısı ve sorumlusu olmalıdır. Bu yaratıcı ve sorumlu bir gerçek kişi ve kurum olmalıdır. Hem gerçek kişi hem de kurum yarattıkları ve toplumun kullanımına sundukları yapay zekâ sisteminden sorumlu olmalıdır. Yarattıkları yapay zekâ sisteminin bireylere ve kurumlara doğurabilecekleri zararları tazmin etme yükümlülükleri olmalıdır.</span></li>
</ol>

<p></p>

<ol start="25">
	<li><span arial="" style="font-family:">Yapay zekâ sistemleri gerçeği çarpıtmamalıdır. Gerçeği çarpıtarak insanlara ve kurumlara zarar vermemelidir.</span></li>
</ol>

<p></p>

<ol start="26">
	<li><span arial="" style="font-family:">Yapay zekâ sistemleri hatalı, gerçek dışı, çarpıtılmış veriler kullanarak sonuçlar üretmemesi gerekir.</span></li>
</ol>

<p></p>

<ol start="27">
	<li><span arial="" style="font-family:">Yapay zekâ sistemleri kullandıkları algoritmaların detaylarını şeffaf bir şekilde kullanıcıları ile paylaşmalıdır. Kullanılan algoritmalar izah edilebilir, açıklanabilir olmalıdır. Aynı zamanda yapay zekâ algoritmaları hesap verebilir ve doğuracağı zararlardan sorumlu tutulabileceği şekilde düzenlenmelidir. Ancak şeffaflık uygulaması gizlilik ve kişisel verilerin korunması gibi kurallara aykırı olmayacak şekilde kullanılmalıdır.</span></li>
</ol>

<p></p>

<ol start="28">
	<li><span arial="" style="font-family:">Yapay zekâ sistemleri kişilerin veya kurumların itibarını zedeleyecek şekilde kullanılmamalıdır.</span></li>
</ol>

<p></p>

<ol start="29">
	<li><span arial="" style="font-family:">Yapay Zekâ sistemleri çevreye ve dünya varlıklarına zarar vermemelidir.</span></li>
</ol>

<p></p>

<ol start="30">
	<li><span arial="" style="font-family:">Yapay zekâ sistemleri uluslararası kanunlara ve görev yaptıkları ülkenin kanunlarına uyum içinde çalışmalıdır. Hiçbir kanun maddesine aykırı iş yapmamalıdır.</span></li>
</ol>

<p></p>

<ol start="31">
	<li><span arial="" style="font-family:">Yapay zekâ sistemleri güvenliği ön planda tutmalıdır. Güvenlik açıklarını bertaraf edecek risklere karşı koruyucu önlemler ve duvarlarla çevrilmeli ve korunmalıdır. Kişisel veya gizli bilgilerin korunması sağlanmalıdır.</span></li>
</ol>

<p></p>

<ol start="32">
	<li><span arial="" style="font-family:">Yapay zekâ sistemleri sürdürülebilirlik esasına göre kurulmalı ve çalıştırılmalıdır. Hizmet kesilmesi, sonlanması, aksaması, etkisiz hale gelmesi ve sürdürülebilirliği olumsuz etkileyecek her tür türlü riske karşı gerekli önlemler alınmalıdır.</span></li>
</ol>

<p></p>

<ol start="33">
	<li><span arial="" style="font-family:">Herhangi bir yapay zekâ sisteminin kurucusu kişi ve kuruluş yaptıkları ve kullanıma sundukları yapay zekâ sisteminin yaratacağı zararlardan ve olumsuz sonuçlardan sorumlu değiliz diyemez. Sorumluluk sistemin değil bunu yapan kişi veya kuruluşundur.</span></li>
</ol>

<p></p>

<ol start="34">
	<li><span arial="" style="font-family:">Yapay zekâ sistemleri şeffaf olmalı ve dış denetime açık olmalıdır. </span></li>
</ol>

<p></p>

<ol start="35">
	<li><span arial="" style="font-family:">Yapay zekâ sistemleri “due diligence” (durum tesbit süreci) , “supervision” (denetim gözetim) , “whisle blowing” (ihbarcılık) gibi kalite kontrol mekanizmalarına açık olmalı ve bunların yapılabilmesine imkân sağlamalıdır.</span></li>
</ol>

<p></p>

<ol start="36">
	<li><span arial="" style="font-family:">Yapay zekâ konusunda toplumun bilinçlenmesi ve eğitilmesi gerekir. Bu konuda gereken bilgilendirme mesajları ve eğitimler devletin ilgili kurumu tarafından yapılmalıdır.</span></li>
</ol>

<p></p>

<ol start="37">
	<li><span arial="" style="font-family:">Yapay zekâ konusundaki uyuşmazlıkları ve davalara bakmak üzere özel bir mahkeme her ülkede görevlendirilmelidir.</span></li>
</ol>

<p></p>

<ol start="38">
	<li><span arial="" style="font-family:">Yapay zekâ tarafında elde edilen kişisel bilgilerin nasıl ve hangi amaçla kalabileceği konusunda bilgileri toplanan kişin onayı alınmalıdır.</span></li>
</ol>

<p></p>

<ol start="39">
	<li><span arial="" style="font-family:">Yapay zekâ uygulamalarının çevreye, tabiata, tabi kaynaklara, iklim değişikliklerine, gıda ekosistemine ve sürdürülebilir enerji kaynaklarına vereceği zararlar tespit edilmeli bu zararları en aza indirmek için kamu otoritesi tarafından gerekli önlemler alınmalıdır. </span></li>
</ol>

<p></p>

<ol start="40">
	<li><span arial="" style="font-family:">Yapay zekâ sistemleri insan haklarını, çocuk haklarını ve kadın erkek eşitliğini ilkelerini zedeleyecek uygulamalar yapamaz.</span></li>
</ol>

<p></p>

<ol start="41">
	<li><span arial="" style="font-family:">Yapay zekâ sistemleri ülkenin eğitim sisteminin ve kültürünün gelişmesi ve iyileşmesi için katkı sağlamalıdır.</span></li>
</ol>

<p></p>

<ol start="42">
	<li><span arial="" style="font-family:">Yapay zekâ sistemleri ülkedeki öğretmenlerin eğitilmesi ve öğrencilerin uzaktan eğitim (e-learning) sistemlerinin kullanılmasına imkân sağlamalıdır.</span></li>
</ol>

<p></p>

<ol start="43">
	<li><span arial="" style="font-family:">Yapay zekâ sistemleri kullanılarak öğrencilere etik eğitimi verilebilmelidir. </span></li>
</ol>

<p></p>

<ol start="44">
	<li><span arial="" style="font-family:">Bilgiye ulaşmak için yapay zekâ sistemleri etkili bir şekilde kullanılmalıdır.</span></li>
</ol>

<p></p>

<ol start="45">
	<li><span arial="" style="font-family:">Yapay zekâ sistemleri işsizlerin iş bulmasına katkı sağlaması için geliştirilmelidir.</span></li>
</ol>

<p></p>

<ol start="46">
	<li><span arial="" style="font-family:">İnsan sağlığı konusunda yapay zekâ sistemleri aktif olarak çalışmalı ve insan sağlığını koruyacak uygulamalar yapmalıdır.</span></li>
</ol>

<p></p>

<ol start="47">
	<li><span arial="" style="font-family:">Yapay zekâ sistemleri, adil, sorumluk sahibi, sürdürülebilir ve şeffaf olmalıdır.</span></li>
</ol>

<p></p>

<ol start="48">
	<li><span arial="" style="font-family:">Yapay zekâ insanları tehdit etmek, korkutmak, kandırmak, aldatmak, yanıltmak, yanlış yönlendirmek maksatları ile kullanılamaz.</span></li>
</ol>

<p></p>

<ol start="49">
	<li><span arial="" style="font-family:">Yapay zekâ sistemleri insanlar tarafından anlaşılabilir, izah edilebilir, açık, şeffaf olmalı ve aynı zamanda denetlenebilir olmalıdır. Yetkili ve işinin ehli bağımsız dış denetim şirketleri tarafından denetlenebilir açıklıkta, şeffaflıkta ve anlaşılır şekilde olmalıdır.</span></li>
</ol>

<p></p>

<ol start="50">
	<li><span arial="" style="font-family:">Yapay zekâ sistemleri hiçbir maksatla ve nedenle manipülasyon yapmak maksatlı kullanılmamalıdır.</span></li>
</ol>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<ol start="51">
	<li><span arial="" style="font-family:">Yapay zekâ sistemleri çocuklar, göçmenler gibi yaralanabilir guruplar hakkında ön yargılı olmamalı, ayırımcılık ve taraf olacak şekilde kullanılmamalıdır.</span></li>
</ol>

<p></p>

<ol start="52">
	<li><span arial="" style="font-family:">Yapay zekâ sistemleri insan onurunu, insan haklarını, insanların iyiliğini, sorumluluğu, eşitliği, dayanışmayı, özerkliği, demokrasiyi, hukukun üstünlüğünü, hesap verebilmeyi, güveni ve güvenliği, data korumasını, gizliliği, kişisel verilerin korunmasını, sürdürülebilirlik, uluslararası kanunları ve bilgi mahremiyetini ön planda bulunduracak şekilde çalışmalıdır.</span></li>
</ol>

<p></p>

<ol start="53">
	<li><span arial="" style="font-family:">Yapay zekâ sistemleri her çeşit ayırımcılığı önlemeli, insanları propaganda, politik yönlendirme ve manipülasyondan korumalıdır.</span></li>
</ol>

<p></p>

<ol start="54">
	<li><span arial="" style="font-family:">Yapay zekâ sistemleri kullandıkları algoritmalar ve kurallar zinciri ile kararlar alabilir ve işlemler yapabilir ancak yapay zekâ sistemlerini kuran, algoritmalarını belirleyen ve çalışmasını sağlayan insan zekâsı ve insanların kurgusu ve çalışmaları olmalıdır.</span></li>
</ol>

<p></p>

<ol start="55">
	<li><span arial="" style="font-family:">Yapay zekâ sistemleri insanların ve toplumun iyiliği için çalışmalı ve insanlara ve topluma fayda sağlamak için geliştirilmelidir. </span></li>
</ol>

<p></p>

<ol start="56">
	<li><span arial="" style="font-family:">Yapay zeka sistemleri insanlara ve insanlığa zarar vermemeli ve insanlar tarafından kontrol edilebilmelidir.</span></li>
</ol>

<p></p>

<ol start="57">
	<li><span arial="" style="font-family:">Yapay zekâ sistemlerinde dört önemli özelliğin bulunması gerekir. 1) Hesap Verebilmek 2) Sorumlu Olmak 3) Anlaşılır Olmak ve 4) Şeffaf Olmak</span></li>
</ol>

<p></p>

<ol start="58">
	<li><span arial="" style="font-family:">Yapay zekâ sistemleri hukuk önünde gerçek kişi gibi mütalaa edilemez. Ancak yapay zekâ sistemleri hukuk önünde tüzel kişi olarak yaptıklarından sorumlu tutulmalıdır.</span></li>
</ol>

<p></p>

<ol start="59">
	<li><span arial="" style="font-family:">Yapay zekâ sistemleri bir kişiyi etkileyecek herhangi bir karar alıp uygulamadan önce alacağı karardan etkileyecek kişiyi önceden uyarmalı ve onun onayını almalıdır. </span></li>
</ol>

<p></p>

<ol start="60">
	<li><span arial="" style="font-family:">Yapay zekâ sistemlerini kullanarak kişisel bilgileri toplayan, biriktiren, analiz eden, başka şirketlere veren veya satan şirketler ve platformlar (Google ve Facebook gibi) topladıkları kişisel bilgilerle bilgi sahiplerine zarar verecek hiçbir tasarrufta bulunmamalıdır. Söz konusu bilgileri bilgi sahiplerinin yararına ve faydasına kullanmak zorundadırlar. </span></li>
</ol>

<p></p>

<ol start="61">
	<li><span arial="" style="font-family:">Yapay zekâ sistemlerinin doğru kararlar verip doğru uygulamalar yapabilmeleri için yapay zekâ sisteminin öğrenmesini sağlayacak verilerin, bilgilerin de doğru olması ve karar vermeye doğru katkı sağlayacak veriler ve bilgiler olması gerekir.</span></li>
</ol>

<p></p>

<ol start="62">
	<li><span arial="" style="font-family:">Yapay zekâ ile çalışan şoförsüz arabalar, hiçbir insana isteyerek ve bilerek zarar vermeyecek şeklide çalışmalıdır. </span></li>
</ol>

<p></p>

<ol start="63">
	<li><span arial="" style="font-family:">Yapay zekâ ile çalışan şoförsüz arabalar, insanları yaralayacak veya öldürecek hiçbir hareketi yapmamalı ve bu gibi durumlarla karşılaşmamak için sürat azaltma, acil fren yapma, direksiyon kırmak gibi gereken önlemleri alacak algoritmalar ile çalışmalıdır.</span></li>
</ol>

<p></p>

<ol start="64">
	<li><span arial="" style="font-family:">Yapay zekâ ile çalışan şoförsüz arabalar, sürüş emniyetini azalıp azalmadığını sürekli kontrol edebilmeli ve sürüş emniyetinin azaldığı veya yok olduğunu önceden algılayabilmelidir. Algıladıktan sonra arabayı emniyetli bir yere alıp, durup, sürüşü sonlandırabilmelidir. Aracın kullandığı yapay zekâ algoritmasının bu özelliğinin bulunması gerekir.</span></li>
</ol>

<p></p>

<ol start="65">
	<li><span arial="" style="font-family:">Yapay zekâ sistemlerinde kullanılan algoritmaların karar verirken toplum menfaatlerini kişisel menfaatlerin üstünde değerlendirmesi sağlanmalıdır. Toplum menfaati kişi menfaatinden önce gelmelidir.</span></li>
</ol>

<p></p>

<ol start="66">
	<li><span arial="" style="font-family:">Yapay zekâ sistemleri herhangi bir kişiyi etkileyecek bir karar almadan ve uygulama yapmadan önce söz konusu kişiyi uyarıp onun ön onayını almalıdır. Bu onayın kabul edilir bir onay olabilmesi için aşağıdaki beş unsurun laikiyle yapılması gerekir.<br />
	1) Kullanılacak bilgilerin ne şekilde, nasıl, hangi amaçla ve nerelerde kullanacağı konusunda detaylı bilgilendirme yapılmalıdır.<br />
	2) Kişinin yapay zekaya vereceği hakların kapsamı doğru olarak açıkça belirlenmelidir.<br />
	3) Yapay zekaya verilen yetkinin detaylı ve anlaşılır bir şekilde açıklanması gerekir.<br />
	4) Yapay zekanın yapacağı uygulama için bu uygulamadan etkilenen kişinin gönüllü olarak rızasının alınması gerekir.<br />
	5)Yapay zekanın yapacağı uygulama bu uygulamadan etkilenecek tüm taraflar için adil olmalıdır. </span></li>
</ol>

<p></p>

<p></p>
</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>KAPAK HABER</category>
      <guid>https://www.sanayicidergisi.com.tr/bulent-senver-yapay-zekada-hicbir-zaman-vicdan-olmayacak</guid>
      <pubDate>Sun, 16 Nov 2025 23:16:59 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sanayicidergisicomtr.teimg.com/crop/1280x720/sanayicidergisi-com-tr/images/haberler/2025/11/bulent_senver_yapay_zekada_hicbir_zaman_vicdan_olmayacak_h2437_35f23.jpg" type="image/jpeg" length="87269"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kerem Köfteoğlu: Çin’in yeni hedefi nitelikli üretimin geliştirilmesi]]></title>
      <link>https://www.sanayicidergisi.com.tr/kerem-kofteoglu-cinin-yeni-hedefi-nitelikli-uretimin-gelistirilmesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sanayicidergisi.com.tr/kerem-kofteoglu-cinin-yeni-hedefi-nitelikli-uretimin-gelistirilmesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[China Today Türkiye Şef Editörü Kerem Köfteoğlu,  “Çin Devlet Piyasa Düzenleme İdaresi iç tüketimi artırmaya yönelik kapsamlı çabaların bir parçası olarak gelecek yıldan itibaren üç yıllık bir eylem planının uygulanacağını duyurdu. Yapılan açıklamada, gelecek yıl kaliteli olan daha fazla fiziksel, online mağaza, market, restoran ve turistik bölgenin gelişimini teşvik edileceği kaydedildi.” dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong><span style="font-size:16px;">GİRAY DUDA</span></strong></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Dünyanın ikinci büyük ekonomik gücü olan Çin’in hızlı yürüyüşü dikkat çekiyor. ABD Başkanı Donald Trump’ın da en büyük rakip olarak nitelediği Çin’deki gelişmelerin boyutlarını, Çin’in hedeflerini ve planlarını Çin’in resmi yayınlarından China Today Türkiye’nin şef editörü Kerem Köfteoğlu ile konuştuk.</span></p>

<p><b><span style="font-family:"Arial",sans-serif">- Sayın Kerem Köfteoğlu, Çin ekonomisinin 2025'in üçüncü çeyreğinde bir önceki yılın aynı dönemine göre %4,8 büyüdüğü görülüyor. Gayrimenkul sektöründe devam eden yavaşlama ışığında, bu dirençli büyümeyi desteklediğine inandığınız diğer temel güçler veya ortaya çıkan sektörler hangileridir?</span></b></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif">- Çin küresel bazda ekonomideki öncü konumunu sürdürüyor. Çin'in 2021-2025 dönemini kapsayan 14. Beş Yıllık Plan’ın son döneminde gayri safi yurtiçi hasılasının 140 trilyon yuana ulaşması bekleniyor. Önümüzdeki yıldan itibaren yürürlüğe girecek olan 15. Beş Yıllık Plan’ın başlıca hedefleri arasında nitelikli gelişmenin ilerletilmesi, bilim ve teknoloji alanında kendi gücüne dayalı gelişmenin yükseltilmesi, reformun kapsamlı şekilde derinleştirilmesi ve halkın yaşam kalitesinde sürekli artışın sağlanması gibi konular bulunuyor.</span></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Bu temelde beş yıl daha çaba harcanarak, 2035 yılına kadar ekonomi, bilim ve teknoloji, savunma dahil kapsamlı ulusal kapasite ve küresel etkide büyük bir sıçrama yapılması hedefleniyor. Günümüzde Çin ekonomisinin yeni motorunu nitelikli üretici güçler belirliyor. Çin, bilim ve teknoloji alanında attığı adımlarla küresel sahnede yeni bir rol üstleniyor. Yapay zekâdan kuantum iletişime, uzaydan derin deniz keşiflerine uzanan bu dönüşüm, Çin ekonomisini yalnızca dönüştürmekle kalmıyor, küresel yönetişime de “Çin çözümü” sunuyor.</span></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Dünya Bankası, Çin ekonomisi için 2025 büyüme tahminini yüzde 4'ten yüzde 4,8'e yükseltirken, Çin hükümeti 2025 yılı için yüzde 5 civarında büyüme hedefliyor. Yerel yönetimlerin özel amaçlı borç tahvili çıkarma kotası 4,4 trilyon yuana (610 milyar dolar) yükseltilecek. Bu kotanın inşaat yatırımları, konut stoku satın alımı ve yerel yönetimlerin özel şirketlere vadesi geçmiş borç ödemelerinde kullanılacağını bildirildi. Bütçeden borç faizlerine ödenen paranın da yüzde 10,2 artarak 834 milyar 550 milyon yuan (114,86 milyar dolar) olması bekleniyor. </span></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><img class="detayFoto" src="https://sanayicidergisicomtr.teimg.com/sanayicidergisi-com-tr/images/upload/keremkofteoglumarket.jpg" /></span></p>

<p><b><span style="font-family:"Arial",sans-serif">TÜKETİCİ ODAKLI TEŞVİK ÖNLEMLERİ TALEP EDİLİYOR</span></b></p>

<p><b><span style="font-family:"Arial",sans-serif">- Çin halen deflasyonist baskılar yaşıyor. Çin hükümetinden iç talebi canlandırmak ve fiyatları istikrara kavuşturmak için nasıl önlemler bekliyorsunuz? </span></b></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif">- Çinli yetkililer, deflasyonist baskıları savuşturup, ihracata ve yatırıma olan bağımlılığını azaltmak amacıyla tüketici odaklı teşvik önlemleri alınması yönündeki baskıları arttırıyor. Konuyla ilgili bir plan hazırlandı. Açıklanan planda, esnek istihdamı ve genel hastanelerde geceleri çocuk polikliniklerinin açılmasının uygulamasını, topluluk ve işveren tarafından yürütülen çocuk bakımı hizmetleri de teşvik edilmesi gerektiğini savunuyor. Kentsel ve kırsal gelirlerin artırılması çağrısında bulunulurken, çiftçilerin gelirlerinin konut reformları gibi önlemlerle artırılması gerektiği belirtildi. </span></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Çin Devlet Piyasa Düzenleme İdaresi de iç tüketimi artırmaya yönelik kapsamlı çabaların bir parçası olarak gelecek yıldan itibaren üç yıllık bir eylem planının uygulanacağını duyurdu. Yapılan açıklamada, gelecek yıl kaliteli olan daha fazla fiziksel, online mağaza, market, restoran ve turistik bölgenin gelişimini teşvik edileceği kaydedildi. </span></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Çin Ulusal İstatistik Bürosu'na göre, Çin’in tüketim mallarının perakende satışları yılın ilk 11 ayında yıllık bazda yüzde 3,5 artışla 44 trilyon 300 milyar yuana (yaklaşık 6 trilyon 160 milyar ABD dolarına) ulaştı. Tüketim mallarının çevrimiçi perakende satışları yüzde 7,4 artışla yaklaşık 14 trilyon yuanı buldu.</span></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Tüketim cephesinde Çin'in otomobil, buzdolabı, çamaşır makinesi ve klima gibi temel ürünlerde yıllık trilyonlarca yuanlık bir talep oluşturabileceği ileri sürülüyor. Çinli yetkililer, yüksek kaliteli gelişimin derinleşmesiyle birlikte ekipman yenileme alanındaki yıllık yatırım talebinin 5 trilyon yuanı aşacağını söylüyor.</span></p>

<p><b><span style="font-family:"Arial",sans-serif">‘49 BİNE YAKIN YABANCI ŞİRKET KURULDU’</span></b></p>

<p><b><span style="font-family:"Arial",sans-serif">- Sabit sermaye yatırımları, yılın ilk dokuz ayında beklentilerin aksine daralma var. Bu nadir görülen düşüşün altında yatan sebepler nelerdir?</span></b></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif">- Çin Devlet Döviz İdaresi’nin verilerine göre, bu yılın ilk üç çeyreğinde Çin'in yurt dışı ödeme ve tahsisat toplam hacmi, geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 10,5 artışla 11,6 trilyon dolara ulaşarak yeni bir rekor seviyeye ulaştı.</span></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Sınır ötesi net sermaye girişleri 119,7 milyar ABD dolarını bulurken, bankaların döviz alım-satım fazlası 63,2 milyar ABD doları olarak gerçekleşti. Her iki gösterge de geçen yılın aynı döneminde kaydedilen seviyeleri aştı. Bu yılın başından beri Çin döviz piyasasında istikrarın korunduğu, piyasanın güçlü dayanıklılık ve canlılık sergilediği belirtildi.</span></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Ayrıca 2025 yılının ilk 9 ayında fiilen kullanılan yabancı sermaye miktarının geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 10,4 oranında azalarak 573 milyar 750 milyon yuana (yaklaşık 80 milyar 800 milyon dolar) gerilediği bildirildi. Aynı dönemde, ülkede yeni kurulan yabancı sermayeli şirket sayısının yüzde 16,2 oranında artarak 48 bin 921’e yükseldiği belirtildi. </span></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Öte yandan Çin Ticaret Bakanlığı, 2026-2030 yıllarını kapsayan 15. Beş Yıllık Plan döneminde dışa açılım politikasını genişleteceklerini açıkladı. </span></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><img class="detayFoto" src="https://sanayicidergisicomtr.teimg.com/sanayicidergisi-com-tr/images/upload/keremkofteoglurobot1.jpg" /></span></p>

<p><b><span style="font-family:"Arial",sans-serif">“YAPAY ZEKA KULLANICI SAYISI 500 MİLYONU AŞTI”</span></b></p>

<p><b><span style="font-family:"Arial",sans-serif">- "2025 Yapay Zeka Endüstrisi Manzarası Raporu", Çin'in YZ endüstrisinin gelişimini ve uluslararası genişlemesini aktif olarak teşvik ettiğini vurguluyor. Çin'in mevcut YZ geliştirme stratejisinin en dikkat çekici özellikleri ve küresel etkileri nelerdir?</span></b></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif">14. Beş Yıllık Plan döneminin sonuna yaklaşılırken Çin, son beş yılda dijitalleşme, ağ yapısı ve yapay zekâ teknolojileri alanlarında önemli ilerlemeler kaydetti. Ülke, üretken yapay zeka alanında yeni bir döneme girdi. Ülkedeki yapay zeka kullanıcı sayısı 500 milyonu aşarken dijital altyapı, akıllı eğitim ve sanayi dönüşümünde küresel liderlik hedefi de güçleniyor.</span></p>

<ol style="list-style-type:lower-roman">
	<li><span style="font-family:"Arial",sans-serif">dijital altyapısı hem ölçek hem teknoloji bakımından dünya genelinde öncü konumda. Çinli şirketler, insansı robotlar ve akıllı terminaller gibi alanlarda sürekli yenilik geliştiriyor.</span></li>
</ol>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Ülkede 10 binden fazla akıllı fabrika faaliyette bulunuyor ve bu tesisler imalat sanayisinin yüzde 80’inden fazlasını kapsıyor. Tüketici alanında ise akıllı ev sistemleri ve giyilebilir teknolojiler hızla yeni bir yaşam tarzı haline geliyor. Çin genelinde 1 milyar 200 milyondan fazla sağlık sigortası kodu kullanıcısı bulunuyor. Eyaletler arası sağlık hizmeti ödeme sistemi 560 milyondan fazla kişiye hizmet veriyor. Ayrıca 1 milyar 70 milyon kişi elektronik sosyal güvenlik kartı kullanıyor, bu da nüfusun yüzde 75’inden fazlasına denk geliyor.</span></p>

<p><b><span style="font-family:"Arial",sans-serif">“GELENEKSEL FABRİKALARI AKILLI HALE GETİRECEKLER”</span></b></p>

<p><b><span style="font-family:"Arial",sans-serif">- Yapay zekada küresel rekabet yoğunlaşırken, Çin teknolojik yenilik ve uluslararası standartlarla ilgili zorluklarla nasıl baş etmeyi planlıyor? Türk teknoloji şirketleri veya araştırma kurumları için bu çerçevede fırsatlar var mı?</span></b></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Çin’in AI + Üretim girişimi, yapay zekayı ülkenin endüstriyel tabanına entegre etmeye yönelik stratejik bir çabadır. Girişim, geleneksel fabrikaları akıllı, esnek ve son derece verimli üretim sistemlerine dönüştürmeyi içeriyor. </span></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Yapay zekayı üretime entegre etme sürecini hızlandıran Çin’de, değeri 70 milyar ABD dolarını aşan 4.300'den fazla şirket var. Çin’in yapay zeka endüstrisinin, 2030 yılına kadar değerinin 140 milyar ABD dolarına yükseltmesi bekleniyor.</span></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Çinli yetkililer, yeni enerji araçları, havacılık, biyomedikal gibi endüstrilerde yapay zeka destekli robotlar, dijital ikizler ve akıllı kalite kontrol sistemlerinin dağıtımı hızlandırılacaklarını açıkladı. Çin, üretim hatları, tedarik zincirleri ve Ar-Ge süreçleri boyunca zekayı entegre ederek, yüksek kaliteli, özelleştirilmiş ve dayanıklı endüstriyel çıktılar üretebilen yeni nesil "akıllı fabrikalar" yaratmayı hedefliyor. Ana hedefler arasında, otomotiv, havacılık, elektronik, biyomedikal, yeşil üretim, yapay zeka destekli robotlar, kestirimci bakım, kalite kontrolü, dijital ikizler, tasarım ve geliştirme için üretken yapay zekanın benimsenmesi gibi konular bulunuyor. Bu yıl Çin'den çıkan DeepSeek gibi bazı büyük dil modelleri dünya çapında büyük bir başarı yakaladı. Alibaba'nın geliştirdiği Qwen, ByteDance'in Doubao ve Baidu'nun Ernie yapay zeka modelleri de yaygın kullanılıyor.</span></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><img class="detayFoto" src="https://sanayicidergisicomtr.teimg.com/sanayicidergisi-com-tr/images/upload/keremkofteoglurobot2.jpg" /></span></p>

<p><b><span style="font-family:"Arial",sans-serif">“TÜRK GİRİŞİMCİLER ÇİN’İ YAKINDAN İZLEMELİ”</span></b></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Türk girişimcilerin Çin’in Yapay Zeka Artı inisiyatifini yakından izlemesinde yarar var. Çin verimliliği artırıp, yeni ekonomik kalkınma fırsatları yaratmak için yapay zeka çözümlerine odaklanıyor. Uzmanlar, Çin’in yapay zekayı geleneksel endüstrilere entegre etmesinin Türkiye için önemli bir fırsat sunduğunu belirtiyor. Çin’in ileri teknolojik gücü ve zengin deneyimi var. Türkiye’nin de bölgede çeşitlilik içeren bir dijital ekosistem kurma arzusu var. Bu deneyim ve arzu arasında tamamlayıcı ve sinerjik ilişkiler kurulabilir.</span></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Türkiye, Çinli yapay zeka uzmanlarını ülkeye çekmek amacıyla “teknik vize programı” uygulayabilir. Yapay zeka alanında çalışan doktora sonrası araştırmacılar ve yüksek öğrenim öğrencilerine de burslar verilebilir. İki ülkenin gelecekte yapay zeka alanında teknoloji araştırma ve geliştirme, senaryo uygulama, personel eğitimi gibi konularda derinlemesine işbirliğine yönelmesi gerekiyor.</span></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Türkiye’nin önde gelen teknoloji şirketleri Çin’in başta dijital teknolojiler olmak üzere, yapa zekada ulaştığı seviyeyi dikkate alarak bu alanlarda rekabet etmek yerine iş birliğini geliştirmeye odaklanmalı. Çinlilerle ortaklık kurarak know-how transferiyle Türkiye’de hizmet üretip Avrupa ve ABD pazarına Türk markası olarak satabilirler. Devletin de bu alanı özel teşvik kapsamına almasında yarar var. </span></p>

<p><b><span style="font-family:"Arial",sans-serif">‘TİCARET SAVAŞLARI NEDENİYLE ÇİN, TÜRKİYE’YE YÜZÜNÜ DÖNDÜ”</span></b></p>

<p><b><span style="font-family:"Arial",sans-serif">- Halen Türkiye'de faaliyet gösteren Çinli şirket sayısı ve toplam yatırımları ne kadardır? Türkiye, Çinli şirketler için neden stratejik bir tercih haline geldi ve Türkiye, Çin'in Bir Kuşak Bir Yol Girişimi gibi daha geniş uluslararası stratejileri içinde hangi rolü oynuyor?</span></b></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif">- Halihazırda Türkiye'de irili-ufaklı 1200'den fazla Çinli şirket faaliyet gösteriyor. Çin sermayesinin Türkiye'deki toplam yatırımların da 7 milyar doları aştığı tahmin ediliyor. Bilindiği üzere günümüzde ABD ile Çin arasındaki ticaret savaşı giderek kızışıyor. Uzmanlar bu durumun Çin sermayesinin Türkiye'yi daha yakın markaja almasına yol açtığını belirtiyor. AB pazarında avantajlı olmak isteyen Çin, Türkiye'deki yatırımlarını giderek artırıyor. Çin, özellikle Avrupa Birliği (AB) pazarında güçlenmek için Türkiye'yi bir üretim üssü haline getiriyor. Nitekim BYD, Chery ve SWM Motor dan Türkiye’de yatırım yapacaklarını açıkladı. </span></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Dünyanın önde gelen bankacılık devlerinden Bank of China ’ya bağlı Bank of China Türkiye’nin Ankara şubesi hizmete açıldı. Ülkemizde, Bank of China Türkiye’nin katkısıyla tamamlanan Kumport Limanı ve Çanakkale Köprüsü gibi büyük ölçekli ve simgesel projeler bulunuyor. Bank of China Türkiye’nin iki ülke arasında finansal ve ekonomik ilişkileri derinleştirmesi bekleniyor. </span></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><img class="detayFoto" src="https://sanayicidergisicomtr.teimg.com/sanayicidergisi-com-tr/images/upload/keremkofteogluliman.jpg" /></span></p>

<p><b><span style="font-family:"Arial",sans-serif">‘ÇİNLİ OTOMOTİV DEVLERİNİN YATIRIMLARI SÜRÜYOR’</span></b></p>

<p><b><span style="font-family:"Arial",sans-serif">- Son dönemde, Çinli otomotiv devleri BYD, Chery ve SWM Motor gibi şirketlerin Türkiye'de üretim üssü kurmayı planlaması gibi büyük yatırımlar sıklıkla gündeme geliyor. Bu yatırımların gerçekleşme olasılığı nedir? Türkiye'nin mevcut otomotiv tedarik zinciri için nasıl bir sinerji yaratabilir? Türk otomotiv tedarikçileri bu yeni ekosisteme nasıl daha iyi entegre olabilir?</span></b></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif">- BYD, Manisa'da 1 milyar dolarlık yatırımla yıllık 150 bin araç kapasiteli bir fabrika kurmayı planlıyor. 2026’da hizmete girmesi beklenen fabrika tamamlandığında yaklaşık 5 bin kişiye istihdam sağlayacak. Otomotivdeki bir diğer önemli Çin yatırımı da Chery markasından geldi. Çinli şirketin Samsun'da 1 milyar dolara mal olacak bir otomobil fabrikası yatırımı yapacağı açıklandı. Bu arada BYD’nin Türkiye yatırımında gecikme olduğu iddiaları üzerine, bunun doğru olmadığını açıklayan resmi kaynaklar, BYD ve Chery’nin yatırım süreçlerinin planlandığı gibi ilerlediğini belirtti.</span></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Çin'in önde gelen otomotiv üreticilerinden SWM Motor ise Temmuz 2024'te resmi internet sitesinden yaptığı açıklamada, Balkan ülkeleri ve AB pazarına yönelik olarak yıllık 50 binden fazla araç üretim kapasitesine sahip bir üretim tesisini Türkiye'de kuracağını ilan etti.</span></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Türkiye iç pazarının otomotivde 1 milyon adetlik bir pazar olduğuna dikkat çeken sektör temsilcileri, fosil yakıtlı araç üretimine son verilmesi tartışılıyorken, böylesi dönemde bu yatırımların son derece önemli olduğunu hatırlatıyor. Dolayısıyla, dünyanın en büyük elektrikli araç üreticisinin ülkemizde üretim yapacak olmasının, endüstrimizi bir adım ileriye götüreceğine inanılıyor. Dünyada elektrikli araç dönüşümünün liderliği Çin’e ait. Oluşan bilgi birikiminden üreticilerimiz de faydalanabileceği, tedarik endüstrimizin de elektrikli araç teknolojisine üretimine olumlu katkı yapması bekleniyor. Türkiye’nin otomotiv yan sanayinde ulaştığı seviyenin Çin’in üretim kapasitesiyle birleştirilmesi halinde bu alanda ortaya ciddi sonuç çıkacağı belirtiliyor. </span></p>

<p><b><span style="font-family:"Arial",sans-serif">‘NADİR TOPRAK ELEMENTLERİ KONUSUNDA İŞBİRLİĞİ YAPILABİLİR’</span></b></p>

<p><b><span style="font-family:"Arial",sans-serif">- Çinli şirketler enerji, altyapı ve madencilik gibi alanlarda da güçlü bir ilgi gösteriyor. Otomotiv dışındaki bu sektörlerden hangilerinin, Türk sanayicileri için kısa ve orta vadede en umut veren iş birliği fırsatlarına sahip olduğuna inanıyorsunuz?</span></b></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Çin merkezli Kaishan Group, Türkiye'deki ilk yatırımına ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Çinli firmanın İZBAŞ'ta 20 bin metrekare alanda 1 milyar dolarlık tesis yatırımı yapacağı belirtiliyor. Çin'in elektrik-elektronik, makine ve yenilenebilir enerji sektöründe dev şirketlerinden biri olan Wetown Electric Group CO'nun da Adana ve Denizli'de yatırım arayışında olduğu ifade ediliyor. </span></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Öte yandan Türkiye'nin nadir toprak elementleri rezervlerini işlemek için de Çin devleti ile iş birliği görüşmeleri yaptığı ileri sürülüyor. Nadir toprak elementleri batarya üretiminden akıllı telefonlara, rüzgâr türbinlerinden ileri teknoloji savunma sanayine kadar birçok stratejik alanda hayati önem taşıyor. </span></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı verilerine göre Türkiye, nadir toprak elementleri rezervi açısından dünyada Çin’in ardından ikinci sırada bulunuyor. Beylikova sahasında 17 elementin 10’una rastlanırken, lantan, seryum, neodim ve praseodim gibi kritik elementler açısından zengin içerik dikkat çekiyor.</span></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Maden Tetkik ve Arama (MTA) Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen sondaj ve analiz çalışmalarında, bu sahalarda stratejik değere sahip nadir elementlerin varlığı doğrulandı. ‘Stratejik maden’ statüsünde değerlendirilen bu kaynakların, Eti Maden gibi devlet kurumları eliyle işlenmesi ve katma değerli ürünlere dönüştürülmesi planlanıyor. Türkiye’nin sahip olduğu bu güçlü rezervler, ülkeyi küresel nadir element tedarik zincirinde kilit bir alternatif konumuna taşıyor. Dolayısıyla bu konuda kazan-kazan formülünde, dünyanın en büyük nadir element kaynaklarına sahip Çinle geliştirilecek ortaklıklar iki tarafın da yararına olacaktır. </span></p>

<p><b><span style="font-family:"Arial",sans-serif">“ORTA KORİDOR TÜRKİYE’YE BÜYÜK KAZANÇ SAĞLAR”</span></b></p>

<p><b><span style="font-family:"Arial",sans-serif">- Orta Koridor'un önemi nedir, Çin pazarına girmek veya Çinli şirketlerle ortaklık kurmak isteyen Türk sanayiciler ve yatırımcılar için en yaygın karşılaşılan zorluklar nelerdir ve hangi temel stratejik tavsiyeleri verirsiniz?</span></b></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif">- Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 12 Ekim 2022 tarihinde yapmış olduğu Kazakistan ziyareti ile yeniden gündeme gelen ‘‘Orta Koridor’’ ulaşım hattı, sağladığı güvenlik ve zaman tasarruf ile Türkiye’nin uluslararası ticaretteki rolünü güçlendiriyor.</span></p>

<ol start="8" style="list-style-type:lower-alpha">
	<li value="3215750"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Uluslararası Taşımacılık Koridoru’’ ya da yaygın adıyla Orta Koridor, merkezinde Azerbaycan, Gürcistan, Kazakistan, Kırgızistan, Türkiye ve Özbekistan’ın yer aldığı, Asya’dan Avrupa’ya kara yoluyla bağlanan çok modlu bir ulaşım güzergâhıdır. Orta Koridor, bölgesel ölçekte ulaşım altyapısını geliştirerek Türkiye ile Kafkasya ve Orta Asya ülkeleri arasındaki ticari ve ekonomik ilişkilerinin geliştirilmesin önemli role sahip. Orta Koridor, Küresel ölçekte ise ‘‘Kuşak ve Yol Girişimi’’nin bir parçası olarak Avrupa ülkeleri ile Çin arasında yıllık 600 milyar doları aşan ticari ve ekonomik ilişkiler için çok önemlidir. </span></li>
</ol>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Çin’den kalkıp, Türkiye üzerinden Avrupa’ya ulaşan Avrupa yük trenlerinin dönüş seferlerini iyi kullanmamız gerekiyor. Söz konusu trenler yüklerini boşaltıp Çin’e döneceklerinde vagonlarına yüksek kaliteli Türk ürünlerini yükleyip, Çin üzerinden Asya ülkelerine pazarlayabiliriz. Bu trenlerden daha fazla yararlanmanın yollarını araştırmalıyız.</span></p>

<p></p>

<p><b><span style="font-family:"Arial",sans-serif">KUTU: </span></b></p>

<p><b><span style="font-size:14.0pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Türk ve Çinli girişimciler ortaklıklar kurabilir</span></span></span></b></p>

<p><b><span style="font-family:"Arial",sans-serif">- Önümüzdeki 3-5 yıla baktığınızda, Türkiye-Çin ekonomik ilişkilerinin seyri hakkındaki görüşünüz nedir? Türk iş dünyasının odaklanmasını önereceğiniz yeni büyüme alanları veya iş birliği modelleri nelerdir? </span></b></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif">-Son dönemdeki Türkiye ve Çin ilişkilerinin yakınlaşmasında rol oynayan siyasi faktörler incelendiğinde, iki ülke ilişkilerini yakınlaştıran sistemsel ve bölgesel birtakım gelişmelerin yaşandığı görülüyor. Öncelikle uluslararası sistemdeki ABD-Çin rekabeti, çok kutupluluk çabaları, BRICS gibi yeni oluşumların ağırlık kazandığını belirtmekte yarar var. Türkiye’nin bazı konularda Batı ile yaşadığı sorunlar Çin ile ilişkilerin yakınlaşmasına ve iş birliklerinin hızlanmasına neden oluyor. </span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Orta Koridor ve Kuşak ve Yol Girişimi (KYG) asında bir uyum var. Buradaki “bağlantısallıktan” iyi yararlanmalıyız. KYG’nin Orta Koridor ile entegrasyonunun sağlanması halinde Türkiye’nin Orta Asya’nın yanı sıra Orta Doğu için de Çin ile ticaretine katkı sağlaması mümkün olur. KYG, kendi yatırım ve finansman kanallarını da oluşturdu. Ağustos 2023 itibarıyla fondan 75 projeye 22 milyar dolar yatırım yapıldı. Türkiye’nin KYG kapsamında oluşturulan altyapı fonlarından daha fazla yararlanacak projeler üretmesi gerekiyor. </span></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Son dönemde ikili ilişkilerin bir başka boyutunu ise Türkiye’nin BRICS ve Şanghay İş birliği Örgütü üyeliği konuları oluşturuyor. BRICS, özellikle nüfus ve ekonomi açısından Küresel Güney’in kayda değer bölümünü temsil eden önemli bir diyalog platformu olarak öne çıkıyor. </span></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Çin'in kalkınma modeli, Küresel Güney ülkeleri için yeni bir referans sunuyor. Çin'in başarısı, yüksek teknoloji ürünlerini basitçe ithal etmekten ziyade, onları özümseyip yeniden inovasyona tabi tutmaktan kaynaklanıyor. Türkiye, bu modeli örnek alabilir. </span></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Türk girişimciler, Çinle geliştirecekleri ortaklıklar sayesinde, Çin üzerinden Asya pazarına yüksek kaliteli marka ürünleri, fintech, gıda, yeşil enerji, finansal ve dijital hizmetler alanlarında ortaklıklar sayesinde olanaklarını arttırabilir. Çin güneş, rüzgar veya bataryada ciddi maliyet avantajına sahip. Bir örnek vermek gerekirse güneş enerjisinde Çin'de kilovat başına 200 doların altında olan maliyetler ABD'de yaklaşık 450 doları buluyor. Çin’in bu alandaki bilgi birikiminden yararlanıp, oradan enerji transferi yapmalıyız. </span></p>

<p></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif">--</span></p>

<p><b><i><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Resimaltı: China Today Türkiye şef editörü Kerem Köfteoğlu, 5. Çin – Türkiye İletişim Forumu’nda Çin’in bir önceki Türkiye Büyükelçisi Liu Shaobin'e dergisini anlatıyor. (Tüm görseller China Today Türkiye arşivinden derlenmiştir)</span></i></b></p>

