<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>GLOBAL SANAYİCİ</title>
    <link>https://www.sanayicidergisi.com.tr</link>
    <description>TÜRKİYE'NİN ÖNDE GELEN SANAYİ, EKONOMİ, İŞ DÜNYASI DERGİSİ</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.sanayicidergisi.com.tr/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2026. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sat, 24 Oct 2026 18:52:10 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.sanayicidergisi.com.tr/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sarbak Metal’den Çerkezköy’e yeni Spor Salonu: Protokol imzalandı]]></title>
      <link>https://www.sanayicidergisi.com.tr/sarbak-metalden-cerkezkoye-yeni-spor-salonu-protokol-imzalandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sanayicidergisi.com.tr/sarbak-metalden-cerkezkoye-yeni-spor-salonu-protokol-imzalandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Törende konuşan Vali Recep Soytürk, hayırsever sanayicilerin eğitime ve gençliğe sunduğu desteğin önemine vurgu yaptı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Çerkezköy Organize Sanayi Bölgesi (ÇOSB) katılımcı firmalarından Sarbak Metal Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından Kızılpınar Mahallesi’nde yaptırılacak spor salonu için yapım protokolü imzalandı. Tesis, mülkiyeti hazineye ait ve Millî Eğitim Bakanlığına tahsisli arsa üzerine inşa edilecek.</p>

<p>Düzenlenen imza törenine, Tekirdağ Valisi Sayın Recep Soytürk, Çerkezköy Kaymakamı Nazmi Günlü, Çerkezköy Belediye Başkanı Vahap Akay, Çerkezköy Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Çetin, İl Millî Eğitim Müdürü Dr. Abdulaziz Yeniyol, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürü Ali Kemal Atlı ve Sarbak Metal Yönetim Kurulu Başkanı Meliha Halıgür katıldı. Törende ayrıca Çerkezköy OSB Yönetim Kurulu Başkan Vekili Natan Yakuppur, ÇOSB Bölge Müdürü F. Çiğdem Baykal ve ÇOSB Denetim Kurulu Üyesi Saim Buyruk da hazır bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Törende konuşan Vali Recep Soytürk, hayırsever sanayicilerin eğitime ve gençliğe sunduğu desteğin önemine vurgu yaparak şunları kaydetti:</p>

<p>“Devletimizin imkanları ve hayırseverlerimizin desteği ile çocuklarımızın ve gençlerimizin spor yapabileceği, enerjilerini atabileceği ve faydalı vakit geçirerek eğlenebileceği alanlar kazandırmaya devam ediyoruz. Çerkezköy ilçemize bu spor salonunu kazandıran Sarbak Metal’e ve değerli hayırseverimiz Meliha Hanım’a teşekkür ediyorum. Allah razı olsun, hayrınızı kabul etsin. Spor salonu Çerkezköy ilçemize hayırlı olsun.”</p>

<p>Protokolün imzalanmasının ardından Vali Soytürk, protokol üyeleri ve ÇOSB heyeti, ÇOSB bünyesinde faaliyet gösteren Sarbak Metal’in üretim tesislerini gezerek yürütülen çalışmalar ve fabrika süreçleri hakkında yetkililerden detaylı bilgi aldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>ÇOSB HABERLERİ</category>
      <guid>https://www.sanayicidergisi.com.tr/sarbak-metalden-cerkezkoye-yeni-spor-salonu-protokol-imzalandi</guid>
      <pubDate>Thu, 22 Oct 2026 21:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sanayicidergisicomtr.teimg.com/sanayicidergisi-com-tr/uploads/2026/10/sarbak-metal2.gif" type="image/jpeg" length="60045"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Tekstil Zirvesi Çalıştayı, sektör temsilcilerini bir araya getirdi]]></title>
      <link>https://www.sanayicidergisi.com.tr/tekstil-zirvesi-calistayi-sektor-temsilcilerini-bir-araya-getirdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sanayicidergisi.com.tr/tekstil-zirvesi-calistayi-sektor-temsilcilerini-bir-araya-getirdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Etkinlikte; sektörün güncel durumu, karşılaşılan sorunlar, ihracat süreçleri, sürdürülebilirlik ve rekabet gücünü artıracak çözüm önerileri ele alındı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Çorlu Ticaret ve Sanayi Odası ile Çerkezköy Ticaret ve Sanayi Odası iş birliğiyle düzenlenen Tekstil Zirvesi Çalıştayı, sektörün öncü isimlerini bir araya getirdi. Moderatörlüğünü Hakan Güldağ’ın üstlendiği etkinlikte; sektörün güncel durumu, karşılaşılan sorunlar, ihracat süreçleri, sürdürülebilirlik ve rekabet gücünü artıracak çözüm önerileri ele alındı.</p>

<p>Tekirdağ Valisi Recep Soytürk, Çorlu Kaymakamı Niyazi Erten, Çorlu TSO Başkanı İzzet Volkan, Çerkezköy TSO Başkanı Ahmet Çetin, Çerkezköy OSB Yönetim Kurulu Başkan Vekili Natan Yakuppur, Çerkezköy OSB Bölge Müdürü F. Çiğdem Baykal ve çok sayıda sektör temsilcisinin katıldığı programda ortak akıl vurgusu öne çıktı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Çorlu TSO Başkanı İzzet Volkan, tekstilin üretim, istihdam ve ihracatta bölgenin lokomotifi olduğunu belirterek, çalıştayın sektörün geleceğine yön verecek stratejilere ve kurumlar arası iş birliğine önemli katkılar sağlayacağını ifade etti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>ÇOSB HABERLERİ</category>
      <guid>https://www.sanayicidergisi.com.tr/tekstil-zirvesi-calistayi-sektor-temsilcilerini-bir-araya-getirdi</guid>
      <pubDate>Thu, 22 Oct 2026 21:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sanayicidergisicomtr.teimg.com/sanayicidergisi-com-tr/uploads/2026/10/tekstil.gif" type="image/jpeg" length="19852"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sanayi Bakanı ve Sağlık Bakanı, ilaç sektörü temsilcileriyle istişarede bulundu]]></title>
      <link>https://www.sanayicidergisi.com.tr/sanayi-bakani-ve-saglik-bakani-ilac-sektoru-temsilcileriyle-istisarede-bulundu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sanayicidergisi.com.tr/sanayi-bakani-ve-saglik-bakani-ilac-sektoru-temsilcileriyle-istisarede-bulundu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Toplantıda sektörün mevcut potansiyeli, Ar-Ge çalışmaları ve önümüzdeki dönemde atılacak öncelikli adımlar değerlendirildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Çerkezköy Organize Sanayi Bölgesi (ÇOSB), Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Tekirdağ Valisi Recep Soytürk ve ÇOSB Yönetim Kurulu Başkanı Eyüp Sözdinler’in katılımıyla ilaç sektörü temsilcileriyle kapsamlı bir istişare toplantısına ev sahipliği yaptı. Toplantıda sektörün mevcut potansiyeli, Ar-Ge çalışmaları ve önümüzdeki dönemde atılacak öncelikli adımlar değerlendirildi.</p>

<p><strong>“Yerli ve Millî İmkânlarımızı Güçlendireceğiz”</strong></p>

<p>Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, toplantıda yaptığı açıklamada kurumlar arası iş birliğine vurgu yaparak şunları kaydetti:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“Cumhurbaşkanımız sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, kurumlarımızla tam bir eş güdüm içinde yerli ve millî imkânlarımızı güçlendirmeye ve ‘Sağlıklı Türkiye Yüzyılı’ vizyonumuz doğrultusunda var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz.”</p>

<p><strong>“Yüksek Katma Değerli Üretimi Desteklemeyi Sürdüreceğiz.”</strong></p>

<p>Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Tekirdağ’da KOSGEB aracılığıyla KOBİ’lere 2,9 milyar lira destek verdiklerini belirterek; yatırım teşvikleriyle 721 milyar liralık yatırımın ve 112 bin istihdamın önünü açtıklarını ve Yerel Kalkınma Hamlesi ile yüksek katma değerli üretimi desteklemeyi sürdürdüklerini vurguladı.</p>

<p><strong>“ÇOSB Olarak Sağlık Hamlesine Tam Destek Veriyoruz”</strong></p>

<p>ÇOSB’nin ilaç üretimi ve Ar-Ge altyapısındaki stratejik rolüne dikkat çeken ÇOSB Yönetim Kurulu Başkanı Eyüp Sözdinler ise konuşmasında şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>“Bölgemizde yer alan yüksek teknoloji odaklı ilaç sanayimiz ve güçlü Ar-Ge merkezlerimizle, ülkemizin sağlık alanındaki yerli ve millî üretim hamlesine en üst düzeyde katkı sunmaya, sanayicilerimizin yatırım süreçlerini desteklemeye kararlılıkla devam edeceğiz.”</p>

<p>Sağlık ve sanayi alanında atılacak ortak adımların değerlendirildiği toplantı, sektör temsilcilerinin görüş ve önerilerinin dinlenmesinin ardından sona erdi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>ÇOSB HABERLERİ</category>
      <guid>https://www.sanayicidergisi.com.tr/sanayi-bakani-ve-saglik-bakani-ilac-sektoru-temsilcileriyle-istisarede-bulundu</guid>
      <pubDate>Thu, 22 Oct 2026 12:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sanayicidergisicomtr.teimg.com/sanayicidergisi-com-tr/uploads/2026/10/ilac-sektoru-temsilcileriyle.gif" type="image/jpeg" length="26147"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ÇOSB’de Savunma Sanayii Tedarikçi Toplantısı gerçekleştirildi]]></title>
      <link>https://www.sanayicidergisi.com.tr/cosbde-savunma-sanayii-tedarikci-toplantisi-gerceklestirildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sanayicidergisi.com.tr/cosbde-savunma-sanayii-tedarikci-toplantisi-gerceklestirildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Toplantıya SAHA İstanbul Genel Sekreter Yardımcısı İlker Özkan, ÇOSB Bölge Müdürü F. Çiğdem Baykal ve çok sayıda firmanın yetkilisi katıldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Çerkezköy Organize Sanayi Bölgesi (ÇOSB) tarafından düzenlenen “ÇOSB Savunma Sanayii Tedarikçi Toplantısı”, Bölge sanayicileri ile savunma sanayisinin önde gelen temsilcilerini bir araya getirdi.</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Toplantıya SAHA İstanbul Genel Sekreter Yardımcısı İlker Özkan, ÇOSB Bölge Müdürü F. Çiğdem Baykal ve ÇOSB bünyesinde faaliyet gösteren çok sayıda firmanın yetkilisi katıldı.</p>

<p></p>

<p>Toplantının açılış konuşmasını yapan ÇOSB Bölge Müdürü F. Çiğdem Baykal, bu toplantının ÇOSB’nin savunma sanayii çalışmalarına başladığı tarih olarak anılması gerektiğini belirterek, ÇOSB’nin üretim gücünün Türkiye’nin ekonomik bağımsızlığına ve güvenli geleceğine katkı sunan bir başarı hikâyesine dönüşmesi gerektiğini vurguladı.</p>

<p></p>

<p><strong>Savunma sanayii üretiminde kritik şartlar vurgulandı</strong></p>

<p></p>

<p>Etkinlik kapsamında bir sunum yapan SAHA İstanbul Genel Sekreter Yardımcısı İlker Özkan, SAHA İstanbul bünyesinde yürütülen vizyoner projeler ve güncel çalışmalar hakkında katılımcılara bilgi verdi. Sunumunun devamında savunma sanayisinde üretim yapmayı hedefleyen sanayi kuruluşlarının sahip olması gereken yetkinlikler ve teknik özelliklere değinen Özkan; firmaların karşılaması gereken zorunlu standartlar, belgelendirme süreçleri ve tedarik zincirine dâhil olma kriterleri üzerinde durdu.</p>

<p></p>

<p>Toplantı, ÇOSB bünyesindeki sanayicilerin savunma sanayiindeki yerli ve millî üretim payını artırma hedefleri doğrultusunda gerçekleştirilen karşılıklı görüş alışverişi ve soru-cevap bölümünün ardından sona erdi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>ÇOSB HABERLERİ</category>
      <guid>https://www.sanayicidergisi.com.tr/cosbde-savunma-sanayii-tedarikci-toplantisi-gerceklestirildi</guid>
      <pubDate>Thu, 22 Oct 2026 12:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sanayicidergisicomtr.teimg.com/sanayicidergisi-com-tr/uploads/2026/10/savunma-sanayi-toplantisi.gif" type="image/jpeg" length="81758"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sağlık Bakanı Memişoğlu, ÇOSB ve ÇOSB firmalarını ziyaret etti]]></title>
      <link>https://www.sanayicidergisi.com.tr/saglik-bakani-memisoglu-cosb-ve-cosb-firmalarini-ziyaret-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sanayicidergisi.com.tr/saglik-bakani-memisoglu-cosb-ve-cosb-firmalarini-ziyaret-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bakan Memişoğlu, Recep Soytürk ve  Eyüp Sözdinler’in de eşlik ettiği programda ÇOSB’de faaliyet gösteren sağlık ve ilaç sektörünün önemli firmalarını gezdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, ÇOSB Kapaklı Devlet Hastanesi’nin resmi açılışını yapmak ve çeşitli temaslarda bulunmak üzere Çerkezköy Organize Sanayi Bölgesi’ni (ÇOSB) ziyaret etti. Bakan Memişoğlu, Tekirdağ Valisi Recep Soytürk ve ÇOSB Yönetim Kurulu Başkanı Eyüp Sözdinler’in de eşlik ettiği program kapsamında ÇOSB’de faaliyet gösteren sağlık ve ilaç sektörünün önemli firmalarını gezdi.</p>

<p>Ziyaret programı çerçevesinde ilk olarak ilaç ve ilaç hammaddesi üreterek birçok ülkeye ihracat yapan DEVA Holding’in ÇOSB’deki fabrikasına giden Bakan Memişoğlu, burada DEVA Holding CFO’su Mesut Çetin ve Türkiye ve Uluslararası Pazarlar Başkanı Doğan Varinlioğlu’ndan şirketin faaliyetleri hakkında bilgi aldı.</p>

<p>Daha sonra yine ÇOSB bünyesinde üretim ve ihracat yapan Koçak Farma fabrikasına geçen Memişoğlu, Yönetim Kurulu Başkanı Ender Koçak ve firma yetkilileriyle görüşerek üretim süreçlerini inceledi.</p>

<p>Programının devamında Yerlika İlaç Sanayi tesisini ziyaret eden Bakan Memişoğlu, CEO Dr. Hasan Zeytin’den yürütülen çalışmalar hakkında bilgi alıp hatıra fotoğrafı çektirdi.</p>

<p>Son olarak Ulkar Kimya fabrikasına giden Memişoğlu, Ulkar Holding ve Nobel İlaç Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Ulusoy ile Ulkar Kimya Genel Müdürü Berkant Köseoğlu’ndan tesisin faaliyetleri hakkında bilgi alarak temaslarını tamamladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bakan Memişoğlu’na ziyaretleri boyunca Tekirdağ Valisi Recep Soytürk ve ÇOSB Yönetim Kurulu Başkanı Eyüp Sözdinler’in yanı sıra Sağlık Bakan Yardımcısı Doç. Dr. Şuayip Birinci, Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mümin Şahin, Kapaklı Kaymakamı Mustafa Gürdal, İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Lütfi Çağatay Onar eşlik etti.</p>

<p>Gerçekleştirilen bu ziyaretler, ÇOSB’nin ilaç sanayisi ve sağlık sektöründeki üretim kapasitesini ve stratejik önemini vurguladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>ÇOSB HABERLERİ</category>
      <guid>https://www.sanayicidergisi.com.tr/saglik-bakani-memisoglu-cosb-ve-cosb-firmalarini-ziyaret-etti</guid>
      <pubDate>Thu, 22 Oct 2026 12:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sanayicidergisicomtr.teimg.com/sanayicidergisi-com-tr/uploads/2026/10/saglik-bakani-ziyaret.gif" type="image/jpeg" length="32434"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ÇOSB Kapaklı Devlet Hastanesi’ne görkemli açılış]]></title>
      <link>https://www.sanayicidergisi.com.tr/cosb-kapakli-devlet-hastanesine-gorkemli-acilis</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sanayicidergisi.com.tr/cosb-kapakli-devlet-hastanesine-gorkemli-acilis" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ÇOSB Kapaklı Devlet Hastanesi için Sanayi Bakanı Mehmet Fatih Kacır ve Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu’nun katıldığı açılış töreni düzenlendi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Çerkezköy Organize Sanayi Bölgesi (ÇOSB) tarafından yapımı tamamlanarak daha önce hizmete giren ÇOSB Kapaklı Devlet Hastanesi için Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır ve Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu’nun katıldığı görkemli bir açılış töreni düzenlendi.</p>

<p>Vatandaşların yoğun ilgi gösterdiği açılış törenine Tekirdağ Valisi Recep Soytürk, ÇOSB Yönetim Kurulu Başkanı Eyüp Sözdinler ve bölge protokolünden çok sayıda isim katıldı.</p>

<p>Törende birer konuşma yapan Bakan Kacır ve Bakan Memişoğlu, bu modern sağlık tesisini bölgeye kazandıran başta ÇOSB Yönetim Kurulu Başkanı ve üyeleri olmak üzere tüm bölge sanayicilerine teşekkür ederek hastanenin bölge halkına hayırlı olmasını diledi.</p>

<p></p>

<p><strong>“ÜRETEN SANAYİMİZ ŞEHRE DEĞER KATTI “</strong></p>

<p>Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, sağlık endüstrisinde son bir yılda 102 Yatırıma Teşvik Belgesi düzenlediklerini belirterek, Tekirdağ’a kazandırılan Çerkezköy Organize Sanayi Bölgesi (ÇOSB) Kapaklı Devlet Hastanesi ile ilgili “Bölgemizin ihtiyaçlarından hareketle, kamu kurumlarımız, özellikle Sağlık Bakanlığımızın liderliğinde, organize sanayi bölgemizin paydaşlığı ile hayata geçirilen bu yatırım, üreten sanayimizin aynı zamanda bulunduğu şehrin sosyal altyapısına değer kattığının güzel bir örneği.” dedi.</p>

<p><strong>“ÇOSB KAPAKLI DEVLET HASTANESİ HAYIRLI OLSUN”</strong></p>

<p>Nitelikli sağlık hizmetlerine daha hızlı ve etkin erişimi sağlayacak ÇOSB Kapaklı Devlet Hastanesi’nin Tekirdağ’a hayırlı olmasını dileyen Kacır, konuşmasını şöyle sürdürdü:</p>

<p><strong>“SAĞLIKTA ÖNEMLİ ATILIM” </strong></p>

<p>Sağlıkta vatandaşlarımızı kaliteli, erişilebilir bir sağlık hizmetine eriştirdik. Hatırlayalım; bundan 23 yıl önce hastane kapılarında uzayan kuyrukların, ilaç almak için saatlerce bekleyen vatandaşlarımızın, ödeme yapamadığı için rehin kalan hastaların konuşulduğu bir Türkiye vardı. Vatandaşlarımızın sosyal güvenlik kurumlarına göre ayrı hastanelere gitmek zorunda kaldığı, istediği hastaneden ve hekimden hizmet alamadığı günleri hep birlikte hatırlıyoruz. Ambulansa erişimin dahi ciddi bir problem olduğu, sağlık hizmetinin vatandaşlarımız için çoğu zaman uzun ve meşakkatli bir sürece dönüştüğü günlerden bugünlere geldik. Hamdolsun bugün; şehir hastaneleriyle, modern devlet hastaneleriyle, güçlü sağlık altyapısıyla, ileri teknolojiye sahip tanı ve tedavi imkânlarıyla milletimize çok daha yüksek standartlarda hizmet sunan bir devlet kapasitemiz var.</p>

<p></p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p><strong>“102 YATIRIM TEŞVİK BELGESİ”</strong></p>

<p>Biliyoruz ki, stratejik bir sektör olarak gördüğümüz sağlık endüstrilerinde atacağımız Milli Teknoloji Hamlesi adımları, çok daha büyük başarılara erişmemizin anahtarı olacak. Bu anlayışla Son 1 yılda sağlık endüstrisinde 102 yatırıma teşvik belgesi düzenledik. 64 milyar lira yatırımı harekete geçirdik. 3 bin 244 nitelikli istihdamın önünü açtık.</p>

<p>Katma değerli üretimi teşvik etmek ve cari açığı azaltmak üzere hayata geçirdiğimiz Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi Programı kapsamında; Biyobenzer ilaçlardan kanser ve otoimmün ilaçlara, ortopedik cihazlar ve protezlerden yenilikçi eşdeğer ilaçlara toplam büyüklüğü 23 milyar lirayı aşan 36 yatırım projesini destekliyoruz. Bu 36 stratejik yatırım projesinin 5’i burada, Tekirdağ’da hayata geçiyor. Ülkemizin dört bir yanını, büyüme ve kalkınma yolculuğumuzda yeni eserlerle donatmaya kararlıyız.</p>

<p><strong>“HASTANE, VATANDAŞLARIMIZA NİTELİKLİ SAĞLIK HİZMETİ SUNACAK”</strong></p>

<p>Bugün açılışını gerçekleştirdiğimiz Çerkezköy Organize Sanayi Bölgesi Kapaklı Devlet Hastanesi bu anlayışımızın Tekirdağ’daki güzel örneklerinden biridir. Yaklaşık 20 bin metrekare kapalı alanda 115 yatak kapasitesiyle hizmet verecek hastane; tedavi üniteleriyle inşallah vatandaşlarımıza nitelikli sağlık hizmetleri sunacak. Kapaklı ve çevresinde sağlık hizmetlerine erişimi daha da güçlendirecek. Tabii Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olarak bizler için bu hastaneyi müstesna kılan husus Çerkezköy Organize Sanayi Bölgemizin önemli katkı ve destekleriyle inşa edilmiş olması. Bölgemizin ihtiyaçlarından hareketle, kamu kurumlarımız, özellikle Sağlık Bakanlığımızın liderliğinde, organize sanayi bölgemizin paydaşlığı ile hayata geçirilen bu yatırım, üreten sanayimizin aynı zamanda bulunduğu şehrin sosyal altyapısına değer kattığının güzel bir örneği. Çerkezköy Organize Sanayi Bölgemizin bu eserin hayata geçmesinde üstlendiği sorumluluğu, sanayicimizin şehrine ve çalışanına sahip çıkma anlayışının bir tezahürü olarak görüyoruz.</p>

<p><strong>“OSB’LERDE 135 BİN İLAVE İSTİHDAM” </strong></p>

<p>Tekirdağ’ı üretimiyle, teknolojisiyle, güçlü sosyal altyapısıyla Türkiye Yüzyılı’nın öncü şehri olarak inşallah desteklemeye ve yatırımları hız kesmeksizin hayata geçirmeye devam edeceğiz. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olarak; yatırım teşvikleriyle, planlı sanayi alanlarımızla, KOBİ’lere sunduğumuz desteklerle ve bölgesel kalkınma projelerimizle Tekirdağ’ın yanındayız. Son 23 yılda nitelikli yatırımları Tekirdağ’a kazandırmak için bu şehirdeki OSB’lerin sayısını 4’ten 14’e, OSB’lerin toplam yüzölçümünü bin 600 hektardan 5 bin 600 hektara çıkardık. OSB’lerimizde 135 bin ilave istihdam oluşturduk.</p>

<p><strong>“KOBİ DESTEKLERİ” </strong></p>

<p>KOSGEB eliyle Tekirdağ’da KOBİ’lerimize 2,9 milyar lira destek sağladık. Yatırım teşviklerimizle, Tekirdağ’da gerçekleşecek 721 milyar liralık yatırımın ve 112 bin istihdamın önünü açtık. Yeni teşvik sistemimizle Tekirdağ’da organize sanayi bölgelerimizde hayata geçirilecek yatırımlarda; istihdam edilecek çalışanların SGK İşveren Paylarının yarısını, 2 yıl Bakanlığımız karşılıyor. Şehrimizde hayata geçirilecek yatırımlara güçlü bir finansman desteği sağlıyoruz. Yatırımlarda kullanılan krediler için finansman desteğini 30 milyon liraya yükselttik; yatırımcılarımıza 9,25 puan finansman desteği sunuyoruz. Yatırımın niteliğine göre yüzde 30’a varan yatırıma katkı oranı ile vergi indirimi uyguluyoruz. Yatırım makinelerinde KDV istisnası ve gümrük vergisi muafiyeti sunuyoruz.</p>

<p><strong>“TEKİRDAĞ’I ÖRNEK KONUMA TAŞIYACAĞIZ”</strong></p>

<p>Şehrimizin sahip olduğu yüksek potansiyeli harekete geçirmek ve Tekirdağ’ı üretimde, inovasyonda ve yerel kalkınmada örnek bir konuma taşıma arzusundayız. Trakya Kalkınma Ajansımız, ilimizde yürütülen 472 projeye bugüne dek 1,1 milyar lira destek oldu. Tekirdağ’ın sanayide, teknolojide ve ihracatta sahip olduğu güçlü konumu daha da ileri taşırken, vatandaşlarımızın yaşam kalitesini yükseltecek sosyal yatırımları da aynı kararlılıkla sürdüreceğiz. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, Türkiye Yüzyılı hedefleri doğrultusunda Tekirdağ’ı yeni yatırımlarla, yeni hizmetlerle buluşturmaya devam edeceğiz.</p>

<p><strong>MEMİŞOĞLU'NDAN YENİ HASTANE YATIRIMLARI MÜJDESİ</strong></p>

<p>Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu da açılış töreninde yaptığı konuşmada, yeni yatırımların müjdesini verdi. Memişoğlu, " Ergene'deki hastaneyi birkaç hafta içinde insanlarımızın hizmetine sunacağız. Tekirdağ'ın eski hastanesinin olduğu yere 100 yataklı bir devlet hastanesi yapacağız. Aynı zamanda Çorlu'da 250 yataklı ek bina yapacağız." dedi.</p>

<p><strong>"Tüm Çevre İlçelere ve Emekçilerimize Nefes Olacak"</strong></p>

<p>ÇOSB Yönetim Kurulu Başkanı Eyüp Sözdinler ise konuşmasında “ÇOSB Kapaklı Devlet Hastanesi, yalnızca Kapaklı’ya değil, tüm çevre ilçelere ve OSB’de çalışan on binlerce emekçimize de nefes olacak. Bu modern sağlık tesisi, halkımıza ihtiyaç duyduğu anda hızlı, güvenilir ve kaliteli sağlık hizmeti sunacak. Özellikle pandemi döneminde hepimiz gördük ki, güçlü bir sağlık altyapısı her şeyden önemli. Bugün burada açtığımız bu hastane, olası her türlü zorluk karşısında bizlere güç verecek, vatandaşımızın yanında olacak.” dedi.</p>

<p>Dualar eşliğinde gerçekleştirilen kurdele kesiminin ardından bakanlar ve protokol üyeleri, hastane binasında incelemelerde bulunarak yatan hastaları ziyaret etti.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>ÇOSB HABERLERİ</category>
      <guid>https://www.sanayicidergisi.com.tr/cosb-kapakli-devlet-hastanesine-gorkemli-acilis</guid>
      <pubDate>Thu, 22 Oct 2026 11:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sanayicidergisicomtr.teimg.com/sanayicidergisi-com-tr/uploads/2026/10/hastane-acilis-kapak.gif" type="image/jpeg" length="97204"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ÇOSB, YEŞİL OSB OLARAK ALTIN SEVİYEYE YÜKSELEN İLK OSB OLDU]]></title>
      <link>https://www.sanayicidergisi.com.tr/cosb-yesil-osb-olarak-altin-seviyeye-yukselen-ilk-osb-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sanayicidergisi.com.tr/cosb-yesil-osb-olarak-altin-seviyeye-yukselen-ilk-osb-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ÇOSB, Türkiye’de Yeşil OSB unvanına sahip 31 Organize Sanayi Bölgesi arasında Altın seviyeye ulaşan ilk OSB oldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h1></h1>

