GİRAY DUDA
Savunma sanayiinde dışarıdan tam farkında olmadığımız köklü bir değişim yaşanıyor. Yıllardan bu yana ABD’ye bağımlı olan, “uçakların vs. kartlarını vermiyorlar, yazılımları eksik” türünden haber ve şikayetlerin yaygın olarak konuşulduğu ileri teknoloji askeri ürünlerde Türkiye’de inanılmazın başarıldığı görülüyor. Savunma Sanayii Müsteşarlığı (SSM), Silahlı Kuvvetlerin ihtiyaçları doğrultusunda, kamu, özel sektör ve bilim dünyasının çalışmalarını planlıyor ve koordine ediyor. Global Savunma Sanayii Müsteşarı Murad Bayar Global Sanayici’nin sorularını yanıtladı: Bizim için asıl bağımsızlık savunma projelerine Türk mühendislerin hakim olmasıdır Sanayici’nin sorularını yanıtlayan Savunma Sanayii Müsteşarı Murad Bayar’ın sözleri, bu sektördeki büyük hedefi ortaya koyuyor: Ulusal bağımsızlık. Bayar, her açıklamasında, Türkiye’nin kamu ve özel sektörüne, KOBİ’sine, bilim dünyasına duyduğu güveni vurguluyor ve ortaya çıkan ürünlerle gurur duyuyor. Murad Bayar, yüz milyonlarca dolarlık ihracat yapan yerli sanayinin savunma stratejisi içindeki önemli yerini, yaptığı sıçramayı gösteriyor ve asıl hedefin, en sonunda çok büyük oranda yerli sanayii tarafından üretilen bir savunma stratejisi olduğunu belirtiyor. Savunma Sanayii Müsteşarı Bayar’a ‘Global Sanayici’ adına yönelttiğimiz sorular ve aldığımız yanıtlar şöyle:
Savunma sanayiinde dışarıdan tam farkında olmadığımız köklü bir değişim yaşanıyor. Yıllardan bu yana ABD’ye bağımlı olan, “uçakların vs. kartlarını vermiyorlar, yazılımları eksik” türünden haber ve şikayetlerin yaygın olarak konuşulduğu ileri teknoloji askeri ürünlerde Türkiye’de inanılmazın başarıldığı görülüyor. Savunma Sanayii Müsteşarlığı (SSM), Silahlı Kuvvetlerin ihtiyaçları doğrultusunda, kamu, özel sektör ve bilim dünyasının çalışmalarını planlıyor ve koordine ediyor. Global Savunma Sanayii Müsteşarı Murad Bayar Global Sanayici’nin sorularını yanıtladı: Bizim için asıl bağımsızlık savunma projelerine Türk mühendislerin hakim olmasıdır Sanayici’nin sorularını yanıtlayan Savunma Sanayii Müsteşarı Murad Bayar’ın sözleri, bu sektördeki büyük hedefi ortaya koyuyor: Ulusal bağımsızlık. Bayar, her açıklamasında, Türkiye’nin kamu ve özel sektörüne, KOBİ’sine, bilim dünyasına duyduğu güveni vurguluyor ve ortaya çıkan ürünlerle gurur duyuyor. Murad Bayar, yüz milyonlarca dolarlık ihracat yapan yerli sanayinin savunma stratejisi içindeki önemli yerini, yaptığı sıçramayı gösteriyor ve asıl hedefin, en sonunda çok büyük oranda yerli sanayii tarafından üretilen bir savunma stratejisi olduğunu belirtiyor. Savunma Sanayii Müsteşarı Bayar’a ‘Global Sanayici’ adına yönelttiğimiz sorular ve aldığımız yanıtlar şöyle:
- Sayın Murad Bayar, ulusal savunma sanayii seferberliği diyebileceğimiz bir dönemin içindeyiz ve başrolde siz varsınız? 2004 yılından bu yana Müsteşarlıkta geçen döneminizi ana hedefler ve ulaşılan hedefler açısından değerlendirip, önümüzdeki 10 yıllık süreçteki ana hedeflerinizi bize anlatır mısınız?
