GİRAY DUDA
Üniversitelerin gerçek yaşamdan uzak eğitim sürdürdüğü ve mezun öğrencilerin kendi işkollarına kolayca adapte olamadıkları uzun zamandan beri konuşulan eğitim konularının başında gelir. Bunun en çok bilinen tanımı da “iğne yapmayı bilmeyen doktorlar” yetiştirilmesidir.
İşletme ve iktisat gibi dallarda eğitim gören öğrencilerin de, iş dünyasının her sektöründe faaliyet gösteren şirketlerin eleman ihtiyacını karşılayacak bilgi donanımına sahip olup olmadıkları yine başka bir tartışma konusudur. Bu nedenle, eğitim kurumları, öğrencileri, işyerleri ve yöneticileri ile yakınlaştırma projeleri üzerinde ciddiyetle dururlar.
Marmara Üniversitesi İşletme Fakültesi’nin bu amaçlı kayda değer bir çalışması var. Projenin ayrıntılarını, fakülte öğretim üyesi ve Kurumsal İmaj ve İletişim Komisyonu Başkanı Doç. Dr. Fatma Ayanoğlu Şişman ile konuştuk.
- Sayın Şişman, Üniversite-Sanayi İşbirliği Projesi sadece Marmara Üniversitesi İşletme Fakültesi bünyesinde mi yürütülüyor?
- Bu aslında İşletme Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ercan Gegez’in hazırladığı bir proje. Biz daha önce İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi idik. Yaklaşık 1.5 yıl önce İşletme ve İktisat Fakültesi olarak ayrıldık. İşletme’nin Dekanı Prof. Gegez, ‘bizim işletme bölümü olarak iş dünyası ile daha fazla iç içe olmamız gerekiyor. Hem öğrenciler, hem eğiticiler hem de işletmeler açısından bu biz zorunluluk’ dedi. Bunu hayata geçirmek için de Üniversite-Sanayi İşbirliği Uygulama Komisyonu’nu kurduk. O komisyona bağlı olan diğer komisyonları oluşturduk.
İŞ DÜNYASIYLA MASADA BULUŞUYORUZ
- Diğer komisyonlar nelerdir?
- Strateji İş Geliştirme Komisyonu, Kurumsal İletişim Komisyonu kurduk. Bizler de bunların başına geçtik ve gönüllü olarak çalışmaya başladık. Genç, öğrencilere yeni bir vizyon katmak isteyen bir ekip heyecanla işe koyuldu. Fakültemizi tanıtmak, fakültemizle ilgili yaptığımız çalışmaları anlatmak ve fakültemizin hocalarıyla iş dünyasını bir masada karşılıklı buluşturabilmeyi amaçlıyoruz.
- Ne gibi çalışmalar yaptınız?
- Üniversite-sanayi işbirliğini geliştirme projesi çerçevesinde, henüz bir yıllık süre içerisinde, Türkiye’nin en büyük holdinglerinden iki tanesi ile bir yakın temasımız oldu. Koç Holding’le olan işbirliğimiz başladı. Diğer bir büyük holding ile henüz anlaşma imzalanmadığı için açıklayamıyorum.
SÜRELİ VE YAZILI ANLAŞMALAR YAPIYORUZ
- Bu şirketlerle belirli süreli yazılı bir anlaşma mı yapıyorsunuz?
- Tabii. Aslında bu süreç biz devlet üniversitesi olduğumuz için biraz yavaş işliyor. Koç Holding’te işin içinde olan bizzat bendim. Biliyorsunuz büyük holdinglerin aynı zamanda kendi özel vakıf üniversiteleri de var. Bir devlet üniversitesinin zaten üniversitesi olan bir holding ile anlaşması oldukça zor oluyor. Biz gidiyoruz, kendimizi anlatıyoruz. Kendi üniversitelerine rağmen bize destek olmaları, yardım etmeleri ve projemize katılmaları bizim için çok önemli.
- Böyle bir projeye girişirken, Rektörlüğe, YÖK’e bilgi vermek gerekiyor mu?
- YÖK’e değil ama doğal olarak Rektörlüğe bildiriyoruz. Rektörlük bize bu çabamızda büyük destek verdi.
