Kategoriler

GLOBAL SANAYİCİ

EYT, toplumsal baskıyla çıktı, 10 yıl erken emeklilik 150 milyar doları götürecek

EV ve Mutfak Eşyaları Sanayicileri ve İhracatçıları Derneği’nin (EVSİD) Başkanı Talha Özger, Başkan Vekili Oğuzhan Durmuş ve ZÜCDER (Züccaciyeciler Derneği) Başkanı Burak Önder’in kişisel olarak düzenlediği geleneksel sahur programındayız.

Ekonomi Gazetecileri Derneği (EGD) Başkanı Hasan Arslan’la birlikte yönettiğimiz panelin konuşmacıları şöyle:

- Mustafa Elitaş (AK Parti Genel Başkan Vekili), Erdal Bahçıvan (İstanbul Sanayi Odası Başkanı), Şekib Avdagiç (İstanbul Ticaret Odası Başkanı), Çetin Tecdelioğlu (İstanbul Demir ve Demir Dışı Metaller İhracatçıları Birliği Başkanı), Kazım Taycı ( İstanbul Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı), Adil Pelister (İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı), Vefa İbrahim Aracı (GEBKİM Başkanı), İsmail Gülle (TİM 4’üncü Dönem Başkanı).

Burak Önder, Talha Özger ve Oğuzhan Durmuş, konu başlığını şöyle belirledi:

- İş Dünyasında Sivil Toplum Örgütlerinin Önemi…

Mustafa Elitaş’a söz sırası geldiğinde sordum:

- Siz İhracatçı Birliği Başkanlığı yaptınız, ardından siyasete adım attınız. Ekonomi Bakanlığı görevinde bulundunuz. Şimdi AK Parti Genel Başkan Vekilliği görevini yürütüyorsunuz. Masanın iki tarafından ayrı ayrı bakınca sivil toplum örgütleri nasıl görünüyor?

Yanıta şöyle girdi:

- Sivil toplum örgütleri çok önemli kuruluşlar. Futbol kulüplerinde olduğu gibi en küçük bir kızgınlık anında, “Yönetim istifa” diye bağırma yeri değildir.

21 yıldır milletvekili olduğunu kaydetti:

- 15 yıla yakın süredir “kanun aşçısı” denebilecek şekilde görev yapıyorum. Kanun çıkarırken mutlaka sivil toplum örgütlerinin görüşlerini alıyoruz.

Ardından başta odalar, borsalar olmak üzere özel sektör sivil toplum örgütlerine sitem etti:

- Enerji ile ilgili kanun çıkarıyoruz, saçına zeytin dalı takan, “İstemezük, istemezük” diye eylem yapıyor. Bu tür durumlarda iş dünyası tarafsız kalıyor, bizi desteklemiyor.

11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün görevde olduğu döneme uzandı:

- Özel İstihdam Bürolarının kurulmasının önünü açan yasa, sayın Abdullah Gül’ün ilk veto ettiği yasa olmuştu. O zaman da yasaya karşı çıkanların sesi daha gür çıkmıştı. Oysa o yasa özel sektörü rahatlatacaktı.

Siyaset kurumu ile sivil toplum örgütlerinin bir araya gelmesi gerektiğini savundu:

- Sivil toplum örgütleri iş dünyasının, vatandaşın sesini hükümete, parlamentoya aktarması için en önemli organdır.

Elitaş’ın bu sözleri üzerine EYT konusu aklıma geldi:

- Sayın Cumhurbaşkanı, 2018 yılında Eskişehir’deki miting sonrası Valilik’te sohbet fırsatı bulduğumuzda EYT konusunda, “Seçim kaybedecek olsam bile EYT’yi çıkarmayız” demişti. Ancak, sonraki seçim döneminde EYT çıktı.

