Biz iş insanlarının Dolarla olan ilişkisi hakkında söylenecek en güzel şarkı, herhalde, “Ne seninle ne sensiz…” şarkısıdır.
Dolar, kasamızda yeterince olduğu sürece dostumuzdur, keyfimiz yerindedir ama her an elimizi yakacağını da iyi biliriz.
Geçenlerde uluslararası sigorta şirketlerinden birisinin tepe yöneticisi ile konuşuyordum. Konu dolardan açılınca, Türkiye’deki halkın en büyük korkularından birisinin ‘Dolar korkusu’ olduğunu söyledi. Neler çekmedi bu millet dolardan… Uykuda gibi gözüken, zararsız, tehlikesiz doların bir anda canavar biçimine bürünüp ortalığa verdiği zararlar herkesin belleğinde, gözünü korkutmuş durumda.
Yine o dönemlerden birisini yaşıyoruz. Dolar, bir ayda yüzde 8, 2014 yılsonundan bu yana da yüzde 12’den fazla değerlendi. Türk Lirası çok büyük hızla değer kaybediyor. Brezilya Real’inden sonra değer kaybında ikinci durumda. Nereye kadar gideceğini kimse bilmiyor.
Doların hızlı yükselişinin büyük ölçüde dışarıdan ve kısmen de içeriden kaynaklanan nedenleri var. Dışarıdan kaynaklanan nedenlerin başında belli bir vadede ABD Merkez Bankası’nın likiditeyi kısıp, faizi yükseltecek olması geliyor. Bu tüm dünyayı, her ülkeyi etkileyen bir gelişme.
Türkiye’de TL karşısında dolar kurunun yükselmesinin önemli bir nedeni bu. Ama bizde kurdaki yükselişin dozu öteki ülkelere göre daha yüksek. İçeride ekonomi yönetiminin içine girdiği faiz tartışmaları da dolardaki bu yükselişe katkıda bulunuyor.
Dolarsız bir dünyayı düşünemeyecek olan biz sanayici, ihracatçılar için en önemli olan şey gelecekte olabilecekleri kestirebilmek. Çünkü, İzmir Sanayi Odası Başkanı Ender Yorgancıların söylediği gibi, sürekli artan dolar sanayicinin zarar hanesine yazıyor. Yüzde 12’lik artışın reel kesime yansımasının, reel sektörün kredi borcunun 51.3 milyar TL daha fazla artması anlamına geldiği hesaplanıyor. Herkesin çok kısa süre önce yaptığı 2015 planlarını ivedilikle yeniden gözden geçirmesi gerekiyor.
Sonuçta uluslararası etkiler doların kurunun yükselişine katkıda bulunmaya devam edecek. TL’nin günden güne olan değer kaybını yakından izleyeceğiz. Bir yandan da ekonomi yönetiminin, kurların verdiği tahribatın olabildiğince azalmasını sağlayacak önlemler almasını bekleyeceğiz.
İçinde bulunduğumuz bu koşullar ve ortam, bizim şarkı söyleme isteğimizi de ortadan kaldırıyor.