Şubat ayında ihracatımız geçen yılın aynı ayına göre yüzde 13 azaldı. Ocak-Şubat döneminde de yüzde 6.7’lik azalma var. Bu rakamlar İhracatçı Birlikleri dışındaki ihracatı da kapsayan rakamlar. 

Peki ne oldu, ihracattaki büyü bozuldu mu? Tekrar iki haneli artışları yakalamaya çalışırken neden düşüş görüyoruz?

Elbette birçok şey söylenebilir ama en temel negatif etki, Euro/Dolar paritesinde dolar lehine yaşanan tarihi dönüştür. Parite 1.08’e kadar gelmiş durumda. Türkiye’nin 2014 ihracatının yaklaşık yüzde 45’i euro ile yüzde 47’si ise dolarla yapıldı. Bu oranlar, kurlardaki büyük ölçekli değişimlerin ihracatı ciddi boyutlarda etkileyeceğini gösteriyor. Bir de daha derin etki var ki o da ithalat tarafında. İthalatın ise yüzde 63’ü dolar, yüzde 30’u euro ile yapılıyor. Bu durumda doların değer kazanması nedeniyle ‘ihracatçının ithal girdi maliyeti’ ciddi şekilde yükseliyor. Bu ve benzeri maliyet dengelerini alt üst eden gelişmelere karşı en iyi mücadele, verimliliği artıracak, maliyeti düşürecek çözümler bulmak. Ayrıca, yeni parite dengesine göre pazarları analiz etmek gerekiyor. Bu konudaki ilk alarmı hazırgiyim ve konfeksiyon sektörümüz verdi. İHKİB Başkanı Hikmet Tanrıverdi ve yönetimi 2000’li yılların başındaki Euro/Dolar kur seviyesine gelindiğini ve bu seviyenin uzun süre devam edeceğini görünce ABD pazarına yönelik yeni bir strateji belirledi. 

 

DOLAR GÜCÜNÜ KORUYACAK

Önümüzdeki dönemde, ABD Doları başta Euro’ya karşı olmak üzere küresel çapta gücünü koruyacak. Çünkü ABD ekonomisinin performansı gayet iyi. Hatta son dönemlerde ABD Merkez Bankası’nın, Avrupa ve Çin gibi büyük ekonomilerin büyümesini de dikkate alarak bazı stratejik kararlar aldığı söyleniyor. Örneğin, faiz artırımında hem süreyi ileri bir tarihe atma hem de oranı daha düşük tutma eğilimi bu nedenle öne çıkmış durumda.

 

BİZDE YATAY YUKARI

TL’nin ABD doları karşısındaki seyri ise uzunca süre dolar lehine devam edecek. Bazı kâr realizasyonları olsa da TL’nin en azından seçimler tamamlanana kadar değerlenmesi beklenmiyor. İhracatçı paritedeki değişimin etkileriyle uğraşırken, TL’nin değer kazanmasıyla ilgili bir problem yaşanmaması olumlu sayılır. Öyle görünüyor ki Euro/Dolar 1.10’larda belki de 1 Dolar 1 Euro’yu beklemek, dolarda ise 2.50 TL’nin altına dönüşün uzun süre pek mümkün olmayacağını öngörmek mümkün.

 

7 HAZİRAN’DA NE DEĞİŞİR?

 

7 Haziran’da genel seçim var. Şu anki verilere göre Türkiye’nin siyasi görünümünde pek değişiklik olmayacak. İşin en güzel tarafı ise bu seçimden sonra 4 yıl başka bir seçimin olmaması. Muhtemelen seçimlerden sonra gündemde artık siyaset değil ekonomi olacak. Öyle de olması gerekiyor. Çünkü, Türkiye’nin yeni bir sanayi stratejisine ihtiyacı var. İhracatın da yeni önlemlerle tekrar çift haneli yükseliş trendine girmesi gerekiyor. Önümüzdeki 20 yılda 6.7 milyon konutun yenilenmesini kapsayan kentsel dönüşümün hızlanması için bazı düzenlemeler şart. Türkiye son 1.5 yılda yaşananlardan dolayı, 2023 hedeflerine konsantrasyonunu kaybetmiş görünüyor.