<p></p>

<p><b><span style="font-family:"Arial",sans-serif">KUTU KUTU1</span></b></p>

<p><b><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Çin Pazarına Girmek İsteyen Girişimcilere Öneriler</span></b></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Çinli firmalarla iş yaparken, ülkenin kendine has kültürel özellikleri, adetleri ve davranış şekilleri olduğunu aklınızdan çıkarmayın.</span></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Çinlilerle iş yapacaksanız onların yoğun kullandığı sosyal medya platformu WeChat hesabı edinin.</span></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Çin’de batılı kredi kartları yerine, kendi sistemleri Union Pay, Alipay gibi sistemler tercih ediliyor. WeChat hesabınızı ödeme de yapabilecek hale getirmenizde yarar var.</span></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Çinlilerin doğrudan bir “hayır” yerine “düşüneceğim”, “göreceğiz” gibi ifadeler kullanıldığını aklınızın bir köşesinde tutun.</span></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Çin’in “ucuz ülke” olmaktan hızla uzaklaşıp, yüksek kaliteli üretime geçtiğini unutmayın</span></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Görüşmelerde yanınızda Çince bilen birini almayı ihmal etmeyin, mutlaka pazarı iyi bilen bir danışmanla çalışın</span></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Çinle düşük maliyetli üretimle rekabeti aklınızdan çıkarıp, yüksek ve katma değerli üretime odaklanın</span></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Çinlilerle ortaklık kurarak know-how transferiyle Türkiye’de üretim yaparak Avrupa ve ABD pazarına yönelmeye çalışın</span></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Çin’deki satıcı şirketler ve temsilcileriyle yazışmalarınızı mümkün olduğu ölçüde kurumsal e-posta adresleri üzerinden yapın. Çin’deki satıcı şirket hakkındaki adres, iletişim, yasal mümessil, ticaret sicil kayıtlarını sözleşme yapmadan önce talep edin.</span></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Alım-satım konusu mal bedelini muhakkak surette sözleşmede kararlaştırılan ve Çin’deki satıcının şirket hesabına ödeyin. Ödemeleri muhakkak banka yoluyla yapmak, hiçbir surette kuyumcu, dövizci vasıtasıyla veya wechat/alipay gibi ödeme yöntemleri üzerinden şahsi hesaplara ödeme yapmayın. .</span></p>

<p></p>
</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>KAPAK HABER</category>
      <guid>https://www.sanayicidergisi.com.tr/kerem-kofteoglu-cinin-yeni-hedefi-nitelikli-uretimin-gelistirilmesi</guid>
      <pubDate>Sun, 16 Nov 2025 22:52:16 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sanayicidergisicomtr.teimg.com/crop/1280x720/sanayicidergisi-com-tr/images/haberler/2025/11/kerem_kofteoglu_cinin_yeni_hedefi_nitelikli_uretimin_gelistirilmesi_h2436_d8fc1.jpg" type="image/jpeg" length="80768"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dr. Ahmet Temiroğlu: İhracat müşterin hazır değilse Mısır’a gitme]]></title>
      <link>https://www.sanayicidergisi.com.tr/dr-ahmet-temiroglu-ihracat-musterin-hazir-degilse-misira-gitme</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sanayicidergisi.com.tr/dr-ahmet-temiroglu-ihracat-musterin-hazir-degilse-misira-gitme" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Özen Mensucat Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Temiroğlu, “Mısır, total olarak baktığınızda, konfeksiyon ağırlıklı olduğu zaman düşük işçi ücretleriyle birlikte belki avantajlı olabiliyor. Hazır müşterileri varsa o zaman iyi. Yani Mısır'da mal satmayacaklar, müşteri aramayacaklar, Avrupa'da veya Amerika'da hazır müşterileri varsa Mısır işte onlar için cazip olabiliyor.” dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px;"><strong>GİRAY DUDA</strong></span></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Özellikle tekstil sektöründe Türkiye’deki kimi fabrikaların Mısır’a taşınması konusu aylardır yaygın biçimde konuşuluyor. Özen Tekstil Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Temiroğlu ile Mısır’daki üretim gerçeğini ele alan bir söyleşi yaptık.</span></span><br />
 </p>

<p><b><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">- Sayın Ahmet Temiroğlu, konumuz Türk tekstil kuruluşlarının Türkiye’deki fabrikalarını kapatıp Mısır'a göç etmesi. Bir efsane haline geldi, herkesin dilinde. Siz de geçenlerde Mısır’a gidip geldiniz. Oradaki yatırımlarınızda inceleme yaptınız. Siz Mısır'a ilk kez ne zaman gittiniz? Mısır’daki yatırımlar ne zaman başladı sizde? </span></span></b></p>

<p></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">- 2008 yıllarında falan gittik biz. Yani Mısır'da o zaman gittiğimiz zaman cazip gibi görünüyordu. Ama işin içerisine girdiğimiz zaman cazibesinin olmadığını gördük. </span></span></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Çünkü işçilik verimi düşük oluyor. Ondan sonra enerji ucuz ama su pahalı. Böylece enerji artı su neredeyse Türkiye'deki gibi aynı yüksek fiyata çıkıyordu. </span></span></p>

<p></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Bu arada onlardaki sanayi kültürü çok gelişmemişti. İşçi işe giriyor ama sanki senin evladınmış gibi, bana bakacaksın diye düşünüyor. İşte böyle komplikasyonlar vardı.</span></span></p>

<p><img class="detayFoto" src="https://sanayicidergisicomtr.teimg.com/sanayicidergisi-com-tr/images/upload/ahmettemiroglumYskYrosb.jpg" /></p>

<p><b><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">“İŞ AHLAKI GELİŞMEMİŞ”</span></span></b></p>

<p></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Yani, mesela iş kültürü, iş ahlaki yok. Mesela diyelim ki iş yapıyorsunuz orada, kendi müşterinizin Mısır'daki ofisine faks attığınız zaman karşılık görmüyorsunuz. Adamlar parayı vermiyorlar. Yani mal almayı biliyorlar ama parasını ödeme kültürleri yok.</span></span></p>

<p></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Ticaret kültürleri yok. Evet, adam senin paranı vermemeyi, senin paranı kesmeyi, senin paranı kısmayı, senin paranı ödememeyi ahlaksızlık falan değil de, ticaret kurnazlığı, ticareti bir ustalık olarak görüyor. Bu çok kötü bir şey tabii. Siz aslında kendi ürününüzü peşin para harcayarak üretiyorsunuz, bir masraf yapıyorsunuz ama böyle bir durum ile karşı karşıya kalıyorsunuz. </span></span></p>

<p></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">İşin içine girdiğiniz zaman orada da yine aynı şekilde rekabet var, sizden daha ucuz yapanlar var. Yani sonuçta herkese Mısır çok cazip gibi görünüyor ama orada çalışmaya başlayınca o kadar da cazip olmadığını net biçimde görüyorsunuz. </span></span></p>

<p></p>

<p><b><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">“MISIR’DA MAL SATMAYACAK, MÜŞTERİ ARAMAYACAKSAN..”</span></span></b></p>

<p></p>

<p><b><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">- Bu yıl Türkiye’de tekstil sektöründe büyük sıkıntılar yaşandı. Fabrikalar kapandı, iflaslar, konkordatolar arka arkaya açıklandı. Ayrıca kimi büyük firmalar da Türkiye’deki fabrikaları kapatıp Mısır’a gideceklerini açıkladılar. Elbette çok sayıda işçi de işsiz kaldı. Bunları nasıl değerlendiriyorsunuz?</span></span></b></p>

<p></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">- Büyük şirketler, mesela Eroğlu, Colin’s Mısır’a gittiğini açıkladılar. Total olarak baktığınızda, konfeksiyon ağırlıklı olduğu zaman düşük işçi ücretleriyle birlikte belki avantajlı olabiliyor. Hazır müşterileri varsa o zaman iyi. Yani Mısır'da mal satmayacaklar, müşteri aramayacaklar, Avrupa'da veya Amerika'da hazır müşterileri varsa Mısır işte onlar için cazip olabiliyor. </span></span></p>

<p></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Orada bir altyapı da yok. Sonuçta Türkiye'de kendi altyapısı sağlam olan firmalar orada başarılı olabiliyor. Yani modelhanesi olan, montajcıları olan, tasarım ofisi olan, Türkiye'de yapılanması güçlü olan firmalardan söz ediyorum. Belki Türkiye'deki o yapılanmayı da muhafaza ederek oradaki işçileri sadece emek yoğun işlerde çalıştırmak üzere oraya gidiyorlar. </span></span></p>

<p></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Ben Mısır'a gitim yakın zamanda. ‘Aman aman Mısır kaynıyor, herkes hücum etmiş, sürekli fabrikalar kuruluyor’ gibi bir durum da yok. Sonuçta ufak ufak firmalar, bazı gelenler var. Oraya şimdi gitsem müşteri de bulamayabilirim. Çünkü sonuçta yine yoğun bir rekabet var. Ben çok da cazip görmedim Mısır'ı. </span></span></p>

<p><img class="detayFoto" src="https://sanayicidergisicomtr.teimg.com/sanayicidergisi-com-tr/images/upload/ahmettemiroglumYsYrosbspot.jpg" /></p>

<p><span style="tab-stops:35.15pt 410.1pt"><b><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">“ÖYLE TEKSTİL ÜLKESİ GİBİ DEĞİL” </span></span></b></span></p>

<p></p>

<p><b><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">- Sizin gitmenizden bu yana epey zaman geçmiş. 17 yıldır oradasınız. Zaman içinde biraz değişen bir şeyler olmuştur herhalde. </span></span></b></p>

<p></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">- Çok az değişim oldu. Şu anda da fabrika orada hala devam ediyor ama dediğim gibi kapasitesi dolmuyor. Fiyat tutturamıyoruz. Yani Türkiye'ye bile oradan kumaş göndermeye fiyat tutmuyor. Türkiye'de şu anda daha ucuz oluyor. Yani bu Türkiye'deki TL'nin pahalı olmasından kaynaklanıyor tabi ki. Ama dediğim gibi, Mısır deyince bizim 20-30 sene önce Türkiye'deki o tekstil ülkesi gibi değil. Öyle bir ortam yok, öyle bir şey yok. </span></span></p>

<p></p>

<p><b><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">- Mısır’dan ABD'ye ihracatta galiba bir kolaylık var değil mi?</span></span></b></p>

<p></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">- Mal bedelinin belirli bir kısmını, yüzde 10’unu İsrail’den alman kaydıyla Amerika’ya ihracat açısından bir avantaj var, vergi avantajları var. Dediğim gibi, müşteriniz var, hazır, altyapınız Türkiye'de kuvvetli ise gidip orada konfeksiyonlara işçilik yaptırabilirsiniz. </span></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Biz tasarımı her yönüyle burada yapıyoruz. Altyapımız güçlü. Sadece emek kısmını, işçi kısmını oraya gönderiyoruz. Biz sadece Mısır'da sattığımız malları yaptırıyoruz.</span></span></p>

<p></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">LC Waikiki yurt dışına gidiyor deniliyor ama bu gidişin içeriği, kapsamı şöyle. LC Waikiki‘nin Mısır’da fabrikası yok. Bizim gruba bağlı Fetih Tekstil’in fabrikaları var. Onlar da LC Waikiki‘ye çalışmıyorlar ihracat yapıyorlar. LC Waikiki‘nin direkt fabrikası yok Mısır’da.</span></span><br />
 </p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">LC Waikiki’nin orada ofisleri var. O ofisler Mısır’da konfeksiyon üretimi yaptırıyorlar fason olarak. Mısır’lı fabrikalarda konfeksiyon diktiriyorlar. Yani organizasyon var fabrika yok. Aynı şekilde Bangladeş’te, Pakistan’da, Hindistan’da, Çin’de de var ofisleri. LC Waikiki yurt içinde sattıklarını yurt içinde üretiyor. Yurt dışında sattıklarının bir kısmını yurtdışında üretmeye çalışıyor ama hepsini de üretemiyor ancak bir kısmını üretebiliyor. Teknik sebeplerden dolayı. Dolayısıyla LC Waikiki’nin üretimi çoğunluğu gene yurt içinde oluyor.</span></span></p>

<p><img class="detayFoto" src="https://sanayicidergisicomtr.teimg.com/sanayicidergisi-com-tr/images/upload/ahmettemiroglumYsYratolye.jpg" /></p>

<p><b><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">‘İŞÇİLİK ÜCRETİ TÜRKİYE’DEKİNİN ÜÇTE BİRİ”</span></span></b></p>

<p></p>

<p><b><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">- Yani sonuçta ucuz olan işçilik. Orada üretim yapıp dışarıda yani başka ülkelere elinizde hazır olan pazar varsa buradan göndermekte sorun yok. </span></span></b></p>

<p></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">- Yok bir sorun yok. Müşteri hazırsa orada üretim yapılabilir. İşçilik ücretleri, tüm ödemeleri de göz önünde tutarsanız Türkiye’deki ortalama ücretlerin üçte biri dolayında oluyor. </span></span></p>

<p></p>

<p><b><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">“OSB’LERDE ARSA UCUZ DEĞİL”</span></span></b></p>

<p></p>

<p><b><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">- Siz orada Organize Sanayi Bölgesi içinde misiniz yoksa dışarıda bağımsız bir yerde mi üretim yapıyorsunuz. Rahat iyi ortamlarda çalışabiliyor musunuz?</span></span></b></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">- OSB'lerin içindeyiz. OSB’lerde yer var, yani yer veriyorlar, yer satıyorlar ama ucuz fiyata öyle kelepir değil yani. ‘Devlet gel burada yatırım yap, ben sana ucuz arsa veririm’ durumu yok. Öyle değil yani. Bayağı ciddi şekilde ciddi paralara arsa alıyorsun.</span></span></p>

<p></p>

<p><b><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">“MISIR’A GİDEN GİTTİ”</span></span></b></p>

<p></p>

<p><b><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">- Türkiye'den Mısır’a son gelenlerle konuşabildiniz mi? Türkiye'deki diğer arkadaşlarınızla, tekstilcilerle, dostlarınızla. Mısır'a gitme isteği çok mu, yaygın mı? Bu sene epey giden oldu mu?</span></span></b></p>

<p></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">- Sonuçta zaten gidenler gitti. Mısır’a fabrikayı taşıma çok konuşuluyor ama öyle çok da büyük şekilde Mısır'a gidenler yok. </span></span></p>

<p></p>

<p><b><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">“DAHA ÇOK KONFEKSİYONCULAR GİDİYOR”</span></span></b></p>

<p></p>

<p><b><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">- Bir de şunu öğrenmek istiyorum. Yani bir koca fabrikayı alıp oraya taşıyorlar mı? Yoksa orada başka bir fabrika mı kuruyorlar? İşlem bu mu?</span></span></b></p>

<p></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Evet, taşınma bu şekilde oluyor. Daha çok konfeksiyoncular gidiyor. Boyahanelerde, tekstilin diğer dallarında giden pek yok. Konfeksiyon için gidenler ancak orada avantaj elde edebiliyorlar. </span></span></p>

<p></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Yöneticiler, teknik elemanlar, know how sahibi olan personel oraya gitmek zorunda oluyor. Bu da ciddi bir maliyet oluşturuyor. </span></span></p>

<p></p>

<p></p>
</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>KAPAK HABER</category>
      <guid>https://www.sanayicidergisi.com.tr/dr-ahmet-temiroglu-ihracat-musterin-hazir-degilse-misira-gitme</guid>
      <pubDate>Sun, 16 Nov 2025 22:39:20 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sanayicidergisicomtr.teimg.com/crop/1280x720/sanayicidergisi-com-tr/images/haberler/2025/11/dr_ahmet_temiroglu_ihracat_musterin_hazir_degilse_misira_gitme_h2435_6508c.jpg" type="image/jpeg" length="67534"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[A. Burak Dağlıoğlu: Türkiye, uluslararası yatırımcılar için güvenli bir liman]]></title>
      <link>https://www.sanayicidergisi.com.tr/a-burak-daglioglu-turkiye-uluslararasi-yatirimcilar-icin-guvenli-bir-liman</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sanayicidergisi.com.tr/a-burak-daglioglu-turkiye-uluslararasi-yatirimcilar-icin-guvenli-bir-liman" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı A. Burak Dağlıoğlu, “Stratejik coğrafi konumumuz, Türkiye’yi üç kıtanın kesişim noktasında, 1,3 milyar tüketiciye dört saatlik uçuş mesafesinde yer alan bir üretim, lojistik ve yönetim merkezi haline getiriyor. Gümrük Birliği ve 24 ülke ile imzalanmış serbest ticaret anlaşmaları sayesinde yatırımcılar yalnızca Türkiye pazarına değil, Avrupa, Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Orta Asya gibi geniş bir coğrafyaya gümrüksüz erişim imkânına sahip.” dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="color:black">Tüm ülkeler Uluslararası Doğrudan Yatırımlar çekmek ve yıldan yıla büyütmek için yoğun çaba harcıyorlar. Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Başkanı A. Burak Dağlıoğlu ile bu konuda yürütülen çalışmalar, hedefler, planlar üzerine çok geniş bir söyleşi yaptık. </span></span></p>

<p><b><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="color:black">- Sayın Burak Dağlıoğlu, Son dönemde uluslararası doğrudan yatırımlarda küresel rekabet giderek artıyor. Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi’nin açıkladığı 2024 – 2028 Türkiye Uluslararası Doğrudan Yatırım (UDY) Stratejisi küresel, bölgesel ve nitelikli UDY profilleri özelinde Türkiye için iddialı hedefler ortaya koyuyor. Bu hedeflere ulaşmak için hangi çalışmalar yürütülmektedir? Bu yeni rekabet ortamında Türkiye’nin yatırımcılara sunduğu temel değer önerisi ve bizi diğer ülkelerden ayıran rekabetçi argümanlar nelerdir? </span></span></b></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="color:black">- Son yıllarda, özellikle pandemi sonrası dönemde küresel tedarik zincirlerinde yaşanan kırılmalar ve jeopolitik gerilimler, uluslararası yatırımların yönünü önemli ölçüde değiştirdi. Küreselleşmenin dinamikleri dönüşürken, hammaddeye ve pazara yakınlık (near-shoring) ile dost ülkelerden tedarik (friend-shoring) gibi kavramlar yatırım kararlarında belirleyici hale geldi.</span></span></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="color:black">Ofis olarak bu hızlı değişime uyum sağlamak amacıyla Türkiye Uluslararası Doğrudan Yatırım (UDY) Stratejisi’ni (2024–2028) hayata geçirdik. Temel hedefimiz, 2028 yılına kadar Türkiye’nin küresel UDY akımlarından aldığı payı %1,5’e, bölgemizdeki payımızı ise %12’ye yükseltmek.</span></span></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="color:black"><img class="detayFoto" src="https://sanayicidergisicomtr.teimg.com/sanayicidergisi-com-tr/images/upload/yfistanulkule.jpg" /></span></span></p>

<p><b><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="color:black">“8 NİTELİKLİ PROFİL TANIMLADIK”</span></span></b></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="color:black">Stratejimizin merkezinde “nitelikli UDY” anlayışı yer alıyor. Bu kapsamda iklim dostu, dijital, küresel tedarik zinciri odaklı, bilgi yoğun, nitelikli istihdam sağlayan, katma değerli hizmet, nitelikli finansal ve bölgesel kalkınmayı destekleyen yatırımlar olmak üzere sekiz öncelikli profil tanımladık. Bu yaklaşımın somut sonuçlarını da alıyoruz: 2024 yılında Türkiye’de duyurulan toplam 383 yeni yatırım projesinin %71,5’i bu nitelikli profillerle uyumlu.</span></span></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="color:black">Bu hedeflere ulaşmak ve yeni rekabet ortamında öne çıkmak için Türkiye’nin yatırımcılara sunduğu değeri bütüncül biçimde yönetiyoruz. Öncelikle, bu rekabette adı geçen ülkeleri rakip değil, küresel sistemin tamamlayıcı aktörleri olarak görüyoruz. Türkiye bu dönüşümün merkezinde yer alıyor ve yatırımcılara bölgesel alternatiflerden çok daha fazlasını sunuyor.</span></span></p>

<p><b><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="color:black">“1,3 MİLYAR TÜKETİCİYE 4 SAAT MESAFEDEYİZ”</span></span></b></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="color:black">Bizim temel farkımız, sürdürülebilir bir stratejik üs olmamız. Türkiye yatırımcı için alternatif bir destinasyon değil, uzun vadeli stratejik bir ortak.</span></span></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="color:black">Bu iddiamızı somut avantajlarla destekliyoruz: Stratejik coğrafi konumumuz, Türkiye’yi üç kıtanın kesişim noktasında, 1,3 milyar tüketiciye dört saatlik uçuş mesafesinde yer alan bir üretim, lojistik ve yönetim merkezi haline getiriyor. Gümrük Birliği ve 24 ülke ile imzalanmış serbest ticaret anlaşmaları sayesinde yatırımcılar yalnızca Türkiye pazarına değil, Avrupa, Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Orta Asya gibi geniş bir coğrafyaya gümrüksüz erişim imkânına sahip.</span></span></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="color:black">Bu stratejik erişimi; gelişmiş ulaşım, enerji ve dijital altyapımız, organize sanayi bölgeleri (OSB), serbest bölgeler ve teknoparklar gibi yatırımcıya hazır alanlarımızla destekliyoruz. Güçlü ve çeşitlenmiş üretim kapasitemiz, dayanıklı ekonomik yapımız ve genç, dinamik, yüksek vasıflı iş gücümüzle bölgesel bir yetkinlik merkezi haline geliyoruz.</span></span></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="color:black"><img class="detayFoto" src="https://sanayicidergisicomtr.teimg.com/sanayicidergisi-com-tr/images/upload/yfbircokpazaraerisim.jpg" /></span></span></p>

<p><b><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="color:black">“YATIRIM ORTAMINI SÜREKLİ İYİLEŞTİRİYORUZ”</span></span></b></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="color:black">Ayrıca Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde reform odaklı yaklaşımımızla yatırım ortamını sürekli iyileştiriyor; Yatırım Ortamını İyileştirme Koordinasyon Kurulu (YOİKK) ve Yatırım Danışma Konseyi (YDK) gibi mekanizmalarla yatırımcı geri bildirimlerini doğrudan politika süreçlerine entegre ediyoruz. Tüm bu avantajları da hedef pazarlardaki danışmanlarımız, uluslararası etkinlikler ve dijital kampanyalar aracılığıyla küresel yatırımcılara aktif biçimde anlatıyoruz.</span></span></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="color:black"><img class="detayFoto" src="https://sanayicidergisicomtr.teimg.com/sanayicidergisi-com-tr/images/upload/yftoplufotoYraf.jpg" /></span></span></p>

<p><b><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="color:black">“ASYA-AVRUPA ARASINDA GÜÇLÜ BİR KÖPRÜ”</span></span></b></p>

<p><b><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="color:black">- Türkiye'nin jeopolitik konumu uluslararası yatırımcılar tarafından bazen bir 'risk' faktörü olarak değerlendirilebiliyor. Siz bu algıyı bir 'fırsata' nasıl dönüştürüyorsunuz? Özellikle, Türkiye'nin Avrupa-Asya tedarik zincirine güçlü bir alternatif olma vizyonunu hangi somut avantajlarla destekliyorsunuz? </span></span></b></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="color:black">-Türkiye, üç kıtanın kesiştiği eşsiz konumuyla ticaret, ulaşım ve enerji koridorlarının merkezinde yer alıyor. Bu stratejik coğrafya, ülkemizi yalnızca bir geçiş noktası değil; aynı zamanda bölgesel ve küresel değer zincirlerinin doğal buluşma alanı haline getiriyor. Biz bu konumu bir fırsat olarak görüyor, vizyoner politikalar ve güçlü altyapı yatırımlarıyla Türkiye’yi uluslararası doğrudan yatırımlar için güvenli bir liman haline getiriyoruz.</span></span></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="color:black">Son yıllarda küresel ekonomide yaşanan dönüşüm, tedarik zincirlerinde dayanıklılık ve çeşitlilik ihtiyacını öne çıkardı. Bu süreçte Türkiye; üretim kabiliyeti, gelişmiş sanayi altyapısı, lojistik avantajları ve nitelikli iş gücüyle öne çıkan bir alternatif üretim üssü olarak konumlandı. COVID-19 sonrasında yeniden şekillenen küresel üretim haritasında Türkiye, Avrupa ve Asya arasında güçlü bir üretim ve ihracat köprüsü kurdu. 2023 yılı ve sonrasında elde ettiğimiz rekor düzeydeki ihracat performansları da bu durumun somut bir göstergesidir.</span></span></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="color:black">Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi olarak hedefimiz, Türkiye’nin bu stratejik üstünlüğünü sürdürülebilir yatırımlarla pekiştirmek. Dijitalleşme, yeşil dönüşüm, ileri teknoloji üretimi ve finansal derinleşme gibi alanlarda yatırım ortamını sürekli güçlendiriyoruz. Bu çabalarımız, yatırımcılara hem güven hem de uzun vadeli öngörülebilirlik sağlıyor.</span></span></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="color:black"><img class="detayFoto" src="https://sanayicidergisicomtr.teimg.com/sanayicidergisi-com-tr/images/upload/yfhit30.jpg" /></span></span></p>

<p><b><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="color:black">“YATIRIMLARIN KÜRESEL KAVŞAĞIYIZ”</span></span></b></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="color:black">Bu vizyonu uluslararası düzeyde tanıtmak amacıyla yürüttüğümüz “Nexus of the World” (Dünyanın Bağlantı Noktası) kampanyası, Türkiye’nin çok boyutlu potansiyelini anlatan bütüncül bir çerçeve sunuyor. Ülkemizi; Avrupa’nın üretim gücü, Asya’nın inovasyon dinamizmi ve Orta Doğu’nun enerji zenginliği arasında güçlü bir bağ kurarak, küresel yatırım ağlarının merkezinde konumlandırıyoruz.</span></span></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="color:black">Kısacası, Türkiye bugün jeoekonomik bir merkez, dayanıklı tedarik zincirlerinin ana halkası ve yeni nesil yatırımların buluşma noktasıdır. Biz bu avantajı doğru politikalarla değerlendiriyor; ülkemizi yalnızca bir üretim merkezi değil, geleceğin yatırımlarının küresel kavşağı haline getiriyoruz.</span></span></p>

<p><b><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="color:black">“HEDEFİMİZ BÖLGESEL BATARYA ÜRETİM ÜSSÜ OLMAK”</span></span></b></p>

<p><b><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="color:black">- Stratejinizde elektrikli araç bataryaları ve yeşil hidrojen gibi geleceğin teknolojileri öne çıkıyor. Bu alanlarda Türkiye'deki mevcut gelişmeler ve somut yatırım planları nelerdir? </span></span></b></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="color:black">- Bu alanlar bizim için kritik öneme sahip. Özellikle batarya teknolojileri konusunda çok somut adımlar atıyoruz. Türkiye, 2030 Sanayi ve Teknoloji Stratejisi doğrultusunda bölgesel bir batarya üretim üssü olmayı hedefliyor. Bu hedefe ulaşmak amacıyla Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, HİT-30 Programı kapsamında bir yatırım destek çağrısı duyurdu. 4,5 milyar ABD doları destek bütçesine sahip bu programla, 2030 yılına kadar kademeli olarak 80 GWh’lık üretim kapasitesine ulaşmayı planlıyoruz.</span></span></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="color:black">Süreçlerini yakından takip ettiğimiz, dünyada önemli pazar payına sahip bazı küresel hücre üreticileri de ülkemizde hem elektrikli araçlara hem de enerji depolama sistemlerine yönelik batarya hücresi üretim tesisleri kurmayı planlıyor. Somut örneklere bakarsak; Togg ve Farasis ortak girişimi olan Siro, ülkemizde 20 GWh kapasiteli bir batarya hücresi üretim tesisi kuracağını duyurdu. Gemlik’teki fabrikanın inşaatı devam ediyor. Bu tesis, yalnızca Togg’a batarya hücresi tedarik etmekle kalmayacak; aynı zamanda enerji depolama sistemleri için de üretim yapacak.</span></span></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="color:black"><img class="detayFoto" src="https://sanayicidergisicomtr.teimg.com/sanayicidergisi-com-tr/images/upload/yfyesilhidrojen.jpg" /></span></span></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="color:black">Halihazırda Aspilsan Kayseri’de (220 MWh) ve Pomega Ankara’da (3 GWh) üretim faaliyetlerine devam ediyor.</span></span></p>

<p><b><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="color:black">“ELEKTRİKLİ ARAÇ ÜRETİMİ YAKINDA”</span></span></b></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="color:black">Ayrıca, ülkemizde yatırımları bulunan uluslararası OEM’lerin (Orijinal Ekipman Üreticileri) de önümüzdeki dönemde elektrikli araç üretimi gündemlerinde yer alıyor. Henüz yatırım yapmamış bazı uluslararası OEM’lerin Türkiye’de planladıkları sıfırdan yatırım (greenfield) süreçleri de Ofisimiz tarafından yakından takip ediliyor. Tüm bu gelişmeler ışığında, ülkemizde elektrikli araç üretiminin artmasıyla birlikte yeni batarya hücresi yatırımlarının da bu trendi takip edeceğine ve önemli bir kapasite oluşacağına inanıyoruz.</span></span></p>

<p><b><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="color:black">“YEŞİL HİDROJEN İÇİN SOMUT ADIMLAR ATTIK”</span></span></b></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="color:black">Yeşil hidrojen konusunda ise bu alan, geleceğin düşük karbonlu enerji sistemlerinde kilit bir taşıyıcı olarak öne çıksa da küresel gelişmelere paralel şekilde henüz beklenen atılımını tam olarak gerçekleştirebilmiş değil. Türkiye’de şu anda yeşil hidrojenin özellikle rafinerilerde, demir-çelik sektöründe ve gübre üretiminde ara girdi olarak kullanılması yönünde önemli çalışmalar sürüyor.</span></span></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="color:black">Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı koordinasyonunda yürütülen Yeşil Hidrojen Stratejisi kapsamında; pilot tesislerin kurulması, yerli elektrolizör üretim kabiliyetinin geliştirilmesi ve bu alandaki Ar-Ge faaliyetlerinin artırılması yönünde somut adımlar atılıyor.</span></span></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="color:black"><img class="detayFoto" src="https://sanayicidergisicomtr.teimg.com/sanayicidergisi-com-tr/images/upload/yfenerji.jpg" /></span></span></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="color:black">Özel sektör de bu dönüşümde aktif rol üstleniyor. Örneğin Enerjisa Enerji, 2023 yılında Bandırma Enerji Üssü bünyesinde Türkiye’nin ilk yeşil hidrojen üretim tesisini devreye aldı. Küresel teknoloji geliştikçe bu alanda da yeni yatırımların gündeme gelmesini bekliyoruz.</span></span></p>

<p><b><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="color:black">“TÜRKİYE TARİHİNİN EN KAPSAMLI TEŞVİK PAKETİ”</span></span></b></p>

<p><b><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="color:black">- Biraz önce HİT-30 programından bahsettiniz. Teknoloji ve enerji devlerini Türkiye'ye çekmek için sunduğunuz teşvik paketlerinde öne çıkan diğer somut unsurlar nelerdir? </span></span></b></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="color:black">- Ülkemiz, nitelikli yatırımları çekmek amacıyla çok kapsamlı teşvikler sunuyor. 2024 yılında ilan edilen HİT-30 Programı, bu yaklaşımın zirve noktası. Program kapsamında, 8 farklı sektörde ve 30 farklı alanda, çağrı bazlı olarak Türkiye tarihinin en kapsamlı teşvik paketi uygulanıyor. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından yürütülen bu program için 30 milyar ABD doları fon ayrıldı. Bu fonla, dijital dönüşüm, yüksek katma değerli üretim, yenilenebilir enerji ve yeşil teknolojiler ile Ar-Ge projeleri destekleniyor. Bu program ile 2030 yılına kadar ülkemizin yüksek katma değerli üretimin üssü haline getirilmesi hedefleniyor.</span></span></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="color:black"><img class="detayFoto" src="https://sanayicidergisicomtr.teimg.com/sanayicidergisi-com-tr/images/upload/yfinvestinturkeynewyork.jpg" /></span></span></p>

<p><b><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="color:black">“YATIRIMCILARA VERGİ İNDİRİMİ VE MUAFİYETLER”</span></span></b></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="color:black">Buna ek olarak, bu yıl ilan edilen yeni teşvik sistemiyle özellikle yüksek katma değerli yatırımlar önceliklendiriliyor ve uluslararası sermayenin ülkemize çekilmesi teşvik ediliyor. Yeni sistem kapsamında yatırımcılara kurumlar vergisinde %20 ila %100’e varan indirimler, tüm yatırım harcamalarında KDV ve gümrük vergisi muafiyetleri ile sosyal güvenlik primlerinin bir kısmının devlet tarafından karşılanması gibi güçlü destekler sağlanıyor.</span></span></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="color:black">Ayrıca, teşvik sistemine eklenen bir diğer önemli unsur, yüksek teknoloji seviyesine sahip ve ülkemizin cari dengesine katkı sağlayacak ürünlere yönelik yatırımlara verilen kâr payı ve makine desteği. Bu destekler sayesinde yatırımcılar, finansmana erişim ve hibe imkânları açısından önemli avantajlar elde edebiliyor. Sonuç olarak, HİT-30 Programı ve yeni teşvik sistemi, Türkiye’de yatırım yapmayı hem cazip hem de stratejik hale getiriyor.</span></span></p>

<p><b><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="color:black">“10 YILDAN 20 YILA KADAR ELEKTRİK ALIM GARANTİSİ”</span></span></b></p>

<p><b><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="color:black">- Teşviklerde yeşil dönüşüme vurgu yaptınız. Peki, Türkiye'de yenilenebilir enerji altyapısını ve düşük karbonlu üretimi hedefleyen yatırımları somut olarak nasıl destekliyorsunuz?</span></span></b></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="color:black">- Türkiye, yenilenebilir enerji altyapısı ve düşük karbonlu üretim yatırımlarını kapsamlı devlet politikaları, finansal teşvikler ve özel sektör girişimleriyle güçlü bir şekilde destekliyor. Örneğin, Yenilenebilir Enerji Kaynaklarını Destekleme Mekanizması (YEKDEM) kapsamında rüzgâr, güneş, hidroelektrik ve biyokütle gibi kaynaklardan üretilen elektriğe 10 yıl süreyle alım garantisi ve döviz bazlı fiyat avantajı sağlanıyor. Büyük ölçekli yatırımlarda ise Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları (YEKA) modeliyle destek süresi 20 yıla kadar uzayabiliyor. Bu yaklaşım sayesinde, bugün 32 GW’a ulaşan rüzgâr ve güneş enerjisi kurulu gücümüzü, önümüzdeki 10 yıl içinde 120 GW seviyesine çıkarmayı hedefliyoruz.</span></span></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="color:black"><img class="detayFoto" src="https://sanayicidergisicomtr.teimg.com/sanayicidergisi-com-tr/images/upload/yfkopru.jpg" /></span></span></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="color:black">Enerji yatırımlarını öncelikli yatırım kapsamına alarak, yatırımcılara vergi indirimi, KDV istisnası, gümrük muafiyeti ve faiz desteği gibi önemli avantajlar sunuyoruz. Ayrıca, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile TÜBİTAK tarafından yürütülen programlar, düşük karbonlu üretim teknolojileri, enerji verimliliği ve yeşil dönüşüm alanlarında Ar-Ge destekleri sağlıyor.</span></span></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="color:black">Projelerin hızlı ve sürdürülebilir biçimde hayata geçirilmesini desteklemek için yerli ekipman üretimi de teşvik ediliyor. Yerli ekipman kullanan yatırımcılara ilave fiyat avantajı ve destek mekanizmaları sunuluyor; bu destekler hem HİT-30 gibi büyük ölçekli yatırımlara hem de yenilikçi Ar-Ge projelerine yönelik olarak çeşitlendiriliyor. Böylece, yerli sanayimiz güçlendirilirken enerji sektöründeki dışa bağımlılık da azalıyor. </span></span></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="color:black">Sonuç olarak, Türkiye yenilenebilir enerji ekipmanları üretiminde bölgesel bir üretim ve tedarik merkezi olma yolunda hızla ilerliyor.</span></span></p>

<p><b><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="color:black">“AYNI ZAMANDA TEKNOLOJİ GELİŞTİRME MERKEZİYİZ”</span></span></b></p>

<p><b><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="color:black">- Yüksek teknoloji yatırımları, yapay zekâ ve siber güvenlik gibi alanlarda en kritik faktör nitelikli insan kaynağı. Türkiye'nin mühendis havuzu ve teknopark ekosistemi bu konuda yabancı yatırımcılara ne gibi somut avantajlar sunuyor?</span></span></b></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="color:black">- Bu alan, Türkiye’nin en güvendiği stratejik alanlarından biri olarak öne çıkıyor. Ülkemizin, yetenek ekosistemini “Nexus of Talent and Innovation” (Yetenek ve İnovasyonun Bağlantı Noktası) olarak konumlandırıyoruz. Bunun temel nedeni, 85,7 milyonluk nüfusumuz ve 34,4 yaş ortalamasıyla Avrupa’nın en genç ve dinamik yetenek havuzlarından birine sahip olmamız.</span></span></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="color:black">Bu genç ve dinamik nüfus, güçlü yükseköğretim sistemimizle destekleniyor. Her yıl yaklaşık 960 bin mezun veren sistemimizde, 30 binden fazlası bilişim ve yazılım alanlarında uzmanlaşarak teknoloji şirketlerinin ihtiyaç duyduğu yetenek havuzunu sürekli besliyor.</span></span></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="color:black">Türkiye’nin insan kaynağını destekleyen güçlü bir altyapısı bulunuyor: 1.357 Ar-Ge merkezi, 113 teknoloji geliştirme bölgesi (teknopark), bu yapılarda faaliyet gösteren 120 binden fazla şirket ve yaklaşık 300 bin Ar-Ge personeli ile ülkemiz teknoloji geliştirme kapasitesini sürekli artırıyor. Yıllık Ar-Ge harcamamız 16 milyar ABD doları seviyesinde olup, GSYH’ye oranı %1,46 seviyesine ulaşmış durumda.</span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="color:black">Tüm bu altyapı, teknoparklardaki vergi istisnaları ve SGK prim destekleri gibi teşviklerle birleştiğinde, Türkiye’yi yalnızca üretimde değil, teknoloji geliştirmede de bölgesel bir merkez hâline getiriyor.</span></span></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="color:black"><img class="detayFoto" src="https://sanayicidergisicomtr.teimg.com/sanayicidergisi-com-tr/images/upload/yfoyunspot.jpg" /></span></span></p>

<p><b><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="color:black">“YATIRIMLARIN HIZLANMASINA YARDIMCI OLUYORUZ”</span></span></b></p>

<p><b><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="color:black">- Yatırımcılar için en kritik konulardan biri de hız. Yabancı bir yatırımcı Türkiye'de bir fabrika kurmaya karar verdiğinde, ruhsat, arazi tahsisi ve izin süreçleri ne kadar sürüyor? Bu yatırım kolaylaştırma süreçlerini hızlandırmak için ne gibi iyileştirmeler yapıyorsunuz?</span></span></b></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="color:black">- Bu sorunun cevabı, projenin detaylarına göre değişiklik gösteriyor. Kurulacak fabrikanın sektörü, atık yükü, arazi ve altyapı ihtiyaçları süreyi doğrudan etkiliyor. Ancak iyimser bir senaryo üzerinden bakarsak, yatırımcı şirket Organize Sanayi Bölgelerimizden (OSB) yer tahsisi, ÇED ve çevre izinleri, yatırım teşvik belgesi, proje onayları ve altyapı izinlerini tamamladıktan sonra iki-üç ay içinde inşaata başlayabilir. Eğer kiralık veya hazır bir fabrika binası tercih edilirse, bu süre daha da kısalabilir.</span></span></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="color:black">Elbette, projenin özelliklerine bağlı olarak mevzuatın öngördüğü ek izin ve onay süreçleri de gerekebiliyor. Ofisimiz bu noktada devreye giriyor: Nitelikli ve stratejik yatırımların hayata geçirilmesi için, olası gecikmeleri önlemek ve yatırımcının önünü açmak amacıyla tüm ilgili paydaşlarla yoğun bir koordinasyon yürütüyoruz.</span></span></p>

<p><b><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="color:black">“KÖRFEZ YATIRIMCILARI İÇİN ÖZEL BİRİM KURDUK”</span></span></b></p>

<p><b><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="color:black">- Son dönemde Körfez ülkelerinden ve Güney Kore'den yoğun ilgi olduğu belirtiliyor. Bu pazarlardan yatırımcı çekmeye yönelik özel stratejileriniz neler? Hedeflediğiniz mega projeler var mı?</span></span></b></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="color:black">- Körfez ülkeleri ile Türkiye arasındaki ekonomik iş birliği son yıllarda önemli ölçüde artış gösterdi. Bu iş birliğini daha da ileriye taşımak amacıyla Ofisimiz bünyesinde, yalnızca Körfez bölgesindeki yatırımcılara hizmet veren özel bir birim kurduk. Suudi Arabistan, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri’nde görev yapan danışmanlarımız, sahada aktif çalışmalar yürütüyor ve potansiyel yatırımcılara yatırım kararlarını destekleyecek güncel ve güvenilir bilgi akışı sağlıyor.</span></span></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="color:black">Öte yandan, Güney Kore bizim için çok stratejik bir pazar konumunda. Yüksek teknoloji ve sanayi altyapısıyla öne çıkan Güney Kore, Türkiye’yi yalnızca büyük bir iç pazar olarak değil, aynı zamanda Avrupa, Orta Doğu ve Kuzey Afrika’ya açılan stratejik bir üretim ve ihracat üssü olarak görüyor. Bu bağlamda, Güney Kore’nin ileri teknoloji kapasitesini, Türkiye’nin stratejik coğrafi konumu, genç ve yetkin iş gücü ve güçlü üretim altyapısı ile birleştirmeyi hedefliyoruz.</span></span></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="color:black">Amacımız, özellikle mobilite, batarya, biyoteknoloji, oyun, enerji ve altyapı gibi alanlarda inovasyon ve üretim odaklı, yüksek katma değerli yatırımları ülkemize çekmek.</span></span></p>

<p><b><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="color:black">“YATIRIM TAAHHÜTLÜ AVANS KREDİSİ VERECEĞİZ”</span></span></b></p>

<p><b><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="color:black">- Yatırım ortamının kalitesi sürekli gündemde olan bir konu. Yatırımcılar için öngörülebilirliği artırmak ve süreçleri daha da kolaylaştırmak adına ne gibi çalışmalar yapıyorsunuz?</span></span></b></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="color:black">Öncelikle belirtmek gerekir ki, Türkiye’de yatırım yapmak isteyenler için genel anlamda esaslı bir engel bulunmuyor. Bizim temel felsefemiz, mevcut durumu yeterli görmek değil, yatırım ortamını proaktif bir anlayışla sürekli daha iyiye taşımak.</span></span></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="color:black">Bu kapsamda, yatırımcılarımız için hukuki öngörülebilirliği güçlendirmeye odaklanıyoruz. Örneğin, yeni teşvik sistemiyle proje bazlı desteklenecek yatırımlar ve HİT-30 Programı kapsamındaki projeler için, yatırım fizibilitesini olumsuz etkileyecek mevzuat değişikliklerinin etkilerini sınırlandıran koruyucu hükümlere yer verdik. Ayrıca, yatırımcıların idari süreçlerini hızlandırmak amacıyla ihtisaslaşmış mahkemelerin tesisi gibi çalışmalarımız da devam ediyor.</span></span></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="color:black">Yatırımcıların en önemli gündem maddelerinden biri olan finansmana erişim konusunda da somut adımlar attık. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından uygulamaya alınan Yatırım Taahhütlü Avans Kredisi (YTAK) mekanizması ile özellikle yüksek katma değerli, ihracat odaklı ve cari açığı azaltma potansiyeli taşıyan stratejik yatırımlara uzun vadeli, uygun maliyetli finansman desteği sağlanıyor. Bu sayede yatırım kararları kolaylaştırılıyor.</span></span></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="color:black">Buna ek olarak, yeni teşvik sistemimiz sayesinde yatırımcılar finansman imkanlarına daha kolay erişebilecekler. Yatırım kredilerinde 11,5 ila 18,4 puan faiz/kâr payı desteği sunuluyor ve yatırım tutarının %20’sine kadar, 240 milyon liraya varan teşvikler sağlanıyor.</span></span></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="color:black">Görüldüğü gibi, yatırımcıların karşılaştığı zorlukları tespit etmek ve bunlara çözüm üretmek noktasında proaktif bir anlayış içindeyiz. Bugüne kadar ortaya koyduğumuz bu yaklaşımın yatırımcılarımız tarafından da takdir edildiğine inanıyoruz.</span></span></p>