<p>Çerkezköy Organize Sanayi Bölgesi (ÇOSB), sürdürülebilir sanayi yolculuğunda yeni bir başarıya imza atarak Yeşil OSB Belgelendirme Sistemi kapsamında Gümüş seviyeden Altın seviyeye yükseldi. ÇOSB, Türkiye’de Yeşil OSB unvanına sahip 31 Organize Sanayi Bölgesi arasında Altın seviyeye ulaşan ilk OSB oldu.</p>

<p>Çerkezköy Organize Sanayi Bölgesi, T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile Türk Standardları Enstitüsü tarafından yürütülen Yeşil OSB Belgelendirme Sistemi kapsamında sürdürülebilirlik performansını bir üst seviyeye taşıdı.</p>

<p>2023 yılı verileri esas alınarak gerçekleştirilen değerlendirme sonucunda 24 Aralık 2024 tarihinde Gümüş seviyede Yeşil OSB unvanını almaya hak kazanan ÇOSB, 2024 yılı verileri üzerinden yapılan yeni değerlendirmede performansını önemli ölçüde geliştirerek Altın seviyeye yükseldi.</p>

<p>Bu sonuç, yalnızca bir sertifika derecesindeki yükselişi değil, ÇOSB’nin çevresel, ekonomik, sosyal ve yönetişim alanlarında yürüttüğü uzun vadeli çalışmaların ve sürekli gelişim anlayışının somut karşılığını ifade etmektedir.</p>

<p>Enerji ve kaynak verimliliğinden karbon yönetimine, su ve atık su yönetiminden döngüsel ekonomiye; çevresel performanstan çalışanların ve toplumun gelişimine, kurumsal yönetişimden sürdürülebilir üretimin desteklenmesine kadar geniş bir alanda yürüttüğü çalışmalar, ÇOSB’nin yeşil dönüşüm yolculuğunun temelini oluşturdu.</p>

<h2><strong>“BU BAŞARI BİR SONUÇ DEĞİL, YENİ BİR BAŞLANGIÇTIR”</strong></h2>

<p>ÇOSB Yönetim Kurulu Başkanı Eyüp Sözdinler, Altın seviyeye ulaşılmasına ilişkin yaptığı değerlendirmede şunları söyledi:</p>

<p>“Çerkezköy Organize Sanayi Bölgesi olarak 50. kuruluş yılımızı kutladığımız bu yıl itibarıyla, üretim kültürümüzü geleceğin sürdürülebilir sanayi anlayışıyla buluşturuyoruz. 2023 yılı verilerimizle Gümüş seviyede başladığımız Yeşil OSB yolculuğumuzda, bir yıl içerisinde performansımızı geliştirerek Altın seviyeye yükselmenin ve ülkemizde bu seviyeye ulaşan ilk OSB olmanın gururunu yaşıyoruz.</p>

<p>Ancak bizim için asıl önemli olan Altın seviyeye ulaşmak değil, bu gelişimi kalıcı hale getirmektir. Yeşil dönüşümü yalnızca çevresel bir sorumluluk olarak değil; sanayimizin rekabet gücünü, kaynak verimliliğini ve geleceğe karşı dayanıklılığını artıran stratejik bir dönüşüm olarak görüyoruz.</p>

<p>Bu başarı, ÇOSB Bölge Müdürlüğümüzün olduğu kadar bölgemizde üretim yapan sanayicilerimizin, çalışanlarımızın ve tüm paydaşlarımızın ortak başarısıdır. Sürece katkı sağlayan bütün katılımcı firmalarımıza, çalışanlarımıza ve paydaşlarımıza teşekkür ediyorum.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>ÇOSB olarak hedefimiz, bugün ulaştığımız seviyeyi korumakla sınırlı değildir. Sürekli gelişim anlayışıyla çevresel, ekonomik ve sosyal performansımızı daha da ileri taşıyarak Türkiye sanayisinin yeşil dönüşümüne öncülük etmeye devam edeceğiz.”</p>

<h2><strong>GÜMÜŞTEN ALTINA, HEDEF SÜREKLİ GELİŞİM</strong></h2>

<p>ÇOSB’nin bir değerlendirme döneminde Gümüş seviyeden Altın seviyeye yükselmesi, Bölgenin sürdürülebilirlik alanında oluşturduğu sistematik yönetim yaklaşımının ölçülebilir sonuçlarından biri olarak değerlendiriliyor.</p>

<p>Çerkezköy Organize Sanayi Bölgesi bundan sonraki süreçte de enerji, su, karbon, döngüsel ekonomi, iklim değişikliğine uyum, dijitalleşme, sosyal sürdürülebilirlik ve kurumsal yönetişim alanlarında yeni hedefler belirleyerek çalışmalarını sürdürecek.</p>

<p>ÇOSB için Altın seviye bir varış noktası değil; daha sürdürülebilir, daha dirençli ve daha rekabetçi bir sanayi ekosistemine uzanan yolculuğun yeni aşamasıdır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>ÇOSB HABERLERİ</category>
      <guid>https://www.sanayicidergisi.com.tr/cosb-yesil-osb-olarak-altin-seviyeye-yukselen-ilk-osb-oldu</guid>
      <pubDate>Wed, 21 Oct 2026 17:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sanayicidergisicomtr.teimg.com/crop/1280x720/sanayicidergisi-com-tr/uploads/2026/10/yesil-osb-2026.jpeg" type="image/jpeg" length="76968"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yaşabey Kalebaşı: Su artık stratejik bir kaynak]]></title>
      <link>https://www.sanayicidergisi.com.tr/yasabey-kalebasi-su-artik-stratejik-bir-kaynak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sanayicidergisi.com.tr/yasabey-kalebasi-su-artik-stratejik-bir-kaynak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlar, kentlerden tarıma ve sanayiye kadar tüm alanlarda suyun daha verimli yönetilmesi ve kayıpların azaltılması gerektiğine dikkat çekiyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Küresel iklim krizinin tetiklediği sıcaklık artışları ve kuraklık riski dünya genelinde giderek artıyor, su stresi şehirlerin en kritik dayanıklılık başlıklarından biri haline geliyor. Copernicus iklim verileri, Avrupa’da son yılların, uzun dönem ortalamalara kıyasla çok daha kurak ve sıcak geçtiğini ortaya koyuyor. Bu tablo, temel ihtiyaç olan suya erişim için yer altı ve yer üstü su kaynaklarının korunmasını her zamankinden daha stratejik bir zorunluluk haline getiriyor. SUDER, ambalajlı su sektörünün sürdürülebilir kaynak yönetimi ve yenilikçi teknolojilerle suyun korunmasına katkısını ve israfın önlenmesinin önemini vurguluyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>2030’a yaklaşırken dünya, iklim krizinin su döngüsü üzerindeki etkilerini daha görünür ve daha sert biçimde yakından deneyimliyor. Yayımlanan Avrupa İklim Durumu değerlendirmeleri, kıtanın büyük bölümünde sıcaklıkların uzun dönem ortalamalarının üzerinde seyrettiğini ve Avrupa’nın yaklaşık yüzde 95’inde ortalamanın üzerinde sıcaklık kaydedildiğini ortaya koyuyor. Aynı değerlendirmeler, kuraklık koşullarının yaygınlaştığını ve Avrupa’nın önemli bir bölümünde toprak nemi ve hidrolojik stresin belirgin şekilde arttığını gösteriyor. Özellikle 2025 yılı içinde Avrupa’nın yaklaşık yüzde 50’den fazlasının kuraklık koşullarından etkilendiği raporlanıyor. Küresel ısınmanın en sıcak etkilerini hisseden Akdeniz Havzası'ndaki Türkiye de bu dönüşümün merkezinde yer alıyor. Türkiye, kişi başına düşen kullanılabilir su miktarı göz önüne alındığında artık 'su stresi yaşayan' ülkeler arasında yer alıyor. Uzmanlar, acil önlem alınmazsa su fakiri olma riskiyle karşı karşıya kalacağı konusunda uyarıyor. Bu gelişmeler, ülkemizin de dahil olduğu şehirlerin suya erişim güvenliğini ve altyapı dayanıklılığını doğrudan etkileyen yeni bir “su stresi çağına” işaret ediyor.</p>

<p><strong>“Su kaynaklarının korunması geniş bir çerçeveden, stratejik olarak ele alınmalı”</strong></p>

<p>Ambalajlı Su Üreticileri Derneği (SUDER) Yönetim Kurulu Başkanı Yaşabey Kalebaşı konuyla ilgili açıklamasında suyun sadece bir içecek olarak değil, stratejik bir yaşam kaynağı olarak ele alınması gerektiğini vurgulayarak şunları söyledi: “İklim krizi artık bugünün meselesi. Su kaynaklarımız üzerindeki baskı her geçen yıl artıyor ve şehirlerimizin dayanıklılığı suyu nasıl yönettiğimize doğrudan bağlı hale geliyor. Ambalajlı su sektörü, kaynakların korunması, verimli kullanımın teşvik edilmesi ve suyun güvenli şekilde tüketiciye ulaştırılması açısından önemli bir sorumluluk üstleniyor. Su kaybının artmasına sebep olan tüketim yöntemleri, bu küresel stres döneminde yeniden düşünülmelidir. Türkiye ambalajlı su sektöründe faaliyet gösteren üreticiler, dünyada ve ülkemizde bulunan suyun miktarının ve kalitesinin korunmasının öneminin farkında olarak, sahip olduğumuz su varlığının gelecek nesillere aktarılması için kaynaklarını heba etmeden, en verimli şekilde kullanmaya özen göstermektedir.”</p>

<p><strong>“Üretim süreçlerimizde sıfır su kaybı prensibiyle çalışıyoruz”</strong></p>

<p>Kalebaşı açıklamasında “Derneğimize üye ambalajlı su üreticileri, yeraltı su kaynaklarını çevreleyen alanları da hassasiyetle korumakta, böylece suyun kaynağa ulaşmak için geçtiği doğal ekosistemlerin korunmasına yardımcı olmaktadırlar. Doğal su kaynaklarının kullanımında sürdürülebilir üretim adına kamu otoriteleri, üniversiteler ve yerel topluluklar ile kurulan işbirlikleri sadece kaynakların, biyoçeşitliliğin ve doğal yaşam ortamlarının korunmasını değil, aynı zamanda bölgenin sosyal ve ekonomik açıdan gelişimini de desteklemektedir. Üretim süreçlerimizde sıfır su kaybı prensibiyle çalışarak kaynaklarımızı koruyor, döngüsel ekonomiye katkı sunmak adına ambalajlarımızın yüzde 100 geri dönüştürülebilir malzemelerden üretilmesini sağlayarak, çevresel ayak izimizi sistematik olarak azaltıyoruz.” dedi.</p>

<p><strong>Ev tipi arıtma cihazlarında görünmeyen büyük su israfı</strong></p>

<p>Su kaynaklarının korunması ve israfın önlenmesi için tüketim teknolojilerinin bütüncül ve verimlilik odaklı değerlendirilmesi gerekiyor. İstanbul Üniversitesi Su Bilimleri Fakültesi’nden Prof. Dr. Meriç Albay’in yaptığı “Ev Tipi Su Arıtma Sistemlerinin Su Kalitesinin Değerlendirilmesi Araştırması” ev tipi arıtma cihazlarında, 1 litre arıtılmış içme suyu elde edebilmek için yaklaşık 5 litre ve üzeri su atık olarak israf ediliyor. Su stresinin giderek büyüdüğü ve şehirlerin su kaynakları üzerindeki baskının arttığı bu dönemde, bu düzeyde bir su kaybı, önemli bir verimlilik sorunu olarak öne çıkıyor.</p>

<p><strong>2040’ da 5,7 milyar insan su sıkıntısı yaşayacak</strong></p>

<p>Kuraklık artık yalnızca tarımsal üretimi etkileyen dönemsel bir risk değil, su güvenliğini doğrudan tehdit eden küresel bir kriz olarak öne çıkıyor. Dünyada ve ülkemizde son 20 yılda kuraklığın giderek artması, su kaynaklarının korunmasının ertelenemez bir öncelik olduğunu ortaya koyuyor. 2040 yılına gelindiğinde dünyada 5,7 milyar insanın su sıkıntısı yaşayabileceğinin tahmin edilmesi de suyun verimli kullanımının toplumsal ve ekonomik bir zorunluluk olduğunu gösteriyor. Ambalajlı Su Üreticileri Derneği (SUDER) Yönetim Kurulu Başkanı Yaşabey Kalebaşı’na göre bu tablo, yer altı ve yer üstü su kaynaklarının sürdürülebilir yönetimini, su kayıplarının azaltılmasını ve suyun verimli kullanımını koruyan uygulamaların yaygınlaştırılmasını her zamankinden daha kritik hale getiriyor.</p>

<p><strong>Yer altı su rezervlerinin azalması kentlerin dayanıklılığını zorluyor</strong></p>

<p>Şehirlerin su güvenliği suyun nasıl korunduğu, nasıl yönetildiği ve ne kadar verimli kullanıldığıyla tanımlanıyor. Yer altı su rezervlerinin azalması ve yüzey sularındaki dalgalanmalar, kentlerin uzun vadeli dayanıklılığını zorlarken; suyun her damlasının korunmasını stratejik bir zorunluluk haline getiriyor. Araştırmalar, Avrupa’nın 2025 yılında en kurak üç yıldan birini yaşadığını ve bazı dönemlerde kıtanın yaklaşık üçte birinde “şiddetli kuraklık” koşulları gözlendiğini ortaya koyuyor. Bu bulgular, su döngüsündeki bozulmanın geçici değil yapısal bir eğilim haline geldiğini gösteriyor. Kalebaşı, “Su stresi giderek derinleşirken, yer altı ve yer üstü su kaynaklarımızı korumak hepimizin ortak sorumluluğudur. Bugün atılacak her adım, gelecekte su güvenliğimizin en önemli güvencesi olacaktır. Bu nedenle tarım sanayi ve diğer tüketim alanlarında verimli su yönetimi uygulamalarının yaygınlaştırılması, su kayıplarının azaltılması ve doğal kaynakların sürdürülebilir şekilde yönetilmesi büyük önem taşıyor” dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNCEL HABER</category>
      <guid>https://www.sanayicidergisi.com.tr/yasabey-kalebasi-su-artik-stratejik-bir-kaynak</guid>
      <pubDate>Wed, 21 Oct 2026 17:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sanayicidergisicomtr.teimg.com/sanayicidergisi-com-tr/uploads/2026/10/suder-baskani.gif" type="image/jpeg" length="15026"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ÇOSB’den 22 Firma “En Büyük 1000 İhracatçı” Listesinde Yer Aldı]]></title>
      <link>https://www.sanayicidergisi.com.tr/cosbden-22-firma-en-buyuk-1000-ihracatci-listesinde-yer-aldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sanayicidergisi.com.tr/cosbden-22-firma-en-buyuk-1000-ihracatci-listesinde-yer-aldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sözdinler, "Elde edilen bu başarı firmalarımızın sürdürülebilir ve yenilikçi yatırımlarıyla modern sanayinin öncüsü olduğunu bir kez daha kanıtlamıştır. " dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) tarafından her yıl açıklanan ”En Büyük 1000 İhracatçı 2025” listesi yayınlandı. Çerkezköy Organize Sanayi Bölgesi’nden 22 firma listede yer aldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Çerkezköy Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu Başkanı Eyüp Sözdinler, listede yer alan firmaları kutlarken; “Elde edilen bu başarı; ÇOSB'nin sunduğu güçlü altyapının yanı sıra firmalarımızın dijital, sürdürülebilir ve yenilikçi yatırımlarıyla modern sanayinin öncüsü olduğunu bir kez daha kanıtlamıştır. Küresel pazarda rekabet eden sanayicilerimizin bu kararlı duruşu, ülkemizin ve milletimizin ekonomik kalkınmasına en somut katkıyı sunmaktadır. ÇOSB ve katılımcı firmalarımızın oluşturduğu bu yenilikçi ortak sinerji, önümüzdeki dönemlerde de listedeki varlığımızı artırarak sürdürecektir.” dedi</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>ÇOSB HABERLERİ</category>
      <guid>https://www.sanayicidergisi.com.tr/cosbden-22-firma-en-buyuk-1000-ihracatci-listesinde-yer-aldi</guid>
      <pubDate>Wed, 21 Oct 2026 17:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sanayicidergisicomtr.teimg.com/crop/1280x720/sanayicidergisi-com-tr/uploads/2026/10/gold-and-blue-elegant-style-graduation-commencement-exercises-program-presentation-1.jpg" type="image/jpeg" length="25664"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Başkan Sözdinler, İSO-500’e giren 17 firmayı tebrik etti!]]></title>
      <link>https://www.sanayicidergisi.com.tr/baskan-sozdinler-iso-500e-giren-17-firmayi-tebrik-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sanayicidergisi.com.tr/baskan-sozdinler-iso-500e-giren-17-firmayi-tebrik-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ÇOSB Başkanı Sözdinler, açıklanan bu sonuçların ülkemiz ve milletimiz için hayırlı olmasını temenni ettiğini belirtti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İstanbul Sanayi Odası (İSO) tarafından her yıl yayımlanan ve Türkiye sanayisinin nabzını tutan “Türkiye’nin En Büyük 500 Sanayi Kuruluşu-2025” araştırmasının sonuçları açıklandı. Çerkezköy Organize Sanayi Bölgesi (ÇOSB), listede yer alan 17 katılımcı firmasıyla Bölgenin sanayi gücünü bir kez daha kanıtladı.</p>

<p>Çerkezköy Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu Başkanı Eyüp Sözdinler, Türkiye’nin sanayi konusundaki en kapsamlı ve uzun soluklu bu çalışmasında yer almayı başaran 17 Bölge Firmasını tebrik etti. Sözdinler, açıklanan bu sonuçların ülkemiz ve milletimiz için hayırlı olmasını temenni ettiğini belirtti.</p>

<p>Yönetim Kurulu Başkanı Sözdinler açıklamasında şu ifadelere yer verdi: “Bölgemiz firmaları ile ekonomimizi; üretim, yatırım, istihdam, inovasyon, yeşil ve dijital dönüşüm ekseninde büyütmeye devam edeceğiz. Üretim, ihracat ve üretim üssü olan ÇOSB’yi gelecek yıllarda İSO ve TİM araştırmalarında daha fazla firmayla temsil etme gayretimizi sürdüreceğiz.”</p>

<p>Eyüp Sözdinler, bu vesileyle, başta bu listeye giren firmalar olmak üzere tüm katılımcı firmalara başarılı, sağlıklı ve bol kazançlı günler diledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="İso Çosb Fi̇rmalari" height="428" src="https://sanayicidergisicomtr.teimg.com/sanayicidergisi-com-tr/uploads/2026/10/iso-cosb-firmalari.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="760" /></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>ÇOSB HABERLERİ</category>
      <guid>https://www.sanayicidergisi.com.tr/baskan-sozdinler-iso-500e-giren-17-firmayi-tebrik-etti</guid>
      <pubDate>Wed, 21 Oct 2026 17:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sanayicidergisicomtr.teimg.com/sanayicidergisi-com-tr/uploads/2026/10/eyup-sozdinler-buyuk2.gif" type="image/jpeg" length="15861"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[“Tarladan sofraya el değmeden üretim yapıyoruz”]]></title>
      <link>https://www.sanayicidergisi.com.tr/tarladan-sofraya-el-degmeden-uretim-yapiyoruz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sanayicidergisi.com.tr/tarladan-sofraya-el-degmeden-uretim-yapiyoruz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Umeks Gıda Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Umur, "Temel prensibimiz toplu tüketim yerlerinde tüketicinin ekmeği ilk elden hijyenik olarak tüketmesidir." dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Çerkezköy OSB katılımcılarından Umeks Gıda’yı İçimizden Biri sayfalarımıza konuk aldık. Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Umur, şirketin yakın dönem faaliyetlerini bize ayrıntılarıyla anlattı.<br />
<br />
<strong>- Sayın Mehmet Umur, Çerkezköy Organize Sanayi Bölgesi’nin (ÇOSB) katılımcısı Umeks Gıda İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti.’yi bize tanıtır mısınız?</strong></p>

<p>- Umur ailesi ticari faaliyetlerine 1947 yılında rahmetli babamız Şükrü Umur ile başladı. İkinci jenerasyon, bizler unlu mamuller sektörüne 1989 yılında Bakırköy’de Umursan markasıyla perakende mağazalar açarak başladık.</p>

<p>2009 yılında UMEKS gıda olarak İstanbul Yenibosna’da bulunan tesisimizi Çerkezköy Organize Sanayi Bölgesi’ne taşıyarak ekmek ve unlu mamuller üretimi yatırımımızı sürdürüyoruz.</p>

<p>Tarladan sofraya el değmeden robotik hatlarda, robotlarla üretim yapmaktayız. Undano markasıyla yaklaşık 45 çeşit ürünü piyasaya sunduk. Bunların en önemlisi fabrika, toplu tüketim, hastane, okullar ve yemekhanelerde kullanılan tek kullanımlık ambalajlı roll ekmeğinden oluşuyor. Temel prensibimiz toplu tüketim yerlerinde tüketicinin ekmeği ilk elden hijyenik olarak tüketmesidir.</p>

<p><strong>ÜÇ VARDİYA ÇALIŞIYORUZ</strong></p>

<p><strong>- Üretim tesislerinizde ne tür üretimler var? Ürün yelpazeniz hakkında bilgi verir misiniz? </strong></p>

<p>- Fabrikamızda değişik gramajlarda tost ekmeği, tam buğdaylı, çavdar, kepekli, tahıllı, ekşi mayalı ekmekler üretmekteyiz. 7/24 esasına uygun olarak üç vardiya üretim yapmaktayız.</p>

<p><strong>ÜRETİM HATTIMIZDA ROBOT MAKİNALAR KULLANIYORUZ</strong></p>

<p><strong>- Son yıllarda ülkemizin ve tüm sanayi kuruluşlarının gündeminde olan sanayide dijitalleşme, nesnelerin interneti gibi dönüşümlerde Umeks Gıda İnş. San. Ve Tic. Ltd. Şti. hangi aşamadadır? </strong></p>

<p>- Fabrikamızda son teknolojik makine ve ekipmanlarla el değmeden üretim yapmaktayız. Üretim hattımızda robot makinalar kullanılmaktadır. Makinalarımızın otomasyon sistemleri internet bağlantısı ile programlanmakta ve takip edilmektedir.</p>

<p><strong>ELEKTRİĞİ KENDİMİZ ÜRETİYORUZ</strong></p>

<p><strong>- Sürdürülebilirlik ile ilgili çalışmalarınızdan bahseder misiniz? Ar-Ge çalışmalarınızı bize anlatır mısınız?</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>- Sürdürülebilirlik yaşam tarzımızdır. Tesisimizde sürekli teknoloji yakından takip edilerek dönemin şartlarına göre yenileme ve yatırımlar yapılmaktadır. Yeşil enerji ve sürdürülebilirlik anlayışıyla fabrika çatımıza yaptığımız GES yatırımı ile kendi elektrik enerjimizi üretmekteyiz.</p>

<p>AR-GE Laboratuvarımızda sağlıklı ve yeni ürünler geliştirmek için durmadan araştırmalar yapılıyor.</p>

<p><strong>ÜNİVERSİTELERLE ORTAKLAŞA PROJE ÜRETİYORUZ</strong></p>

<p><strong>- Bildiğiniz üzere, şirketlerde eğitimin çok önemi var. Ne gibi eğitim faaliyetleri yürütüyorsunuz? Üniversite sanayi iş birliği için üniversiteler ile birlikte yürüttüğünüz projeler var mı?</strong></p>

<p>- Eğitim konusunda hijyen ve sanitasyon konuları ile ilgili yetkin gıda mühendis ve teknikerlerimiz personelimize gerekli eğitimleri verilmektedir.</p>

<p>Fabrikamızda üniversite ve meslek liselerinde okuyan öğrenci kardeşlerimize dönemsel staj imkanı veriyoruz.</p>

<p>AR-GE Çalışmalarımızda üniversitelerin gıda bölümleri ile ortaklaşa proje üretip sektöre katma değerli yeni ürünler sunuyoruz.</p>

<p><strong>AİLE VAKFIMIZLA PROJELER HAYATA GEÇİRİYORUZ</strong></p>

<p><strong>- Hangi sosyal sorumluluk projelerini yürütüyorsunuz?</strong></p>

<p>- Kurmuş olduğumuz aile vakfımız üzerinden sosyal sorumluluk projelerini hayata geçiriyoruz. Ayrıca meslek liselerinde sektörümüzle ilgili atölye sınıfları çalışmaları devam ediyor.</p>

<p>İstanbul sanayi odasında meclis üyesi ve öğütülmüş tahıl ürünleri komite başkanı olarak görev yapmam hasebiyle sektörün sorunlarını yetkili bakanlık ve bürokrasiye iletmek suretiyle sektörümüze katkı sağlamaktayım.</p>

<p><strong>BİRÇOK KALİTE ÖDÜLÜ ALDIK</strong></p>

<p><strong>- İşletmenizin aldığı ödüllerden bize söz eder misiniz?</strong></p>

<p>- 2009 Yılında güvenilir gıda zirvesinde Gıda Kalite Ödülü,<br />
- 2011 Yılında Tüketici Kalite Ödülü,</p>

<p>- 2012 Yılında Güvenilir Marka Ödülü,</p>

<p>- 2013 Yılında Unlu Mamuller kategorisinde Güvenilir Marka Ödülü aldık.</p>

<p><strong>ÇOSB’DE BULUNMAKTAN MUTLUYUZ</strong></p>

<p><strong>- Çerkezköy Organize Sanayi Bölgesi hakkında bir şeyler söylemek ister misiniz?</strong></p>

<p>- Çerkezköy Organize Sanayi Bölgesinde bulunmaktan çok mutluyuz. Gerek yönetim kurulu başkanımız Eyüp Sözdinler, gerekse de OSB müdürümüz Fatma Çiğdem Baykal Hanımefendi ve ekibinin bizlere göstermiş olduğu desteklerden dolayı kendilerine teşekkür ediyorum.</p>

<p><strong>YÜRÜYÜŞÜ İHMAL ETMİYORUM</strong></p>

<p><strong>- Hobilerinizi öğrenebilir miyiz?</strong></p>

<p>Mutlaka her akşam yürüyüş yapmaya gayret ediyorum. Masa tenisini ve yüzmeyi seviyorum. Çok sayıda kitap okuyorum ve sık sık yeni yerlere seyahat ediyorum.</p>

<p></p>

<p><strong>MEHMET UMUR’UN ÖZGEÇMİŞİ</strong><br />
<br />
<!--[endif]-->1965 Doğumluyum. İşletme eğitimi sonrası aile şirketimizde iş hayatına başladım. 2020 Yılında grup şirketlerimizi Umur Holding çatısı altında topladık. Yönetim Kurulu Başkanı olarak görev yapmaktayım.</p>

<p>Bunun yanında değişik sivil toplum kuruluşlarında çalışmalarımı sürdürüyorum. İstanbul Sanayi Odası meclis üyesi ve komite başkanı, İSOV Vakfı mütevelli Heyet üyesi, TOBB Gıda Meclisi yönetim kurulu üyesi. Kastamonu Kalkınma Vakfı yönetim kurulu üyesi ve Bahçelievler Spor Kulübü Başkanvekili olarak da STK faaliyetlerine devam ediyorum.</p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>İÇİMİZDEN BİRİ</category>
      <guid>https://www.sanayicidergisi.com.tr/tarladan-sofraya-el-degmeden-uretim-yapiyoruz</guid>
      <pubDate>Wed, 21 Oct 2026 11:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sanayicidergisicomtr.teimg.com/sanayicidergisi-com-tr/uploads/2026/10/umeks-gida.gif" type="image/jpeg" length="58681"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA["Genç kuşağın sanayiden uzaklaşması gelecek için ciddi bir risk"]]></title>
      <link>https://www.sanayicidergisi.com.tr/genc-kusagin-sanayiden-uzaklasmasi-gelecek-icin-ciddi-bir-risk</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sanayicidergisi.com.tr/genc-kusagin-sanayiden-uzaklasmasi-gelecek-icin-ciddi-bir-risk" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[GYİAD Başkanı Başak Öğütken Çetinkaya’ya göre yeni kuşakların sanayiden uzaklaşarak başka sektörlere yönelmesi gelecek yıllar açısından ciddi bir risk taşıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Genç Yönetici ve İş İnsanları Derneği’nin (GYİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Başak Öğütken Çetinkaya ile ikinci veya üçüncü kuşak olarak dernek yönetiminde görev yapan genç kuşağın Türkiye ve dünya ekonomisine nasıl baktığını, neleri önemsediklerini konuştuk.</p>

