Öne Çıkanlar Arçelik Üretim Koordinatörü Alp Karahasanoğlu KPMG TÜRKİYE Sinem Cantürk Doç. Dr. İzak Atiyas AB Arif Esen

Yüzde 100 yerli ve milli yüz tanıma platformu kurduk

GİRAY DUDA

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) ve Türk Ekonomi Bankası (TEB) ortaklığında Türkiye'nin girişimcilik, teknoloji ve ihracat alanlarında gelişimine katkı vermek amacıyla hayata geçirilen TİM-TEB Girişim Evleri'nin başarılı girişimcileri geçtiğimiz günlerde ödüllendirildi. On ayrı dalda verilen ödüller arasında En Başarılı Kadın Girişimci ödülünü Artge şirketinin ortağı Gülhan Ertürk Akgül kazandı. Gülhan Ertürk Akgül ile görüntü işleme, yüz tanıma alanında çalışan teknoloji şirketi Artge’nin faaliyetlerini konuştuk.

- Sayın Gülhan Ertürk Akgül, şirketinizi bize tanıtır mısınız?

- Ben, eşim Tansel bey ve onun ağabeyi Elektronik Fakültesi’nde Prof. Dr. Tayfun Akgül hoca ile beraber böyle bir girişimde bulunduk. Tansel beyin bir yazılım şirketi vardı ve burada ürün geliştiriyordu. Yüz tanıma sistemlerinin yazılımlarına o zaman başlamıştı. Tayfun hocanın konusu da sinyal işlemeydi. Buradan ortak bir proje hazırlama düşüncesine geldik.

Bu arada KOSGEB desteklerinin de farkına vardık. Akademisyenler, üniversitelerden izin alarak teknoloji geliştirme bölgelerinde şirket kurabiliyor veya şirkete ortak olabiliyor. Bu eskiden yapılamıyordu. Bir proje hazırladık ve KOSGEB’e başvurduk. O projeye destek aldık ve şirketimizi kurduk. 24 aylık projeyi yürüttük ve çok başarılı olduk. Ama süreçler çok zor geçti. Bu süreçlerin değiştirilmesiyle ilgili yazı da yazdım. Şunu gördüm ki, KOSGEB’le ve kendi şirketinizle olan işleri yürütürken zorlanıyorsunuz. Birincisi para ödemeleri ve tahsilatlar, ikincisi dokümantasyon ve dokümanların hazırlanması.

KENDİ BİRİKİMLERİMİZİ KULLANDIK

- Ödemeler gecikiyor muydu?

- Elbette. Neredeyse 9 ay gecikmeyle paramızı alabiliyorduk. O arada kendi birikimlerimiz, daha önceki şirketlerden aldığımız tazminatlar harcandı. Ayrıca kredi kullanmaya başladık. Malzemeleri biz kendi cebimizden aldık. Daha sonra KOSGEB bize ödedi ve o parayı kullanmaya başladık. Kuruluşumuzdan bu yana geçen 5 yıl içerisinde KOSGEB ve TEYDEP dışında hiçbir yerden destek, yatırım, parasal kaynak almadık.

DÜŞÜK ÇÖZÜNÜRLÜKLÜ PROBLEMİNİ ÇÖZDÜK

- ArtGe şirketinin çalışma konusunu, tam olarak ne üretimi yaptığını bize anlatır mısınız?

- Başlangıç konumuz şuydu. Yurtdışında bir takım firmalar yüz tanıma, geçiş kontrolleri çalışmaları yapıyordu. Yüz tanıma o dönemlerde klasik algoritmaların kullanıldığı çalışmalardı. Bizim çalışma alanımızın ise düşük çözünürlüklü görüntüler olmasına karar verdik. Çok düşük çözünürlüklü görüntülerden yüz tanımanın yapılmasıydı. KOSGEB’e verdiğimiz projenin aslı buydu. Temel konu yüz tanıma, görüntü işleme ve bunlarla ilgili görüntü tanıma gibi konular olunca aslında buradaki düşük çözünürlüklü problemini çözmeyi hedefledik. Klasik yöntemleri kullanarak zaman içinde bunu çözdük.

BÜYÜK VERİLER BÜYÜK YER KAPLIYOR

- Düşük çözünürlüklü görüntüleri işlem yapmak için yeterli hale mi getiriyorsunuz?

- Hedef şuydu. Diyelim ki ortamda birçok kamera var. Bu kameraların verilerini işliyorsunuz. Bir kameranın verisini saklamanız çok büyük yer istiyor. Sunucuda, storageda, serverda çok büyük alanlar kaplıyorsunuz. Onları izlemeniz gerektiğinde saatlerce uğraşmanız gerekiyor. Görüntü ayıklamanız ve sonuca ulaşmanız gerekiyor. Genelde Mobese ya da açık ortam kameralarının çoğunda görüntüler çok kaliteli olmaz. Düşük çözünürlüklüdür. Piksel olarak konuştuğumuzda 50’ye 50 gibi, hatta daha da aşağısı olabilir.