<p><b><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="color:black">“HİBE DESTEKLERİNİ DE SİSTEME ENTEGRE ETTİK”</span></span></b></p>

<p><b><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="color:black">- Rekabet demişken, Romanya ve Polonya gibi AB ülkeleri yatırımcılara %40'a varan doğrudan hibe destekleri sunabiliyor. Türkiye, bu hibe yarışında nasıl bir pozisyon alıyor ve teşvik paketlerinizle nasıl bir fark yaratıyorsunuz?</span></span></b></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="color:black">- Biz de yeni kararnamemiz ve HİT-30 Programımız ile hibe desteklerini teşvik sistemimize güçlü bir şekilde entegre ettik. Örneğin, Türkiye Yüzyılı Kalkınma Hamlesi kapsamında teşvik edilen yatırımcılarımızın makine ve teçhizatlarına, yatırım bütçelerinin %15’i oranında hibe sağlıyoruz. Bunun yanı sıra, TÜBİTAK tarafından desteklenen Ar-Ge projelerinde, miktar sınırlaması olmaksızın, proje bütçesinin %75’i oranında hibe desteği veriyoruz.</span></span></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="color:black">Bahsettiğiniz ülkeler bu hibeleri genellikle, mali kaynağı AB tarafından sağlanan “Modernisation Fund” veya “Innovation Fund” gibi programlar kapsamında ve AB’nin sıkı denetim mekanizmaları çerçevesinde sunuyor. Ülkemizin yeni teşvik sistemi ve HİT-30 Programı ise, vergi odaklı yapısıyla çok daha esnek ve stratejik avantajlara sahip.</span></span></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="color:black">Kaldı ki, Ofisimiz bünyesinde yaptığımız karşılaştırmalı çalışmalarda, Türkiye’deki benzer teşviklerin toplam etkisinin, bahsettiğiniz diğer ülkelerle kıyaslandığında %10-15 oranında daha avantajlı olduğunu görüyoruz.</span></span></p>

<p><b><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="color:black">“DÜNYAYA MODEL İHRAÇ EDEN OSB’LERİMİZ VAR”</span></span></b></p>

<p><b><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="color:black">- Yatırımcıya hazır alanlardan bahsettiniz. Türkiye’deki Organize Sanayi Bölgeleri (OSB), endüstri bölgeleri ve serbest bölgeler yabancı yatırımcıların taleplerini karşılayabiliyor mu? Bu alanlar ne gibi avantajlar sunuyor?</span></span></b></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="color:black">- Biz, yatırımcının profiline ve projenin gerekliliklerine göre, planlı yatırım bölgelerimizden en uygun seçenekleri araştırarak yatırımcılara sunmaya özen gösteriyoruz. Türkiye olarak, sanayinin planlı alanlarda geliştirilmesi konusunda oldukça deneyimli bir ülkeyiz. 65 yıla yaklaşan geçmişiyle, artık dünyaya model ihraç eden Organize Sanayi Bölgelerimiz (OSB) bulunuyor.</span></span></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="color:black">Bu OSB’ler, yalnızca temel altyapı ihtiyaçlarını karşılayan ve izinleri veren yerler olmanın ötesinde; kreş, mesleki eğitim, sosyal tesis, itfaiye, kongre merkezi, lojistik merkez, model fabrika ve yeşil dönüşüm danışmanlığı gibi çok çeşitli hizmetleri tek elden sunan gelişmiş yapılar hâline geldi. Ayrıca, geçtiğimiz yıl Organize Sanayi Bölgeleri Uygulama Yönetmeliğinde yapılan köklü değişiklikler sayesinde, şimdiye kadar değerlendirilemeyen OSB arazileri de yeniden yatırımcılara sunulmaya başlandı.</span></span></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="color:black">Bunun yanında, kendine özgü avantajlara sahip endüstri bölgeleri ve özel endüstri bölgeleri de belli ölçek üzerindeki yatırımcıların gündeminde yer alıyor. İhracat odaklı üretim planlayanlar için ise serbest bölgelerimiz oldukça cazip fırsatlar sunuyor ve bu bölgeler de yoğun talep görüyor.</span></span></p>

<p><b><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="color:black">“ÇERKEZKÖY VE TRAKYA YATIRIM ÖNCELİKLERİ ARASINDA”</span></span></b></p>

<p><b><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="color:black">- Yatırım talepleri bölgelere göre nasıl bir dağılım gösteriyor? Özellikle Çerkezköy'ün de içinde bulunduğu Trakya bölgesi, yabancı yatırımcılar için cazip bir lokasyon olarak öne çıkıyor mu?</span></span></b></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="color:black">- Son dönemde, talebin sanayide belirli bir doygunluğa ulaşan İstanbul, Kocaeli, Bursa ve İzmir gibi şehirlerden ziyade, bu illerin yakınlarındaki Tekirdağ, Bilecik, Balıkesir ve Manisa gibi bölgelere kaydığını gözlemliyoruz. Başlangıçta bu eğilimin yalnızca uygun arazi fiyatlarıyla açıklanabileceği düşünülse de söz konusu illerde hızla gelişen lojistik imkanlar, sanayi altyapısı ve sektörel kümelenmeler yatırımcıların ilgisini artırıyor.</span></span></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="color:black">Bunun yanında, Samsun’dan başlayarak Mersin’e uzanan koridordaki İç Anadolu illerimizde de uzun vadede planlandığı şekilde bir hareketlilik söz konusu.</span></span></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="color:black">Özellikle Çerkezköy ve genel anlamda Trakya bölgesi, son yıllarda tamamlanan ve devam eden ulaştırma ile lojistik yatırımları sayesinde ciddi bir potansiyel taşıyor. Bu özellikleriyle, hem yerli hem de yabancı şirketlerin yatırım öncelikleri arasında ön plana çıkıyor.</span></span></p>

<p><b><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="color:black">“8 AYLIK UDY GİRİŞLERİ 10,6 MİLYAR DOLAR OLDU”</span></span></b></p>

<p><b><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="color:black">- Rakamlarla konuşmak gerekirse, Türkiye'nin uluslararası doğrudan yatırım (UDY) performansı son yıllarda nasıl bir değişim gösterdi? Küresel ve bölgesel olarak pazar payınız nedir?</span></span></b></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="color:black">- Sayın Cumhurbaşkanımızın vizyoner liderliğinde son 22 yılda hayata geçirilen yatırımcı dostu reformlar, kapsamlı altyapı yatırımları ve cazip teşvik sistemleri sayesinde Türkiye, iş ve yatırım ortamını sürekli iyileştirerek uluslararası doğrudan yatırımların (UDY) yöneldiği öncü destinasyonlardan biri haline geldi. Bu başarı, verilerle de net bir şekilde ortaya konuyor.</span></span></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="color:black">Ülkemiz, 1973–2002 yıllarını kapsayan 30 yıllık dönemde yalnızca 15 milyar ABD doları UDY çekerek küresel pastadan binde 2 pay alabilirken, 2003 yılından bu yana toplam 284,3 milyar ABD doları UDY girişi sağladı ve küresel payını %1 seviyesine yükseltti.</span></span></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="color:black">Türkiye’nin UDY performansındaki bu ivme, son yıllarda da güçlenerek devam ediyor. 2024 yılında küresel UDY hacmi %8 daralırken, Türkiye %10 artışla 11,7 milyar ABD doları yatırım çekmeyi başardı. 2025 yılında ise çok daha güçlü bir momentum yakaladık: Yılın ilk sekiz ayında UDY girişleri yıllık bazda %58 artışla 10,6 milyar ABD dolarına ulaştı ve yıllıklandırılmış girişler 15,6 milyar ABD dolarıyla son 38 ayın en yüksek seviyesine çıktı.</span></span></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="color:black">Bölgesel gücümüzü de rakamlar doğruluyor. Geniş rekabet bölgemiz olan Orta ve Doğu Avrupa, Orta Doğu ve Kuzey Afrika ülkeleriyle yapılan karşılaştırmalarda, 2003–2024 yılları arasında bölgeye yönelen toplam UDY’nin %9,5’i Türkiye’ye geldi ve ülkemiz bölgesinde en fazla yatırım çeken üçüncü ülke konumuna ulaştı.</span></span></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="color:black">Fiilen gerçekleşen yatırımların yanı sıra, duyurulan yeni UDY projelerinde de güçlü bir artış gözlemliyoruz. Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi olarak hazırladığımız “Türkiye UDY Projeleri Raporu”na göre, yalnızca 2024 yılında 383 proje duyuruldu; bu projeler toplam 14,1 milyar ABD doları sermaye harcaması ve 51 binden fazla doğrudan istihdam potansiyeli sunuyor.</span></span></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="color:black">Tüm bu göstergeler, Türkiye’nin küresel yatırım ekosistemi içindeki öncü rolünü bir kez daha teyit ediyor ve ülkemizin “Dünyanın Bağlantı Noktası” (Nexus of the World) konumunu her geçen gün daha da güçlendiriyor.</span></span></p>
</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>KAPAK HABER</category>
      <guid>https://www.sanayicidergisi.com.tr/a-burak-daglioglu-turkiye-uluslararasi-yatirimcilar-icin-guvenli-bir-liman</guid>
      <pubDate>Sun, 16 Nov 2025 14:08:39 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sanayicidergisicomtr.teimg.com/crop/1280x720/sanayicidergisi-com-tr/images/haberler/2025/11/a_burak_daglioglu_turkiye_uluslararasi_yatirimcilar_icin_guvenli_bir_liman_h2433_b6ced.jpg" type="image/jpeg" length="26527"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[“Evlatlarımıza temiz bir çevre, sağlıklı gelecek bırakmak için çıkardık”]]></title>
      <link>https://www.sanayicidergisi.com.tr/evlatlarimiza-temiz-bir-cevre-saglikli-gelecek-birakmak-icin-cikardik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sanayicidergisi.com.tr/evlatlarimiza-temiz-bir-cevre-saglikli-gelecek-birakmak-icin-cikardik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[​​​​​​​Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “İklim Kanunu tamamen yerli ve millî bir kanundur. Halkımızın sırtına yük bindirmek için değil; evlatlarımıza daha temiz bir çevre, daha sağlıklı bir gelecek bırakmak için hazırlanmıştır” Dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İklim Kanunu, her düzeydeki yoğun tartışmaların ve kanunla birlikte ortaya çıkacağı belirtilen değişik iddiaların ardından Türkiye Büyük Millet Meclisi’nden çıktı ve onaylandı.</p>

<p>Çevre, Şehircilik ve İklim Bakanlığı ile İklim Değişikliği Başkanlığı başta olmak üzere ilgili kuruluşlar İklim Kanunu hakkında ayrıntılı açıklamalar yaptılar, kampanyalar yürüttüler.</p>

<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da İklim Kanunu’na sahip çıktı ve bu konuda yaptığı konuşmalarda iddia ve eleştirilerin yersiz olduğunu özellikle vurguladı. Erdoğan özellikle bu yasanın dış güçlerin etkisiyle hazırlandığını ileri sürenlere net biçimde karşılık verdi:</p>

<p><img class="detayFoto" src="https://sanayicidergisicomtr.teimg.com/sanayicidergisi-com-tr/images/upload/erdogan_iklim_kanunu_fabrikalar.jpg" /></p>

<p><b>‘KOMPLO TEORİLERİNİ BIRAKIN’</b></p>

<p>“Milletimizin her bir ferdi şu konuda emin olsun:</p>

<ol start="51" style="list-style-type:lower-roman">
	<li value="183417">Kanunu tamamen yerli ve millî bir kanundur. Halkımızın sırtına yük bindirmek için değil; evlatlarımıza daha temiz bir çevre, daha sağlıklı bir gelecek bırakmak için hazırlanmıştır.</li>
</ol>

<p>Komplo teorileriyle mantıklı düşünme yeteneğini kaybedenlere şunu hatırlatıyorum:</p>

<p>Değil tarım alanlarımızı, bir karış toprağımızı dahi teslim alacak güç, dünya üzerinde henüz mevcut değildir.</p>

<p>İklim Kanunu ile afetlerin sebep olduğu kayıp ve zararları asgari seviyeye indireceğiz. Temiz teknolojinin kullanımını ülkemizin tamamını kapsayacak şekilde daha da yaygınlaştıracağız.</p>

<p><img class="detayFoto" src="https://sanayicidergisicomtr.teimg.com/sanayicidergisi-com-tr/images/upload/erdogan_iklim_kanunu_kurum.jpg" /></p>

<p><b>‘ŞUURSUZ SAFSATALAR’</b></p>

<p>“Tarım yasaklanacak, çiftçi istediği ürünü ekemeyecek, millete yapay et yedirilecek” türünden safsatalarla bu kanunu kötülemek çok büyük bir şuursuzluk örneğidir.</p>

<p>“Paris İklim Anlaşması’yla küresel güçlerin tarım arazilerimize el koyacağı” iftirasını kulaktan kulağa yaymaya çalışanlar milletimize ve devletimize karşı yürütülen sinsi operasyonun bilinçli veya bilinçsiz maşalığını yapmaktadır.</p>

<p>2021’de Paris İklim Anlaşması’nı imzaladık. Devamı ve gereği niteliğindeki İklim Kanunumuz da Meclisimizde kabul edildi ve Resmî Gazete ’de yayınlanarak yürürlüğe girdi. İklim kanunu ile aynı zamanda sektörlerimizin daha temiz ve daha verimli üretim süreçlerini yasal güvence altına aldık. İklim Değişikliği Başkanlığımızın görev ve sorumluluklarını netleştirdik.”</p>

<p><b>KURUM: ÜRETİMDE, SANAYİDE GÜÇLÜ KOŞACAĞIZ</b></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilerek yasalaşan Türkiye’nin ilk İklim Kanunu hakkında paylaşımda bulundu.</p>

<p>Bakan Kurum, “Cumhurbaşkanımızın tüm dünyaya ilan ettiği, 2053 Net Sıfır Emisyon ve Yeşil Kalkınma hedefinin en kritik eşiği olan kanunla; birçok yeni teknolojiyi geliştirme konusunda hiçbir ülkenin tesirinde kalmadan daha özgür bir araştırma geliştirme ortamı sağlayacağız. Hem ticarette, sanayide, üretimde en güçlü şekilde en güçlü noktaya koşacağız hem de memleketimizi her türlü çevre felaketinden ve iklim krizinin getirdiği olumsuz etkilerden koruyacağız” dedi.</p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>
</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>KAPAK HABER</category>
      <guid>https://www.sanayicidergisi.com.tr/evlatlarimiza-temiz-bir-cevre-saglikli-gelecek-birakmak-icin-cikardik</guid>
      <pubDate>Mon, 29 Sep 2025 13:29:47 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sanayicidergisicomtr.teimg.com/crop/1280x720/sanayicidergisi-com-tr/images/haberler/2025/09/evlatlarimiza_temiz_bir_cevre_saglikli_gelecek_birakmak_icin_cikardik_h2411_dc720.jpg" type="image/jpeg" length="11842"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Zirvedeki üçlüden sanayi değerlendirmeleri]]></title>
      <link>https://www.sanayicidergisi.com.tr/zirvedeki-ucluden-sanayi-degerlendirmeleri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sanayicidergisi.com.tr/zirvedeki-ucluden-sanayi-degerlendirmeleri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz: İçinden geçtiğimiz dönemin sanayiciler için zorluklar barındırdığının farkındayız. Gelecek yıl finansal koşulların da yatırım ortamının da çok iyi olacağı bir yıl olacak.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Sanayi Odası (İSO) Meclisi’nin ağustos ayı olağan toplantısı “Sanayimizin Sorunlarına Yeni Nesil Bir Bakış Açısıyla Çözüm Arayışı” ana gündemi ile Odakule Fazıl Zobu Meclis Salonu’nda gerçekleştirildi. İSO Meclis Başkanı Ender Yılmaz’ın başkanlık ettiği, İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan’ın açılış konuşmasını yaptığı toplantıya Türkiye Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz konuk olarak katılarak gündeme yönelik değerlendirmelerde bulundu.</p>

<p><b>‘SAHADA HİSSETTİĞİMİZ SIKINTILAR RAKAMLARIN ÖTESİNDE’</b></p>

<p>İSO ağustos ayı olağan Meclis toplantısı, İSO Meclis Başkanı Ender Yılmaz tarafından açıldı. Yılmaz, ana gündem maddesine ilişkin yaptığı konuşmada şunları söyledi:</p>

<p>“Hepimizi bir araya getiren ortak payda, Türkiye sanayisinin daha rekabetçi, daha istikrarlı ve daha müreffeh bir Türkiye için olmazsa olmaz olduğu inancıdır. Bu vesileyle, bizlere zaman ayırıp, sanayicilerimizin doğrudan görüşlerini alma nezaketi gösterdiğiniz için şahsım ve meclisimiz adına sizlere en kalbi şükranlarımı sunuyorum. Sayın başkan, sizin daha yakından takip ettiğiniz üzere Türkiye ekonomisi, son dönemde küresel dalgalanmaların da etkisiyle belirgin bir dönüşüm sürecinden geçmektedir. Bu süreçte sanayiciler olarak, enflasyonla mücadele kapsamında uygulanan sıkı para ve maliye politikalarının önemli bir daralmaya yol açtığının da farkındayız. Ancak, sahada hissettiğimiz sıkıntılar, rakamların ötesine geçmekte ve iş yapma kabiliyetimizi zorlayarak işletmeleri derinden etkilemektedir.</p>

<p><img class="detayFoto" src="https://sanayicidergisicomtr.teimg.com/sanayicidergisi-com-tr/images/upload/zirvedeki_uclu_cevdet_kursu_toplu.jpg" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><b>‘ORTA VE UZUN VADELİ İHRACAT PLANI YAPAMIYORUZ’</b></p>

<p>Maliyet Enflasyonu, üretim girdilerinde yaşadığımız ve kısa aralıklarla yenilemek zorunda kaldığımız fiyat artışlarıyla baş etmekte çok ama çok fazla zorlanıyoruz. Finansmana erişim, yüksek maliyetlerle yatırım yapma ve hatta nakit döngümüzü sağlıklı yönetme noktasında ciddi bir engel teşkil ediyor. Döviz Kuru istikrarının sağlanması yönündeki uygulanan para politikaları nedeniyle orta ve uzun vadeli ihracat planlaması yapmak sanayicilerimiz açısından oldukça riskli hatta iş yapılamaz bir hale geldi. Ayrıca döviz kurlarının düşük (aşırı değerli) olması, kısa vadede ithalatı ucuzlatarak enflasyonu dizginler gibi görünse de, orta ve uzun vadede yerli üreticiyi rekabet dışı bırakarak ekonominin yapısal dengelerini bozan ciddi bir sorun haline gelmeye başladı. Sonuç da sorunun çözümü, tek bir sihirli tedbirde değil, koruyucu, destekleyici ve dönüştürücü bir dizi politikanın koordineli ve kararlı bir şekilde uygulanması ile mümkün olacaktır.”</p>

<p><b>‘REEL FAİZLER CİDDİ SIKINTI YARATIYOR’</b></p>

<p>İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, enflasyonla mücadelenin başarıya ulaşmasındaki en büyük engelin başta kira ve eğitim olmak üzere hizmet kalemlerinin katılığını sürdürmesi olduğunu söyledi. Bahçıvan, şunları söyledi:</p>

<p>“Zaten Merkez Bankamız da buna bağlı olarak enflasyonda ihtiyatlı duruşunu koruyor. İSO olarak 2023 ortalarından itibaren devreye alınan Orta Vadeli Program’lara desteğimizin bir gönül desteği olmadığını şu noktaya dikkat çekerek vurgulamak istiyorum. Bugün enflasyona karşı verilen mücadelenin bir sonucu olarak TÜFE enflasyonunun hizmetlerdeki yüksek seviyeler nedeniyle iki yılda yüzde 33’lere inmesine karşılık, sanayinin satış fiyatlarını yansıtan yurtiçi ÜFE enflasyonu aynı dönemde yüzde 20’lere kadar inmiş durumda. Dolayısıyla OVP’nin enflasyonla mücadele temel hedefi açısından sanayi sektörümüzün görevini yerine getirmekte olduğu açık. Buna rağmen, sanayinin sorumlu olduğu enflasyonun çok üzerinde bir kredi faiziyle karşılaşıyor olması, bu konuda büyük ve haksız bir bedel ödediğimizi ortaya koyuyor. Uzun süredir yüksek seyreden reel faizler ve banka kredilerine yönelik kısıtlamalar finansmana erişimde de ciddi bir sıkıntı yaratıyor. Bu da iç talebi zayıflatmanın yanı sıra karlılığı baskı altına alarak yatırım iştahını sınırlamaya devam ediyor.”</p>

<p><img class="detayFoto" src="https://sanayicidergisicomtr.teimg.com/sanayicidergisi-com-tr/images/upload/zirvedeki_uclu_oktay.jpg" /></p>

<p><b>‘TÜRKİYE SANAYİSİZ AYAKTA KALAMAZ’</b></p>

<p>Büyümedeki en olumsuz ayrışmanın da yine sanayi sektöründe görüldüğünü belirten Bahçıvan, şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>“2024 yılı büyümesi yüzde 3,2 olarak gerçekleşirken sanayi sektörü sadece yüzde 0,5 büyüyebilmiştir. Nitekim, her ay açıkladığımız İSO Türkiye İmalat PMI ve Sektörel PMI verileri de sanayi sektörümüzün faaliyet koşullarında 16 aydır kesintisiz bozulma eğilimine işaret ediyor. İSO 500 bulguları da küresel çapta yaşanan dönüşüme uyum sağlamanın önündeki birçok engeli net bir şekilde gösteriyor. Bu konuların tüm ekonomik aktörler tarafından etraflıca ele alınarak ortak bir akıl oluşturularak çözüme kavuşturulması gerektiğine inanıyoruz. Bir yandan pandemi deneyimi diğer yandan sanayi politikalarının tekrar merkeze oturduğu küresel paradigma değişikliği, bizlere Türkiye’nin sanayisiz ayakta kalamayacağını ve sanayimizin sorunlarını çok daha kapsamlı ele almamız gerektiğini söylüyor.”</p>

<p><b>‘SANAYİ FİRMALARININ DÖNÜŞÜM PROGRAMINA İHTİYACI VAR’</b></p>

<p>Sanayi firmalarının ölçek yapısı, sermaye ve özkaynak yeterliliği, bilanço sağlamlığı ve verimliliğinin gerçek sorun alanları olduğuna değinen Bahçıvan, şu şekilde konuştu:</p>

<p>“Türk sanayisi tüm bu kulvarlarda atılım yaparak bir üst lige çıkmalıdır. Bunun için hem sanayicilerimizde hem de politika yapıcılarımızda önce genel bir zihniyet değişimine, ardından da değişimi bütüncül bir reform çerçevesine dönüştürerek hayata geçirecek mekanizmalara ihtiyacımız var. Bu reforma hazır olunmalı. Gelinen noktada başta KOBİ’lerimiz olmak üzere ülkemizdeki firma ekosisteminin çok daha yakından mercek altına alınması gerektiği kanaatindeyiz. Daha somut bir ifadeyle, Türkiye’nin sanayi firmalarının üretim süreçlerinde verimliliği ödüllendiren, seçici ve performans odaklı bir dönüşüm programına ihtiyacı bulunuyor. Üretim hayatımızın yapısal sorunlarını tartışmak ve reform ajandasını hayata geçirmek için bugün çok daha uygun bir atmosferin olduğunu düşünüyoruz. Aslında bu artık tercih olmaktan da çıkarak bir zorunluluğa dönüşmüş durumda. Sanayi sektörümüzü bekleyen çetin rekabet koşullarını, teknolojide ve yeşil dönüşüm alanında yaşanan baş döndürücü gelişmeleri düşündüğümüzde, bu ajandayı daha fazla ertelememiz zaten mümkün gözükmüyor. İSO olarak ilgili tüm tarafların katılımıyla kısa vadede hayata geçirilmek üzere konuya ilişkin kapsamlı bir öneri taslağı hazırlıyoruz.”</p>

<p><img class="detayFoto" src="https://sanayicidergisicomtr.teimg.com/sanayicidergisi-com-tr/images/upload/zirvedeki_uclu_meclis_topluca.jpg" /></p>

<p><b>‘İSO 1000’İN KDV ALACAĞI 110 MİLYAR TL’</b></p>

<p>Sanayinin finansmana erişimi konusu çerçevesinde, banka kredilerinin dışındaki araçlara dönük ilgisinin düşük kaldığını, sermaye piyasası araçlarının kullanımını yaygınlaştırmak gerektiğini her fırsatta ifade ettiklerini de belirten Bahçıvan, şöyle devam etti:</p>

<p>“Özellikle halka arz konusunda sanayiciler olarak iğneyi sıklıkla kendimize batırıyoruz. Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu’nda bile halka açık olanların sayısı yalnızca 88, ikinci 500’de ise bu rakam 39. Yine son günlerde bankaların Eximbank kredileri için teminat mektuplarına uyguladıkları komisyon oranları giderek artıyor ve önemli bir maliyet unsuru haline geliyor. Bankaların komisyon oranlarına bir tavan getirilmesinin gerekli olduğunu değerlendiriyoruz. Birikmiş KDV alacaklarının da 2024 itibarı ile sadece İSO 1000 kuruluşlarında 110 milyar TL’ye yaklaştığını hatırlayacak olursak, Türkiye'nin artık kendisiyle çok uyum sağlayamayan ve adeta bir üretim vergisi hale gelen KDV modelinden daha reformist bir yapıya dönmesi gerekiyor. Bu noktada İSO olarak uzun süredir dile getirdiğimiz ticari alacakların konkordato kapsamından çıkartılması talebimiz doğrultusunda bu başlıkta bir düzenleme yapılıyor olmasını memnuniyetle karşılıyoruz. Ayrıca Türkiye’nin orta vadeli, tutarlı ve sürdürülebilir bir istihdam politikasına acilen ihtiyacı olduğunun hepimiz farkındayız. Bu ihtiyaç; insan kaynağımızın etkin ve verimli bir şekilde değerlendirilmesi için YÖK’ün de dahil olacağı bir eğitim planlamasıyla geleceğimiz adına eğitimin her kademesinde mutlaka ele alınmalı.”</p>

<p><b>‘İSTİKRAR VE REFORM PROGRAMI TESTLERDEN BAŞARIYLA GEÇTİ’</b></p>

<p>Açılış konuşmalarının ardından, İSO Meclis Üyeleri de ana gündem maddesine ilişkin söz alarak değerlendirmelerde bulundu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’a sorular yöneltti. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz sanayicilerin yönelttiği sorulara karşılık şu açıklamalarda bulundu:</p>

<p>İstanbul Sanayi Odası (İSO) Ağustos Ayı Meclis Toplantısında iş dünyamızın kıymetli temsilcileriyle bir araya gelerek ekonomi politikalarımıza ilişkin beklenti, görüş ve önerilerini dinledik.</p>

<p>24 bini aşkın üyesiyle sanayi üretimimizin ve ihracatımızın yaklaşık üçte birini gerçekleştiren İSO, ülkemizin büyüme vizyonunun ve kalkınma hamlelerinin en güçlü lokomotiflerinden biridir.</p>

<p>Türkiye Yüzyılı’nda hedefimiz; istikrarlı bir ortamda daha fazla üretim, daha fazla katma değer, daha fazla ihracat ve istihdamdır. Bu hedeflere, sanayicilerimizin gayreti ve vizyonuyla hep birlikte ulaşacağız.”</p>

<p><b>‘OVP’Yİ GÜNCELLİYORUZ’</b></p>

<p>Orta Vadeli Program'ı (OVP) güncelleme çalışmalarını sürdürdüklerini, bakanlarla OVP'yle ilgili bir toplantı gerçekleştirdiklerini ve her yıl eylül ayının ilk haftasında OVP'yi güncellediklerini hatırlatan Yılmaz, "Güncellemeler üç temel başlıkta gerçekleşiyor. Birincisi makro ekonomik göstergeler. İkincisi bu makro ekonomik görünüm çerçevesinde 2026 yılı ve izleyen yıllarla ilgili temel bütçe büyüklüklerini Orta Vadeli Program'da şekillendiriyoruz. Üçüncü başlığımız ise yapısal reform." diye konuştu.</p>

<p>Sanayinin stratejik konumunun farkında olduklarını, küresel ekonomide belirsizliklerin yoğunlaştığı bir dönemde bulunulduğunu ve jeopolitik gerilimler, ticaret savaşları başta olmak üzere farklı bir uluslararası ortamın yaşandığını kaydeden Yılmaz, şöyle devam etti:</p>

<p>"Kurallara dayalı kurumların güçlü olduğu bir uluslararası ekonomik mimariden, ülkelerin daha dar çıkarlarının ön plana geçtiği bir dönemden geçiyoruz. Yapısal bir dönüşüm var dünyada. Üretim merkezleri yer değiştiriyor. Kurumların, kuralların zayıfladığı bir dünyadayız. Dolayısıyla bu dönemi iyi okumamız lazım. Savunma sanayinin, savunma meselelerinin ön plana çıktığı bir dönemdeyiz. Türkiye olarak hem siyasi hem ekonomik konumlanmamızla bu gelişmeleri fırsata dönüştürmek zorundayız ve bunu da toplum olarak hep birlikte yapmak durumundayız."</p>

<p><b>‘ÜST ORTA GELİRE TERFİ ETTİK’</b></p>

<p>Türkiye'nin mevcut büyüklüğüyle birlikte dünya ekonomisinde daha fazla pay alır bir konumda olduğuna dikkati çeken Yılmaz, "Türkiye 22 yılda alt orta gelirden üst orta gelire terfi etti. Beklentimiz 2026'da yüksek gelirli ülkeler ligine adım atmak. Kişi başına gelirimiz 15 bin 500 dolar oldu geçen yıl. Bu yılı göreceğiz. 17 bin dolarlar civarında bir rakam bekliyoruz. Ekonomimiz 19 çeyrektir kesintisiz büyümeye devam ediyor. Bu kolay değil. Böyle bir uluslararası konjonktürde 19 çeyrektir kesintisiz bir büyümemiz var. Ana ticaret ortağımız olan Avrupa başta olmak üzere düşük büyüme ve zayıf dış talep koşullarına rağmen 2025 yılı temmuz ayı itibarıyla yıllıklandırılmış ihracatımız Cumhuriyet tarihimizin rekorunu kırdı. 70'in üzerinde bir rakamla bu yılı kapatacağız." değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p><b>‘İNSANLARA YAPAY ET YEDİRECEKSİNİZ, DEDİLER’</b></p>

<p>İklim Kanunu'na değinen Yılmaz, enerjide madenciliği, yenilenebilir enerjiyi etkileyecek bir düzenleme olduğunu, emisyon ticaret sistemi oluşturulacağını söyledi.</p>

<p>Yılmaz, kanuna ilişkin sürdürülen algılara dikkati çekerek, şöyle devam etti:</p>

<p>"Propagandayla karşı karşıya kaldık. 'İnsanlara yapay et yedireceksiniz.' diye bir kampanya yapılıyor. 'Çiftçileri, tarımı öldüreceksiniz, bu ülkede tarım kalmayacak, sanayicilerimizi emperyalistlere peşkeş çekeceksiniz.' deniyor. Biz bu kanunları yapıp emisyon ticaret sistemini kurmazsak, sanayi, özellikle belli sanayilerimiz Avrupa'ya ihracat yapamayacak veya bedelini ödeyecek. Bu para Avrupa'ya gidecek. Biz emisyon ticaret sistemini kurup, Avrupa'nın alacağı bu vergiyi biz almış olacağız ülke olarak. Bunu da bir fonda toplayacağız. Bu fonu da sanayinin yeşil dönüşümü için sanayimize geri vereceğiz."</p>

<p><b>‘SANAYİCİMİZ İÇİN GAYRET SARFEDİYORUZ’</b></p>

<p>Türkiye'deki sanayi üretim endeksinin haziran ayında yıllık bazda yüzde 8,3 artış kaydettiğini ve genel istihdamda güçlü bir görünüm olduğunu vurgulayan Yılmaz, şu ifadelere yer verdi:</p>

<p>"26 aydır tek haneli seviyelerde seyrediyor işsizlik oranımız. Organize sanayi bölgelerimiz, endüstri bölgelerimiz ve sanayi alanlarımızda yürütülen projeler hız kesmeden sürüyor. Bugün İstanbul'da 9 OSB'de 335 bin kişi istihdam edilmektedir. Tüm parsellerin üretime geçmesiyle bu rakamın 435 bine ulaşacağı öngörülüyor. Biz de sanayicimizin yatırım ortamını iyileştirmek için elimizden gelen tüm gayreti sarf ediyoruz. İçinden geçtiğimiz dönemin zorluklar barındırdığının farkındayız. Gelecek yıl finansal koşulların da yatırım ortamının da çok iyi olacağı bir yıl olacak. Türkiye, her ortamda barışı, diplomasiyi savunan bir ülke olarak istikrarlı bir şekilde yoluna devam ediyor. Etrafımızdaki gelişmelere baktığımızda Türkiye'deki bu istikrarı takdir etmemiz ve bunun bize getireceği avantajı görmemiz lazım."</p>

<p><b>‘SIKINTI ÇEKENLERE DESTEKLER VERİYORUZ’</b></p>

<p>Mevcut süreçte sıkıntı çeken sektörlerin farkında olduklarını dile getiren Yılmaz, sözlerini şöyle tamamladı:</p>

<p>"Tekstil, deri, mobilya... Bu alanlarda prim destekleri vermeye başladık, altıncı bölge desteklerimiz var, İstanbul'dan Anadolu'ya geçişleri özendiriyoruz. Bunlardan vazgeçme diye bir niyetimiz yok. YTAK programımız var. Merkez Bankamız buraya 500 milyarlık bir fon ayırdı. Belli büyüklükte, ithalatı azaltıcı, teknolojik düzeyi yüksek projelere iki yılı geri ödemesiz, on yıl vadeli düşük faizli kredi veriyoruz. Bunu da bir komite seçiyor. Ardından finansal piyasalar bu onaylanan projelerle ilgili finansal değerlendirmelerini yapıyorlar. Hit30 dediğimiz program ise genel teşvik, teknolojik hamle programlarımız. Bütün bunlarla sanayiciye seçici destek veriyoruz, önümüzdeki dönemde de bu tür destekleri vermeye hazırız. Yeter ki anlamlı olsun, programımızın genel çerçevesini bozmasın, ülkemizin kalkınmasına, daha yüksek katma değer üretmesine vesile olsun. KOBİ'lerimize, girişimcilerimize fon sağlamaya çalışıyoruz ve bütün bunlarla ülkemizin kapasitesini büyütüyoruz."</p>

<p></p>
</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>KAPAK HABER</category>
      <guid>https://www.sanayicidergisi.com.tr/zirvedeki-ucluden-sanayi-degerlendirmeleri</guid>
      <pubDate>Sun, 28 Sep 2025 23:16:23 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sanayicidergisicomtr.teimg.com/crop/1280x720/sanayicidergisi-com-tr/images/haberler/2025/09/zirvedeki_ucluden_sanayi_degerlendirmeleri_h2408_5e1dd.jpg" type="image/jpeg" length="90501"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[ÇOSB, Kapaklı Devlet Hastanesini Teslim Etti]]></title>
      <link>https://www.sanayicidergisi.com.tr/cosb-kapakli-devlet-hastanesini-teslim-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sanayicidergisi.com.tr/cosb-kapakli-devlet-hastanesini-teslim-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tekirdağ Valisi Recep Soytürk, "Bu değerli eserin yapımında emeği geçen Çerkezköy OSB Yönetim Kurulu Başkanı Eyüp Sözdinler ve tüm sanayicilerimize teşekkür ediyor, hastanenin ilimize hayırlı olmasını diliyorum," dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span arial="" style="font-family:">Çerkezköy Organize Sanayi Bölgesi'nin (ÇOSB) inşaatını tamamladığı ÇOSB Kapaklı Devlet Hastanesi, Tekirdağ Valiliği'nde düzenlenen resmi bir törenle Tekirdağ İl Sağlık Müdürlüğü'ne teslim edildi. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span arial="" style="font-family:"><img class="detayFoto" src="https://sanayicidergisicomtr.teimg.com/sanayicidergisi-com-tr/images/upload/kapaklY2.jpg" /></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span arial="" style="font-family:">T.C. Tekirdağ Valiliği’nde düzenlenen teslim törenine Tekirdağ Valisi Recep Soytürk, Tekirdağ İl Sağlık Müdürü Op. Dr. Lütfü Çağatay Onar, Kapaklı Kaymakamı Mustafa Gürdal, Tekirdağ İl Sağlık Müdürlüğü Destek Hizmetleri Başkan Yardımcısı Tolga Atasever, Kapaklı Devlet Hastanesi Başhekimi Dr. Beraat Özdemir ile ÇOSB Yönetim Kurulu Başkanı Eyüp Sözdinler, ÇOSB Yönetim Kurulu Başkan Vekili Natan Yakuppur, ÇOSB Yönetim Kurulu Üyesi M. Gürdal Adal, ÇOSB Bölge Müdürü F. Çiğdem Baykal ile ÇOSB İmar ve İnşaat Direktörü Tolga Gülmez katıldı.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span arial="" style="font-family:"><img class="detayFoto" src="https://sanayicidergisicomtr.teimg.com/sanayicidergisi-com-tr/images/upload/kapaklYimzalar.jpg" /></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span arial="" style="font-family:">Vali Recep Soytürk törende yaptığı konuşmada, projenin Tekirdağ için büyük bir kazanım olduğunu belirterek, "Hastalarımıza şifa, dertlilerimize deva olacak bir hastane ilimize kazandırıldı. Bu değerli eserin yapımında emeği geçen Çerkezköy OSB Yönetim Kurulu Başkanı Eyüp Sözdinler ve tüm sanayicilerimize teşekkür ediyor, hastanenin ilimize hayırlı olmasını diliyorum," dedi.</span></span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><b><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span arial="" style="font-family:"><span style="text-transform:uppercase">Bir Hastaneden Daha Fazlası: Kapsamlı Bir Sağlık Kompleksi</span></span></span></span></b></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span arial="" style="font-family:">Teslimi gerçekleştirilen ÇOSB Kapaklı Devlet Hastanesi, sadece bir bina olmanın ötesinde, bölgenin tüm sağlık ihtiyaçları düşünülerek tasarlanmış kapsamlı bir yatırım olarak dikkat çekiyor. 70 bin metrekarelik arazi üzerine kurulan ve 20 bin metrekare kapalı alana sahip olan tesisin öne çıkan özellikleri şunlar:</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span arial="" style="font-family:"><img class="detayFoto" src="https://sanayicidergisicomtr.teimg.com/sanayicidergisi-com-tr/images/upload/kapaklYhastaneici1.jpg" /></span></span></span></p>

<ul>
	<li><span style="tab-stops:list 18.0pt"><b><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span arial="" style="font-family:">Tıbbi Kapasite ve Donanım:</span></span></span></b><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span arial="" style="font-family:"> 100 yatak kapasiteli hastane, modern teknolojilere sahip 5 ameliyathane, kritik hastalar için 10 yataklı yoğun bakım ünitesi, özel tedavi gerektiren durumlar için 5 yataklı yanık ünitesi ve hassas operasyonlara olanak tanıyan bir mikro cerrahi ünitesi ile tam teşekküllü hizmet verecek. Ayrıca, hijyenin en üst düzeyde tutulduğu bir dekontaminasyon ünitesi ve ileri düzey yangın güvenlik sistemleri de tesise entegre edildi.</span></span></span></span></li>
	<li><span style="tab-stops:list 18.0pt"><b><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span arial="" style="font-family:">Konfor ve Erişilebilirlik:</span></span></span></b><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span arial="" style="font-family:"> Hasta ve ziyaretçilerin ulaşım sorunu yaşamaması için 274 araçlık geniş bir otopark alanı oluşturuldu. İç mekanlarda hasta ve personel konforunu artırmak amacıyla modern mobilyalar, ferah renkler ve kaliteli zemin kaplamaları tercih edildi.</span></span></span></span></li>
	<li><span style="tab-stops:list 18.0pt"><b><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span arial="" style="font-family:">İyileşmeyi Destekleyen Çevre:</span></span></span></b><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span arial="" style="font-family:"> Tesisin çevresi, iyileşme sürecine katkıda bulunacak şekilde özenle tasarlandı. Geniş peyzaj ve bitkilendirme alanları, oturma grupları, gölgelikler ve çocuk oyun alanları ile hastane ortamına huzurlu bir atmosfer kazandırıldı.</span></span></span></span></li>
</ul>

<p><img class="detayFoto" src="https://sanayicidergisicomtr.teimg.com/sanayicidergisi-com-tr/images/upload/kapaklY_hastane_dYY.jpg" /></p>

<p><b><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span arial="" style="font-family:">Sözdinler: Bölge Önemli Bir Sağlık Merkezi Kazandı</span></span></span></b></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span arial="" style="font-family:">ÇOSB Yönetim Kurulu Başkanı Eyüp Sözdinler, ÇOSB Kapaklı Devlet Hastanesi projenin sadece bir sanayi yatırımı olmadığını, aynı zamanda topluma hizmet misyonlarının en somut örneği olduğunu vurguladı. Sözdinler, "ÇOSB olarak, kurulduğumuz günden bu yana sadece sanayiye değil, bölgemizin sosyal ve kültürel gelişimine de katkı sunmayı misyon edindik. Biliyorsunuz, hem Çerkezköy hem de Kapaklı ilçelerimiz, sanayi üretimlerinin yoğun olduğu bölgelerdir. Bu ilçelerde yaşayan vatandaşlarımız da büyük ölçüde bölgemiz sanayi tesislerinde çalışan kardeşlerimiz ve aileleridir. Dolayısıyla bölge halkının en temel hakkı olan kaliteli sağlık hizmetine kolayca erişebilmesi için attığımız bu adım, bizler için büyük bir mutluluk kaynağıdır. Hastanemizin kapıları T.C. Sağlık Bakanlığımız tarafından hizmete açıldığında, Kapaklı ve Çerkezköy başta olmak üzere tüm Trakya'nın sağlık alanında önemli bir merkez kazanacağına inanıyoruz." ifadelerini kullandı.</span></span></span></p>

<p></p>

<p></p>
</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>KAPAK HABER</category>
      <guid>https://www.sanayicidergisi.com.tr/cosb-kapakli-devlet-hastanesini-teslim-etti</guid>
      <pubDate>Fri, 18 Jul 2025 17:25:40 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sanayicidergisicomtr.teimg.com/crop/1280x720/sanayicidergisi-com-tr/images/haberler/2025/07/cosb_kapakli_devlet_hastanesini_teslim_etti_h2362_997e7.jpg" type="image/jpeg" length="14364"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türkiye’de, yatırım ve ihracat fırsatları beklentisi]]></title>
      <link>https://www.sanayicidergisi.com.tr/turkiyede-yatirim-ve-ihracat-firsatlari-beklentisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sanayicidergisi.com.tr/turkiyede-yatirim-ve-ihracat-firsatlari-beklentisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu "Her sabah uyandığımızda artık ilk baktığımız ABD başkanının hangi sürpriz kararı aldığı veya dün söylediğinden 180 derece nasıl geri döndüğü oluyor. Bugün yazılan senaryoların yeni gelen açıklama ile ertesi gün hiçbir anlamı kalmıyor. Özetle dünyada herkes işi gücü bırakmış bulanık suda balık avlamaya çalışıyor.” Dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ABD Başkanı Donald Trump, 29 Nisan’da The Atlantic dergisine verdiği demeçte, “Ben sadece Amerika Birleşik Devletleri’ni değil dünyayı da yönetiyorum’ dedi.</p>

