Öne Çıkanlar GİRAY DUDA Arakelyan Türkonfed Orhan Turan Global Sanayici

‘Savunma, otomobil ve beyaz eşya sektörleri sanayi 4.0’a yaklaştı’

GİRAY DUDA

Ali Rıza Ersoy, Siemens Türkiye İcra Kurulu Üyesi, Genel Müdür Yardımcısı ve Dijital Fabrika Divizyonu Ülke Lideri. Dünyada 4. Sanayi devriminin en önde gelen şirketlerinden birisi olan Siemens’in çalışmalarını, değişik platformlarda yaptığı konuşma ve konferanslarla kamuya ve özel sektöre anlatıyor. Ersoy’a, Global Sanayici adına, 4. Sanayi devriminin bugünü ve yarını hakkında sorular yönelttik.

- Sayın Ali Rıza Ersoy, önce birinci, ikinci ve üçüncü sanayi devrimlerini ele alalım. Önceki sanayi devrimlerinin belirleyici özellikleri nelerdi?

- Kısaca Birinci Endüstri Devrimi’ni üretimin makineleşmesi, İkinci Endüstri Devrimi’ni üretimin serileşmesi, Üçüncü Endüstri Devrimi’nin ise üretimin otomasyonu ve sayısallaşması olarak tanımlayabiliriz.

ODUNUN YERİNE KÖMÜR VR BUHAR

1760-1830 arasındaki dönemi etkileyen Birinci Endüstri Devrimi, İngiltere’deki dokuma tezgâhlarının mekanikleşmesiyle etkisini göstermeye başladı. Bu kapsamda odunun yerine maden kömürünün ve buharın kullanılması sonucunda hareket gücünün artırılması, makineleşmeyi ve üretimin fabrikalara taşınmasını doğurdu. Eski model aile şirketleri ve küçük imalathaneler, yerini büyük fabrikalara bıraktı.

Makineleşme Çağı olarak anılan 18. ve 19. yüzyıl arasındaki bu dönemde, yeni icatlar sayesinde kömürün yanı sıra buharın da enerji kaynağı olarak kullanılmaya başlaması makinelerin yaygınlaşmasında önemli rol oynadı. Aynı şekilde buhar, kömür ve demirin enerji kaynağı ve hammadde olarak birlikte kullanılmaları demiryolu gelişimine de hız kazandırdı. Bu sayede makinelerle hem hammaddelerin hem de daha çeşitli, hızlı ve çok miktarda üretilen ürünlerin daha uzak yerlere taşınması ve Endüstri Devrimi’nin Avrupa’da yayılması mümkün oldu.

Birinci Endüstri Devrimi’yle birlikte İngiltere’deki tezgâh işçiliğinin makineleşmesi, üretim biçiminin ve buna bağlı olarak sosyoekonomik yapının değişmesini sağlarken, buhar gücü teknolojisinin basım işlerinde kullanılmaya başlaması da kültür ve iletişim alanında farklı gelişmelere yol açtı. Birinci Endüstri Devrimi, dünyanın “daha küçük ve birbirine daha entegre” bir yer haline gelmesinin önemli adımlarından biri oldu.

SERİ ÜRETİMLE İKİNCİ DÖNEM BAŞLADI

Endüstrileşmenin ikinci aşaması temel hammadde ve enerji kaynaklarındaki değişikliklerle ortaya çıktı. Buhar, kömür ve demirin yanı sıra çelik, elektrik, petrol ve kimyasal maddeler de üretim sürecinde kullanılmaya başladı, bu şekilde endüstri daha da gelişti.

20. yüzyılın başlarına denk gelen İkinci Endüstri Devrimi’ni, petrol tabanlı içten yanmalı motorların kullanımı tetikledi. Aynı dönemlerde Henry Ford’un otomotivde seri üretim bandı sistemi ve fabrikaların elektrikle çalışır hale gelmesi de endüstrileşmeyi hızla geliştirdi. Birinci Endüstri Devrimi’nde hakim olan demirin yerine çelik üretiminin gelişmesi, demir yolu taşımacılığını ve ticareti hızlandırırken, telefon, radyo, daktilo, ucuz gazete kağıdı gibi diğer yeni gelişmeler de haberleşme ve iletişimi şekillendirdi.

