Aşı bir tıbbi müdahaledir. Tıpkı diğer tıbbi müdahaleler gibi belli başlı hukuka uygunluk şartlarını taşıması gerekmektedir. Tıbbi müdahalenin hukuka uygunluk şartları 4 temel başlık ile sıralanabilir:

1- Tıbbi müdahaleyi yapan kişinin sağlık personeli olması

2- Endikasyon

3- Tıp biliminin verilerine uygun tıbbi müdahale

4- Aydınlatılmış onam.

Onam, kişinin kendi geleceğini belirleme hakkından kaynaklanmaktadır ve özerklik ilkesinin bir sonucudur. Kişi, kendisine yönelik teşhis ve uygulanacak tedavi bakımından bilgilendirildikten sonra tıbbi müdahaleyi kabul edip etmeme konusunda seçim hakkı sahibidir. Bu hak, Anayasa’nın 17. Maddesinin de gereğidir. Anayasa’nın 17. Maddesinin 2. Cümlesine göre; “Tıbbi zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında, kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamaz; rızası olmadan bilimsel ve tıbbi deneylere tabi tutulamaz.” Bu madde ile bireyin ve konu özelinde hastanın özerkliğine saygı ilkesinin anayasal dayanağı düzenlenmektedir.

2019 yılının sonundan itibaren tüm dünyayı kasıp kavuran, pek çok kişinin ölümüne sebep olan ve Dünya Sağlık Örgütü tarafından pandemi ilan edilmesine neden olan coronavirüs hastalığının yegane çaresi olarak görülen aşının zorunlu olup olamayacağı son günlerde gündemi meşgul etmekte ve tartışmalara sebep olmaktadır.

HIFZISIHHA KANUNU’NDA DÜZENLEME YOK

Mevzuatımızda hangi hallerde zorunlu tıbbi müdahale uygulanacağı sınırlı olarak belirlenmiştir. Belirtilen bu sınırlamalar dışında yasa düzeyinde bir düzenleme olmaksızın herhangi bir tıbbi müdahalenin zorla yapılmasından bahsedilemez. Hangi hastalıklara ilişkin ne gibi tedbirler, kısıtlamalar ve önlemler alınacağı mevzuatımızda Umumi Hıfzısıhha Kanunu’nda düzenlenmektedir. Bu yasada Covid-19’a ilişkin herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır. Öte yandan 30.05.2007 tarihli Bulaşıcı Hastalıklar Sürveyans Ve Kontrol Esasları Yönetmeliği’nin 1 nolu ekine “Covid 19 (yeni koronavirüs hastalığı)” ibaresi eklenerek sağlık hizmeti veren bütün kamu kurum ve kuruluşları ile gerçek ve tüzel kişilere bu hastalığı bildirme yükümlülüğü getirilmiştir.

YASAL DÜZENLEME GEREKLİ

Covid-19 aşısının zorunlu olabilmesi için öncelikle bu konuda yasa düzeyinde bir düzenleme getirmek gerekmektedir. 1930 tarihli Umumi Hıfzısıhha Kanunu gerek dilinin eskiliği, gerekse içerdiği maddeler bakımından günümüz teknolojisi ve diğer sağlık mevzuatı ile uyumsuzluğu dikkate alındığında ve ayrıca Covid-19’a ilişkin özel bir düzenleme içermemesi bakımından aşının zorunlu kılınması için yeterli değildir. Bununla beraber aşının yasal olarak zorunlu hale gelebilmesi için siyaset etiği bakımından;

1- Salgın sürecinde şeffaflık

2- Verilere ilişkin doğru bilgilendirme

3- Diğer önlemlerin (sokağa çıkma yasakları, kimi işletmelerin faaliyetlerinin durdurulması vb) etkili ve dengeli bir şekilde alınması

4- Tüm aşı türlerine ilişkin halkın anlayabileceği, doğru ve güvenilir bilgilendirme yapılması gerekir.

Bütün bu hususlar gerçekleştikten sonra aşının zorunluluğu gündeme gelmelidir. Bir an için Covid-19 aşısının zorunlu hale getirildiği varsayımında yeterli miktarda aşı temini de zorunludur.

İŞ AKDİ FESHEDİLEBİLİR Mİ?

Aşının zorunlu hale gelmesi ve kişilerin aşıyı reddetmesi halinde iş akdinin feshedilip edilemeyeceği çok tartışmalı bir konudur. Aşı olmama gerekçesiyle iş akdinin feshedilmesi aşı zorunlu olsa dahi Anayasa’nın 49. ve devamı maddelerinde düzenlenen çalışma özgürlüğünün ihlalini oluşturabilir. Bununla beraber yapılan işin niteliğine göre de bir ayrıma gitmek gerekir. İşçinin, aşı olmaması halinde iş sözleşmesinin feshi haksız fesih olabilirse de, geçerli surette fesih sayılabilir. Bu durumda işverenin iş akdinin feshinden ötürü kıdem ve ihbar tazminatı ödemesi gündeme gelebilir. Öte yandan 6331 sayılı İş Sağlığı Ve Güvenliği Kanunu’nun 13. Maddesi ile işçilere çalışmaktan kaçınma hakkı tanınmaktadır. Buna göre; ciddi ve yakın tehlike ile karşı karşıya kalan çalışanlar iş sağlığı ve güvenliği kuruluna, kurulun bulunmadığı işyerlerinde ise işverene başvurarak durumun tespit edilmesini ve gerekli tedbirlerin alınmasına karar verilmesini talep edebilir. Kurul veya işverenin çalışanın talebi yönünde karar vermesi hâlinde çalışan, gerekli tedbirler alınıncaya kadar çalışmaktan kaçınabilir. İş sözleşmesiyle çalışanlar, talep etmelerine rağmen gerekli tedbirlerin alınmadığı durumlarda, tabi oldukları kanun hükümlerine göre iş sözleşmelerini feshedebilir.

Şu an için Covid-19 aşısının zorunlu olması gündemde olmamakla beraber, bir an için zorunlu olduğu düşünüldüğünde işverenleri ciddi bir belirsizlik beklemektedir. Bir yandan Anayasa’da ifadesini bulan çalışma hakkı, diğer taraftan diğer yandan işverenin çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlama yükümlülüğü her somut olayın özelliğine göre değerlendirme yapılmasını gerektirir. Hastalığın kolayca yayılabileceği meslek gruplarında (örneğin fabrikalar, kapalı alanlarda çalışanlar gibi) diğer işçilerin sağlığının korunması işveren bakımından bir zorunluluktur. Bu durumda diğer çalışanların sağlığının korunması için işveren tarafından gerekli önlemlerin alınması gerekmektedir. Bu konuda işyeri hekimi, uzman hekim ve iş güvenliği uzmanı tarafından görüş alınarak somut olayın özelliğine, işin ve işyerinin şartlarına göre hareket etmek gerekir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner91

banner90

banner89

banner87

banner86