<p>Gerçekten de işbaşına geldikten hemen sonra Grönland ve Panama Kanalı’nı almak istediğini açıklamış, Kanada’nın ABD’nin bir eyaleti olması gerektiğini ısrarla vurguladı. Bu talepler doğal olarak bütün dünyada yaygın tartışma ve itirazları beraberinde getirdi.</p>

<p>Ama asıl büyük tartışma, Trump’ın ticaret savaşlarının devamını getirerek dünyanın her ülkesi için saptadığı gümrük vergi oranlarını açıklaması ile başladı. Gümrük vergi oranlarını kısa süre içerisinde birkaç kere değiştirdi. Başka ülkeler de buna karşı gümrük vergi oranları açıkladılar. ABD menkul kıymetler ve para piyasaları karıştı, büyük düşüşler yaşandı. Yazımızda, yeni ticaret savaşının başlangıcını ve Türkiye’ye olabilecek olumlu-olumsuz etkileri açısından iş dünyası temsilcilerinin, sanayicilerin ve ihracatçıların değerlendirmelerini ele alacağız.</p>

<p><img class="detayFoto" src="https://sanayicidergisicomtr.teimg.com/sanayicidergisi-com-tr/images/upload/ticaretvinc.jpg" /></p>

<p><b><span style="text-transform:uppercase">ABD'nin Güncel Gümrük Tarifeleri ve Son Durum</span></b></p>

<p>Donald Trump'ın açıkladığı ve sıkça revize edilen gümrük tarifeleri, temel olarak yzde 10'luk asgari vergi üzerine inşa edilmiş, ancak bazı ülkeler için ek yüksek oranlar uygulanıyor. İşte son durum:</p>

<p>- Tüm ülkelere yüzde 10 temel gümrük vergisi getirildi. Bu karar, 5 Nisan 2025'te yürürlüğe girdi.</p>

<p>- Meksika ve Kanada, ABD-Meksika-Kanada Anlaşması (USMCA) kapsamında muaf tutuldu.</p>

<p>- Rusya, Kuzey Kore gibi ülkeler ise mevcut yaptırımlar nedeniyle listede yer almadı.</p>

<p>- Çin’e yüzde 10 temel, yüzde 24 ek vergi olmak üzere toplam yüzde 46 vergi getirildi.</p>

<p>- Vergiler, Vietnam için yüzde 46, Kamboçya için yüzde 49, Japonya için yüzde 24, Hindistan için yüzde 26, Güney Kore için yüzde 35 ve Avrupa Birliği için de yüzde 20 olarak belirlendi.</p>

<p>- Türkiye, temel yüzde 10’luk vergi grubunda tutuldu.</p>

<p>- Ayrıca, otomobil, çelik ve alüminyum ithalatına, Venezuela'dan petrol ithalatına da vergi geldi.</p>

<p>Yeni kararlar Nisan ayı içinde yürürlüğe girdi.</p>

<p><b><span style="text-transform:uppercase">Gelen Tepkiler</span></b></p>

<p>ABD'nin tarife kararları, küresel çapta ekonomik ve siyasi tepkilere yol açtı.</p>

<p>Çin, ABD mallarına yüzde 34 misilleme vergisi açıklandı. Çin, ABD'nin hamlesini "tek taraflı zorbalık" olarak nitelendirdi ve Dünya Ticaret Örgütü’ne başvurma ihtimalini gündeme getirdi.</p>

<p>Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, tarifelerin "dünya ekonomisine vahim sonuçlar doğuracağını" belirtti. AB, 28 milyar euroluk ABD ürününe vergi uygulama planını duyurdu.</p>

<p>Avustralya Başbakanı Anthony Albanese, tarifelerin "mantıksız ve dostane olmadığını" vurguladı, ancak misilleme yapmayacaklarını açıkladı.</p>

<p>Japonya Başbakanı İşiba Şigeru, kararı "endişe verici" bulduğunu belirtti.</p>

<p>Güney Kore, "küresel ticaret savaşının gerçek olduğunu" ve krizi çözmek için tüm imkanlarını kullanacaklarını duyurdu.</p>

<p><b>PİYASA VE BORSALARDAKİ ETKİLER VE DEĞERLENDİRMELER</b></p>

<p>Bu kararlar açıklandıktan hemen sonra menkul kıymet borsaları ve para piyasalarında çalkantılar ve düşüş yaşadı. S&P 500 endeksi yüzde 4.8 düşüş kaydetti; bu, pandemi sonrası en büyük gerileme oldu.</p>

<p>Altın fiyatları rekor seviyelere çıktı.</p>

<p>Yale Üniversitesi ekonomi uzmanları, enflasyondaki yükselme kaygılarını açıkladılar. Uzmanların analizine göre, ortalama bir ABD hanesine yıllık 3.400 dolar ek maliyet gelebilir.</p>

<p>Dünya Ticaret Örgütü, küresel ticaret hacminde yüzde 1 oranında daralma yaşanacağı öngörüsünde bulundu.</p>

<p><b>TÜRKİYE’DE MÜZAKERE BEKLEYİŞİ VE FARKLI DEĞERLENDİRMELER</b></p>

<p>Türkiye’ye yönelik yüzde 10’luk vergi kararı, ekonomi yönetimi, bakanlar, iş dünyası kuruluşları ve sanayi odası başkanları tarafından farklı farklı değerlendirildi. Yetkililer, bu konuda ABD yönetimi ve temsilcileri ile yapılacak yakın görüşme ve müzakerelerle kararın değiştirilebileceği görüşlerini açıkladılar. İş dünyasında yüzde 10’luk verginin bir çok ürün açısından avantaj sağlayabileceği, bu nedenle Türkiye’ye yatırımlar gelebileceği görüşü hakım. Hükümet ve iş dünyası temsilcilerinin açıklama ve yaklaşımları özetle şöyle:</p>

<p><b>ÖMER POLAT: PANİK YAPMAYACAĞIZ, SUHULETLE ÇALIŞACAĞIZ</b></p>

<p><b><img class="detayFoto" src="https://sanayicidergisicomtr.teimg.com/sanayicidergisi-com-tr/images/upload/ticaretomerbolat.jpg" /></b></p>

<p>Ticaret Bakanı Ömer Bolat, ABD Başkanı Donald Trump'ın tarife kararları sonrası ABD ile görüşmeler yapılacağını belirterek, "Bu konularla ilgili yoğun çalışma temposu içindeyiz ve çalışma grubu oluşturduk. Diğer bakanlıklarımızdan da katılımcılar var.” dedi.</p>

<p>ABD Başkanı Trump'ın ekonomi ve dış ticaret politikasında içe dönük program izleyeceğini vadettiğini anımsatan Bolat, Trump'ın başkanlık görevini devralır almaz yoğun şekilde ülkenin dış ticaret açığının yüksek olduğu Meksika, Kanada gibi komşu ülkeleri, Avrupa Birliği (AB) ve Çin gibi dünyanın büyük ekonomileri ile ticaret aktörlerine yönelik ilave gümrük vergisi artışları ilan ettiğini söyledi.</p>

<p>Bakan Bolat, ilave gümrük vergisi artışları karşısında Çin ve bazı ülkelerin "misilleme" açıklamaları yaptıklarını hatırlatarak, ABD'nin 2 Nisan'da genel anlamda gümrük vergisi artışı ilan etmesinin küresel piyasalarda düşüşler meydana getirdiğini anlattı.</p>

<p><b>YOĞUN DEĞERLENDİRME İÇİNDEYİZ</b></p>

<p>Küresel emtia piyasalarında başta petrol olmak üzere ciddi düşüş meydana geldiğine dikkati çeken Bolat, şöyle konuştu:</p>

<p>"Çok hareketli bir dönem. Panik yapmayacağız, suhuletle hareket edeceğiz. Bu konularla ilgili yoğun çalışma temposu içindeyiz ve çalışma grubu oluşturduk. Diğer bakanlıklarımızdan da katılımcılar var. Biz ABD'nin yeni dış ticaret politikası ve almakta olduğu ilave gümrük vergilerinin Türkiye'mizin dış ticaretine hem ABD ile ikili olarak hem de diğer pazarlarda çok taraflı olarak ürün, sektör ve toplam ticaret bazında ne gibi etkileri olabileceğine çalışıyoruz." dedi.</p>

<p><b>RESMİ MEKTUP GÖNDERİYORUM</b></p>

<p>Ticaret Bakanı Bolat, bu konuda gerekli aksiyonlarının hazır olduğunu dile getirerek, "ABD Ticaret Bakan Yardımcısı ile bakan yardımcıları düzeyinde temaslarımız oldu. ABD Ticaret Bakanı'na da bu konuda resmi bir mektup gönderiyorum ve müzakereler istiyoruz. Zaten ABD tarafı da bu yeni politikalarıyla ilgili olarak 'Ülkelerle müzakereye açığız' dedi." ifadelerini kullandı.</p>

<p><b>MUSTAFA GÜLTEPE: DÜŞÜK TARİFE BİZİM YARARIMIZA</b></p>

<p>Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mustafa Gültepe, ABD'nin yeni gümrük tarifeleri hakkında önemli değerlendirmelerde bulundu. İşte ana başlıklar halinde açıklamaları:</p>

<p><img class="detayFoto" src="https://sanayicidergisicomtr.teimg.com/sanayicidergisi-com-tr/images/upload/ticaretgultepe.jpg" /></p>

<p><b>1. Türkiye'nin Avantajlı Konumu</b></p>

<p>Gültepe, Türkiye'nin ABD'nin yeni tarifelerinde yüzde 10'luk en düşük vergi diliminde yer almasını bir avantaj olarak değerlendirdi. Özellikle Çin (yüzde 34) ve AB (yüzde 20) gibi rakip ülkelere kıyasla Türkiye'nin rekabet gücünün artabileceğini belirtti.</p>

<p><b>2. Rekabetçiliğin Önemi</b></p>

<p>"Fiyatta rekabetçi seviyeye gelebilirsek, ABD pazarında avantaj sağlayabilir ve hedeflerimize kısa sürede ulaşabiliriz" diyen Gültepe, Türk ihracatçıların maliyet ve kalite açısından rekabet edebilir hale gelmesi gerektiğini vurguladı.</p>

<p><b>3. ABD Pazarında Büyüme Potansiyeli</b></p>

<p>2024'te ABD'ye 16,3 milyar dolar ihracat yapıldığını hatırlatan Gültepe, bu rakamın 100 milyar dolara çıkarılmasının hedeflendiğini ifade etti. Özellikle kimya, otomotiv yan sanayi ve tekstil gibi sektörlerde fırsatlar olduğunu belirtti.</p>

<p><b>4. Sektörel Çalışmalar ve Hazırlıklar</b></p>

<p>TİM olarak sektör bazında detaylı analizler yaptıklarını ve hangi alanlarda rekabet avantajı sağlanabileceğine dair çalışmaları hızlandırdıklarını açıkladı. DEİK ve TOBB gibi kuruluşlarla iş birliği içinde olduklarını da ekledi.</p>

<p><b>5. Uzun Vadeli Strateji</b></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Gültepe, 2028'de 375 milyar dolarlık ihracat hedefi için ABD pazarındaki payın artırılmasının kritik olduğunu söyledi. Bunun için Ar-Ge, inovasyon ve lojistik maliyetlerinin düşürülmesi gibi adımların önemine dikkat çekti.</p>

<p>Mustafa Gültepe, Türkiye'nin düşük tarife avantajını iyi değerlendirerek ABD pazarında büyüme potansiyelini vurguladı. Ancak bu fırsatı yakalamak için rekabetçi fiyat, sektörel odaklanma ve uzun vadeli stratejilerin şart olduğunu belirtti.</p>

<p><b>HİSARCIKLIOĞLU: TİCARET SAVAŞLARININ KAZANANI OLMAZ</b></p>

<p>TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, Küresel ekonominin büyük bir küresel türbülanstan geçtiğini belirterek "Dünyanın pek çok bölgesindeki jeopolitik gerilimler ve çatışmalara ilave olarak karşımızda aniden beliren ticaret savaşları ihtimali küresel çapta belirsizlikleri daha da arttırdı." diye konuştu.</p>

<p><img class="detayFoto" src="https://sanayicidergisicomtr.teimg.com/sanayicidergisi-com-tr/images/upload/ticaretrifat.jpg" /></p>

<p>Ekonominin etkilenmesiyle ilgili Hisarcıklıoğlu, şunları söyledi: "Her sabah uyandığımızda artık ilk baktığımız ABD başkanının hangi sürpriz kararı aldığı veya dün söylediğinden 180 derece nasıl geri döndüğü oluyor. Bugün yazılan senaryoların yeni gelen açıklama ile ertesi gün hiçbir anlamı kalmıyor. Özetle dünyada herkes işi gücü bırakmış bulanık suda balık avlamaya çalışıyor.</p>

<p>IMF geçtiğimiz salı günü küresel ekonomik görünüm raporunda açıkladı. Rapor küresel ekonomide yeni dönemin başlamakta olduğunu söylüyor. Bu yeni dönem belirsizliklerin artacağı, dünyada enflasyonun yükseleceği, küresel ticaretin ivme kaybedeceğini, netice olarak dünyada ekonominin daha yavaş büyüyeceğini söylüyor. Dünyada 200 ülkeden 127'sinde büyüme oranlarının önce tahminlerinden daha düşük olacağı ifade ediliyor. Tüm bu karmaşa içinde iş dünyası olarak biz şunu söylüyor, şunu savunuyoruz; Ticaret savaşlarının kazananı olmaz. İş dünyaları olarak diyoruz ki ticaret olmadan yatırım olmaz, yatırım olmadan istihdam olmaz, istihdam olmadan da refah olmaz. Onun için bütün dünyada karar alıcı siyasilere diyoruz ki bizim önümüzü açın sizden başka bir şey istemiyoruz. "</p>

<p><b><span style="text-transform:uppercase">Bahçıvan: ABD ve AB ile müzakerelerde masada olmalıyız</span></b></p>

<p>İstanbul Sanayi Odası Başkanı Erdal Bahçıvan, dünyanın, Orta Doğu’daki çatışma ve istikrarsızlıktan ABD Başkanı Trump’ın ilan ettiği ticaret savaşlarına kadar çalkantılı bir dönemin içinden geçtiğini ve küresel ticaretin ciddi risk altında olduğunu belirtti. Bahçıvan, “IMF baş ekonomistinin geçtiğimiz günlerde vurguladığı gibi, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra 1945 yılında kurulmuş olan “80 yıllık küresel sistem sıfırlanıyor ve yeni bir döneme giriyoruz. Henüz şekillenmeyen, tehlikeli, riskli ve öngörülemeyen bir ara dönemden geçiyoruz. Gidişat çok hızlı ve sarsıcı. Bizleri riskler kadar bazı fırsat ve avantajlar da bekliyor.</p>

<p><img class="detayFoto" src="https://sanayicidergisicomtr.teimg.com/sanayicidergisi-com-tr/images/upload/ticaretbahcYvan.jpg" /></p>

<p>ABD’nin Çin ürünlerine darbe vurması ve diğer ülkeleri Çin’i izole etmeye zorlaması, küresel değer zincirlerinde büyük değişiklikleri tetikleyecek. Ülkeler yeni yatırımları kendisine çekmek için büyük bir rekabet içerisinde olacaklar. Türkiye de kendisini buna hazırlamak durumunda” dedi.</p>

<p>Bahçıvan, sözlerini, “Artık hem ABD pazarında oluşabilecek fırsatları değerlendirmek hem de başta vize sorunu olmak üzere, AB ile Gümrük Birliği, Serbest Ticaret Anlaşmaları gibi tüm konularda yaşanmakta olan sorunları kalıcı olarak çözüme kavuşturabilmek için çok daha güçlü bir müzakere süreci yürütmek zorundayız.” diyerek tamamladı.</p>

<p><b>GÖKHAN MARAŞ: BU TARİFELER, AYDIN’IN ÜRETİM GÜCÜNÜ ÖNE ÇIKARMA FIRSATI SAĞLAR</b></p>

<p>Aydın Sanayi Odası Başkanı Gökhan Maraş, ABD’nin özellikle yeniden yükselişe geçen korumacı politikaları ve art arda açıkladığı gümrük tarifesi kararları, dünya ticaretinde yeni dengelerin kurulmasına neden olduğunu belirtti. Çin, AB ve bazı Asya ülkelerinin bu politikaların doğrudan hedefinde olduğunu belirten Maraş Türkiye hakkında şu açıklamaları yaptı:</p>

<p>“Türkiye’ye uygulanan daha düşük oranlı tarifeler, bazı sektörlerimiz için avantaj oluşturabilecek bir fırsat alanı yaratıyor. Ancak bu tabloyu doğru okumak ve stratejik adımlar atmak her zamankinden daha kritik hale gelmiş durumda.<br />
<br />
Aydın sanayisi açısından bu tabloyu iki yönlü okumak mümkün: Bir yandan, mevcut küresel belirsizlikler ve yeni gümrük duvarları riski; diğer yandan, tedarik zincirlerinin yeniden şekillendiği bir dönemde Türkiye’nin üretim gücü ve stratejik konumu sayesinde yeni pazarlar ve yatırım kanalları açılabilir. Özellikle Aydın’ın güçlü olduğu tarım makineleri, kuru meyve ve gıda, zeytin ve zeytinyağı gibi sektörler, ABD pazarında alternatif tedarikçi arayışındaki firmalar için cazip hale gelebilir. Bu bağlamda, üretimde kaliteye, ürün izlenebilirliğine ve markalaşmaya odaklanan firmalarımız için bu sürecin bir sıçrama tahtası olması mümkündür.<br />
<br />
Nitekim bu potansiyel, ihracat verilerimize de yansımaktadır. İlimizden Şubat ayında en fazla ihracat yapılan ikinci ülke, 11,5 milyon dolar ile ABD olmuştur. Bu veri, Aydın firmalarının ABD pazarında hâlihazırda etkin bir varlık gösterdiğini ve bu varlığın güçlendirilmesi gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır.”</p>

<p><img class="detayFoto" src="https://sanayicidergisicomtr.teimg.com/sanayicidergisi-com-tr/images/upload/ticaretmaras.jpg" /><br />
<br />
<b>ŞEKİP AVDAGİÇ: ACİLEN STRATEJİ BELİRLEMELİYİZ</b><br />
<br />
İstanbul Ticaret Odası Başkanı Şekip Avdagiç, ABD'nin 2024'te Türkiye'nin en çok ihracat yaptığı ikinci ülke olduğuna işaret ederek , 'ABD'ye 16,4 milyar dolar mal ve hizmet satışı gerçekleştirdik. 340 milyon nüfuslu bir ülkeye bundan çok daha fazlasını satabileceğimiz açık.' dedi.</p>

<p>Avdagiç, Türk iş dünyasının ülkenin yüzde 10’luk tarife grubunda olmasını değerlendirebileceğine işaret ederek, 'Bunun için de iş dünyamızın Trump’ın gümrük vergilerini geç kalmadan analiz edip ürün ve rekabet stratejilerini buna göre belirlemesi gerekiyor. Özetle, iş dünyamız Trump vergilerinin Türkiye'yi pozitif ayrıştırmasını fırsata dönüştürmelidir.' açıklamasını yaptı.</p>

<p>'Avrupalı ve Uzak Doğulu firmalar yatırım için Türkiye'ye gelmeyi düşünebilir' diyen Avdagiç, ek gümrük vergileri yüzünden ABD'nin Türkiye’den mal almayı tercih edebileceğini ve bunun da Türkiye’de üretim için Avrupa ve Çin başta olmak üzere birçok ülkeden doğrudan yatırımları artırabileceğini söyledi."</p>

<p><b>AYHAN ZEYTİNOĞLU: BAZI RAKİPLERE KARŞI AVANTAJLI OLDUK</b></p>

<p>Kocaeli Sanayi Odası (KSO) Başkanı Ayhan Zeytinoğlu, Donald Trump’ın seçim kampanyasında verdiği sözü yerine getirerek yüksek gümrük vergisi uygulayanlara karşı tarife artırımına gittiğini belirtti ve Türkiye’nun bu tarifelerden nasıl etkileceği konusunda şunları söyledi:</p>

<p>“Bu tarife artırımlarından özellikle Çin, Vietnam, Tayvan, Güney Kore ve Japonya gibi ülkeler olumsuz etkilenirken Türkiye’ye karşı yüzde 10’luk bir oran öngörüldü. Bu durum Türkiye’nin ABD pazarında bazı rakiplerine karşı avantaj kazanabileceğini gösteriyor.</p>

<p>Özellikle tekstilde bu durum bir avantaj olabilir. Fakat söz konusu yüzde 10’luk vergi; çelik, alüminyum, bakır, bazı ilaçlar ve otomobil parçaları haricindeki sektörler için geçerli. Bu sektörlerde halihazırda uygulanan yüzde 25’lik vergi aynı oranda uygulanmaya devam edecek.</p>

<p>ABD pazarında rekabet gücünde azalma gören Çin gibi bazı ülkeler daha agresif ihracat stratejileri izleyerek Türkiye için AB gibi pazarlarda rekabeti artırabilir. Türkiye’nin ABD pazarında şimdilik nispeten düşük olan tarife avantajını kullanarak pazar payını artırması olası.</p>

<p>Bu dönemde Gümrük Birliği’nin güncellenmesi artık sadece ticari kaygılarla gündemde değil, stratejik bir zorunluluk haline geldi. Gümrük Birliği’nin kamu alımları, hizmet ticareti ve tarımı içine alacak şekilde genişlemesi ve derinleşmesi ABD politikaları sonucunda oluşacak kaybın telafi edilmesinde etkili olabilir."</p>

<p></p>
</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>KAPAK HABER</category>
      <guid>https://www.sanayicidergisi.com.tr/turkiyede-yatirim-ve-ihracat-firsatlari-beklentisi</guid>
      <pubDate>Sat, 17 May 2025 20:56:52 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sanayicidergisicomtr.teimg.com/crop/1280x720/sanayicidergisi-com-tr/images/haberler/2025/05/turkiyede_yatirim_ve_ihracat_firsatlari_beklentisi_h2357_95cc4.jpg" type="image/jpeg" length="57215"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[“Yapay zekanın endüstrideki geleceği parlak gözüküyor”]]></title>
      <link>https://www.sanayicidergisi.com.tr/yapay-zekanin-endustrideki-gelecegi-parlak-gozukuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sanayicidergisi.com.tr/yapay-zekanin-endustrideki-gelecegi-parlak-gozukuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[​​​​​​​Gökhan Arısoy, “Yapay zeka daha fazla alanda kullanılacak, bu da iş süreçlerini daha verimli hale getirerek inovasyonu hızlandıracaktır. Bu teknolojiye günümüzde, büyük holdingler kadar küçük ve orta ölçekli işletmeler de erişebilir hale gelmiştir” dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNoSpacing"><strong><span style="font-size:16px;">GİRAY DUDA</span></strong></p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="color:black">Uyumsoft Kurumsal Hizmetler Genel Müdürü Gökhan Arıksoy ile yapay zeka alanında yapılan çalışmalar ve gerçekleşen gelişmelere ilişkin söyleşi yaptık. Arıksoy, yakın gelecekte yapay zekanın hemen hemen her alanda kullanılacağına, endüstrinin içine daha yoğun biçimde gireceğine dikkat çekti. </span></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing"></p>

<p class="MsoNoSpacing"><b><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="color:black">- Sayın Gökhan Arısoy, söyleşimize en başından başlayalım. Yapay zeka nedir? Üretken yapay zeka nedir? Üretken yapay zekanın, yapay zekadan farkı nedir ve nasıl çalışır?</span></span></span></b></p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="color:black">- Yapay zeka, makinelerin insan benzeri düşünme ve karar verme süreçlerini taklit eden bir teknoloji alanıdır. Üretken yapay zeka, sadece veri analizi yapmakla kalmayarak, özgün içerikler de üretiyor. Geleneksel yapay zeka belirli olan görevleri yerine getirirken, üretken yapay zeka, metin, görsel, ses veya video gibi tamamıyla özgün içerikleri de üretiyor. Nitekim, üretken yapay zeka, derin öğrenme ve makine öğrenmesi algoritmalarını kullanarak, büyük veri kümelerinden öğreniyor ve anlamlı içerikler hazırlıyor. Genel olarak değerlendirirsek, üretken yapay zeka, geleneksel yapay zekanın sınırlarını daha da aşarak yaratıcılık ve içerik üretme kapasitesine sahip bir sistemi sunuyor. Ayrıca, üretken yapay zeka içerik üretmenin ötesinde karar alma noktasında da iş dünyasına yeni bakış açıları kazandırıyor. </span></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing"><img class="detayFoto" src="https://sanayicidergisicomtr.teimg.com/sanayicidergisi-com-tr/images/upload/gokhanarYksoyyapayzeka.jpg" /><br />
<span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="color:black"><b>ÜRETKEN YAPAY ZEKA YARATICI SÜREÇLERİ HIZLANDIRIYOR</b></span></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing"><b><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="color:black">- Üretken yapay zeka, geleneksel yaratıcı süreçleri nasıl değiştiriyor veya dönüştürüyor?</span></span></span></b></p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="color:black">- Üretken yapay zeka, yaratıcı süreçleri hızlandırarak daha verimli hale getiriyor. İnsanlar, geleneksel süreçte belirli bir esinlenme noktasından yola çıkarak eser oluştururken, üretken yapay zeka ise algoritmalardan ve verilerden bağımsız olarak da içerikler hazırlıyor. Örneğin tasarımcılar, projeye yönelik bir grafik tasarım yaparken üretken yapay zekadan faydalanarak hızlı prototipler geliştirebiliyor. Benzer şekilde, metin yazarlığı veya müzik üretimi gibi alanlarda da üretken yapay zeka çok fazla içerik üretimi sağlıyor. Ayrıca, inovasyonu da teşvik ediyor. Gelecekte yapay zeka teknolojisinin daha da ilerleyerek hayatımızın her alanında etkin olacağını gözlemliyoruz. </span></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing"></p>

<p class="MsoNoSpacing"><b><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="color:black">YENİ İŞ ALANLARI, MESLEKLER ORTAYA ÇIKACAK</span></span></span></b></p>

<p class="MsoNoSpacing"><b><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="color:black">- Gelecekte üretken yapay zekanın hangi yeni alanlarda devrim yaratacağını öngörüyorsunuz?</span></span></span></b></p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="color:black">- Sağlık, finans, eğitim, e-ticaret, endüstriyel üretim ve lojistik gibi birçok sektörde yapay zeka aktif olarak kullanılmaya başladı. Örneğin, sağlıkta hastalıkların hızlı teşhisi, otomotivde otonom araçlar, finansta yatırım kararlarının alınması, e-ticarette müşteri deneyimlerini ölçme veya eğitimde kişiye özel öğrenme süreçleri gibi alanlarda kendine aktif yer edinmeye başladı. Özetle, rutin ve tekrarlayan işleri otomatikleştiren yapay zeka, iş süreçlerinde verimliliği artırırken, çalışanların daha yaratıcı ve stratejik görevlere odaklanmasına imkan tanıyor. Bu değişim de, yapay zeka ile iş gücünde büyük dönüşümlerin olacağını haber ediyor. Yeni teknolojileri ve yetenekleri kazandıracak eğitimler, yeni meslekleri de ortaya çıkacaktır. Genel olarak değerlendirirsek, yapay zekanın iş dünyasında sağladığı verimlilik artışı ve yeni iş alanlarının doğması, bugünden itibaren büyük değişimlere yol açmaya başlamıştır ve yapay zekanın iş gücü üzerindeki etkisi ezber bozan ve kalıcı olacaktır. </span></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing"><img class="detayFoto" src="https://sanayicidergisicomtr.teimg.com/sanayicidergisi-com-tr/images/upload/gokhanarYksoyyapayzekaspot2.jpg" /></p>

<p class="MsoNoSpacing"><b><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="color:black">ENDÜSTRİDE ÖNEMLİ DÖNÜŞÜMLER SAĞLAYACAK</span></span></span></b></p>

<p class="MsoNoSpacing"><b><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="color:black">- Yapay zekanın endüstrideki en yaygın kullanım alanları nelerdir?</span></span></span></b></p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="color:black">- Yapay zeka özünde bilgisayar sistemlerinin insan zekasına benzer bir şekilde çalışmasını hedefleyen bir teknolojidir. Otomotiv, sağlık, finans, perakende, üretim, enerji, lojistik gibi tüm sektörlerde operasyonel verimliliği artırırken süreçleri optimize eder, güncel veriyle doğru kararlar alınmasına öncülük eder ve tüm bunların sonucunda da işletmelerde sürdürülebilirliğin önü açılır. Bir önceki soruda da belirttiğim gibi, hastalıkların teşhis edilmesi, kredi risk analizi değerlendirmesi, müşteri deneyiminin kişiselleştirilmesi, kalite kontrol gibi alanlarda yapay zeka ile önemli başarılar elde edilmeye başlanmıştır. Yapay zekanın kullanım alanlarını genişletmek gerekirse, enerji sektöründe kaynakların verimli kullanılması ve yenilenebilir enerji sistemlerinin optimizasyonuna katkı sağlamasını ekleyebiliriz. Lojistik sektöründe ise rotaların belirlenmesi, tedarik zincirinin uçtan uca yönetimi ve depo otomasyonu gibi önemli alanlarda etkin bir şekilde kullanılmaktadır. İşin özetinde bu teknolojiler, sektörlerin verimli, sürdürülebilir ve yenilikçi çözümler geliştirmesine olanak da tanıyor. Gelişen yapay zeka teknolojileri, önümüzdeki yıllarda endüstrinin içerisine daha yoğun girerek, önemli dönüşümler sağlayacaktır. </span></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing"></p>

<p class="MsoNoSpacing"><b><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="color:black">ÜRETİM SÜREÇLERİNİ OTOMATİKLEŞTİRİYOR</span></span></span></b></p>

<p class="MsoNoSpacing"><b><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="color:black">- Yapay zeka, üretim süreçlerini nasıl optimize eder ve verimliliği artırır?</span></span></span></b></p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="color:black">- Üretim süreçlerini otomatikleştirerek optimizasyon sağlayan yapay zeka, bu alanda oldukça başarılıdır. Makine öğrenimi algoritmalarıyla sorunları önceden tespit ederek bakım ihtiyaçlarını da tahmin edebiliyor. Yine, envanter yönetimini etkili hale getirirken talep tahminlerini yapıyor ve kaynakların verimli kullanılmasına olanak sağlıyor. Robotik otomasyon sistemleriyle entegre çalışarak da, üretim hatlarının verimli olmasının yolunu açıyor. Kalite kontrol süreçlerini optimize etmesiyle yüksek kaliteli ürünler üretiliyor. Nitekim, yapay zeka destekli üretim izleme sistemleri, her aşamayı sürekli olarak denetliyor ve bu da yüksek kaliteli ürünlerin üretilmesini sağlıyor. Ürün kalitesindeki olası hatalar veya sapmaların hızlıca belirlenmesinin ardından ürünlerin çıktısı kaliteli olacağından, genel üretim maliyetleri de ciddi oranda düşülüyor. Genel olarak değerlendirirsek, </span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">yapay zeka, üretim süreçlerinin hızını ve doğruluğunu artırırken, kaynakların kullanımını optimize ederek maliyetleri düşürüyor. Bu verimlilik artışı da, işletmelere rekabet avantajı sağlamasının yanı sıra, pazara hızlı ve kaliteli ürünlerin sunulmasına yardımcı oluyor. </span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing"></p>

<p class="MsoNoSpacing"><b><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="color:black">‘TEDARİK ZİNCİRİNİ VERİMLİ HALE GETİRİYOR’</span></span></span></b></p>

<p class="MsoNoSpacing"><b><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="color:black">- Yapay zekanın tedarik zinciri yönetiminde sağladığı avantajlar nelerdir?</span></span></span></b></p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="color:black">- Tedarik zincirleri, yapay zeka uygulamalarıyla, daha hızlı ve verimli bir hale geliyor. Stokların yönetimi optimize edilirken, talep tahminleri yapılıyor ve tedarik süreçleri de hızlanıyor. Ayrıca, olası potansiyel gecikmeler ve aksaklıklar önceden fark edilerek çözüm önerileri sunuluyor. Bu da, tedarik zincirinin kesintisiz çalışmasını sağlıyor. Akıllı veri analitiği, otomasyon ve risk yönetimi sayesinde tedarik zincirindeki her adımda sürekli iyileştirme mümkündür. Örneğin, stok yönetiminde kullanılan yapay zeka, talep tahminlerini doğru yaparak, fazla stok tutma veya eksik malzeme temini gibi sorunların önüne geçmiş oluyor. Bu optimizasyon, tedarik zincirinin her halkasında gereksiz harcamaları engelliyor ve işletmelerin daha verimli çalışmasına da zemin hazırlıyor. Tedarik süreçlerinin hızlandırılmasıyla ürünler de hızlı bir şekilde müşterilere ulaşıyor. Genel olarak değerlendirirsek, tedarik zincirinde yapay zekanın uygulanması, hız, verimlilik ve maliyet optimizasyonu, risk yönetimi, akıllı veri analitiği gibi birçok maddede sürecin iyileşmesini gerçekleştiriyor. Bu da, hem şirketlerin, hem de müşterilerin faydasına olacak şekilde sorunsuz ve verimli bir tedarik zinciri deneyimine imkan sağlıyor. </span></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing"><img class="detayFoto" src="https://sanayicidergisicomtr.teimg.com/sanayicidergisi-com-tr/images/upload/gokhanarYksoyyapayzekaspot.jpg" /></p>

<p class="MsoNoSpacing"><b><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="color:black">‘MÜŞTERİ HİZMETLERİNDE ETKİN VE ÖNEMLİ ROL OYNUYOR’</span></span></span></b></p>

<p class="MsoNoSpacing"><b><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="color:black">- Yapay zeka, müşteri hizmetleri ve destek süreçlerinde nasıl kullanılmaktadır?</span></span></span></b></p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="color:black">- Müşteri hizmetlerinde ve destek süreçlerinde yapay zeka, aktif olarak kullanılıyor. Bu sistemler, müşteri sorularına yanıtlar verirken, talepleri ve şikayetleri otomatik olarak işliyor ve kullanıcı deneyiminde olumlu etkiler yaratıyor. Zira, chat-botlar daha basit talepleri hızlıca yanıtlarken, sanal asistanlar daha karmaşık sorulara kişiselleştirilmiş çözümler sunabiliyor ve tüm bunlar müşteri memnuniyetine olumlu etki oluşturuyor. Müşteri verilerini analiz ederek hizmet kalitesini iyileştiren yapay zeka, 7-24 hizmet sunarken, işin sonucunda azalan maliyetler ve artan müşteri memnuniyetine imkan oluşturuyor. Genel olarak değerlendirirsek, yapay zeka uygulamaları, sadece müşteri hizmetlerinde hız ve verimlilik sağlamakla kalmıyor, anlamlı ve kişisel bir müşteri deneyimi oluşturmada da etkin ve önemli bir rol oynuyor. İşletmeler, bu teknolojileri kullanarak, müşterileriyle olan etkileşimlerini çok daha sağlıklı ve sürdürülebilir bir zeminde yöneteceklerdir. </span></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing"></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p class="MsoNoSpacing"><b><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="color:black">‘ENDÜSTRİDE ETKİN BİR STRATEJİ GEREKİYOR’</span></span></span></b></p>

<p class="MsoNoSpacing"><b><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="color:black">- Endüstride yapay zekanın benimsenmesi ile ilgili en büyük zorluklar nelerdir?</span></span></span></b></p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="color:black">- Endüstride yapay zekanın benimsenmesinde bazı sorunlarla karşı karşıya da kalınabilir, çünkü sonuçta teknolojinin iş süreçlerine yerleşmesi için bir zaman da gereklidir. Organizasyonların bu teknolojileri entegre etme sürecindeki zorluklardan birkaçına değinirsek, iş gücünün adaptasyonu için gerekli eğitim ve veri güvenliği, mahremiyet veya etik konular gibi maddeleri sıralayabiliriz. Zira, iş süreçlerinde sağlam bir altyapı için etkin bir strateji gerekmektedir. Bu sayede, yapay zeka iş süreçlerinin uçtan uca etkin bir şekilde yönetilmesini sağlar, süreçleri hızlandırır, maliyetleri düşürür ve tedarik zinciri yönetimine verimlilik ile hız kazandırır. Genel olarak değerlendirirsek, yapay zeka, tedarik zincirini daha hızlı, verimli ve maliyet etkin hale getirerek işletmelere rekabet avantajı sağlar. Akıllı veri analitiği, otomasyon ve risk yönetimi gibi alanlardaki kullanımı sayesinde, tedarik zincirindeki her adımda sürekli iyileştirme sağlanabilir.</span></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing"></p>

<p class="MsoNoSpacing"><b><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="color:black">‘KÜRESEL EKONOMİYİ VERİMLİ HALE GETİRİYOR’</span></span></span></b></p>

<p class="MsoNoSpacing"><b><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="color:black">- Yapay zekanın endüstrideki geleceği hakkında ne düşünüyorsunuz?</span></span></span></b></p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="color:black">- Yapay zekanın endüstrideki geleceği oldukça parlak gözüküyor. Gelecekte, yapay zeka daha fazla alanda kullanılacak, bu da iş süreçlerini daha verimli hale getirerek inovasyonu hızlandıracaktır. Bu teknolojiye günümüzde, büyük holdingler kadar küçük ve orta ölçekli işletmeler de erişebilir hale gelmiştir. İş süreçlerini otomatikleştiren, verimliliği artıran ve maliyetleri düşüren yapay zeka, aynı zamanda inovasyonu ve yaratıcılığı da başarılı şekilde destekliyor. Üretken yapay zeka uygulamaları da, yeni ürün tasarımlarından yazılım geliştirmeye kadar pek çok alanda işletmelere ilham veriyor. Özellikle tasarım, mühendislik ve yazılım geliştirme gibi alanlarda, yapay zeka insan düşüncesinin sınırlarını zorlayarak yenilikçi çözümleri masaya yatırıyor. </span></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="color:black">Diğer yandan sorun çözme ve veri analizi alanlarında da önemli katkılar sağlayarak, işletmelerin daha hızlı ve doğru kararlar almasına yardımcı oluyor. Ayrıca, etik kullanımı ve insan-makine işbirliğiyle küresel ekonomiyi daha verimli ve adil bir hale getiriyor. Yapay zekanın ciddi bir hızla ilerlemesi, iş dünyasında devrim niteliğinde bir dönüşümü başlattı, bu da küresel ekonomiyi daha entegre, verimli ve adil bir hale getirecektir.</span></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing"></p>

<p class="MsoNoSpacing"><b><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="color:black">DEEPSEEK KARMAŞIK SORULARI DOĞRU YANITLIYOR</span></span></span></b></p>

<p class="MsoNoSpacing"><b><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="color:black">- Çok kısa süre önce meydana çıkıp yapay zeka dünyasını karıştıran Çin kökenli DeepSeek hakkında bilgi verir misiniz?</span></span></span></b></p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="color:black">- Çin kökenli yapay zeka DeepSeek de, kullanıcılarının derin ve anlamlı sorgularına yanıt veren ve kendini sürekli geliştiren bir yapay zeka platformudur. Bu platform, büyük veri setlerini analiz ederek, karmaşık soruları doğru bir şekilde yanıtlıyor. Sağlık, finans, eğitim gibi tüm sektörlerdeki dönüşüm için büyük potansiyel taşıyor. Kapsamlı veri analizleri ve kendini geliştirme kapasitesi ile dikkat çekiyor. Ancak veri güvenliği ve gizlilik konusunda bazı endişeleri de taşımayı sürdürüyor. Genel olarak değerlendirirsek, DeepSeek’in aralarında bulunduğu yapay zeka sistemleri, tüm sektörde ciddi bir gelişim, değişim ve dönüşümün habercisidir. Kendini geliştirme kapasitesi ve kapsamlı veri analizleri ile DeepSeek, teknoloji dünyasında ve sosyal alanlarda etkiler yaratmaya devam edecektir. </span></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing"><img class="detayFoto" src="https://sanayicidergisicomtr.teimg.com/sanayicidergisi-com-tr/images/upload/gokhanarYksoydeepseek.jpg" /></p>

<p class="MsoNoSpacing"><b><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="color:black">‘İNSAN GİBİ DERİN ANALİZ YAPABİLİYOR’</span></span></span></b></p>

<p class="MsoNoSpacing"><b><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="color:black">- Neden DeepSeek global bir heyecan yarattı?</span></span></span></b></p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="color:black">- İnsan benzeri derinlemesine analizler yapabilme yeteneği ve veriler üzerinde akıllıca işlem yapabilme kapasitesiyle DeepSeek, global çapta dikkat çekerek heyecan yarattı. DeepSeek’in öne çıkan özelliklerinden bazıları şunlardır: Gelişmiş algoritmaları sayesinde derinlemesine analizler yapar, karmaşık verileri anlamlandırarak anlamlı sonuçlar elde eder. Yüksek işlem gücüyle büyük veri setlerini hızlı bir şekilde işler ve aynı zamanda etik ile güvenlik konularına büyük hassasiyet gösterir. Bu özellikler, DeepSeek’i çeşitli sektörlerde devrim yaratma potansiyeline sahip bir teknoloji haline getirmektedir. Genel olarak özetlersek, gelişmiş yapay zeka algoritmaları, kendini sürekli geliştirme kapasitesi, güçlü altyapısı ve çok yönlü kullanım alanlarıyla DeepSeek dikkat çeken bir teknoloji olarak dünyada konumlanıyor. Etik ve güvenlik konularına olan duyarlılığı ve çeşitli sektörlerde dönüşüm oluşturma potansiyeliyle DeepSeek, dünyada daha büyük etkiler oluşturacak şekilde konumlanıyor. </span></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing"></p>

<p class="MsoNoSpacing"><b><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="color:black">‘DEEPSEEK BÜYÜK ETKİ YARATMAYI SÜRDÜRECEK’</span></span></span></b></p>

<p class="MsoNoSpacing"><b><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="color:black">- DeepSeek'in öne çıkan özellikleri nelerdir?</span></span></span></b></p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="color:black">- Özelleştirilebilir yapısı, güçlü veri işleme kabiliyetleri ve sürekli öğrenme yeteneğiyle öne çıkan DeepSeek, büyük veri setlerini analiz etme konusunda olağanüstü bir kapasiteye sahip ve kendini sürekli geliştirme yeteneği de, platformu daha verimli bir hale getiriyor. Genel olarak değerlendirirsek, DeepSeek uygulaması, gelişmiş yapay zeka algoritmaları, kendini sürekli geliştirme kapasitesi, güçlü altyapısı ve çok yönlü kullanım alanları ile dikkat çeken bir teknolojidir. Hem etik ve güvenlik konularına duyarlılığı hem de çeşitli sektörlerde devrim yaratma potansiyeli ile DeepSeek, gelecekte çok daha büyük bir etki yaratmaya devam edecektir. </span></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing"></p>

<p class="MsoNoSpacing"><b><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="color:black">‘DEEPSEEK ENDÜSTRİYEL UYGULAMALARA UYGUN’</span></span></span></b></p>