BELEDİYELERLE DE TEMAS KURUYORUZ
- Sadece şirketlerle mi görüştünüz?
- Hayır. Örneğin çevremizdeki belediyelerle de görüştük. Hangi siyasi partiye bağlı olursa olsun. Bizim amacımız belli. Her şeyi devlete bırakmadan, kendi çabamızla eğitim kalitemizi yükseltmek için çalışıyoruz. Devlet üniversitesiyiz ama özel sektör mantığı ile çalışıyoruz.
Koç Holding ile yaptığımız görüşmenin sonucunda ‘hocam sizin hangi dersiniz var’ diye sordular. Ben derslerimi döktüm. ‘Teknoloji ve Yenilik Yönetimi’ dersi çok hoşlarına gitti. Dediler ki biz bu dersi sizinle ortak yapalım. Zaten biz de bunu istiyorduk. Dersin 14 haftalık bir programı var. Bir hafta ben girip teoriyi anlatıyorum, ertesi hafta OPET’in konuyla ilgili üst düzey yöneticisi geliyor. Onlar, benim anlattıklarımı uygulamada nasıl yaptıklarını gösteriyorlar.
UYGULAMA ÖZEL ÜNİVERSİTELERDE YOK
Temaslarımızda diğer konuları da anlatıyorum. Mesela Arçelik’in üst düzey yöneticisi, işte bu benim işim, diyor. Bu yöneticileri onca işinin gücünün arasında, uzak bir mesafeden bizim kampusa getirmek çok zor. Tüpraş’ın iş geliştirme müdürü de geldi. Bir de önceden hazırlık yapmaları gerekiyor. Biz, dersten önce oturup toplantılar yaptık, hangi konular nasıl işlenecek bunları konuştuk. Resmen onlar da bizimle birlikte hazırlandılar. Önümüzdeki yıl başka derslerde de olacak böyle uygulamalar. Şu anda hiçbir özel üniversitede böyle bir uygulama yok. Bu bizim farklılığımız.
- Belediyelerle ne tür işbirliği yapıyorsunuz?
- Belediyelerle, örneğin okul ve çevre düzenlemesini konuşuyoruz. Öğrencilerimize ne gibi kolaylıklar sağlayabileceğimiz üzerinde duruyoruz. Fakültemizi nasıl daha güzel hale getirebiliriz diye görüş alışverişinde bulunuyoruz.
ÖĞRENCİLERİMİZ HER TÜRLÜ BİLGİYE AÇ
- Dışarıdan gelen yöneticilerin verdiği derslere öğrencilerin yaklaşımı nasıl?
- Şu bizim dikkatimizi çekti. Bizim gibi devlet okullarına Anadolu’nun çeşitli yerlerinden gelen öğrenciler bilgiye aç durumda. Ona ne verseniz hemen alan öğrenciler. Bir üst düzey yönetici gelip konuşma yaptığında, tüm öğrenciler o gün derse girip dinliyorlar.
Biz önümüzdeki yıllara dönük hazırlık yapıyoruz. Başarılı öğrencilerin devlet üniversiteleri yerine kimi özel üniversitelere yöneldiğini görüyoruz. Çünkü o okulların olanakları bize göre çok iyi. Ama biz bu yönelimi değiştirmek istiyoruz. Eğitim düzeyimizi geride bırakmamak için öğretim üyesi arkadaşlarımız, fakülte yöneticilerimiz durmaksızın çalışıyor.
Biz bu programı birkaç modül halinde hazırladık. Bir modülde üst düzey yöneticiler, CEO’lar, patronlar gelip konferans veriyorlar. Diğer modülümüz ise biraz önce söylediğim gibi derslerle iç içe teori ve pratiğin birlikte yürüdüğü modül. Ayrıca başka modüller de geliştirmeye çalışıyoruz.
PROGRAMA BİZ DE KATILALIM DİYE GELİYORLAR
Mesela Bahçelievler İşadamları Derneği ile yakın bir ilişki içindeyiz. Bizim mezunlarımızın listesi derneğin bilgisayarlarına girecek. Eğer, işadamları yeni eleman arayışında olurlarsa öncelikle bizim mezunlarımıza bakacaklar.