<p><strong>- Sayın Başak Öğütken Çetinkaya, genç kuşaklar şu anda görev başındalar ama yarın bütün sistemi onlar yönetecek, onlar üretecek. Gerçekten önemli. Derneğinizin kaç üyesi var?</strong></p>

<p>Derneğimizin 300’e yakın aktif üyesi var. Fahri üyelerle birlikte 500 civarında üyemiz bulunuyor.</p>

<p><strong>“YAPAY ZEKÂ HENÜZ ŞİRKETLERE YETERİNCE ENTEGRE EDİLMEDİ”</strong></p>

<p><strong>- İsterseniz önce yüzlerce genç yönetici ve iş insanının yapay zekâ konusunda neler düşündüğüyle başlayalım.</strong></p>

<p>- Arkadaşlarımız artık yapay zekâ teknolojisinin ve bu gerçekliğin içinde büyüyor, gelişiyorlar. Dolayısıyla yapay zekâ onlar için kullanılması ve hayatın içine entegre edilmesi gereken bir gerçek.</p>

<p>Ancak biz yakın zamanda İstanbul Ekonomi Araştırma Enstitüsü ile birlikte bir araştırma yaptık. Araştırmanın sonuçlarında şöyle bir tablo gördük.</p>

<p>Yapay zekâ araştırmasını iş yerlerinde yaptık. Katılımcıların bir kısmı genç, bir kısmı da genç sayabileceğimiz yaşlarda. Biliyorsunuz, OECD’ye göre gençlik 25 ile 52 yaş arasını kapsıyor. İş yerlerinde yapay zekânın kullanımı yeteri kadar yukarı çıkmış değil. Kullananlar da maalesef daha çok araştırma veya sohbet amaçlı kullanıyor. Şirketlerin süreçlerine henüz tam anlamıyla entegre edilmiş durumda değil.</p>

<p>Dolayısıyla gençler kendilerini bu alanda yetiştirmenin ve yapay zekâyı iş süreçlerine entegre etmenin arayışı içindeler.</p>

<p>Biz konuştuğumuz kadar yapay zekâyı kullanmıyoruz şu anda. Çok konuşuyoruz, her tarafta paneller düzenleniyor, sohbetlerde yapay zekânın adı geçiyor ama iş hayatına o kadar intikal etmiş değil. Kararlarda vesairede yapay zekânın hükmü henüz çok fazla yok, anladığım kadarıyla. Bizim araştırmamız da bunu gösteriyor.</p>

<p><strong>“KONUŞMAK YERİNE YAPAY ZEKÂYI KENDİ İÇİMİZE ENTEGRE ETMEK İSTİYORUZ”</strong></p>

<p></p>

<p>Biz bu dönemde Genç Yönetici ve İş İnsanları Derneği yönetimine geldiğimizde arkadaşlara, “Sorumluluk alıyor, harekete geçiyoruz” dedik. Buradaki birinci mottomuz, açıkçası artık konuşmak yerine bu yapay zekâyı kendi içimize ve üyelerimize nasıl entegre edebileceğimizi enine boyuna tartışmaktı.</p>

<p>Bütün projelerimizi bunun etrafında şekillendirdik. Öncelikle bir girişimcilik asistanı yaptık. GYİAD girişimcilik asistanını üniversitelere entegre ettik.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bizim bir GYİAD Akademimiz var. 15 yılda 12 bin öğrenciye hitap etti. Kendi üyelerimizi oraya ders anlatmak, daha doğrusu kendi sektörlerini anlatmak için götürüyoruz.</p>

<p>Burada öğrencilere artık Türk tipi girişimciliğin nasıl kurulacağını; bir Türk tipi girişimcilik içerisinde şirketin nasıl kurulacağını, iş planının nasıl hazırlanacağını ve şirketin nasıl yönetileceğini anlattığımız kapalı devre bir sistem oluşturduk.</p>

<p><strong>“Yapay zekâyla ilgili bir kitap çıkardık”</strong></p>

<p>Yapay zekâyı şirketlerinin içerisine entegre etmiş 12 firmamızın, üyemizin hikâyelerini bu kitaba aktardık. Başarılı hikâyeler, başarısız hikâyeler... Çünkü yapay zekânın entegrasyonu her zaman çok iyi gidecek diye bir durum yok.</p>

<p>Bazen çok zorlu olabilir, bazen çok maliyetli olabilir. Ama günün sonunda bu işle başarıya ulaşıyor ya da ulaşmıyorsa, bunun nedenlerini göstermek istiyoruz.</p>

<p>Ve en son olarak da bir araştırma raporu hazırladık.</p>

<p>Bu araştırma raporunun adı “Yapay Zekâ Dönemi’nde Yükselen Nitelikler.” Hangi nitelikler bu dönemde yükseliyor? Çünkü herkesin bir korkusu var: Yapay zekâ bizim işimizi elimizden mi alacak, işler nereye gidiyor? Biz bunları incelemek istedik. Dolayısıyla bununla ilgili bir araştırma raporu hazırladık. Bu dönemde biz GYİAD olarak yapay zekâyla ilişkimizi bu şekilde güçlendirdik.</p>

<p><strong>“YAPAY ZEKÂ BİZİ DAHA NİTELİKLİ İŞLERE YÖNELTECEK”</strong></p>

<p><strong>- Hazır yapay zekâya girmişken sizin kendi mesleğinizden de mali müşavirlikten söz edelim. Yapay zekâ ile çok yakından ilgili bir alan. Mali müşavirliğin de tehdit altında olduğu, defter tutmaktan pek çok işe kadar her şeyi yapay zekânın gerçekleştireceği ve mali müşavirlerin işsiz kalacağı söyleniyor. Siz nasıl bakıyorsunuz?</strong></p>

<p>- Ben bunun doğrudan böyle olduğunu düşünmüyorum. Yapay zekâ bize nerede yardımcı oluyor? Otomasyon işlerimizi hızlandırıyor. İş gücümüzü ve zihinsel kapasitemizi daha çok müşavirliğe yönlendiriyor aslında.</p>

<p>Şimdi biz standart olarak fatura işleme, giderleri doğru kaydettik mi diye kontrol etme gibi mekanizmalarımızı yapay zekâ ile gerçekleştirebiliyoruz. Veya ben bir mevzuatı yapay zekâya danışabiliyorum.</p>

<p>Ama burada bizim “yaratıcı muhasebe” dediğimiz bir kısım var aslında. Mevcut mevzuatlar içerisinde vergi optimizasyonunu nasıl yapacağınızı yapay zekâ şekillendirip size vermiyor. Bunu sizin düşünüp daha farklı bir dile çevirerek kendi yaratıcı çalışmanızın içerisine koymanız gereken durumlar oluyor.</p>

<p>Dolayısıyla evet, belki standart olan bazı işlerimizi yapay zekâ yapacak. Ama bu bizi, bence, daha çok müşavir olarak kendi mesleğimizi gerçekten icra edebileceğimiz alanlara yönlendirecek.</p>

<p></p>

<p>Çünkü zaten angaryadan kendi işinizi yapamadığınız bir düzen var. Daha yönlendirici, geleceğe yönelik adımlar atması için kuruluşlara fikir verici bir boyuta doğru geçilecek.</p>

<p>Yurt dışında da mali müşavirlik unvanına sahip olan kişilerin asıl işi, önlerine bir bilanço geldiğinde o firmayı değerlendirmek ve o bilançoyu nasıl daha farklı hâle getirebileceklerini araştırmaktır. Bilançonun mevcut durumda hangi oranları sunduğuna, firmanın ne söylediğine, neyi izah ettiğine bakarlar.</p>

<p>Ama bizim günümüzdeki işe bakarsak; KDV’yi verdiniz mi, muhtasarı verdiniz mi, aylık bankalar işlendi mi? Müşavirlerin aslında bilançoyu derleyip toparlayıp analiz etmeleri gerekiyor.</p>

<p><strong>“GENÇ KUŞAK SANAYİDEN UZAKLAŞIYOR”</strong></p>

<p><strong>- Sizin mesleğinizi de değerlendirmiş olduk. Şunu merak ediyoruz: Üretim çok önemli. Türkiye dünyanın önemli üretim üslerinden biri. Bu bölgenin de en önemli üretim merkezlerinden biri. Üretim deyince de akla sanayi geliyor. Biz ikinci ve üçüncü kuşak eski fabrikaların yerine AVM’ler, iş merkezleri, rezidanslar yapıldığını görüyoruz. Acaba yeni kuşaklar, sizin üyeleriniz sanayiciliği babaları kadar, dedeleri kadar sevmiyorlar mı? Ya da sevmeleri için bir şeyler yapmak mı gerekir?</strong></p>

<p>- Evet. Sizin tespit ettiğiniz gibi, aynen dediğiniz bir durum var. İkinci ve üçüncü kuşak sanayici arkadaşlarımızın birçoğu, tabii ki iş hayatını zorlayan koşullardan dolayı, mevcut fabrikalarını mümkünse soğuk hava depolarına kiralamayı düşünüyorlar. OSB’lerin dışındaki arazilerini başka türlü gayrimenkullere dönüştürmek istiyorlar. Ellerinden gelse OSB’lerdekileri de... Onların kuralları ve koşulları olduğu için oralar çok zor geliyor. Ancak tabii ki maalesef böyle bir eğilim var.</p>

<p>Ben özellikle bir mali müşavir olarak şunu da görüyorum: Gelen gençlerin açtığı defterlerden şu izlenime de sahip oluyorum. Gelenlerin birçoğu ya bir fintech projesi yapma, fintech projesi kurma, bir kripto platformu oluşturma ya da e-ticaret platformu oluşturma amacındalar.</p>

<p>Ağırlıklı olarak dijital işlere, teknoloji işlerine ve sanayi haricindeki; akıllı üretim, akıllı fabrika dışındaki teknolojik işlere yöneliyorlar.</p>

<p>Dolayısıyla bunu açıkçası bu dönem büyük bir sıkıntı olarak gördük. Çünkü önümüzdeki 20 yıl sonra baktığımızda, bugünkü sanayici arkadaşlarımız da sahneden çıkarsa başka büyük bir problemle karşılaşıyor olacağız.</p>

<p><strong>“GENÇ SANAYİCİYE BİR YOL HARİTASI ÇİZMELİYİZ”</strong></p>

<p>Dolayısıyla biz bu dönem şöyle bir çalışma yapmaya başladık. İçimizde bir Sanayi Kurulu oluşturduk. Geçen hafta da bakanımızı bu konuyla ilgili ziyaret ettik.</p>

<p>Bizim talebimiz, daha doğrusu yapmak istediğimiz konu şu: Özellikle Anadolu’daki ve İstanbul’daki genç sanayici arkadaşlarımızı, genç kuşakları toplayalım. Onlara bir yol haritası çizelim. Mevcut ürünlerini nasıl akıllı ürüne çevirebilirler veya yeni nasıl bir akıllı ürün yapabilirler? Bununla ilgili akademi, bürokrasi ve iş dünyası olarak bir yol haritası çizelim.</p>

<p>Zaten mevcut birçok teşvik ve kullanılabilecek finansmana erişim modeli var. Bunları buraya nasıl entegre edebiliriz? Bir yol haritasını bunun içine koyalım. Daha sonra herkesi toplayarak bir kongre ile biz genç kuşağa bunu izah edelim, anlatalım. Kendi uygulamalarına yardımcı olalım. Bir yol gösterelim, bir yön çizelim.</p>

<p>Çünkü biz GYİAD olarak Anadolu’ya da gidiyoruz. Anadolu’daki illeri geziyoruz. Kendimize eşdeğer genç iş insanları derneklerini ziyaret ediyoruz, ticaret ve sanayi odalarını ziyaret ediyoruz.</p>

<p>Ve her yerde aynı şey konuşuluyor.</p>

<p>Dolayısıyla bunu da görünce, “O zaman bu dönüşümü birilerinin başlatması lazım. Gençlerin arasında gençlerden biri de biz olalım” dedik.</p>

<p><strong>GENÇLER TOBB VE TİM’DE AKTİF, ODALARDA DAHA SINIRLI</strong></p>

<p><strong>- Önümüzde ticaret odalarının, ticaret ve sanayi odalarının ve ticaret borsalarının seçimleri var. Gençler nasıl bakıyorlar bu seçimlere? İlgililer mi? Sizin üyelerinizden aday olmak isteyenler, komitelerde çalışmak isteyenler var mı? Bunlar çok önemli yerler. Odalar, Türkiye ekonomisinin geleceğinin belirlendiği yerler. Gençler buralarda aktif olmak istiyorlar mı?</strong></p>

<p>Şöyle, TOBB ve TİM’de açıkçası aktifler. Ancak ticaret odalarının spesifik olarak görevli kuruluşlarında çalışan çok fazla genç üyemiz yok. İstanbul için konuşuyorum. Komitelerde çok çalışan genç üyemiz yok.</p>

<p>TOBB’un Genç Girişimciler Kurulu var, orada çalışıyorlar.</p>

<p>Ama biz bugüne kadar hiçbir üyemizin diğer dernek ve kuruluşlardaki hareketleriyle ilgili yorum yapamıyoruz. Ancak içimizde, evet, TİM ve TOBB’da görev alan arkadaşlarımız var.</p>

<p><strong>“FASON ÜRETİMDEN ÇIKIP KENDİ MARKALARIMIZI YARATMALIYIZ”</strong></p>

<p><strong>- Dünyanın çok iyi bildiği markalarımız çok az. Tekstilden diğer sektörlere kadar daha çok markanın oluşması gerekiyor. Daha fazla markanın oluşması, katma değerli ihracatı beraberinde getiriyor. Zenginleşmeyi de beraberinde getiriyor. Sizin üyelerinizin, gençlerin markalaşmayla ilgili böyle bir hedefi var mı? Fason üretim bizim için tek çıkış yolu değil. Çünkü fason üretimde dışa bağımlılık var. Bugün iş verip yarın başka yere verebiliyor işi.</strong></p>

<p>- Biz fason olarak maalesef başkalarına bağımlı yaşamaya devam edeceğiz. Asıl hedefimiz, kendi markalarımızı yaratıp piyasaya onları sürmek olmalı.</p>

<p>Ama tabii ki ondan önce şu an piyasanın biraz daha ağırlık verdiği şey kendi nakit akışlarını organize etmek. Dolayısıyla markalaşma biraz daha geride kalıyor.</p>

<p><strong>SANAYİCİNİN EN BÜYÜK BEKLENTİSİ: FİNANSMANA ERİŞİM</strong></p>

<p>Piyasa deyince aklıma geldi. Tabii ki genel olarak herkesin yaşadığı finansmana erişim meselesi var. Yeni atılımlar ve yeni yatırımlar yapabilmek için herkesin konuştuğu ama çözülmesini beklediği bir konu.</p>

<p>Yeni Orta Vadeli Program’la inşallah bu konuda adım atılması bekleniyor. Finansmana erişim, sizin de tahmin edeceğiniz gibi, en büyük sorunlardan biri.</p>

<p>Evet, piyasanın şu an en büyük beklentisi nakit akışındaki darlığın aşılması. Kendi açısından en çok onun çözülmesini bekliyor. Bunun da tabii ki en başındaki nokta finansmana erişim. Finansmana erişimde mevcut kredilerin onaylanıp çıkması önemli. Bununla ilgili herkesin büyük bir beklentisi var.</p>

<p>Tabii şu an sıkı para politikası uygulanıyor, enflasyon düşürülmek isteniyor. Bu dönem içerisinde doğal olarak tüketim aşağı çekilmeye çalışılıyor.</p>

<p></p>

<p><strong>“VERGİ YAPILANDIRMALARINDA FAİZLER DAHA DÜŞÜK OLMALI”</strong></p>

<p><strong>- Bunlar uzun süredir uygulanan ekonomi politikaları. Yeni bir yol haritasının çizileceği bugünlerde bu politikalara yönelik yumuşatılmasını ya da değiştirilmesini istediğiniz noktalar var mı?</strong></p>

<p>Bizim tabii her yerde dillendirdiğimiz bir konumuz var. Yapılan vergi yapılandırmalarında çıkan faizlerin en azından biraz daha aşağı çekilmesi gerektiğini düşünüyoruz.</p>

<p>Aslında kararname çıktı ve yapılandırmalar başladı ama maalesef başvurular istediğimiz gibi gelmiyor. Ben bir müşavir olarak bunu kendi portföyüm içerisinde de görebiliyorum. Çünkü faizin üzerinden faiz alındığı zaman açıkçası maliyet çok yüksek hâle geliyor.</p>

<p>Belki ikinci bir yapılandırma daha sonra çıkarsa diye bekliyoruz. Yeni bir yapılandırmada en azından bu konunun dikkate alınmasını çok önemsiyoruz.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>SÖYLEŞİ</category>
      <guid>https://www.sanayicidergisi.com.tr/genc-kusagin-sanayiden-uzaklasmasi-gelecek-icin-ciddi-bir-risk</guid>
      <pubDate>Wed, 21 Oct 2026 11:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sanayicidergisicomtr.teimg.com/sanayicidergisi-com-tr/uploads/2026/10/gyiad-baskani.gif" type="image/jpeg" length="66620"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[“Türkiye’nin sanayiden vazgeçebilmesi mümkün değil”]]></title>
      <link>https://www.sanayicidergisi.com.tr/turkiyenin-sanayiden-vazgecebilmesi-mumkun-degil</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sanayicidergisi.com.tr/turkiyenin-sanayiden-vazgecebilmesi-mumkun-degil" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Prof. Burak Arzova, “Türkiye'de ihracatın büyük oranda imalat sanayi tarafından karşılandığı düşünüldüğünde, sanayiden vazgeçebilmesi mümkün değil.” dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>“Türkiye’nin sanayiden vazgeçebilmesi mümkün değil”</strong></p>

<p></p>

<p></p>

<p><strong>- Prof. Arzova, “Türkiye'de sanayi oldukça zor durumda. İhracatın büyük oranda imalat sanayi tarafından karşılandığı düşünüldüğünde, Türkiye’nin sanayiden vazgeçebilmesi ya da sanayiyi ikinci plana atabilmesi mümkün değil. Çünkü bir taraftan Türkiye hem gelişmekte olan bir ülke hem de ihracat yoluyla büyümeyi kendine hedef olarak seçmiş bir ülke.” dedi. </strong></p>

<p></p>

<p><strong>“- Çin hem yüksek teknoloji üretiyor hem de bu ürettiği yüksek teknolojiyi sanayiyle birleştirerek çok ciddi bir maliyet avantajı elde ediyor. Dolayısıyla dünyadaki herhangi bir ülkenin, ki Türkiye de buna dahil, maliyet yönünden Çin'le rekabet edebilmesi çok mümkün değil.”</strong></p>

<p></p>

<p></p>

<p>Sanayi kuruluşlarının temsilcilerinin giderek daha yüksek sesle anlatmaya, duyurmaya çalıştığı şikayetler akademi dünyasından da destek buluyor. Türkiye sanayisinin çeşitli sorunları hakkında sık sık yazılar kaleme alan Marmara Üniversitesi İşletme Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Burak Arzova ile sanayi sektörünü konu alan söyleşi yaptık.<br />
<br />
<!--[endif]--></p>

<p><strong>- Burak hocam, Türkiye sanayisi bugün sizce hangi noktada? Sanayi üretimi, kapasite kullanımı, ihracat, yatırım ve istihdam göstergelerini birlikte değerlendirdiğinizde nasıl bir tablo ortaya çıkıyor?</strong></p>

<p></p>

<p>-Türkiye sanayi bugün özellikle büyüme anlamında baktığımızda yüzde yirminin altında gerilemiş durumda. Özellikle sanayi yüzde on sekizde ama imalat sanayi yüzde on altıya kadar gerilemiş durumda. Yani oldukça zor bir durumda sanayi. Bu anlamda baktığımızda Türkiye'de ihracatın büyük kesiminin imalat sanayi tarafından karşılandığı düşünüldüğünde, bu oran yaklaşık yüzde 94,5 civarında. Türkiye'nin sanayiden vazgeçebilmesi ya da sanayiyi ikinci plan atabilmesi mümkün değil. Çünkü bir taraftan Türkiye hem gelişmekte olan bir ülke hem de ihracat yoluyla büyümeyi kendine hedef olarak seçmiş bir ülke.</p>

<p></p>

<p>Bu nedenle, sanayi, özellikle hem ihracata katkısı yönüyle hem de istihdamın büyük yükünü alması anlamında son derece önemli. Kapasite kullanımı tabii ayrı bir konu ve mevsimsellik etkisinden de çokça etkilenen bir durumda. Ama genel olarak baktığımızda özellikle Türk imalat sanayinin içinde bulunduğu sorunlar çok ciddi ve büyük bir çeşitlilik gösteriyor.</p>

<p></p>

<p><strong>İŞÇİLİK MALİYETİ VE HAMMADDE FİYATLARINDAKİ ARTIŞ</strong></p>

<p></p>

<p><strong>- Son dönemde sanayicilerin en fazla dile getirdiği sorunlar arasında yüksek finansman maliyetleri, enerji ve işçilik giderleri, kur baskısı ve zayıflayan iç talep öne çıkıyor. Sizce bugün sanayicinin önündeki en büyük sorunlar nedir?</strong></p>

<p></p>

<p>- Sektörlerden sektörlere göre de farklılıklar var. Burada emek yoğun sektörlerin özellikle son dönemde maliyetlerinin çok arttığını görüyoruz. İşçilik maliyetlerinin çok yoğun olduğunu, bir taraftan dünyada hammadde fiyatlarının artmasıyla beraber hammadde maliyetlerinin de arttığını ve bunun da imalat sanayinin özellikle küresel ölçekte rekabet edebilmesinin önündeki en büyük engellerden biri olduğunu söyleyebiliriz.</p>

<p></p>

<p>Bir taraftan dediğim gibi içerideki maliyet artışları yani işçilik maliyetlerindeki yükseliş, özellikle enerji maliyetlerindeki yüksek maliyetler emek yoğun sektörlerde dünya ölçeğinde baktığımızda, Türkiye'yi gerçekten rekabet ettiğimiz ülkeler anlamında diğer ülkelerle kıyaslandığında yüksek bir maliyete taşıyor. Bütün bunların hepsi rekabet edebilme olanağını ortadan kaldıran unsurlar. Bence finansman, yüksek finansman maliyetlerinden daha ziyade enerji ve işçilik maliyetleri en önemli maliyet unsurları.</p>

<p></p>

<p><strong>KURUN DÜZEYİ ÖNEMLİ AMA EN ÖNEMLİSİ YÜKSEK MALİYETLER</strong></p>

<p></p>

<p><strong>- Hocam, kurun düşük düzeyi tüm sanayicilerin ortak şikayeti…<br />
<!--[if !supportLineBreakNewLine]--><br />
<!--[endif]--></strong></p>

<p>Tabii burada kurdan doğan bir etki de var. Ama sadece kura bakarak ya da kur üzerinden ihracatı çeşitlendirmek de çok mümkün değil. Kur elbette büyük bir etken ama sadece tek başına kuru özellikle ihracatın arttırılması için bir lokomotif ya da tek başına bir etken olarak öne almak doğru değil bence. Burada en önemli problemler bir kere yüksek maliyetler ve bu maliyetlerin temelinde de Türkiye'nin son dönemlerde özellikle son üç dört yıldır yaşamış olduğu yüksek enflasyon var ve bu enflasyonun getirmiş olduğu özellikle iç pazardaki alım gücünün zayıflaması bu alım gücünün zayıflamasıyla beraber ihracatçı firmaların yüksek maliyetler nedeniyle yurt dışında rekabet edebilirliklerin ortadan kalkmasıdır. Sonuçta, içeriye de mal satmakta zorlanmaları çok ciddi anlamda imalat sanayinin önündeki en büyük engeller olarak duruyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><br />
<strong>SANAYİMİZDE CİDDİ BİR VERİMLİLİK SORUNU VAR</strong></p>

<p></p>

<p><strong>- Türkiye ekonomisinde sanayinin milli gelir içindeki ağırlığı ve ekonominin büyüme modeli açısından geldiğimiz noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz? Türkiye gerçekten bir sanayisizleşme riskiyle karşı karşıya mı?<br />
<!--[if !supportLineBreakNewLine]--><br />
<!--[endif]--></strong></p>

<p>- Aslında sanayinin zayıflaması derken, biz sadece fabrikaların kapanmasını kastetmiyoruz. Tabi üretimin düşük kapasiteyle kalması, rekabet edebilirlikten uzak bir yapının oluşması, özellikle katma değer yapan yaratan alanlara yatırımın azalması da sanayi işleyişinin önündeki temel unsurlar olarak gözüküyor. Sonuçta rekabet edebilirlik ortadan kalktığında, şirketler hem küresel ölçekte rekabet edebilirlikleri olmadığı zaman, hem de içeride birbirleriyle rekabet etmedikleri zaman, yeni bir yatırıma ihtiyaç duymayabiliyorlar.</p>

<p></p>

<p>Bu bir problem. Diğer taraftan da en büyük problemlerden bir tanesi, Türkiye özeline de baktığımızda, şirketlerin elde ettikleri bu kredileri ya da yatırım sermayesini bir şekilde verimliğe dönüştürememeleri. Yani çok ciddi bir verimlilik sorunu var.</p>

<p></p>

<p>Faktör verimliliği konusunda, özellikle Türkiye'de belirli sektörlerde ciddi kayıplar var. Ama mesela savunma sanayi gibi ya da işte optik gibi, kimya gibi sektörler, faktör verimliliğinin daha yüksek olduğu sektörler. Buralarda ise bir temel politika yok. Savunma sanayinde bunu uzun dönemdir görüyoruz.</p>

<p></p>

<p>Bir desteklenen bir savunma sanayi var ve burada da çok ciddi işler yapılıyor. Ama özellikle katma değerli üretim dediğimizde ve yüksek teknoloji ürünler dediğimiz sadece savunma sanayiden oluşmuyor. Kimya sanayi, ilaç sanayi gibi sektörler özellikle yüksek teknoloji üreten sektörler oldukları için ve stratejik anlamda da önem taşıdıkları için çok önemli.</p>

<p></p>

<p><strong>SAVUNMA SANAYİİNDE TALEP SÜREKLİ OLMUYOR</strong></p>

<p></p>

<p>Fakat biz sadece yüksek teknolojiyi savunma sanayi üzerinden gördüğümüzde, bu sefer sadece belirli bir alanda gerçekleşen yatırımları ya da belirli bir alandaki büyümeyi görebiliyoruz. Bu da sürekli olmuyor. Çünkü savunma sanayi gibi alanlarda sürekli bir talep olmadığını görebiliyoruz.</p>

<p></p>

<p>Belirli dönemsel etkilerle ya da coğrafi etkilerle artan bir talep ortaya çıkabiliyor. O nedenle aslında bizim sürdürülebilir bir talebe ihtiyacımızın olduğu noktalar yüksek teknolojinin diğer alanları da olması gerekiyor. Bunlar da temelde işte optik gibi ya da kimya gibi ya da daha da önemlisi ve stratejik anlamda çok daha önemli olan ilaç sanayi gibi sektörlerde Türkiye'nin ciddi anlamda yatırım yapması ve buralarda büyümesi gerektiğini ben kendi adıma düşünüyorum.</p>

