Öne Çıkanlar Schulman Plastik ÇOSB Hilal Ünalmış Doç. Dr. İzak Atiyas Çerkezköy OSB Turkcell Genel Müdürü Kaan Terzioğlu

“Yatırım yapmayan Avrupa geleceğinden yiyor”

GİRAY DUDA

Türkiye’de Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nden emekli olan Prof. Dr. Kenan Mortan, 4 yıldır Paris’te EISTI Üniversitesinde görev yapıyor. Yeni yazdığı bir kitabın tanıtımı için Türkiye’ye gelen Prof. Mortan ile yaptığımız kısa süreli görüşmede Avrupa ekonomisine de değindik.

- Sayın hocam, yıllardır Paris’te yaşadığınıza göre Fransa ekonomisini herhalde sizden öğrenmemiz gerekir. Elbette elimizde bulunan veriler var ama siz Fransa ekonomisi hakkında neler söylersiniz?

- Şunu söylemeliyim ki Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’la beraber ciddi olarak, iktisadiyatın çok sevdiği istikrar sağlandı. Yüzde 1’lik büyüme ne sıçramayı ne de küçülmeyi gösterir. Ama 2.5 trilyon dolarlık ekonominin yüzde 1 büyümesi de azımsanmayacak bir şeydir. Türkiye’nin yüzde 4 - 5 dolayında büyümesine karşılık gelir. Bir de doğum oranının Türkiye’ye göre çok düşük olduğunu düşünürsek önemi daha da artar.

İkincisi çok net bir şekilde melek yatırımcılar ve gelecek ekonomisi dediğimiz start-up’çılar çok yaygın. Ben de sık sık giderim, bir spor ekonomisi salonu bunlara tahsis edildi. Orada şu anda dünyanın en büyüğü olduğunu biliyorum, bir start-up merkezi var. Start-up’çıların neler yapabileceğini burada net olarak görebiliyorsunuz. Merkezde, mesela neredeyse hediye sayılabilecek bir kira bedeli, elektrik ve su yardımlarıyla, 24 saat burada kalıp uyuma hakkıyla sunulmuş durumda. Girişimciler gelip sabahlara kadar çalışarak kendi projelerini hazırlıyor. Görebildiğim kadarıyla onu da doğru yönlendiriyorlar.

SAVUNMA VE ENERJİ SANAYİLERİ ÖNDE

Gelişmiş ülkeler - Almanya’da da değişik değildir- artık savunma sanayi ile enerji sanayisinin girdileriyle dünyayı yöneten ekonomiler. Bunlar pahalı metalardır. Onlar üzerinde oturuyorlar ve onları sattıkları sürece ayakta duruyorlar.

Ancak geleceğe dönük bir kestirim yaparsak, Fransa’nın en büyük sorunu taşradan yetişen bilgisiz, eğitimsiz gençlerin çokluğu olacak. Buralarda hiçbir eğitimden geçmeyen¸ hiçbir eğitime adapte olamayan ciddi bir kuşak var. Bu kuşak Almanya’da ve Avusturya’da da var. Bunlar Z kuşağı. Genellikle göçmen orijinli ve suç meyilliler. İleride çok ciddi biçimde sorun yaratırlar diye düşünüyorum. Hükümet de bunun farkında. Bütün yenilikçi, tamamlayıcı eğitimlere rağmen çaresini bulamadılar.

Artık otomasyon çağıyla bu kesimin iş olanakları da azaldı. Otomasyonlar çalışma zamanını o kadar kısalttı ki bunlar en fazla sandviççi oluyorlar ve hayatlarından hiç memnun değiller.

GENÇ İŞSİZLİK ORANI ÇOK YÜKSEK

- Fransa’nın makro ekonomik verileri fazla kötü gözükmüyor. Enflasyon yüzde 2’lerde, büyüme yüzde 1.5 dolayında ve işsizlik oranı da yüzde 8,7 gibi bir düzeyde. Az değil ama çok yüksek de sayılmaz.

- Genç işsizliğe bakmak gerek. Genç işsizliğin yüzde 30’lara varan yapısı çok önemli. Şu anda Avrupa’da genel işsizliğe değil genç işsizliğe bakılıyor. 18 – 30 yaş grubu işsizlik yüzde 25’ler düzeyinde.