İKİNCİ ENDÜSTRİ DEVRİMİ ABD VE JAPONYA’YI SAHNEYE SÜRDÜ

Kentler hızla büyümeye başladı; gelişmiş ülkelerde ailelerin iş ve konaklama mekânları farklılaşmaya başladı. Yaşam biçimleri önemli ölçüde değişti. Siyasal ve ekonomik bakımdan güçlü merkezi devletler kuruldu. Birinci Endüstri Devrimi’nde İngiltere ve Avrupa’da etkisini gösteren endüstrileşme, İkinci Endüstri Devrimi ile ABD, Japonya gibi ülkelerde de hızla yaygınlaşarak dünyanın birçok bölgesini etkiledi.

OTOMASYON DEVRİMİ

1970’lerden bugüne kadar süren döneme Üçüncü Endüstri Devrimi hâkim oldu. İkinci Dünya Savaşı sonrasında, elektronik, bilgi ve iletişim teknolojilerinin gelişimiyle birlikte üretimin otomasyonu sağlandı. Programlanabilir mantıksal denetleyici PLC’lerin gelişmesi sonucunda üretimde otomasyon ileri aşamalara taşınmaya başladı. Bu dönemde bilgisayar, mikroelektronik, fiber optik, lazer gibi teknolojilerin, telekomünikasyon, nükleer, biyotarım ve biyogenetik gibi bilimlerin gelişimi üretimin yönünü ve biçimini etkiledi. İletişim ve ulaşımdaki gelişmelerle, ticaret ve endüstri globalleşti.

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK GÜNDEME GELDİ

Bu süreçte yaşanan en önemli gelişmelerden biri de dünya kaynaklarının hızla tükenmesi ve sürdürülebilirlik kavramının gündeme gelmesi oldu. Enerji kaynağı olarak Birinci Endüstri Devrimi’nde kömür, su ve buhar gücü; İkinci Endüstri Devrimi’nde ise petrol ve elektrik ön plandaydı. Fakat Üçüncü Endüstri Devrimi’nde, yenilenemez kaynaklardaki sıkıntılar ve çevresel kaygılarla güneş, rüzgar gibi yenilenebilir enerji kaynakları önemli hale geldi.

Bütün bu gelişmelerin, daha önce mümkün olmayan yeniliklere imkân tanımasının yanı sıra, siber-fiziksel sistemler, Nesnelerin ve Hizmetlerin İnterneti gibi faktörlerin de etkisiyle, içinde bulunduğumuz Dördüncü Endüstri Devrimi başladı.

ÜRETİM SÜRECİNİN DİJİTAL İŞBİRLİĞİ

- 4. Sanayi Devrimi deyimini açar mısınız? Nasıl bir devrimden söz edilmektedir?

- Endüstri 4.0’ı kısaca, sadece bir üretim hattının, bir faaliyetin değil, bir şirketin bütün çalışma ve süreçlerinin dijitalleşmesi olarak tanımlayabiliriz. Birbirine bağlı süreçlerin iletişim halinde olduğu, internet üzerinden iletişim kuran nesnelerin veri toplayıp üretim sürecini tamamen değiştirdiği, makinelerin insanlarla etkileşimini öne çıkaran bir dönem. Endüstri 4.0, kendi kendini düzenleyebilen otonom üretim sistemleri ve Nesnelerin İnternetine dayalı kapsamlı ağ iletişimi ile desteklenen çözümler vaat ediyor. Diğer bir deyişle bizi, çok daha verimli çalışan, çok daha nitelikli insan kaynağına ihtiyaç duyan, üretimi artırırken üretim süreçlerini de kolaylaştıran bir endüstri dünyası bekliyor.

YÜZDE 70’E KADAR ENERJİ TASARRUFU SAĞLANABİLECEK

Endüstri 4.0 konsepti, ürünlerin pazara çıkış sürelerini kayda değer oranlarda düşürüyor. Endüstri 4.0 ile birlikte, hesaplamalara göre, yeni ürünleri pazara sunma süresi yüzde 25 ile yüzde 50 arasında azalabilecek, mühendislik giderleri yüzde 30’a kadar düşebilecek ve yüzde 70’e kadar enerji tasarrufu sağlanabilecek.