<p class="MsoNoSpacing"><b><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="color:black">- DeepSeek, ChatGPT ile nasıl farklılık gösterir?</span></span></span></b></p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="color:black">- </span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="color:#222222">Deepseek ile ChatGPT arasındaki en önemli fark, eğitim için kullanılan verinin büyüklüğü ve eğitim için gerekli işlem kapasitesi ve süresidir. Deepseek bu anlamda bütün rakiplerine göre, daha kısa sürede daha az veri ile ve daha az işlem gücüyle aşağı yukarı aynı sonuçları veren bir üretken yapay zeka çözümüdür. </span></span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="color:black">DeepSeek uygulaması da, ChatGPT ile benzer şekilde doğal dil işleme teknolojilerini kullanırken, veriye dayalı analizlerde çok daha derinlemesine sonuçlar sunduğu ifade ediliyor. ChatGPT ağırlıkla metin üretimi ve sorulara yanıt verme konusunda yoğunlaşırken, DeepSeek karmaşık verileri işleyebilme yeteneği ile öne çıkıyor. Bu derinlemesine analiz yeteneği DeepSeek’i daha profesyonel olarak endüstriyel uygulamalarda kullanmaya uygun hale getirecektir. Büyük veri setlerini hızla analiz edebilme yeteneği ile dikkat çeken DeepSeek, kullanıcı verilerini yüksek güvenlik standartlarına göre işliyor. </span></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="color:black">Genel olarak değerlendirirsek, DeepSeek ve ChatGPT, her ne kadar ikisi de yapay zeka ve doğal dil işleme alanında güçlü modeller olsa da, kullanım amaçları ve işlevsellikleri açısından önemli farkları bulunuyor. DeepSeek, derinlemesine veri analizi ve endüstriyel uygulamalar için daha uygun olurken, ChatGPT daha çok metin tabanlı, sohbet etkileşimleri ve genel içerik üretimi için kullanılıyor olacaktır.</span></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing"></p>

<p class="MsoNoSpacing"><b><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="color:black">‘AÇIK KAYNAKLI OLMANIN SAYISIZ AVANTAJI VAR’</span></span></span></b></p>

<p class="MsoNoSpacing"><b><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="color:black">- DeepSeek’in açık kaynaklı yapısıyla ilgili avantajlar nelerdir?</span></span></span></b></p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="color:black">- Açık kaynaklı yapısı sayesinde DeepSeek, geliştiricilere ve araştırmacılara kişiselleştirme ve ihtiyaçlara göre uyarlama imkanları sunuyor. Açık kaynaklı yazılımlar, topluluk tarafından sürekli geliştirildiği için DeepSeek’in önümüzdeki süreçte daha güçlü ve gelişmiş bir hale geleceği öngörülüyor. Bu yapı, açık kaynak koda erişim, hata düzeltmeleri, yeni özellikler ekleme ve mevcut fonksiyonları geliştirme imkanları da tanıyor. Açık kaynak yapılar genellikle ücretsizdir ve bu da DeepSeek’in daha geniş kitleler tarafından erişilebilir olmasına imkan tanıyor. Topluluğun katkıları sayesinde DeepSeek, hızlıca gelişirken, güvenli ve verimli bir sistem altyapısını sunuyor. Genel olarak değerlendirirsek, DeepSeek’in açık kaynaklı yapısı, erişilebilirlik, esneklik, maliyet etkinliği, hızlı gelişim, güvenlik ve topluluk desteği gibi sayısız avantajları mevcuttur. Bu özellikler, DeepSeek’i profesyonel geliştiriciler, şirketler, araştırmacılar ve yazılım meraklıları için cazip hale getirmektedir. Açık kaynak yapısı sayesinde de, daha hızlı ilerleyebilir ve daha geniş bir kullanıcı kitlesine ulaşabilir.</span></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing"></p>

<p class="MsoNoSpacing"><b><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="color:black">‘YENİ YAPAY ZEKA PLATFORMLARI DA ORTAYA ÇIKACAK’</span></span></span></b></p>

<p class="MsoNoSpacing"><b><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="color:black">- DeepSeek benzeri yeni yapay zeka modelleriyle karşılaşabilir miyiz?</span></span></span></b></p>

<p class="MsoNoSpacing"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="color:black">- Teknolojik ilerlemeler ve yatırımlar, yeni nesil yapay zeka sistemlerinin yaratılmasını sağlıyor. ChatGPT, DeepSeek gibi modeller de, gelecekte benzer veya daha gelişmiş yapay zeka sistemlerinin ortaya çıkacağının habercisidir. Açık kaynaklı yapay zeka platformları, verimli öğrenme algoritmalarıyla ticari ve araştırma amaçlı yeni projeleri de hayata geçiriyor olacaktır. Her geçen gün, yapay zeka uygulamaları, giderek daha fazla kişiselleştirilmiş ve endüstriye özgü hale gelmektedir. Etik sorunlar da yapay zeka modellerinin yönünü etkileyebilir ve bu tür sistemlerin gelişiminde önemli rol oynayacaktır. Genel olarak değerlendirirsek, DeepSeek benzeri yeni yapay zeka modelleriyle önümüzdeki süreçte karşılaşmamız olasıdır. Bu tür yapay zeka sistemlerinin gelişimi, veri analizi, kişiselleştirilmiş çözümler, etik değerlendirmeler ve endüstriye özgü uygulamalarla şekillenmesini sürdürecektir. Bu gelişmeler, teknoloji dünyasında ve tüm endüstrilerde önemli bir dönüşüm yaşanmasını başlatmıştır. </span></span></span></p>

<p class="MsoNoSpacing"></p>

<p class="MsoNoSpacing"><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">- Sizin işletmelere dönük yapay zeka projeleriniz neleri kapsıyor?</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">- Kurumsal kaynak planlama ürünü LioX ERP’de başlattığımız yapay zeka projeleri ile sesli komutla veri girişi gibi yenilikçi projeler yürüterek, bu alanda önemli adımlar atmayı sürdürüyoruz. İşletmelerin iş süreçlerini dijitalleştiren yapay zeka uygulamalarıyla, süreçleri daha akıllı hale getireceğiz. Bu sayede, süreçlerini hızlandıran işletmeler, etkin ve güncel veriyle doğru kararlar alırken hata oranlarını minimize edeceklerdir. Bu durumda şirketlerde sürdürülebilirlik sağlanırken, yerli ve global pazarlarda rekabet avantajı oluşturacaktır. Yapay zeka artık sadece veri analiz etmekle kalmıyor, özgün içerikler üreterek yaratıcı süreçleri de hızlandırıyor ve bu noktada geleneksel yöntemlerden ayrılıyor. Yakın gelecekte, sağlık, finans, eğitim, endüstriyel üretim gibi birçok alanda büyük dönüşümleri yaratması bekleniyor. </span></span></span></p>

<p></p>

<p></p>
</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>KAPAK HABER</category>
      <guid>https://www.sanayicidergisi.com.tr/yapay-zekanin-endustrideki-gelecegi-parlak-gozukuyor</guid>
      <pubDate>Mon, 17 Mar 2025 16:56:01 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sanayicidergisicomtr.teimg.com/crop/1280x720/sanayicidergisi-com-tr/images/haberler/2025/03/yapay_zekanin_endustrideki_gelecegi_parlak_gozukuyor_h2335_a80a2.jpg" type="image/jpeg" length="16343"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[“Avrupa’nın yeşil hidrojen tedarikçisi olabiliriz"]]></title>
      <link>https://www.sanayicidergisi.com.tr/avrupanin-yesil-hidrojen-tedarikcisi-olabiliriz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sanayicidergisi.com.tr/avrupanin-yesil-hidrojen-tedarikcisi-olabiliriz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- İstanbul Teknik Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Adnan Midilli, “Yenilenebilir enerji altyapımız yeşil hidrojen üretimine uygun. Yenilenebilir enerji altyapımızın fazlası oluşturulduğunda Avrupa'ya bizim yılda 1 - 2 milyon ton yeşil hidrojen satabileceğiz. Evet, Avrupa'nın tedariğini biz sağlayabiliriz” dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p align="left" style="text-align:left"><span style="font-size:14px;"><strong>GİRAY DUDA</strong></span></p>

<p align="left" style="text-align:left"><span lang="EN-US" style="font-family:"Arial",sans-serif">Yenilenebilir, sürdürülebilir, gelecek için yeterli enerji temini sözkonusu olduğunda konu mutlaka hidrojen enerjisine geliyor. Büyük umutlar bağlanan hidrojen enerjisinin yaygın biçimde dünyanın hizmetine, kullanımına sokulması için durmaksızın çalışılıyor. İTÜ Makina Mühendisliği Fakültesi Yenilenebilir Enerji Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Adnan Midilli’den hidrojenin enerjisi hakkında ayrıntılı bilgiler aldık.</span><br />
 </p>

<p align="left" style="text-align:left"><span lang="EN-US" style="font-family:"Arial",sans-serif">- Hocam, kendisinden büyük beklenti olan, mucize çözüm gibi bakılan hidrojen enerisini size sormak istiyorum. Söyleşimize öncelikle hidrojen nedir diyerek başlayalım.</span></p>

<p align="left" style="text-align:left"><span lang="EN-US" style="font-family:"Arial",sans-serif">- Hidrojen bir element bunu biliyoruz. 16. Yüzyılda keşfedilmiş bir element ve o günden bugüne kadar çeşitli sektörlerde bir şekilde kullanılıyor. Günümüz enerji anlayışında da çok önemli bir yeri olan bir element. </span></p>

<p align="left" style="text-align:left"><br />
<span lang="EN-US" style="font-family:"Arial",sans-serif">Aslında hidrojen bir enerji kaynağı değil, yani güneş enerjisi, rüzgar enerjisi işte jeotermal enerji, dalga enerjisi gibi bir enerji kaynağı değil. Aksine, bu kaynakları kullanarak sudan ya da diğer katı maddelerden elde edilebilen ikincil türev bir yakıt. Yani aslında hidrojen bir yakıt. Aynı zamanda hidrojen bir enerji taşıyıcısı. Enerji taşıyıcısının yanında da aslında bir nevi hammadde. </span></p>

<p align="left" style="text-align:left"></p>

<p align="left" style="text-align:left"><span lang="EN-US" style="font-family:"Arial",sans-serif">HİDROJENİN ENERJİ TAŞIYICISI ROLÜ VAR</span></p>

<p align="left" style="text-align:left"><span lang="EN-US" style="font-family:"Arial",sans-serif">Yani şu demektir hidrojen. Bakıldığında bir yakıt rolü var, bir hammadde rolü var, bir de enerji taşıyıcısı rolü var. Enerji taşıyıcısı rolü ne demek onu anlatayım. Şimdi sizin örneğin 200 megavatlık bir güneş santraliniz var ve bu santralden elektrik üretiyorsunuz. Günün sonunda da siz bu elektriği, kapasite artıracaksanız veya depolamak istiyorsanız bir depolama aracına ihtiyacınız var. Ne yapıyoruz biz bu elektriği? Diyelim ki batarya sistemlerinde depoluyoruz veya hydro pumping dediğimiz bir suyu, bir yerden bir yüksek bölgeyei aktarıp yapay hidroelektrik barajlar oluşturabiliyoruz. Onun yanında da biz bu elektriği aslında ihtiyaç varken yakıt olarak kullanamadığımız yerlerde de yakıt olarak hidrojeni kullanmak üzere hidrojende depoluyoruz. Dolayısıyla hidrojen ne yapıyor? Aslında bir nevi elektriği taşımış oluyor. Bundan dolayı hidrojenin enerji taşıyıcılık rolü var. Siz ona bir enerji yüklüyorsunuz ve o enerjiyi taşıyor. Yani sudan hidrojeni ayrıştırdığınızda suya elektrik veriyorsunuz, o hidrojen formunda sizin o enerjinizi taşımış oluyor. </span></p>

<p align="left" style="text-align:left"><img class="detayFoto" src="https://sanayicidergisicomtr.teimg.com/sanayicidergisi-com-tr/images/upload/adnanmidillihidrojenuretim1.jpg" /></p>

<p align="left" style="text-align:left"><span lang="EN-US" style="font-family:"Arial",sans-serif">HİDROJEN ÜRETECEK KAYNAKLARIMIZ OLDUKÇA FAZLA</span></p>

<p align="left" style="text-align:left"><span lang="EN-US" style="font-family:"Arial",sans-serif">- Peki hocam, hidrojenin hammadde olması ne anlama geliyor?</span></p>

<p align="left" style="text-align:left"><br />
<span lang="EN-US" style="font-family:"Arial",sans-serif">- Hammadde olarak baktığımız zaman da hidrojeni biz nereden üretebiliyoruz? Hidrojeni sudan üretebiliyoruz, hidrojeni atıklardan üretebiliyoruz, biyokitleden üretebiliyoruz, hidrojeni havadan üretebiliyoruz. Şimdi doğal hidrojen kaynakları da çıkmaya başladı. Yani dolayısıyla hidrojeni üretebilecek fit stoklar, kaynaklar diyelim oldukça fazla şimdi. </span></p>

<p align="left" style="text-align:left"></p>

<p align="left" style="text-align:left"><span lang="EN-US" style="font-family:"Arial",sans-serif">Biz hidrojeni ürettiğimizde bu hidrojeni hammadde olarak nerede kullanabiliriz? Örneğin bir başka enerji taşıyıcısı olan amonyak üreteceksiniz veya gübre sektöründe amonyak kullanacaksınız. O amonyakı üreteceğiniz zaman sizin iki tane önemli hammaddeye ihtiyacınız var. Bunlardan bir tanesi azot, bir tanesi hidrojen. Siz hidrojeni eğer bir şekilde elde edebiliyorsanız, bu hidrojeni alıp orada azotla beraber reaksiyona soktuğunuzda amonyak, oradan da gübreye geçiş yapabilirsiniz. Yine aynı şekilde örneğin diyelim ki metanol üreteceksiniz, bir uçak yakıtı üreteceksiniz, bir gemi yakıtı üreteceksiniz. O zaman alıyorsunuz o hidrojeni yine orada hammadde olarak kullanıp yani ana prosese bir girdi olarak kullanıyorsunuz ve o reaksiyonun neticesinde size bir yakıt olarak dönüşmüş oluyor. Bu hammadde olarak kullanılmış hali. </span></p>

<p align="left" style="text-align:left"></p>

<p align="left" style="text-align:left"><span lang="EN-US" style="font-family:"Arial",sans-serif">Hidrojene yakıt olarak baktığımızda da, hidrojen doğrudan yanabilen, kalorifik değeri oldukça kilogram başına yüksek olan bir enerji yakıtı. Bunu da, örneğin içten yanmalı motorlarda veya işte yakıt pili teknolojileri dediğimiz, hidrojeni doğrudan kullanıp elektrik enerjisine dönüştürebildiğimiz hidrojen enerjisine dönüştürebildiğimiz teknolojiler var, burada kullanabiliriz. Son zamanlarda sanayide, özellikle çimento sektörü olsun, dericilik sektörü olsun, boya sanayi olsun. demir çelik sektörü olsun, cam seramik sektörü olsun buralarda da hidrojeni biz hammadde olarak kullanabiliyoruz. Sonuçta hidrojen bir enerji kaynağı değil, hidrojen bir enerji taşıyıcısıdır. Hidrojen bir hammaddedir, hidrojen bir yakıttır. </span></p>

<p align="left" style="text-align:left"><img class="detayFoto" src="https://sanayicidergisicomtr.teimg.com/sanayicidergisi-com-tr/images/upload/adnanmidillihidrojentanklarYspot.jpg" /></p>

<p align="left" style="text-align:left"><span lang="EN-US" style="font-family:"Arial",sans-serif">HİDROJEN DEĞER ZİNCİRİNDE NELER VAR?</span></p>

<p align="left" style="text-align:left"><span lang="EN-US" style="font-family:"Arial",sans-serif">- Hocam, sizin saydıklarınızı göz önünde tutarsak dünyada çok miktarda hidrojen var gibi gözüküyor. Hem sulardan hem de havadan elde edebiliyoruz. Peki hidrojenin hemen kullanılamamasının nedeni hidrojen elde etme teknolojilerinin maliyeti mi? </span></p>

<p align="left" style="text-align:left"></p>

<p align="left" style="text-align:left"><span lang="EN-US" style="font-family:"Arial",sans-serif">- Burada hidrojen değer zincirinden bahsetmek gerekiyor. Hidrojen değer zinciri dediğimiz şey şudur: Hammaddenin tespitinden başlıyoruz. Yani siz hidrojeni hangi kaynaktan üreteceksiniz? İkincisi, hangi teknolojiyle üreteceksiniz? Üçüncüsü, hangi sistemi kuracaksınız? Dördüncüsü ürettiğiniz hidrojeni nerede kullanacaksınız? Şimdi bu zincirin içerisine baktığımızda, özellikle hammadde temininden sonra, hidrojenin üretimi, depolanması, transferi, aktarımı ve dönüştürülmesi, kullanılması gibi bir takım zincir önümüze geliyor. Burada baktığımızda özellikle odaklanılması gereken noktalardan bir tanesi hidrojen üretimi. </span></p>

<p align="left" style="text-align:left"><img class="detayFoto" src="https://sanayicidergisicomtr.teimg.com/sanayicidergisi-com-tr/images/upload/adnanmidillihidrojentanklarY.jpg" /></p>

<p align="left" style="text-align:left"><span lang="EN-US" style="font-family:"Arial",sans-serif">YEŞİL HİDROJEN İLE YEŞİLİMSİ HİDROJENİN FARKI</span></p>

<p align="left" style="text-align:left"><span lang="EN-US" style="font-family:"Arial",sans-serif">Şimdi biz hidrojeni nasıl üretebiliriz? Hidrojeni iki şekilde üretmek mümkün. Genel enerji kullanımı anlamında, yani elektrik kullanarak üretmek mümkün. Elektrik kullanmadan yani elektrolizörlü üretebiliriz ya da elektrolizör kullanmadan hidrojen üretimi gerçekleştirebiliriz. Dolayısıyla burada hidrojen üretimini elektrolizörlü olarak kullandığımızda karşımıza çıkan şey su. Sudan elektroliz yöntemiyle hidrojeni üretmek. Siz bunu eğer yenilenebilir enerji kaynakları, güneş, rüzgar, jeotermal gibi hidrolik gibi kaynakları kullanarak bunu elde edebiliyorsanız o zaman bu yeşil hidrojen olarak adlandırılıyor. Bunun haricinde fosil yakıtları kullanarak ya da işte katı atıkları kullanarak, biyokütle kullanarak bunları elde ediyorsanız, burada da karbon yakalama teknolojileri kullanıyorsanız bunlar da yeşilimsi hidrojen oluyor. </span></p>

<p align="left" style="text-align:left"></p>

<p align="left" style="text-align:left"><span lang="EN-US" style="font-family:"Arial",sans-serif">Dolayısıyla hidrojenin günümüzdeki aslında temel sorun oluşturan noktasından ziyade, hidrojenin yaygınlaşmasındaki ana faktörler öne çıkmış oluyor. Bu faktörlerden bir tanesi, örneğin işte covid'le beraber bir temiz enerji algısı ve bir temiz enerji ihtiyacı, onun akabinde işte oksijen ihtiyacı, o oksijeni üretirken ortaya çıkan hidrojenin kullanılma ihtiyacı gibi birçok ihtiyaçlar belirdi. Tek bir sebebe bağlı değil hidrojenin gelişimi. Birçok ihtiyaç var. </span></p>

<p align="left" style="text-align:left"></p>

<p align="left" style="text-align:left"><span lang="EN-US" style="font-family:"Arial",sans-serif">2032 SONRASI KİMİ SEKTÖRLERDE KULLANILABİLİR</span></p>

<p align="left" style="text-align:left"><span lang="EN-US" style="font-family:"Arial",sans-serif">Özellikle de şundan bahsetmek lazım. Karbon salımlarını azaltabiliyorsak bu son derece önemli. Karbon salımlarını azaltmada da iki farklı teknik kullanılabiliyor ki bunlardan bir tanesi enerji verimliliği. Sizin prosesi verimli hale getirmeniz gerekiyor. Kaynağın verimli bir kaynak olması lazım. İnsanların verimli şekilde kullanması gerekiyor ki oluşturulan sistemden çıkan egzoz emisyonları sistemin verimi sayesinde azaltılabilirsin. İkincisi de karbon yakalama teknolojilerini kullanmak. Karbon yakalama teknolojilerini kullandığınız zaman da üretilen karbonu siz atmosfere salmadan bunu yakalayıp uygun bir ham madde olarak kullanabileceksiniz. Dolayısıyla bu noktadan baktığımızda, hidrojenin, gelecek yakın yıllarda, 2032 sonrası yıllarda, daha az yakıt ve daha az problemlerle özellikle demir çelik, çimento, cam sektörlerinde kullanılması mümkün olacak. Daha sonra diğer araçlarda bir şekilde bu hidrojen kullanılmaya başlanmış olacak. </span></p>

<p align="left" style="text-align:left"></p>

<p align="left" style="text-align:left"><span lang="EN-US" style="font-family:"Arial",sans-serif">Günümüzde, temel problem depolamadır. Hidrojenin üretimi sorun değildir, kullanımı sorun değildir ama hidrojenin temel problemi istenilen ölçekte depolamadır. Depolama kabiliyetlerinin iyileştirilmesi gerekiyor. </span></p>

<p align="left" style="text-align:left"><img class="detayFoto" src="https://sanayicidergisicomtr.teimg.com/sanayicidergisi-com-tr/images/upload/adnanmidillihidorjendeniz.jpg" /></p>

<p align="left" style="text-align:left"><span lang="EN-US" style="font-family:"Arial",sans-serif">‘DOĞAL SU KAYNAKLARINA DOKUNMAMAK LAZIM’</span></p>

<p align="left" style="text-align:left"><span lang="EN-US" style="font-family:"Arial",sans-serif">- Sudan hidrojen üretme deyince dünyanın denizleri aklıma geliyor benim. Tuzlu su da olabiliyor mu, kullanılabiliyor mu. O zaman dev okyanuslar bir hidrojen kaynağı olarak orada duruyorsa bir bolluk, bir rahatlık sözkonusu diyebilir miyiz hocam?</span></p>

<p align="left" style="text-align:left"></p>

<p align="left" style="text-align:left"><span lang="EN-US" style="font-family:"Arial",sans-serif">- Yani baktığımızda insan da bir hidrojen kaynağı günün sonunda, bizim vücudumuzda da su var. Öyle bakarsak her suyun olduğu bölge aslında bir nevi hidrojen kaynağı gibi ama aslında öyle düşünmemek lazım. Şöyle demek, belki daha doğru olabilir. Normal şartlarda dediğiniz gibi okyanuslar, denizler, göller bunlar doğanın. Bunlara dokunmayalım, bunlar yerinde kalsın. Bize atık sular yetiyor. Çünkü dünyanın çok yüksek miktardaki suyunun, bu tuzlu su olabilir, tatlı sular olabilir, onlar doğanın dengesinin sağlanması için kullanılması gereken su kaynakları. Onlara bizim dokunmamamız lazım. Zaten doğal çevrim içerisinde bu kaynakların yüzeyinden buharlaşan su atmosfere yükseldiğinde ne oluyor? Yağmura dönüşüyor, kara dönüşüyor. Bir müddet sonra bazısı sizin arazinize dökülüp yeraltı suyu ya da atık su şekline dönüşüyor. Bazıları da denize düşüyor. </span></p>

<p align="left" style="text-align:left"></p>

<p align="left" style="text-align:left"><span lang="EN-US" style="font-family:"Arial",sans-serif">‘ATIK SUYUN POTANSİYELİ ÇOK BÜYÜK’</span></p>

<p align="left" style="text-align:left"><span lang="EN-US" style="font-family:"Arial",sans-serif">Diyelim arazimize dökülmüş veya işte böyle toplanması gereken sular varsa bu atık suları toplayıp bunları hidrojen için kullandığımızda bile dünyanın yüzlerce yıllık hidrojen ihtiyacını karşılayabilecek kadar bir potansiyel var burada. Atıkları değerlendirelim. Hidrojeni üreteceksek atıklardan, atık sulardan üretelim. Hidrojeni üreteceksek katı atıklardan, organik atıklardan ve dönüştürülemeyen atıklardan üretelim. Yani hidrojeni biz atıklardan, bu su olabilir, sıvı olabilir, gaz olabilir, ürettiğimiz sürece hidrojen çok değerli hale gelecek. Ve dolayısıyla biz doğal dengeyi de korumuş olacağız. </span></p>

<p align="left" style="text-align:left"></p>

<p align="left" style="text-align:left"><span lang="EN-US" style="font-family:"Arial",sans-serif">Bunun yanında da kaldı ki siz örneğin bir deniz suyundan hidrojen üretseniz veya bir gölden hidrojen üretseniz hidrojeni oksijenle birleştirdiğiniz de zaten çıkan şey gene su olacak. Yani denizden su buharlaşıyor, atmosfere çıkıyor, yağmur olarak geri dönüyor. Buradan da siz sudan hidrojeni aldığınızda oksijenle birleştirdiğinizde çıktı olarak bize su verecek. Yani bir nevi doğal döngü de sağlanmış olur. Ama benim özellikle üzerinde vurgu yapmak istediğim şey, gerek küresel ısınmayla mücadelede gerekse 2050 yılında karbon nötr bir hayat, ortam oluşturma kapsamında, gerekse iklim değişikliğiyle mücadelede çevre temizliğiyle mücadelede bizim öncelikli olarak katı, sıvı ya da gaz atıklardan hidrojen üretip atıklardan kullanmamız daha doğrudur. Daha ekonomik, daha çevreci, daha çevre dostu olacak. </span></p>

<p align="left" style="text-align:left"><img class="detayFoto" src="https://sanayicidergisicomtr.teimg.com/sanayicidergisi-com-tr/images/upload/adnanmidillihidrojeotistasyonspt.jpg" /></p>

<p align="left" style="text-align:left"><span lang="EN-US" style="font-family:"Arial",sans-serif">‘ATIKLAR BİR MERKEZDE TOPLANIP KULLANILABİLİR’</span></p>

<p align="left" style="text-align:left"><span lang="EN-US" style="font-family:"Arial",sans-serif">- Peki, bu atıkların bir şekilde tutulması, kontrollü yerlerde depolanması lazım. Yani o atıkların hidrojen üretiminde kullanımı için nasıl bir yol, yöntem kullanılır? Seferberlik mi gerekiyor, emir mi yasa mı gerekir? </span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p align="left" style="text-align:left"></p>

<p align="left" style="text-align:left"><span lang="EN-US" style="font-family:"Arial",sans-serif">- Şimdi şöyle düşünelim, bazı atıklar vardır, gaz atıklardır. Bu atıklar nedir mesela? Örneğin emisyonlar. Bu emisyonları karbon yakalama teknolojileriyle beraber yakaladığınızda elde edeceğiniz karbon gibi çok değerli bir hammaddeniz var. Bunu kullanarak örneğin siz metanol üretebilirsiniz veya diğer yakıtlara geçebilirsiniz. Bunun yanında işte diyelim günlük kullanımlardan ortaya çıkan kanalizasyon atıkları var. Bunlar hem katı hem sıvı olabiliyor. Bu kanalizasyon atıkları zaten bütün ülkelerde belli bir merkezi sistemle toplanır. Belli bir yerde birikir, arıtılır, ondan sonra da kullanıma sunulur. </span></p>

<p align="left" style="text-align:left"></p>

<p align="left" style="text-align:left"><span lang="EN-US" style="font-family:"Arial",sans-serif">Hedefimiz, sıvı atığı kaynağında dönüştürmek, katıyı kaynağında dönüştürmek gazı da kaynağında yakalamak. Dolayısıyla bunları yapabildiğimiz sürece hidrojen daha çevreci olmuş olacak. </span></p>

<p align="left" style="text-align:left"></p>

<p align="left" style="text-align:left"><span lang="EN-US" style="font-family:"Arial",sans-serif">‘BÖLGESEL TESİSLER AKILCI ÇÖZÜMDÜR’</span></p>

<p align="left" style="text-align:left"><span lang="EN-US" style="font-family:"Arial",sans-serif">- Bu durumda, belediyelere, merkezi yönetimlere bir çaba, bir organizasyon görevi düşüyor. </span></p>

<p align="left" style="text-align:left"></p>

<p align="left" style="text-align:left"><span lang="EN-US" style="font-family:"Arial",sans-serif">- Evet, belediyeler o köyden şu atıkları bu köylerden bu atıkları toplayalım demek yerine 3 - 4 köy için birer tesis oluşturulduğunda hem o bölgenin enerji ihtiyacını karşılamış olacaklar, hem de atıklarını bertaraf etmiş olduk olacaklar. Kaldı ki katı atıkları değerlendirirken, katı atıklardan enerji üretirken hidrojen odaklı üretmeyeceğiz. Biz katı atıkları bertaraf edeceğiz. Bir kere çevreye verecekleri havaya verecekleri zararı minimize edeceğiz. Onun yanında ortaya çıkan enerjiyi de orada o katı atıkları üreten insanların hizmeti sunmak gerekiyor. Dolayısıyla uzak mecralardan katı atık toplayıp, sonra biz bunları biriktirdik nasıl bertaraf edeceğiz gibi bir sorunla da karşılaşmamış olacağız. </span></p>

<p align="left" style="text-align:left"></p>

<p align="left" style="text-align:left"><span lang="EN-US" style="font-family:"Arial",sans-serif">‘ELİNİZDE HANGİ KAYNAKLAR VARSA ONU KULLANIRSINIZ’</span></p>

<p align="left" style="text-align:left"><span lang="EN-US" style="font-family:"Arial",sans-serif">- Biyokitle kullanımıyla elde edilen hidrojene yeşilimsi dediniz. ABD Başkanı Trump’ın açıklamaları aklıma takılıyor. “Karbon sorununu çok büyüttükleri kanısındayım. Fosil yakıtlarımızı eskiden olduğu gibi kullanabiliriz” dedi. Hatta bununla ilgili olarak Paris anlaşmasından çekilme adımını başlattı. Trump’ın bu açıklaması ve tavrı, dünya çapında hidrojenin daha uygun, daha çok daha verimli ve kolayca elde edilmesinin önünde bir engel oluşturur mu?</span></p>

<p align="left" style="text-align:left"></p>

<p align="left" style="text-align:left"><span lang="EN-US" style="font-family:"Arial",sans-serif">- Şöyle söyleyeyim, biz bilim insanıyız. Günün sonunda baktığımızda tabi herkes kendi mecrasının içerisinde değerlendirme yapıyor. Bizi bilim insanları da hidrojenin içerisinde değerlendirme yapıyoruz. Yani fosil yakıtlar hidrojen kullanımı için önemli bir ham maddedir. Kömür, doğalgaz. Bugün dünyanın enerji kullanımındaki büyük payı doğalgaz alıyor, petrol alıyor, kömür alıyor. Bunlar da bir şekilde farklı enerji türlerine dönüştürülebilir. Yani küresel ısınmanın sebeplerinden, kaynaklarından bir tanesi büyük oranda fosil yakıtların sorumsuzca kullanılmasıdır. Dolayısıyla bunların hidrojenle beraber rehabilite edilip yeşile dönüştürülmesi, yeşilimsi yapılması gibi yöntemler de kullanılıyor. Mesela doğalgaza hidrojen katılımı yapılıyor. Emisyonları düşürelim diye santrallerde kömür hidrojenle beraber yakılıyor. Kömür daha iyi yansın, yanmamış parçacıklar yani karbonlar daha hızlı bir şekilde enerjiye dönüşebilsin yakıtların içerisine hidrojen ilave ediliyor. Böylece yanma verimi arttırılıyor. </span></p>

<p align="left" style="text-align:left"></p>

<p align="left" style="text-align:left"><span lang="EN-US" style="font-family:"Arial",sans-serif">Dolayısıyla fosil akıtların yeri ayrıdır, hidrojenin yeri ayrıdır, güneşin yeri ayrıdır. Sizin neye ihtiyacınız varsa, elinizde de hangi kaynaklar varsa hepsini kullanmak aslında insanlığın yararınadır. </span></p>

<p align="left" style="text-align:left"><br />
<span lang="EN-US" style="font-family:"Arial",sans-serif">‘HİDROJEN HERŞEYDİR AMA ASLINDA HERŞEY DEĞİLDİR’</span></p>

<p align="left" style="text-align:left"><span lang="EN-US" style="font-family:"Arial",sans-serif">- Dünyada her devlet şu anda hidrojen enerjisi konusunda heyecanlı, aktif, istekli ve çalışkan durumda mı? Ülkeler, ‘şahane bir şey bu hidrojen enerjisi, bununla ilgili çok çalışmamız lazım’ mı diyorlar. Avrupa'da, Çin'de, ABD de hidrojen enerjisi çalışmaları nasıl gidiyor, hidrojen ne ölçüde kullanılıyor?</span></p>

<p align="left" style="text-align:left"></p>

<p align="left" style="text-align:left"><span lang="EN-US" style="font-family:"Arial",sans-serif">- Ben, 1994 yılında fındık kabuğuyla hidrojen üretimiyle ben hidrojen sektörüne girdim. Fındık kabuğundan hidrojen üreten bir proje yaptık ve oradan fındık kabuğundan hidrojen üreterek biz işe başladık. Ondan sonra hidrojen sektörünün birçok dalında içinde bulunduk. Hem yönetici, hem teorik, deneysel çalışmalar ve sistem çalışmaları gibi bir çok ayağında bulunduk. Hidrojen kitapta yazdığı gibi sahada durmuyor. Hidrojen havadan 14 kat daha hafif bir element. Ama havadan 14 kat daha fazla problem yaratan bir yakıt. Hidrojen bugün dünya üzerinde geçmiş yıllarda olduğu gibi, 1970 petrol krizi sürecinde de olduğu gibi, şimdi de kovid döneminde olduğu gibi kurtarıcı olarak görülüyor. Hidrojen her şeydir diyoruz ama aslında her şey değildir diyoruz. </span></p>

<p align="left" style="text-align:left"></p>

<p align="left" style="text-align:left"><span lang="EN-US" style="font-family:"Arial",sans-serif">Bugün bakıyorsunuz Avrupa Birliği içerisinde, mesela Almanya hidrojene çok büyük yatırımlar yapıyor. Son dönemlerde teknolojik değişimlere de gidebiliyorlar, performans değişikliğinden dolayı. Bazı ülkeler hidrojenden çekilmeye başlıyor. Bazı ülkeler aksine hidrojene girmeye başlıyor. Hidrojenin birinci derecedeki yaygınlaşamamasındaki ve şu anda da günümüzde tam olarak uygulanamamasındaki ana neden hidrojeni istediğimiz ölçekte ve kolaylıkta depolayamamız. </span></p>

<p align="left" style="text-align:left"></p>

<p align="left" style="text-align:left"><span lang="EN-US" style="font-family:"Arial",sans-serif">‘HİDROJEN SAHADA KİTAPTAKİ GİBİ DURMUYOR’</span></p>

<p style="text-align:left"><span lang="EN-US" style="font-family:"Arial",sans-serif">Bilim dünyası, Ar-Ge merkezleri o kadar güçlü ve hızlı çalışmalar yapıyor ki. Sizin durmaksızın yaptığınız bu çalışmalara ek olarak muhtemelen dünya çapında 100 binlerce bilim insanı aynı şekilde çalışma yapıyor. Hidrojenin depolonması için uğraşıyorlar. Bu depolanma sorununun ne kadar zaman içinde çözüleceğini düşünüyorsunuz? Bunun için bir tarihiniz var mı?</span></p>

<p align="left" style="text-align:left"></p>

<p align="left" style="text-align:left"><span lang="EN-US" style="font-family:"Arial",sans-serif">- En başta şunu söyleyeyim, biz hidrojenle çalışan bilim insanlarıyız. Bu şu demek değil ki hidrojenin içerisine gömüldük. Her şeyiyle hidrojen en iyidir, en büyüktür şeklinde bir düşüncemiz yok. Benim, enerji sistemlerinin tasarımı, kurulumu ve işletimi üzerine uzmanlığım var. Dolayısıyla enerjideki paydaşlardan bir tanesi de hidrojen teknolojileri olduğu için doğal olarak o alan üzerinde de uzmanlığımız söz konusu. Burada, hidrojenin depolama türlerine biraz değinmekte fayda var. Günümüzde dünyada hidrojenin en fazla depolama yöntemi basınçlı depolama. En kolay, en ekonomik yöntem basınçlı depolama. Şu anda bütün dünyada uygulanan bir yöntem. Ilk zamanlar hidrojen 300-350 barlarda depolanıp kullanılabiliyordu. Şimdi bu 700 barlara çıktı ve bu daha da yukarıya doğru çıkacak. 1.000 barın üzerinde yapılan deneme çalışmaları var. </span></p>

<p align="left" style="text-align:left"></p>

<p align="left" style="text-align:left"><span lang="EN-US" style="font-family:"Arial",sans-serif">Dolayısıyla burada da malzeme teknolojisi işin içerisine giriyor. Biraz önce söyledim, hidrojen kitapta durduğu gibi sahada durmuyor. Hidrojeni sıkıştırdığınızda hangi malzeme olursa olsun malzemeden penetre edip kaçmaya çalışıyor. Ve o zaman da o malzemenin içerisinde improvement dediğimiz bir problem meydana gelmeye getiriyor ve malzemenin kırılganlığını artırıyor. Malzemenin kırılganlığını artırdığında çalışan malzeme bir bakıyorsunuz bir müddet sonra arıza vermis. Bu da dolayısıyla hidrojene bağlanıyor doğal olarak. </span></p>

<p align="left" style="text-align:left"></p>

<p align="left" style="text-align:left"><span lang="EN-US" style="font-family:"Arial",sans-serif">‘DEPOLAMA SORUNUNU MALZEME TEKNOLOJİSİ ÇÖZECEK’</span></p>

<p align="left" style="text-align:left"><span lang="EN-US" style="font-family:"Arial",sans-serif">Buradaki asıl mesele aslında malzeme teknolojisi. Malzeme teknolojisi geliştikçe, imalat teknolojileri ve imalat yöntemleri geliştikçe, Nano teknolojik yöntemlerden daha ileriye gidildikçe mesela femto teknolojiye geçildikçe hidrojenin depolama kabiliyeti artacaktır. Dolayısıyla benim olarak inandığım şey şudur. Eğer bir gün femto teknolojiye geçilirse hidrojen çok rahat bir şekilde çok kolay, çok ekonomik bir şekilde depolanabilecektir. Yani buradaki hidrojeni depoladığınızda hidrojenin üretimi ya da kullanımındaki teknik ve teknolojik bir sıkıntımız yok. Ama hidrojeni biz depoladığımızda problemler başlıyor, o da malzeme teknolojisiyle başlıyor. Yani şunu yapabilirseniz, mesela hidrojeni ürettiniz, ürettiğiniz gibi kullanırsanız yani depolamayı aradan kaldırırsanız onda da bir sorun yok.</span></p>

<p align="left" style="text-align:left"></p>

<p align="left" style="text-align:left"><span lang="EN-US" style="font-family:"Arial",sans-serif">‘HİDROJEN DÜNYA İÇİN BİR NİMETTİR DEMEYELİM’</span></p>

<p align="left" style="text-align:left"><span lang="EN-US" style="font-family:"Arial",sans-serif">- Depolama teknolojisini uygun bir biçimde çözünce hidrojen dünya için bir nimettir mi diyeceğiz?</span></p>

<p align="left" style="text-align:left"><br />
<span lang="EN-US" style="font-family:"Arial",sans-serif">- Onu çok da demeyelim. Hidrojen dünya için bir nimet şeklinde demeyelim. Şundan dolayı demeyelim. Yani dünya üzerinde şu anda hidrojen, çok revaçta olan, algısı olan, konuşulan ama teknolojik uygulama ve realitede de bir o kadar düşük orana sahip olan bir enerji taşıyıcısı. Dolayısıyla eğer bir gün depolama problemi çözülür, ondan sonra taşıma problemi çözülürse, üretimde de belli ekonomiklikler sağlanırsa elbette birçok sorunu çözebilecek. Ama şunu da söyleyelim, hidrojen başka tür yakıtlara dönüştürülerek belki bir süre daha bir imkan sağlayacak. Örneğin bugün içten yanmalı motorlarda doğrudan hidrojeni kullanmak mümkün olmuyor ama motor teknolojisini değiştirdiğiniz andan itibaren belki de o içten yamalı motorda siz çok rahat bir şekilde, daha ekonomik ve güvenli bir şekilde hidrojeni kullanabileceksiniz. Hidrojen her şeydir ama hidrojen her şey değildir. </span></p>

<p align="left" style="text-align:left"></p>

<p align="left" style="text-align:left"><span lang="EN-US" style="font-family:"Arial",sans-serif">‘AVRUPA BİZDEN YEŞİL HİDROJEN ALACAK’</span></p>

<p align="left" style="text-align:left"><span lang="EN-US" style="font-family:"Arial",sans-serif">- Peki sizler burada çalışıyorsunuz? Ülkemizin diğer üniversitelerinde, enerji şirketlerinde hidrojen enerjisi çalışmaları yapılıyor. Enerji Bakanlığının bir stratejik çalışma planı var. Türkiye'de hidrojen konusundaki çalışmalar uygun mu yeterli mi, siz nasıl buluyorsunuz? </span></p>

<p align="left" style="text-align:left"></p>

<p align="left" style="text-align:left"><span lang="EN-US" style="font-family:"Arial",sans-serif">- Ben buraya çok şöyle bir cevap vereyim. Türkiye yenilenebilir enerji alanında altyapısını tamamlayan ve bunu ekonomiye kazandıran ender ülkelerden bir tanesi. Bu enerji sektörünün içerisine Türkiye'de en büyük katkıyı sağlayan potansiyele de sahip. Bunun yanında hidrojen sektöründe özellikle yeşil hidrojen ihtiyacının ortaya çıkmasıyla beraber Türkiye gelecekte Avrupa birliği'nin en büyük hidrojen tedarikçilerinden bir tanesi olacak. Sadece hidrojen yakıtı olarak transfer etme değil, aynı zamanda hidrojen teknolojilerini ve aynı zamanda hidrojen teknolojileriyle ilgilenen insan kaynağını yetiştirme anlamında da çok değerli katkılar olacak Avrupa'ya. Dolayısıyla biz adım adım gitmeyi seviyoruz. Adım adım gittiğimizde, kararlı gittiğimizde ülke olarak hidrojende yine dünyada hak ettiğimiz yeri alacağız. Bunun için de adımlar atılıyor. Gelecekte bunu çok net söyleyebiliyorum, yani görebiliyorum. Yenilenebilir enerji altyapımız yeşil hidrojen üretimine uygun. Yenilenebilir enerji altyapımızın fazlası oluşturulduğunda Avrupa'ya bizim yılda 1 - 2 milyon ton yeşil hidrojen satma gibi bir kısıtımız olamaz. Yani mutlaka bu bir şekilde olabilecek. Evet, Avrupa'nın tedariğini biz sağlayabiliriz. Avrupa'nın bizden yeşil hidrojen alacak. </span></p>

<p align="left" style="text-align:left"></p>

<p align="left" style="text-align:left"><span lang="EN-US" style="font-family:"Arial",sans-serif">Tabii bunun için Avrupa'nın ne kadar hazır olacağına bakmak lazım. Çünkü Avrupa henüz daha kendi içerisinde bir konsorsiyuma ulaşmış, bir ana anlaşma yapmış değil bütün ülkelerinde yeşil hidrojen kullanılacaktır diye. Belli ülkeler bunu yapıyor belli ülkeler yapmıyor. </span></p>

<p align="left" style="text-align:left"></p>

<p align="left" style="text-align:left"><span lang="EN-US" style="font-family:"Arial",sans-serif">İşin özünde şu var. Siz hidrojen üretirsiniz ama kim tüketecek? Tüketecek yer yani müşteri çok önemli. Hidrojenin müşterisi olduğuna ben inanıyorum. Türkiye o müşterilere istediği miktarda hidrojeni transfer edebilecek. </span></p>