Bir bakanın EYT konusunda İstanbul Sanayi Odası’nda (İSO) sitemini aktardığını anımsattım:

- Sayın Bakan, İSO nezdinde iş dünyasında, “EYT, yanlış bir adımdı. Ekonomi üzerinde çok büyük bir yük oluşturdu. EYT’ye yeterince karşı çıkmadınız” demişti.

Elitaş, “Emeklilikte Yaşa Takılanlar” şeklinde tanımlanan kesimin 2006’dan itibaren oluştuğunun altını çizdi:

- Konu kademeli olarak 6 milyon kişiyi ilgilendiriyordu. O yasayı çıkarmak zorunda kaldık. Şimdi 2035 yılına kadar bu yasa devam edecek, EYT’lilerin emekliliği sürecek.

EYT’nin bütçeye yükü üzerinde durdu:

- 2025 yılında 1.2 trilyon lira idi. 2026’da da 1.7 trilyon lirayı bulacak. 3 milyon 100 bin kişi 10 yıl erken emekliye ayrıldı. Bunların maaşlarını 20 bin lira varsaysak, 10 yıllık erken emeklilik faturası 150 milyar doları rahat bulur.

Bunları anlatıp, EYT konusunda da sitemini aktardı:

- EYT’nin yasalaşması konusunda üzerimizde toplumsal baskı oluştu. Özel sektör o günlerde itiraz etmedi.

Bu noktada İSO Başkanı Erdal Bahçıvan araya girdi:

- Sayın Bakan, bu noktada o günlerde olanları anlatmam lazım. Biz iş dünyası temsilcileri olarak itirazlarımızı dile getirdik. Ancak, “Kamuoyu önünde tartışmayın, gidin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı’nı ikna edin” denildi.

Bahçıvan sürdürdü:

- TOBB Başkanımız Rifat Hisarcıklıoğlu, TOBB Yönetim Kurulu Üyesi Zeki Kıvanç, ben ve iki iş dünyası temsilcisi arkadaşımız daha, birlikte Çalışma Bakanı Vedat Bilgin’e gittik. İki saat EYT’nin yanlışlığını, yol açacağı sıkıntıları anlattık. İkna edemedik.

Bahçıvan, Elitaş’a döndü:

- Yani, sessiz kalmadık sayın Bakan.

Elitaş, bunun üzerine şöyle savunmaya geçti:

- İtirazlarınızdan benim haberim olmadı…

Masada bu tartışma sürerken İSO Basın Danışmanı Asım Aslan, Erdal Bahçıvan’ın o günlerde EYT’ye karşı duran açıklamalarından örnekleri bana gönderdi. Ancak, saat 00.15’te başlayan panel 02.15’e kadar 2 saat sürmüş, artık sahur sofrasına oturma zamanı gelmişti. Tartışmayı daha da uzatmamak için Bahçıvan’ın EYT’ye itirazlarını içeren açıklamalarını sesli şekilde okumadım.

Burak Önder, Talha Özger ve Oğuzhan Durmuş’un geleneksel sahur buluşmasına bu yıl EYT tartışması damga vurmuş oldu…


 

Markaların yurt dışında yaptırdığı üretim 50 Milyar doları bulur mu

BURAK Önder, Talha Özger ve Oğuzhan Durmuş’un ev sahipliğindeki sahur buluşmasında düzenlenen panelin soru-cevap bölümünde söz alan iş insanlarından biri de Arzum Yönetim Kurulu Başkanı, TOBB Züccaciye Meclisi Başkanı Murat Kolbaşı oldu.

Kolbaşı, Türk markalarının yurt dışında yaptırdıkları üretime işaret etti:

- Türk markaları bazı ürünlerini yurt dışında yaptırıyor. Onların bir bölümünü de kendi markası altında yurt dışındaki mağazalarında vitrine koyuyor.

Ardından önerisini ortaya koydu:

- Türk markalarının yurt dışında yaptırdıkları üretimle ilgili bir araştırma yapılsa, 40-50 milyar dolarlık bir dış ticaretin bu şekilde gerçekleştiği görülür.

Yorumlar