<p></p>

<p><strong>KREDİLER İŞLETME SERMAYESİNE YÖNELİK ALINIYOR</strong></p>

<p></p>

<p><strong>- Yüksek faiz ortamının sanayi yatırımları üzerindeki etkisini nasıl görüyorsunuz? Bugün bir sanayicinin yeni bir fabrika, makine parkı veya Ar-Ge yatırımı yapmasını ekonomik açıdan rasyonel kılmak mümkün mü? </strong></p>

<p></p>

<p>- Faizler elbette çok yüksek ama Türkiye'de özellikle sanayinin yapısına baktığımızda bizim genel ülkemizin sanayisi ya da iş yapabildiği anlamında elde edilen kredilerin yatırıma ya da kapasitesi arttırmaya yönelik olmaktan daha ziyade işletme sermayesine yönelik olan krediler olduğunu görüyoruz. Yani işletmelerimiz çok uzun zamandan bu yana yabancı sermayeyle yani banka sermayesiyle çalışmaya alıştıkları için ve şirket sahibi ortakları öz sermaye koymak yerine banka kredisi üzerinden çalışmaya teşvik ettikleri için ve bu da yatırıma dönüşebilecek olan üretim arttırıcı, kapasite arttırıcı ya da makine parkını genişletici yatırımlardan ziyade işletme sermayesi temini yönündeki bir kredilendirmeyi seçiyor bizim firmalarımız. Bu da gelişmenin yolundaki en büyük etkenlerden bir tanesi.</p>

<p></p>

<p>Bir de geçmişte verilen ucuz faizli kredilerin belirli sektörlerde ve belirli alanlarda çok da iyi kullanılmadığını gördük. Özellikle şirket sahiplerinin bu kredileri aldıktan sonra bunları yat, kot ve tekne, arabaya dönüştürdüklerini ve bunları bir şekilde makine parkını yenilemek, rekabet edebilirliği arttırmak, verimliği arttırmak amaçlı yatırımlara yönlendirmediğini gördük. Dolayısıyla hem ahlaki bir problem var sanayinin kendi içerisinde hem de diğer taraftan genel olarak baktığımızda Türkiye'de özellikle bu sermayenin bir yatırım sermayesinden daha çok işletme sermayesi olarak kullanıldığı bir durumun içerisindeyiz.</p>

<p></p>

<p>Çünkü şirketler büyük oranda çok ciddi şekilde borçlu ve borcu döndürmekte zorlanıyorlar aslında. Bu yapının da bir şekilde kırılması gerektiğini düşünüyorum.</p>

<p></p>

<p><strong>ÇİN’İN BÜYÜK BİR MALİYET AVANTAJI VAR</strong></p>

<p></p>

<p><strong>- Türkiye’nin özellikle Uzak Doğu, Çin ve diğer düşük maliyetli üreticiler karşısındaki rekabet gücü giderek zorlanıyor. Türk sanayisinin maliyet rekabeti mi, verimlilik rekabeti mi, teknoloji rekabeti mi üzerinden bir çıkış araması gerekiyor? </strong></p>

<p></p>

<p>Çin konusu başlı başına bir problem. Sadece Türkiye için değil diğer bütün ülkeler için de problem. Zaten Amerikan Başkanı Trump'ın en başından beri söylemeye çalıştığı buydu.</p>

<p></p>

<p>Çin şunu yapmayı çok önemli bir şekilde başardı. Hem yüksek teknoloji üretiyor hem de bu ürettiği yüksek teknolojiyi sanayiyle birleştirerek çok ciddi bir maliyet avantajı elde ediyor. Dolayısıyla dünyadaki herhangi bir ülkenin ki Türkiye de buna dahil, maliyet yönünden Çin'le rekabet edebilmesi çok mümkün değil.</p>

<p></p>

<p>Çin'in adil ve dürüst bir ticaret yapmadığını dikkate almalıyız. Buradan neyi kastettiğimi anlatma çalışayım. Örneğin işte Avrupa'da herhangi bir üretimin gerçekleşebilmesi için belirli taban ücretlerinin işçilere ödenmesi gerekiyor. İşçileri her tür koşullarda çalıştıramıyorsunuz. Belirli koşulların yerine getirilmesi, özellikle sağlığa yönelik ve diğer bütün yaşama dair önlemlerin alınması gerekiyor.</p>

<p></p>

<p>Çin, bunların tümünü göz ardı ederek hem düşük ücretlerle hem de işçi haklarını gözetmeyerek hem de sendikalaşmanın önüne geçerek aslında hem ücretleri belirli bir seviyede ama işçi haklarını da minimum seviyelerde tutarak belli bir rekabet elde etme yoluna gitmişti geçmişte. Şimdi bunu da dönüştürerek, özellikle teknoloji üretiminde kullanarak hem yapay zekayı hem bir taraftan makineleşmeyi hem üretim teknolojilerinde farklı bir üretim modelleri uygulayarak fabrikalarını çok daha düşük maliyetle ve yüksek verimlilikle çalıştırarak dünya genelinde büyük bir maliyet avantajı etmiş durumda. Bunu şu an için herhangi bir başka ülkenin ortadan kaldırabilmesi mümkün değil.</p>

<p></p>

<p><strong>“ÇİN DÜŞÜK MALİYETLİ ÜRETİM YAPIYOR”</strong></p>

<p></p>

<p>Çünkü hem yüksek miktarda üretiyor, hem çok çeşitli üretiyor, hem de çok düşük maliyetli üretiyor. O nedenle burada bizim belirli niş alanlara dalıp o alanlarda özellikle verimlilik arttıran ya da verimlilik getiren bir üretim modeliyle beraber üretimi gerçekleştirmemiz gerekiyor. Bunu bir belki temel ülke politikası haline de dönüştürüp belirli alanlarda Türkiye'nin daha fazla yatırım yapabileceği, yüksek verimlilik sağlayabileceği ve bu verimlilik avantajını da aynı zamanda bir maliyet avantajına dönüştürebileceği bir yapıyı kurması gerekiyor.</p>

<p></p>

<p>Bu da bir planlama süreciyle ortaya çıkabilecek olan bir durum.</p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>SÖYLEŞİ</category>
      <guid>https://www.sanayicidergisi.com.tr/turkiyenin-sanayiden-vazgecebilmesi-mumkun-degil</guid>
      <pubDate>Wed, 21 Oct 2026 11:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sanayicidergisicomtr.teimg.com/sanayicidergisi-com-tr/uploads/2026/10/burak-arzova.gif" type="image/jpeg" length="47247"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Özel yağlayıcıda küresel deneyim, yerel güç]]></title>
      <link>https://www.sanayicidergisi.com.tr/ozel-yaglayicida-kuresel-deneyim-yerel-guc</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sanayicidergisi.com.tr/ozel-yaglayicida-kuresel-deneyim-yerel-guc" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Deniz Esmer, “Klüber Lubrication, yağlar, gresler, pastalar, kaplamalar ve korozyon koruyucular gibi geniş bir özel yağlayıcı portföyüne sahiptir.” dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Yaklaşık bir asırlık küresel bilgi birikimini Türkiye'deki üretim ve teknik hizmet ağıyla buluşturan Klüber Lubrication Türkiye, enerji verimliliği, ekipman ömrü ve sürdürülebilir üretim hedefleri doğrultusunda sanayiye yüksek katma değerli çözümler sunuyor. Klüber Lubrication Yağlama Ürünleri hakkında Genel Müdür Deniz Esmer ile sohbet ettik.</p>

<p><br />
<strong>- Sayın Deniz Esmer, Çerkezköy Organize Sanayi Bölgesi’nin (ÇOSB) katılımcısı olarak Klüber Lubrication Yağlama Ürünleri San. Ve Tic. A.Ş.’yi bize tanıtır mısınız?</strong></p>

<p></p>

<p>- Klüber Lubrication Yağlama Ürünleri San. ve Tic. A.Ş., özel yağlayıcılar alanında faaliyet gösteren uluslararası bir şirketin Türkiye organizasyonudur.</p>

<p></p>

<p>Klüber Lubrication, 1929 yılında Almanya’da kurulmuş olup 1966 yılından bu yana Freudenberg Group bünyesinde faaliyet göstermektedir.</p>

<p></p>

<p>Türkiye’deki faaliyetlerimiz 1991 yılına dayanmaktadır. Bu tarihten bu yana Klüber Lubrication Türkiye olarak, özel yağlayıcılar alanında farklı sanayi sektörlerine ürün ve teknik hizmet sunarak müşterilerimizin çözüm ortağı olarak çalışıyoruz.</p>

<p></p>

<p>Çerkezköy Organize Sanayi Bölgesi’nde bulunan üretim ve lojistik yapılanmamız ile, yerel pazara yakınlık avantajı sağlarken aynı zamanda global bilgi birikimimizi Türkiye’deki uygulamalara yansıtıyoruz.</p>

<p></p>

<p>Bugün Klüber Lubrication Türkiye, uzman ekipleri ile satış organizasyonunun yanı sıra yaygın yetkili satıcı ağı ve servis çözümleri ile faaliyet gösterdiği endüstrilerin ihtiyaçlarına uygun çözümler sunmaya devam etmektedir.</p>

<p></p>

<p><strong>“GENİŞ BİR ÖZEL YAĞLAYICI PORTFÖYÜMÜZ VAR”</strong></p>

<p></p>

<p><strong>- Üretim tesislerinizde ne tür üretimler var? Ürün yelpazeniz hakkında bilgi verir misiniz? Firmanızın üretim kapasitesi, çalışan sayısı ve ihracat oranları nelerdir?</strong></p>

<p></p>

<p>- Klüber Lubrication, yağlar, gresler, pastalar, kaplamalar ve korozyon koruyucular gibi geniş bir özel yağlayıcı portföyüne sahiptir. Bu ürünler, gıda, tekstil, çimento, enerji, otomotiv ve metal işleme gibi farklı endüstrilerde, çeşitli uygulama ihtiyaçlarına yönelik olarak geliştirilmektedir.</p>

<p></p>

<p>Türkiye’deki faaliyetlerimiz, Çerkezköy Organize Sanayi Bölgesi’nde bulunan üretim, lojistik ve teknik servis altyapımız ile desteklenmektedir. Yerel üretim kabiliyetimiz ile müşterilerimize hızlı ve esnek çözümler sunarken, aynı zamanda global üretim ve tedarik ağımızın bir parçası olarak faaliyet göstermekteyiz.</p>

<p></p>

<p>Bu yapı sayesinde, Türkiye’deki müşterilerimize hizmet verirken, aynı zamanda farklı pazarlara da ürün ve çözüm sunulmasına katkı sağlıyoruz.</p>

<p></p>

<p>Organizasyonumuz; satış, servis, üretim ve destek fonksiyonlarından oluşan uzman ekipler ile müşteri ihtiyaçlarına yönelik çözümler geliştirmeye odaklanmaktadır.</p>

<p></p>

<p><strong>“DİJİTALLEŞME KÜRESEL STRATEJİMİZDE ÖNEMLİ YER TUTAR”</strong></p>

<p></p>

<p><strong>- Son yıllarda ülkemizin ve tüm sanayi kuruluşlarının gündeminde olan sanayide dijitalleşme, nesnelerin interneti gibi dönüşümlerde Klüber Lubrication Yağlama Ürünleri hangi aşamadadır? Yapılan çalışmalardan örnekler verir misiniz? </strong></p>

<p>- Dijitalleşme ve Endüstri 4.0, Klüber Lubrication ve Freudenberg Group’un küresel stratejisinde önemli bir yer tutmaktadır.</p>

<p></p>

<p>Şirket içinde yürütülen kullanıcı deneyimini iyleştirmeye yönelik dijital projeler ile satış ve teknik servis faaliyetlerinin daha entegre ve izlenebilir hale getirilmesi hedeflenmektedir.</p>

<p></p>

<p>Müşterilere yönelik dijital uygulamalar ise bakım süreçlerinin daha etkin yönetilmesini desteklemektedir. Dijital platformlar sayesinde ekipman performansının izlenmesi, bakım planlaması ve teknik bilgilere erişim kolaylaşmaktadır.</p>

<p></p>

<p>Ayrıca Endüstri 4.0 yaklaşımı kapsamında, veri analitiği ile “kestirimci bakım” uygulamaları desteklenmektedir. Bu sayede ekipmanlarda oluşabilecek arızaların önceden öngörülmesine ve plansız duruşların azaltılmasına katkı sağlanması hedeflenmektedir.</p>

<p></p>

<p>Freudenberg Group genelinde ise otomasyon, robotik ve veri analitiği çözümleri ile üretim süreçlerinin verimliliği ve güvenliği desteklenmektedir.</p>

<p></p>

<p><strong>“AR-GE MERKEZLERİMİZDE 200 KİŞİ ÇALIŞIYOR”</strong></p>

<p><strong>- Sürdürülebilirlik ile ilgili çalışmalarınızdan bahseder misiniz? Ar-Ge çalışmalarınızı bize anlatır mısınız? </strong></p>

<p></p>

<p>- Sürdürülebilirlik, Klüber Lubrication ve Freudenberg Group’un uzun vadeli yaklaşımının önemli bir parçasıdır. Freudenberg Group, Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi’nin (UN Global Compact) imzacısıdır.</p>

<p></p>

<p>Bu kapsamda, çevresel etkilerin azaltılmasının yanı sıra müşterilerimize sağlanan katkı da önemli bir odak alanıdır. Özel yağlayıcı çözümlerimiz ile enerji verimliliğinin artırılması ve ekipman ömrünün uzatılması hedeflenmektedir.</p>

<p></p>

<p>Doğru yağlayıcı seçimi ve uygulaması ile bazı proseslerde ilave yatırım gerektirmeden enerji tüketiminin azaltılması mümkün olabilmektedir.</p>

<p></p>

<p>Ar-Ge faaliyetleri global ölçekte yürütülmekte olup Avrupa, Amerika ve Asya’daki teknoloji merkezleri tarafından desteklenmektedir. Bu merkezlerde 200’den fazla uzman görev almaktadır.</p>

<p></p>

<p>Ayrıca gelişmiş laboratuvar altyapısı ile ürün performansı farklı koşullar altında test edilmekte ve doğrulanmaktadır.</p>

<p></p>

<p>Yeni ürün geliştirme süreçlerinde müşteri ihtiyaçları, regülasyonlar ve verimlilik kriterleri birlikte değerlendirilmektedir.</p>

<p></p>

<p><strong>“ÇALIŞANLARIMIZA YÖNELİK EĞİTİM PROGRAMLARI DÜZENLİYORUZ”</strong></p>

<p></p>

<p><strong>- Bildiğiniz üzere, şirketler için eğitimin çok önemi var. Ne gibi eğitim faaliyetleri yürütüyorsunuz? Üniversite sanayi iş birliği için üniversiteler ile birlikte yürüttüğünüz projeler var mı?</strong></p>

<p>- Klüber Lubrication Türkiye olarak, sürdürülebilir başarının temelinde çalışan gelişiminin yer aldığına inanıyoruz. Bu doğrultuda, çalışanlarımızın teknik bilgi ve yetkinliklerini geliştirmeye yönelik çeşitli eğitim programları düzenlenmektedir.</p>

<p>Bu programlar kapsamında; ürün bilgisi, uygulama teknikleri, iş sağlığı ve güvenliği, kalite yönetimi ve kişisel gelişim gibi farklı alanlarda eğitimler sunulmaktadır. Ayrıca, çalışanlarımızın global organizasyon içindeki bilgi birikiminden faydalanmasını sağlamak amacıyla uluslararası eğitim ve bilgi paylaşım platformlarından da yararlanılmaktadır.</p>

<p></p>

<p>Bununla birlikte, eğitim faaliyetlerimiz yalnızca şirket içi gelişimle sınırlı değildir. Müşterilerimize yönelik teknik eğitimler, bilgilendirme seminerleri ve uygulama odaklı paylaşımlar, faaliyetlerimizin önemli bir parçasını oluşturmaktadır. Özellikle doğru yağlama uygulamalarının yaygınlaştırılması ve ekipman verimliliğinin artırılması amacıyla gerçekleştirilen bu eğitimler ile müşterilerimizle bilgi temelli bir iş birliği geliştiriyoruz.</p>

<p></p>

<p>Üniversite–sanayi iş birlikleri kapsamında ise, teknik bilgi paylaşımını destekleyen ve sektörel farkındalık yaratan çalışmalar yürütülmektedir. Bu iş birlikleri ile hem genç yeteneklerin sektöre kazandırılmasına katkı sağlanmakta hem de akademik bilgi ile endüstriyel uygulamalar arasında köprü kurulması hedeflenmektedir.</p>

<p><strong>“SOSYAL SORUMLULUK GÜNÜ DÜZENLİYORUZ”</strong></p>

<p></p>

<p><strong>- Hangi sosyal sorumluluk projelerini yürütüyorsunuz?</strong></p>

<p></p>

<p>- Klüber Lubrication Türkiye olarak sosyal sorumluluk yaklaşımımız, Freudenberg değerleri doğrultusunda “sorumluluk” ilkesine dayanmaktadır. Bu yaklaşım, çevreye, topluma ve çalışanlara yönelik sürdürülebilir katkılar sağlamayı hedeflemektedir.</p>

<p></p>

<p>Bu kapsamda düzenli olarak gerçekleştirdiğimiz Sosyal Sorumluluk Günleri, çalışanlarımızın gönüllü katılımıyla hayata geçirilen önemli organizasyonlardan biridir. Bu etkinliklerde, farklı temalar altında topluma ve çevreye katkı sağlayan çalışmalar yürütülmektedir. Örneğin son yıllarda ihtiyaç sahibi çocuklar için oyuncak boyama etkinlikleri düzenlenmiş, hazırlanan oyuncaklar gönüllü iş birlikleri ile deprem bölgesindeki çocuklara ulaştırılmıştır.</p>

<p></p>

<p>Çevresel farkındalığı artırmak amacıyla Çerkezköy ve İstanbul’da gerçekleştirilen sosyal sorumluluk günü kapsamında, doğal alanlarda çevre temizliği çalışmalarının yanı sıra Bursa'nın Karacabey ilçesine bağlı Harmanlı Köyü'nde ağaç dikimi de gerçekleştirdi.</p>

<p></p>

<p>Bunun yanı sıra çalışanlarımızın bireysel gönüllülük katkıları da desteklenmektedir. İstanbul Maratonu gibi sosyal sorumluluk koşularında yer alınarak sivil toplum kuruluşları için bağış kampanyaları yürütülmüş; çevre, sağlık ve sosyal dayanışma konularına katkı sağlanmıştır.</p>

<p></p>

<p>Farklı etkinliklerde, engelli bireyler ve çocuklar için farkındalık ve destek çalışmaları gerçekleştirilmiştir. Tüm bu çalışmalar, Klüber Lubrication Türkiye’de sosyal sorumluluğun yalnızca bir proje alanı değil, aynı zamanda şirket kültürünün bir parçası olarak ele alındığını göstermektedir.</p>

<p></p>

<p><strong>“ECOVADIS ALTIN MADALYASINI ALDIK”</strong></p>

<p></p>

<p><strong>- İşletmenizin aldığı ödüllerden bize söz eder misiniz?</strong></p>

<p>- Şirketimiz, ISO 9001, ISO 14001 ve ISO 45001 gibi yönetim sistemleri doğrultusunda süreçlerini yönetmektedir.</p>

<p></p>

<p>Klüber Lubrication global organizasyonu, sürdürülebilirlik performansı ile uluslararası platformlarda değerlendirilmektedir. Bu kapsamda EcoVadis değerlendirmelerinde “Gold” seviyesinde sonuçlar elde edilmektedir.</p>

<p></p>

<p>Ayrıca enerji verimliliği, ürün etkisi ve sürdürülebilirlik alanlarında global ödül ve değerlendirmelerde yer alınmaktadır.</p>

<p></p>

<p>Müşteri projelerinde sağlanan katkılar doğrultusunda farklı sektörlerde proje bazlı başarılar ve takdirler elde edilmektedir.</p>

<p><strong>“DİNAMİK BİR SANAYİ EKOSİSTEMİNİN PARÇASIYIZ”<br />
<br />
<!--[endif]--></strong></p>

<p><strong>- Çerkezeköy Organize Sanayi Bölgesi hakkında bir şeyler söylemek ister misiniz?</strong></p>

<p>- Çerkezköy Organize Sanayi Bölgesi, güçlü altyapısı, gelişmiş sanayi kültürü ve farklı sektörlerden şirketleri bir araya getiren yapısı ile Türkiye’nin önde gelen üretim merkezlerinden biridir.</p>

<p></p>

<p>Bölgede yer almak, yalnızca fiziksel bir üretim lokasyonuna sahip olmak anlamına gelmiyor; aynı zamanda dinamik bir sanayi ekosisteminin parçası olmayı ifade ediyor. Bu ortam, tedarikçiler, iş ortakları ve müşteriler ile yakın iş birliği geliştirilmesine olanak sağlayarak karşılıklı değer yaratımını desteklemektedir.</p>

<p></p>

<p>ÇOSB’nin sunduğu lojistik avantajlar ve altyapı olanakları sayesinde, müşterilerimize daha hızlı ve etkin hizmet sunabiliyoruz. Bunun yanında, bölgede yer alan farklı sanayi kuruluşları ile oluşan bilgi paylaşımı ve sinerji, sürekli gelişimi destekleyen önemli bir faktör olarak öne çıkmaktadır.</p>

<p></p>

<p>Bu nedenle Çerkezköy Organize Sanayi Bölgesi’ni, sadece bir üretim merkezi değil; iş birliği, gelişim ve sürdürülebilir büyüme açısından önemli bir platform olarak değerlendiriyoruz.</p>

<p><strong>“SEYAHAT ETMEYE VE SU SPORLARINA İLGİM VAR”<br />
<!--[if !supportLineBreakNewLine]--><br />
<!--[endif]--></strong></p>

<p><strong>- Hobilerinizi öğrenebilir miyiz?</strong></p>

<p></p>

<p>- İş hayatı oldukça yoğun bir tempoda ilerliyor ama fırsat buldukça farklı ülkeleri ve kültürleri keşfetmeye zaman ayırmayı gerçekten önemsiyorum. Seyahat etmek, sadece yeni yerler görmekten öte farklı bakış açılarını tanımak ve kendimi geliştirmek için benim için önemli bir fırsat. Bunun yanında su sporlarına özel bir ilgim var. Su sporları hem zihinsel olarak yenilenmemi sağlıyor hem de doğayla daha güçlü bir bağ kurmama yardımcı oluyor. Bu iki alan, iş hayatının temposu içinde denge kurmamı sağlayan önemli birer motivasyon kaynağı diyebilirim.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p><strong>DENİZ ESMER’İN ÖZGEÇMİŞİ</strong></p>

<p></p>

<p>Meslek hayatıma Klüber Lubrication’da Teknik Satış Mühendisi olarak başladım. İlk yıllarım sahada geçti ve müşteri süreçlerini yerinde gözlemleme fırsatı buldum.</p>

<p>Zamanla farklı sorumluluklar üstlenerek hem teknik hem de pazarlama tarafında görev aldım.</p>

<p></p>

<p>Kariyerimin ilerleyen dönemlerinde teknik satış ekiplerini yönetmeye başladım ve müşteri odaklı çözümler geliştirmeye odaklandım.</p>

<p></p>

<p>2021 yılından itibaren Türkiye’de teknik satış organizasyonunun liderliğini yürüttüm.</p>

<p>Kasım 2026 itibarıyla Klüber Lubrication Türkiye organizasyonunun liderliğini üstlenerek, şirketimizin Türkiye’deki faaliyetlerini Satış ve Teknolojiden sorumlu Genel Müdür olarak yönetmeye devam ediyorum.</p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>İÇİMİZDEN BİRİ</category>
      <guid>https://www.sanayicidergisi.com.tr/ozel-yaglayicida-kuresel-deneyim-yerel-guc</guid>
      <pubDate>Wed, 21 Oct 2026 11:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sanayicidergisicomtr.teimg.com/sanayicidergisi-com-tr/uploads/2026/10/kluber.gif" type="image/jpeg" length="53292"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[SİYAM'DAN BANGKOK'A: ZAMANIN DÖNÜŞTÜRDÜĞÜ ÜLKE]]></title>
      <link>https://www.sanayicidergisi.com.tr/siyamdan-bangkoka-zamanin-donusturdugu-ulke</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sanayicidergisi.com.tr/siyamdan-bangkoka-zamanin-donusturdugu-ulke" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- "Kral ve Ben" filmiyle hafızalara kazınan Siyam'dan, gökdelenlerin yükseldiği Tayland'ın başkenti modern Bangkok'a yolculuk…]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>DR. HİLAL ÜNALMIŞ</strong></p>

<p>Ben dünyaya gelmeden önce çekilmiş 1860'larda geçen “Kral ve Ben” adlı Hollywood filmini yıllar önce TV'de seyretmiştim. Aynı eser 1990'larda AKM'de müzikal olarak sahnelendi. Bu defa da o yıllarda çocuk olan oğlumla birlikte izlemiştim. Çok sayıda eşi ve çocuğu olan dönemin Siyam Kralı Mongkut ile çocuklara eğitim için saraya gelen İngiliz öğretmenin macerasını anlatan bu filmde Yul Brynner ile Deborah Kerr başroldeydi. 9 dalda Oskar adayı olup 5 Oskar kazanan film hala birçok kişinin hatırında.</p>

<p></p>

<p>Dünya Hepatit Birliği, Dünya Sağlık Örgütü ve Tayland Sağlık Bakanlığı'nın Bangkok'ta ortaklaşa düzenledikleri Dünya Hepatit Zirvesi'ne davet edilince aklıma hemen bu film geldi. Filmin geçtiği zaman diliminden bugüne yaklaşık 165 yıl akmış gitmiş, ülkenin adı bile değişmiş.</p>

<p>Güneydoğu Asya’nın o masalsı tapınaklarla dolu fillerle gezilen Siyam krallığı 1939 yılından beri Tayland Krallığı adını resmi olarak kullanıyor. Bunun anlamı da Özgürlükler ülkesi demekmiş. Siyam ya da Siam ise turistik mekanlarla, kültürel çalışmalarda kullanılıyor gördüğüm kadarıyla... Örneğin bizim kongre binasında Siam adlı bir toplantı salonu vardı, hediyelik eşyaların satıldığı AVM'nin bulunduğu yerin adı da Siam durağı idi.</p>

<p></p>

<p><strong>BANGKOK İSTANBUL’DAN DAHA KALABALIK</strong></p>

<p></p>

<p>Bu girişten sonra uzun bir uçak yolculuğu ile Bangkok'a vardığımı tahmin edersiniz. Bangkok Suvarnabhumi Havalimanı<strong> </strong>gerçekten çok büyük. Zaten Bangkok da çok büyük bir şehir. Nüfusunun 18 milyondan fazla olduğunu yazayım. Yani İstanbul'dan 2 milyon daha fazla insan yaşıyor, çalışıyor, okula gidiyor, alışveriş yapıyor... Tabii bu nüfusa hizmet vermesi için toplu taşıma ağları yoğun. Her daim caddelerde yoğun trafik yani ilerlemeyen ya da çok yavaş ilerleyen araçlar var. Otobüse hiç binmedim ama epeyce otobüs gördüm. Ancak en fazla gördüğüm araç kesinlikle motosiklet. Bir ara motosiklet turnuvasının arasına düştüğüm bile sandım. Her yer motosiklet ve üzerinde en az 2 kişi... Arabaya göre daha ucuz ve daha pratik olduğu için son yıllarda gittiğim her ülkede caddeleri dolduran motosikletlerin çokluğu dikkatimi çekiyor.</p>