<p align="left" style="text-align:left"></p>
</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>KAPAK HABER</category>
      <guid>https://www.sanayicidergisi.com.tr/avrupanin-yesil-hidrojen-tedarikcisi-olabiliriz</guid>
      <pubDate>Mon, 17 Mar 2025 16:12:01 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sanayicidergisicomtr.teimg.com/crop/1280x720/sanayicidergisi-com-tr/images/haberler/2025/03/avrupanin_yesil_hidrojen_tedarikcisi_olabiliriz_h2333_33548.jpg" type="image/jpeg" length="34213"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tekirdağ OSB’lerine Yeşil OSB bilgilendirmesi yapıldı]]></title>
      <link>https://www.sanayicidergisi.com.tr/tekirdag-osblerine-yesil-osb-bilgilendirmesi-yapildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sanayicidergisi.com.tr/tekirdag-osblerine-yesil-osb-bilgilendirmesi-yapildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sanayi ve Teknoloji İl Müdürü Fahrettin Akçal’ın başkanlığında yapılan toplantıya Tekirdağ’da bulunan OSB’lerin yetkilileri katıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span arial="" style="font-family:">Yeşil OSB Belgesi almaya hak kazanan Çerkezköy Organize Sanayi Bölgesi’nde Tekirdağ’da bulunan OSB’lerin yetkililerine yönelik bilgilendirme çalışması yapıldı. Tekirdağ </span></span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span arial="" style="font-family:">Sanayi ve Teknoloji İl Müdürü Fahrettin Akçal’ın başkanlığında yapılan toplantıya Tekirdağ’da bulunan OSB’lerin yetkilileri katıldı. Toplantıda ÇOSB yetkilileri tarafından Yeşil OSB olmak için yapılması gerekenler, Sera Gazı Envanteri Hazırlama ile Yeşil OSB Başvuru Rehberi konusunda bilgiler aktarıldı.</span></span></span></p>
</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>KAPAK HABER</category>
      <guid>https://www.sanayicidergisi.com.tr/tekirdag-osblerine-yesil-osb-bilgilendirmesi-yapildi</guid>
      <pubDate>Sun, 12 Jan 2025 11:34:14 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sanayicidergisicomtr.teimg.com/crop/1280x720/sanayicidergisi-com-tr/images/haberler/2025/01/tekirdag_osblerine_yesil_osb_bilgilendirmesi_yapildi_h2283_775d4.jpg" type="image/jpeg" length="80093"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çerkezköy OSB Yeşil OSB oldu]]></title>
      <link>https://www.sanayicidergisi.com.tr/cerkezkoy-osb-yesil-osb-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sanayicidergisi.com.tr/cerkezkoy-osb-yesil-osb-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- ÇOSB Yönetim Kurulu Başkanı Sözdinler, “ÇOSB, Yeşil OSB Belgelendirmesinin sağlanabilmesi için TSE tarafından denetlenmiş ve gerekli başarı ölçütlerini sağladığı için Yeşil OSB olma unvanını kullanma hakkını kazanmıştır.” dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Çerkezköy Organize Sanayi Bölgesi (ÇOSB) bir süredir yürüttüğü Yeşil OSB olma çalışmalarında büyük bir başarıya imza atarak ‘Yeşil OSB’ unvanı aldı. Türk Standartlar Enstitüsü (TSE) tarafından yapılan denetimleri başarıyla tamamladıklarını belirten ÇOSB Yönetim Kurulu Başkanı Eyüp Sözdinler, “Çerkezköy OSB olarak, ‘Köklü, Öncü, Yenilikçi’ mottomuz doğrultusunda çevreci yaklaşımımız zaten biliniyordu. Buna ek olarak da bir süredir yürüttüğümüz çalışmalarla Yeşil OSB olarak bunu taçlandırdık.” dedi.</span></span></span></p>

<p><b><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">SÜREKLİ GELİŞİM PRENSİBİ</span></span></span></b></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan ÇOSB Yönetim Kurulu Başkanı Eyüp Sözdinler, “Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ve Türk Standartları Enstitüsü’nün (TSE) birlikte hazırladığı Yeşil OSB Belgelendirme Başvuru Rehberi yayımlanmıştı. Yeşil OSB uygulamasının amacının ülkemizdeki organize sanayi bölgelerinin Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları doğrultusunda ‘Sürekli Gelişim’ prensibiyle uluslararası standartlara ulaşmasını sağlamak olduğunu belirtmek gerekir.” dedi.</span></span></span></p>

<p><b><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">GELECEK İÇİN SÜRDÜRÜLEBİLİR ARAÇLAR</span></span></span></b></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Açıklamasının devamında, Sözdinler, “Yeşil OSB Sertifikasyonunun detayını incelediğimizde; gerek OSB Yönetimlerinin, gerekse de OSB’de faaliyet gösteren firmaların yönetimsel ve izlemeye ilişkin performanslarının artırılması, su, atık su, diğer atık ve kaynakların yönetimi için sürdürülebilir araçlar sağlanması ve OSB’lerin karbon ve su ayak izlerini en aza indirerek çevresel performanslarının artırılması, iklim değişikliği sorunları ile çevre üzerindeki yerel ve küresel etkilerin ele alınması, toplumun ve çalışanların ihtiyaçlarını ele alarak sosyal performansın iyileştirilmesi, OSB yöneticileri ve işletme sahipleri için ekonomik performansın artırılması hedeflerini görmekteyiz.“ ifadelerini kullandı.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><img class="detayFoto" src="https://sanayicidergisicomtr.teimg.com/sanayicidergisi-com-tr/images/upload/yesilosbsertifika.jpg" /></span></span></span></p>

<p><b><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">YEŞİL OSB NEDİR?</span></span></span></b></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Yönetim Kurulu Başkanı Sözdinler, Yeşil OSB’nin tanımıyla ilgili de bilgiler paylaşırken, “Yeşil OSB kavramı kısaca, ‘çevresel, ekonomik, sosyal ve yönetimsel açıdan Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından belirlenen kriterler çerçevesinde Türk Standartları Enstitüsü tarafından sertifikalandırılan OSB’leri’ ifade etmektedir. Bu noktada TSE tarafından kurulan sertifikasyon sistemine göre; sürdürülebilirlik performansını ölçen parametreler üzerinden yapılan değerlendirmeler sonucunda gerekli puanı toplamayı başaran OSB’ler Yeşil OSB sertifikası alabilmektedir.” şeklinde konuştu.</span></span></span></p>

<p><b><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">40 BAŞLIKTA DENETLEME</span></span></span></b></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Yeşil OSB sertifikasını almak için ön başvuru aşamasında 6 kriterin yerine getirilmesi gerektiğine dikkat çeken Sözdinler, “Ardından OSB’nin Sera Gazı Envanter Raporu hazırlanmakta, bu rapor TSE tarafından doğrulandıktan sonra Yeşil OSB Belgelendirme Başvuru Rehberinde yer alan 40 konu başlığı altında TSE yetkilileri, ilgili OSB’yi denetleyerek puanlama yapmaktadır. Rehberde yer alan objektif kriterler çerçevesinde yeterli puana erişebilen OSB’ler Yeşil OSB Sertifikası almaktadır.” bilgisini paylaştı.</span></span></span></p>

<p><b><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">EN ACİL SORUN: İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ</span></span></span></b></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Sözdinler iklim değişikliği sorununa da değinerek, “Bilindiği üzere; iklim değişikliği dünyamızın karşı karşıya olduğu en acil sorunlarından birisidir. İklim değişikliği açısından en kötü sonuçların küresel ısınmayı 1,5 <sup>o</sup>C’ye sınırlandırarak önlenebileceğini göstermektedir. Bu sebeple endüstriler, verimlilik ve karlılığı en üst düzeye çıkarırken ekolojik ayak izlerini azaltmaya odaklanmaktadır.” dedi.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><img class="detayFoto" src="https://sanayicidergisicomtr.teimg.com/sanayicidergisi-com-tr/images/upload/yesilosbbina1.jpg" /></span></span></span></p>

<p><b><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">YEŞİL OSB OLMANIN AVANTAJLARI</span></span></span></b></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">“Yeşil Organize Sanayi Bölgeleri, ekonomik büyümeyi çevresel sürdürülebilirlikle birleştirmektedir.” diyerek konuşmasını sürdüren ÇOSB Yönetim Kurulu Başkanı Sözdinler, “Bu haliyle, Yeşil OSB çalışmasının ülkemizi ve dünyamızı gelecek nesiller için koruyarak ekonomik refaha ulaşmanın mümkün olduğunu gösteren bir umut ışığı olduğunu görüyoruz.</span></span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Yeşil OSB olmanın şu faydalarının da bulunduğunu özellikle ifade etmek isteriz:</span></span></span></p>

<p style="margin-left:0cm"><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">- Sürdürülebilirliğin her alanda önem kazandığı günümüzde OSB faaliyetlerini sürdürülebilir kılmak için kapsayıcı bir yaklaşım getirmesi</span></span></span></p>

<p style="margin-left:0cm"><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">- Doğal kaynakların verimli kullanımı</span></span></span></p>

<p style="margin-left:0cm"><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">- Firmaların daha sürdürülebilir ve çevreci aksiyonlar almasını sağlamak yönünde motivasyon sağlaması</span></span></span></p>

<p style="margin-left:0cm"><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">- Bölge halkının sosyal, ekonomik ve çevresel çıkarlarının korunması</span></span></span></p>

<p style="margin-left:0cm"><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">- Kurumsal itibarın yükselmesi</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Bunlara ek olarak Bakanlığımız Yeşil OSB tanımını 4562 sayılı OSB Uygulama Yönetmeliğinde de tanımlayarak, OSB’lerini teşvik etmektedir.” ifadelerini kullandı.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><img class="detayFoto" src="https://sanayicidergisicomtr.teimg.com/sanayicidergisi-com-tr/images/upload/yesilosbvinyet.jpg" /></span></span></span></p>

<p><b><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">“KATILIMCI FİRMALARIMIZA TEŞEKKÜR EDİYORUZ”</span></span></span></b></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Konuşmasının sonunda iş birliği ve destekleri için katılımcı firma ve TSE yetkililerine teşekkür eden Yönetim Kurulu Başkanı Sözdinler, “ÇOSB, Yeşil OSB Belgelendirmesinin sağlanabilmesi için TSE tarafından denetlenmiş ve gerekli başarı ölçütlerini sağladığı için Yeşil OSB olma unvanını kullanma hakkını kazanmıştır. TSE denetimlerinde gerek kurumsal bilgilerimiz ve gerekse katılımcı firmalarımız tarafından sağlanan belgeler kanıt doküman olarak kullanılmıştır. Bu çerçevede katılımcı firmalarımıza iş birliği ve destekleri için çok teşekkür ediyoruz. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımıza Organize Sanayi Bölgelerinin sera gazı emisyonlarını azaltarak, sanayimizin yeşile ve sürdürülebilirliğe yönelik ilerlemesi için başlattığı bu proje için ve TSE yetkililerimize denetimlerde gösterdikleri yapıcı ve geliştirici çabalarına çok teşekkür ediyoruz.” şeklinde konuştu.</span></span></span></p>

<p><b><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">SAĞLIKLI BİR GELECEK TEMENNİSİ</span></span></span></b></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Sözdinler, “Çevreye duyarlı, sürdürülebilir sanayi ve döngüsel ekonomi alanlarının oluşturulmasına katkı sağlayacak Yeşil OSB anlayış ve uygulamalarının gelişerek devam etmesi yönünde inancımızı belirtirken, Yeşil OSB sertifikası kazanmış bir OSB olarak tüm sanayicilerimize ve paydaşlarımıza sağlıklı bir gelecek dileriz.” temennisinde bulundu.</span></span></span></p>

<p></p>
</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>KAPAK HABER</category>
      <guid>https://www.sanayicidergisi.com.tr/cerkezkoy-osb-yesil-osb-oldu</guid>
      <pubDate>Sun, 12 Jan 2025 11:26:53 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sanayicidergisicomtr.teimg.com/crop/1280x720/sanayicidergisi-com-tr/images/haberler/2025/01/cerkezkoy_osb_yesil_osb_oldu_h2282_5a9e3.jpg" type="image/jpeg" length="48732"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bahçıvan: Sanayinin sabır taşı ciddi işaret veriyor]]></title>
      <link>https://www.sanayicidergisi.com.tr/bahcivan-sanayinin-sabir-tasi-ciddi-isaret-veriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sanayicidergisi.com.tr/bahcivan-sanayinin-sabir-tasi-ciddi-isaret-veriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Sanayi Odası Başkanı Erdal Bahçıvan, Meclis toplantısında, Ancak yaşanan süreçte en büyük fedakarlığı da sanayinin yaptığını göz ardı etmemeliyiz. Fakat sanayinin sabır taşı ciddi işaret veriyor. Yoğun bakımdaki hasta, “beni artık daha fazla ciddiye alın” demeye başladı.” dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Sanayi Odası (İSO) Meclisi’nin ekim ayı olağan toplantısı, “Sanayicilerimizin; Üretim, Rekabet Gücümüzün Artması ve Sanayinin Dönüşümü için Düşünce, Öneri, Projeleri” ana gündemiyle Odakule Fazıl Zobu Meclis Salonu’nda gerçekleştirildi. İSO Meclis Başkanı Ender Yılmaz’ın başkanlık ettiği, İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan’ın açılış konuşmasını yaptığı toplantıya Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır konuk olarak katıldı ve gündeme dair değerlendirmelerde bulundu.</p>

<p>İSO Meclis Toplantısında konuşan T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, ““Dünyada uygulanan en etkin Ar-Ge teşvik sistemiyle ülkemizde adeta sıfırdan bir Ar-Ge ve inovasyon ekosistemi inşa ederek yüksek teknoloji ve katma değer üreten öncü Türkiye’nin temellerini attık. Önümüzdeki dönemde üç büyük önceliğimiz bulunuyor: katma değerli üretim, yeşil ve dijital dönüşüm. Türk sanayinin bu 3 ana sac ayağı üzerinde yükselmesi, rekabetçiliğinin artması adına; yüksek teknolojili ve katma değerli üretimi sürdürülebilir ve sürekli kılarak, yeşil ve dijital dönüşümü gerçekleştirmek ajandamızın en üst sıralarında yer alıyor” dedi.</p>

<p><img class="detayFoto" src="https://sanayicidergisicomtr.teimg.com/sanayicidergisi-com-tr/images/upload/isoerdalbahcivanbakan1.jpg" /></p>

<p>İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan da meclis toplantısında yaptığı konuşmada Orta Vadeli Program’da ortaya konan hedeflerin tutarlı bir stratejiyi ortaya koyduğunu, ancak geleneksel sektörlerimizin dinamiklerini de gözden kaçırmamak gerektiğini söyledi. PMI verilerinin de gösterdiği gibi uygulamaların sektörlerde yarattığı etkinin farkındalığının artmasına ihtiyaç bulunduğuna dikkat çeken Bahçıvan: “Sanayi sektörü bu dönemde sorunun kaynağı kendisi olmadığı halde büyük bir bedel ödüyor. Üstelik dünyadaki ekonomik durum da bize maalesef dış pazarlara açılım ile toparlanma imkanı vermiyor” dedi.</p>

<p><b>“PLANLI SANAYİLEŞME SAYESİNDE”</b></p>

<p>Toplantının açılışında sanayicilere hitap eden Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, organize sanayi bölgeleri (OSB) ve endüstri bölgelerinin artırılmasının ülke ekonomisine olan katkısına vurgu yapan Kacır, “OSB’lerimizde çalışan fabrika sayısı 11 binden 58 bine çıktı. İstihdam 415 binden 2,7 milyona yükseldi. Planlı sanayileşme adına inşa ettiğimiz altyapı sayesinde sanayide çalışan sayımız 6 milyon 700 bine ulaştı. Sanayi üretimimiz, iktidarımızda 3,2 katına çıkarak ihracatımızı 36 milyar dolardan 262 milyar dolara yükseltti” ifadelerini kullandı.</p>

<p><b>“BU SACAYAĞI ÜZERİNDE SANAYİMİZİ GÜÇLÜ KILACAĞIZ”</b></p>

<p>Bakan Kacır, küresel rekabet avantajını sürdürebilmek için yüksek teknolojili üretime ve dijital dönüşüme büyük önem verdiklerini belirtti. Sanayiye yönelik teşvik programlarının, sanayicinin ihtiyaçlarına göre sürekli güncellendiğini ifade eden Kacır, "Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi Programı" kapsamında 102 milyar liralık yatırımın harekete geçirildiğini söyledi. Bakan Kacır, “Türk sanayisinin katma değerli üretim, yeşil ve dijital dönüşüm eksenlerinde ilerlemesi, sürdürülebilir büyüme için en büyük önceliğimizdir. Bu üç ana sacayağı üzerinde sanayimizi rekabetçi ve güçlü kılacağız.</p>

<p>Şimdi tüm bu kazanımlardan ve başarılardan aldığımız güvenle, güçlü üretim altyapımızı daha da kuvvetlendirecek adımları atıyoruz. Önümüzdeki dönemde üç büyük önceliğimiz bulunuyor: katma değerli üretim, yeşil ve dijital dönüşüm. Türk sanayinin bu 3 ana sac ayağı üzerinde yükselmesi, rekabetçiliğinin artması adına; yüksek teknolojili ve katma değerli üretimi sürdürülebilir ve sürekli kılarak, yeşil ve dijital dönüşümü gerçekleştirmek ajandamızın en üst sıralarında yer alıyor. Bu doğrultuda destek enstrümanlarımızı sanayicimizin ihtiyaçlarına ve koşullara uygun olarak sürekli güncelliyor, devreye alıyoruz.”</p>

<p><img class="detayFoto" src="https://sanayicidergisicomtr.teimg.com/sanayicidergisi-com-tr/images/upload/isoerdalbahcivanliman.jpg" /></p>

<p><b>“2 YILI GERİ ÖDEMESİZ 10 YIL VADELİ FİNANSMAN”</b></p>

<p>Yüksek teknoloji yatırımları için Ar-Ge’den seri üretime uçtan uca bütüncül bir destek mekanizması kuran Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi Programını devreye aldıklarını belirten Kacır, makine, mobilite, üretimde yapısal dönüşüm, sağlık ve kimya ürünleri ve dijital dönüşüm alanlarında 102 milyar liralık yatırımı harekete geçirdiklerini söyledi. Yüksek teknoloji yatırımlarını teşvik etmek amacıyla kurulan "Yatırım Taahhüdü Karşılığı Avans Kredisi (YTAK) Programı" hakkında da bilgi veren Bakan Kacır, şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>“Bu kapsamda yüksek teknoloji yatırımlarına 2 yıl geri ödemesiz 10 yıl vadeli ve piyasa koşullarından 20 puandan fazla bir avantajla Türk lirası finansman sağlıyoruz. Program kapsamında 284 üründen oluşan Stratejik Öncelikli Ürün Listesini ve 261 başlıktan oluşan Teknoloji Alanları Listesini belirledik. Merkez Bankamız 300 milyar liralık kaynağı Program için tahsis etti.</p>

<p>Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olarak yatırım projelerinin değerlendirme sorumluluğunu üstlendik. Uluslararası rekabet gücünü artıracak ve milli ekonomimizin yükselişini destekleyecek bu programa bugüne kadar; toplam yatırım tutarı 1 trilyon 284 milyar lirayı aşan 247 proje başvurdu. 28 projeye ilişkin Teknoloji/Strateji Puanı’nı hesapladık. Bunlar arasından toplam yatırım tutarı 205 milyar liraya ulaşan 21 proje değerlendirme komitesi tarafından kredi başvurusu gerçekleştirmeye uygun bulundu.”</p>

<p><b>“OSB’LERDEKİ BOŞ ALANLARI DEĞERLENDİRİYORUZ”</b></p>

<p>Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, OSB'lerde yeni bir dönemin başladığını belirterek sanayi alanlarının yatırımcılara çevrimiçi platformlar üzerinden erişime açıldığını duyurdu. Kacır, “Bu aydan itibaren her ayın ilk pazartesi günü, OSB’lerimizdeki boş sanayi alanlarını yatırımcıların tahsisine açıyoruz. İlk iki haftada 73 OSB’de 344 yatırım yeri tahsis edildi. Sanayicilerimizin büyük beğeniyle karşıladığı bu uygulamayı kararlılıkla sürdüreceğiz” dedi.</p>

<p>Ayrıca, sürdürülebilirlik ve çevresel dönüşüm kapsamında Dünya Bankası ve Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) ile iş birliği yaptıklarını belirten Bakan Kacır, “OSB’lerin Yeşil OSB’lere dönüşümünü hızlandırmak için Dünya Bankası ile 250 milyon avro ve Türkiye Yeşil Sanayi Projesi için 450 milyon dolar bütçe sağladık. İkiz dönüşüm programlarımızla işletmelerin yeşil ve dijital dönüşüm ihtiyaçlarını karşılayacağız” ifadelerini kullandı.</p>

<p><img class="detayFoto" src="https://sanayicidergisicomtr.teimg.com/sanayicidergisi-com-tr/images/upload/isoerdalbahcivansanayi.jpg" /></p>

<p><b>BAHÇIVAN: SORUNLARIN TEMELİNDE ENFLASYON VAR</b></p>

<p>Gündeme ilişkin konuşmasını gerçekleştirmek üzere kürsüye gelen İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, Meclis Toplantısı’nda yaptığı konuşmasında, bugün yaşanılan sorunların temel nedeni olan enflasyonun ülke ekonomisi için tehdit oluşturduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>“Bugün yaşadığımız sorunların temel nedeni olan enflasyonun ülkemiz için nasıl bir tehdit olduğunu, bu konudaki hassasiyetimizi en başından beri dile getirdik. Yakın geçmişteki hatalı ekonomi politikaları; maalesef küreselde yaşanan olumsuz tablo ile birleşince, şu an toplumun tüm kesimi için büyük bir sıkıntı yaratan enflasyonu hayatımıza yıllar sonra tekrar soktu. Ancak bu dönem yaşanan enflasyon, son yirmi yılda tüketici alışkanlıklarının değişmesinden dolayı geçmişte yaşanandan çok farklı. Dolayısıyla şu anda ekonomi yönetiminin enflasyonu kalıcı olarak düşürmek noktasındaki öncelikli amacının çok doğru olduğunu düşünüyor ve 2025-2027 Orta Vadeli Program’da belirlenen hedeflerin tutarlı bir stratejiyi ortaya koyduğunu görüyoruz.</p>

<p><b>“BAZI SEKTÖRLER REKABET GÜCÜNÜ KAYBEDİYOR”</b></p>

<p></p>

<p></p>

<p>Ancak içinden geçtiğimiz süreçte geleneksel sektörlerimizin dinamiklerini de gözden kaçırmamak gerekiyor. Biraz önce PMI verileri ile detaylıca aktardığım gibi, uygulamaların sektörlerde yarattığı etkinin farkındalığının artmasına ihtiyaç var. Birçok araştırmada ve sektör temsilcilerinin değerlendirmelerinde de bu durum ortaya çıkıyor. Bu nedenle özellikle rekabet gücünü her geçen gün biraz daha kaybeden bazı sektörlerimize gerekirse pozitif ayrımcılık yapılmasında yarar görüyoruz. Bu sektörlerimizin hiçbirine, “Ne yapalım, kendi yağınızda kavrulun, kendi başınızın çaresine bakın” diyebilecek bir lüksümüz yoktur. Bunların her biri yılların tecrübesi, birikimi, emeği, sermayesiyle birlikte bu noktaya gelmiş, dahası emek yoğun ve dolayısıyla istihdama ciddi katkıları olan sektörlerdir.</p>

<p><b>“HASTA BENİ DAHA FAZLA CİDDİYE ALIN DİYOR”</b></p>

<p>Mevcut dönemde programın başarıya ulaşması en büyük dileğimiz. Ancak yaşanan süreçte en büyük fedakarlığı da sanayinin yaptığını göz ardı etmemeliyiz. Fakat sanayinin sabır taşı ciddi işaret veriyor. Yoğun bakımdaki hasta, “beni artık daha fazla ciddiye alın” demeye başladı. Biraz önce paylaştığım işaretler bunu çok net şekilde gösteriyor. İşte bu noktadan hareketle, başarı için başta kamu kesimi olmak üzere özel sektör, sivil toplum, ekonominin tüm alanlarında gerekli özveri gösterilmesinin elzem olduğunu düşünüyoruz. “</p>

<p><b>“SORUNUN KAYNAĞI OLMASA DA BÜYÜK BEDEL ÖDÜYOR”</b></p>

<p>Bahçıvan konuşmasında sanayicilerin bugün hem küresel koşullardan hem de ülkemizdeki sorunlardan kaynaklanan eş zamanlı bir stres yaşadığını ve bu stresin artık birkaç sektörle de sınırlı olmadığına dikkat çekti. Bahçıvan özetle şunları söyledi:</p>

<p>“Çok uzun değil bundan 3 yıl önce pandemi döneminde ülkemiz sanayiinin nasıl bir başarı hikayesi yazdığını, tüm zorlu koşullara rağmen üretimini aksatmadan nasıl bir fedakarlık gösterdiğini unutmamalıyız. Ancak sanayi sektörü bu dönemde sorunun kaynağı kendisi olmadığı halde büyük bir bedel ödüyor. Üstelik dünyadaki ekonomik durum da, biraz önce ifade ettiğim gibi bize maalesef dış pazarlara açılım ile toparlanma imkanı vermiyor. COVID döneminde bir başarı hikâyesi yazan, zor dönemlerde Türkiye'nin dünya markası, itibarı, toplumun ihtiyaçları noktasındaki çözümlerin en tartışmasız aktörü olan sanayinin aradan üç sene geçtikten sonra bu kadar kısa bir zamanda böyle bir açmazla karşı karşıya kalmasını, adeta en fazla hasar gören sektör olmamızı anlamamız kolay olmuyor.</p>

<p>Şirketlerin dijitalleşme, teknoloji ve sürdürülebilirlik alanlarında çok güçlü bir vizyon ortaya konmasına karşın yatırım ikliminin canlanmaması da enflasyonun nasıl bir bela olduğunu bizlere açıkça göstermektedir. Bu beladan mümkün olan en kısa sürede kurtulmanın; sanayimiz için kritik bir öneme sahip olduğunu burada bir kere daha vurgulamak istiyorum.”</p>

<p><b>“İÇ PİYASADA HAKSIZ REKABETLE KARŞI KARŞIYAYIZ”</b></p>

<p>İSO Başkanı Erdal Bahçıvan konuşmasında şu hususlara da değindi:</p>

<p>“Yaşanan ekonomik gelişmeler ve küresel koşullar dış pazarlarda rekabet gücümüzü olumsuz etkilerken, diğer yandan Uzak Doğu’dan ve özellikle Çin’den gelen ucuz ve kalitesiz ürünler firmalarımızı iç piyasada da haksız rekabet ile karşı karşıya bırakmaktadır. Bu durum diğer taraftan merdiven altı çalışmaya yönelimi de ne yazık ki artırmaktadır. Söz konusu haksız rekabetin önlenmesi ve piyasa disiplininin sağlanması için Piyasa Gözetim ve Denetiminin etkin işlemesi her zamankinden daha önemli hale gelmiştir. Bu konuda haklı olduklarına inandığımız Meclis Üyelerimiz, konuya yönelik sorun ve çözüm önerilerini biraz sonra sizlerle paylaşacaklar.</p>

<p><b>İSTANBUL’A DESTEK</b></p>

<p>Değinmek istediğim bir diğer önemli konu da Yatırım Teşvik Sistemidir. Yeni teşvik modeli ile ilgili Sayın Bakanımızın kısa bir süre önce basına yansıyan açıklamalarını yakından takip ettik. İstanbul Sanayi Odası olarak, bugüne kadar dile getirdiğimiz hususlar hakkında Bakanlığımızca çalışma yapılıyor olmasından büyük memnuniyet duyduk. Henüz detayını bilmediğimiz ancak açıklamalarda belirtilen şehir-ürün, şehir-sektör, bölge-sektör eşleşmeleri ve bu eşleşmeler üzerinden yerel kalkınmayı esas alan yeni teşvik modeli çalışmasının faydalı olacağını değerlendiriyoruz. Bununla birlikte, teşvik sisteminde ülkemiz sanayinin ve rekabet gücünün lokomotifi olan İstanbul ilinin de katma değerli ürünler anlamında muhakkak desteklenmesi gerektiğini buradan bir kez daha belirtmek isterim. Ayrıca yeni teşvik sisteminin, sanayicinin arsa ve bina yatırımındaki yükünü tamamen minimize eden ve yatırımcıların finansmana erişiminde de özel enstrümanlarla desteklenen bir yapıda olması gerektiğini ifade etmek istiyorum.”</p>

<p><b>“STRATEJİK DÖNÜŞÜM MERKEZİ KURDUK”</b></p>

<p>Günümüzde sanayinin geleceğinin dijitalleşme ve sürdürülebilirlik odaklı yeşil dönüşümle şekilleneceğinin altını çizen Bahçıvan, ikiz dönüşüm olarak adlandırılan bu yaklaşımın, işletmelerin rekabet gücünü artırırken çevresel etkilerini en aza indirmeyi ve verimliliği artırmayı hedeflediğini belirtti. Bahçıvan, şunları söyledi:</p>

<p>“Elbette, bu sürecin başarılı olabilmesi için, işletmelerin teknolojik dönüşüme uyum sağlamak adına gerekli altyapıyı oluşturmaları ve çalışanlarının yetkinliklerini uyumlu hale getirmeleri büyük önem taşımakta. Bu gerçeklerden hareketle biz de İstanbul Sanayi Odası olarak imalat sanayinin geleceğine yön verecek küresel gelişmeleri takip etmek, sanayinin temel dönüşüm alanlarını saptamak ve geleceğe hazırlık için sanayinin ihtiyaç duyacağı her türlü stratejik yol haritasını çalışmak üzere Odamız bünyesinde ‘Stratejik Dönüşüm Merkezini’ kurduk. Teknolojik gelişmelerin; endüstrilerin, ekonomilerin ve toplumların çalışma biçimini kökten dönüştürdüğünü görüyoruz. Stratejik Dönüşüm Merkezimiz ile sanayide değer zincirinin tüm aşamalarına son teknoloji çözümleri hızla entegre edecek çalışmaları hayata geçireceğiz. Bu amaç doğrultusunda, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımızın kısa süre önce açıkladığı HIT-30 Yüksek Teknoloji Yatırım Programının çok faydalı olacağını belirtmek istiyorum.</p>

<p><b>“YENİ BİR EMEKLİLİK KRİZİ KAPIDA”</b></p>

<p>“Bugün tüm sektör temsilcilerimizin ortak bir sorunu var: Üretimde, özellikle iş gücünden kaynaklanan verimlilik kaybı. Maalesef rekabet içinde olduğumuz yurtdışındaki sektör oyuncularının verileri ile kıyaslandığında sanayideki çalışanlarımızın kişi başına üretime verdikleri katkı günden güne azalıyor. Bunun en önemli nedenlerinden biri de Emeklilikte Yaşa Takılanlar – EYT uygulamasının nitelikli ve deneyimli işgücünü sistemden bir anda çekmesidir. EYT kamburu sektörlerimizin ve SGK sisteminin üzerinde ciddi anlamda yük olmaya devam ederken şimdi de ikinci bir emeklilik krizinin kapıda olmasından endişe ediyoruz. 2025 yılında emekli olacakların daha düşük maaş alacağına dair belirsizlik ve söylentiler maalesef sektörün kıdemli çalışanlarını hiç hesapta yokken emekli olmaya sevk ediyor.</p>

<p>Sanayi sektörü yıllardır nitelikli işgücü sorunu yaşarken bir kez daha mevcut kalifiye ve deneyimli elemanını emekli etmek riski ile karşı karşıya kalıyor. Bu vesileyle, çalışanlarımız ile ilgili yaşanan bir başka kritik konuya daha değinmek istiyorum. Çalışanlarımızın alacakları net ücretleri artırabilmemiz için gelir vergisi basamakları ve oranlarıyla, prime esas ücret tavanının yeniden düzenlenmesi gerekiyor. Çalışanların şu anda giderek artan boyutta, hayatlarındaki en önemli engellerden bir tanesinin vergi dilimleri olduğunu görüyoruz. Yapılması gereken en önemli belki de her iki kesimi de rahatlatacak olan yöntemlerden biri, uzun yıllardan beri çözülemeyen ve çalışanın enflasyonun muhasebesi diye adlandırabileceğimiz vergi dilimlerindeki düzeltme katkısı olacaktır. Yeni yıla girerken ve 2025 yılı ücretleri henüz belirlenmemişken, çalışanlarımız bakımından adil bir gelir dengesi yaratacak bu adımın atılmasının gerekli olduğunu düşünüyoruz.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“İSTANBUL’DAKİ DEPREM RİSKİ”</p>

<p>İstanbul’daki deprem riskini bir kez daha hatırlatan İSO Başkanı Bahçıvan, şöyle konuştu:</p>

<p>“Türkiye sanayi üretiminin yaklaşık %40’nı gerçekleştiren İstanbul’da sanayi tesislerinin depreme dayanıklılık durumunu ortaya çıkaracak bir çalışma yapılmasının ve kentsel dönüşüme benzer bir “sanayi dönüşümü” projesinin süratle hayata geçirilmesinin artık çok kritik ve elzem hale geldiğini vurgulamak istiyorum. Dönüşüm için sanayimize gerekli finans ve vergi desteği sağlanmalıdır. Bu kapsamda, kentsel dönüşümde olduğu gibi sanayi tesislerinin dönüşümünde de KDV %1 olarak uygulanmalıdır. Ayrıca, teknolojik ilerlemeler sonucu oluşan yeni güçlendirme teknikleri de akademik bir altyapı ile desteklenerek güçlendirme mevzuatımıza girmelidir.”</p>

<p></p>
</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>KAPAK HABER</category>
      <guid>https://www.sanayicidergisi.com.tr/bahcivan-sanayinin-sabir-tasi-ciddi-isaret-veriyor</guid>
      <pubDate>Sun, 17 Nov 2024 13:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sanayicidergisicomtr.teimg.com/crop/1280x720/sanayicidergisi-com-tr/images/haberler/2024/11/bahcivan_sanayinin_sabir_tasi_ciddi_isaret_veriyor_h2275_12f1e.jpg" type="image/jpeg" length="50663"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kacır: Yeni yatırım teşvik sistemimizi yakında açıklayacağız]]></title>
      <link>https://www.sanayicidergisi.com.tr/kacir-yeni-yatirim-tesvik-sistemimizi-yakinda-aciklayacagiz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sanayicidergisi.com.tr/kacir-yeni-yatirim-tesvik-sistemimizi-yakinda-aciklayacagiz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çerkezköy OSB’de gerçekleşen Makine İmalatçıları Birliği toplantısına katılan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Kacır, Bu sistemde bir yandan Türkiye'nin yüksek teknoloji hamlelerini hızlandıracağız. Bir yandan halihazırda başarıyla sürdürdüğümüz teknoloji odaklı sanayi hamlesi gibi programları stratejik teşvik uygulamalarını bugünkünden daha ileri unsurlarla destekleyeceğiz.” dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Çerkezköy Organize Sanayi Bölgesi (ÇOSB) firmalarından Elk Motor’da gerçekleşen Makine İmalatçıları Birliği toplantısına katıldı. ÇOSB Yönetim Kurulu Başkanı Eyüp Sözdinler’in de katıldığı toplantıda konuşan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Kacır: “Yakında yeni yatırım teşvik sistemimizi kamuoyuyla paylaşacağız. Bu sistemde bir yandan Türkiye'nin yüksek teknoloji hamlelerini hızlandıracağız. Bir yandan halihazırda başarıyla sürdürdüğümüz teknoloji odaklı sanayi hamlesi gibi programları stratejik teşvik uygulamalarını bugünkünden daha ileri unsurlarla destekleyeceğiz.” dedi.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><img class="detayFoto" src="https://sanayicidergisicomtr.teimg.com/sanayicidergisi-com-tr/images/upload/sanayibakanikacirmakinasektor.jpg" /></span></span></span></p>

<p><b><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">MAKİNE İMALATÇILARI BİRLİĞİ TOPLANTISI DÜZENLENDİ</span></span></span></b><br />
<br />
<span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Toplantıya Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır’ın yanı sıra; Tekirdağ Milletvekilleri Çiğdem Koncagül, Mestan Özcan, Gökhan Diktaş, Tekirdağ Valisi Recep Soytürk, OSBÜK Yönetim Kurulu Başkanı Memiş Kütükçü, ÇOSB Yönetim Kurulu Başkanı Eyüp Sözdinler, ÇTSO Başkanı Ahmet Çetin, Makine İmalatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Emre Gencer, sanayiciler, iş insanları katıldı. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><img class="detayFoto" src="https://sanayicidergisicomtr.teimg.com/sanayicidergisi-com-tr/images/upload/sanayibakanikacirizleyiciler.jpg" /></span></span></span></p>

<p><b><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">İHRACATIMIZIN YÜZDE 95’İNİ SANAYİ ÜRÜNLERİ OLUŞTURUYOR</span></span></span></b><br />
<br />
<span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Çerkezköy Organize Sanayi Bölgesinde Makina İmalatçıları Birliği Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, makine sektörünün her zaman en öncelikli, en stratejik sektörler arasında yer aldığını söyledi. Türkiye'nin 22 yılda ekonomide muazzam bir ivmeyle gelişme kaydettiğini ifade eden Kacır, "Milli gelirimizi 238 milyar dolardan, 1 trilyon dolara yükselttik. Türkiye ekonomisi satın alma paritesine göre dünyada 18. sıradan 11. sıraya tırmandı. Bütün bu süreçte sanayimizin baş aktör olmasını da hep birlikte sağladık. Türk sanayisi bugün ihracatın lokomotifi oldu. Yıllık 36 milyar dolardan 262 milyar dolar düzeyine yükselen ihracatımızın yüzde 95'i sanayi ürünlerinden oluşuyor. Bu başarı hikayesinde elbette hep birlikte attığımız adımların, planlı sanayileşme yaklaşımlarının da çok önemli bir rolü oldu.” ifadelerini kullandı.<br />
<br />
<b>HİÇBİR SANAYİ SEKTÖRÜNÜ GERİDE BIRAKMADIK</b><br />
<br />
Toplam sanayi istihdamının 3 milyon 900 binden, 6 milyon 700 bine yükseldiğini ifade eden Kacır, “Hiçbir sanayi sektörünü geride bırakmadık. Sanayi sektörlerimizin pek çoğunda 10 misline, 12 misline, 15 misline varan ihracat büyümeleri kaydettik. Makine sektöründe ihracatımızı yıllık 2 milyar 100 milyon dolardan, 25,3 milyar dolara yükseldi. 2024’te de bu seviyeyi koruyacağımıza biraz da üzerine çıkabileceğimize yürekten inanıyorum. Dünyanın en zengin en gelişmiş kabul edilen ülkelerine makine ihracatı yapabilen bir ülkedir bugün Türkiye." ifadelerini kullandı.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><img class="detayFoto" src="https://sanayicidergisicomtr.teimg.com/sanayicidergisi-com-tr/images/upload/sanayibakanikacirfabrika.jpg" /><br />
<br />
<b>TEŞVİKLERLE SANAYİCİMİZİN YANINDAYIZ</b><br />
<br />
Kacır, yatırım teşvikleriyle sanayicilerin yanında olmaya gayret ettiklerini dile getirerek, bu dönemde 750 milyar liralık yatırım için 10 bin 200 yatırım teşvik belgesi düzenlediklerini ve 193 bin nitelikli istihdamın makine sektöründe önünü açtıklarını belirtti. Türkiye'nin yapısal dönüşümüne hız kazandıracak ileri teknoloji başlıklarında gerçekleşecek yatırımlara 2030 yılına kadar 30 milyar dolara varan teşvikler sunacaklarını dile getiren Kacır, teşvikler aracılığıyla küresel yatırımların Türkiye’ye daha hızlı yönlenmesini hedeflediklerini söyledi.<br />
<br />
<b>DÖNÜŞÜMLER İÇİN İKİ YENİ PROGRAM</b><br />
<br />
Kacır, sanayide en önemli hedeflerinden birinin de ikiz dönüşümü gerçekleştirmek olduğunu ifade ederek, “Yeşil Dönüşüm, Dijital Dönüşüm alanlarında daha hızlı adımlar atmalıyız. Bunun için 2 yeni program başlattık. Bu programların kurgusunun da aslında bir zihniyet dönüşümünü de barındırdığını ifade etmek isterim. Biz doğru hedefler koyduğumuzda hep birlikte bu hedefler doğrultusunda hızlandığımız ve ortak adımlar attığımızda ne kadar önemli neticeler aldığımızı pek çok alanda gördük.” ifadelerini kullandı.<br />
<br />
<b>270 BİNİ AŞAN AR-GE İNSAN KAYNAĞI</b><br />
<br />
Bakan Kacır, “Bu ana kadar aldığımız en kıymetli neticeler AR-GE alanında attığımız adımlar. Türkiye 22 yıl önce araştırma geliştirmenin sözlük anlamının dahi yeterince bilinmediği bir ülkeydi. Bugün ise Türkiye 270 bini aşan AR-GE insan kaynağıyla, 29 bin olan AR-GE insan kaynağını 10 misline çıkarttı. 1600'den fazla acemi tasarım merkezi ile 104 Teknopark'ta 11 bine yakın araştırma geliştirme projesi sürdüren firmasıyla ve milli gelirinin yüzde 1,3'ünden fazlasını AR-GE'ye ayıran kuvveti ile iddialı AR-GE ve inovasyon ülkesi olmuştur.” şeklinde konuştu.<br />
<br />
<b>YENİ YATIRIM TEŞVİK SİSTEMİ YOLDA</b><br />
<br />
Yeşil Dönüşüm yol haritalarını hazırladıklarını ve 2053 yılına kadar 70 milyar dolara varan bir yatırımın gerçekleşmesi gerektiğini dile getiren Kacır, “2012'den bu yana sürdürdüğümüz ve gerçekten bu dönemde 12 yılda çok önemli kazanımlar elde etmemizi sağlamış yatırım teşvik sisteminin de çok kapsamlı bir etkin değerlendirme çalışmasını tamamladık. Sistemde Türkiye'nin sanayi politikasıyla ve kalkınma hedefleriyle uyumlu şekilde attığımız ve bu ana kadar netice aldığımız adımların önümüzdeki dönemde daha güçlü neticelerde olması için nasıl güncellenmesi gerektiği, şu ana kadar hedeflediğimiz ama netice alamadığımız alanlarda da hangi yeni unsurlarla netice alabileceğimiz, aynı zamanda bu dönemde sürdürmekte olduğumuz fiyat istikrarı, hedefleri, enflasyonu düşürme öncelikli sıkı para politikasının yatırımları yavaşlatıcı bir etki oluşturmaması adına almamız gereken ilave tedbirlerin teşvik sistemiyle finansmanı kolaylaştırıcı tedbirlerin neler olması gerektiğine ilişkin çok kapsamlı bir çalışmayı çok büyük ölçüde tamamladık. Yakında yeni yatırım teşvik sistemimizi kamuoyuyla paylaşacağız. Bu sistemde bir yandan Türkiye'nin yüksek teknoloji hamlelerini hızlandıracağız. Bir yandan halihazırda başarıyla sürdürdüğümüz teknoloji odaklı sanayi hamlesi gibi programları stratejik teşvik uygulamalarını bugünkünden daha ileri unsurlarla destekleyeceğiz." dedi.</span></span></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Makina İmalatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Emre Gencer de makina sektörü hakkında katılımcıları bilgilendirdi.</span></span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><br />
 </p>
</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>KAPAK HABER</category>
      <guid>https://www.sanayicidergisi.com.tr/kacir-yeni-yatirim-tesvik-sistemimizi-yakinda-aciklayacagiz</guid>
      <pubDate>Sun, 17 Nov 2024 12:03:51 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sanayicidergisicomtr.teimg.com/crop/1280x720/sanayicidergisi-com-tr/images/haberler/2024/11/kacir_yeni_yatirim_tesvik_sistemimizi_yakinda_aciklayacagiz_h2274_32e78.jpg" type="image/jpeg" length="30949"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[“Savunma sanayiinde önümüzdeki dönem hasat zamanı olacak”]]></title>
      <link>https://www.sanayicidergisi.com.tr/savunma-sanayiinde-onumuzdeki-donem-hasat-zamani-olacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sanayicidergisi.com.tr/savunma-sanayiinde-onumuzdeki-donem-hasat-zamani-olacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Global Sanayici’nin sorularını yanıtlayan Saha İstanbul Genel Sekreteri Levent Kerim Uça, “Türkiye’de Savunma Sanayii yerlileşmeye ve millileşmeye devam ediyor. Savunma sanayiinde önümüzdeki dönem, özellikle son 20 yılda yaptığımız çalışmaların sonuçlarını daha net bir şekilde almaya başladığımız bir hasat zamanı olacak diye düşünüyoruz.” dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>GÖKHAN İNCE</strong></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span arial="" style="font-family:">Türk savunma sanayi ürünlerinin son yıllarda test edilen başarısı, satış ve ihracatın yıldan yıla katlanmasını sağladı. Bu sektörde üretim yapan, çalışan firmaları kümeleyen SAHA İstanbu’unl Genel Sekreteri Levent Kerim Uça’ya savunma sanayiindeki çok hızlı büyümenin ipuçlarını sorduk. </span></span></span></p>

