Geçen ayki bir reklamla başlayayım. Migros’un “İyi tarım uygulamaları” reklamını gördünüz mü? Ne düşünüyorsunuz? Siz de arkasında bir pazarlama hilesi mi arıyorsunuz? Mesele bu reklam değil. Bir de ardından, bakkala sahip olma telaşı çıktı.
Bakkal amcayı mı destekleyelim, süper markete mi sahip çıkalım? Sizi cepheleştirmek istemiyorum. Öyle olsaydı, şu soruyu sorardım? Ekonomide kriz var mı yok mu? Başbakanımız gibi teğet mi geçtiğini düşünüyorsunuz?
            Resmin tamamını bakmayı bu yüzden istiyorum. Günlük tartışmalar ormanın bütününü görmeye mani oluyor. “İyi tarım uygulamaları” gibi yeni kavramlar da var. Ve bu kavramlar ekonominin geleceğinde pozisyon alma, konumlandırma şansımızı kaybettiriyor. “Gıda izlenirliği”,  GDO, organik, wellness, müşteri memnuniyeti, paydaş, toplam kalite vs.
            Biz bakkal amca mı, market mi derken BİM diye bir market, ” indirim” konseptiyle Türkiye’nin en büyük zincirini oluşturdu. BİM’i eleştirmiyorum. Eğer bu gelişmeleri ve müşteri taleplerini iyi takip etmezsek, yerimizi korumada ve gelecekte perakendecilikte yerimizi belirleyemeyiz. Aynı şekilde şimdi zincir eczane kurulmasının kavgası veriyoruz.
            Hâlbuki GNC ve Solgar gibi yabancı zincirler eczanenin bir benzerini kurdular. Son altı yıl içinde en fazla açılan bir diğer zincir var mesela: Starbucks. En çok iş yapan mekânlardan biri haline geldi.
            Şimdi sigara yasağı geldi ve geleneksel kahvehane kültürü ve iş yapma tarzı bitmek üzere. Bunun yerine ne ihdas ettik? İnsanların bu alışkanlığını nasıl kanalize edeceğiz? Bu insanlar nasıl bir mekânda oturacak, vaktini geçirecek? Starbucks gibi yeni bir format oluşturursa başkaları, girişimci Türk insanı, ”kahvehanemizi isteriz” diye yürüyüş yapmakla mı yetinecek.
            Resmin tamamını kaçırmayın!
            Belki pek çok kez siz de karşılaşmış olabilirsiniz. Türk Telekom’un özelleştirmesine karşı mısınız? Karşı olmak bir düşünceyi ifade eder. Ben olsaydım farklı bir noktaya dikkat ederdim. Türk Telekom’un 2 bine yakın satış, abone vs. hizmetlerini yapan irtibat noktaları açıldı. Her noktada en az 3 kişi çalışıyor. Ne büyük bir zincir bu?
            Ya Turkcell’in TİM’leri ve diğer satış noktalarına ne demeli? Bugün Türkiye’nin en hızlı büyüyen zinciri olduğunu hatırlayalım. Belki mütevazı gelirleri var ama ekonomideki çok büyük bir değişim ve zemin kaymasını ifade ediyor. Bunun yanında Vodafone, Avea’ın benzeri noktalarını da ekleyelim.
            Bunun nasıl bir mecra ve sektör olduğunu başka yönüyle anlatayım.
            Cep telefonuyla başlayan veya mobil iletişim dediğimiz çok etkili olan bu sektörü iyi incelemek zorundayız. Yoksa sadece resmin tamamını göremeyeceğiz, ayrıca treni de kaçıracağız. Veya Amerika’yı keşfetmeye giden gemiye olan bileti başkasına vereceğiz.
            En etkili reklam mecrası nedir? Gazete mi, televizyon mu, bilboard mu? Türkiye’de 5 milyon gazete satılıyor. Neredeyse her eve televizyon girdi ama en fazla izlenen programın ratingine göre en fazla 20 – 25 milyon kişi izliyor. 23 milyon bilgisayar kullanan var 13 milyon internet kullanıcısı var. Buna karşılık 66 milyon cep telefonu var.
            Cep telefonu deyip geçmeyelim… Bunlara cep telefonu demek de haksızlık olur. 3G ile birlikte televizyonun, internetin, bilgisayarın, gazetenin, derginin, sekreterin, ofisin yerine geçmeye başladı. Önümüzdeki iki yıl içinde cep telefonlarının yüzde 50’si bu özelliklere sahip olacak. Bunun oluşturacağı ekonomik büyüklüğü düşünebiliyor musunuz? Mesele 3G’ye geçmek değil, ekonomideki bu gelişmenin farkına varmaktır.
            Kavramlara, tartışmalara takılıp kalmayın! Küreselleşmeyle birlikte Pazar yerleri, üretim yerleri ve müşteri tipleri değişiyor. Eğer bu değişimin farkına varamazsanız, resmin tamamını kaçırırsınız!