Biz Siemens olarak Endüstri 4.0’ı “Yaşam için üretim, gelecek için teknoloji” çerçevesinde değerlendiriyor, kendi üretim süreçlerimizle birlikte dünyadaki tüm endüstriyel kuruluşların süreçlerini de iyileştirmeye odaklanıyoruz.

GERÇEK VE SANAL DÜNYANIN SINIRLARI KALKACAK

- Sanayinin bugünkü üretim koşullarında neler değişecek?

- Endüstri 4.0 ile birlikte, hesaplamalarımıza göre, yeni ürünleri pazara sunma süresi yüzde 25 ile yüzde 50 arasında azalabilecekken, mühendislik giderleri yüzde 30’a kadar düşebilecek ve yüzde 70’e kadar enerji tasarrufu sağlanabilecek.

Nesnelerin İnterneti ile birlikte çok geniş bir iletişim ağı yaratan ve böylece gerçek ve sanal dünyalar arasındaki sınırı kaldırmaya yönelen Siber-Fiziksel Sistemler, Endüstri 4.0’ın temelindeki güçlerden birini oluşturuyor.

Endüstri 4.0 tabanlı üretim süreçleri, sistemlerin çeşitli arayüzler üzerinden farklı ağlara bağlanıp farklı servislerle iletişim kurmasını esas alıyor. Tıpkı akıllı telefonlardaki internet bağlantısı ile çeşitli içeriklere ulaşmamız, çevremizdeki diğer akıllı telefonlarla farklı platformlar üzerinden iletişim kurmamız gibi, Endüstri 4.0 da Siber-Fiziksel Dünyalar arasındaki iletişimi makinelere yansıtıyor. Bunun en belirgin örneği ise “Akıllı Fabrikalar”.

DİJİTAL FABRİKALAR ÖNCEDEN PLANLANIYOR

- Evet, ben de tam bu “Akıllı Fabrikalar” nedir diye soracaktım.

- Bu noktada Siemens’in geliştirdiği Dijital Fabrika kavramını örnek verebiliriz. Bir fabrika kurulmadan önce tüm bileşenlerinin bilgisayar ortamında uygun yazılımlarla tasarlanarak fabrikanın çalıştırılması ve sonuçlarının değerlendirilmesi olarak tanımlayabileceğimiz Dijital Fabrika sayesinde, fabrikanın kendisi ortada yokken fabrikanın nasıl çalıştığı öğreniliyor ve en iyi çalışma sisteminin kurulması için gerekli önlemler alınıyor.

YENİ ÜRÜNLER TAMAMEN SANAL BİR TEMELDE GELİŞTİRİLİYOR

Siemens’in Dijital Fabrikası’nda kullanılan ileri teknolojiler sayesinde, örneğin simülasyon teknolojisiyle en karmaşık üretim süreçleri bile sanal ortamda canlandırılarak, müşteri isteklerine göre hızla uyarlanabilecek tesisler tasarlanıyor. Siemens, Dijital Kurumsal Platform adını verdiği, PLM (Product Lifecycle Management) ve TIA (Totally Integrated Automation) gibi çok çeşitli bileşenleriyle Endüstri 4.0 girişimine katkı sunuyor. Product Lifecycle Management (PLM) yazılımı, yeni ürünleri tamamen sanal bir temelde geliştirmeyi ve optimize etmeyi mümkün kılıyor. NASA’nın Jet Tahrik Laboratuvarı tarafından tercih edilen PLM yazılımının, Mars’a gönderilen Curiosity aracının tasarımında imzası bulunuyor. Ünlü İtalyan otomobil markası Maserati de Ghibli fabrikasında Siemens PLM yazılımını kullanıyor. Siemens’in geliştirdiği TIA konsepti ise tüm otomasyon bileşenlerinin birlikte verimli olarak çalışmasını sağlıyor ve mühendislik maliyetlerini yüzde 30’a varan oranlarda düşürebiliyor. Türkiye’de, hızlı bir sektör olmasından dolayı şu an otomotiv sektöründe kullanılmaya başlayan bu konsept, ürünlerin pazara çıkış sürelerini kayda değer oranlarda düşürüyor.