<p><b><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span arial="" style="font-family:">- Sayın Levent Kerim Uça, Türk Savunma Sanayi Ekosistemi hakkında bilgi verir misiniz?</span></span></span></b></p>

<p><span style="line-height:115%"><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:115%"><span arial="" style="font-family:">- Bildiğiniz gibi savunma sanayii kendine has dinamikleri olan bir sektör. Günümüzde yeni teknolojilerin sahaya girmesiyle hem savunma konseptleri hem de güvenliği oluşturan unsurların sürekli geliştiğini birlikte görüyoruz. Yeni teknolojileri geliştiren ülkeler hem öne geçiyor hem de ihracat ile sağlam bir ekonomik yapıya sahip oluyorlar. Dünya ülkeleri, savunma ve güvenliğe yönelik harcamaları en zor anlarda hatta pandemi gibi kamu kaynaklarının büyük çoğunluğunun insanlara aktarıldığı bir dönemde bile kısmadı. Küresel savunma harcamaları 2023 yılında 2,4 trilyon dolara ulaştı. Son dönemde bölgesel çatışmaların artması ile savunma harcamalarındaki yükselişin devam edeceğini öngörüyoruz.</span></span></span></span></p>

<p><span style="line-height:115%"><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:115%"><span arial="" style="font-family:">Türkiye’de Savunma Sanayii yerlileşmeye ve millileşmeye devam ediyor. Savunma sanayiinde önümüzdeki dönem, özellikle son 20 yılda yaptığımız çalışmaların sonuçlarını daha net bir şekilde almaya başladığımız bir hasat zamanı olacak diye düşünüyoruz. Türkiye olarak hem kendi ihtiyaçlarını karşılayan hem de en son teknoloji ürünleri dünyaya ihraç eden bir ülke olma yolunda hızla ilerliyoruz. </span></span></span></span></p>

<p><span style="line-height:115%"><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:115%"><span arial="" style="font-family:"><img class="detayFoto" src="https://sanayicidergisicomtr.teimg.com/sanayicidergisi-com-tr/images/upload/sahaistanbulbuyuyor.jpg" /></span></span></span></span></p>

<p><span style="line-height:115%"><b><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:115%"><span arial="" style="font-family:">HEDEFİMİZ DIŞA BAĞIMLILIĞI AZALTMAK</span></span></span></b></span></p>

<p><span style="line-height:115%"><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:115%"><span arial="" style="font-family:">Günümüzde savunma, havacılık ve uzay alanlarında Türkiye'nin dünya ülkeleri arasındaki rekabette güçlü bir konuma ulaşması son derece önemli bir hale geldi. Bu çerçevede SAHA İstanbul olarak dışa bağımlılığı azaltma hedefiyle, yeni kabiliyetler, iş birlikleri ve benzeri programlar aracılığıyla üye firmalarımız arasında bir sinerji oluşturmaktayız. Üyelerimizin geliştirdiği projeler sayesinde, yerlileştirilmiş yüzlerce ürün Türk Silahlı Kuvvetleri envanterine girdi ve girmeye de devam ediyor. Yerlilik oranımız % 80'i aşarken, bu başarıda özellikle KOBİ seviyesindeki üretici firmalarımızın katkısının çok büyük olduğunu görüyoruz.</span></span></span></span></p>

<p><span style="line-height:115%"><b><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:115%"><span arial="" style="font-family:">20 YILDA 90 MİLYAR DOLARLIK PROJE HACMİNE ULAŞILDI</span></span></span></b></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><span style="line-height:115%"><b><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:115%"><span arial="" style="font-family:">- Savunma ve havacılık sektöründe son yıllardaki ihracat artışı hemen herkesin dikkatini çekiyor ve bu sevindirici gelişme ülkemiz adına mutluluk veriyor. </span></span></span></b></span></p>

<p><span style="line-height:115%"><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:115%"><span arial="" style="font-family:">- Evet. Günümüzde savunma firmalarımızın tüm savunma ve havacılık satışlarını içeren ve sektörün büyüklüğünü gösteren toplam savunma ve havacılık sektör cirosunun 12 milyar doları aştığını, aynı şekilde 5,5 milyar dolar bütçeli savunma projeleri yürütülürken gelinen noktada ihale süreci devam eden projeler de göz önüne alındığında, 20 yılda yaklaşık 16 katlık bir artış ile 90 milyar dolarlık (proje sayısı 62’den 850’ye) proje hacmine ulaşıldığını görüyoruz.</span></span></span></span></p>

<p><span style="line-height:115%"><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:115%"><span arial="" style="font-family:">Yakın gelecekte hem alt sistemler hem de platformlarda yoğun bir yerli üretimle teknolojik derinliğin daha da arttığı, çığır açan teknolojiler ve çift kullanım gibi yeni yaklaşımların ön plana çıktığı bir döneme tanıklık edeceğiz. Bizi geldiğimiz noktadan daha ileriye taşıyacak sağlam ve sürdürülebilir bir yapının oluşturulmasının, savunma sanayii ekosisteminin geliştirilmesi ve genişletilmesinin günümüzde önemli bir ihtiyaç haline geldiğini görüyoruz. </span></span></span></span></p>

<p><img class="detayFoto" src="https://sanayicidergisicomtr.teimg.com/sanayicidergisi-com-tr/images/upload/sahaistanbulfirmalar.jpg" /></p>

<p><span style="line-height:115%"><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:115%"><span arial="" style="font-family:">Ayrıca savunma ihtiyaçlarımızı karşılayarak hem güvenliğimizi sağlamak hem de terörle etkin bir şekilde mücadele edebilmek için kaynaklarımızı verimli kullanmalıyız. Bu vizyonla yapabileceğimiz en önemli katkının, yapılmayanı yapmak ve oyun değiştirici teknolojileri geliştirmek olduğunu değerlendirmekteyiz. Bugün firmalarımızın dünyanın onlarca ülkesine ihraç ettiği insansız hava araçları, asimetrik teknoloji geliştirmeye dair elimizdeki en kuvvetli örnek. İnsansız sistemlere ilişkin ülkemizin dikkat çeken üstünlüğü ve muharebe konseptlerinin bu yönde değişiyor olması savunma sanayimizin vizyon güncelliğini yakaladığını, hatta bazı konularda dünya vizyonunu şekillendirdiğini göstermektedir.</span></span></span></span></p>

<p><span style="line-height:115%"><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:115%"><span arial="" style="font-family:">En büyük hedeflerimizden biri de savunma sanayiinde yazdığımız başarı hikayelerinin benzerlerini havacılık ve uzay alanına da taşımaktır. SAHA İstanbul olarak yeni projelerimizle, güçlü̈ iş birliklerimizle, yurt içinde ve yurt dışında ülkemiz için çalışmalarımızı milli bir bilinçle sürdürüyoruz. SAHA İstanbul’u kurarken hedeflediğimiz yerlileştirme ve millîleştirme hedefine emin adımlarla devam ederken bundan sonraki donemde de ülkemizin hedefleri doğrultusunda çalışmaya, üretmeye, sanayicilerimizle birlikte Türkiye’nin savunma ve havacılık sanayindeki başarılarında yer almaya devam edeceğiz.</span></span></span></span></p>

<p style="margin-right:-7.1pt"><span style="line-height:115%"><b><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:115%"><span arial="" style="font-family:">- Ülkemizin Savunma Sanayi Alanında Potansiyeli, İhracat Miktarı (Geçmiş Değerleri, Hedefleri), Bu Alanda Görev Yapan Çalışanların Yetkinlikleri Konusunda Bilgiler Aktarır mısınız?</span></span></span></b></span></p>

<p style="margin-right:-7.1pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:115%"><span arial="" style="font-family:">- Türkiye, özellikle son 20 yıldır yaptığı çalışmalar ve geliştirdiği teknolojiler ile dışa bağımlı bir savunma sanayisinden ihracat rekoru kıran bir savunma sanayisine kavuştu diyebiliriz. SAHA İstanbul olarak, üye firmalarımız, üniversitelerimiz ve paydaş kurumlarımız ile bu hedefle sektöre katkı sağlamaya gayret ediyoruz. </span></span></span></span></p>

<p style="margin-right:-7.1pt"><span style="line-height:115%"><a name="_Hlk170741641"><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:115%"><span arial="" style="font-family:">Ülkemiz, sadece insansız hava araçlarında değil, kara araçları, deniz platformları, mühimmat teknolojileri, elektronik harp benzeri endüstriyel yetenekleri ile dünya ile rekabet edebilir seviyeye geliyor. Türk savunma sanayii birçok sektöre göre çok daha hızlı bir büyüme trendi içinde. Kısa süre önce sadece 1 milyar dolar seviyesinde olan savunma ihracatımız 2023’te 5,5 milyar dolar seviyesine ulaştı. </span></span></span></a></span></p>

<p style="margin-right:-7.1pt"><span style="line-height:115%"><b><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:115%"><span arial="" style="font-family:">180 ÜLKEYE SATIŞ YAPTIK</span></span></span></b></span></p>

<p style="margin-right:-7.1pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:115%"><span arial="" style="font-family:">Detaylara baktığımızda 180 ülkeye yani hemen hemen dünyadaki her ülkeye bir savunma sanayii ürünü satmışız. Bu sene Savunma Sanayii Başkanlığımızın açıkladığı rakamlara göre Mayıs ayı itibarıyla ihracatta geçen seneki rakamlara göre % 9'luk bir artış görüyoruz. Aslında bu trend devam ettiği takdirde 2024 yılında 6 milyar dolarları rahatlıkla geçebiliriz gibi gözüküyor. Bununla birlikte 2024 yılı başında firmalarımızın tarafından yapılan 10 milyar dolarları geçen anlaşmalar var. Onların da zaman içerisinde hayata geçmesiyle birlikte ihracat rakamlarımızın daha da artacağını söylemek mümkün. Savunma Sanayii ihracatımız her sene üstüne koyarak devam ediyor. </span></span></span></span></p>

<p style="margin-right:-7.1pt"><span style="line-height:115%"><b><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:115%"><span arial="" style="font-family:">KİLOGRAM BAŞI İHRACATIMIZ 65 DOLAR OLDU</span></span></span></b></span></p>

<p style="margin-right:-7.1pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:115%"><span arial="" style="font-family:">Kilogram başı ihracata baktığımızda en kârlı olduğumuz alan Savunma Sanayi diyebiliriz. 2021 yılında kilogram başına 48,4 $/kg olan bu oran, 2022 yılında 55,9 $/kg’a, 2023 yılında 65 $/kg’a yükseldi. Bu rakamlar Türkiye’nin giderek daha teknolojik ürünleri ihraç etmeye başladığının da bir göstergesi.</span></span></span></span></p>

<p style="margin-right:-7.1pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:115%"><span arial="" style="font-family:">İhraç ettiğimiz ürünlerin aynı zamanda oyun değiştiren teknolojileri içeren, muharebe sahalarında başarısı kanıtlanmış sistemler olması nedeniyle uluslararası ortamda Türkiye, her geçen gün daha fazla ülkenin yakın ilgisini üzerine topluyor. Bir platform sattığınız zaman alt sistemleri, mühimmatları ve diğer bileşenleri platformun yaşam döngüsü boyunca birer ihracat kalemi haline geliyor. Halihazırda montaj ve test süreçleri devam eden önemli stratejik platformların bu süreçlerinin tamamlaması, onların da muharebe sahasının bir oyuncusu haline gelmesini müteakip ihracatımızın önümüzdeki yıllarda hızlı bir şekilde artış göstermesini bekliyoruz. </span></span></span></span></p>

<p><span style="line-height:115%"><b><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:115%"><span arial="" style="font-family:">SİSTEMLERİ AŞIP PLATFORM İHRACATINA BAŞLADIK</span></span></span></b></span></p>

<p><span style="line-height:115%"><b><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:115%"><span arial="" style="font-family:">- Savunma sanayi çevrelerinde çok konuşulan platform ihracatı hakkında neler söylemek istersiniz?</span></span></span></b></span></p>

<p><span style="line-height:115%"><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:115%"><span arial="" style="font-family:">Dünyada hiç kimsenin üretemediği teknolojileri veya platformları üreten bir savunma sanayiine sahibiz. Bu bizi vazgeçilmez kılıyor, marka değerini ve ihracat rakamlarını yukarıya çekiyor. Bir de son dönemde önemli bir gelişme olarak Türkiye, sistem ve alt sistem ihracatından öte ana platform ihracatında öne çıkmaya başladı. Yani bu Baykar'la başlayan, insansız hava araçlarıyla başlayan bir trend oldu. Ardından kara platformlarının ve harp gemisi gibi deniz platformlarının da ihracatının başlamasıyla birlikte Türkiye dünyada önemli bir aktör haline geldi.</span></span></span></span></p>

<p style="margin-right:-7.1pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:115%"><span arial="" style="font-family:">Savunma Sanayii ihracatında bir üst lige çıkmak için çok az bir yolumuz kaldı diyebiliriz, bu üst ligden kastım ihracatta 10 milyar dolarları geçebilmek. Bu trend devam ettiği sürece çok kısa bir sürede bu rakamlara ulaşabiliriz diye değerlendiriyorum. Bizim de SAHA İstanbul olarak amacımız artan ihracat potansiyelini firmalarımızın gayretleri ile daha da artırmak, tüketen değil, üreten bir savunma sanayi hedefi doğrultusunda yerli teknolojilerin ve projelerin önünü açarak ekosistemi genişletmek ve geliştirmek. </span></span></span></span></p>

<p style="margin-right:-7.1pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:115%"><span arial="" style="font-family:"><img class="detayFoto" src="https://sanayicidergisicomtr.teimg.com/sanayicidergisi-com-tr/images/upload/sahaistanbulihracat.jpg" /></span></span></span></span></p>

<p style="margin-right:-7.1pt"><span style="line-height:115%"><b><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:115%"><span arial="" style="font-family:">DAHA ÇOK KOBİ ÜRETİME GEÇMELİ</span></span></span></b></span></p>

<p style="margin-right:-7.1pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:115%"><span arial="" style="font-family:">Daha fazla yerli firmanın, daha fazla KOBİ'nin bu alanlarda üretim yapmasını, teknoloji geliştirmesini teşvik için uygun şartları oluşturmamız önem arz ediyor. Bunun için de bu firmalarımızın daha verimli, daha kaliteli ürünler üretebilmeleri, maliyetleri düşürüp rekabet edilebilir ürünler ortaya çıkartabilmeleri maksadıyla dijital dönüşüm, yalın üretim, ömür devri yönetimi ve insan değerleri yaklaşımının geliştirilmesi gibi alanlarda onların gelişimine de destek olmak için kümelenme olarak çalışmalar yürütüyoruz.</span></span></span></span></p>

<p style="margin-right:-7.1pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:115%"><span arial="" style="font-family:">Savunma Sanayii alanında tabii ki daha yapacağımız çok şey var çünkü biz her ne kadar uzun bir tarihi geçmişimiz olsa da savunma sanayi anlamında asıl ivmeyi son 20 senede kazandık ve şimdi Cumhurbaşkanlığımızın ve Savunma Sanayii Başkanlığımızın liderliğinde de çok güzel bir rotada hızlı bir şekilde ilerliyoruz.</span></span></span></span></p>

<p style="margin-right:-7.1pt"><span style="line-height:115%"><b><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:115%"><span arial="" style="font-family:">AVRUPA’NIN EN BÜYÜK SANAYİ KÜMELENMESİYİZ</span></span></span></b></span></p>

<p><span style="line-height:115%"><b><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:115%"><span arial="" style="font-family:">- Görev yaptığınız SAHA İstanbul ‘u bize tanıtır mısınız?</span></span></span></b></span></p>

<p><span style="line-height:115%"><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:115%"><span arial="" style="font-family:">- Bildiğiniz gibi firmalarımızın kabiliyetlerini ve kapasitelerini geliştirebilmesi için SAHA İstanbul Savunma, Havacılık ve Uzay Kümelenmesi olarak çaba gösteriyoruz. Küme bünyesindeki firmalarımızı bir araya getiriyor, geliştirme ve üretim sürecinde ortak çalışmanın sinerjisinden faydalanmaları için çalışmalar yapıyoruz.</span></span></span></span></p>

<p><span style="line-height:115%"><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:115%"><span arial="" style="font-family:">Bağımsızlığımızı korumak, geleceğimizi teminat altına almak için yüksek teknoloji geliştirmeye devam etmeli ve değişen dünyanın getirdiği koşulları iyi okumalıyız. Daha da önemlisi bunun bir tercih değil zaruret olduğunun da bilincinde olmalıyız. SAHA İstanbul olarak, 1.200 üye firmamız ve 29 üye üniversitemizle Türkiye’nin ve Avrupa’nın en büyük sanayi kümelenmesi olarak ülkemizin teknoloji geliştirme kapasitesine katkı sağlıyoruz. Ülkemizin “Milli Teknoloji Hamlesi”ne en etkin desteği sunan STK olarak platform ve alt sistem üreticilerini bir araya getirerek ülkemizde üretilmeyeni üretmek, yeni iş birlikleri kurmak, dışa bağımlılığı azaltmak ve yerli yetenekleri, yerli ve milli teknolojileri geliştirmek maksadıyla bünyemizdeki Teknik Komiteler ile ortak projeler geliştiriyoruz.</span></span></span></span></p>

<p><span style="line-height:115%"><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:115%"><span arial="" style="font-family:"><img class="detayFoto" src="https://sanayicidergisicomtr.teimg.com/sanayicidergisi-com-tr/images/upload/sahaexpo.jpg" /></span></span></span></span></p>

<p><span style="line-height:115%"><b><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:115%"><span arial="" style="font-family:">SAHA EXPO FUARINI ORGANİZE EDİYORUZ</span></span></span></b></span></p>

<p><span style="line-height:115%"><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:115%"><span arial="" style="font-family:">SAHA İstanbul olarak aynı zamanda, firmaların iş geliştirme ve ihracat gayretlerine destek olmak maksadıyla, ana yüklenici firmaların yanı sıra ağırlıklı olarak KOBİ’lerin ve sektöre ilişkin tüm aktörlerin yer aldığı bir Sanayi İhtisas Fuarı olan Uluslararası SAHA EXPO Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayii Fuarını organize ediyoruz.</span></span></span></span></p>

<p><span style="line-height:115%"><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:115%"><span arial="" style="font-family:">SAHA İstanbul olarak ayrıca sektörün gelişimi için her alanda katkı sunuyor, SAHA Akademi bünyesinde verdiğimiz “SAHA MBA Yönetici Geliştirme Programı” ve “Sektörel Eğitimler” ile savunma sanayiimizin ihtiyaç duyduğu nitelikli insan kaynağını yetiştirmeye çalışıyoruz.</span></span></span></span></p>

<p><span style="line-height:115%"><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:115%"><span arial="" style="font-family:">Savunma, havacılık ve uzay sektöründe dışa bağımlılıktan kurtulmak ve ihracatı artırmak hedefi ile ülkemizin savunma sanayiinin ihtiyaçlarının yanı sıra müttefik olduğumuz ülkelerin de ihtiyacına özel teknolojilerin geliştirilmesine katkı sağlıyoruz. Milli üretim yetenekleri konsolide ediyor, yerli ve yabancı pek çok ana yüklenici firma ile firmalarımızı buluşturan B2B, B2G ve G2G görüşme etkinlikleri gerçekleştiriyoruz.</span></span></span></span></p>

<p><span style="line-height:115%"><b><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:115%"><span arial="" style="font-family:">FİRMALAR, ÜNİVERSİTELER, KAMU KURUMLARI BİRLİKTE ÇALIŞIYOR</span></span></span></b></span></p>

<p><span style="line-height:115%"><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:115%"><span arial="" style="font-family:">Bu çerçevede sektörün ihtiyaç duyduğu alanlarda projeler geliştirmek ve savunma sanayiinin ihtiyaç duyduğu ürünlerin yerlileşmesine katkı sağlamak amacıyla oluşturduğumuz 11 farklı Teknik Komitede firmalarımız, üniversitelerimiz ve ilgili kamu kurum/kuruluşlarıyla birlikte çalışmaya devam ediyoruz. </span></span></span></span></p>

<p><span style="line-height:115%"><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:115%"><span arial="" style="font-family:">Bu kapsamda, 2017 yılında hayata geçirdiğimiz Milli Havacılık Endüstrisi Komitesi (SAHA MİHENK) geçtiğimiz sürede önemli kazanımlar elde etmiş ve dünyada havacılık ve uzay teknolojileri endüstrisini yöneten, kalite süreçlerini tanımlayıp denetleyen Uluslararası Havacılık Kalite Grubu (IAQG)’nun önemli bir parçası haline gelerek “Bölgesel Otorite” olarak faaliyet göstermeye başlamıştır. </span></span></span></span></p>

<p><span style="line-height:115%"><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:115%"><span arial="" style="font-family:">Yine bu dönemde SAHA İstanbul bünyesinde Türkiye’nin uzay alanındaki kabiliyetlerinin birleştirildiği Milli Uzay Endüstrisi Komitesi (SAHA MUEK) oluşturulmuş ve Türkiye Uzay Ajansı (TUA) ile iş birliği içinde Türkiye’nin uzay sanayiinde çalışan firmaları, üniversiteleri ve ilgili kamu kurum/kuruluşları bu çatı altında toplanmıştır. Bu oluşumla firmalarımız SAHA MUEK üzerinden Uluslararası Uzay Federasyonu (International Astronautical Federation-IAF)’na dahil olmuştur. Bununla birlikte, SAHA MUEK sivil havacılık ve uzay alanında en önemli otoritelerden biri olan Uluslararası Havacılık Kalite Grubu (International Aerospace Quality Group - IAQG)'nun uzay teknolojisi ve endüstrisi ile ilgili çalışmalarına da katılmaya başlamıştır. </span></span></span></span></p>

<p><span style="line-height:115%"><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:115%"><span arial="" style="font-family:">Bundan sonraki dönemde dünyadaki havacılık ve uzay endüstrisi alanındaki çalışmaları daha yakından takip ederek Milli Uzay Programımızın ihtiyaç duyduğu teknoloji ve ürünleri firmalarımızın yeteneklerini kullanarak geliştirmeye devam edeceğiz. Küresel Uzay Sanayii Ekosisteminin buluşma noktası olarak niteleyebileceğimiz Uluslararası Uzay Kongresine de 2026 yılında Antalya’da Türkiye Uzay Ajansı ile ev sahipliği yapacağız.</span></span></span></span></p>

<p><span style="line-height:115%"><b><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:115%"><span arial="" style="font-family:">FUARDAKİ HEDEFİMİZ 150 BİN ZİYARETÇİ</span></span></span></b></span></p>

<p><span style="line-height:115%"><b><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:115%"><span arial="" style="font-family:">- SAHA EXPO Fuarı hakkında bilgi verir misiniz?</span></span></span></b></span></p>

<p><span style="line-height:115%"><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:115%"><span arial="" style="font-family:">- SAHA EXPO Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayii Fuarı bu yıl Cumhurbaşkanlığımızın himayelerinde, 6 Bakanlık ve Savunma Sanayii Başkanlığımızın destekleriyle 22-26 Ekim 2024 tarihleri arasında İstanbul Fuar Merkezi’nde (İFM) gerçekleştirilecek.</span></span></span></span></p>

<p><span style="line-height:115%"><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:115%"><span arial="" style="font-family:">Geleceği şekillendiren teknolojilerin yer alacağı fuarda yerli ve yabancı çok sayıda firma, kurum ve kuruluş en son ve yeni ürünlerini sergileme fırsatı bulacak.</span></span></span></span></p>

<p><span style="line-height:115%"><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:115%"><span arial="" style="font-family:">Geçen yıl 78.000’in üzerinde profesyonel ziyaretçiyi ağırlayan SAHA EXPO’da, bu yıl İstanbul Fuar Merkezi’nin 8 sergi salonu, fuaye ve dış alanlarını kapsayan toplam 90.000 m2’lik alanda 150.000’den fazla profesyonel ziyaretçiyi ağırlamayı hedefliyoruz.</span></span></span></span></p>

<p><span style="line-height:115%"><b><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:115%"><span arial="" style="font-family:">FUARA BU YIL 1.200’DEN FAZLA FİRMA KATILIYOR</span></span></span></b></span></p>

<p><span style="line-height:115%"><b><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:115%"><span arial="" style="font-family:">- Savunma sanayi ihracatı böyle bir patlama gösterdiğine göre SAHA EXPO fuarı da paralel biçimde büyümüştür herhalde. </span></span></span></b></span></p>

<p><span style="line-height:115%"><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:115%"><span arial="" style="font-family:">- SAHA EXPO çok kısa sürede dünyada örneği olmayan bir başarı yakaladı, 2018 yılında küçük bir alanda başlayan fuarımızı 2021'de 40 bin metrekarelik bir alanda gerçekleştirdik. Fuar 2022’de 60 bin metrekareye çıktı, bu sene 90 bin metrekareye çıkıyor. Sektörel bir fuarın bu kadar kısa sürede, her sene % 50 oranında, yani neredeyse her dönem üstüne yeni bir fuar daha koyarak büyümesi gibi bir örnek dünyada yok. </span></span></span></span></p>

<p><span style="line-height:115%"><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:115%"><span arial="" style="font-family:">Geçtiğimiz fuarda ulaştığımız rakamları bu sene daha da yukarılara taşıyarak 1.200’den fazla katılımcı firma, 500’den fazla resmi ve ticari delegasyon, 150.000 ziyaretçi, 25.000 B2B görüşme ve fuar esnasında gerçekleştirilecek imza törenleri ile 1 milyar USD’nin üzerinde ekonomik değer rakamlarına ulaşmayı öngörüyoruz. Diğer bir ifade ile savunma ve havacılık sanayiimizin her anlamda rekorlara koştuğu bir ortamda biz de SAHA EXPO olarak yeni rekorlara imza atmayı hedefliyoruz.</span></span></span></span></p>

<p><span style="line-height:115%"><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:115%"><span arial="" style="font-family:">SAHA EXPO’ya bu sene dünyanın 5 kıtasından, yaklaşık 40 ülkeden 200 yabancı stantlı katılımcı bekliyoruz. Aralarında dünyanın en önde gelen firmaları da olmak üzere Amerika’dan, Avustralya’ya, Güney Pasifik’ten, Avrupa ve Afrika’ya kadar çok farklı coğrafyalardan savunma, havacılık ve uzay sanayiinde faaliyet gösteren firmaları fuarda yerli firmalarımızla ve ziyaretçiler ile buluşacak, iş birliği için bir araya gelecek. Katılımcı firmalara resmi delegasyonları, ticari alım heyetlerini ve yine dünyanın her yerinden gelen ziyaretçileri de eklediğimizde dünyanın her noktasından bu fuara bir kişi veya bir firmanın temas edeceğini söyleyebiliriz.</span></span></span></span></p>

<p><span style="line-height:115%"><b><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:115%"><span arial="" style="font-family:">SAHA EXPO FUARDAN ÖTE BİR ETKİNLİK</span></span></span></b></span></p>

<p><span style="line-height:115%"><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:115%"><span arial="" style="font-family:">SAHA EXPO’yu sadece bir fuar olarak değil, sektörde paydaş olan, sektörde faaliyet gösteren, sektördeki bütün profesyonellerin bir araya geldiği, bir buluşma olarak nitelendiriyoruz. Bu sene gerçekleştireceğimiz çok sayıda uluslararası panelde yurt dışından ve yurt içinden sektör profesyonellerini bir araya getirip yine sektörü ilgilendiren konuları detaylı bir şekilde değerlendirecek, sektöre yön vermeye ve katkı sunmaya çalışacağız.</span></span></span></span></p>

<p><span style="line-height:115%"><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:115%"><span arial="" style="font-family:">Öte yandan SAHA EXPO’da bu sene dünyanın farklı ülkelerinden ve NATO gibi önemli uluslararası organizasyonlarından 400 civarında resmi heyet mensubunu ağırlamayı öngörüyoruz. Dünyanın her yerinden, başbakan, bakan düzeyinden, genelkurmay başkanlarına ve daha alt düzeydeki yetkililere kadar sektör profesyonellerini fuarımızda katılımcı firmalar ile bir araya getireceğiz.</span></span></span></span></p>

<p><span style="line-height:115%"><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:115%"><span arial="" style="font-family:">2022 yılında İngiltere Savunma Bakanı SAHA EXPO’yu ziyaret etmişti. Yine bu sene de benzer nitelikteki yabancı üst düzey ziyaretçileri fuarımıza bekliyoruz. Resmi heyetleri de ilgilendikleri alanlardaki özellikle KOBİ ölçeğindeki yerli firmalarımızla buluşturmayı amaçlıyoruz.</span></span></span></span></p>

<p><span style="line-height:115%"><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:115%"><span arial="" style="font-family:">Tüm dünyanın takip ettiği bir fuar olan SAHA EXPO’da katılımcı firmaların ihracat gayretlerini desteklemek amacıyla onları resmi heyetlerin yanı sıra uluslararası ticari alım heyetleriyle de buluşturuyoruz. Belki Türkiye'de bir ilk olarak savunma sanayine yönelik sektörel bir fuarda bu kadar geniş kapsamlı ticari alım heyetleri bulunacak. Fuara katılan firmalarımızın özelliklerine göre yani onlara alıcı olabilecek, bizim KOBİ'lerimizin de ürün satabilecekleri veya iş birliği yapabilecekleri firmaları özel çalışmalarla belirleyip bu heyetleri fuarımıza getiriyoruz. Bu yılki fuarda 150 civarında ticari alım heyeti planlıyoruz.</span></span></span></span></p>

<p style="margin-top:6.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:6.0pt; margin-left:0cm"><span style="line-height:115%"><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:115%"><span arial="" style="font-family:">Savunma, havacılık ve uzay endüstrisi alanındaki son teknolojik gelişmeleri yerinde deneyimlemek, teknolojiye hükmedenlerin, geleceği şekillendireceği yeni dünyanın kapısını aralamak isteyen herkesi bu büyük buluşmaya davet ediyoruz. </span></span></span></span></p>

<p></p>
</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>KAPAK HABER</category>
      <guid>https://www.sanayicidergisi.com.tr/savunma-sanayiinde-onumuzdeki-donem-hasat-zamani-olacak</guid>
      <pubDate>Sat, 20 Jul 2024 10:09:45 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sanayicidergisicomtr.teimg.com/crop/1280x720/sanayicidergisi-com-tr/images/haberler/2024/07/savunma_sanayiinde_onumuzdeki_donem_hasat_zamani_olacak_h2227_ef8a4.jpg" type="image/jpeg" length="52560"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[“Sanayicimiz en zor şartlarda bile üretimini başarıyla sürdürdü”]]></title>
      <link>https://www.sanayicidergisi.com.tr/sanayicimiz-en-zor-sartlarda-bile-uretimini-basariyla-surdurdu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sanayicidergisi.com.tr/sanayicimiz-en-zor-sartlarda-bile-uretimini-basariyla-surdurdu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İSO Başkanı Erdal Bahçıvan, “Türk sanayisi bir taraftan deprem, seçimlerin yarattığı siyasi belirsizlik ve diğer taraftan yüksek enflasyonun yarattığı sorunlarla mücadele ettiği bir yılda, bütün zorluklara rağmen başarılı bir performans sergilemiştir. Bu vesileyle her zaman özverili bir şekilde üretimini sürdüren sanayicilerimizi yürekten kutluyorum.” dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Sanayi Odası (İSO), sanayi sektörünün devler ligini belirleyen ve 1968 yılından bu yana aralıksız yapılan “Türkiye`nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu Araştırması”nın 2023 yılı sonuçlarını açıkladı. İSO genel merkezi Odakule binası, Fazıl Zobu Meclis Salonu’nda düzenlenen basın toplantısında İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan tarafından 56’ncısı açıklanan “Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu Araştırması” toplantısına İSO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcıları İrfan Özhamaratlı ve Cemal Keleş de katıldı.</p>

<p><b>SANAYİ TÜRKİYE’YE YAYILDI</b></p>

<p>İSO Başkanı Bahçıvan büyük bir titizlikle hazırlanan araştırmanın özet sonuçlarını basın mensuplarına şu şekilde aktardı:</p>

<p>“İSO 500’ü yakından takip edenler artık biliyor; son beş yıldır güncel İSO 500 araştırmamız ile birlikte, 50 yıl önceki araştırmamızın baskısını da sizlerle paylaşıyoruz. 15 Ağustos 1974 tarihli bu araştırmaya çok kısa bir iki gönderme yaparak sanayimizin 50 yılda nereden nereye geldiğine dikkatinizi çekmek istiyorum. 1973 verilerini kapsayan araştırmaya göre; sanayimizin neredeyse yüzde 75’i İstanbul ve çevresinde yerleşik görünüyor. Listeye özel sektörden İstanbul dışında sadece İzmir, Adana, Ankara, Bursa ve Tekirdağ’dan girebilen şirketler var. Araştırmaya önsöz yazan Rahmetli, çok Sevgili Nurullah Gezgin Başkanımız; o yıl listeye Kayseri’den iki yeni şirketin girmesini bakın nasıl memnuniyetle anlatıyor: “Türkiye ölçüsünde bu dev firmalar arasında bir Orta Anadolu şehri olan Kayseri’den de iki firmanın yer alması sanayileşmemizin yurt kesimine dağılmakta olduğunun belirgin ifadesidir.”</p>

<p>Bir de bugünkü panoramaya bakalım isterseniz. Az sonra ekranlara da getireceğimiz güncel listeye baktığımızda İSO 500’e İstanbul dışından giren sanayi kuruluşlarımızın sayısının 349 olduğunu göreceğiz. Ve artık Kahramanmaraş’tan Gaziantep’e, Samsun’dan Denizli’ye, Kayseri’den Konya’ya kadar; geçen 50 yıl içinde “Türkiye’nin en büyük sanayi kuruluşlarının” ülkemizin dört bir yanında yükselmiş olmasından bizler de bugün kıvanç duyuyoruz.</p>

<p><img class="detayFoto" src="https://sanayicidergisicomtr.teimg.com/sanayicidergisi-com-tr/images/upload/isofinansman.jpg" /></p>

<p><b>YÜKSEK TEKNOLOJİYE DOĞRU KIRILMA UMUT VERİCİ</b></p>

<p>İSO 500 Büyük araştırmamızın sonuçlarına geçmeden önce, bu yılki araştırmadan çıkan ve bizi mutlu eden, umutlandıran birkaç gelişmeden kısaca söz etmek istiyorum. Bildiğiniz gibi her yıl sizinle paylaştığımız ve araştırmanın check-up’ı da diyebileceğimiz özet veriler içinde “Sanayide Teknoloji Yoğunluklarına Göre Yaratılan Katma Değer Dağılımı”nı da inceliyoruz. Doğrusunu isterseniz son yıllarda, araştırma olgunlaştığında en çok merak ettiğimiz ve ilk baktığımız verilerden biri de budur.</p>

<p>Sanayimizin düşük, orta ve yüksek teknoloji ile bağını en somut şekilde ortaya koyan bu verilerde son yıllarda genellikle durağan, değişmeyen bir seyir vardı. Fakat bu yıl az sonra grafiklerini de paylaşacağımız gibi, sanayimizde orta-yüksek ve yüksek teknolojiye doğru olumlu bir kırılma yaşandığını görüyoruz. 2022 yılına göre 2023 yılında, yüksek ve orta-yüksek teknoloji yoğunluklu sektörlerin yaratılan toplam katma değer içindeki payını 4 puan artırması sanayimizin teknolojik dönüşümü adına umut vericidir.</p>

<p><b>HALKA AÇILMALAR SEVİNDİRİCİ</b></p>

<p>Sanayide her zaman ciddi bir sorun olan nitelikli finansmana erişimin en başta gelen çözüm seçeneklerinden biri hiç kuşkusuz halka açılmadır. İşte bu yıl İSO 500 içinde halka açılan sanayi şirketleri sayısında önemli bir artış görüyoruz. Bunların önemli bir kısmı da yeni halka açılmalar olarak kayıtlarımızda yerini almış bulunuyor. Bu da sanayicilerimizin bu önemli finansman seçeneğine artık daha sıcak baktıklarının göstermesi açısından sevindiricidir.</p>

<p><img class="detayFoto" src="https://sanayicidergisicomtr.teimg.com/sanayicidergisi-com-tr/images/upload/isofinansman_1.jpg" /></p>

<p><b>2023’DE DÜNYA YAVAŞLADI</b></p>

<p>Araştırmamıza geçmeden önce, sonuçları daha iyi analiz edebilmemiz için 2023’te sanayi sektörümüzü etkileyen yurt içi ve yurt dışı ekonomik gelişmelere kısaca değinmenin yararlı olacağını düşünüyorum. Öncelikle dış gelişmelere baktığımızda; 2023 yılında dünyada üretim ve ticaretin önemli ölçüde yavaşladığını ve büyümenin tarihsel ortalamalara göre zayıf kaldığını görüyoruz.</p>

<p>Yıl boyunca jeopolitik gerilimlerin yüksek seyri, dünya ekonomisinde derinleşen teknolojik rekabet, artan korumacılık ve kutuplaşma eğilimleri büyümeyi baskıladı. Bu zayıflık dünya genelinde sektörel olarak sanayiyi, bölgesel olarak da Avrupa’yı olumsuz ayrıştırdı. Türkiye ekonomisi ve sanayimiz, başta Avrupa talebinin zayıflığı ve jeopolitik gerilimler olmak üzere tüm küresel faktörlerden etkilenirken, kendi içinde de önemli gelişmeler yaşadı. Hepimizi yasa boğan 6 Şubat Kahramanmaraş depremleri, yol açtığı insani kayıpların yanı sıra bölge ekonomisine de darbe vurdu. Bölgenin yeniden inşası önemli bir kaynak gereksinimini ortaya çıkardı.</p>

<p><img class="detayFoto" src="https://sanayicidergisicomtr.teimg.com/sanayicidergisi-com-tr/images/upload/isobaskanikitaplar.jpg" /></p>

<p><b>“İKİ AYRI YIL YAŞADIK”</b></p>

<p>Ekonomi politikalarına baktığımızda, hatırlayacağımız üzere yılın ilk yarısı boyunca büyüme önceliği korunarak enflasyon ve cari açık gibi kırılganlıkların geri planda kaldığı yaklaşım devam etti. Seçimlerden sonra, yani yılın ikinci yarısında ise büyük bir değişim yaşanarak enflasyonla mücadele merkezli bir normalleşme programı devreye alındı. Öte yandan bu değişim süreci, sanayimiz açısından kaçınılmaz olarak daha sıkı finansman koşullarına ve daha zorlu bir iş yapma ortamına yol açtı. Bu bağlamda hem büyüme performansı hem de ekonomi politikaları açısından adeta “iki ayrı yıl” yaşandığını vurgulamamız gerekiyor.</p>

<p><b>2023’TE BÜYÜMEMİZ DÜŞÜK KALDI</b></p>

<p>Sonuç itibarıyla 2023 yılında ekonomik büyümemiz yüzde 4,5 büyümeyi başardı ise de bu büyümenin yapı olarak sağlıklı olduğunu söylememiz mümkün değil. Sanayi sektörümüz yüzde 0,8, imalat sanayi ise yüzde 1,6 büyüme ile genel ekonomik performansın gerisinde kaldı. İhracat ise Türkiye genelinde zayıf bir artış, sanayi sektöründe ise hafif bir düşüş kaydetti. Buna ithalattaki sert artışın da eklenmesiyle dış talebin büyümeye katkısı negatif gerçekleşti. Dolayısıyla, 2023’ün sanayi sektörümüz için daha zorlu bir yıl olduğunu da söylememiz abartılı olmayacaktır.</p>

<p><b>ENFLASYON MUHASEBESİ</b></p>

<p>Önemli bir konuya daha dikkatinizi çekmek istiyorum. Bildiğiniz gibi yüksek enflasyon nedeniyle, 2023 yılında enflasyon muhasebesi uygulaması yıllar sonra yeniden hayatımıza girdi. Az sonra detaylı şekilde göreceğimiz gibi; parasal olmayan kıymetler üzerinde uygulanan enflasyon düzeltmesi, İSO 500 firmalarının özkaynak ve aktif toplamı büyüklüklerini de önemli ölçüde etkilemiştir. İSO 500, enflasyon düzeltmesi uygulamasının sanayi kuruluşlarına etkilerini geniş bir veri setiyle ölçerek analiz eden öncü ve bilimsel bir araştırma olması açısından da büyük değer taşıyor.</p>

<p><b>ÖNCELİĞİMİZ SÜRDÜRÜLEBİLİR FİNANSMAN KALİTESİ</b></p>

<p>Geçen yıl İSO 500 araştırmamızı, yaşadığımız büyük deprem felaketinin yol açtığı “mücbir sebep hali” nedeniyle biraz geç, Eylül ayında açıklamıştık. Dolayısıyla 2023 yılının büyük kısmının geride kaldığı, yılın ekonomik resminin de yavaş yavaş netleşmeye başladığı bir döneme denk gelmişti toplantımız. O gün bazı parametrelerde görece iyi çıkan 2022 sonuçlarını, 2023 yılından beklememek gerektiğini ifade etmiş ve şunları söylemiştim:</p>

<p>“Finansman giderlerinin faaliyet karına oranındaki görece iyileşmenin, ne kadar sürdürülebilir olduğunu gelecek yıl açıklayacağımız 2023 yılı İSO 500 verilerinde daha net bir şekilde göreceğiz. 2022’de gereğinden fazla iyimser olan tablonun 2023’te aynı boyutta olmayacağını hepimiz kabul ediyoruz. İstikrarlı bir iyileşme ve sürdürülebilir finansman kalitesi her zaman bizim için en önemli önceliktir. Geçici ve belli dönemlere bağlı iyileşmelerin de belli bir süre sonra tüm topluma ve en başta da sanayicilere fatura çıkardığını her zaman gördük. 2023’te de bunu görmeye başladığımızı şu anda rahatlıkla söyleyebilirim.”</p>

<p><b>YÜKSEK ENFLASYON GEÇİCİ İLLÜZYON YARATIYOR</b></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ve az önce sizlerle paylaştığımız İSO 500’ün tüm finansal göstergeleri; bu ifadelerin bir öngörüden çıkıp sanayinin 2023 yılındaki gerçekliğine dönüştüğünün resmi olarak görülmeli. 2022 yılında ekonomide rasyonaliteden kopuş ve ekonomik uygulamalardaki “gel-git”lerin ekonomimizde yarattığı tahribatı çok konuştuk. Bu nedenle burada bu konuya fazla değinmek istemiyorum. Fakat İSO 500’ün 2023 sonuçlarını bir anlamda “finansal istikrardan uzaklaşmanın ilk etkisinin yüksek enflasyon olacağı, enflasyonist bir büyüme yapısının da nitelikli ve sürdürülebilir olamayacağı” gerçeğini gösteren mikro bir laboratuvar olarak görmeliyiz. Artık hepimiz biliyoruz ki yüksek enflasyon şirket bilançolarında geçici bir illüzyon yaratıyor. Zaman geçtikçe gerçeklerle yüzleşiyoruz.</p>