- Söylediğiniz gibi son dönemde savunma sanayii alanında ciddi bir ivme yakalandığını belirtmeliyim. Son 10 yıl içerisinde Türk Silahlı Kuvvetleri ihtiyaçlarının “yurtiçi tasarım ve üretim” yoluyla teminine yönelik başlatılan ve somut sonuçları alınmaya başlanılan çalışmalar yüksek önem arz etmektedir. Ülkemizde ilk defa ileri teknoloji savunma sistemlerinin tasarım ve üretimine başlanmıştır. Hâlihazırda, ALTAY Milli Tankı, ANKA İnsansız Hava Aracı, MİLGEM Savaş Gemisi, ATAK Helikopteri, GÖKTÜRK-II Görüntüleme Uydusu, Milli Piyade Tüfeği, Fırtına/Panter Obüsleri ve Uzun Menzilli Roketler ülkemiz savunma sanayii tarafından geliştirilen sistemlerdir.
● 280 PROJE YÜRÜTÜYORUZ
Mevcut durumu sayılarla ifade etmek gerekirse, Müsteşarlığımızda 280 civarında proje yürütmekteyiz. Bunların 130’u tedarik, 37’si Ar- Ge projesi olmak üzere 167’si sözleşmeye bağlanmıştır. İmzalanmış sözleşmelerin toplam bedeli 26 milyar dolar civarındadır. Bu rakama Müşterek Taarruz Uçağı (JSF) projesinin seri üretim bedeli dahil değildir ki projenin büyüklüğünün kabaca 16 milyar dolar civarında olması beklenmektedir.
Mevcut durumu sayılarla ifade etmek gerekirse, Müsteşarlığımızda 280 civarında proje yürütmekteyiz. Bunların 130’u tedarik, 37’si Ar- Ge projesi olmak üzere 167’si sözleşmeye bağlanmıştır. İmzalanmış sözleşmelerin toplam bedeli 26 milyar dolar civarındadır. Bu rakama Müşterek Taarruz Uçağı (JSF) projesinin seri üretim bedeli dahil değildir ki projenin büyüklüğünün kabaca 16 milyar dolar civarında olması beklenmektedir.
● YERLİ KATKI ORANI YÜZDE 52.1
Bu çalışmalar sonucunda savunma sanayii sektörünün yerli katkı oranı 2 katından fazla artarak yüzde 52,1’e ulaşmış olup, yurtdışından ithaline devam edilen malzeme ve teçhizatın da özel sektörümüz eliyle üretimi için girişimlere hız verilmiştir.
● SEKTÖR CİROSU 2,733 MİLYAR DOLAR
Aynı dönem içinde savunma sanayi sektör cirosu 3 katından fazlaya çıkarak 2,733 milyar dolara, ihracatı 4 katına çıkarak 853 milyon dolara, yıllık Ar- Ge harcamaları ise 13 katına çıkarak 666 milyon dolara ulaşmıştır. ASELSAN firmamız dünyada en büyük 100 savunma sanayii şirketi arasına ilk Türk şirketi olarak girme başarısını göstermiştir. Türk savunma sanayii şirketleri dünya ülkelerine zırhlı araçlar, hava savunma sistemleri, roket sistemleri, simülatörler, sahil güvenlik gemileri, askeri haberleşme sistemleri, komuta kontrol sistemleri ve yazılımları ihraç etmeye başlamışlardır. Savunma sanayii faaliyetlerimiz ülke sanayii ve teknoloji tabanı ile entegre olma yönünde önemli mesafeler kat etmiş olup, yüzlerce KOBİ şirketimiz savunma sanayiine üretim yapabilir standartlara ulaşmıştır. Üniversite ve araştırma enstitülerimizdeki Ar-Ge potansiyeli de büyük oranda hayata geçirilmiştir. Bugün, Türkiye’nin dört bir yanındaki sanayi kuruluşlarımızve üniversitelerimiz savunma sanayii projeleri için araştırma geliştirme ve üretim faaliyetlerine katılmaktadır. Önümüzdeki döneme bakacak olursak ana hedeflerimizi ortaya koyduğumuz 2012-2016 Stratejik Planımız; sanayide ve teknolojide derinleşme, program yönetimine geçiş, stratejiler ile kaynak ilişkisinin kurulması gibi oldukça zorlu ve fark yaratmasını beklediğimiz hedefler içermektedir. 2016 yılında savunma ve havacılık sanayii ihracatının 2 milyar dolar; sektör cirosunun 8 milyar dolara ulaşmasını öngörüyoruz.
