Hedefimiz dünya markası olmak
ARİF ESEN
Hunca Kozmetik Yönetim Kurulu Başkanı Tuncer Hunca, bu ayki sayımızda ‘İçimizden Biri’ köşemizin konuğu. Tuncer Hunca ile İstanbul Bahçeköy’de kartal yuvasını andıran, insana huzur veren ormanlarla çevrili ‘gizli bahçe’de Hunca Kozmetik’in yönetim binasında görüştük. Hunca Kozmetik’in doğuşunu ve bugüne nasıl geldiğini ele aldık.
- Ne güzel doğa ile iç içesiniz…
- Burası ‘gizli’ bir yer, kartal yuvası gibi. Babam Adnan Hunca zamanında süvariymiş. 1925 doğumlu, 86 yaşında. Burası o zaman aklında kalmış. Satın alıp, taşındık. Çerkezköy Organize Sanayi Bölgesi’ne taşınmadan üretimimiz de buradaydı.
● 1950’DE SAÇ BOYASINI BERBERLERLE TANITTI
ilk ne üreterek pazara girmiş?
- Biz, ikinci jenerasyonuz. Babam İstanbul Cağaloğlu’nda yaklaşık 30 metrekarelik bir yerde bu işe başlıyor. Bulunduğu yerde hem yatıyor, hem laboratuvarda bir şeyler karıştırıyor. Tabii onun bir öncesi, daha önce Atabay ilaç firmasında satış bölümünde çalışırken dünyada kozmetiğin hızla gelişeceğine dair ve Türkiye’de ciddi potansiyel olacağına dair tespitler yapıyor. Atabay’ın sahiplerine kozmetikle ilgilenip ilgilenmeyeceklerini soruyor. “İlgilenmiyoruz” yanıtı alınca, tek başına, sıfır sermayeyle bu işi kurmaya niyetleniyor. İlk yaptığı üretim saç boyası. 1950’nin ilk yılları, 60 yıl önce, zor şartlarda işe başlıyor. Etraftan şişe topluyor, şişeleri yıkayıp etiketliyor. Saç boyasına ilk adımını böyle atıyor. Bu adımı atarken kuaför ve berberlere numune gönderiyor. Kuaför ve berberlere numune göndermek olumlu sonuç veriyor. Sermayesi güçlenen babam formülü geliştiriyor.
● SATMAZ DEMİŞLER HUNCA BALSAM ZAMANA MEDAN OKUYOR
- Babanız Adnan Hunca’nın sonraki adımı ne oluyor?
- Daha sonra İstanbul Asmalı Mescit’te Türkiye’de ilk, dünyada ikinci Hunca Balsam’ı yapıyor. Hatta diyorlar ki, “Elin kremi olur da saçın kremi olur mu?” O zaman “mallarını topla git” diye çıkartıyorlar. Babam, “Bu mal da satar, sana da sattırırım” diyor. Ondan sonra tabii, saç kremi Balsam yavaş yavaş dünyada yerini almaya başlıyor. Türkiye’de tabii biraz yankı yapmaya başlayınca aynı kişi ve kişiler babamdan bu ürünü talep etmeye başlıyor.
- Adnan Bey, Hunca Balsam’ı ürettiğinde kendi iş yerinde mi üretiyor? Parfüm ve deodorant üretimine ne zaman geçiyor?
- Kendi iş yerinde üretiyor. Bahsettiğim tabii 1950’den daha sonraki yıllar. O zaman zaten atölye kuruluyor, sonra Hunca Balsam ciddi bir marka oluyor, inanılmaz bir talep patlaması yaşanıyor. İşini büyütüyor, tabii çalışan sayısı büyüyor. Hunca Balsam’dan sonra bizim şu an en başarılı olduğumuz parfüm, deodorant üretimine geçiliyor. Tabii hep ilk denemeler sonra eksikleri tespit ediyor, onları düzeltiyor. Şu an en başarılı olduğumuz parfüm “eau de toilette” dalında markalaşmaya gidiyoruz. Tabii parfümle birlikte, yanında diğer başarılı olduğumuz deodorant üretimini başlatıyoruz. 1997’ye kadar üretim Bahçeköy’de bu gördüğünüz yerdeydi. Burası şu an 4 bin 400 metrekare merkez binamız.
● ‘HUNCA AİLESİ’NE 1986’DA KATILDIM
- Siz “Hunca ailesi”ne kaç yılında katıldınız?
- Yurtdışı eğitimimi Amerika’da tamamladıktan sonra, Ocak 1986’da Hunca ailesine katıldım. Önlüğü giydim, üretimdepartmanında ilk iş hayatına başladım.
- Eğitiminiz?