Ya da bazı holdingler, sizin mezun öğrencilerinizden başarılı olanlara bakarak eleman ihtiyacımın yüzde 10’unu sizden karşılayacağım, diyor. Bunlar çok güzel şeyler. Şu ana kadar bunları gerçekleştiren başka bir devlet üniversitesinin olduğunu sanmıyorum.
Bizim projenin iş dünyasında duyulup benimsendiğini de memnuniyetle görüyoruz. Kimi işletmeler kendiliklerinden bize geliyor. Sizin, üniversite-sanayi işbirliği geliştirme projeniz varmış, biz de dahil olalım mı diyorlar.
‘SİZ DE BİZE GELİN KONFERANS VERİN’
Bir de bizim talebimizin benzerini bizden isteyenler var. Örneğin, patron, benim size gelip konuşacak, ders verecek personelim yok ama konferans vermeye gelebilirim, diyor. Buna karşılık, siz de önemli bir bilim yuvasının öğretim elemanısınız, gelip benim personelime şu konuda bilgi aktarır mısınız, diye soruyorlar. Bu da bizim hoşumuza gidiyor.
Bu arada şunu söyleyeyim, işbirliği sırasında seçici olmak istiyoruz. Biz bir devlet üniversitesiyiz, markayız. Belli bir kalitemiz var. Marmara Üniversitesi olarak öğrenci sayımız 60 bine ulaştı. İşletme Fakültesi’nin 3 bin öğrencisi var. Biz şu anda nereye gitsek, karşımıza bizim üniversiteden mezun olmuş yöneticiler çıkıyor. Bize yardımcı oluyorlar.
ŞİMDİLİK 4. SINIFLARA
- Bu proje kapsamındaki dersler sadece 4. sınıf öğrencilerine mi yönelik?
- Biz 4. sınıf öğrencilerini seçtik. Nedeni de şu. Son sınıfa gelen öğrenci biraz daha iş dünyasına yakın, iş arayan, belli bir bilgi birikimi olan, derse gelen profesyonelleri anlayabilecek bilgiye sahip durumdadır. Bir de yakında okulu bitirecek olan öğrencilerle iş dünyasının temsilcileri ilk temasları kurmuş oluyorlar. Bu nedenle son sınıf öğrencilerini seçtik. Önümüzdeki dönemlerde diğer sınıflardaki öğrenciler için de programlar düzenleyebiliriz.
- Öğrenciler için staj zorunluluğu var mı?
- Bizim staj zorunluluğumuz yok. Keşke olsaydı. İkinci sınıftan itibaren öğrenciler için bir staj zorunluluğu olmalı. Hele ki İşletme Fakültesi öğrencileri için. Bizde, Türkçe, İngilizce, Almanca ve Fransızca İşletme eğitimi var. Çok kaliteli hocalarımızla üst düzey eğitim veriyoruz. Nedense eskiden kalma bir kararla staj yapma zorunluluğu konmamış. Ama bizim programımız, öğrencilerin iş dünyası ile tanışmasına fırsat ve olanak tanıyor. İnşallah staj zorunluluğu da önümüzdeki dönemlerde gelir. Stajın çok faydalı olacağını düşünüyorum.
KONUŞMACILAR ÇOK MEMNUN
- Şirket yöneticileri ders veya konferans verdikten sonra izlenimlerini size nasıl aktarıyorlar? Neler söylüyorlar?
- Onlar da bu deneyimden çok memnun kalıyorlar, heyecanlanıyorlar. Onlara değişik, ilginç sorular geliyor. Öğrencilerin yaratıcı soruları onların çok hoşuna gidiyor. Mesela bir iki tane öğrenci ile daha sonra görüşmek istediler.
Ders çıkışında da öğrenciler konukları kolay kolay bırakmıyorlar. Hemen hepsiyle yaklaşık bir saat ayaküstü konuşmalar oluyor. Bu ilgi onların çok hoşuna gidiyor. Mesela Arçelik’in kahve makinesini anlatırken bizim öğrencilerimizden öyle ilginç fikirler çıktı ki yönetici bunları not aldı. Ders çıkışı, ‘inanılır gibi değil, muhteşem bir ortam’ dedi.