<p></p>

<p>Şöyle kısaca Tayland ve başkenti Bangkok’a bir göz atarsak, anayasal monarşi ile yönetildiğini, 72 milyona dayanan bir nüfusu olduğunu, son yıllarda çevre ülkelerden gelenler olduğunu ve çok uluslu şirketlerde çalışan çok sayıda yabancının yaşadığını öğreniyoruz. Nüfusunun yüzde 92'si budist olan Tayland halkının yüzde 5,5'i de Müslüman. Sadece Bangkok'ta 200'den fazla cami olduğunu da ekleyeyim. Açık söylemek gerekirse benim otelimin bulunduğu bölgede hiç geleneksel bir yapı görmedim. Otelim Phaya adındaki bölgede bir butik oteldi ama Avrupa'da binlercesini görebileceğimiz tarzda bir otel... Dev boyutlu şirket binaları caddelerin iki yanını kaplamış durumdaydı. Üst geçitlerde arkama manzara ayarlayıp fotoğraf çekmek istedim ama manzara olarak yüksek binalar göründü, geleneksel mimariyi arkama alamadım.</p>

<p><strong>“YÜZLERCE SAĞLIK UZMANI BİR ARADAYIZ”</strong></p>

<p></p>

<p>Dünya Hepatit Zirvesi'ne davet edildiğimi yukarıda yazmıştım ya karaciğer, hepatit, sağlık politikaları üzerinde çalışan yüzlerce akademisyen, sivil toplum örgütü yöneticisi, politikacı ve doktor bir aradayız. Bazıları ile daha önceden tanışıyorum onları tekrar görmek hoş oluyor. Bazıları ile zaten arkadaşız ortak projelerde görev alıyoruz Yeni arkadaşlar tanımak da hoş... Ben de Türk Karaciğer Vakfı'nın temsilcisi olarak zirvedeyim. Bir dijital poster sunumum ve çalışmalarımızı anlattığım bir masam var. Biraz yorulacağım belki ama böyle bir zirvede hem de Bangkok'ta olmak güzel elbette. Açılış töreni gayet heyecanlı, Tai müziği ve dansçıları değişik bir güzellik katıyor gerçekten. Ben de ilk kez canlı olarak Tai dansçılarını görmüş oluyorum. Son derece estetik bir dans türü.</p>

<p></p>

<p>Zirve Bangkok'un büyük otellerinden birisinde toplandı. Dev gibi bir toplantı salonu var. Otelin bulunduğu iş bölgesinde bir unicorn da faaliyet gösteriyor sanıyorum. Ortak alanda unicorn simgesi Tek Boynuzlu At heykeli bulunuyor.</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>“AVUÇ AVUÇ BAHARAT ATMIŞLAR GALİBA”</strong></p>

<p></p>

<p>Öğle yemeğimiz kongrenin yapıldığı dev binanın restoran katında. Akla gelebilecek her türlü deniz ürünü var ama baharat da avuç avuç atılmış galiba. Benim için çok baharatlı. İçecekleri ise bazı tropikal meyvelerden üretilmiş ama şeker de katılmış. Sadece tadına bakmak zorunda kaldım, bu çok şekerli içeceklerin ve baharatlı deniz ürünlerinin. Bol salata ve ızgara balık bana yeter diye düşündüm.</p>

<p></p>

<p>Akşam yemeğimiz dışarıda bir açık hava lokantasında... Menüden uzun uzun inceleyip acısız olması ricası ile jumbo karidesler istedim. Garson ‘tamam, acısız’ diyerek siparişi aldı ama gelen yemek yine çok acıydı benim için... Anladım ki Taylandlılar yemeklerde acıyı ve baharatı seviyor. Eski çağlarda “Baharat yolu” diye bir ticaret rotası vardı hatırlarsınız tarih kitaplarından, belgesellerden... Hindistan ve doğusundaki ülkelerden gemilerle Avrupa’ya baharat getirilirdi.</p>

<p></p>

<p><strong>“KALDIRIMDA YAĞDA KIZARTILMIŞ YİYECEKLER”</strong></p>

<p></p>

<p>Yemekten söz etmişken sokak lezzetleri diye tanımlanan yemek kültüründen de söz edeyim. 20. yüzyılın son yıllarında Asya ülkelerine yatırım yapmak bir dünya ekonomisi stratejisi olmuştu. Bu yatırım girişiminden yararlanan ülkelerden biri de Tayland. Evet, çok sayıda çok uluslu şirket yönetim merkezini buraya taşımış, belli bir büyüme kazanılmış ama yine de çok sayıda yoksul aile var. Gökdelenlerin hemen önünde tek odalı teneke evlerde yaşayan sayısız insan gördüm. Aynı görüntüleri Brezilya'da Sao Paulo şehrinde de görmüştüm. Bangkok'ta dev işyerleri, oteller, şirketlerin hemen önlerinde kaldırım üstünde de tek odalı evler... Bu tek odalı evlerin kadınları büyük tencerelerin içindeki yağda bazı yiyecekleri kızartıyor ve hemen kaldırımda satıyorlar. Bebeler küçük çocuklar da ötede ya oynuyorlar ya da eski araba tekerleklerinin içinde uyuyorlar. Bir fotoğraf çekmek istedim bu tablodan ama annelerin bakışları izin vermedi.</p>

<p></p>

<p>Gece caddeye çıkıp yürümeye çekindim. Çünkü şehir çok kalabalık, Her kaldırımda akın akın insanlar yürüyor sanki maçtan boşalmış gibi bir kalabalık. Bu kalabalığın içinde yürürken birden dengemi kaybedip bir kızgın yağ dolu tencereye çarpmaktan korktum. Yeni yapılmış modern evleri bilemem ama Tayland'da evlerde mutfak olmadığı, insanların sokaklarda karınlarını doyurup evlerine uyumaya gittiğini söylüyorlar.</p>

<p>İşte sokak lezzetleri böyle bir yaşam tarzını getirmiş. “Sen de yedin mi, ne yedin” derseniz hayır, hiçbir yiyeceğin tadına bile bakmadım. Bizim büfeler gibi küçük dükkan şeklinde gıda satış noktaları da var ama ben biraz hijyen biraz da mideyi bozma korkusundan sadece seyrettim, birkaç kare fotoğraf çektim.</p>

<p></p>

<p><strong>ÇOCUKLAR ÇOK GÜZEL.</strong>..</p>

<p>Taylandlı çocuklara bayıldım. Yuvarlak yüzleri kapkara gözleri yanık tenleri ile çok sevimliler... Araba tekerleğinin içinde uyuyan oyuncaksız bilgisayarsız yoksul çocukların görüntüleri hala gözlerimde kayıtlı kaldı. Şehir içinde trenle gezdim ve bu arada sağımda solumda gördüğüm insanlarla konuşmaya çalıştım. Gençler İngilizce konuşmaya çabalıyorlar. Ömrümde ilk kez Laoslu üniversite öğrencisi ile ve Doğu Timorlu bir genç aile ile tanıştım. Biraz sohbet ettik, turist olarak geldiklerini söylediler... İstanbul’da hiç bulunmadıklarını ama İstanbul’a da gelmek istediklerini belirttiler.</p>

<p></p>

<p><strong>KRALIN ANNESİ İÇİN TAZİYE</strong></p>

<p></p>

<p>Trenle yaptığım bir şehir gezisinde istasyondan çıkınca beyaz çiçeklerle süslü beyaz mumların yandığı bir düzenleme gördüm. Üç de özel giyimli muhafızı vardı. Bir kadın fotoğrafı asılıydı. Bunun bir anma köşesi olduğunu anladım ama kim olduğunu o an bilemedim. Kralın annesi Sirikit Kitiyakara imiş ve 2025 yılında Ekim ayında vefat etmiş. Ben Nisan sonunda Bangkok'taydım. Kraliçe 7 ay önce vefat etmiş demek ki. Ülkenin çeşitli yerlerinde halk için böyle taziye noktaları kurulmuş. Fotoğraf çekmek istedim nöbetçiler kendileri ile birlikte çekilmesini istemediler. Yabancı olduğumu görünce 'biz sizi çekeriz' dediler. Ana Kraliçenin fotoğrafının önünde beni fotoğrafladılar.</p>

<p></p>

<p>Daha sonra taziye defterine ben de tarihi ve adımı, ülkemi yazdım. Kraliçenin ölümünden üzüntü duyan bir Türk olarak kayıtlara geçtim. Ben bu yazıyı hazırlarken kralın en büyük kızı da ne yazık ki uzun zamandır hastanede yatıyordu ve o da vefat etti. Hukukçu bir diplomat olan Prenses Bajrakitiyabha için de babaannesi gibi anma noktaları kurulduğunu tahmin ediyorum.</p>

<p></p>

<p><strong>“ŞİMDİKİ KRAL TEK EŞLİ”</strong></p>

<p></p>

<p>Günümüzde Tayland Kralı Maha Vajiralongkorn artık tek eşli. Kral ve Ben filmindeki dönem gibi çok sayıda eşi yok. Tayland krallarının hakkını vermek gereken bir önemli konu var ki onu da belirteyim. Batıdaki Avrupa ülkeleri güç gösterisi yapıp Güney Asya’yı sömürge olarak paylaştıkları dönemlerde hiçbir şekilde Siyam Krallığını sömürgeleştirememişler. Günümüzde Tayland Krallığı adını değiştirse de kültür dokusu aynen devam ediyor.</p>

<p></p>

<p>Kraliçeye saygı noktasının karşısında mini bir de tapınak vardı. Orada tütsü yakanları, iki ellerini çenelerinin altında birleştirip dua edenleri gördüm. Ben de oraya yöneldim, bir tütsü yakıp kuma gömdüm. Tapınaktan söz edince bu konudaki gözlemimi de yazmak isterim. Geçmiş yıllarda özellikle nehir kıyısında görkemli tapınaklar inşa eden Taylandlılar Budizm inancındalar. Neredeyse iki bina arasındaki küçük alanlara bile mini tapınaklar yapmışlar.</p>

<p></p>

<p><strong>“ŞEHİR, CHAO PHRAYA NEHRİ DELTASINDA KURULMUŞ”</strong></p>

<p></p>

<p>Bangkok bütün eski şehirler gibi bir nehrin kıyısında kurulmuş. Büyük saray, büyük tapınak hep nehrin kıyısında, nehirdeki tekneler, deniz pazarları güzel görüntüler sunuyorlar.</p>

<p></p>

<p>Bangkok, Chao Phraya nehrinin deltası üzerinde kurulmuş. Kurucu kralın verdiği ad tam 21 kelimeden oluşuyor ve resmi törenlerde bu ad kullanılıyor. Aynı zamanda ‘Melekler Şehri’ adı da kullanılıyor. Ben bu yazıda Bangkok demekle yetiniyorum. 21 kelimelik adı zaten aklımda tutamam ayrıca yazması da çok uzun. Chao Phraya nehri güneyde Tayland Körfezine dökülüyor. Tayland'ın deniz seviyesinden çok yüksek olmamasının yarattığı sorunlar da var tabii.. Muson yağmurları sırasında sel felaketleri de yaşanıyor. Bangkok güneyde bir şehir ama Taylandın meşhur plajları deniz tatilleri için tercih edilmiyor.</p>

<p></p>

<p><strong>1 TAI BAHTI 1,40 LİRA</strong></p>

<p></p>

<p>Benim Bangkok'a gittiğim günlerde yanımda Tai Bahtı bulundurmam konusunda uyarı almıştım. Ben de İstanbul'da havalimanında bir miktar Baht almıştım. Yetmedi, orada tekrar Euro bozdurarak Tai parası almak zorunda kaldım. Belki çok değerli bir para değil ama yine de paralarına özen gösteriyorlar. Kur sürekli değiştiği için bugün kaç liradır bilmem ama benim gittiğim günlerde 1,40 lira 1 Tai Bahtı idi.</p>

<p></p>

<p><strong>“ALFABESİNDE 44 SESSİZ, 18 SESLİ HARF VAR”</strong></p>

<p></p>

<p>Sanırım bir Tai çocuğu okuma yazma öğrenirken kolay olarak öğreniyordur ama ülkemizde kullandığımız Latin alfabesine dayalı Türkçe alfabenin dışında 2 alfabe daha bilen ben, Tai Alfabesini pek çözemedim. 44 sessiz harf 18 sesli harf varmış ayrıca tonlama görevi gören işaretler bulunuyor. Hem çok sayıda yabancı çalışan hem de turistik bir şehir olduğu için etrafta Latin harfleri ile yazılmış reklam panoları, bilgiler görebiliyorsunuz.</p>

<p></p>

<p>Bangkok'a ilk kez gittim, kendime koleksiyonum için bir fincan mutlaka almalıyım. 69 ülkeden topladığım fincanlarım artık salonumdaki dolapları ele geçirdiler ama 100 ülkeye tamamlayacağım. Hediyelik eşyalar satan bir alışveriş merkezine gidince gördüm ki her şey ama her şey fil süslemeli. Evet eskiden okuduğumuz yazılar ve izlediğimiz belgesellerde, filmlerde Tayland ile Fil özdeşleşmişti. Belleğimiz bir fil hatırlıyor hem de altın sırmalı süslemeleri ile... Ama gerçek bir fil hiçbir yerde göremedim belki ormanlık alanlarda, özel çiftliklerde veya özel gezi alanlarında vardır.</p>

<p></p>

<p><strong>“UZUN BANGKOK YOLCULUĞU YORDU”</strong></p>

<p></p>

<p>Zirve sırasında dijital poster sunumlarında yardımcı olan bir genç Tai öğrenci ve kongre salonundan ayrılmadan önce benimle söyleşi yapmak için izin isteyen başka bir genç stajyeri unutmayacağım. Bu 2 Tai gencini çok çalışkan buldum. Ah onların adlarını yazdığım kağıt benim yüzlerce kağıdımın içinde kaybolduğu için adlarını hatırlayamıyorum. Yönetim biriminde staj yapan gençle söyleşimiz iyi gitti ama son soruda onu biraz üzdüm sanırım. “Yakında yine gelmek ister misiniz” dedi. Ben de tereddütsüz “hayır” cevabını verdim. Ve nedenini açıkladım. Yol çok uzun gelmişti. Havada o kadar uzun süre kalmak beni biraz yormuştu. Tekrar aynı uzun yolculuğu yapıp İstanbul’a uçmak yine zor olacaktı. Yakında Bangkok’a tekrar gitmek istememe nedenim sadece buydu. Ama bugün doğrusu tekrar gitmek isterim.</p>

<p></p>

<p>Ve Suvarnabhumi Uluslararası Havalimanındayım tekrar, İstanbul'a dönüş başlıyor. Kalabalık baş döndürücü. Biniş kartımı alana kadar tedirginim çünkü uzun uçuş yolculuklarda önceden check-in yapılmıyormuş. Neyse biniş kartımı aldım ve rahatladım. Şimdi havalimanının orijinal köşelerini inceleyebilirim, hatta fotoğraf çekebilirim. Önce Buda'nın tahtına gözüm takılıyor, altın olduğu söyleniyor ama ihtimal veremiyorum. Buraya altın taht yapmak nedir, nasıl bir gösteriştir diyorum. Önünde bir fotoğraf için tanımadığım bir yolcuya rica ettim.</p>

<p></p>

<p>Sonra o meşhur yılan şeklindeki ejderhalarını gördüm. Aman tanrım ne kadar büyük bir yılan... Gövde çapı 1 metreden fazla, onlarca Taylandlı bir noktasından tutmuş bütün gövdesini parlak taşlarla işlemişler, pırıl pırıl göz alıcı ve altın algısı yaratıyor o da. Tümünü tek kare fotoğrafa sığdırmak zor... Parça parça çekebildim. Bu efsanevi yılan ejderhanın adı Naga imiş ve kültürel bir sembol olarak kabul ediliyor.</p>

<p></p>

<p>Ve İstanbul’dayım, verimli ve güzel bir hafta oldu. Zirve sonunda hepatit için deklarasyonumuzu yayınladık. “Hepatiti ortadan kaldırmak, herkes için, her yerde, hemen şimdi” diye bitirdik.</p>

<p></p>

<p>İstanbul'daki ilk kahvaltımda Bangkok'tan aldığım fil şeklindeki fincanımla çayımı içtim...</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GEZİ</category>
      <guid>https://www.sanayicidergisi.com.tr/siyamdan-bangkoka-zamanin-donusturdugu-ulke</guid>
      <pubDate>Tue, 20 Oct 2026 17:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sanayicidergisicomtr.teimg.com/crop/1280x720/sanayicidergisi-com-tr/uploads/2026/10/hilal-kucuk-tapinak2.jpeg" type="image/jpeg" length="97902"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA["Orta Doğu’daki belirsizlik ortamının sürmesini bekliyoruz"]]></title>
      <link>https://www.sanayicidergisi.com.tr/orta-dogudaki-belirsizlik-ortaminin-surmesini-bekliyoruz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sanayicidergisi.com.tr/orta-dogudaki-belirsizlik-ortaminin-surmesini-bekliyoruz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Sedef Ayhan, “Hürmüz Boğazı gibi kritik deniz geçiş noktalarındaki dalgalanmaların önümüzdeki dönemde  devam etmesini bekliyoruz.” dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Sedef Ayhan, A.P. Moller – Maersk’te Doğu Akdeniz Avrupa Bölgesi Genel Müdürü olarak görev yapıyor. Lojistik ve taşımacılık alanında uzun yıllara dayanan deneyime sahip olan Ayhan ile sektörün güncel sorunlarını, global taşımacılığı ve Maersk’in çalışmalarını ayrıntılı biçimde konuştuk.</p>

<p><strong>- Sayın Sedef Ayhan, sorularımıza güncel global gelişmelerle başlamak istiyorum. Maersk’in faaliyetleri, İran ile ABD ve İsrail arasındaki savaş bölgesinden nasıl ve ne ölçüde etkilendi? Hürmüz Boğazı tanker trafiğinin sürekli değişiklik göstermesini nasıl yorumluyorsunuz ve dünya bu durumdan önümüzdeki dönemde nasıl etkilenecek?</strong></p>

<p>- Orta Doğu’daki jeopolitik durum, küresel ticaret akışları ve tedarik zincirleri üzerinde doğrudan etkisini sürdürmektedir. Maersk olarak önceliğimiz her zaman çalışanlarımızın ve yüklerimizin güvenliğidir. Bu da sahadaki gelişmeleri sürekli izlemeyi ve gerektiğinde operasyonel olarak hızlı şekilde uyum sağlamayı gerektiriyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hürmüz Boğazı gibi kritik deniz geçiş noktalarındaki dalgalanmalar, küresel ölçekte artan jeopolitik belirsizliğin bir yansımasıdır. Bu durum, daha uzun transit süreleri, artan maliyetler ve operasyonel karmaşıklık anlamına gelmektedir.</p>

<p>Önümüzdeki dönemde bu belirsizlik ortamının devam etmesini bekliyoruz. Bu nedenle şirketlerin, tedarik zincirlerini daha esnek ve dayanıklı hale getirecek şekilde çeşitlendirme ve güçlü iş ortaklıklarına yönelmesi kritik önem taşıyor.</p>

<p><strong>“MÜŞTERİLERİMİZE YENİ ÇÖZÜMLER, SEÇENEKLER HAZIRLIYORUZ”</strong></p>

<p><strong>- Kızıldeniz’deki jeopolitik gerilimler ve Süveyş Kanalı’nın büyük ölçüde devre dışı kalması, küresel deniz ticaretini Ümit Burnu’na yönlendirdi. Bu durum teslimat sürelerini ve maliyetleri ciddi şekilde artırdı. Maersk, bu krizi operasyonel ve finansal olarak nasıl yönetiyor? Kısa vadede bir normalleşme öngörüyor musunuz?</strong></p>

<p>- Kızıldeniz’deki gelişmeler, küresel deniz ticaretinde önemli bir yön değişikliğine neden olarak gemilerin Ümit Burnu üzerinden yeniden yönlendirilmesine yol açtı. Bu da teslimat sürelerinin uzamasına ve maliyetlerin artmasına sebep oldu.</p>

<p></p>

<p>Maersk olarak bu süreci, ağımızı yeniden optimize ederek, ek kapasite ve ekipman sağlayarak ve operasyonlarımızı daha verimli hale getirerek yönetiyoruz. Ayrıca, deniz, kara ve hava taşımacılığını birleştiren alternatif çözümlerle müşterilerimizin tedarik zincirlerinde süreklilik sağlamayı hedefliyoruz.</p>

<p>Normalleşme konusunda ise temel önceliğimiz güvenliktir. Süveyş rotasına dönüş ancak bölgedeki güvenlik koşulları tamamen sağlandığında mümkün olacaktır. Bu geçişin de dikkatle planlanması gerektiği için kısa vadede net bir zaman çizelgesi öngörmek henüz mümkün değil.</p>

<p><strong>“SANAYİCİ VE İHRACATÇILARIMIZIN BİLİNÇLİ KARAR ALMASINA YARDIMCI OLUYORUZ”</strong></p>

<p><strong>- Pandemiyle başlayan, jeopolitik krizlerle devam eden bu "kalıcı belirsizlik" döneminde, Türk sanayicisinin ve ihracatçısının lojistik maliyetlerini öngörülebilir kılmak adına ne gibi çözümler sunuyorsunuz?</strong></p>

<p>Günümüzde maliyet öngörülebilirliği artık sabit piyasa koşullarına bağlı değil; daha çok veri, görünürlük ve proaktif planlama ile sağlanıyor.</p>

<p>Avrupa genelinde şirketlerin önemli bir bölümü tedarik zinciri dayanıklılığına odaklanıyor. Bu kapsamda, şirketlerin yaklaşık üçte biri daha iyi veri paylaşımı ve iletişimi en önemli iyileştirme alanı olarak görürken, benzer bir oran da tedarik zinciri izleme, takip ve talep tahmini teknolojilerine yatırım yapmayı planlıyor.</p>

<p>Türk sanayicileri ve ihracatçıları için bu yaklaşım özellikle önemlidir. Uçtan uca görünürlük ve veri odaklı çözümler sayesinde müşterilerimizin tedarik zincirlerini daha iyi planlamalarına, stok yönetimini optimize etmelerine ve belirsizlik ortamında daha bilinçli kararlar almalarına yardımcı oluyoruz.</p>

<p><strong>“TÜRKİYE, STRATEJİK TEDARİK MERKEZİ OLARAK DİKKAT ÇEKİYOR”</strong></p>

<p><strong>- Küresel tedarik zincirlerindeki bu kırılganlık, üretim merkezlerinin tüketime daha yakın bölgelere kaydırılmasını hızlandırdı. Türkiye, Avrupa'ya yakınlığıyla bu süreçte nasıl bir rol üstleniyor? Maersk Türkiye olarak bu kaymayı rakamlarınızda hissediyor musunuz?</strong></p>

<p>- Türkiye, nearshoring ve bölgeselleşme trendlerinde giderek daha önemli bir rol üstlenmektedir.</p>

<p>Avrupa’daki şirketlerin yarıdan fazlası yeni tedarik lokasyonları değerlendirmekte ve önemli bir kısmı Avrupa’ya daha yakın bölgelere yönelmektedir. Bu süreçte Türkiye, küresel ölçekte en öne çıkan tedarik merkezlerinden biri olarak dikkat çekiyor.</p>

<p>Bunun temel sebepleri arasında Türkiye’nin Avrupa’ya olan yakınlığı, güçlü üretim altyapısı, rekabetçi iş gücü, gelişen lojistik altyapısı ve Avrupa Birliği ile güçlü ticari bağları yer almaktadır.</p>

<p></p>

<p>Bu gelişmeler doğrultusunda Türkiye, yalnızca bir üretim merkezi değil, aynı zamanda daha esnek ve dayanıklı tedarik zincirleri için stratejik bir konum haline gelmektedir.</p>

<p><strong>“TÜRKİYE’DE GÜÇLÜ LOJİSTİK BÜYÜME POTANSİYELİ VAR”</strong></p>

<p><strong>- Maersk, kendisini sadece bir deniz taşıyıcısı değil, "Global Entegratör" olarak tanımlıyor. Bu stratejik dönüşüm kapsamında Türkiye’de liman arkası lojistik, depolama, kara yolu entegrasyonu ve hava kargo alanlarında ne kadarlık bir büyüme hedefliyorsunuz?</strong></p>

<p>- Maersk’in global entegratör stratejisi, tedarik zincirinin tüm unsurlarını entegre ederek müşterilere uçtan uca çözümler sunmayı amaçlıyor.</p>

<p>Türkiye’nin artan stratejik önemiyle birlikte yalnızca deniz taşımacılığında değil; kara taşımacılığı, depolama, dağıtım ve hava kargo alanlarında da güçlü bir büyüme potansiyeli görüyoruz.</p>

<p>Türkiye’de artan altyapı yatırımları ve lojistik hacmindeki büyüme, ülkenin bölgesel bir lojistik merkez olarak konumunu güçlendiriyor ve entegre lojistik çözümlerimize olan talebi artırıyor.</p>

<p><strong>“TÜM SÜREÇ TEK BİR ENTEGRE YAPIDAN YÖNETİLİYOR”</strong></p>

<p><strong>- Uçtan ucu lojistik sağlayıcısı olmak ihracatçı ve ithalatçılar için muhtemelen büyük avantaj sağlıyor. Bu işleyişi bize anlatır mısınız? Sisteme eklenecek yeni modüller olacak mı?</strong></p>

<p>- Uçtan uca lojistik modeli, bir yükün üretim noktasından nihai teslimatına kadar tüm sürecin tek bir entegre yapı üzerinden yönetilmesini sağlar.</p>

<p>Bu kapsamda kara taşımacılığı, deniz veya hava taşımacılığı, depolama, dağıtım ve gümrük işlemleri tek bir sistem altında koordine edilir. Bu entegrasyon sayesinde süreçler sadeleşir, görünürlük artar ve operasyonel verimlilik sağlanır.</p>

<p>Tedarik zincirleri geliştikçe biz de dijital çözümlerimizi ve hizmet portföyümüzü sürekli olarak genişletiyoruz.</p>

<p><strong>“ŞİRKETLER ARTIK SADE VE ENTEGRE ÇÖZÜMLERE YÖNELİYOR”</strong></p>

<p><strong>- Türkiye'deki sanayiciler genelde lojistik süreçlerinde çok ortaklı çalışmaya alışkın. Maersk'in sunduğu model nasıl karşılık buldu?</strong></p>

<p>Türkiye’de geleneksel yapı çok paydaşlı olsa da bu yaklaşım değişmektedir.</p>

<p>Artan risk ve karmaşıklık, şirketleri daha sade ve entegre çözümlere yönlendirmektedir. Tek muhatap modeli, süreçleri kolaylaştırır, görünürlüğü artırır ve daha etkin yönetim sağlar.</p>

<p>Bu yaklaşım aynı zamanda Avrupa genelinde görülen bir trend olup, daha hızlı karar alma, veri paylaşımı ve operasyonel verimlilik açısından önemli avantajlar sunar.</p>

<p><strong>“TÜRKİYE’NİN LOJİSTİK ALTYAPISINDA ÖNEMLİ GELİŞMELER OLDU”</strong></p>

<p><strong>- Türkiye'nin liman altyapısını ve intermodal kabiliyetlerini nasıl değerlendiriyorsunuz?</strong></p>

<p>- Türkiye son yıllarda lojistik altyapısında önemli gelişmeler kaydetmiştir.</p>

<p>Ulaşım ve iletişim yatırımlarının artmasıyla birlikte deniz, kara ve demiryolu taşımacılığında büyüme görülmektedir. Bu durum Türkiye’nin Avrupa ile olan bağlantısını güçlendirmekte ve lojistik merkez rolünü artırmaktadır. Gelecekte özellikle demiryolu entegrasyonu ve intermodal çözümlerin geliştirilmesi önemli olacaktır.</p>