RENAULT’NUN TÜRKİYE ISRARI DOĞRU

- Türkiye ile Fransa’nın ticari ilişkilerine baktığımızda ilginç bir özellik görüyoruz. Genellikle Avrupa ülkeleriyle olan ticarette ihracat ithalattan düşük kalırken, 2019 yılına ilişkin verilerde Türkiye’nin Fransa’ya ihracatının 1 milyar 288 milyon lira daha fazla olduğuna tanık oluyoruz.

- Evet, Fransa, 2019 yılında en çok ticaret yaptığımız 7. ülke olmuş. Fransa ile 2018 yılında 12,4 milyar Avro olarak gerçekleşen ticaret hacmimiz, 2019 yılında yaklaşık 14 milyar Avro’ya yükseldi. İhracatın bu kadar yükselmesinde otomobil sanayi ürünleri, hazır giyim, otomobil yan sanayi ürünleri önemli rol oynadı.

Renault’nun 3 milyar Avro dolayındaki ihracatının artı bakiyeye katkı sağlamış olması mümkündür. Türkiye Fransa ilişkilerinde zaman zaman yükselen tatsızlıklara rağmen Renault ‘Ben Türkiye’de üretime devam ediyorum’ dedi. Bu önemli bir karar. Örneğin Fas gibi bir ülkeye geçmeleri de mümkün olabilirdi. O tür yanlışlıklar yapmadılar.

YENİ NORMAL, DURGUNLUK İÇİNDE BÜYÜME

- Peki hocam Avrupa’da durgunluk sayılabilecek bir düzeyde, yüzde 1’ler seviyede büyüme var. Siz bunu nasıl değerlendiriyorsunuz.

- Bir hocamız, “Avrupa’da yeni normal artık durgunluk içinde büyümedir” dedi. Buna ek bir durum var: Sıfır faizin getirdiği yatırımsızlık. Japonya bunu kendisi literatüre, uygulamaya soktu ama şu anda Avrupa’da faizler şu anda negatif oranlarda. Eşim geçenlerde hesap yaptıktan sonra ‘elimizdeki parayı yastık altında tutsak galiba daha iyi olacak’ diyordu.

Ama bunun diğer boyutunu düşünün. Yani, negatif faize rağmen yatırım yapılmıyorsa geleceğinden çalıyorsun demektir. Avrupa’nın genelinde bu sorun var. Bunun bir istisnası bütçe fazlasıyla Almanya idi. Bu sene büyümesi çok daraldı, o da yüzde 1’ler seviyesine düştü. Avrupa’nın genel anlamda çarklarının dönüşünde sorun yok. Çünkü devlet mekanizması, hukuk mekanizması düzgün işliyor.

BEN ATLANTİK’İM, AVRUPA DEĞİLİM DİYORLAR

- Peki Brexit’in etkileri hakkında neler söylemek istersiniz?

- Geçenlerde Denizli’de sert bir söz söyledim. ‘Beter olsunlar’ dedim. Çünkü bir evliliğe siz rıza göstermişseniz, bu rıza sizin evliliğin kurallarına uyacağınız anlamına gelir. Birleşik Krallık iki kere mızıkçılık yapıp ayrılmıştı. Zaten 1957 yılında karar verebilmişti. Israrla, ‘ben Atlantik’im, Avrupa değilim’ diyor. Avrupa değerlerine ters olduğunu söylüyor. ‘Allah yolunu açık etsin’ demek lazım.

Ama Avrupa Birliği’nin geleceği açısından kötü oldu. Çünkü Slovakya, Macaristan, kısmen Avusturya gibi küçüklerin mızıkçılığa çok meyyal olduğu bir topluluk Avrupa Birliği. İngiltere değerler sistemini korumada iyi bir etken olabilirdi. Ama Boris Johnson gibi kimliği çok tartışmalı, ‘ben böyle uygun gördüm’ diyen adamlarla böyle olacak.

SERBEST TİCARET ANLAŞMASI YAPMALI

Bence İngiltere ciddi bir bedel ödeyecek. Zaten ciddi bir sınai sermaye hemen ülkeyi terk ederek Frankfurt’a yerleşti. Eğer kısa sürede serbest ticaret anlaşması yapmazlarsa yüzde 10 Gümrük Vergisi ödeyecek.

Ayrıca Amerika Birleşik Devletleri’nin, umdukları gibi Londra Borsası’nı ve Londra’yı kullanacağını da tahmin etmiyorum. Onlar böyle bir beklenti içindeler. Değişik seminerler için birkaç kez Londra’ya gittim. Hiçbir tanıdığım yatırımcı, hiçbir tanıdığım akademisyen ‘biz de yeni perspektifler bekliyoruz’ demedi. Anlaşılan o referandumun altında ezildiler kaldılar. Bu kararın bir oldu-bitti biçiminde alındığını şimdi söylüyorlar.