- Eğitimim, Amerika’da pazarlama opsiyonlu kimya mühendisliğini okudum.. Daha sonra İstanbul Üniversitesi’nde işletme üzerine master programını tamamladım. İş yaşamına dönersem, önlüğü giyip laboratuvarda başladım. Tabii, o zaman bu binamız 4 bin 400 metrekare değil yaklaşık bin metrekare. Hem üretim, hem çalışanlar hem laboratuvar. 1986’da başladığımda 33 çalışanımız vardı. Şimdi 450 çalışanımız var. 1998’de Bahçeköy’den üretim birimlerimizi Çerkezköy Organize Sanayi Bölgesi’ne taşıdık. Çerkezköy’de 22 dönüm arazi üzerinde, 30 bin metrekare kapalı alanda üretimimizi sürdürüyoruz. Tabii, saç kreminden sonra şampuan, el kremi vesaire birçok şeyler yapılıyor ama orada arzu edilen başarıları elde edemiyoruz açıkçası. Yine başarı var amaHunca Balsam gibi ciddi bir idefiks, bir isim, bir marka oluşmuyor. Daha sonra babam Türkiye’de şampuanın yavaş yavaş uluslararası multi nation şirketleri geçeceğini tespit ediyor. Bu da bahsettiğim 1980’li yıllar. Onun için şampuanda artık birçok yerli üreticiye ekmek olmayacağını tespit ediyor, daha kişiye özel olan parfüm ve deodoranta daha sonra roll-on’a yatırım yapıyor. Burada en başarılı ürünümüz 1980’li yıllarda sunduğumuz Viva Cappio. Viva Cappio gerçekten inanılmaz bir takdirle karşılaşıyor.
● TELEFON REHBERLERİNDEN 1 MİLYON ADRESE NUMUNE GÖNDERİYOR
- Babanız Viva Cappio’yu ilginç bir yöntemle tanıtıyor?
-Babam, Viva Capio ile çok önemli bir pazarlama atağı yapıyor. Bahsettiğim 1980 yılı. Bugüne baktığımızda ne bilgisayar, ne iletişim. Tüketiciye nasıl ulaşabilirim diye düşünüyor. Çünkü ciddi rakipler var. İşte bahsettiğimiz Lever, dünya devi şu an. Tahminen cirosu 60 milyar dolar. Rakipleri tabii çok iyi etüt etmesi lazım-ki ediyor. Viva Cappio ile ilgili tüm Türkiye’deki telefon rehberlerini toplatıyor ve dışarıdan bir on tane daha sekreter, asistan alıyor. Bütün adresleri girip etiketlerini çıkartıyor ve Viva Cappio ürününün esansının içerisine tuşe kağıt dediğimiz kokuyu tutan kağıdı alıyor, onu da böyle naylon biraz iptidai şartlarda ambalajlıyor. Topladığı 800 bin, 1 milyon adrese gönderiyor.
● ERKEK ÜRÜNÜ KADIN ÜRÜNÜNÜ GEÇİYOR
- Bu yöntem Türkiye’de ilk mi acaba?
- Türkiye’de bildiğim kadarıyla hemen hemen ilk. Babam bunu uyguluyor ve yaklaşık o zaman tahmini olarak söyleyelim;800 bin ya da bir milyon eve bunları posta yoluyla gönderiyor ve inanılmaz bir patlama gerçekleşiyor ve sektör lideri diğer ürünleri geçiyor. Böylece Viva Cappio ciddi bir marka oluyor. Viva Cappio ile de biz burayı genişletiyoruz. Biraz gayrimenkul yatırımı yapıyoruz. Ondan sonra tabii, biz parfüm ve deodoranta yatırım yapmaya devam ediyoruz. Arkadan 1990 yılında hiç tahmin etmediğimiz Jagler’le başarı yakaladık. Kadın kokusunda başarıyı yakaladık ama erkek kokusunda ciddi bir tereddüt yaşıyorduk. Hiç aklımıza gelmeyen erkek ürünü kadın ürününü geçebilir mi? Jagler’i piyasaya sunduk.
● JAGLER’İ NAKLEN YAYINLAR PATLATTI
- Jagler’i naklen maç yayınlarıyla tanıttınız…
- Tabii, yine orada pazarlama uygulamalarında bir atak yaptık. 1990 yılında artık naklen yayında reklamların azalma dönemiydi, yasaklanma dönemiydi. Yaklaşık son senesini televizyonda, yayıncı kurumda o reklam sürelerini biz kapattık. Ciddi bir şekilde Jagler, Jagler, Jagler diye vurmaya başladı. Bununla birlikte bazı dergilere Viva Cappio’da yaptığımız gibi tuşe kâğıtlara esanslanmış kâğıtlara koyduk ve Jagler satışları Viva Cappio’yu geçti. İlk ayında değil ama sekiz ay, dokuz ay sonra inanılmaz bir patlama oldu. Jagler’i 1990’da piyasaya sürdük, 21 yıl geçmesine rağmen halen sektöründe lider ürün. İnanılmaz başarılı. Sadece Türkiye’de değil yurtdışında da.
Piyasaya mutlaka birkaç ürün sunuyorsunuz, kaçürünün kaçı tutuluyor?
