Konkordato, çeşitli nedenlerle işleri iyi gitmeyen borçluyu muhtemel bir iflastan koruyan bir kurumdur.
SEVGİLİ DOSTLARIM,
Daha önce değişik konulara ait bilgi paylaşımında bulunmuştum. Bu defa 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu çerçevesinde; konkordato sürecinde alacaklılar toplantısı, konkordato komiserliği konularında, yine bu konularla bağlantılı olarak bilgi isteyen duyarlı ve uygulamalarında hata yapmaktan kaçınan bir uygulayıcı okurun aydınlatılması amacıyla ve zaman olursa sair konularda açıklamalarda bulunacağım. Takdirin uygulayıcılara ve hak sahiplerine ait olacağına dair bilgilerinize arz ederim.
Konkordato, çeşitli nedenlerle işleri iyi gitmeyen ve mali durumu bozulan borçluları korumak amacıyla, borçlunun alacaklıları arasındaki eşitliği temin etmek için kabul edilmiş, borçluyu muhtemel bir iflastan koruyan bir kurumdur. İşlerin iyi gitmemesi piyasa ve ekonomik şartların elverişli olmaması, borçlunun ileriye yönelik tahminlerinde yanılması gibi nedenlerle mali durumunun bozulması söz konusu olabilir. Borçlu, bütün borçlarını tam olarak ödemek zorunda kalırsa elindeki mevcut malları tüm borçlarına yetmeyeceğinden iflasa tabi olur.
TENZİLAT VE VADE KONKORDATOLARI
Konkordato, borçlunun alacaklılarının belli bir çoğunluğu ile yaptığı ve Ticaret Mahkemesi tarafından onaylandığında hüküm ifade eden cebri bir anlaşmadır. Bununla birlikte, imtiyazsız alacaklılar, borçluya karşı alacaklarının belli bir yüzdesinden veya miktarından feragat eder; borçlu ise konkordatoda kabul edilen kısmını ödemekle borçlarından kurtulur. Bu tür konkordatoya tenzilat konkordatosu denir.
Ayrıca vade konkordatosu vardır. Burada alacağa feragat edilmeden, borçlu mallarını satarak ya da başka yollarla vadesi gelmiş borçlarını hemen ödeyemeyebilir; ancak kendisine vade-süre tanınır ve bu süre sonunda borcunu tam olarak ödeyebilecek duruma gelir. Diğer türler ise mal varlığının terki suretiyle konkordato gibi çeşitlerdir. Bu tür konkordatoda amaçlanan borcun tasfiyesi olup, adi konkordatodan farklıdır.
Konkordato talebinde bulunmak için iflasa tabi olmak şartı yoktur. Uygulamada en çok rastlanan tür adi konkordato olup, İcra ve İflas Kanunu'nun 285 ila 308. maddelerinde düzenlenmiştir.
Borçlunun alacaklılarının, iflas dışı konkordatoyu kabul etmekte çıkarları olabilir. Çünkü iflas tasfiyesi uzun sürer, giderler fazladır ve iflastaki satışlarda malların gerçek değeri alınamayabilir; bu nedenle alacaklılar, konkordato teklifini kabul etmeyi menfaatlerine uygun bulabilirler.
KONKORDATONUN SAFHALARI
İflas dışı konkordatonun safhaları şöyledir: Borçlu veya alacaklılardan biri, gerekçeli talep ve ekinde İİK’nın 286. maddesinde belirtilen belgelerle birlikte Asliye Ticaret Mahkemesine başvurur. Sunulan mali tablolar başvuru tarihinden en fazla 45 gün öncesine ait olmalıdır. Mahkeme, şart uygunsa geçici konkordato mühleti verir ve bir veya birkaç konkordato komiseri tayin eder.
Bu mühlet, karşı icra ve iflas takibi yapılmasını yasaklamak, konkordato yapmak ve mahkeme tasdikini sağlamak için verilir. Eğer 3 aylık mühlet yetersizse, komiserin teklifi ve alacaklıların görüşüyle en fazla 2 ay uzatılabilir.
Konkordato komiseri, alacaklıları mühletin sonunda toplantıya çağırır. Alacaklılar, konkordato projesini yasada belirlenen oranlarda ya da miktarlarda kabul veya ederler. Kabul edilirse, komiserin raporu doğrultusunda mahkeme projenin tasdikine karar verir. Borçlu da bu kurallara göre borcunu öder.
Konkordato talebinde bulunan borçlu, Adalet Bakanlığı tarafından belirlenen tarifede konkordato gider avansını yatırmak zorundadır.
Mahkeme, geçici konkordato mühletini karar tarihinde Ticaret Sicil Gazetesi ve resmi ilan portalında ilan eder. Ayrıca Tapu Müdürlükleri, Vergi Daireleri, Bankalar Birliği vb. yerlere bildirimde bulunur. Alacaklılara, 7 gün içinde konkordatoyu gerektiren durum olmadığına delillerle itiraz edebilecekleri duyurulur.
Geçici mühletin uzatılması veya kaldırılması, aynı şekilde ilan edilir ve ilgili yerlere bildirilir.
Konkordato mühletinin alacaklar bakımından etkisi büyüktür. Bu süre içinde hiçbir takip yapılamaz, başlamış takipler durur; ihtiyati haciz kararları uygulanmaz, zaman aşımı ve hak düşürücü süreler işletilmez. Ancak rehinin paraya çevrilmesi yoluyla takipler devam eder, yalnızca bedelin alınması aşamasında muhafaza tedbirleri alınamaz.