● HEDEF İLK 1O ÜLKEARASINA GİRMEK
Aynı dönem içinde savunma sanayi sektör cirosu 3 katından fazlaya çıkarak 2,733 milyar dolara, ihracatı 4 katına çıkarak 853 milyon dolara, yıllık Ar- Ge harcamaları ise 13 katına çıkarak 666 milyon dolara ulaşmıştır. ASELSAN firmamız dünyada en büyük 100 savunma sanayii şirketi arasına ilk Türk şirketi olarak girme başarısını göstermiştir. Türk savunma sanayii şirketleri dünya ülkelerine zırhlı araçlar, hava savunma sistemleri, roket sistemleri, simülatörler, sahil güvenlik gemileri, askeri haberleşme sistemleri, komuta kontrol sistemleri ve yazılımları ihraç etmeye başlamışlardır. Savunma sanayii faaliyetlerimiz ülke sanayii ve teknoloji tabanı ile entegre olma yönünde önemli mesafeler kat etmiş olup, yüzlerce KOBİ şirketimiz savunma sanayiine üretim yapabilir standartlara ulaşmıştır. Üniversite ve araştırma enstitülerimizdeki Ar-Ge potansiyeli de büyük oranda hayata geçirilmiştir. Bugün, Türkiye’nin dört bir yanındaki sanayi kuruluşlarımızve üniversitelerimiz savunma sanayii projeleri için araştırma geliştirme ve üretim faaliyetlerine katılmaktadır. Önümüzdeki döneme bakacak olursak ana hedeflerimizi ortaya koyduğumuz 2012-2016 Stratejik Planımız; sanayide ve teknolojide derinleşme, program yönetimine geçiş, stratejiler ile kaynak ilişkisinin kurulması gibi oldukça zorlu ve fark yaratmasını beklediğimiz hedefler içermektedir. 2016 yılında savunma ve havacılık sanayii ihracatının 2 milyar dolar; sektör cirosunun 8 milyar dolara ulaşmasını öngörüyoruz.
● HEDEF İLK 1O ÜLKEARASINA GİRMEK
Önümüzdeki 5 yıllık dönemde “ülkemizin dünyada savunma sanayii en gelişmiş ilk 10 ülke
m k 13 Yıl Önce
ülkelerin dünya konjktöründe sözü ve ağırlığı o ülkenin elindeki etkili ve uzun mesafeli silahlardan geçer. savunmasını ihmal eden havuzun içinde nereye üfleseler oraya sürüklenir çünkü çaydırıçı silahı yokki yerinde sağlam durabilsin isdediyin kadar paran olsun dünyada birçok ülkenin okadar paraları var kı nereye harçıyaçklarını bilmiyorlar tektek eziyorlar oysa teknolojiye ağırlık verselerdi bugünkü duruma düşmezlerdi. iran geçde olsa on yıl önçe ülkesinin güvenliyini ve çaydırıcı olmanın yolu uzun menzili füzelerden geçtiyini çok iyi kavradı ahmet nejat bukadar baskılara rağmen kararlı bir şekilde direniyor aynizamanda tehtitkarda olabiliyor kimsede ses çıkaramıyor çesaretinin nedeni tabiki geliştirdiyi uzun menzili füzeler malesef ülkemiz on yıl önçeden sahip olaçağı bu silahlar on yıl sonra aklımıza geliyor sormazlarmı iran düşündüde biz neden düşünemedik elimizde bunun gibi silahlar olsa idi ak denizde israil türk gemisine zor saldırırdı .yinede aklımıza gelmiş kolay gel.