Öne Çıkanlar Kişisel verilerin korunması kanunu Konkordato Proje bazlı teşvikler İKV BAŞKANI AYHAN ZEYTİNOĞLU ÇOSB

Türkiye’de seçim öncesinde ekonomi canlanacak

GİRAY DUDA

Piri Reis Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Erhan Aslanoğlu, uzun yıllardan bu yana ekonomi gündemini çok yakından izliyor ve görüşlerini radyo, televizyon yayınlarında ve günlük gazetedeki köşesinde ilgililerle paylaşıyor. Prof. Aslanoğlu’ndan dünyada ve Türkiye ekonomisinde geride bıraktığımız 2022 yılını anlatmasını istedik ve 2023 yılına ilişkin beklenti ve tahminlerini sorduk.

- Sayın Aslanoğlu, sizinle her yılbaşında yaptığımız gibi yaşadığımız koca bir yılın izlerini ve anlamlarını yorumlamanızı, dünya ve Türkiye ekonomisinin 2023 yılındaki yönüne düşüncelerinizi konuşalım. Her zaman olduğu gibi dünya ekonomisi ile başlayalım.

- 2020 yılında dünya yüzde 3 daralmıştı. 2021’de dünya ekonomisinde yüzde 6 büyüme yaşandı. İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana en sert büyüme ve daralmayı yaşadık. Yani savaşa benzer bir dönemden çıkıyoruz bu süreçte. Pandemi de ona çok benzer koşullar yarattı. İnşallah geride kalmıştır. Ama tarihi süreçler bir bıçakla kesilmiş gibi bitmiyor.

DEĞİŞİM-DÖNÜŞÜM YILI OLACAK

Sona eren 2022 ve önümüzdeki 2023 yılının da bir değişim-dönüşüm yılları olacağını tahmin ediyorum. Yılın başında yüzde 4.7 oranında global büyüme bekleniyordu. Ama savaş sonrasında tahminlerimiz geriye çekildi. Önce 4’ler beklenirken sonra 3.5’lere çekildi ve en son olarak da 3’lere geldi. 2023 için de 2’lere doğru gidiyor tahminler. Yani yeni yılda daha da gerileme bekleniyor.

Ülkeler, kurumlar, şirketler daha büyük bir büyüme beklentisiyle bütçelerini yapmış iken yılı onun neredeyse yarısı gibi bir oranla tamamladı. Dolayısıyla bayağı bir şaşma oldu. Savaş ciddi biçimde arz yönlü şok yarattı, beklentileri bozdu. Sonuç olarak büyüme açısından beklentilerin çok ötesinde bir oranda yılı bitirdik.

ÇİFT YÖNLÜ ENFLASYON YAŞANDI

- Global enflasyonda pozitif yönlü düşünceler, açıklamalar olduğunu hatırlıyorum. Bu düşüncelerin temeli neydi?

- Geçen yıl gerçekten de çok iyimser beklentiler vardı. Hem enerji hammadde fiyatlarının artışı hem de devletlerin verdiği desteklerin talebi arttıracağı öngörülememiş gibi gözüküyor. Böylece hem talep hem de arz yönlü bir enflasyon iyice enflasyonu kızıştırdı. Yine 1980’li yıllardan bu yana en yüksek enflasyona ulaştık. OECD ortalaması yüzde 10’ları geçti.

Bu da beklenenden kötü bir tablo ortaya koydu. Bugün, hem büyümenin sert yavaşlaması hem de enflasyonun güçlü çıkışı stagflasyon dediğimiz kötü ortamı getirir. Mesela Avrupa’nın büyümesi yüzde sıfırlara indi ve enflasyonu yüzde 10’ları geçti.

Küresel borçluluğun çok olduğu bir ortamda stagflasyonlar tehlikelidir. Enflasyon nedeniyle hem faizlerin yükselmesi hem de büyümenin düşmesi kredi riskini artırır. Bu yüksek faiz, bono, tahvil piyasası için bir tehdittir. Düşen büyüme de kredi riskini artırdığı için bir tehdittir. Dünyada konut, emtia, tahvil, kriptolar beklenen kötü tepki verdi. Bizim dinamiklerimiz farklı olduğu için bizimle karşılaştırmamamız lazım. Sonuçta finansal piyasalar kötü bir yılı geride bıraktı.