ÜRETİMİMİZ 8 KAT ARTTI

- 4. Sanayi Devriminin üretimi yüzde 30 hızlandırıp verimliliği yüzde 25 artıracağı birer tahmin midir yoksa somut uygulamalar görülerek mi ifade edilmektedir?

- Siemens’in, Endüstri 4.0’ın en önemli özelliklerini sergileyen ve Dijital Fabrika anlamında örnek gösterilebilecek Almanya’daki ödüllü Amberg fabrikası bunun somut örneği olarak gösterilebilir. Bu fabrikada bugün 1000 çeşitten fazla Simatic programlanabilir akıllı kontrol cihazı (PLC) üretiliyor. Fabrikadaki üretimin kendi de Simatic kullanılarak kontrol ediliyor. Bu fabrika ile ilgili birkaç rakam paylaşmam işi somutlaştırmak açısından faydalı olacaktır.

Amberg’de 24 saat içinde tüm dünyadan 60.000’e yakın müşteriye ürün tedariki sağlanıyor. Tamamen otomatikleştirilmiş taşıma sistemi malzemelerin depodan makineye 15 dakikada ulaştırılmasını sağlıyor. 3 vardiyalı işletme ile yılda 3 milyondan fazla parça takılıyor.

Fabrikada her yıl endüstriyel kontrol teknolojisine yönelik Simatic ürününden yaklaşık 12 milyon adet üretiliyor. Bu, yıllık 230 iş gününde saniyede 1 ürünün üretilmesi anlamına geliyor. Üretim alanının büyüklüğü (10.000 m²) ve çalışan sayısı değişmemesine rağmen fabrikanın üretim hacmi sekiz kart arttı.

Bir somut örnek de Maserati. Son otomobili Endüstri 4.0 vizyonuna uygun bir yaklaşımla dizayn edilip pazara çıktı. Bu şekilde ürünün pazara çıkış süresi yüzde 35 kısaltılabildi.

ÇİN, ENDÜSTRİ 4.0’A HIZLI GİRDİ

- Dünya ülkelerinden hangileri bu devrimin hangi aşamasında bulunmaktadır. Almanya’nın oldukça yakın olduğu belirtilen 4. Sanayi devrimine ABD, Fransa, İngiltere, Japonya gibi diğer gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler hangi uzaklıktadır?

- Endüstri 4.0 terimi ilk olarak 2011 Hannover Fuarı’nda dile getirildi. Bu yeni devrimin özellikle Almanya’da hızla olgunlaşmakta olduğunu söylemek mümkün. Almanya’da 200 milyon Euro bütçe ayrılan bu süreç devlet tarafından da büyük destek görüyor. Kısacası, Almanya’dan yükselen Endüstri 4.0, gelişmiş ülkeler için yeni bir umut ve iyi bir örnek olarak konumlandırılıyor.

Çin, Almanya’nın liderliğinde başlayan Dördüncü Sanayi Devrimi’ni en kısa zamanda yakalamaya odaklanan ülkeler arasında yer alıyor. Endüstri 4.0 teknolojisinin yanı sıra hazırlanmakta olan standartları da benimsemeye kararlı görünen Çin, Sany gibi ağır makine ya da Haier gibi tüketici elektroniği üreticileri aracılığıyla Endüstri 4.0’a hızlı bir giriş yaptı. Ekim 2014’ten bu yana süren Endüstri 4.0 Almanya-Çin İnovasyon Ortaklığının meyveleri de alınmaya başladı. Ülkede otomasyon ve dijitalizasyon süreçlerine yapılan yatırımlar her geçen gün artarken, 2005’ten bu yana BT’ye yapılan yatırımlardaki artış iki kata ulaştı. Özellikle robot teknolojilerinde yaşanan gelişmelerle birlikte endüstriyel robot üretimi de çoğaldı. Çin’de üretilen endüstriyel robotların büyük bölümünün 2017’de fabrikalarda devreye alınması planlanıyor.