<p>İSO 500’ün temel göstergelerinin bize söylediği de bu. Bizim reel sektör olarak yaşadıklarımız bir yana; yüksek enflasyonun kamu maliyesi, mali dünya ve hepsinden de önemlisi toplumda yaratmış olduğu hasar büyük. Çünkü enflasyon sadece ekonomik bir hasar değil, sosyolojik, psikolojik ve en önemlisi ahlaki, etik bir etki de yaratıyor.</p>

<p><b>SANAYİCİMİZİN MÜCADELE GÜCÜ ARTIYOR</b></p>

<p>İSO 500’ün bu yılki sonuçları iç ve dış ekonomik konjonktüre bağlı olarak biraz karamsar olabilir. Ama Türk sanayisinin en zor şartlarda dahi kendi ana faaliyetinde erişmiş olduğu birikim ve dayanıklılık gücüyle üretimini başarıyla sürdürdüğünü göstermesi açısından da çok değerlidir. Bu başarının temelinde kuşkusuz sanayimizin dış dünyada elde etmiş olduğu rekabet gücü ve pazar çeşitliliği yatmaktadır. Sanayicilerimiz bugün farklı farklı sektörlerde uluslararası rakiplerine karşı mücadele gücünü her geçen gün biraz daha arttırmaktadır. Çabamız ve mücadelemiz, üretim ekonomisinin önemini öne çıkarmak. Böylece üretime verilen desteğin nitelikli bir konuma gelmesini sağlayarak bu gücü daha rekabet edebilir boyuta taşımak içindir.</p>

<p><b>SANAYİMİZE VE ÜRETİM GÜCÜMÜZE İNANCIM TAM</b></p>

<p>Bu bağlamda sanayimizin umut verici büyümesinin geleceğe taşınabilmesinde temel belirleyici olan finansal istikrarın yeniden kazanılarak, yüksek enflasyonunun yenilmesi halinde sanayimizin ülke ekonomisine katkılarının artarak devam edeceğinden hiçbir kuşku duymuyorum. Dolayısıyla bugün sizlerle paylaştığımız tablo, her fırsatta dile getirdiğimiz sürdürülebilir, istikrarlı ve kaliteli büyüme için finansal istikrarın ne kadar önemli olduğunun bir göstergesi olarak görülmeli. Ülkemizin aydınlık yarınları için sanayimize ve üretim gücümüze olan inancımı bir kez daha vurgulayarak sözlerime son verirken toplantımıza katıldığınız için siz değerli basın mensuplarına teşekkür ediyor, hepinize saygı ve sevgilerimi sunuyorum.”</p>

<p></p>

<p></p>
</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>KAPAK HABER</category>
      <guid>https://www.sanayicidergisi.com.tr/sanayicimiz-en-zor-sartlarda-bile-uretimini-basariyla-surdurdu</guid>
      <pubDate>Sat, 20 Jul 2024 09:48:38 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sanayicidergisicomtr.teimg.com/crop/1280x720/sanayicidergisi-com-tr/images/haberler/2024/07/sanayicimiz_en_zor_sartlarda_bile_uretimini_basariyla_surdurdu_h2225_d8da2.jpg" type="image/jpeg" length="75296"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[“İhracatçı ve özel sektöre 12 milyar dolar destek sağladık”]]></title>
      <link>https://www.sanayicidergisi.com.tr/ihracatci-ve-ozel-sektore-12-milyar-dolar-destek-sagladik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sanayicidergisi.com.tr/ihracatci-ve-ozel-sektore-12-milyar-dolar-destek-sagladik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünya Bankası Ankara Direktörü Humberto Lopez, “Dünya Bankası İcra Direktörleri Kurulu, önümüzdeki üç yıl için 18 milyar dolarlık bir stratejik tahsis öneren Ülke Ortaklığı Çerçevesini görüştü. Bunun yaklaşık 12 milyar dolarlık bölümü özellikle ihracatçılar olmak üzere özel sektörün desteklenmesine ayrılacak. Desteklenecek yatırımlar, istihdam yaratmayı, ülkenin kalkınma potansiyelini teşvik etmeyi ve yüksek gelir statüsüne giden yolculuğunu hızlandırmayı amaçlamaktadır.” dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:14px;"><strong>GİRAY DUDA</strong></span></p>

<p></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Dünya Bankası Ankara Direktörü Humberto Lopez’le, kısa süre önce biten Bahar Toplantıları sonrasındaki değerlendirmelerini konuştuk. Öncelikle, uygulanan ekonomik politika hakkındaki olumlu görüşlerini anlatan Lopez, Türkiye ekonomisinde bu yıl ve önümüzdeki yıl için tahmin ettikleri büyüme, enflasyon gibi verileri bizimle paylaştı. </span></span></span></p>

<p><b><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">- Sayın Humberto Lopez, ilk olarak en sıcak gelişmelerle başlayalım. İlkbahar 2024 toplantılarında küresel ekonomi ile ilgili olarak tartışılan temel zorluklar nelerdi? </span></span></span></b></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">- Bu yılki IMF ve Dünya Bankası İlkbahar Toplantıları çok ilginç geçti. Kısa ve orta vadeli zorluklar ile ilgili görüşlerimizi paylaşabildik. Dünya Bankası projeksiyonlarına göre, dünya ekonomisinin 2024 yılında üst üste üçüncü yıl da yavaşlaması ve 2024 yılı büyüme oranının yüzde 2,4’e düşmesi bekleniyor. Bu tablo, pandemi sonrasında yaşanan yüksek enflasyonu yönetmek için uygulanan sıkı para politikalarının etkisinin yanı sıra durgun küresel ticaret ve yatırım faaliyetlerini de yansıtmaktadır. Gerçekten de 2023 yılındaki ticaret artışı, son 50 yıldaki küresel resesyonlar dışında kaydedilen en düşük artış oranıydı. Öte yandan, ekonomik görünümde aşağı yönlü riskler de bulunmaktadır ve muhtemelen bunlardan en önemlisi jeopolitik riskleri yükselterek küresel güveni, yatırımları ve ticareti olumsuz etkileyen Orta Doğu ve Ukrayna’daki şiddetin daha da artmasıdır. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><img class="detayFoto" src="https://sanayicidergisicomtr.teimg.com/sanayicidergisi-com-tr/images/upload/humbertobahartoplantYsY1.jpg" /></span></span></span></p>

<p><b><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">KÜRESEL BÜYÜME YÜZDE 3 CİVARINDA OLACAK</span></span></span></b></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Ancak belki de daha endişe verici bir husus olarak, bu kısa vadeli endişelerin ötesinde, orta vadedeki büyüme beklentileri de zayıftır. 2000-2020 döneminde, 5 yıl sonrası için öngörülen GSYH artış tahminleri yüzde 4-4,5 aralığındaydı. Pandemiden bu yana bu projeksiyonlar önemli ölçüde düştü ve şu anda 2029 yılına kadar olan dönemde küresel büyümenin yüzde 3 civarında olacağını öngörüyoruz. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Türkiye bağlamında, beni en fazla endişelendiren husus, Türkiye’nin ana ticaret ortağı olan, dolayısıyla ülkenin ekonomik performansını doğrudan etkileyen Avro bölgesinin performansıdır. 2023 yılında, Avro bölgesinde büyüme ortalama yüzde 0,4 olarak gerçekleşti ve 2024 yılında sadece küçük bir iyileşme ile yüzde 0,7 olarak gerçekleşmesi bekleniyor.</span></span></span></p>

<p><b><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">KÜRESEL RESESYON İHTİMALİ GERÇEKLEŞMEDİ</span></span></span></b></p>

<p><b><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">- Bu toplantılarda güncel küresel fırsatlar da gündeme gelmiştir diye düşünüyorum. Ne gibi fırsatlar tartışıldı?</span></span></span></b></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">- Çok haklısınız. Şu anda olduğu gibi bardağın yarısının dolu olduğu durumlarda, genellikle bardağın boş yarısına odaklanma eğilimi oluyor. Ancak, evet, vurgulamamız gereken olumlu gelişmeler de var. Sadece 12 ay önce küresel resesyona girme olasılığı ile ilgili endişeler vardı ve bu gerçekleşmedi. Gerçekten, şu anda küresel enflasyonu kontrol altına alma yönünde yapılan uyarlamaları göz önüne aldığımızda, yumuşak bir inişe mümkün olduğunca yakın bir durumdayız. Önümüzdeki zorluklara rağmen, küresel ekonomi önemli bir dayanıklılık sergiledi. Ayrıca, 2024 ve 2025 yıllarında yaklaşık yüzde 4 büyümesi beklenen yükselen piyasalara karşın 2024 yılında yüzde 1,5’in altında büyümesi beklenen gelişmiş ekonomilerin, genel olarak düşük küresel büyümedeki belirleyici etken olmaları beklenmektedir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><img class="detayFoto" src="https://sanayicidergisicomtr.teimg.com/sanayicidergisi-com-tr/images/upload/humbertolopezworldbank.jpg" /></span></span></span></p>

<p><b><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">TOPLAM FAKTÖR VERİMLİLİĞİNDE DÜŞÜŞ</span></span></span></b></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Aynı zamanda, belki de iyimserliğimi gösterme fırsatımı da kullanarak, geleceğe yönelik yüksek büyüme senaryolarının olmamasının, politika yapıcıları büyümeyi sekteye uğratan faktörler hakkında düşünmeye ve bu duruma cevap vermeye davet edeceğini düşünüyorum. Örnek vermek gerekirse, endişe ettiğimiz hususlardan birisi, 2008 finansal krizi sırasında düşmeye başlayan küresel toplam faktör verimliliğindeki (TFV) gelişmelerdir. İlginç bir şekilde, son yıllarda TFV artışındaki bir düşüşü Türkiye’de de gözlemledik ve bu hususu son Ülke İşbirliği Çerçevemizde (CPF) de vurguladık. Bu bakımdan, Türkiye için bir fırsatı dile getirmek istiyorum: enerji dönüşümü. Eskiden ülkelerin iklim değişikliğiyle mücadele etme ya da büyüme arasında bir tercih yapmaları gerektiği yönünde bir görüş vardı. Ancak artık her ikisinin de mümkün olduğuna giderek daha fazla inanıyoruz. Türkiye’de olduğu gibi birçok ülkede iklim değişikliği gündemi verimliliği artırmaya yardımcı olacak bir araç olabilir. Yenilenebilir enerji kaynaklarının benimsenmesine yönelik devam eden eğilim sadece iklim değişikliğiyle mücadele etmekle kalmıyor, aynı zamanda ülkenin enerji güvenliğinin güçlendirilmesine, enerji fiyatlarının düşürülmesine ve yeni teknolojilerin geliştirilmesine de katkıda bulunuyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><img class="detayFoto" src="https://sanayicidergisicomtr.teimg.com/sanayicidergisi-com-tr/images/upload/humbertoab.jpg" /></span></span></span></p>

<p><b><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">TÜRKİYE İÇİN BÜYÜME TAHMİNİMİZ YÜZDE 3</span></span></span></b></p>

<p><b><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">- Dünya Bankası’nın dünya ekonomisine ilişkin büyüme ve enflasyon gibi kilit göstergelere dair tahminleri nasıl? </span></span></span></b></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">- Şu anda Dünya Bankası'nın 2024 ve 2025 yılları için küresel büyüme tahminleri sırasıyla yüzde 2,4 ve yüzde 2,7 düzeyindedir. Ancak bu rakamlar ciddi bir heterojenlik içeriyor; gelişmiş ekonomilerin önümüzdeki iki yılda sırasıyla yüzde 1,2 ve 1,6 büyüyeceği, gelişmekte olan ekonomilerin ise 2024'te yüzde 3,9, 2025'te yüzde 4 büyüyeceği öngörülüyor. Türkiye'de bu yıl büyüme oranının yüzde 3, gelecek yıl ise yüzde 3,6 olacağını öngörüyoruz.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Enflasyona gelecek olursak, bu yıl için küresel enflasyon tahminimiz 2023'ün biraz altında bir oran ile yüzde 3,7, 2025 yılı için ise yüzde 3,4’tür. Bu halen pandemi öncesi seviyenin üzerindedir ancak Merkez Bankası'nın enflasyon hedeflerine oldukça yakındır. Türkiye'de enflasyon beklentimiz bu yılın yüzde 40'ın biraz üzerinde, gelecek yıl ise yüzde 30'un biraz üzerinde olacağı yönündedir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><img class="detayFoto" src="https://sanayicidergisicomtr.teimg.com/sanayicidergisi-com-tr/images/upload/humbertoliman.jpg" /></span></span></span></p>

<p><b><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">IMF İLE METODOLOJİK FARKLILIKLARIMIZ VAR</span></span></span></b></p>

<p><b><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">- Dünya Bankası ve Uluslararası Para Fonu'nun ekonomik tahminleri birbiriyle uyumlu mudur? </span></span></span></b></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">- Her bir kurumun arasında, ülke tahminlerini nasıl hazırladığı ve küresel göstergeleri hesaplamak için bireysel ülke tahminlerinin nasıl derlendiği konusunda bazı metodolojik farklılıklar bulunmaktadır. Örneğin, Türkiye için, bu yıl yüzde 3,1 büyüme öngören IMF Dünya Bankası'ndan biraz daha iyimserdir; gelecek yıl için ise daha kötümserdir ve yüzde 3,2 büyüme öngörmektedir. Enflasyon konusunda da bu yıl benzer tahminlerimiz mevcuttur ancak Dünya Bankası gelecek yıl için daha iyimserdir ve enflasyonda daha büyük bir düşüş beklemektedir. </span></span></span></p>

<p><b><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">JEOPOLİTİK GERİLİMLERİN YARATTIĞI RİSKLER</span></span></span></b></p>

<p><b><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">- Önümüzdeki dönemde küresel ekonomiye yönelik en büyük riskler nelerdir? Ortadoğu'da büyük çatışmaların tırmanma riski var mı ve bunlar nasıl sonlandırılabilir?</span></span></span></b></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">- Daha önce de belirttiğim gibi, özellikle Ukrayna ve Gazze'deki çatışmaların yoğunlaşması durumunda, jeopolitik gerilimler dikkate alınması gereken risklerden biridir. Kızıldeniz'deki gemilere yönelik son saldırılar önemli nakliye güzergahlarını sekteye uğratarak tedarik ağlarını olumsuz yönde etkilemiştir ve bu durum enflasyonist baskıların yenilenmesine neden olabilir. Orta Doğu'daki çatışmanın daha da tırmanması ve daha geniş bir alana yayılması, enerji arzını ciddi şekilde bozarak dezenflasyon sürecini bir kez daha yolundan çıkarabilir. Ancak jeopolitik hususlar başka bakımlardan da öne çıkmaktadır. IMF tarafından kısa süre önce yayınlanan Dünya Ekonomik Görünümü raporu için yapılan analizler, ticareti etkileyen jeoekonomik dağınıklığın büyümeyi de etkileme potansiyeline sahip olduğunu açıkça göstermektedir. Önümüzdeki döneme ilişkin bir başka risk ise, belki de beklenenden daha kalıcı enflasyona bağlı olarak yüksek faiz oranlarının finansal sektör üzerindeki etkileri ile ilgilidir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><img class="detayFoto" src="https://sanayicidergisicomtr.teimg.com/sanayicidergisi-com-tr/images/upload/humbertopara.jpg" /></span></span></span></p>

<p><b><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">GEÇEN YIL 38,6 MİLYAR DOLARLIK İKLİM FİNANSMANI SAĞLADIK</span></span></span></b></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><b><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">- Dünyadaki her ülkeyi etkileyen iklim değişikliği, küresel ısınma ve kuraklık konularındaki olumsuz gelişmeler nasıl değerlendirildi ve neler yapılması planlanıyor?</span></span></span></b></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">- İklim değişikliğinin dikkate alınması gereken önemli bir husus olduğu konusunda haklısınız. Gerçekten de, 2023 yılı, küresel kayıtların tutulmaya başladığı 1850 yılından bu yana kaydedilen en sıcak yıl oldu ve sanayi öncesi seviyelerin 1,2 derece üzerine çıkıldı. Dünya Bankası Grubu, bu zorlukların farkında olarak, 2023 mali yılında 38,6 milyar dolarlık rekor bir iklim finansmanı sağladı ve gelişmekte olan ülkelerde iklim eyleminin küresel ölçekte en büyük finansörü haline geldi.</span></span></span></p>

<p><b><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">TÜRKİYE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNE KARŞI KIRILGAN</span></span></span></b></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Bu noktada şunu da eklemem gerekiyor: Türkiye iklim değişikliğine karşı oldukça kırılgan bir durumda olduğundan dolayı, iklim değişikliği varsayımsal bir senaryo değil. Ülke sıcaklıklarındaki ısınma eğilimi, önümüzdeki yıllarda Türkiye'nin doğu ve orta kesimlerinde 2,5 derece, kıyı kesimlerinde ise 1,5 derecelik artışlara işaret ediyor. Benzer şekilde, yükselen deniz seviyeleri, deniz seviyesinin 1 metre yükselmesi riskine maruz kalacak bölgelerde yaşayan 200 bin kadar insanı etkileyebilir. Öte yandan, ülke topraklarının yüzde 60'ının çölleşme riskine maruz olduğu düşünüldüğünde su stresi sorunları da artacaktır.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Bu sebeplerden dolayı, ülkenin iklim değişikliğine uyum çabalarını memnuniyetle karşılıyoruz. Dünya Bankası, su yönetimi, sulama veya orman yangını yönetimi üzerinde odaklanan bu çabalara katkıda bulunan çok sayıda operasyon üzerinde Türkiye hükümetiyle birlikte çalışmaktadır. Ayrıca, taşkın ve kuraklık yönetimini veya tarım sektörünü hedefleyen ilave projeler üzerinde de çalışmalar yapıyoruz.</span></span></span></p>

<p><b><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">GELİŞMİŞ ÜLKELER YAPAY ZEKADAN DAHA İYİ YARARLANIYOR</span></span></span></b></p>

<p><b><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">- Yapay zekanın sunduğu riskleri, fırsatları ve olanakları nasıl değerlendiriyorsunuz?</span></span></span></b></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">- Son yıllarda, özellikle büyük dil modelleri ve yaygın olarak GPT olarak adlandırılan Üretici Önceden Eğitilmiş Dönüştürücü ile birlikte, yapay zeka alanında önemli ilerlemelere tanık olduk. Bu ilerleme, bazı alanlarda yapay zeka araçlarının artık insanlardan daha iyi performans göstermesini ve çok çeşitli fırsatların önünün açılmasını sağladı. Her ne kadar yapay zekanın benimsenmesinin ilk aşamalarında olsak ve bu nedenle etkisine dair kesin bir çıkarım yapmak zor olsa da, kısa vadede yapay zekanın yatırımları desteklemesi, orta vadede ise işgücü üretkenliğinde artışlara yol açması mümkündür. Aynı zamanda internetin ve dijitalleşmenin devreye girmesi yol gösterici olabilirse yapay zeka potansiyeli nedeniyle işlerin risk altına gireceği de doğrudur. Gördüğüm diğer bir risk de gelişmiş ve gelişmekte olan ekonomiler arasında görebileceğimiz ayrışmadır; istihdamın beceriye bağlı yapısı göz önüne alındığında, gelişmiş ekonomiler yapay zekadan yararlanma konusunda daha iyi konumdadırlar.</span></span></span></p>

<p><b><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">RATİNG KURULUŞLARI ÜLKE NOTUNU İYİLEŞTİRİYOR</span></span></span></b></p>

<p><b><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">- Dünya Bankası Türkiye ekonomisinin güçlü ve zayıf yönlerini nasıl değerlendiriyor? Bankanın raporu, sıkı para politikası, yüksek enflasyon, cari açık ve uluslararası yatırımlar konusunda neleri vurguluyor?</span></span></span></b></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">- Dünya Bankası, Türkiye'nin ekonomisini son yirmi yılda güçlü bir büyüme eğilimi gösteren dayanıklı ve dinamik bir ekonomi olarak görüyor. 2002 ile 2022 yılları arasında dünyanın en hızlı büyüyen 25'inci ülkesi olan Türkiye, pozitif büyümeyi sürdüren az sayıdaki ülkeden biri olduğunu, COVID-19 pandemisi dönemindeki gibi zorlukların nasıl yönetileceğini göstermiştir. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">COVID-19 pandemisinin ardından başta enflasyon olmak üzere bir dizi makroekonomik dengesizliğin ortaya çıktığı doğrudur. Ancak Mayıs 2023 seçimlerinden bu yana hükümet, ekonomiyi istikrara kavuşturmak için sıkı para politikasını, mali ihtiyati ve makro ihtiyati çarpıklıkların ortadan kaldırılmasını vurgulayarak ekonomik normalleşmeye doğru bir geçiş sürecini başlatmıştır. Şu anda, uygulanmakta olan politikaların olumlu etki yarattığına dair emareler görüyoruz; uluslararası piyasaların algıladığı riski ölçen kredi temerrüt swapları belirgin bir şekilde düşmektedir ve rating kuruluşları ülkenin notunu iyileştirmektedir. Bunların her ikisi de yatırımcılara olumlu sinyaller gönderen unsurlardır. Böyle bir zamanda sabır ve azim gösterilmesini istemenin zor olduğunu biliyorum. Ancak bunun alternatifin daha kötü olduğundan tam olarak eminim. </span></span></span></p>

<p><b><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">18 MİLYAR DOLARLIK STRATEJİK DESTEK SAĞLANDI</span></span></span></b></p>

<p><b><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">- Türkiye'nin Dünya Bankası ile 5 yıllık "ekonomik ve mali işbirliği programı" yürürlüğe girdi ve bu kapsamda 18 milyar dolarlık finansman sağlanacak. Dünya Bankası'nın Türkiye'ye sağlayacağı finansmanın spesifik olarak hangi alanlarda kullanılacağı ve özel sektörün bundan nasıl yararlanabileceği hakkında bilgi verir misiniz?</span></span></span></b></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">- Dünya Bankası İcra Direktörleri Kurulu geçtiğimiz günlerde, sizin de belirttiğiniz gibi, önümüzdeki üç yıl için 18 milyar dolarlık bir stratejik tahsis öneren Ülke Ortaklığı Çerçevesini görüştü. Bunun yaklaşık 12 milyar dolarlık bölümü özellikle ihracatçılar olmak üzere özel sektörün desteklenmesine ayrılacak. Desteklenecek yatırımlar, istihdam yaratmayı, ülkenin kalkınma potansiyelini teşvik etmeyi ve yüksek gelir statüsüne giden yolculuğunu hızlandırmayı amaçlamaktadır. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Geri kalan fonlar üç ana tematik alan üzerinde odaklanan kamu sektörü projelerini destekleyecektir: (i) kamu altyapısı, sosyal hizmetler ve ekonominin canlandırılması dahil olmak üzere, 2023 depremleri sonrasındaki iyileştirme ve yeniden inşa çalışmaları; (ii) özellikle hükümetin 12 yıllık bir süreçte 60 GW'lık yenilenebilir enerji girişiminin desteklenmesi olmak üzere enerji güvenliğinin arttırılması ve (iii) hem ulaşımın karbondan arındırılması gibi azaltım önlemleri hem de taşkın ve kuraklık yönetimi, ormanların korunması ve sulama projelerinin uygulanması gibi uyum stratejileri yoluyla, iklim değişikliğiyle mücadele edilmesi.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Bu paketin, halihazırda uygulanmakta olan yaklaşık 17 milyar dolarlık mevcut programımıza ilave olarak sağlanacağını da belirtmek istiyorum. </span></span></span></p>
</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>KAPAK HABER</category>
      <guid>https://www.sanayicidergisi.com.tr/ihracatci-ve-ozel-sektore-12-milyar-dolar-destek-sagladik</guid>
      <pubDate>Sun, 19 May 2024 11:10:03 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sanayicidergisicomtr.teimg.com/crop/1280x720/sanayicidergisi-com-tr/images/haberler/2024/05/ihracatci_ve_ozel_sektore_12_milyar_dolar_destek_sagladik_h2199_65796.jpg" type="image/jpeg" length="50804"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sanayi Bakanı Kacır, ÇOSB sanayicisiyle buluştu]]></title>
      <link>https://www.sanayicidergisi.com.tr/sanayi-bakani-kacir-cosb-sanayicisiyle-bulustu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sanayicidergisi.com.tr/sanayi-bakani-kacir-cosb-sanayicisiyle-bulustu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, ÇOSB’yi ziyaret ederek bölge sanayicileriyle ‘Sanayicilerle İstişare Toplantısı’nda bir araya geldi. ÇOSB içindeki Pelsan Telasis ve Rhofa Enerji’nin açılış törenlerine katıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, bir dizi açılış ve ziyaretlerde bulunmak amacıyla Tekirdağ’a geldi. Kacır, Çerkezköy Organize Sanayi Bölgesi (ÇOSB) içerisinde bulunan Pelsan Telasis ve Rhofa Enerji açılışlarına katıldı; ÇOSB sanayicileriyle bir araya gelerek görüş alışverişinde bulundu.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır’ı, Çerkezköy’de, AK Parti Tekirdağ Milletvekilleri Mestan Özcan ve Gökhan Diktaş, Tekirdağ Valisi Recep Soytürk, Çerkezköy Kaymakamı Nazmi Günlü, Kapaklı Kaymakamı Mustafa Gürdal, ÇOSB Yönetim Kurulu Başkanı Eyüp Sözdinler ile birlikte Çerkezköy TSO Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Çetin, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı yetkilileri, oda başkanları ve kurumların müdür ve amirleri karşıladı.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><img class="detayFoto" src="https://sanayicidergisicomtr.teimg.com/sanayicidergisi-com-tr/images/upload/kacYrcosbhosgeldin.jpg" /></span></span></span></p>

<p><b><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">TEKSTİLE DEV DESTEK </span></span></span></b></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Trakya Bölgesinde çevreye duyarlı sanayileşmenin öncüsü ve destekçisi olmaya devam edeceklerini kaydederek, “Tekirdağ’da son 22 yılda 2 bin 920 yatırım teşvik belgesi düzenledik. 407 milyar lira tutarında sabit yatırımın ve 104 binden fazla nitelikli istihdamın önünü açtık. Sanayinin çarklarının daha hızlı dönmesi adına 10 yeni organize sanayi bölgesi ve 2 endüstri bölgesi kurduk. Katma değerli üretim ve teknoloji geliştirme altyapısını geliştirmek için 1 teknopark, 54 Ar-Ge merkezi ve 13 tasarım merkezini Tekirdağ’ımıza kazandırdık.” dedi.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><img class="detayFoto" src="https://sanayicidergisicomtr.teimg.com/sanayicidergisi-com-tr/images/upload/kacYrcicek.jpg" /></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Bakan Kacır, Tekirdağ’da Pelsan-Telasis Tekstil Fabrikaları Açılış Töreni’ne katıldı. Kacır, tekstil ürünlerinde Türkiye’nin ihracat ve üretim altyapısına güç katacak tesislerin hayırlı uğurlu olmasını diledi.</span></span></span></p>

<p><b><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">ANA AKTÖR</span></span></span></b></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Sanayi ve teknolojide Türkiye’ye çağ atlatacak adımlar attıklarını belirten Kacır, “Artık dünyayla entegre olup rekabet gücünü artıran, kritik teknolojilere adapte becerisi yüksek bir Türkiye var. Sanayi sektöründeki istikrarını ve başarısını sürdürülebilirlik, inovasyon ve nitelikli insan kaynağı ile her geçen gün daha da perçinleyen bir Türkiye var. İnşa ettiğimiz güçlü üretim altyapısı ile; ticari araç üretiminde Avrupa lideriyiz. Askeri insansız hava aracı üretiminde, dünya lideriyiz. Beyaz eşya üretiminde Avrupa’da birinci, dünyada ikinciyiz. Güneş paneli üretiminde Avrupa’da lideriz, dünyada dördüncüyüz. Çimento ve demir-çelik üretiminde Avrupa birincisiyiz. 2002 yılında 36 milyar dolar seviyelerinde ihracata sahipken; son 12 ayda 257 milyar dolarlık rekor bir ihracata eriştik. Bu ihracat büyük oranda imalat sanayiinden oluşturuyor. Türk sanayisi; ülke ekonomisinde ve kalkınmasında ana aktör hale gelmiş durumda.” dedi.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><img class="detayFoto" src="https://sanayicidergisicomtr.teimg.com/sanayicidergisi-com-tr/images/upload/pelsantelasis1.jpg" /></span></span></span></p>

<p><b><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">KUVVET ÇARPANI</span></span></span></b></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Türkiye’nin dört bir yanında planlı sanayileşme hamleleri gerçekleştirdiklerini, katma değer içeren bir üretim anlayışı sergilediklerini söyleyen Kacır, “İhracat odaklı büyüme yolculuğumuzun önemli yapı taşlarından tekstil sektöründe, Avrupa’da ve dünyada kendini kanıtlamış bir ülkeyiz. Geçtiğimiz yıl 14,6 milyar dolar ihracat gerçekleştirdiğimiz sektörde 199 ülke ve serbest bölgeye ürün ihraç ettik. Tekstil sektörü, hazır giyim sektörümüzün de kuvvet çarpanı. Tekstil ve hazır giyim sektörlerinin toplam ihracatı 32,9 milyar dolara erişti. Sektörümüz 1 milyon vatandaşımıza doğrudan, 2 milyona yakın vatandaşımıza dolaylı olarak ekmek kapısı olarak kalkınmamızda öncü rol üstleniyor.” ifadesini kullandı.</span></span></span></p>

<p><b><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">SANAYİMİZİN MARKA DEĞERİNİ YÜKSELTECEĞİZ</span></span></span></b></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Ar-Ge ve yatırım teşvikleriyle sektörü güçlendirdiklerini kaydeden Kacır şöyle devam etti:</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Son 22 yılda 15.679 tekstil yatırımı için yatırım teşvik belgesi düzenledik, 1,1 trilyon liralık sabit yatırımı teşvik ederek, bir milyondan fazla yeni istihdamın önünü açtık. Bugün teknoparklarımızda, tekstilde Ar-Ge ve yenilik kapasitesinin gelişiminde 45 firmamız kilit rol üstleniyor. 78 Ar-Ge ve 54 tasarım merkezimiz tekstilde üretim altyapımızın gücünü pekiştiriyor. Önümüzdeki dönemde sektörümüzün katma değerli üretim altyapısını güçlendirerek, sanayimizin yeşil dönüşüm ve markalaşmaya yönelik adımlarını destekleyerek tekstil sanayimizin iç pazarda ve uluslararası arenada rekabetçiliğini ve marka değerini yükseltmeye devam edeceğiz.”</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><img class="detayFoto" src="https://sanayicidergisicomtr.teimg.com/sanayicidergisi-com-tr/images/upload/kacYrcosbyoneticileriyle.jpg" /></span></span></span></p>

<p><b><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">407 MİLYAR SABİT YATIRIMIN ÖNÜNÜ AÇTIK</span></span></span></b></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Çevreye duyarlı üretim altyapısıyla organik ve sürdürülebilir üretimi hedefleyen tesisin üretiminin yarısından fazlasını ihraç ederek çarı açığı azaltmaya katkı sağlayacağını ifade eden Kacır, “Son 22 yılda şehrimizdeki yeni ya da ilave yatırımlar için 2 bin 920 yatırım teşvik belgesi düzenledik. 407 milyar lira tutarında sabit yatırımın ve 104 binden fazla nitelikli istihdamın önünü açtık. Şehrimizde sanayinin çarklarının daha hızlı dönmesi adına 10 yeni organize sanayi bölgesi ve 2 endüstri bölgesi kurduk. Şehrimiz katma değerli üretim ve teknoloji geliştirme altyapısını geliştirmek için 1 teknopark, 54 Ar-Ge merkezi ve 13 tasarım merkezini Tekirdağ’ımıza kazandırdık. Firmalarımızın Ar-Ge ve teknoloji odaklı projelerine 12 milyar liralık destek sunduk. Teknoloji seviyesi yüksek katma değerli ürünlerin üretimini Ar-Ge’den seri üretime destekleyen Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi Programı kapsamında; Tekirdağ’da toplam yatırım büyüklüğü 5,6 milyar liraya ulaşan 9 projeyi destekliyoruz.” dedi.</span></span></span></p>

<p><b><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">DERİN DEŞARJA 16 MİLYAR TL DESTEK SAĞLADIK</span></span></span></b></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Islah OSB’lerin kurulması, müşterek ileri atıksu arıtma tesislerinin ve Marmara Derin Deşarj Sisteminin yapılması çalışmalarına devam ettiklerini hatırlatan Kacır, “Toplam 16 milyar lira finansman desteği sağladığımız proje kapsamında Organize Sanayi Bölgeleri Müşterek Atıksu Arıtma Tesislerinden 5’ini devreye aldık. Bölgede arıtılarak temiz hale gelen suların, denize deşarj edilmesi için yürütülen Derin Deşarj Projesini de tamamladık. Bu yıl da Ergene havzasında bulunan 2 OSB’nin atıksu arıtma tesisi inşaatı ve bölgede yer alan 4 OSB’nin atıksularının müşterek arıtma tesisine iletilmesi amacıyla yürütülen kollektör hattı inşaatını tamamlamayı hedefliyoruz. Trakya bölgemizde çevreye duyarlı sanayileşmenin öncüsü ve destekçisi olmaya devam edeceğiz.” diye konuştu.</span></span></span></p>

<p><b><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">RHOFA ENERJİ AÇILIŞI</span></span></span></b></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Pelsan Telasis fabrikasını dolaşıp ayrıntılı bilgi alan Bakan Kacır, daha sonra yine ÇOSB katılımcısı olan Rhofa Enerji fabrikasının açılışı törenine katıldı. Yeşil dönüşümün ve enerji bağımsızlığının öneminin her geçen gün arttığı kritik bir dönemden geçildiğini kaydeden Kacır, aynı zamanda karbon emisyonlarını azaltmaya yönelik küresel hedeflerin olduğu bir sürecin yaşandığını belirtti.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><img class="detayFoto" src="https://sanayicidergisicomtr.teimg.com/sanayicidergisi-com-tr/images/upload/kacYrrhofa.jpg" /></span></span></span></p>

<p><b><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">SAVUNMA SANAYİ ÜRÜNLERİMİZ STRATEJİLERİ DEĞİŞTİRDİ</span></span></span></b></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">“Millî Teknoloji Hamlesi” hedefleri doğrultusunda; savunma sanayinin başrolde olduğu bir dönüşüme tanıklık ettiklerini hatırlatan Kacır, “Türkiye’nin bekası ancak ve ancak savunma sanayisinde millî ve özgün teknolojiler geliştirmek ile mümkündür. İşte bu anlayışla yürüttüğümüz çalışmalarla; 22 yılda önemli atılımlar gerçekleştirdik. Savunma sanayinde yerlilik oranımızı yüzde 80’lere çıkardığımız, ihracatımızı 5,5 milyar dolara yükselttiğimiz projeleri birlikte inşa ettik. Savunma sanayimizde, 100 yıllık projeleri 22 yıla sığdırdık. Tüm dünyanın dile getirdiği gibi artık Türkiye’nin millî ve özgün savunma sanayi ürünleri, dünyada jeopolitik dengeleri ve savaş paradigmalarını alt üst etti, stratejileri değiştirdi.” dedi.</span></span></span></p>

<p><b><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">YEŞİL DÖNÜŞÜM TERCİHTEN ÖTE ZORUNLULUKTUR</span></span></span></b></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Türkiye’nin teknolojik bağımsızlığını tahkim ederken kritik ve stratejik tüm sektörlerde kabiliyetleri güçlendirecek adımlar atmaya devam edeceklerini hatırlatan Kacır, “Fosil yakıtların neden olduğu karbon salınımı da yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelimi hızlandırdı. Yenilenebilir enerji teknolojilerinin geliştirilmesi ve kullanılmasını öncelikli hâle getirdi. İhracatının yüzde 40’tan fazlasını Avrupa Birliği’ne (AB) gerçekleştiren Türkiye için Yeşil Mutabakata uyumlu bir yeşil dönüşüm alt yapısını ivedilikle tesis etmek, sürdürülebilir kalkınma için bir tercihten öte zorunluluktur. Bu nedenle Türkiye Yüzyılı’nda müreffeh bir ülke inşa etmenin anahtarı olarak; başta yenilenebilir enerji kaynakları olmak üzere, alternatif enerji kaynaklarının kullanımını ülkemizde sağlamayı, bu alanlarda üretim ve teknoloji geliştirme kabiliyetlerimizi güçlendirmeyi görüyoruz.” ifadesini kullandı.</span></span></span></p>

<p><b><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">YENİLENEBİLİR ENERJİDE İDDİA SAHİBİYİZ</span></span></span></b></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Elektrik üretiminde toplam kurulu güç içerisinde yenilenebilir enerji kaynaklarının payını yüzde 55’e çıkardıklarını kaydeden Kacır şöyle devam etti:</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">“Yenilenebilir enerji alanında ekipman ve teknolojilerin yurt içinde imal edilmesine yönelik millî teknolojimizi geliştirerek üretim hacmimizi de artırdık. Rüzgâr türbini üretiminde iddia sahibiyiz. Kule, kanat ve jeneratör üretiminde elde ettiğimiz kabiliyetler, bizi Avrupa’da rüzgâr türbini bileşen üretiminde ilk 5 ülkeden biri kılıyor. Aynı zamanda rüzgâr enerjisinde olduğu gibi geleceğin önemli bir enerji kaynağı olarak görülen güneş enerjisinde girişimcilerimizi, araştırmacılarımızı, yatırımcılarımızı, sanayicilerimizi çeşitli mekanizmalarla destekliyoruz.”</span></span></span></p>

<p><b><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">KOBİ’LERE GES DESTEĞİ</span></span></span></b></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Dünya Bankası iş birliğinde, “Türkiye Yeşil Sanayi Projesi” ile KOBİ’lerin kendi bünyelerinde güneş enerji sistemleri kurmaları için 14 milyon liraya kadar destek sağladıklarını ifade eden Kacır, “Güneş paneli imalatı için 2012 yılından bu yana toplam yatırım tutarı 33,1 milyar liraya ulaşan 43 yatırım için teşvik belgesi düzenledik. İnovasyon ekosistemimizin kurumsal altyapıları olan teknoparklarımızda yer alan 167 yenilikçi girişim ve 13 Ar-Ge ve tasarım merkezinin güneş enerjisi alanında 300’den fazla Ar-Ge projesine yaklaşık 4 milyar lira destek sağladık. 2002’den günümüze kadar TÜBİTAK’ın burs ve destek programları kapsamında güneş enerjisi alanında bin 500’den fazla proje ve binden fazla bilim insanına 2,6 milyar lira destek sunduk. Özellikle ülkemizin Ar-Ge altyapısını güçlendirmek amacıyla kurulan ODTÜ GÜNAM Güneş Enerjisi Araştırma ve Uygulama Merkezi’ni, ulusal araştırma merkezlerimiz arasına dâhil ettik. Merkezimiz bünyesinde fotovoltaik teknolojileri, modül teknolojileri, güç elektroniği, şebeke ve sistem entegrasyonu başta olmak üzere güneşten enerji üretimi ile Ar-Ge başlıklarında yürütülen projelere imkan tanıyoruz” dedi.</span></span></span></p>

<p><b><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">YERLİ ÜRETİM ELEKTRİK PANELLERİ KULLANACAĞIZ</span></span></span></b></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Güneş paneli üretiminde; ingottan panele kadar değer zincirinin tüm halkalarında üretim yetkinliği kazandıklarını kaydeden Kacır, “Yeşil kalkınma yolculuğumuzda çok önemli bir yatırımı da bugün hayata geçiriyoruz. Bu tesisle ülkemizin güneş panellerinde mevcut üretim kabiliyetlerini bir adım öteye taşıyoruz. Ülkemiz halihazırda güneş paneli üretiminde Avrupa’da birinci, dünyada dördüncü konumda. Fakat hedefimiz ülkemizin üretim kabiliyetlerine her geçen gün yenisini ekleyerek daha üst sıralarda yer almak. Özellikle ifade etmek isterim ki; Avrupa’da 2030 yılına dek oluşacak 400 GW ilave güneş paneli talebini karşılayabilecek bölgedeki tek ülke Türkiye’dir. 2035 yılına dek, ülkemizde 53 GW kapasiteye çıkarmayı hedeflediğimiz güneş santrallerinde yerli üretim güneş panellerimizin kullanılmasını sağlayacağız.”</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><img class="detayFoto" src="https://sanayicidergisicomtr.teimg.com/sanayicidergisi-com-tr/images/upload/kacYrcosbkapionu.jpg" /></span></span></span></p>

<p><b><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">ÇOSB’Yİ DE ZİYARET ETTİ</span></span></span></b></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Açılışların ardından Çerkezköy Organize Sanayi Bölgesini ziyaret eden Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, ÇOSB Yönetim Kurulu Başkanı Eyüp Sözdinler’in de katıldığı ‘Sanayicilerle İstişare Toplantısı’nda bölge sanayicileriyle bir araya geldi. </span></span></span></p>

<p><b><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">SÖZDİNLER, ÇOSB İLE İLGİLİ BİLGİ VERDİ</span></span></span></b></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Toplantının açılış konuşmasını ÇOSB Yönetim Kurulu Başkanı Eyüp Sözdinler yaptı. Sözdinler, ÇOSB’ye ilişkin bilgileri paylaşırken, “Yıllık 4 Milyar doları aşkın ihracatın mimarı olan 295 katılımcı firmamız ve 81 bin çalışanımız ile bölgemize hizmet vermeye devam eden bir OSB konumundayız” ifadelerini kullandı.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><img class="detayFoto" src="https://sanayicidergisicomtr.teimg.com/sanayicidergisi-com-tr/images/upload/kacYrdergikapak.jpg" /></span></span></span></p>

<p><b><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">KACIR, PROJELERDEN BAHSETTİ</span></span></span></b></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Toplantıda katılımcılardan gelen soruları da yanıtlayan Bakan Kacır, bölge ile ilgili projelerden söz ederek; “Bölgede bulunan tekstil işletmelerinin önümüzdeki günlerde ihtiyaç duyacağı su açısından geliştirilecek projelerin yanı sıra atık su projeleri, enerji maliyetlerinin düşürülmesine ilişkin projeler büyük önem taşımaktadır.” dedi.</span></span></span></p>

<p><b><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">MASTER PLAN KONULARI DA DEĞERLENDİRİLDİ</span></span></span></b></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Toplantının devamında ise OSB’lere ilişkin uygulamalar konuşuldu. OSB yönetmeliğine ilave edilmesi gereken maddeler, OSB’lerde boş parsellere ilişkin uygulamalar, OSB’lere ilişkin teşvikler ve 2053’e kadar alt yapı, ulaşım, su erişimi ve planlı sanayi alanları dikkate alınarak hazırlanan ve açıklanacak olan master plan da yine görüşülen konular içerisinde yer aldı.</span></span></span></p>

<p></p>

<p></p>
</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>KAPAK HABER</category>
      <guid>https://www.sanayicidergisi.com.tr/sanayi-bakani-kacir-cosb-sanayicisiyle-bulustu</guid>
      <pubDate>Fri, 17 May 2024 16:54:19 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sanayicidergisicomtr.teimg.com/crop/1280x720/sanayicidergisi-com-tr/images/haberler/2024/05/sanayi_bakani_kacir_cosb_sanayicisiyle_bulustu_h2189_36fd7.jpg" type="image/jpeg" length="26413"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