<p><strong>“YEŞİL METANOL İLE ÇALIŞAN GEMİLER ÇALIŞTIRACAĞIZ”</strong></p>

<p><strong>- Maersk, küresel Net Sıfır hedefini 2040 yılına çekerek sektörün en iddialı taahhütlerinden birini verdi ve Yeşil Metanol ile çalışan gemileri devreye almaya başladı. Bu yeşil filo yatırımlarının Türkiye hatlarındaki varlığı ne durumdadır? Yakın vadede Türkiye uğraklı hatlarda yeşil gemileri daha sık görecek miyiz?</strong></p>

<p>- Maersk olarak 2040 yılına kadar net sıfır sera gazı emisyonu hedefimizi gerçekleştirmek kapsamında, alternatif yakıtlar ve yeni teknolojilere yönelik önemli yatırımlar yapıyoruz. Bu dönüşümün önemli bir parçasını da yeşil metanol ile çalışabilen gemilerin filoya katılması oluşturuyor.</p>

<p>Yeşil yakıtlı gemilerin devreye alınması, küresel ağımızın planlaması ve yakıt altyapısının gelişimine paralel olarak ilerlemektedir. Bu nedenle belirli hatlarda yaygınlaşması, hem yakıt tedarikinin hem de liman altyapısının olgunlaşmasına bağlıdır.</p>

<p>Önümüzdeki dönemde, özellikle Avrupa bağlantılı hatlar başta olmak üzere Türkiye uğraklı servislerde de daha fazla sayıda düşük emisyonlu geminin yer almaya başladığını görmeyi bekliyoruz. Bu süreç, müşterilerimizin sürdürülebilirlik hedefleriyle de doğrudan bağlantılı olarak ilerlemektedir.</p>

<p><strong>“MÜŞTERİLERİMİZİN KARBON AYAK İZİ AZALIYOR”</strong></p>

<p><strong>- Avrupa Birliği’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) Türk ihracatçısı için hayati bir gündem maddesi. Lojistikten kaynaklanan emisyonlar da bu denklemin bir parçası. Maersk’in sunduğu "Eco Delivery" gibi çözümler, Türk sanayicisinin Avrupa'daki karbon vergisinden kaçınmasına nasıl katkı sağlıyor?</strong></p>

<p>Avrupa Birliği’nin karbon düzenlemeleri, lojistik süreçlerinden kaynaklanan emisyonları da kapsadığı için ihracatçılar açısından önemli bir konu başlığı haline gelmiştir.</p>

<p>Bu kapsamda geliştirdiğimiz Eco Delivery gibi çözümler, müşterilerimizin taşıma süreçlerinde daha düşük emisyonlu yakıtları tercih ederek karbon ayak izlerini azaltmalarını sağlamaktadır. Bu çözümler yalnızca operasyonel bir iyileştirme sunmakla kalmaz, aynı zamanda ölçülebilir ve doğrulanabilir emisyon verisi ile desteklenir.</p>

<p>Bu sayede Türk ihracatçılar, Avrupa pazarına ürün sunarken daha şeffaf bir emisyon raporlaması yapabilir ve karbon düzenlemeleri karşısında daha güçlü bir konum elde edebilirler. Bu yaklaşım, aynı zamanda müşterilerimizin kendi sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmalarına da katkı sağlamaktadır.</p>

<p><strong>“YEŞİL DÖNÜŞÜM KISA VADEDE EK MALİYETLER YARATIYOR”</strong></p>

<p><strong>- Denizcilikte yeşil dönüşümün getirdiği ek maliyetlerin (yeşil yakıt primi vb.) navlun fiyatlarına yansıması kaçınılmaz görünüyor. Sektör, sürdürülebilirlik ile maliyet dengesini nasıl kuracak?</strong></p>

<p>- Yeşil dönüşüm süreci, özellikle alternatif yakıtlar ve yeni teknolojiler söz konusu olduğunda, kısa vadede ek maliyetler yaratmaktadır. Ancak bu dönüşüm aynı zamanda sektörün uzun vadeli sürdürülebilirliği için kaçınılmazdır.</p>

<p>Sektör genelinde bu dengeyi sağlamak için üç temel yaklaşım ön plana çıkmaktadır. Bunlardan ilki, düşük emisyonlu yakıtların kullanımının ölçek kazanmasıyla birlikte maliyetlerin zaman içinde düşmesidir. İkincisi, operasyonel verimliliğin artırılması ve ağ optimizasyonu sayesinde maliyetlerin dengelenmesidir. Üçüncüsü ise müşteri iş birlikleri ve ortak çözümler ile sürdürülebilirliğin değerinin paylaşılmasıdır.</p>

<p>Uzun vadede, inovasyon ve ölçek ekonomileri sayesinde sürdürülebilir çözümlerin daha erişilebilir hale gelmesi ve maliyet ile sürdürülebilirlik arasındaki dengenin daha sağlıklı bir şekilde kurulması beklenmektedir.</p>

<p><strong>“TÜRKİYE’DEKİ BÜYÜMEYİ SÜRDÜRMEYİ HEDEFLİYORUZ”</strong></p>

<p><strong>- Maersk’in küresel ağında ve Akdeniz/Avrupa hinterlandında Türkiye pazarının stratejik önemi nedir? 2026 yılı ve sonrası için Türkiye ajandanızdaki en öncelikli başlık hangisidir?</strong></p>

<p>- Türkiye’nin Maersk’in küresel ağı içerisindeki stratejik önemi son yıllarda belirgin şekilde artmıştır.</p>

<p>Türkiye, Avrupa, Asya ve Orta Doğu arasında kritik bir bağlantı noktası olmasının yanı sıra, Avrupa merkezli şirketler için giderek daha fazla tercih edilen bir tedarik ve üretim merkezi haline gelmektedir. Özellikle tedarik zincirlerinin çeşitlendirilmesi ve bölgeselleştirilmesi trendi, Türkiye’nin bu rolünü daha da güçlendirmektedir.</p>

<p>Güçlü üretim kapasitesi, gelişen altyapısı ve Avrupa ile olan yakın ticari ilişkileri sayesinde Türkiye, hem bölgesel hem de küresel lojistik akışları açısından kilit bir konumda bulunmaktadır.</p>

<p>2026 ve sonrası için öncelikli odak alanımız, Türkiye’de uçtan uca lojistik çözümlerimizi daha da geliştirmek ve müşterilerimizin değişen ihtiyaçlarına uygun, daha entegre, daha esnek ve daha sürdürülebilir tedarik zincirleri sunmaktır. Bu doğrultuda dijitalleşme, görünürlük ve sürdürülebilirlik alanlarındaki yatırımlarımızı artırarak Türkiye’deki büyümemizi sürdürmeyi hedefliyoruz.</p>

<p><strong>“KADIN LİDER OLMAK HEM SORUMLUK HEM FIRSAT”</strong></p>

<p><strong>- Erkek egemen bir sektör olarak bilinen denizcilik ve lojistik dünyasında kadın lider olmak nasıl bir deneyim?</strong></p>

<p>- Denizcilik ve lojistik sektörleri geleneksel olarak erkek ağırlıklı alanlar olsa da bu durum giderek değişmektedir ve daha kapsayıcı bir yapı oluşmaktadır.</p>

<p>Kadın lider olmak bu bağlamda hem bir sorumluluk hem de önemli bir fırsattır. Farklı bakış açıları ve çeşitlilik, daha sağlıklı karar alma süreçlerine katkı sağlar. Aynı zamanda bu rol, yeni nesil liderler için bir ilham kaynağı olma imkânı sunar.</p>

<p><strong>“UÇTAN UCA ÇÖZÜMLERLE FARK YARATIYORUZ”</strong></p>

<p><strong>- Maersk’in faaliyet büyüklüklerini bize açıklar mısınız?</strong></p>

<p>Maersk, küresel ölçekte deniz taşımacılığı, liman işletmeciliği, kara lojistiği, depolama ve hava taşımacılığı gibi birçok alanda faaliyet gösteren entegre bir lojistik şirketidir.</p>

<p>Bu hizmetlerin tek bir çatı altında sunulması, müşterilere uçtan uca çözüm sağlayarak önemli bir fark yaratmaktadır.</p>

<p><strong>“DÜNYA TİCARETİ ÖNGÖRÜLMESİ ZOR BİR YAPIDA”</strong></p>

<p><strong>- Dünya ticaretinin ateşi nasıl?</strong></p>

<p>- Küresel ticaret büyümeye devam etse de artık daha volatil ve öngörülmesi zor bir yapıdadır.</p>

<p>Jeopolitik gelişmeler ve tedarik zinciri dönüşümleri, şirketleri daha esnek ve dayanıklı modeller oluşturmak zorunda bırakmaktadır.</p>

<p></p>

<p><strong>- Dünya konteyner taşımacılığı ve navlun fiyatları nasıl gelişiyor?</strong></p>

<p>- Pandemi döneminde ciddi şekilde artan navlun fiyatları, sonrasında normalleşme sürecine girmiştir.</p>

<p>Ancak Kızıldeniz gibi gelişmeler, kapasiteyi etkileyerek fiyatlarda dalgalanmalara yol açmaya devam etmektedir. Önümüzdeki dönemde rekabetin artmasıyla fiyatların daha dengeli bir seviyeye gelmesi beklenmektedir.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>SÖYLEŞİ</category>
      <guid>https://www.sanayicidergisi.com.tr/orta-dogudaki-belirsizlik-ortaminin-surmesini-bekliyoruz</guid>
      <pubDate>Tue, 20 Oct 2026 17:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sanayicidergisicomtr.teimg.com/sanayicidergisi-com-tr/uploads/2026/10/sedef-ayhan1.gif" type="image/jpeg" length="12877"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[“Tam bağımsız Türkiye hedefine ulaşıncaya kadar durmadan çalışacağız”]]></title>
      <link>https://www.sanayicidergisi.com.tr/tam-bagimsiz-turkiye-hedefine-ulasincaya-kadar-durmadan-calisacagiz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sanayicidergisi.com.tr/tam-bagimsiz-turkiye-hedefine-ulasincaya-kadar-durmadan-calisacagiz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Cumhurbaşkanı Erdoğan, SAHA EXPO 2026 Fuarı'ndaki konuşmasında,  “savunma sanayiinde tam bağımsız Türkiye hedefine ulaşıncaya kadar çalışacağız” dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Fuar Merkezi’nde gerçekleştirilen SAHA EXPO 2026 Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı Kapanış Programı’na katılarak bir konuşma yaptı.</p>

<p>Cumhurbaşkanlığı himayesinde gerçekleştirilen ve alanında markaya dönüşen fuarın savunma sektörü ve katılımcı firmalar için hayırlara vesile olmasını dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, 120 ülkeden 1700'den fazla firmanın iştirak ettiği fuarın icrasında emeği geçen kurumları, firmaları ve sponsorları tebrik etti.</p>

<p>Kara, deniz, havacılık, uzay ve güvenlik alanlarında geliştirdikleri ürünlerle fuarda boy gösteren tüm şirketlere en kalbi tebriklerini ileten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: "1300'ü aşkın üye firması ve bünyesindeki 30 üniversitenin etkin katılımıyla Avrupa'nın en büyük savunma ve havacılık kümelenmesi olan SAHA İstanbul ailesini yürekten kutluyorum. Sektördeki 4 bin 500'ü aşkın firmanın uyum ve koordinasyon içinde faaliyetlerini sürdürmesini sağlayan Savunma Sanayii Başkanlığımızı, kolektif çabaların hasılası olan bu başarı hikâyesinin altında imzası bulunan şirketlerimizi, üniversitelerimizi, kuruluşlarımızı, içtenlikle tebrik ediyor, mühendisinden yazılımcısına, işçisinden teknisyenine, savunma sanayimizin tüm emektarlarına aynı şekilde şükranlarımı sunuyorum. Rabb'im sizlerin başarılarınızı daim eylesin. Bu gayretlerinizi hem ülkemiz hem dost ve kardeşlerimiz hem de insanlık için hayırlara vesile kılsın."</p>

<p>Fuarın bu sene beşincisinin tertiplendiğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, fuarı yeni rekorlarla, anlaşmalarla, iş birlikleriyle taçlandırmanın haklı kıvancı içinde olduklarını söyledi.</p>

<p><strong>"TÜRKİYE, SAVUNMA ALANINDA YILDIZI IŞIL IŞIL PARLAYAN ÜLKELER ARASINA ADINI GURURLA YAZDIRMIŞTIR"</strong></p>

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, fuara 1500'ü yerli olmak üzere 1763 firmanın katıldığını belirterek, şunları kaydetti: "Fuarda sahip oldukları yeni özelliklerle göz dolduran 203 ürün ilk kez görücüye çıktı. 192 resmî heyet ve 108 alım heyeti sektörümüzle doğrudan temas kurma imkânı buldu. İmzalanan 182 anlaşmayla toplam 8 milyar dolarlık iş hacmine ulaşıldı. Bu rakamın 6 milyar dolarlık kısmını doğrudan ihracata dönük mutabakatlar oluşturdu. Resmin bütününe baktığımızda karşılaştığımız manzara tam olarak şudur: Türk savunma sanayii artık yalnızca bölgesinde değil, dünya ölçeğinde rağbet gören, güven veren, dikkatle izlenen ve tercih edilen bir ekosistem hâline gelmiştir. Türkiye, savunma, havacılık ve uzay alanında küresel düzeyde yıldızı ışıl ışıl parlayan ülkeler arasına adını gururla yazdırmıştır."</p>

<p>Bu başarı tablosunun gerisinde şüphesiz on yılların emeği, gecesini gündüzüne katarak adanmış bir ruhla çalışan 100 bini aşkın vatan evladının gayreti, milletin desteği ve devletin iradesi olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İnşallah daha iyi yerlerde olacak, daha büyük başarı hikâyelerini birlikte yazacak, savunma sanayiinde tam bağımsız Türkiye hedefine ulaşıncaya kadar durmadan, duraksamadan çalışacağız" diye konuştu.</p>

<p><strong>“GÜVENLİK İÇİN ÇOK YÖNLÜ ÜRETİM GEREKİYOR”</strong></p>

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, dünyanın hızla değişirken harp sanayilerinin ise köklü dönüşüm sürecinden geçtiğini, bundan elbette güvenlik kavramının da nasibini aldığını söyledi.</p>

<p>Bugün geldikleri noktada güvenliğin artık yalnızca tek bir alana, sahaya, sanayi koluna hapsedilemeyeceğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Fabrikadan test sürecine, veri merkezinden akademiye, tedarik zincirinden geri bildirime güvenlik her yönüyle bütüncül bir konsepttir. Aynı şekilde bugün bir ülkenin caydırıcılığı, sahip olduğu platformların sayısıyla ölçülecek eşiği de çoktan aşmıştır. Envanterinizdeki platformları hangi yazılımla yönettiğiniz, bunlarda hangi sensörleri kullandığınız, bu ürünler için hangi motorları geliştirdiğiniz ve hangi mühimmatı ne kadar sürede üretebildiğiniz önemlidir. Siber saldırılara, elektronik harp tehditlerine, insansız sistemlere ve hibrit savaş yöntemlerine karşı ne denli hazırlıklı olduğunuz belirleyicidir" diye konuştu.</p>

<p><strong>“YENİ DÖNEMİN KURUCU AKTÖRLERİNDEN BİRİ TÜRKİYE’DİR”</strong></p>

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, bölgelerinde ve dünyada son dönemde meydana gelen savaş ve çatışma ortamlarında bu gerçeklere bir kere daha şahitlik ettiklerini, yapay zekâdan insansız araçlara, otonom sistemlerden karar destek mekanizmalarına uzanan geniş yelpazede muharebe sahasının nasıl dönüştüğüne hep birlikte tanık olduklarını ve olmaya da devam ettiklerini kaydetti.</p>

<p>"Şunu bugün büyük bir gururla ifade etmek isterim" Diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: "Konvansiyonel güç unsurlarının yerini çok katmanlı ve entegre sistemlerin aldığı bu yeni dönemin kurucu aktörlerinden biri hiç kuşkusuz Türkiye'dir. Bugün Türkiye yeni nesil millî muharip uçağını, insansız savaş uçağını, helikopterini, İHA'sını, SİHA'sını üreten, elektronik harp sistemlerini, uydu teknolojisini, harp savunma sistemini, radarını geliştiren, tankını, roketini, füzesini, zırhlı araçlarını, savaş gemisini, insansız deniz araçlarını imal ve inşa eden, velhasıl denizin derinliklerinde uzayın boşluğuna kadar her kademede kendi imzasını taşıyan yazılım, platform ve sistemleri kendi yapabilen bir ülkedir. Türkiye, istiklal ve istikbaline kastetme cüretini gösterecek her muhasım unsurun bileğini bükecek kudrete ve kuvvete ziyadesiyle sahip bir devlettir."</p>

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, gerek SAHA 2026'da sergilenen gurur verici ürünler gerekse açıklanan ihracat rakamlarının ne demek istediklerini çok net anlattığını, aynı zamanda Türkiye'nin ulaştığı seviyeyi de ortaya koyduğunu belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, aynı iftihar tablosuyla ihracat tarafında da karşılaştıklarına dikkati çekerek, "Bakınız biz göreve geldiğimizde savunma ve havacılık ihracatımız yılda sadece 248 milyon dolardı. Türkiye, savunma sanayisinde yüzde 80 oranında dışa bağımlı bir ülkeydi. Dışa bağımlılığımızı yıllar içerisinde azaltarak biz bunu tersine çevirdik. 2025 yılında savunma ve havacılık ihracatı, tarihimizde ilk defa 10 milyar doların üzerine çıktı" şeklinde konuştu.</p>

<p><strong>"TÜRKİYE, İLK 4 AYDA 2 MİLYAR 871 MİLYON DOLARLIK İHRACAT GERÇEKLEŞTİRDİ"</strong></p>

<p>Nisan ayı ihracat rakamlarının geçen yılki ivmenin devam ettiğini gösterdiğinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Savunma ve havacılık ihracatımız Nisanda 962 milyon dolara yükseldi. 2026'nın ilk 4 ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 28 artış oldu. Böylece ilk 4 ayda 2 milyar 871 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdi. Yani bundan 23 yıl önce senede 248 milyon dolar ihracat yapan Türkiye, bugün bu rakamı aşağı yukarı bir haftada gerçekleştiriyor. Allah'a sonsuz şükürler olsun. Kısa vadede hedefimiz 11 milyar doları aşarak bu alanda dünyada ilk 10 ülke arasına adımızı yazdırmaktır. İnşallah genişleyen uluslararası iş birliklerimiz, derinleşen ekosistemimiz ve artan üretim kapasitemizle bu hedefimize de vasıl olacağız" ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>"TÜRKİYE SAVUNMA SANAYİSİNDE NE ZAMAN BÜYÜK BİR ADIM ATSA BİRİLERİ HEMEN DEVREYE GİRDİ"</strong></p>

<p>Parasını ödedikleri sistemlerin verilmediği günler olduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu: "Sadece dışarıdan, sadece dost bildiklerimizden değil, içeriden de ihanete, kumpasa, umutlarımızı kırmaya dönük operasyonlara maruz kaldık. İçimize yerleşmiş ve yerleştirilmiş, kimi zaman da sureti haktan görünen Truva atlarının sabotajlarıyla mücadele ettik. Şurası son derece dikkat çekicidir: Türkiye savunma sanayisinde ne zaman kabuğunu kırsa, ne zaman büyük bir adım atsa birileri hemen devreye girdi. 'Başımıza yeni icat çıkarmayın' dediler, 'Dışarıdan almak daha kolay' dediler, 'Ekonomik olarak 'feasible (mümkün)' değil' dediler 'Savunma sanayi yatırımları verimsiz' dediler. Kimi zaman ekonomik verileri eğip bükerek, kimi zaman millî şirketlerimizi hedef alarak, kimi zaman küçümseyerek, kimi zaman da 'Balıklar ürküyor' gibi komik argümanlarla savunma sanayi hamlelerimizi engellemeye çalıştılar. Biz bunların hiçbirine kulak asmadık. 'Balıklar ürküyor' diyenler gelip fuarımızı ziyaret ettiler ama balıkların herhalde ürkmediğini gördüler. Öğrenilmiş çaresizlik sendromuyla malul karakterlerin bizi de kendi ruhsuz, umutsuz, ufuksuz dünyalarına çekmelerine müsaade etmedik. 'Yapamazsınız' diyenlere cevabımızı işte bugün SAHA 2026'da olduğu gibi yaptığımız, tamamladığımız harp sahalarında başarıyla test edilmiş ürünlerle verdik."</p>

<p><strong>SAVUNMA SANAYİSİNE EMEK VERENLERİ YADETTİ </strong></p>

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, Nuri Killigil, Şakir Zümre, Vecihi Hürkuş ve Nuri Demirağ gibi isimlerin canlarını ortaya koyup sabırla yürüyerek savunma sanayisinde bugünkü seviyelere ulaşılmasını sağladığını kaydetti.</p>

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, aralarında merhum Özdemir Bayraktar'ın da olduğu Türk savunma sanayisinin öncülerini rahmetle yâd ettiğini söyledi.</p>

<p>Vecihi Hürkuş'un havacılıkta yıllar önce yükselttiği bayrağı rahmetli Özdemir Bayraktar'ın insansız hava araçlarında doruklara çıkardığını, göklerde büyük bir gururla dalgalandırdığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İnanıyorum ki onun izinden gidenler bu emanete hakkıyla sahip çıkacak, Türk savunma sanayisinin şanını yüceltmeye devam edeceklerdir" diye konuştu.</p>

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Savunma sanayi ve caydırıcılığın yanı sıra ulusal güvenliğin bir diğer kritik halkası bizim 'iç cephe' olarak tarif ettiğimiz milletin birlik ve beraberliğidir. Şurası bir hakikat ki millî bünye ne kadar sağlam olursa bir ülkenin güvenliği de o derece kavi ve kuvvetli olur. Kader ve istikbal birliği yapmış, ortak değerler etrafında kenetlenmiş, aynı ideallere gönül vermiş bir halkı dışarıdan müdahalelerle teslim almak, böyle bir millete diz çöktürmek kolay değildir. Fakat içeride sızıntı varsa, iç cephede gedik açılmışsa, içerisi fokur fokur kaynıyor ve kanıyorsa böyle bir durumda da millet ayakta kalamaz" ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>İÇ CEPHEYİ TAHKİM EDEREK KAZANIRIZ</strong></p>

<p>Bu durumu Mehmet Akif Ersoy'un Nasrullah Camisi'nde yaptığı konuşmada, "Milletler topla, tüfekle, zırhla, ordularla, tayyarelerle yıkılmaz. Milletler ancak aralarındaki rabıtalar çözülerek, kendi başının derdine, kendi havasına, kendi menfaatine, kendi menfaatini temin etmek kaygısına düştüğünde yıkılır" şeklindeki sözleriyle anlattığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Dün olduğu gibi bugün de yarın da meselenin nirengi noktası işte budur" dedi.</p>

<p>Binlerce yıllık tarihin hemen her döneminin mücadeleyle geçtiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, devlet ve millet olarak verilen tüm mücadelelerin, iç cephenin tahkim edilmesiyle kazanıldığını söyledi.</p>

<p><strong>“TERÖRSÜZ TÜRKİYE SÜRECİ, BARIŞIN EGEMEN OLDUĞU BİR GELECEĞİN İNŞASINI HEDEFLEYEN BÜYÜK BİR VİZYONUN ADIDIR”</strong></p>

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, yeri geldiğinde top seslerinin çocuklara ninni yapıldığını, yeri geldiğinde aç, susuz, silahsız, mühimmatsız kaldıklarını ama hiçbir zaman inançlarını yitirmediklerini, yeisse kapılmadıklarını ifade etti.</p>

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, fuarın düzenlenmesinde emeği geçenlere teşekkür etti.</p>

<p>SAHA İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı Haluk Bayraktar, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a yeniçerilerin başlarında taşıdığı keçeden yapılan "börk" takdim edildi.</p>

<p></p>

<p><strong>SAHA 26’DAN NOTLAR: </strong></p>

<p>- SAHA 2026, savunma, havacılık ve uzay sanayisinin küresel gündemini şekillendiren 18 uluslararası panelle sektör için stratejik düşünce üreten bir platform olduğunu bir kez daha ortaya koydu. 75 konuşmacı beş gün boyunca sektörün gündemini küresel sahneye taşıdı.</p>

<p>- Uzayın küresel gündemi Space Dome’da buluştu. SAHA 2026, savunma, havacılık ve uzay sanayisinin küresel gündemini Istanbul Fuar Merkezi'ne taşıdı. Dört gün boyunca dört farklı temada gerçekleştirilen Space Talks, uzayın artık yalnızca devletlerin değil, ajansların, KOBİ’lerin, girişimcilerin ve özel sektörün ortak alanı haline geldiğini ortaya koydu.</p>

<p>- NATO ittifakının çift kullanımlı teknoloji girişimlerini hızlandırıcı programı olan NATO DIANE (Defence İnnovation Accelerator for the North Atlantic) için SAHA 26’da düzenlenen Demo Day, programın Türkiye ayağı olan NATO DIANA Turkish Accelerator Site (ODTÜ Teknokent) tarafından sahneye taşındı.</p>

<p>NATO İnovasyon Fonu Yünetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Fiona Murray ile Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Muhammet Kasım Gönüllü’nün konuşmacı olduğu oturumda programa seçilmiş startuplar, otonomi, insansız sistemler ve haberleşme alanındaki çözümler uluslararası yatırımcı ve karar alıcılarla paylaşıldı.</p>

<p>- SAHA 2026'da FPV Dron Alanı fuarın en çok ilgi gören deneyim alanlarından biri oldu. Son yıllarda modern muharebe sahasında öne çıkan, düşük maliyetli, hızlı ve etkili insansız sistemler bu alanda ziyaretçilere daha somut biçimde gösterildi. Katılımcılar, FPV dronların yalınca teknik bir yenilik olmadığını, keşif, hedef takibi, manevra kabiliyeti ve taktik esneklik açısından sahara önemli bir kabiliyet alanı haline geldiğini yakından görme fırsatı buldu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNCEL HABER</category>
      <guid>https://www.sanayicidergisi.com.tr/tam-bagimsiz-turkiye-hedefine-ulasincaya-kadar-durmadan-calisacagiz</guid>
      <pubDate>Tue, 20 Oct 2026 17:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sanayicidergisicomtr.teimg.com/crop/1280x720/sanayicidergisi-com-tr/uploads/2026/10/erdogan-sahne2.jpg" type="image/jpeg" length="74175"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Üretimin Direnci, Türkiye’nin Geleceği]]></title>
      <link>https://www.sanayicidergisi.com.tr/uretimin-direnci-turkiyenin-gelecegi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sanayicidergisi.com.tr/uretimin-direnci-turkiyenin-gelecegi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Küresel ekonomi, son yılların en karmaşık dönemlerinden birinden geçiyor. Bir tarafta jeopolitik gerilimler, diğer tarafta ticaret savaşları ve faiz ortamı…]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Küresel ekonomi, son yılların en karmaşık dönemlerinden birinden geçiyor. Bir tarafta jeopolitik gerilimler, diğer tarafta ticaret savaşları, enerji güvenliği tartışmaları ve yüksek faiz ortamı… Dünyanın en büyük ekonomileri bile büyüme konusunda temkinli mesajlar verirken, sanayi üretiminin önemli bir gerileme içinde olduğu görülüyor.</p>

<p>Son açıklanan İSO Türkiye PMI verileri, sanayicinin karşı karşıya olduğu tabloyu açık biçimde ortaya koyuyor. Nisan ayında PMI verisi 45,7 olarak açıklandı. Bu rakam, son üç yılın en düşük düzeyi. PMI endeksinin uzun süredir 50 eşik değerinin altında seyretmesi, üretimde yavaşlamanın sürdüğünü, siparişlerde ve kapasite kullanımında baskının devam ettiğini gösteriyor. Özellikle finansmana erişim maliyetlerinin yüksek seyri, dövizin baskılanması, iç pazardaki daralma ve küresel talepteki kırılganlık, reel sektör üzerinde ciddi bir yük oluşturuyor.</p>

