YIL 1966, Ankara Sıhhiye’deki Orduevi… Bir akşam vakti dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral Cemal Tural, eşi Suna Hanım ile birlikte Orduevi’ne gitti.

O gün Orduevi’nde Ankara’daki yüksek rütbeli subaylar için yemek düzenlenmişti. Yemeğe Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay, Başbakan Süleyman Demirel ve ana muhalefet partisi CHP’nin Genel Başkanı, 2. Cumhurbaşkanı İsmet İnönü de davetliydi.

Yemek sonrası önce Cumhurbaşkanı Sunay, ardından da Demirel Orduevi’nden ayrıldı. İsmet İnönü de gitmeye hazırlanırken Orduevi Müdürü Albay Fethi Tansı’nın postası Cavit Çağlar kendisine eşlik etti. İnönü’nün paltosunu tuttu, esas duruşta bekledi.

İsmet İnönü, cebinden 5 lira çıkardı, Çağlar’a uzattı. Aralarında şu diyalog geçti:

Çağlar: Komutanım o parayı alamam.

İnönü: Sen ne diyorsun oğlum?

Çağlar: Komutanım, ben askerim.

İnönü: Ne askeri oğlum! Saç, baş yerinde, bir bıyığın eksik.

İnönü’nün Çağlar’la diyalogunu Genelkurmay Başkanı Tural yakından izledi. Sonra Orduevi müdürünün odasına çağırdı:

Tural: Oğlum, sen kimsin?

Çağlar: Komutanım, ben askerim.

Tural: Nerelisin?

Çağlar: Bursalıyım komutanım…

Tural: Ben Bursa Işıklar Askeri Lisesi mezunuyum. Benim rahmetli kardeşim sana çok benziyordu. Şimdi Bursa’daki Pınarbaşı Mezarlığında yatıyor. Sen Bursa’da kimlerdensin?

Çağlar: Komutanım, biz Batı Trakya muhaciriyiz. Babam vefat etti. Annem ikinci evliliğini yaptı. Ben de İstanbul’da tekstilcilerin yanında çalışıyorum. Bana dayım yardım ediyor. Askerliğim bitince Bursa’ya gidip çalışmaya devam edeceğim.

Tural: Askerliğinin bitmesine kaç ay var?

Çağlar: Komutanım, 7 ay sonra tezkere alacağım.

Tural, Orduevi’ndeki diğer görevli askerlere döndü:

- Bana 10 tane boş izin kağıdı getirin. Tarihlerini de doldurmayın. Hepsini değişik komutanlar imzalasın.

Çağlar’a kararını bildirdi:

- Oğlum, sen de buraya ayda bir gel, tekrar Bursa’ya dön. Geldiğin zaman bir sıkıntı olursa, bana ulaş. Şu andan itibaren artık sen izinlisin.

İzin kağıtları hazırlandı, Tural’a sunuldu:

- Benim aslan oğlum, hadi sen artık işine gidebilirsin. Al bu kağıtları, her gelişinde kullan. Yolun açık olsun. Doğru Bursa’ya.

Cavit Çağlar, izin kağıtlarıyla ertesi gün Orduevi Müdürü Albay Fethi Tansı’nın huzuruna çıktı. Komutanından izin istedi:

- Cavit, yolun açık olsun. Genelkurmay Başkanımızın takdirini kazanman beni mutlu etti. Sen bütün başarılara layıksın. Terhis oluncaya kadar arada bir buraya gelir, bizlere görünürsün. Sana yeni hayatında başarılar diliyorum.

Cavit Çağlar’ın İsmet İnönü’nün bahşişini nazik şekilde geri çevirmesi sonrası askerliğinin pratikte 7 ay erken bitmesini içeren öyküsü, Hulusi Turgut’un Doğan Kitap’tan çıkan “Cavit Çağlar, Fırtınalı Bir Yaşam Öyküsü” kitabında yer aldı.

Çağlar, söz konusu olayı kitabın ilgili bölümünde şöyle değerlendirdi:

- Genelkurmay Başkanı Orgeneral Cemal Tural’ın Sıhhiye Orduevi’ndeki tarihi yemeği, benim hayat hikayemin önemli bir dönemecini oluşturdu. Askerliğimin bitmesine 7 ay kala izne çıkabilmem, iş hayatında zirveye tırmanışın güçlü adımlarının yolunu açmış oldu.

Çağlar, o gün, “Koskoca İsmet Paşa’nın verdiği 5 lira bahşişi geri çevirmek yakışık almaz” deyip cebine atsa, askerden bir anlamda 7 ay erken terhisini gündeme getiren izin kararı alınır mıydı?

Hulusi Turgut’un “Cavit Çağlar, Fırtınalı Bir Yaşam Öyküsü” kitabında çok ilginç anılar, ders çıkarılacak konular var…

Kumaşa dudağımla dokunsam, pamuk mu polyester mi anlarım
 

“CAVİT Çağlar, Fırtınalı Bir Yaşam Öyküsü”nün yazarı, meslek büyüğüm Hulusi Turgut, kitapta yer yer Çağlar’a doğrudan mikrofon tuttu.

Çağlar, kumaşla ilgili uzmanlığını kitapta şöyle anlattı:

· Ben kumaşa elimle dokunduğumda kaç gram olduğunu anlarım.

· Kumaşı hafif şekilde dudağımla ıslatıp, rutubet oluşturduğumda içinde pamuk mu var, polyester mi, hemen fark ederim.

· Aynı zamanda iyi de metre sallarım. Yani, çok seri şekilde kumaşı ölçerim.

Cavit gaz pedalı ben frendim ama Cavit haklı çıkardı

Şükrü Şankaya, yeğeni Cavit Çağlar’la ilk ortaklık günlerini şöyle özetledi:

· Cavit askerden terhise kadar, yani 7 ay izinli gelince kendisine Bursa’da bir arkadaşımın oğluyla şirket kurdurdum.

· Derken benim ortağım Nurullah trafik kazasında vefat etti. Yalnız kaldım. Tek başıma bunalmıştım. Baktım ki Cavit işinde çok ehil, çok çalışkan. Kendisini ortak aldım. Bu sayede işlerimiz çok hızlı büyüdü.

Çağlar’ın dayısı Şükrü Şankaya, birlikte kurdukları Nergis Holding’in 2003 yılı cirosunu anımsadı:

- 2003 yılında ciromuz 600 milyon doların üzerine çıktı. İhracatımız ise 256 milyon doları buldu.

Çağlar’la ortaklıktaki rollerini şöyle tanımladı:

- Cavit gaz pedalı, ben ise frendim… Ama pek çok işin sonunda Cavit daima haklı çıkardı…

Cavit Çağlar da dayısının 2005 yılında vefat ettiğini anımsatıp, ekledi:

- Dayımla 35 yıl ortaklık yaptık, çok uyumlu çalıştık. Birbirimizi asla üzmedik, kırmadık.

Bu noktada kendi iş yapış tarzına değindi:

- İş hayatında biraz serttim. Kabına sığmayan bir yapım var. Önüme hedef koyar, “O dalda en büyük ben olacağım” derim.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner113

banner112

banner111

banner110

banner109

banner108

banner106