Özellikle yüksek borçlulukta faizin yüksek gitmesi, yükselmesi tehlikelidir. Çünkü reel sektörün sorununu finans sektörüne taşıyarak bir finansal krize de yol açabilir. Bu tedirginlik çok yaşandı. Ancak hem gelmekte olan resesyonun çok ağır olmayacağı hem de artık faiz artırımlarının sürmeyeceği düşüncesi halkı bir miktar toparladı. Bu algı toparlanmaya yol açtı.

RESESYON İHTİMALİ YÜKSEK

2023’e biz resesyon ihtimalinin yüksek olduğu bir yıl olarak başlıyoruz. Enflasyon zirvelerden dönmeye başladı ama çok yavaş dönüş sinyalleri var. Merkez Bankalarının güçlü müdahalesi henüz kendini gösteriyor. Tedarik sorunlarının azalmaya başlaması da maliyetleri düşürüyor. Navlun, emtia ve enerji fiyatları geriliyor. Yani enflasyonun gerilemesi için uygun ortam oluştu ama çok da sert düşüşler görmüyoruz.

Özellikle Amerika’da hizmet sektörü oldukça canlı. İşsizlik tarihi düzeylerde seyrediyor. Yani talebi canlı tutan bir ekonomik işleyiş var. O açıdan önümüzdeki süreçte ABD’de enflasyon yüzde 9’lardan 4-5 bandına gelecek. Hedefleri ise yüzde 2 ve buraya inme yolunda enflasyonda bir direnme ile karşılaşacağız. Çünkü talep koşulları buna fırsat verecek gibi gözüküyor.

ÇİN RESESYONDAN ÇIKABİLİR

- Son dönemde dünya ekonomisinin lokomotifi durumundaki Çin’de büyük sorunlar yaşanıyor. Rekor düzeydeki büyümeler geride kaldı. Çin bu yıl kendisini toparlayabilecek mi?

- Bu ülke, pandemi dolayısıyla çok ciddi kapanma dönemi geçirdi ve gayrimenkul sektöründeki büyük sorunlar nedeniyle yüzde 3’lere inen bir büyüme ile karşılaştı. Tarihi bir yavaşlama oldu. Şimdi ise pandemi önlemlerini büyük oranda bıraktı. Bunun sonuçlarını görmek gerekiyor. Halk gönüllü olarak kendisini karantinaya aldığı için fazla canlılık yaşanmıyor. Ocakta ise büyük tatilleri var. Şubattan sonra sürü bağışıklığı, tatil sonrası canlılığı nedeniyle şimdi yüzde 3 olan büyüme yüzde 5-6’lere gelebilir. Bu da Çin’de ve tüm dünyada resesyondan büyümeye doğru bir yönelme sağlayabilir.

Fakat bu da enflasyon beklentilerini canlandıracak. Çünkü talep baskısı ve emtia ile enerji fiyatlarına baskı enflasyonu yukarıya itecek. Bu noktada da başta FED olmak üzere Merkez Bankaları daha fazla faiz artırımına gidebilirler. Bu da eninde sonunda küresel ekonomide ne yazık ki bizim enflasyonla baş etmemiz için gerekli olan resesyonu ya da çok sert daralmayı getirecek. Resesyon gelecek ama ne zaman geleceği konusu tartışılabilir. Bugünkü dünya şartlarında bir resesyon kaçınılmaz gözüküyor. Enflasyon düşüşü zorlayacağı için de resesyon derinleşecek diye düşünüyorum. Enflasyonu yenmek için de merkez bankaları resesyona razı olacaklar.

RESESYON VE RİSKLERİNİ YAŞAYACAĞIZ

2023 yılını bir resesyon ve dezenflasyon yılı olarak görüyorum. Enflasyon düşecek ama hedefe gitmek çok zor. O nedenle yüksek faizler devam edecek. İlkbahara kadar faizler yüksek devam eder, arkasından da gelecek yıla kadar biz yüksek faizle, Türkiye gibi ülkeler için de yüksek borçlanma faizleriyle devam ederiz.