<p>Türkiye ekonomisi önemli bir dezenflasyon programı uyguluyor. Para politikasındaki sıkı duruş, enflasyonla mücadele açısından kritik bir işlev üstlenirken, şu anda ara verilen kontrollü faiz indirimleri de reel sektör açısından dikkatle takip ediliyor. Savaş nedeniyle tedirgin olan iş dünyası, savaşın hızla sona ererek finansman maliyetlerinin daha öngörülebilir ve yönetilebilir seviyelere gelmesi beklentisinde. Çünkü üretim ekonomisinin sürdürülebilirliği için yalnızca fiyat istikrarı değil, yatırım ikliminin güçlenmesi de gerekiyor.</p>

<p>Sanayi sektörü açısından bakıldığında bugün en önemli ihtiyaç öngörülebilirliktir. Sanayici yatırım yaparken yalnızca bugünü değil, önündeki 5-10 yıllık dönemi hesaplamak zorundadır. Enerji maliyetlerinden kur istikrarına, finansmana erişimden ihracat pazarlarına kadar her başlıkta güven veren bir ekonomik çerçeve büyük önem taşıyor. Bu konuda zaten sıkıntılı olan sanayiciler, savaşın yarattığı olumsuz etki ile yatırım projelerini ileriye erteleyerek beklemeyi tercih etti doğal olarak.</p>

<p>Tüm bu gelişmeler ışığında, ülkemizin ekonomik direncini artırmaya yönelik atılan adımlara da değinmek istiyorum. Geçtiğimiz günlerde Cumhurbaşkanımız tarafından açıklanan "Türkiye Yüzyılı Yatırım İçin Güçlü Merkez Programı" kapsamındaki yeni vergi ve teşvik paketi, bu bağlamda stratejik ve doğru bir hamledir.</p>

<p>Paketin temelini oluşturan kurumlar vergisi indirimleri, üretim ve ihracat odaklı büyüme modelimize yapılan güçlü bir yatırımdır. Özellikle imalatçı ihracatçılar için kurumlar vergisi oranının yüzde 9'a, diğer ihracatçı kurumlar için ise yüzde 14'e düşürülmesi rekabet gücümüzü artırmaya katkı sağlayacaktır. Bu düzenleme, firmalarımızın küresel pazarlarda daha etkin rol almasının ve döviz kazandırıcı faaliyetlerini artırmasının önünü açacaktır.</p>

<p>Savaşın global çapta ve ülkemizde iki büyük olumsuz etkisi olacağı kesin gibi. Büyüme azalacak ve enflasyon artacak. Büyümenin azalması üretimin de azalması, gerilemesi anlamına geliyor net olarak. Özellikle ülkemizdeki enflasyonun yüksekliği ve daha da artmaya meyilli olması da maliyetlerin durmaksızın artacağı anlamına geliyor. Görünen o ki enerji fiyatlarındaki artış da sürecek. Bir barış anlaşması yapılması ve Hürmüz Boğazı’nın açılması halinde bile petrol fiyatlarının eski haline gelmesinin yılın son aylarını bulacağı özellikle vurgulanıyor.</p>

<p>Üretici ihracatçının döviz sorunu ise aynen yerinde duruyor. Dövizin baskılanması nedeniyle çok yüksek maliyetlerle ortaya konulmuş ürünlerin, neredeyse hiç kar olmadan, pazarı elde tutmak amacıyla ihraç edilmesinden elde edilen dövizin faydası olmuyor.</p>

<p>Bugün Türkiye’nin en büyük ve acil ihtiyacı; üretimi merkeze alan uzun vadeli bir ekonomik vizyondur.</p>

<p>Kısa vadeli dalgalanmalar elbette olacaktır. Ancak tarih bize göstermiştir ki; üreten ülkeler ayakta kalır, sanayisini koruyan ülkeler güçlenir. Türkiye’nin geleceği de üretimde, ihracatta ve teknolojik dönüşümdedir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bizler sanayiciler olarak ülkemizin potansiyeline inanıyoruz. Türkiye’nin sahip olduğu girişimcilik ruhu, üretim kültürü ve genç insan kaynağı doğru politikalarla birleştiğinde çok daha güçlü bir ekonomik hikâye yazılabilir.</p>

<p>Çünkü biliyoruz ki güçlü sanayi, güçlü Türkiye demektir.</p>

<p>Sanayici dostlarıma savaşsız, mutlu, güzel, sağlıklı üretim günleri diliyorum.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>KAPAK HABER</category>
      <guid>https://www.sanayicidergisi.com.tr/uretimin-direnci-turkiyenin-gelecegi</guid>
      <pubDate>Mon, 19 Oct 2026 14:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sanayicidergisicomtr.teimg.com/crop/1280x720/sanayicidergisi-com-tr/uploads/2026/10/eyup-sozdinler-ust.webp" type="image/jpeg" length="91171"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ULUSLARARASI ÖRGÜTLERİN YÖNETİM MERKEZİ... BRÜKSEL]]></title>
      <link>https://www.sanayicidergisi.com.tr/uluslararasi-orgutlerin-yonetim-merkezi-bruksel</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sanayicidergisi.com.tr/uluslararasi-orgutlerin-yonetim-merkezi-bruksel" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Belçika’nın başkenti Brüksel, günümüzde NATO, Avrupa Birliği ve çok sayıda uluslar arası örgütün merkez ofislerinin bulunduğu şehir, biliyorsunuz. Bu yüzden Avrupa’nın hatta dünyanın başkenti diye tanımlayanlar bile bulunuyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><b><span style="font-family:"Arial",sans-serif">DR. HİLAL ÜNALMIŞ</span></b></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Çocukluk yıllarınızdan çizgi roman kahramanı Belçikalı genç gazeteci Tenten'i ve köpeği Milu'yu hatırlar mısınız? Dünyanın bütün ülkelerini gezen, maceradan maceraya koşan, her macera ve araştırmadan sonra Belçika'ya dönen Tenten'in artık yeni maceraları yayınlanamıyor. Ancak Tenten Belçika'nın bir marka değeri ve sanal bir turizm elçisi olarak yaşamın içinde...</span></p>

<p></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Neden Tenten ile başladım? Aralık ayının ilk haftasında ben de her yıl sonunda olduğu gibi Brüksel’deydim. Bütün yıl sağlık politikaları alanında yaptığımız çalışmaları değerlendirmek, AB'nin toplumsal sağlık konularındaki toplantısına katılmak, biraz soluklanmak, biraz da Brüksel sokaklarında dolaşmak için...</span></p>

<p><br />
<span style="font-family:"Arial",sans-serif"><b>DÜNYANIN BAŞKENTİ DİYENLER DE VAR</b></span></p>

<p></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Belçika’nın başkenti Brüksel, günümüzde NATO, Avrupa Birliği ve çok sayıda uluslar arası örgütün merkez ofislerinin bulunduğu şehir, biliyorsunuz. Bu yüzden Avrupa’nın hatta dünyanın başkenti diye tanımlayanlar bile bulunuyor.</span></p>

<p></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Avrupa'nın her ülkesinden Belçika’da çalışanlar, yaşayanlar çok. Belçika'nın kurulduğu dönemdeki kendi halkı, Valonlar ve Felemenklerden biraz da Almanlardan oluşuyordu. 1831 yılında bağımsız bir krallık olarak batı Avrupa’da tarih sahnesine çıkan Belçika az da olsa sömürge sahibi olmuş, dönemin kralı 2. Leopold sömürgeleri kendi şahsi malı olarak görmüş ve gelen kazançla Belçika’da bugün bile yapılması zor önemli yapıları yaptırmıştı. Gotik tarzdaki bu yapılar özellikle Brüksel’i tarihi bir şehir olarak öne çıkartırken turistlerin de çok ilgisini çekiyor. Gece gezmeyi sevenler ışıklandırılmış tarihi binaların arasında ve meydanlarda güzel saatler geçirebiliyorlar. Unesco'nun da dünya mirası olarak listesine aldığı Brüksel tarihi meydanı “La Grand Place” gerçekten görülmeye değer...</span></p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><b><span style="font-family:"Arial",sans-serif">ESKİ SÖMÜRGELERİNDEN ÖZÜR DİLEDİLER</span></b></p>

<p></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Günümüzde demokrasi ve insan hakları konularına sahip çıkan Belçika krallığı ve parlamentosu, eski sömürgelerinden, vaktiyle uyguladıkları şiddet için özür diledi.</span></p>

<p></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Belçika, Avrupa Birliği’ni kuran 6 ülkeden biri olarak Almanya, Fransa, Lüksemburg, Hollanda ile sınır komşusu ve AB'yi sahiplenmiş şekilde yola devam ediyor. Son verilere göre 11,5 milyon nüfusu var. Hatta bunların 40 bine yakını da Türk asıllı...</span></p>

<p><img class="detayFoto" src="https://sanayicidergisicomtr.teimg.com/sanayicidergisi-com-tr/images/upload/hilal_unalmis_parlamento_girisi.jpg" /></p>

<p><b><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="text-transform:uppercase">Avrupa Parlamentosundaki Toplantımız</span></span></b></p>

<p></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Bu kez ben Avrupa Parlamentosu'nda yapılacak “From Risk to Action” başlıklı sağlık toplantısına davetliydim. “Riskten Aksiyona” diye çevirebileceğim bu toplantıya kanun yapıcılar, sağlık politikaları alanında çalışanlar, sağlıkla ilgili sivil toplum kuruluşlarının yöneticileri ve doktorlar katıldı. Çok sayıda ülkeden katılımcılar, kaldığımız otellerden yürüyerek parlamento binasına gittik. Aralık ayı ve Brüksel çok soğuk... Bina girişinde hepimizin adına hazırlanmış yaka kartlarımızı alıp içeri girdik. </span></p>

<p></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Toplantı açılışını Yunan parlamenter Nikos Papandreu yapacak diye biliyorum. Avrupa Parlamentosu Toplumsal Sağlık Komitesi Başkanının soyadı bana yabancı gelmiyor. Acaba Yunanistan’ın eski Başbakanları ile aynı aileden mi, yakını mı diye düşündüm. İnternetten kontrol ettim. Evet öyleydi. Politikacılık da sanki krallık gibi babadan oğullara-kızlara geçiyor neredeyse günümüzde... Açılış konuşmasından sonra tanıştık, Türkiye'den katıldığımı söyledim, birlikte fotoğrafımız da çekildi. Çalışma alanımı da anlattım. Gayet nazik ve gerçekten bilgili bir uluslararası politikacı ile tanıştığım için memnun oldum.</span></p>

<p><img class="detayFoto" src="https://sanayicidergisicomtr.teimg.com/sanayicidergisi-com-tr/images/upload/hilal_unalmis_papandreu.jpg" /></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Toplantı sonunda katılımcılar AB binalarının arasındaki meydanda kadrajımıza sığdırabildiğimiz ölçüde fotoğraflar çektik... Binalar arasında “Democracy in Action” yazıyordu... Bunu da Demokrasi İş Başında” diye çevirebilirim</span></p>

<p><img class="detayFoto" src="https://sanayicidergisicomtr.teimg.com/sanayicidergisi-com-tr/images/upload/hilal_unalmis_demokrasi_in.jpg" /></p>

<p><b><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="text-transform:uppercase">Heykeller... Müzeler...</span></span></b></p>

<p></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Brüksel tarihi bir şehir eski heykeller kadar yeni yapılmış heykeller de var. Ayrıca AB kurucu ülkelerinden biri olması ve halen AB ne ev sahipliği yapması dolayısıyla diğer AB ülkelerinden de tarihi kimliklerin heykelleri kentin köşelerinde yer alıyor. Don Kişot gibi roman kahramanından Jean<span style="color:#002b11">-Claude Van Damme gibi sinema oyuncusuna, çocukların sevdiği çizgi film kahramanları Şirinlerden,<b> </b></span><span style="color:#38443a">Madam Chapeau’ya çok çeşitli alanlardan çok sayıda heykel var...</span> </span></p>

<p></p>

<p><b><span style="font-family:"Arial",sans-serif">KÜÇÜK ÇOCUK HEYKELİNİN İKİ AYRI ÖYKÜSÜ</span></b></p>

<p><img class="detayFoto" src="https://sanayicidergisicomtr.teimg.com/sanayicidergisi-com-tr/images/upload/hilal_unalmis_kucuk_cocuk.jpg" /></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Heykel denilince aklımıza hep heybetli görüntüler gelir ama Brüksel'in en meşhur heykeli 61 cm boyunda bir erkek çocuk heykeli...Aslında bir çeşmenin üzerinde süs gibi ama yüzyıllardan beri artık önemli bir sembol haline gelmiş. Adı Manneken Pis... Her gün binlerce ziyaretçisi var. Kimi birlikte fotoğraf çektiriyor kimi üzerine yeni bir giysi giydirmeye çalışıyor kimi ise kendi ülkesinin ya da spor takımının bayrağını örtüyor... Kim olduğu, neden bu heykelin yapıldığı konusunda çeşitli hikayeler anlatılıyor. Brüksel’in eski mahallelerinden birinde bir köşe başında çeşmenin havuzuna çişini yapan bir çocuk... Bir hikayeye göre zengin bir adamın oğlu imiş ve birgün bakıcıların elinden kaçmış, annesi babası deliye dönmüşler, ertesi gün bahçede çişini yaparken bulunmuş ve babası bu çeşmeyi ve heykelini yaptırmış... Bir başka hikayeye göre 1600’lerin başında o bölgede dericiler çalışırmış. Derilerin daha kaliteli olması için çevredeki bütün çocukları toplar, derilerin üzerine çişlerini yapmalarını isterlermiş... Sonra da böyle bir heykel yaptırmışlar. Belçikalılar için bu heykelin çok önemli olduğunu düşünen Fransız askerleri de bir ara bu heykeli çalmaya kalkışmışlar...Her neyse artık gören herkesi gülümseten bir şehir süsü...Son görüşümde eline minik bir gitar verilmişti...</span></p>

<p></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Bu arada aklıma Nasrettin Hoca heykeli geldi. Ben görmedim ama gören, etrafında temizlik yapan bir Türk hanım ile tanıştım. Belçikanın Scaherbeek bölgesinde yine bir Türk heykeltraş Metin Yurdanur’un bronzdan yaptığı Nasrettin Hoca heykelinden söz etmeden geçemeyeceğim. O çok bildiğimiz, eşeğine ters oturmuş görüntüsü ile halk filozofu Nasrettin hoca Belçika’daki köşesinden selam veriyor.</span></p>

<p></p>

<p><b><span style="font-family:"Arial",sans-serif">ŞİRİNLERİN DE MÜZESİ VAR</span></b></p>

<p></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Brüksel’in müzesi de çok çeşitli... Bizim çocukların Şirinler diye tanıdığı çizgi film The Smurfs’ın bir müzesini bile gezebilirsiniz. El yapımı çikolata müzesi de ilginç gelebilir...Tarihi ve kültürel müzelerden istediğinizi seçebilirsiniz. </span></p>

<p></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Bir de Brüksel’in 68 yıllık Atomium’una da gitmelisiniz. Önünde bir fotoğraf çektirmek Brüksel’e gittiğinizin en büyük şahidi olacaktır. Şahsen benim böyle bir fotoğrafım var... 1958 yılında EXPO fuarı için yapılan ve 6 ay sonra kaldırılması planlanan bu dev atom modeli, o kadar ilgi görmüş ki kaldıramamışlar. Hala ilgi devam ediyor. Demir kristal kafesinde, atomun165 milyar kez büyütülmüş halinden esinlenilmiş.</span></p>

<p><img class="detayFoto" src="https://sanayicidergisicomtr.teimg.com/sanayicidergisi-com-tr/images/upload/hilal_unalmis_atomium.jpg" /></p>

<p><b><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="text-transform:uppercase">Schelde nehri tam bir su yolu...</span></span></b></p>

<p></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Belçika zaten denize kıyısı olan bir ülke ama ciddi su yolları da var. 9 tane nehir adı geçiyor kaynaklarda. Ben bunlardan Schelde nehrinde daha önceki gelişlerimden birinde, tabii sıcak bir havada tekne ile gezdiğimi hatırlıyorum. Schelde nehri Fransa’da doğuyor, Belçika’nın batısından geçiyor ve Hollanda’dan da Kuzey Denizine dökülüyor. Benim gibi deniz ve nehir görmeyi seven birisiyseniz mutlaka bir tekne gezisi yapın derim.</span></p>

<p></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Her ülkenin olduğu gibi Belçika'nın da resmi ya da gayri resmi bayramları, ulusal günler ve sembolleri var elbette... Valonların, Felemenklerin, Fransızca konusanların ve Almanca konuşanların kendilerine has özel günleri var ve kutluyorlar... Gelincik ise Belçika’nın sembol çiçeği imiş...</span></p>

<p></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Pek çok ülkede olduğu gibi armalarında aslanı kullanıyorlar. Midye patates kızartması milli yemekleri, sabah kahvaltısında da waffle gözde yiyecekleri.</span></p>

<p></p>

<p><b><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="text-transform:uppercase">Basın kuruluşları birarada</span></span></b></p>

<p><img class="detayFoto" src="https://sanayicidergisicomtr.teimg.com/sanayicidergisi-com-tr/images/upload/hilal_unalmis_basYn_merkezi.jpg" /></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Yazıya başlarken “Brüksel sokaklarında dolaşmak” demiştim ya evet biraz dolaşayım derken International Press Center tabelası olan bir binaya rastladım. Türkiye'den de bir medya kuruluşu var mı acaba bu binada diye merak ettim ve içeri girdim. Gerçekten hem Anadolu Ajansı hem de TRT bu binada çalışıyormuş. Görevli ile biraz sohbet ettik, AB binalarından birinin çok yakınında olan bu binadaki ofislerde çalışan gazeteciler bize her gün Belçika'dan haber geçiyorlar...</span></p>

<p></p>

<p><b><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="text-transform:uppercase">Kral Philippe’den sonra tahta kızı geçecek</span></span></b></p>

<p></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Belçika’da bir kraliyet ailesinin bulunduğunu yazmıştım. Ancak öyle medyatik bir aile değiller. Kral Philippe iyi eğitim görmüş devlet kurumlarını iyi bilen bir kral ve yine Belçikalı soylu bir kadınla evlenmiş. 2013 yılından beri tahtta ve şu anda 4 çocukları bulunuyor. Büyük kızları gelecekte kraliçe olarak tahta geçecek.</span></p>

<p></p>

<p><b><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><span style="text-transform:uppercase">Tenten takvimi</span></span></b></p>

<p></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Dönüşte havaalanında biraz zamanım vardı Belçika’nın markası olan Tenten maceralarından bir tane alayım istedim. Çizeri Herge 1929 yılında Tenten maceralarını yazmaya ve çizmeye başlamış. Ölümünden sonra yeni bir macera yayınlanmamış diye biliyorum. Gerçi şimdi yapay zeka ile neler yapılmıyor ki. Önüme 2026 yılının Tenten takvimleri çıktı. Bu yıl çalışma masamda bana Tenten çizgilerinin yer aldığı yıllık takvim eşlik edecek. </span></p>

<p><img class="detayFoto" src="https://sanayicidergisicomtr.teimg.com/sanayicidergisi-com-tr/images/upload/hilal_unalmis_tenten.jpg" /></p>

<p><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Bu ay yine fotoğraflarda Vegar yardımcı oldu. Teşekkür ederim.</span></p>

<p></p>

<p></p>
</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GEZİ</category>
      <guid>https://www.sanayicidergisi.com.tr/uluslararasi-orgutlerin-yonetim-merkezi-bruksel</guid>
      <pubDate>Sat, 07 Feb 2026 18:26:41 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sanayicidergisicomtr.teimg.com/crop/1280x720/sanayicidergisi-com-tr/images/haberler/2026/02/uluslararasi_orgutlerin_yonetim_merkezi_bruksel_h2461_419cf.jpg" type="image/jpeg" length="99662"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[2026’dan sonra ticarette hız değil hizmet sürekliliği öne çıkacak]]></title>
      <link>https://www.sanayicidergisi.com.tr/2026dan-sonra-ticarette-hiz-degil-hizmet-surekliligi-one-cikacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sanayicidergisi.com.tr/2026dan-sonra-ticarette-hiz-degil-hizmet-surekliligi-one-cikacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- UTİKAD Başkanı Bilgehan Engin, “2025 sonrasında rekabetin anahtarı hızdan ziyade belirsizlik dönemlerinde hizmet sürekliliğini sağlayabilmek olacaktır. Türkiye’nin stratejik konumunu gerçek bir lojistik avantaja dönüştürebilmesi için alternatif koridorları güçlü liman altyapısı, etkin demiryolu bağlantıları, dijitalleşmiş gümrük süreçleri ve şeffaf veri paylaşımıyla desteklemesi büyük önem taşıyor.” dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><span style="font-size:14px;"><strong>GİRAY DUDA</strong></span></p>

<p><span style="font-size:11.0pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Lojistik, pandemi döneminde dünya ticaretinde yaşanan büyük tedarik sıkıntıları, her an patlayan bölgesel krizler dolayısıyla üstünde çok konuşulan bir sektör oldu. Lojistiğin bugünü, yarınını ve dönüşeceği yeni biçimleri sektörün en büyük meslek örgütü UTİKAD’ın başkanı Bilgehan Engin ile konuştuk. </span></span></span></p>

<p><b><span style="font-size:11.0pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">- 2025 dünya lojistik trendlerine baktığımızda jeopolitik risklerin tedarik zincirlerine ciddi etkileri olduğunu görüyoruz. Sizce ticaret yolları ve stratejik lojistik koridorlar nasıl şekilleniyor?</span></span></span></b></p>

<p><span style="font-size:11.0pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">- 2025 dünya lojistik trendlerine jeopolitik bir perspektiften baktığımızda, ticaret yollarının artık yalnızca en kısa veya en ucuz güzergah mantığıyla değil; risk, süreklilik ve öngörülebilirlik ekseninde yeniden şekillendiğini görüyoruz. Kızıldeniz, Süveyş Kanalı, Karadeniz ve benzeri kritik geçiş noktalarında artan güvenlik riskleri, tedarik zincirlerini kırılgan hale getirirken, firmaları rota çeşitlendirmeye ve alternatif senaryolar üretmeye zorluyor. Bu durum, taşıma sürelerinin uzamasına, maliyetlerin artmasına ve stok yönetiminde daha temkinli yaklaşımların benimsenmesine neden oluyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11.0pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Jeopolitik gelişmelerle birlikte ticaret politikalarındaki korumacı eğilimler ve bölgesel gerilimler, küresel ticaretin yönünü de değiştiriyor. 2025 itibarıyla küresel ticaret haritasında yalnızca hacimlerin değil, akış yönlerinin de yeniden tanımlandığını görüyoruz. Asya–Avrupa hattında yaşanan belirsizlikler, Körfez, Doğu Afrika ve Hint Okyanusu havzasını daha görünür kılarken, firmalar tedarik ağlarını daha yakın ve daha güvenli bölgelere kaydırma arayışına giriyor. Nearshoring ve friend-shoring gibi kavramlar bu dönemde teorik tartışmaların ötesine geçerek operasyonel kararlara dönüşmüş durumda.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11.0pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><img class="detayFoto" src="https://sanayicidergisicomtr.teimg.com/sanayicidergisi-com-tr/images/upload/bilgehan_engin2.jpg" /></span></span></span></p>

<p><b><span style="font-size:11.0pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">ARTIK ÇOK MODLU KORİDORLAR ÖNE ÇIKIYOR</span></span></span></b></p>

<p><span style="font-size:11.0pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Bu ortamda stratejik lojistik koridorların önemi daha da artıyor. Deniz taşımacılığındaki riskler yükseldikçe, demiryolu, karayolu, limanlar ve lojistik merkezlerini entegre eden çok modlu koridorlar öne çıkıyor. Türkiye açısından Orta Koridor, Asya ile Avrupa arasında alternatif ve tamamlayıcı bir hat olarak jeostratejik değerini güçlendirirken; Kalkınma Yolu Projesi de Körfez’i Türkiye üzerinden Avrupa’ya bağlayan yeni bir ticaret omurgası oluşturma potansiyeli taşıyor. Bu tür girişimler, yalnızca birer altyapı projesi değil, aynı zamanda küresel ticarette güvenli ve sürdürülebilir erişim arayışının bir sonucu olarak görülmeli.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11.0pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">UTİKAD perspektifinden bakıldığında, 2025 ve sonrasında rekabetin anahtarı hızdan ziyade belirsizlik dönemlerinde hizmet sürekliliğini sağlayabilmek olacaktır. Türkiye’nin stratejik konumunu gerçek bir lojistik avantaja dönüştürebilmesi için alternatif koridorları güçlü liman altyapısı, etkin demiryolu bağlantıları, dijitalleşmiş gümrük süreçleri ve şeffaf veri paylaşımıyla desteklemesi büyük önem taşıyor. Bu yaklaşım, hem sektörümüzün küresel şoklara karşı dayanıklılığını artıracak hem de Türkiye’yi bölgesel ve küresel ölçekte güvenilir bir lojistik üs konumuna taşıyacaktır.</span></span></span></p>

<p><b><span style="font-size:11.0pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">“TEK ROTA, TEK SENARYO” GERİDE KALDI</span></span></span></b></p>

<p><b><span style="font-size:11.0pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">- Kızıl Deniz - Süveyş hattı gibi ana ticaret yollarındaki kesintiler maliyetleri ve teslim sürelerini etkiledi. Bu gibi büyük dar boğaz riskleri lojistik pazarını nasıl yeniden biçimlendiriyor?</span></span></span></b></p>

<p><span style="font-size:11.0pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">- Kızıldeniz–Süveyş hattında yaşanan kesintiler, küresel lojistik sisteminin ne kadar kırılgan olabildiğini bir kez daha ortaya koydu. Bu tür ana ticaret arterlerinde meydana gelen riskler, yalnızca geçici gecikmelere değil; navlun maliyetlerinden stok politikalarına, sözleşme yapılarından hizmet taahhütlerine kadar tüm lojistik ekosistemin yeniden düşünülmesine yol açıyor. Alternatif rotalara yönelmek zorunda kalan taşıyıcılar için transit süreleri uzarken, artan yakıt tüketimi ve kapasite dengesizlikleri maliyet baskısını kalıcı hale getiriyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11.0pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Bu büyük dar boğaz riskleri, lojistik pazarında “tek rota, tek senaryo” yaklaşımının sürdürülebilir olmadığını net biçimde gösterdi. Şirketler artık yalnızca en verimli görünen hatlara değil, kriz anlarında devreye girebilecek ikinci ve üçüncü alternatiflere de yatırım yapıyor. Bu durum, navlun sözleşmelerinin daha esnek yapılara kavuşmasına, uzun vadeli planlamalarda risk priminin daha belirgin hâle gelmesine ve lojistik hizmet sağlayıcılarından daha güçlü kriz yönetimi kabiliyetleri beklenmesine neden oluyor.</span></span></span></p>

<p><b><span style="font-size:11.0pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">LOJİSTİK, TEDARİK ZİNCİRİNİN TAMAMINA DÖNÜŞÜYOR</span></span></span></b></p>

<p><span style="font-size:11.0pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Kesintiler aynı zamanda çok modlu taşımacılığı ve bölgesel lojistik çözümleri öne çıkarıyor. Deniz yolundaki aksamalar, demiryolu ve karayolu bağlantılarının stratejik önemini artırırken, aktarma limanlarının, lojistik merkezlerin ve serbest bölgelerin rolü yeniden tanımlanıyor. Bu süreçte lojistik yalnızca bir taşıma faaliyeti olmaktan çıkarak, tedarik zincirinin tamamını yöneten stratejik bir hizmet alanına dönüşüyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11.0pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">UTİKAD açısından bakıldığında, bu gelişmeler sektör için hem risk hem de fırsat barındırıyor. Türkiye’nin jeostratejik konumu, farklı ticaret yollarının kesişim noktasında yer alması sayesinde, dar boğazlara alternatif çözümler üretme potansiyeli sunuyor. Ancak bu potansiyelin hayata geçebilmesi için altyapının güçlendirilmesi, dijitalleşmenin hızlandırılması ve kamu–özel sektör iş birliğinin derinleştirilmesi gerekiyor. Bu sayede lojistik pazarı, dar boğazların yarattığı belirsizlikten beslenen değil, bu belirsizliği yöneten ve dönüştüren bir yapıya kavuşabilir.</span></span></span></p>

