Yeni, umutlu, olumlu beklentilerle dolu bir yıla başlangıç yaptık sevgili dostlarım.
Elbette her yılbaşında olduğu gibi geçen yılın değerlendirmesini yapmak istedim. Biz sanayiciler yılın bizim için nasıl geçtiğini gayet iyi biliyoruz ama buna ilişkin temel göstergelere de bakmadan edemedim.
Biliyorsunuz, her ay İstanbul Sanayi Odası’nın yayınladığı İSO Türkiye İmalat PMI (PMI - Purchasing Managers Index) değeri Aralık ayı için son 12 ayın en yüksek değeri olan 48,9 olarak açıklandı. Bu değer, imalat sektöründeki daralmanın son 12 ayın en hafif düzeyinde olduğunu belirtmekle birlikle, 2025 yılı boyunca PMI verilerinin 50 eşik değerin altında seyrettiğini ve imalat sektöründe daralma olduğunu da gösterdi.
Türkiye böyle de, Dünya İmalat PMI ne durumda? Küresel PMI, 2025 yılı aralık ayında, 0,1 puan düşüşle 50,4'e geriledi. Endeks, son 5 aydır büyüme bölgesinde olsa da, küresel imalat sektörünün yılı zayıf bir büyümeyle kapattığına işaret etti. Sonuçta küresel PMI 50’nin üzerinde bir seyir gösterdi.
Bu tabloda, Türk Sanayisinin üretimini zorlaştıran bazı iç nedenlere bakacak olursak; sanayicinin uygun maliyetli finansmana erişmesinin önünde engel olan yüksek enflasyon ve yüksek faiz ne durumda? Ocak 2025’te Yıllık Tüketici enflasyonu yüzde 42,1 civarında gerçekleşti. Aralık 2025’te ise yüzde 30,9 olarak açıklandı. Bu, yıl boyunca süregelen hafif düşüşün göstergesi. Bu inişe karşılık Merkez Bankası’nın politika faizleri nasıl bir yön izledi? Ocak 2025’e yüzde 45 seviyesinde başlayan politika faizi Aralık 2025’te 38’e düştü. Kısacası faizler yüksek seviyelerde kalmaya devam ediyor. Doğal olarak, faizler bu kadar yüksek iken, yılın ilk yarısında yüzde 60’lara yaklaşan ticari kredi faizleri, yılın ikinci yarısında ancak 48–55 civarına geriledi. Sonuçta faizler şu anda bile dokunanın eline yakacak kadar sıcak. Kıdemli bir sanayici arkadaşımız, geçenlerde ‘Bu faizlerle su bile içilmez’ açıklamasını yaptı. Yani reel sektörümüz 2026 yılına yine kronik ana sorunumuz olan uygun finansmana erişim sıkıntısı ile giriyor. İlave olarak, Küresel Talep Zayıflığı, Enerji fiyatlarındaki dalgalanmalar, jeopolitik riskler vb durumları da dikkate alırsak, 2026 yılının da kolay bir yıl olmayacağı söylenebilir.
Diğer taraftan, insanız ve insanlık, her başlayan yeni yıla karşı hep umut beslemiştir ve karşısındaki olumlu ipuçlarını değerlendirmiştir. Biz de öyle yapalım: Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, ekonomik politikaların süreceğini ve üretimi desteklemeye odaklanacaklarını belirtti. Yılmaz, “Program ayakta kalacak; gerekli ayarlamalar üretimi, yatırımı ve ihracatı desteklemek için yapılacak.” değerlendirmesini yaptı.
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek de, 2026’yı “Reform Yılı” olarak ilan ettiklerini ve sanayide dönüşümün hızlanacağını vurguladı. Şimşek, “Sanayide verimlilik, rekabetçilik ve sürdürülebilirlik odaklı dönüşümü hedefleyen politikalarımızı hızlandıracağız.” dedi.
Bunlar, birkaç yıldır her platformda ısrarla sanayinin durumunu, sorunlarını anlatan bizler için, oldukça güzel ve umut verici açıklamalar. Sözlerin ötesinde, yararlı eylemlere geçilmesini de bekliyor ve geçileceğine inanmak istiyoruz.
Tüm bu zorlukları geride bırakabileceğimiz ve umutlarımızın yeşereceği bir yıl olmasını dileyerek, 2026 yılının tüm sanayici dostlarımız için sağlıklı, mutlu, bereketli bir yıl olmasını temenni ediyorum.





