‘Siz küçükken ne yoktu?’ oyunu
Küçük dediysem bu yıl 15'inci yaşını sürüyor, fakat hala en sevdiği oyun bu.
Örneğin arabada giderken cep telefonu ile sekreterimi arayıp Adana Bölge Müdürü’nü bağlamasını istediğimde hemen sorar, “Peki cep telefonu yokken bu görüşmeyi nasıl yapıyordun?”
Ben de şöyle derim, “Bırak cep telefonunu üniversitede okurken annemi babamı aramak için gece saat 24.00’den sonra sıraya girer, gece yarısı şanslıysam konuşabilirdim.”
Bu anıyı Çerkezköy Sanayiciler Derneği’nden burs alan 44 üniversite öğrencisi için düzenlediğimiz yıl sonu yemeğinde anlattım.
Üstelikte yönetim kurulu üyelerimizden Ahmet Temiroğlu’nun gençlere hitaben “Artık büyük zenginlik büyük para sahibi olmak değil. Gerçek zenginlik büyük bilgi sahibi olmak” sözlerinin ardından. Bence de artık en değerli hazine bilgi. İnternette bir şirketi sorgulamak için postanede sıraya girip 4 saat beklenmiyor. Günümüzde bilgiye çok kolay ulaşılıyor.
20’li yaşlarını süren 44 çift göz karşımızda dikkat kesilmiş ses çıkmasın diye neredeyse yemeklerini yemeyecekler.
Diğer yönetim kurulu üyelerimizden Selim Asael sesleniyor gençlerimize; “Arkadaşlar, biz dünyada 100’ün üzerinde ülkeye hortum ihraç ederiz. Hortum deyip geçmeyin. Bahçe sulamadan başka işlere de yarar”…
Selim beye soruyorum; “Siz üniversitede ne okumuştunuz?”
Selim beyden cevap; “Felsefe”. Gençlerde hayret ifadeli bir sessizlik. Ben tamamlıyorum; “Bakın demek ki felsefe okuyup dünya çapında bir şirket sahibi olmak mümkün. Ayrıca Selim bey gibi 4 dil bilirseniz o da cabası’’.
Galiba biz bu geçlerin kafasını iyice karıştırdık. Hazır fırsat bulmuşken devam. Bu sefer de diğer yönetim kurulu üyemiz Gürdal Adal alıyor sözü. “Arkadaşlar zaman, bahane bulma zamanı değil, çalışma ve üretme zamanı. Her nesil bir öncekinden daha şanslı. Halinizden memnun olmayın, sorgulayın, hep daha iyisini isteyin.’’ Kocaeli Üniversitesi Çalışma Ekonomisi Endüstri İlişkileri Bölümü’nde okuyan bir bursiyerimiz şikayet ediyor, “Bizim mesleğimiz daha yeni, çok anlaşılamadık. Kimse bizi işe almak istemiyor.” Gürdal Adal devreye giriyor. “Derhal gel benim fabrikamda staj yap. Sana maaş da verelim. Göster bakalım bize ne fark yaratıyorsun.” Aramızda yıllarını insan kaynakları alanına harcamış Ahmet Gayretli bey var. Verdiği örnek şu; “Bir gün bana staj için gelen biri artık bu şirketin 15 yıllık çalışanı. Önemli olan kendini göstermek.”
Gençlerden gelen sorular, sanayicilerden gelen biraz nasihat içerikli cevaplar bu şekilde devam ediyor.
Düşünüyorum… Karşımda oturan 20’li yaşlarındaki 44 gencin bizim yaşlarımızdaki halini . Acaba onların çocukları 'Siz küçükken ne yoktu?' oyunu oynamak istediklerinde nasıl cevap verecekler?