Yavaşlama ya da olası resesyon bir takım riskleri ortaya çıkaracak. Jeopolitik riskleri artıracak. Rusya-Ukrayna savaşı yine gündemde olacak. Büyüyemeyen dünyada paylaşım kavgası artacak. Böyle bir süreç bizi bekliyor.

AVRUPA’DA TOPARLANMA OLACAĞINI ZANNETMİYORUM

- Avrupa 2022’yi durgunluk içinde geçirdi. Önümüzdeki dönemde üretimde bir hareketlenme, canlanma ve ekonomik toparlanma görülür mü?

- Resesyonunun asıl merkezi Avrupa ve Çin. Avrupa’da ekonomik toplarlanma olacağını zannetmiyorum. Enerji sorunu gelecek yıl sanki daha fazla olacak gibi görünüyor. Mevsimsel özelliklerle, yaz aylarında biraz toparlar belki. Bence Avrupa’nın geneli için baz senaryo resesyon. Çünkü savaşın tam içinde olan bir bölge Avrupa. Enerji sıkıntısı Avrupa’nın büyümesini engellemeye devam edecek.

SEÇİM ÖNCESİNDE EKONOMİ CANLANIR

- Türkiye ekonomisi çok sayıda ülkeyi geride bırakan oranlarda büyümeyi başardı ve yılsonuna doğru büyümenin yönü aşağıya döndü. Enflasyon ise dünya ülkeleri içinde ilk sıralara girecek yükseklikte. Siz bu temel verileri nasıl değerlendiriyorsunuz?

- Türkiye’de ilk altı ayda güçlü diyebileceğimiz bir büyümeyi gördük. Üçüncü çeyrekte 3.9’a indi. Dördüncü çeyrekte 2’lere inmiş gibi görünüyor. Türkiye’de oldukça güçlü bir yavaşlama var. Enflasyon ise zirveleri gördü. Önümüzdeki yıl bu resesyonun devam etmesini bekliyoruz. Çünkü asıl darbe ihracat kanalından geliyor. Ama seçim öncesinde ekonomi canlandırılacak. Politika çerçevesi bu yönde gelişiyor. Ücret artışları, KGF’ler, bütçe dengesi ilk altı ayda büyümeyi 4’ün üstüne atar. Enflasyon baz etkisiyle düşecek.

İKİNCİ YARIDA DARALMA YAŞARIZ

- Enflasyonun nereye kadar düşeceğini düşünüyorsunuz?

- Bence yüzde 45-50’lere gelebilir. Fakat daha sonra ücretlerin geçişgenliği, talep koşulları yukarı doğru gitmesi için büyük bir zemin yaratacak. Hangi boyutta gideceğini seçim sonrası uygulanacak ekonomik politikalar belirleyecek. Benim baz senaryom, mevcut hükümet ya da başkası da olsa şu anda sürdürülmesi çok zor bir politika uyguluyoruz. Kurla büyüme arasında bir seçim yapmaya zorlanacağız. Seçim sonrasında hangi hükümet olursa olsun büyümeden pek taviz veremeyeceğimize göre önümüzdeki süreçte yılın ikinci sırasında daralmanın geleceğini bekliyorum.

ENFLASYONDA İKİ AYLIK DÜŞÜŞ BEKLİYORUM

- Enflasyonda baz etkili düşüş ne zamana kadar sürer?

- İlk iki ayda bunu görürüz. Aralık ve Ocak rakamları asıl gerilemeyi çıkaracak. Düşüş Mart ve Nisan’da çok zayıflayacak, hatta artabilir de. Faizlerin artırılıp para politikasında normalleşmeyi seçim sonrasında büyük ihtimal olarak bekliyorum. Yüzde 30-40 oranında olmaması ihtimali de var tabii. O durumda enflasyonun çok hızlanması ve büyümenin kötüye gitmesini beklemek gerekir.