ÇİN, ALMANYA’YA RAKİP OLMAYA ADAY

Bu bağlamda da Çin, kendine pusula edindiği Almanya’nın özellikle mekanik, elektrik ve otomotiv sektörlerinde bir yandan da rakibi olmaya aday görünüyor. Elbette bu rekabetin yaşanabilmesi için Çin’in öncelikle Alman endüstrisinin geldiği noktayı yakalaması gerekiyor.

ABD’de kurulan Akıllı Üretim Liderlik Koalisyonu adlı kâr amacı gütmeyen girişim, özellikle endüstriyel üretimin geleceğine odaklanıyor. Endüstriyel işletmeler, teknoloji ve inovasyon şirketleri, üniversiteler, tedarikçiler, resmi kurumlar ve üniversiteler de bu girişime büyük destek veriyor. Akıllı Üretim Liderlik Koalisyonu üretimde iş zekasının ve otomasyonun benimsenmesi için çeşitli yaklaşımlar geliştirmek, ABD genelinde bir Ar-Ge platformu oluşturmak üzere çalışmalarını sürdürüyor. Bütün bu çalışmalar, Endüstri 4.0 çerçevesinde akıllı üretim sistemleri kurma hedefiyle yürütülüyor.

FİNLANDİYA DA ERKEN YOL ALDI

Mobil teknolojiler başta olmak üzere, endüstriyel üretimde Avrupa’nın önemli merkezlerinden biri olan Finlandiya da değişen çevre koşulları ve nüfusun yaş ortalaması artışı nedeniyle zaman içinde bu konumunu kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kaldı. Hızla harekete geçen Finlandiya hükümeti belirlediği 2020 Vizyonu’nda Almanya’nın liderlik ettiği Endüstri 4.0’dan da esinlenen bu yeni vizyon çerçevesinde yeni iş modelleri de oluşturdu. Böylece Avrupa’nın ileri mühendislik yeteneklerinden yararlanılabilecek yeni bir ortamın yaratılmasına yönelik adımlar atılmış oldu.

TÜRKİYE İÇİN 30 YIL GERÇEKÇİ OLUR

- Dünyanın hangi ülkeleri ve bölgelerinin sanayi devrimine ne kadarlık bir zamanda geçeceği tahmin ediliyor?

- Almanya 2013’te başlayan 4.0 yolculuğunu 20 yılda yani tüm endüstrisindeki dönüşümü 20 yılda tamamlamayı planlıyor. Biz henüz 2.0 ve 3.0 arasında olduğumuzu düşünürsek, geçiş için 30 yıl öngörmemiz gerçekçi olacaktır. Ancak ülkemizde, savunma, otomobil, beyaz eşya gibi gelişmiş endüstriler 3.0’ı çoktan geride bırakıp hızla 4.0’a doğru yol almaktadır. Gördüğümüz gibi bir devrimden bahsediyor olsakta aslında bir evrimle karşı karşıyayız. Diğer tüm gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde bu 20-30 yıl bandında 4.0’a geçeceklerdir.

ÖNCE OTOMOTİVDE BAŞLADI

- Türkiye açısından bir değerlendirme yapacak olursak neler söyleyebiliriz? Türkiye sanayisinin sektörlere göre artı ve eksileri nelerdir?

- Türkiye’de Endüstri 4.0 konsepti ilk olarak otomotiv sektöründe kullanılmaya başlandı. Türkiye Endüstri 4.0’ın öneminin farkında. Çünkü örneğin Almanya yaptığı yatırımlarla yüzde 3’lük bir büyüme öngörüyor. Rakamsal olarak bunun karşılığı 30 milyar euro. Tüm Avrupa'ya baktığımızda ise 5 yıl içinde ülke ekonomisine 110 milyar euro girecek.