Konkordato süresince borçlu, komiserin denetimi altında işlerine devam eder; tasarruf yetkisi tamamen kısıtlanmamıştır ancak komiserin kontrolündedir. Mahkeme, bazı işlemlerin geçerli olması için komiserin katılımını veya komiserin işletmeyi doğrudan yönetmesini kararlaştırabilir.
Borçlu, mahkemenin izni olmadan mühlet kararından itibaren rehin tesis edemez, kefil olamaz, taşınmazları veya işletme tesisatını devredemez, karşılıksız tasarruflarda bulunamaz. Aksi hallerde bu işlemler hükümsüz olur.
Konkordato komiseri, borçlunun kötü niyetli veya talimatlara aykırı davranması hâlinde durumu mahkemeye rapor eder. Mahkeme, bu rapora göre konkordato mühletini veya tasarruf yetkisini kaldırabilir; borçlunun iflasına karar verebilir.
ALACAKLILARIN ALACAKLARINI BİLDİRMEYE DAVETİ:
Komiser, 288. madde uyarınca yapılacak ilanla, ilgilileri alacaklarını bildirmeye davet eder. Bu ilanın bir sureti adresi bilinen alacaklılara posta yoluyla gönderilir. İlanda, alacaklarını bildirmeyenlerin bilançoda kayıtlı olmadıkça müzakereye katılamayacağı belirtilir.
---
ALACAKLILAR TOPLANTISI:
Alacaklılar toplantısına komiser başkanlık eder. Borçlu, alacaklıların bilançodaki kayıtları inceleyebilmesi için toplantıda bulunmak zorundadır.
Konkordato projesi, kayıtlı alacaklıların en az yarısının ve kayıtlı alacakların dörtte birinin, ayrıca alacakların üçte ikisinin üzerinde çoğunluk tarafından imzalanmasıyla kabul edilmiş sayılır.
Rehinle temin edilmiş alacaklar, 298. madde uyarınca teminatsız kalan kısmı için hesaplamaya dahil edilir. Çekişmeli veya belirsiz alacakların nasıl hesaba katılacağına mahkeme karar verir.
Konkordato projesinin müzakereleri sonunda tutanak imzalanır; itirazlar toplantı sonrası 7 gün içinde alınır. Komiser, raporunu bu sürenin bitiminden itibaren gün içinde mahkemeye sunar. Mahkeme, 288. madde uyarınca ilan edilen duruşmada kararını verir. Karar verilemezse, en fazla 6 ay mühlet uzatılabilir.
Konkordatonun tasdiki kararı ile kayyım atanabilir. Kayyım, borçlunun ödeme durumunu iki ayda bir mahkemeye raporlamakla yükümlüdür. Alacaklılar da bu raporları inceleyebilir.
BANKALARIN ALACAKLARININ REHİN DURUMUNDA KONKORDATOYA ETKİSİ:
Bir okurumuzun talebi üzerine, bankaların şirketlerden olan alacaklarının üçüncü şahıs rehni ile korunması durumunda ortaya çıkan sorunları açıklamak isterim.
Bu durumda, banka alacağı şirket açısından adi alacak sayılır. Üçüncü şahıs (rehin veren) mal varlığı satılarak borç tahsil edilir ve bu kişi faizlerle birlikte yüksek ödeme yapabilir. Alacaklı yer değiştirirken üçüncü şahıs ancak bankanın adi alacağı kadar talepte bulunabilir.
Şirket adına üçüncü şahıs borcu ödeyebilir mi? Bu durumda alacaklılar arasında eşitlik ilkesi ihlal edilmiş olur mu?
Benim görüşüm şu şekildedir:
Borçluya ait olmayan üçüncü şahıs malı üzerindeki rehinle temin edilen alacaklı, alacağının tamamını borçlunun alacaklılar listesine kaydedebilir. Kalan alacak kalırsa, rehin veren üçüncü kişiye karşı takip başlatır ve rehinli malı satarak kalan alacağını tahsil eder. Borçlunun mühleti veya konkordatonun tasdiki üçüncü kişiye karşı takibe engel teşkil etmez.
Borçluya ait olan mallar konkordato kapsamadır ancak üçüncü şahıs rehni kapsamındaki mallar konkordato kalır. Rehinli alacaklı, konkordato borçlusundan payına düşen hissesi kadar alacağını alır. Geri kalan için üçüncü şahıs aleyhine takip yapabilir.
Bu konuda Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin verdiği kararlara göre; rehin veren üçüncü kişiye karşı takip mümkündür.
Sonuç olarak, tüm borçlulara; ister tüzel kişi ister gerçek kişi olsun, ödeme kolaylıkları dilerim. Alacaklıların da konkordato aracılığıyla borçluyu kurtarmaya çalışırken mağdur edilmemelerini ve yasanın asıl amacına uygun işlemesini temenni ederim.
---
Bilgi ve destek konusunda emeği geçen, rahmetle andığım Profesör Dr. Baki Kuru, Yargıtay Üyesi Mahmut Coşkun, Dr. Murat Oruç, Profesör Dr. Özgür Çatıkkaş, SMMM Cafer Şuekinci ve tüm eğitimcilerimize teşekkür ederim.