Bir momentum oluştuğunu görüyoruz. Şu soruyu sormak lazım: Yeni bir batı mı? Evet, öyle.

TÜRKİYE’NİN İNGİLTERE TİCARETİ ETKİLENEBİLİR

Bunun bir de Türkiye boyutu var. İngiltere ve Türkiye’nin serbest ticaret anlaşması yapması gerekiyor. Bu STA’ların yapılması da hayli zaman alıyor ve bir iki yıl sürüyor. Türkiye’nin İngiltere ticareti çok etkilenebilir. Çünkü Avrupa Birliği’ne taraf olarak İngiltere’ye malın otomatik gitmemesi lazım. Asıl sıkıntı Türkiye’nin İngiltere’ye dönük dış ticaretinde doğacaktır. O yüzde İktisadi Kalkınma Vakfı hemen açıklama yaparak ‘hızla bir STA imzalanması gerekir’ dedi. Bence bir protokolle ‘sıfır gümrük uygulamasına devam ediyoruz’ denmeli ki 2,5 – 3 yıl etkilemesin ilişkileri. Kısa dönemde Avrupa’da Türkiye’nin dış ticaretin sıkıntıya sokacak bölümler, başlıklar var.

ÇİN BU YIL BİRAZ GERİLEYECEK

- Hocam tabii Korona virüsü gündemiyle Çin’i bir konuşmamız gerekiyor. Dünya ekonomisinde ne tür sorunlar çıkabileceğini tahmin ediyorsunuz?

- Bu olayın medyatik olarak biraz abartıldığını düşünüyorum. Önümüzde de yaz mevsimi var. Pek çok ülkede hastalık görüldü ve herkes alabildiği kadar önlem aldı. Bizde de yayılma olasılığı olan virüslere karşı hızlı önlem alma alışkanlığı vardır.

Bu virüsle mücadele döneminde Çin’in mal akışkanlığında sorun olacaktır. Kalıcı değil arızi etkileri olacağını düşünüyorum. Ancak Çin’i bu yıl geride bırakacak gibi gözüküyor.

Ben bu konuyla biraz ilgilendim. Korona virüsüyle ilgili olarak tıp Ar-Ge merkezlerinde yapılan araştırma sayısı, son 30 yılda tıp merkezlerinde yapılan araştırmalardan daha fazladır. Tıpçılar burada harika çözümler bulabilir.

SANAYİ ODASI KURULAN HER İL BİR ÇEHRE KAZANDI, AYAĞA KALKTI

Prof. Dr. Kenan Mortan, Tekirdağ'lı sanayicilerin Tekirdağ Sanayi Odası girişimi hakkındaki görüşlerini de açıkladı:

"Tekirdağ Sanayi Odası girişimi gibi çok önemli bir konu hakkında biraz konuşmak istiyorum. Ben bu konuyu ilk kez Global Sanayici dergisinde öğrendim ve gelişmeleri de yine derginizden takip ettim. Hem de çok dikkatle izledim. Çünkü ben sanayi odası kurulan her ilin ne kadar serpildiğini hasbelkader bilenlerdenim. Şu anda sanayi odası olan illerdeki gelişmelerin hepsini gayet yakından tanıyorum. Maalesef hepsi de sancılı süreçlerle oda oldular. Hepsi de bundan sonra ayağa kalktı. Demek ki sanayi odası olup da bizar olanı yok. Şehre de çevre verdiler.

Biz şimdi Trakya ekonomisine bir çehre vermek zorundayız. Trakya bölgesinin sanayisinde, 10’dan fazla OSB olmasına rağmen kimlikleşme yolunda hala ciddi sorun var. Kırklareli, iyi bir OSB kurdu, belli sayıda tekstilciyi aldı ama büyütemedi. Edirne, büyük sıçrama gösteremedi. Tekirdağ merkez de gelişemedi. Dolayısıyla bir sanayi odasına ihtiyaç olduğu konusunda altına imzamı atıyorum.

Ayrıca TOBB’un da görevi bunu kolaylaştırmak. Bu konuda misyonları olduğunu söylemek istiyorum. Örneğin Bursa TSO kalmakla büyümemiştir. Bunun kurulması bence Trakya sanayiine kan verir. Bu gündemde haklısınız, yolunuza devam edin."

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner87

banner86

banner85

banner84

banner83

banner82