YÜZDE 5-8’LİK BİR BÜYÜME MÜMKÜN

Türkiye’de ise Endüstri 4.0 yatırımı sayesinde yüzde 5-8’lik bir büyüme mümkün. Türkiye’nin GSYİH'sinin yüzde 25'i endüstriyel üretimden geliyor. 2015 yılındaki yüzde 4 artışın yüzde 1'inin endüstriyel üretimden geldiğini düşünürsek ve bu yüzde 1'i, 2 ya da 3 yapmayı başarabilirsek, ekonominin tamamı aynı kalsa bile endüstrinin payı ile Türkiye yüzde 6 büyümüş olacak. Türkiye’de bu doğrultuda Endüstri 4.0 için önemli adımlar atılıyor. Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı başta olmak üzere diğer ilgili bakanlıklarca Endüstri 4.0'a yönelik önemli çalışmalar gerçekleştiriliyor. Adımların hızla atılması, Türkiye’nin 4. Endüstri Devrimini yakalayabilmesi için büyük önem taşıyor. Bunu başarabilirsek şu anda içinde bulunduğumuz orta gelir tuzağını aşabiliriz.

KAMUNUN ÇARKLARI DÖNMEYE BAŞLADI

- Türkiye’de kamuda ve özelde sanayi devrimi ile ilgili bir hareketlenme görülüyor. Çok sayıda toplantı, çalıştay, tartışma platformları düzenleniyor. Bunlar yeterli midir? Başka neler yapılmalıdır?

- Biraz önce de dediğim gibi bu konuda çok önemli adımlar atılıyor. Kamu, Aralık ayında net bir şekilde Endüstri 4.0’a başladığının sinyalini verdi. Ocak ayında da bizim de katıldığımız ve moderatörlüğünü yaptığımız çok katılımlı bir toplantı gerçekleştirildi. Şubat ayında Bilim Teknoloji Yüksek Kurulu'nda akıllı fabrikalar adı altında faaliyetlerin başlatılması kararı alındı. Dolayısıyla kamunun çarkları Aralık 2015’ten başlayarak Şubat'ta çok ciddi dönmeye başladı.

Şu anda Bilim Teknoloji Yüksek Kurul’da kurulması kararı alınan Türkiye Platformu tartışılıyor. Sanayiden, akademisyenlerden, kamudan insanlar bu konuda bir araya gelecekler. Tüm yaz uyumadan, tatil yapmadan çalışıp sonbahara kadar Türkiye'nin yol haritasını çıkaracağız. Bunu yaparken diğer taraftan da Sanayi Bakanlığı'nın kuruluş kanunu da dahil olmak üzere 4.0'a engel teşkil edebilecek yönetmeliklerde ve kanunlarda ne kadar madde varsa taranacak ve o maddeler kaldırılacak, yerine işler maddeler konacak.

YOL HARİTASI ÖZEL SEKTÖRE REHBER OLACAK

Sonbahara geldiğimizde her şey yolunda giderse kamu, toplum karşısına “her şey hazır” diyerek çıkabilecek. Ondan sonra iş özel sektöre düşecek. Aslında özel sektör yerinde durmuyor, çalışmalarına devam ediyor ancak yol haritası çıkınca her şey daha net olacak ve güven ortamı oluşacak.

Siemens olarak biz de Endüstri 4.0’ın anlaşılması için, bu konuda Türkiye’ye rehber olmak için elimizden geleni yapıyoruz. 2014 yılının Şubat ayında, belki de ülkemizde ilk kez, Endüstri 4.0 basın lansmanı ile konuyu toplumumuza duyurduk. Bugüne kadar çok kez üniversitelerde, kongrelerde, sempozyumlarda ve diğer etkinliklerde konuyu gündeme getirdik ve getirmeye devam ediyoruz.

ElektrikPort’un hazırladığı www.endüstri40.com portalına sponsor olarak bilinçlendirme konusunda önemli bir adım attık. Endüstri 4.0 Platformu ile akademisyenlerden sektör profesyonellerine, karar vericilerden öğrencilere kadar endüstriyle ilgili tüm kesimleri tek çatı altında bir araya getirmeyi hedefliyoruz. Portalda Endüstri 4.0’ın yol haritası, üretim teknolojilerindeki gelişmeler, Endüstri 4.0’a geçiş sürecinde karşılaşılabilecek zorluklar, eğitim sisteminin Endüstri 4.0’a entegrasyonu gibi önemli başlıklar; haber, teknik makale ve röportajlar aracılığıyla ele alınıyor. Bu portal, geniş kesimlerin aktif katkısıyla alanında bir ilk.