- Viva Cappio ve Jagler’le yakaladığımız başarıları başka markalarla devam ettirmek istedik ama kozmetik sektörü gerçekten çok rekabetçi ve bazen de yenilikçi olması gereken bir sektör. Bu rekabette de her ürününüz marka 1 olacak anlamına gelmiyor. Muhakkak başarısızlıklar da  oluyor. Sektörde genel kanı her dört parfüm ürününden genelde bir tanesi; yani yüzde 25’nin başarı ihtimali var. Yani dört tane ürün çıkarttığınızda bir tanesi, bizim oran bu yüzde 50’nin üzerinde. Hunca’nın çıkarttığı ürünlerde yüzde 50’nin üzerinde bir başarı elde ediyoruz. Bu da öncelikle Türk halkını ve Türk halkının istek ve beklentilerini çok iyi etüt etmemizden kaynaklanıyor.
● CALDİON MARKASI KADIKÖY’ÜN ADI
- Caldion nasıl doğdu?
- Jagler’den hemen sonra 96-97’de Caldion lansmanını yaptık. Caldion ismini babam Kadıköy’ün latince ismi Kalkedon’dan yola çıkarak verdi. Kalkedon’u yumuşatarak kulağa daha hoş gelen Caldion’a dönüştürdük. Viva Cappio kadın, Jagler erkek, Caldion ise hem kadın hem erkeğe hitap eden bir ürün. Çok başarılı sonuçlar aldık. Bu ürün zamanla birçok ülkede tanındı ve bilinen bir marka oldu. 
● YANGINDA TESİSLERİN YARISI GİTTİ
- Çerkezköy’de bir yangın yaşadınız…
- 1997’de Çerkezköy’deki binanın belirli bir kısmını yaptık. Yurtdışı taleplere Bahçeköy’deki tesisler yetersiz kaldı, 1998’de taşındık. Arkamızda banka yok. Bütün yatırımlarımızı özkaynaklarla yapıyoruz. Kazandığımızı hep işletmeye yatıran bir aileyiz. Bir yandan da rekabet var, cevap vermemiz gerekir. Tabii Çerkezköy bizim için çok önemli ve çok büyük bir yatırım. Tam başardık derken 2000 yılında Çerkezköy’de elektrik kontağından kaynaklananbir yangın yaşadık. Yangında iki işçimizi kaybettik. Nur içinde yatsınlar. Üretim tesisinin
hemen hemen yarısı gitti. Zor bir dönem geçirdik. Sektördeki bazı üreticilerin de yardımıyla toparladık. Bazı yerleri temizleyip üretim yapmaya başladık. Bazı arkadaşlar bünyemizde kaldı, bize destek vermeye devam etti, eksik olmasınlar.
● CARMİNE’Yİ SATIN ALDIK
- Yangın sonrası kısa sürede toparlandınız mı?
- Yangından dört sonra üretime geçtik. Üretime dönersek, Hunca, 1998 yılında ISO9001 belgesini aldı. Yine 1998’de Manisa’da kurulu makyaj, renkli kozmetik Carmine’yi satın aldık. Carmine’yi marka haline getirdik. Arkadan Extory ve Equal markalarını üretip 5 tane ana markayla şu an yolumuza devam ediyoruz.
● SHE ÖNEMLİ BİR MARKAMIZ
- Extory mı eski Jagler mi?
- Jagler eski. Marka sıramız şöyle: Viva Cappio, Jagler, Equal, Extory. Son olarak da tabii pazarda çok önemli bir fırsat gördüğümüz genç kızlara hitap eden She’yi ürettik. 2005 yılında She markalı ürünümüzü 2005 yılında piyasaya sürdük. Capital dergisinde de çıktı. She, 8 ayda yüzde 8 paza payına ulaşan çok önemli bir marka haline geldi. Ve bizim en son markamız She yurt içinde ve yurtdışında beğenilen, takdir gören, ihracatta yüzde 50 civarında ciromuzu yapan markamız haline geldi. Şimdi 5 tane ana markamızla yolumuza devam ediyoruz. Markalaşma çok maliyetli. Marka sayısını 5’ten belki 6’ya, 7’ye çıkartıp daha sonra tüm bu markaları içeride ve bilhassa yurtdışında büyütmeyi arzu ediyoruz. Bu arada Turquality’den destek aldık. Turquality’yi kazandık. Devletin sağladığı bu Turquality desteğini 2009 yılında aldık. Yurtdışında markalaşmada bize çok önemli katkıları bulunuyor. Yapmış olduğumuz reklam, iletişim gibi markalaşma giderlerinin yüzde 50’sini devlet belirli zaman sonra doğru belgeleri ibra ettikten sonra şirkete iade ediyor.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner120

banner119

banner118

banner117

banner116

banner114