İTHALAT-İHRACAT FARKI ARTMAYA DEVAM EDER

- Bu ekonomik programın önemli bir ayağı cari açığın kapanması, fazla vermesi olarak açıklanmıştı. Aylardır ithalat-ihracat dengesi hızla ithalat lehine büyüyor. Avrupa’da süregiden bir resesyon olduğuna göre, yeni pazarlar bulup ihracatı hızla büyütmek ve cari açığı azaltmak ihtimali gerçekçi gibi gözüküyor mu?

- İlk altı ay ithalat net biçimde artacak. İç talep ağırlıklı büyüyeceğimiz için artacak. Enerji maliyetleri de çok düşmeyecek.

İkinci altı ay daralma olacağı için düşüş başlar ama yıllık bazda gerileme görebiliriz. Fakat 2023 dünya genelinde sıkıntılı, zor bir yıl olacak.

Güney Amerika’da, Asya’daki bir çok ülke resesyondaki Avrupa’dan daha iyi bir ihracat seçeneği olabilir. Uzak pazarlarda payı artırmak tabii ki önemli. İhracatçılar Meclisinde ve bir çok sektörde, böyle bir arayışla ticari geziler düzenleniyor. Gelecek yıl pazar çeşitlenmesinde bir miktar artış görürüz ama ana pazarımız Avrupa’yı ikame edecek hiçbir şey olacağını düşünmüyorum.

MB FAİZİ DAHA DA İNEBİLİR

- Merkez Bankası’nın referans faizi tek haneye geldi ama piyasa faizleri bundan çok daha yukarıda. Para Piyasası Kurulu faizleri daha da aşağıya çeker mi? 2023’te faizlerde nasıl bir çizgide hareket beklemeliyiz?

- Reel faizlerle para politikası koptuğu için Merkez Bankası faizi daha aşağıya da inebilir. Ana senaryoda inmeyecek gibi gözüküyor. Birkaç puan inse de çok da önemi yok.

Önemsizleştirdiğimiz para politikasının önemli sonuçları var. Merkez Bankası faiz indirdiğinde mevduat faizleri artmaya başladı. Bu eğilim devam edecektir. O kopukluk, o geçişkenlik çok azalmış gibi görünüyor. O arttıkça da yüksek maliyetli kredi verme ihtimali de artar. Bu açıdan 2023 yıla baktığımızda faizler değişmeyecektir. Çok düşük oranda azalabilir ama piyasaya etkisi olmaz. Mevduat faizlerine yukarı yönlü baskı yapar. Krediler KGF gibi desteklerle sübvanse edildiği için belli düzeyde devam eder ama göreli fiyatlar çok bozulduğu için ilk altı ayda böyle devam ederiz. Seçim sonrasında uygulanacak politikaya göre gidişatı göreceğiz. Bu anomali çok sürdürülebilir olmadığı için ben çok uzun sürmeyeceğini düşünüyorum. Sürerse dengesizlikleri artırır. Eninde sonunda enflasyonla mücadelede atılması gereken adım atılır ve maalesef daralma da daha fazla olur.

FAİZLER ENFLASYON BEKLENTİSİNE GÖRE ARTACAK

- Seçim sonrasında enflasyonla mücadele birinci sıraya alınırsa faizlerin bir anda enflasyon düzeyine sıçramasını mı beklemeliyiz?

- Faizlerin mevcut enflasyondan ziyade 12 aylık enflasyon beklentilerini geçme ihtimali var. Enflasyon 50’lerin üstünde iken piyasa 35-40’ları da bekleyebilir. Beklentiler daha bozulan bir tabloda gidiyorsa daha da yüksek beklenebilir. Politikanın nasıl şekilleneceği ile de alakalı olacak. Bugün olsa, Merkez Bankası beklenti anketi 35-36 düzeyinde. Bu da iyimser tarafı. Konsensüs yılı 45-50 bandında bitireceğimizi düşünüyor. Yani bugün politika değişikliği olsa faizin 45 ve üzerine çıkması beklenebilir. Ama güveni artıran bir politika çerçevesi gelirse enflasyonun 2024 yılı sonunda 20’li rakamlara inme beklentisi doğarsa faiz de 20-25 seviyesine doğru gerileyecektir. Güçlü bir para politikası bugün olsa faizi 40’ların üzerine atar, reformların da olduğu çerçevede devam ederse bir süre sonra 25’ler düzeyine gelir. Ondan sonra da düzeltmesini yapmaya çalışır.