OTOMOTİV, KİMYA VE LOJİSTİK BAŞTA GELİYOR

- Türkiye’de hangi sektörlerin daha kolay uyum sağlayabileceği tahmin ediliyor?

- Üretim süreçlerinin daha verimli olmasını sağlayan Endüstri 4.0 dönüşümü en çok otomotiv, kimya ve lojistik gibi endüstrilerde göze çarpıyor. Otomotiv sektörü Endüstri 4.0 gelişmelerine en hızlı adapte olan sektörlerin başında yer alıyor. Endüstri 4.0’ın sağladığı şeffaflık ve uzaktan kontrol imkanları sektörün ihtiyaçlarına yanıt verecek niteliklere sahip. Tasarımdan planlama ve üretime kadar tüm süreçler kolaylıkla yönetilebiliyor.

ŞİRKETLER ENDÜSTRİ 4.0 BÖLÜMÜ KURMALI

- Sanayi devrimine ayak uydurmak isteyen şirketlerin işe nereden, nasıl ve ne zaman başlamaları gerektiği konusunda bilgilenmeleri nasıl sağlanacak?

- Bu doğrultuda adım atmak isteyen firmaların öncelikle dijitalizasyonun hangi aşamasında olduklarını iyi saptamaları ardından da buna göre iyi planlanmış bir yol haritası çizerek ilerlemeleri gerekiyor. Şirketlerde görev önce yönetim kurullarına düşüyor. Öncelikle dijitalleşme konusunda bir sorumlu atamalı ve dijitalleşmeden sorumlu yönetici (CDO) gibi bir kavram benimsenmeli. Bunun yanında Endüstri 4.0 departmanı kurmalı. Bu konuda çalışmaların haberleri gelmeye başladı. İzmir’de bir şirket Endüstri 4.0 departmanı kurduğunu duyurdu. Bu doğrultuda bilgilendirme çalışmaları da başladı. Örneğin Türk-Alman Üniversitesi mekatronik öğrencilerine Endüstri 4.0 dersi koydu. Siemens Türkiye desteğiyle yayınlanan www.endüstri40.com portalı da bu konuda önemli bir bilgi kaynağı oluşturuyor. Tüm bu bilgilendirme çalışmaların devamının geleceğini düşünüyorum.

CİRONUN YÜZDE 3’Ü YETER

- Anlaşıldığı kadarıyla sanayi devrimine dahil olmak için önemli bir yatırım yani masraf yapmak gerekiyor. Bu gider tahmini olarak cironun ne kadarı tutacaktır? Bu harcama bir seferde mi yoksa yıllara yayılarak mı yapılacaktır?

- Bunun için tahmini yatırım miktarı cironun yüzde 3'üdür. Bunun da Ar-Ge'ye harcanması yerinde olur. Bu rakam hem KOBİ, hem büyük sanayi için geçerli.

DESTEK PROGRAMLARI VAR

- Sanayi devrimi için yenilenme faaliyetine girmek isteyen sanayicilerin yararlanacağı ulusal veya uluslararası destekler var mıdır?

- Şu anda TÜBİTAK’la Endüstri 4.0 için hibe ve teşvik projeleri hazırlanması üzerine çalışmalar yürütüyoruz. Bunun yanında TÜBİTAK’ın Avrupa Komisyonuyla yürüttüğü Horizon 2020 gibi programlar var. 80 milyar euro bütçeli Horizon 2020 Programı’ndan üniversiteler, araştırma kuruluşları, kamu kurumları, sanayi kuruluşları, KOBİ’ler, sivil toplum kuruluşları, bireysel araştırmacılar yararlanabiliyorlar.

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın ise Teknoyatırım adlı bir destek programı bulunuyor. Bu program teknoloji tabanlı ürünlerin üretimine yönelik yatırımların desteklenmesini hedefliyor.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner97

banner96

banner95

banner91

banner90

banner89