Ziylan Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Ziylan’ın lisede öğrenci olduğu yıllardı. Ziylan Grubu’nun kurucusu Hacı Ahmet Muktad Ziylan, ilk kurduğu şirketin liderliğini yeğeni Mehmet Büyükekşi’ye vermiş, oğlu Mehmet Ziylan da haftalıkla çalışıyordu.

Mehmet Ziylan, o günlerde haftalığını hesaplıyor, aylık ücretini düşük buluyordu:

- Baba, o kadar emek verip çalışıyorum, benim aylığım asgari ücretin yarısına denk geliyor.

Mehmet Ziylan’ın aldığı ücret konusunda yakınması sürerken bir gün babası cebinden anahtarı çıkardı:

- Al oğlum, bu kasanın anahtarı. Bundan sonra burada patron sensin.

Mehmet Ziylan şaşırdı ama işe bağlılığı arttı:

- O güne kadar işe sorumluluğum için gidiyordum. Babam kasanın anahtarını bana verdiği gün iş kıvılcımı girdi içime. Sorumluluk sahibi yönetici oldum.

Kasanın anahtarını aldığından itibaren şu soru kafasını kurcaladı:

- Ben babamla sürekli haftalık tartışması yapıyorum. Ücretimi az buluyorum. Bana nasıl güvenip de kasanın anahtarını teslim etti.

Aradan zaman geçti, fırsatını bulup, cesaretini toplayıp o soruyu babasına sordu:

- Baba, sen benim neyime güvenip de daha lise öğrencisiyken kasanın anahtarını bana verdin?

O günlerde 50 yaşında olan Hacı Ahmet Muktad Ziylan, şu yanıtı verdi:

- Oğlum, ben seni defalarca test ettim. Sorumluluk sahibi olduğunu gördüm.

Mehmet Ziylan, bu yanıtı alınca düşündü:

- Meğer ben imtihandaymışım, haberim yokmuş.

Mehmet Ziylan, bu öyküyü 1200 dolayında çalışanın katıldığı “Flo Değerler Lansman Toplantısı”nda anlattı. Toplantıda sahneye Hacı Ahmet Muktad Ziylan, oğulları Mehmet ve Mahmut Ziylan, yeğenleri Mehmet ve Aykut Büyükekşi birlikte çıktı.

Mehmet Ziylan, kasanın anahtarını almasıyla ilgili öyküsünü anlatıp, salona döndü:

- Bugün ekibimizle birlikte hayallerimizin ötesinden bir yerdeyiz. Perakendeye ilk girdiğimizde hayalimiz 100 mağazaya ulaşmaktı. Bugün 550 mağazamız var. 26 ülkede toplam 110 mağaza ile hizmet veriyoruz.

Grubun entegre sistemine işaret etti:

- Taban hammaddesinden tabana, tabandan ayakkabı üretimine, oradan marka yönetimine, toptan satıştan perakendeye entegre sistemimiz var. Dünyada bizim sektörümüzde böylesine entegre sistemi olan ikinci bir şirket yok.

Bayrağı babasından devraldıklarını anımsattı:

- Ülkemize güvendik, hayatımız boyunca aklımızda hep yatırım oldu. Yılda 70 milyona yakın ayakkabı satıyoruz.

Personel ve yönetici alım politikasını paylaştı:

- Ekibimizi bizden daha akıllı, daha nitelikli insanlardan oluşturmaya özen gösteriyoruz.

Mehmet Ziylan’ın babasıyla haftalık kavgası yaptığı lise yıllarında kasanın anahtarını almasıyla başladığı “liderliği”, kardeşi Mahmut Ziylan, kuzenleri Mehmet ve Aykut Büyükekşi’nin desteğiyle Ziylan Grubu’nu bugünlere taşıdı...

Üstelik, çıtayı her geçen gün daha yukarı taşıdı:

- Dünyaya açılmaya hız kesmeden büyük bir iştahla devam ediyoruz. Türkiye’den çıkacak 10 global marka arasında yerimizi alacağız...

Yolları açık olsun...

Obezite tedavisine her yıl 2 trilyon dolar gidiyor

Türkiye Gıda Sanayii İşverenleri Sendikası (TÜGİS) Başkanı Necdet Buzbaş, bu yılki “Dünya Gıda Günü” çerçevesinde Birleşmiş Milletler (BM) Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO) ortaya koyduğu bazı verileri paylaştı:

* Dünyada 820 milyonu aşkın insan açlık çekerken, 670 milyondan fazla yetişkin, 120 milyon erkek ve kız çocuğu (5-19 yaş arası) obez, 40 milyonu aşkın çocuk ise fazla kilolu.

* 5 yaşın altında 150 milyondan fazla çocuk boy kısalığı yaşarken, 50 milyonu aşkın çocuk ise düşük kilolu.

Sağlıksız beslenmenin etkilerinin ulaştığı noktaya işaret etti:

- Sağlıksız beslenme, hareketsiz yaşam tarzıyla birlikte sigara kullanımını geçerek, küresel çapta sakatlık ve ölümlerin bir numaralı risk faktörü haline geldi.

İşin maliyet yanına dikkat çekti:

- Her yıl obezitenin neden olduğu sağlık problemlerinin tedavisine yaklaşık 2 trilyon dolar harcandığı tahmin ediliyor.

 

Anadolu’daki işçi ücreti İstanbul’a uyar mı?

Türkiye Gıda Sanayii İşverenleri Sendikası’nın (TÜGİS) üye iş yerleri için toplu sözleşme masasına oturduğu günlerdi. Muhatap işçi sendikasıyla sözleşme görüşmeleri sırasında Anadolu’daki un üreticisi üyelerinden birinden itiraz ulaştı:

- Bizim İstanbul’daki büyük şirketler kadar gücümüz yok. İşçi ücreti pazarlığı sırasında bizim gibi küçük ölçekli şirketleri dikkate almanız lazım.

O günlerde fiilen işlerin içinde olan Yıldız Holding’in (Ülker Grubu) kurucusu Sabri Ülker, Anadolu’dan gelen itiraza karşı tezini ortaya koydu:

- Anadolu’daki şirketlere göre belirlenecek işçi ücreti İstanbul’a uymaz. İstanbul’da o ücretlere çalıştıracak işçi bulmakta zorlanırız.

Ülker, TÜGİS’te tartışmayı uzatmak yerine ayrılmayı uygun gördü. Derken Ülker Grubu yöneticilerinden Necdet Buzbaş, TÜGİS’in başkanı seçildi. Ülker’in sendikadan ayrılma gerekçesini bildiği için, farklı bir modele geçmeyi önerdi:

- TÜGİS’te butik sendikacılık yapmak daha doğru. Yani her işyeri için ayrı ayrı masaya oturmak daha sağlıklı sözleşmelerin imzalanması kapısını bize açar.

Buzbaş’ın önerisi kabul gördü, TÜGİS “butik işveren sendikası” modeline geçti...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner83

banner82

banner81

banner80

banner79

banner77

banner76