<p><b><span style="font-size:11.0pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">LOJİSTİKTE KRİTİK UNSUR OPERASYONEL ESNEKLİK</span></span></span></b></p>

<p><b><span style="font-size:11.0pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">- Şirketler bu tür dışsal risklere karşı nasıl hazırlıklı olabilirler?</span></span></span></b></p>

<p><span style="font-size:11.0pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">- Bu tür dışsal risklere karşı hazırlık, lojistik firmalar ile dış ticaret yapan şirketler açısından benzer kaygılara dayanmakla birlikte, farklı sorumluluk alanları ve karar mekanizmaları üzerinden ele alınmalı.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11.0pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Lojistik firmalar açısından bakıldığında, en kritik unsur operasyonel esneklik ve kriz yönetimi kapasitesidir. Artık sadece taşıma organizasyonu yapan değil, belirsizlik dönemlerinde müşterisine alternatif senaryolar sunabilen, rotayı, taşıma modunu ve zaman planını hızla yeniden kurgulayabilen firmalar öne çıkıyor. Bu nedenle lojistik şirketlerinin tek bir hat veya tek bir pazar bağımlılığından uzaklaşması, farklı coğrafyalarda ve modlarda iş ortaklıkları geliştirmesi büyük önem taşıyor. Aynı zamanda gerçek zamanlı veri takibi, görünürlük çözümleri ve dijital karar destek sistemleri, risklerin erken fark edilmesini ve müşterilerle şeffaf iletişimi mümkün kılıyor. İnsan kaynağı tarafında ise, kriz dönemlerinde inisiyatif alabilen, farklı senaryoları okuyabilen ve müşteriyle güven ilişkisini koruyabilen ekipler, rekabet avantajının temel unsuru hâline geliyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11.0pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif"><img class="detayFoto" src="https://sanayicidergisicomtr.teimg.com/sanayicidergisi-com-tr/images/upload/bilgehan_engin_liman.jpg" /></span></span></span></p>

<p><b><span style="font-size:11.0pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">FİRMALAR, LOJİSTİĞİ STRATEJİK İŞ ORTAĞI KABUL ETMELİ</span></span></span></b></p>

<p><span style="font-size:11.0pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Dış ticaret firmaları açısından ise hazırlık, lojistiği operasyonel bir maliyet kalemi olarak değil, stratejik bir iş ortağı olarak konumlandırmakla başlıyor. Şirketlerin tedarik ve satış planlarını tek bir ülkeye, tek bir taşıma yoluna veya tek bir teslim süresi varsayımına göre kurgulaması artık ciddi bir risk unsuru. Bu nedenle alternatif pazarlar, alternatif tedarikçiler ve farklı taşıma senaryolarını içeren esnek sözleşme yapıları giderek daha fazla önem kazanıyor. Stok yönetiminde “sıfır stok” gibi aşırı optimize modeller yerine, kritik ürünlerde güvenlik stoğu ve esnek teslim planları öne çıkıyor. Ayrıca dış ticaret firmalarının, lojistik hizmet sağlayıcılarıyla düzenli bilgi paylaşımı yapması, jeopolitik ve operasyonel riskleri birlikte değerlendirmesi ve karar süreçlerine lojistik perspektifi erken aşamada dahil etmesi, olası kesintilerin etkisini önemli ölçüde azaltıyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11.0pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">UTİKAD perspektifinden bakıldığında, bu iki tarafın da ortak paydası öngörülebilirliği artırmak ve sürprizleri yönetilebilir hâle getirmek. Küresel ticaretin bu kadar dalgalı olduğu bir dönemde kazananlar, riskleri tamamen ortadan kaldıranlar değil; risklere rağmen tedarik zincirini çalışır tutabilenler olacaktır.</span></span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><b><span style="font-size:11.0pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">LOJİSTİK, TİCARET VE İHRACAT POLİTİKALARININ KALDIRACI</span></span></span></b></p>

<p><b><span style="font-size:11.0pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">- Sizce Türkiye ekonomisi lojistiği hâlâ “taşıma” olarak mı görüyor, yoksa stratejik bir üretim alanı olarak mı konumlandırıyor?</span></span></span></b></p>

<p><span style="font-size:11.0pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">- Türkiye’de lojistiğe bakışın son yıllarda belirgin biçimde dönüştüğünü söylemek mümkün. Uzun bir dönem boyunca lojistik, ağırlıklı olarak “taşıma” ve “nakliye” faaliyetleriyle özdeşleştirilen, maliyet odaklı bir alan olarak algılandı. Ancak küresel tedarik zincirlerinde yaşanan kırılmalar, jeopolitik riskler ve pandemi sonrası dönemde ortaya çıkan arz güvenliği tartışmaları, lojistiğin aslında üretim, ticaret ve rekabet gücünün ayrılmaz bir parçası olduğunu net biçimde ortaya koydu.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11.0pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Bugün sektör tarafında, lojistiğin yalnızca bir taşıma faaliyeti olmadığına dair güçlü bir farkındalık oluşmuş durumda. Lojistik hizmet sağlayıcıları; depolama, katma değerli hizmetler, veri yönetimi, dijitalleşme ve tedarik zinciri tasarımı gibi alanlarda çok daha entegre çözümler sunuyor. Bu yaklaşım, lojistiği üretimin devamlılığını sağlayan, pazara erişimi mümkün kılan ve firmaların küresel rekabette konumunu belirleyen stratejik bir üretim alanı haline getiriyor. Artık rekabet, yalnızca yükü bir noktadan diğerine taşımakta değil; bu süreci ne kadar öngörülebilir, esnek ve sürdürülebilir yönettiğinizde şekilleniyor.</span></span></span></p>

<p><b><span style="font-size:11.0pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">KAMU LOJİSTİKE NAKLİYE DİYE BAKMIYOR</span></span></span></b></p>

<p><span style="font-size:11.0pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Kamu idaresi tarafında da benzer bir zihniyet değişimi görülüyor. Örneğin Ulusal Ulaştırma ve Lojistik Ana Planımız, lojistiği parçalı bir nakliye faaliyeti olarak değil, altyapı, gümrük süreçleri, dijitalleşme, insan kaynağı ve uluslararası entegrasyon başlıklarını kapsayan bütüncül bir sistem olarak ele alıyor. Demiryolu yatırımları, liman bağlantıları, lojistik merkezler ve gümrük işlemlerinin dijital dönüşümü bu yaklaşımın somut göstergeleri arasında yer alıyor. Bu çerçevede lojistik, sanayi ve ihracat politikalarını destekleyen temel bir kaldıraç olarak konumlanıyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11.0pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Türkiye’nin önünde önemli bir fırsat penceresi bulunuyor. Sektörün dönüşüm iradesi ile kamu politikalarındaki bütüncül yaklaşımın daha güçlü bir eşgüdümle ilerlemesi, Türkiye’yi yalnızca bir transit ülke değil, bölgesel ve küresel ölçekte değer üreten bir lojistik üs haline getirebilir. Bu noktada kritik olan, lojistiği hala bir “taşıma maliyeti” olarak değil, ekonominin rekabet gücünü artıran stratejik bir üretim ve hizmet alanı olarak kalıcı biçimde konumlandırabilmektir.</span></span></span></p>

<p><img class="detayFoto" src="https://sanayicidergisicomtr.teimg.com/sanayicidergisi-com-tr/images/upload/bilgehan_engin_tren.jpg" /></p>

<p><b><span style="font-size:11.0pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">DOĞRUDAN DÖVİZ KAZANDIRAN BİR EKOSİSTEM</span></span></span></b></p>

<p><b><span style="font-size:11.0pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">- Bakanlık tarafından dile getirilen “Her 3 dolarlık hizmet ihracatının 1 doları lojistikten geliyor” vurgusu, sektöre bakışı nasıl değiştirmeli? Bu oranın sürdürülebilir biçimde artırılması için hangi yapısal adımlar şart? Hedef nedir?</span></span></span></b></p>

<p><span style="font-size:11.0pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">- T.C. Ulaştırma ve Altyapı Bakan Yardımcımız Durmuş Ünüvar’ın Türkiye Logistics Summit 2025 etkinliğinin açılış konuşmasında yapmış olduğu “Her 3 dolarlık hizmet ihracatının 1 doları lojistikten geliyor” vurgusu, lojistiğin Türkiye ekonomisindeki yerinin artık tartışmasız biçimde stratejik bir boyuta ulaştığını gösteriyor. Ticaret Bakanlığı verilerine göre 2024 yılında hizmet ihracatının 117 milyar doları aşması ve bunun yaklaşık yüzde 35’inin lojistik ve taşımacılıktan gelmesi, sektörün yalnızca destekleyici bir alan değil, doğrudan döviz kazandıran bir üretim ve hizmet ekosistemi olduğunu net biçimde ortaya koyuyor. 2025 yılında lojistik ve taşımacılığın payının 40 milyar dolar seviyesini zorluyor oluşu, lojistiğe bakışın “maliyet unsuru” ya da “taşıma faaliyeti” çerçevesinden çıkıp, ekonomik büyümenin ve dış ticaret performansının ana kaldıraçlarından biri olarak yeniden tanımlanmasını zorunlu kılıyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11.0pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Bu oranın sürdürülebilir biçimde artırılabilmesi için, nicelikten çok niteliğe odaklanan yapısal adımların atılması gerekiyor. Lojistik gelirlerinin büyümesi yalnızca daha fazla taşıma yapmakla değil, daha fazla katma değer üretmekle mümkün. Depolama, dağıtım, tedarik zinciri yönetimi, dijital çözümler, veri odaklı planlama ve entegre hizmet modelleri bu dönüşümün temel unsurları arasında yer alıyor. Aynı zamanda altyapı yatırımlarının, gümrük süreçlerinin, dijital entegrasyonun ve çok modlu taşımacılığın bir bütün olarak ele alınması, sektörün uluslararası rekabet gücünü kalıcı biçimde güçlendirecek başlıklar olarak öne çıkıyor.</span></span></span></p>

<p><b><span style="font-size:11.0pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">LOJİSTİKTE YETKİN İNSANLAR YETİŞTİRMELİYİZ</span></span></span></b></p>

<p><span style="font-size:11.0pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Bu dönüşümün merkezinde insan kaynağı bulunuyor. Nitelikli insan gücü olmadan ne dijitalleşmenin ne de hizmet çeşitliliğinin sürdürülebilir olması mümkün. Mesleki eğitimden üniversite programlarına, sektör–akademi iş birliklerinden sürekli mesleki gelişim modellerine kadar uzanan geniş bir yelpazede lojistikte yetkin insan yetiştirilmesi, bu hedefin en kritik yapı taşı. Aynı şekilde kamu, özel sektör ve sivil toplum kuruluşları arasında güçlü bir iş birliği ve ortak vizyon oluşturulması, dağınık ilerleyen çabaların sinerjiye dönüşmesini sağlayacaktır.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11.0pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Bu çerçevede hedef, lojistiğin hizmet ihracatı içindeki payını yalnızca oran olarak artırmak değil; Türkiye’yi bölgesel ve küresel ölçekte yüksek katma değerli lojistik hizmetlerin üretildiği bir merkez haline getirmektir. Açık ve net bir hedefe sahip olmak, rüzgârın yönünü avantaja çevirebilmenin ön koşuludur. Stratejik hedefi olan, insan kaynağına yatırım yapan ve bütüncül bir yaklaşımla hareket eden bir lojistik ekosistemi, Türkiye’nin hizmet ihracatındaki bu güçlü pozisyonunu kalıcı bir başarıya dönüştürebilir.</span></span></span></p>

<p><b><span style="font-size:11.0pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">SEKTÖRDE YAPISAL DÖNÜŞÜMÜ ESAS ALIYORUZ</span></span></span></b></p>

<p><b><span style="font-size:11.0pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">- Lojistik sektörü bugün yaklaşık 110 milyar dolarlık bir pazar büyüklüğüne sahip. UTİKAD’ın 200 milyar dolar hedefi hangi hedef, dönüşüm ve gelişmelere dayanıyor?</span></span></span></b></p>

<p><span style="font-size:11.0pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">- UTİKAD’ın 200 milyar dolar pazar büyüklüğü hedefi, bugün yaklaşık 110 milyar dolar seviyesinde olduğu ifade edilen lojistik sektörünü yalnızca sayısal olarak büyütmeye yönelik bir beklentiden ziyade, sektörün yapısal dönüşümünü esas alan stratejik bir vizyona dayanıyor. Bu hedef, lojistiğin klasik taşıma faaliyetleriyle sınırlı bir alan olmaktan çıkıp, yüksek katma değer üreten, teknolojiyle entegre, ihracata doğrudan katkı sağlayan bir üretim ve hizmet ekosistemi hâline gelmesini amaçlıyor. Mevcut büyüklük, Türkiye’nin jeostratejik konumu ve hizmet ihracatındaki güçlü pay dikkate alındığında, bu vizyonun gerçekçi bir potansiyele yaslandığı görülüyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11.0pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Bu hedefin temel dayanaklarından biri, lojistik hizmet ihracatının Türkiye ekonomisi içindeki artan ağırlığıdır. Türkiye Logistics Summit 2025 kapsamında paylaşılan verilerde de vurgulandığı üzere, lojistik sektörü döviz kazandırıcı faaliyetler arasında lokomotif konumda bulunuyor. UTİKAD’ın 200 milyar dolar hedefi, yalnızca daha fazla taşıma yapılmasına değil; depolama, dağıtım, tedarik zinciri yönetimi, katma değerli lojistik hizmetler, dijital çözümler ve entegre servis modelleriyle gelir yapısının derinleştirilmesine dayanıyor. Başka bir ifadeyle büyümenin anahtarı hacimde değil, nitelikte aranıyor.</span></span></span></p>

<p><b><span style="font-size:11.0pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">NİTELİKLİ İNSAN GÜCÜ HEDEFİMİZİN TEMEL YAPI TAŞI</span></span></span></b></p>

<p><span style="font-size:11.0pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Bu dönüşümün ikinci önemli ayağını altyapı, entegrasyon ve bölgesel konumlanma oluşturuyor. Türkiye’nin Orta Koridor, Kalkınma Yolu ve benzeri stratejik hatlar üzerindeki rolü, lojistiğin sadece transit bir faaliyet değil, planlanan, yönlendirilen ve katma değer üretilen bir merkez faaliyeti olarak konumlanmasını mümkün kılıyor. Liman bağlantıları, demiryolu yatırımları, lojistik merkezler ve gümrük süreçlerindeki dijitalleşme; sektörün ölçek büyütmesinin yanı sıra uluslararası rekabet gücünü artıran unsurlar olarak bu hedefin altyapısını oluşturuyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11.0pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">UTİKAD’ın ortaya koyduğu vizyonda insan kaynağı da kritik bir yer tutuyor. Türkiye Logistics Summit 2025 çerçevesinde dile getirildiği gibi, nitelikli insan gücü olmadan ne dijital dönüşümün ne de hizmet çeşitliliğinin sürdürülebilir olması mümkün. Mesleki eğitimden akademik programlara, sektör–akademi iş birliklerinden sürekli mesleki gelişim modellerine kadar uzanan geniş bir çerçevede yetkin insan yetiştirilmesi, 200 milyar dolar hedefinin en temel yapı taşlarından biri olarak görülüyor. Kadın istihdamı, genç yeteneklerin sektöre kazandırılması ve yönetsel kapasitenin güçlendirilmesi de bu büyümenin kalıcı olmasını sağlayacak unsurlar arasında yer alıyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11.0pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Sonuç olarak UTİKAD’ın 200 milyar dolar hedefi, bugünkü pazar büyüklüğünün basit bir ikiye katlanması hedefi değil; lojistiğin Türkiye’de nasıl bir rol oynayacağına dair net bir yön tarifidir. Amaç, lojistiği taşımanın ötesinde stratejik bir üretim ve hizmet alanı olarak konumlandırmak, Türkiye’yi bölgesel ve küresel ölçekte yüksek katma değerli lojistik hizmetlerin üretildiği bir merkez hâline getirmektir. Bu hedef; dönüşüm, iş birliği ve uzun vadeli vizyon gerektirir ve sektörün önüne net bir istikamet koyar.</span></span></span></p>

<p><b><span style="font-size:11.0pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">TÜRKİYE’Yİ STRATEJİK BAĞLANTI NOKTASI YAPIYORLAR</span></span></span></b></p>

<p><b><span style="font-size:11.0pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">- Orta Koridor ve Kalkınma Yolu gibi projeler, küresel ticaret dengelerinin yeniden şekillendiği bir dönemde öne çıkıyor. Sizce bu koridorlar Türkiye için nasıl fırsat pencereleri açıyor?</span></span></span></b></p>

<p><span style="font-size:11.0pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">- Küresel ticaret dengelerinin yeniden şekillendiği, güvenlik ve öngörülebilirliğin maliyet kadar belirleyici hâle geldiği bir dönemde, Orta Koridor ve Kalkınma Yolu gibi projeler Türkiye için çok boyutlu fırsat pencereleri açıyor. Bu koridorlar, yalnızca alternatif güzergâhlar olmanın ötesinde, Türkiye’nin küresel tedarik zincirlerinde oynayacağı rolü yeniden tanımlama potansiyeli taşıyor. Özellikle Asya–Avrupa hattında yaşanan kırılmalar, tek bir ana rota bağımlılığının sürdürülebilir olmadığını gösterirken, Türkiye’yi doğu–batı ve kuzey–güney ekseninde stratejik bir bağlantı noktası haline getiriyor.</span></span></span></p>

<p><b><span style="font-size:11.0pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">ORTA KORİDOR REKABET AVANTAJI YARATIYOR</span></span></span></b></p>

<p><span style="font-size:11.0pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Orta Koridor açısından bakıldığında, bu hat Türkiye’ye Çin ile Avrupa arasındaki ticarette yalnızca bir geçiş ülkesi değil, değer üreten bir lojistik merkez olma imkanı sunuyor. Demiryolu ağırlıklı yapısı sayesinde daha öngörülebilir transit süreleri ve daha düşük karbon ayak izi sağlayan Orta Koridor, sürdürülebilirlik ve hız beklentilerinin arttığı günümüz ticaretinde önemli bir rekabet avantajı yaratıyor. Bu durum, Türkiye’de limanlardan lojistik merkezlere, gümrüklerden dijital altyapıya kadar uzanan entegre bir ekosistemin gelişmesini teşvik ediyor.</span></span></span></p>

<p><b><span style="font-size:11.0pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">GÜNEYDEN GELEN AKIŞLAR İÇİN ÇOK ÖNEMLİ</span></span></span></b></p>

<p><span style="font-size:11.0pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Kalkınma Yolu ise Körfez bölgesini Türkiye üzerinden Avrupa’ya bağlayan yeni bir omurga oluşturarak, Türkiye’nin güneyden gelen ticaret akışlarında merkezi bir rol üstlenmesini mümkün kılıyor. Basra Körfezi çıkışlı yüklerin Türkiye’ye yönelmesi, hem denizyolu üzerindeki dar boğazlara alternatif yaratıyor hem de Türkiye’nin bölgesel ticarette stratejik bir dağıtım ve konsolidasyon merkezi olarak konumlanmasını destekliyor. Bu hat, aynı zamanda Türkiye’nin Orta Doğu, Körfez ve Avrupa pazarları arasında lojistik entegrasyonu derinleştirmesi açısından da önemli bir kaldıraç niteliği taşıyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11.0pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">UTİKAD perspektifinden bakıldığında, bu koridorlar Türkiye için yalnızca altyapı yatırımı veya transit gelir artışı anlamına gelmiyor. Asıl fırsat, lojistik hizmetlerin çeşitlenmesi, katma değerli operasyonların Türkiye’de konumlanması ve küresel firmaların tedarik zinciri kararlarında Türkiye’yi stratejik bir merkez olarak görmeye başlamasıdır. Bu süreç doğru politikalar, güçlü kamu–özel sektör iş birliği ve nitelikli insan kaynağıyla desteklendiğinde, Türkiye’yi ticaret yollarının üzerinde bulunan bir ülke olmaktan çıkarıp, ticaretin yönünü ve kalitesini etkileyen bir lojistik üs konumuna taşıyacaktır.</span></span></span></p>

<p><b><span style="font-size:11.0pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">“TEK KORİDOR YÖNETİMİ”NDE DİJİTALLEŞME ÇOK ÖNEMLİ</span></span></span></b></p>

<p><b><span style="font-size:11.0pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">- “Tek koridor yönetimi” yaklaşımı sahada ne anlama geliyor? Lojistik firmaları bu yaklaşımın somut faydalarını ne zaman hissedecek?</span></span></span></b></p>

<p><span style="font-size:11.0pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">“Tek koridor yönetimi” yaklaşımı sahada, bir ticaret hattının yalnızca fiziki altyapıdan ibaret görülmemesi; o hattın geçtiği tüm taşıma modlarının, gümrük süreçlerinin, veri akışının ve operasyonel karar mekanizmalarının tek bir bütün olarak yönetilmesi anlamına geliyor. Yani limandan demiryoluna, sınır kapısından lojistik merkeze kadar uzanan zincirin her halkasının ayrı ayrı değil, ortak standartlar, ortak hedefler ve eşgüdüm içinde çalışması hedefleniyor. Bu yaklaşım, koridoru kullanan firmalar açısından belirsizliği azaltan, sorumluluk alanlarını netleştiren ve operasyonel sürtünmeleri minimize eden bir yapı yaratıyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11.0pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Bu noktada dijitalleşme, tek koridor yönetiminin olmazsa olmazı olarak öne çıkıyor. Fiziksel altyapı ne kadar güçlü olursa olsun, eğer veri akışı parçalıysa, gümrük süreçleri manuel ilerliyorsa veya taraflar aynı bilgiye eş zamanlı erişemiyorsa, koridor yönetimi gerçek anlamda çalışmıyor. Tek koridor yaklaşımı, taşıma planlamasından sınır geçişlerine, belge yönetiminden gerçek zamanlı yük takibine kadar tüm sürecin dijital platformlar üzerinden izlenebilir ve yönetilebilir olmasını gerektiriyor. Bu sayede hem kamu otoriteleri hem de lojistik firmaları, koridor performansını ölçebilir, darboğazları önceden tespit edebilir ve hızlı müdahale edebilir hale geliyor.</span></span></span></p>

<p><b><span style="font-size:11.0pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">TEK KORİDOR YÖNETİMİ TÜRKİYE’NİN ELİNİ GÜÇLENDİRECEK</span></span></span></b></p>

<p><span style="font-size:11.0pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Lojistik firmaları açısından somut faydalar, bu bütüncül yönetim ve dijital entegrasyon hayata geçtikçe kademeli olarak hissedilecek. İlk aşamada teslim sürelerinde daha yüksek öngörülebilirlik, sınır ve aktarma noktalarında bekleme sürelerinin azalması ve operasyonel planlamada daha az sürprizle karşılaşılması öne çıkacak. Orta vadede ise maliyet yapılarının daha şeffaf hâle gelmesi, hizmet taahhütlerinin güçlenmesi ve uluslararası müşteriler nezdinde güvenilirlik algısının artması bekleniyor. Uzun vadede ise lojistik firmaları, yalnızca taşıma yapan değil; koridorun sunduğu veriyi kullanan, tedarik zinciri tasarlayan ve katma değerli hizmet üreten aktörlere dönüşecek.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11.0pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:"Arial",sans-serif">Tek koridor yönetimi yaklaşımının asıl kazanımı, rekabetin firmalar arasında değil, koridorlar arasında yaşandığı bir dönemde Türkiye’nin elini güçlendirmesidir. Lojistik firmalarının bu faydaları tam anlamıyla hissetmesi, dijital altyapının yaygınlaşması, kamu–özel sektör koordinasyonunun kurumsallaşması ve sahadaki uygulamaların standart hale gelmesiyle mümkün olacak. Bu adımlar atıldıkça, tek koridor yönetimi kavramı bir vizyon ifadesi olmaktan çıkıp, günlük operasyonların doğal bir parçası hâline gelecektir.</span></span></span></p>

<p></p>
</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>SÖYLEŞİ</category>
      <guid>https://www.sanayicidergisi.com.tr/2026dan-sonra-ticarette-hiz-degil-hizmet-surekliligi-one-cikacak</guid>
      <pubDate>Sat, 07 Feb 2026 16:40:20 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sanayicidergisicomtr.teimg.com/crop/1280x720/sanayicidergisi-com-tr/images/haberler/2026/02/2026dan_sonra_ticarette_hiz_degil_hizmet_surekliligi_one_cikacak_h2460_79b50.jpg" type="image/jpeg" length="79225"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[TÜRK BÖBREK VAKFI ŞEKERİN ZARARI]]></title>
      <link>https://www.sanayicidergisi.com.tr/video/turk-bobrek-vakfi-sekerin-zarari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sanayicidergisi.com.tr/video/turk-bobrek-vakfi-sekerin-zarari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türk Böbrek Vakfı'nın günlük yaşamda fazla şeker kullanılmasına karşı hazırladığı video]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[Türk Böbrek Vakfı'nın günlük yaşamda fazla şeker kullanılmasına karşı hazırladığı video</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>kamu spotları</category>
      <guid>https://www.sanayicidergisi.com.tr/video/turk-bobrek-vakfi-sekerin-zarari</guid>
      <pubDate>Mon, 04 Nov 2013 16:39:42 +0200</pubDate>
      <enclosure url="https://sanayicidergisicomtr.teimg.com/crop/1280x720/sanayicidergisi-com-tr/images/video/sekerzararli.jpg" type="image/jpeg" length="16702"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[TÜRK BÖBREK VAKFI ORGAN BAĞIŞI]]></title>
      <link>https://www.sanayicidergisi.com.tr/video/turk-bobrek-vakfi-organ-bagisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sanayicidergisi.com.tr/video/turk-bobrek-vakfi-organ-bagisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türk Böbrek Vakfı'nın Türkiye'deki organ bağışının yetersizliğini anlatan videosu]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[Türk Böbrek Vakfı'nın Türkiye'deki organ bağışının yetersizliğini anlatan videosu</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>kamu spotları</category>
      <guid>https://www.sanayicidergisi.com.tr/video/turk-bobrek-vakfi-organ-bagisi</guid>
      <pubDate>Mon, 04 Nov 2013 16:35:01 +0200</pubDate>
      <enclosure url="https://sanayicidergisicomtr.teimg.com/crop/1280x720/sanayicidergisi-com-tr/images/video/organbagisi.jpg" type="image/jpeg" length="90940"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[TÜRK BÖBREK VAKFI TUZ SPOTU]]></title>
      <link>https://www.sanayicidergisi.com.tr/video/turk-bobrek-vakfi-tuz-spotu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sanayicidergisi.com.tr/video/turk-bobrek-vakfi-tuz-spotu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türk Böbrek Vakfı'nın, aşırı tuz kullanımını önlemek amacıyla hazırlattığı uyarıcı kamu spotu]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[Türk Böbrek Vakfı'nın, aşırı tuz kullanımını önlemek amacıyla hazırlattığı uyarıcı kamu spotu</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>kamu spotları</category>
      <guid>https://www.sanayicidergisi.com.tr/video/turk-bobrek-vakfi-tuz-spotu</guid>
      <pubDate>Mon, 04 Nov 2013 16:24:17 +0200</pubDate>
      <enclosure url="https://sanayicidergisicomtr.teimg.com/crop/1280x720/sanayicidergisi-com-tr/images/video/No_Salt.jpg" type="image/jpeg" length="51301"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