KUR DEĞER KAYBETME POTANSİYELİ TAŞIYOR

- Baskılanan dövizin şu andaki gerçek fiyatı nedir?

- Kurun ne olması gerekir sorusunun ekonomide fizik, matematik gibi yanıtı yok. Ama reel kur endekslerine bakabiliriz. Onlara baktığımızde mesela ÜFE bazlı değerlenme olduğu görüyoruz. Yaklaşık yüzde 40 dolayında bir değerlenme var. Bu da tekrar değer kaybetme potansiyelini barındırıyor.

İhracatçı da bugün aynı şeyi söylüyor. ÜFE çok ciddi artmasına rağmen kurlar yatay kaldığı için ve bizim firmalar rakipler fiyat indirirken fiyat artıramadığı için rekabette çok ciddi zorlanıyorlar. Bu da çok sürdürülebilir değil.

YATIRIMCI BORSADA DİKKATLİ OLMALI

- Kurda faizde beklediğini bulamayanlar Borsa İstanbul’u çıkış ve kazanç yeri olarak gördü. Son dönemde her ay 1 milyon yeni yatırımcı borsaya koşuyor. Hisse fiyatları uçtu. Borsa İstanbul 2023’te aynı hızla yoluna devam eder mi?

- Çok ciddi negatif faiz sözkonusu olduğu için yatırımcı getiri amacıyla belli varlıklara yöneldi. Mevduat, bono, tahvil cazibesini kaybetti. Riskli varlıklara yönelim arttı. Konut bir noktaya kadar bunu destekledi. Ama konut fiyatları çok yüksek olduğu için belli gelir gruplarının konuta yönelmesi çok zor gözüküyor. Fiyatlar çok normal düzende çalışmadığı için alternatifsizlikten bu noktalara geldi. O açıdan Borsa İstanbul’da dikkatli olmak zorundayız. Daha da çıkabilir ama yatırımcı temkinli olmak durumunda. Önümüzdeki süreçte borsada küçük birikimlerle de yatırım yapılabildiği ve çevrede çok pozitif örnek olduğu için cazip olmaya devam edebilir diye görülüyor.

Büyük yatırımcı Borsa İstanbul’a dolar bazında bakıyor. Borsa 1.5 centten 3 centin üzerine çıktı fiyat olarak. Enflasyonla gerçek bir mücadele görülmeden bundan sonra gideceği her yer risk oluşturabilir.

BÜYÜME OLURSA İŞSİZLİK AZALIR

- Hocam işsizlik verileri bu cephedeki durumun nasıl olduğunu gösteriyor?

- Büyüme olduğu sürece işsizlik oranının düşmesini bekleriz. İlk altı ayda büyümenin yüzde 4’lere çıkması halinde yeni istihdam olanakları da ortaya çıkacaktır. İşsizlik artışını önlemek için kısa çalışma ödeneği gibi her türlü önlem gelebilir. İkinci yarıda karşılaşacağımız bir yavaşlama istihdam açısından olumsuzluk yaratacaktır.

EYT DÜZENLEMESİ SERVET ETKİSİ YARATACAK

- Toplu bir değerlendirme yapacağımız zaman, artık seçim sathı mailine girmiş olduğumuzu varsayarsak kimi seçim uygulamaları gündeme gelmiş gibi oluyor. Seçim dönemi ekonomisi belirgin olarak hangi özellikleri taşıyacak?

- EYT’de maaşların bağlanması, çalışırken emekli olanların kıdem tazminatları önemli ölçüde servet etkisi yaratacak. Büyüme tarafından talebi etkileyecek. Bütçe tarafına buradan ciddi bir yük gelecek. Ücretlerin büyüme tarafına olumlu yansıması olur. Enflasyon baz etkisiyle düşecek ama bu dinamikler baz etkisi bitince enflasyonu yukarı yönlü itecektir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner113

banner112

banner111

banner110

banner109

banner108

banner106