Hareketli videolarda gözler flu ise o yüzü tamına başarısı yoktur. Ancak, benzerlik, çakıştırma oranı vardır. Biz terminoloji olarak onları kullanıyoruz. Hedefimiz şuydu. Biz böyle bir ürün çıkaralım, globalde çözülmüş olan yakından tanımaların tamamlayıcısı olsun. KOSGEB projesine ilk başladığımızda biz bir platform kurmayı tarif etmiştik. Bir çözüm platformu kurmayı. Teknoloji olarak da masaüstü çözüm mimarisinde çalışabilir, ölçeklenebilir, tüm Türkiye’yi yönetebileceğimiz ve bütün kameraları birbirine bağlayabileceğimiz, merkezden yönetilecek nitelikte olacak.

HER YERDEN GELEN GÖRÜNTÜLER İŞLENEBİLECEK

- Sonuçta siz ayrı ayrı kaynaktan gelen, örneğin belediyenin, polisin, özel kuruluşların kameralarının birbirine bağlanacağı bir sistemden söz ediyorsunuz değil mi?

- Evet, bütün kameralardan elde edilen görüntüler işlenebilecek. Hedef, bu görüntülerin anlamlandırılması içerisinde, eğer siz bir şüpheli arıyorsanız şüphelinin tespiti, eğer bir olay söz konusu ise o olayın daha önceden kaydedilmiş offline görüntülerden veya canlı real time görüntülerden tespiti. Ya da geliştirilen ürünlerin farklı amaçlarla kullanılması. Mesela bina giriş çıkışlarında kartlar ortadan kalkıyor. Biz buradaki kapı girişinde yüz tanıma ile içeriye giriyoruz.

ATM’LER SİZİ YÜZÜNÜZDEN TANIYACAK

  • ATM’lere ilişkin çalışmalarınız hangi aşamada?
  • Evet! Bankacılık sistemine geçelim. Şu anda Türkiye’nin en büyük bankalarından bir tanesiyle biz Fintek uygulaması olarak tescillenmiş durumdayız, iki ay önce. Onların geliştirdiği bir yerli ATM sistemi var. Müşteriler ATM’ye girerken iki aşamalı güvenlik sisteminden geçecek. Yüz tanıma ile kendisini tanıtacak ve avuç içini taratarak işlem yapabilecek. Kart, şifre ve bunlarla ilgili bütün problemler ortadan kalkıyor. ATM sizi yüzünüzden tanıyacak ve sonra her türlü işlemi yapabileceksiniz. Bunun testleri yapılıyor ve sanıyorum gelecek ay uygulamaya başlayacaklar. Müşterilerinin hepsi bu yüz tanımayı bilmiyor. Belli bir kontrol grubu ile testler yapıyorlar. Bu proje yaklaşık bir senedir devam ediyor. Şu anda Türkiye’de ve hatta Avrupa ve yakın Asya’daki ilk yüz tanıma ile ATM’ye giriş projesidir bu proje.

BİR NETWORK PROJESİ KURDUK

  • Projenin bütününe baktığımızda siz bir görüntü network sistemi kuruyorsunuz?
  • Bizim amacımız verilerin anlamlandırılması, düşük çözünürlüklü görüntülerden yüz tanıması idi KOSGEB projemiz. Bu bitince biz bir TEYDEP projesi hazırladık. O da bu geliştirilen ürünün iyileştirilmesi ve ölçeklenebilir mimariye geçişi hakkındaydı. Ölçeklenebilir mimariden kastımız, ürünün her aşamada yani mobilde, bina giriş çıkışlarında, bulut sistemi üzerinde çalışması ve yönetilebilir olmasıdır. Bunu tek bir lokasyona ya da çoklu lokasyona kurabilirsiniz. Bir network projesinden bahsediyoruz. Bu network projesi üzerinde çalışan temel uygulama. Biz bunu başardık, bu platformumuz şu anda var.

BİZİMKİ YERLİ VE MİLLİ BİR ÜRÜN

- Artge’de yaptığınız ürünlerin benzeri çalışma yapan başka şirketler de var mı?

- Rakiplerimiz de çıkmaya başladı. Birçok firma yurt dışından benzer ürünlerin temsilciliğini alıp getiriyorlar Türkiye’ye. Onu burada Türkçeleştirip yeni bir ürünmüş gibi müşterilere sunmaya çalışıyorlar. Halbuki biz burada tamamen, her kodu, algoritması kendi emeğimizle geliştirilmiş, yüzde 100 yerli, hatta milli dediğimiz bir ürün geliştiriyoruz. Buna da bir marka adı verdik. Facecapt yüz tanıma sistemi dedik. Bu bir platform. Temel yapısı çok sağlam. Nihai algoritma olarak da son 2-2.5 senedir biz derin öğrenme kısmına geçtik. Sektörde bu herkesin jargon deyimiyle yapay zeka olarak biliniyor. Biz yapay zeka adını çok kullanmıyoruz çünkü insanlar yapay zeka deyince daha çok robotik teknolojiyi algılıyorlar. Halbuki değil. Ona, akıllandırılmış insansı robot demek daha iyi. Yapay zekadan kastım tam olarak derin öğrenme. İstatistiksel öğrenme, makine öğrenmesi gibi metodlarla, şu anda ‘state of the art’ diyebileceğim dünyanın en iyi algoritmasının aynısı, belki de daha iyisi haline gelmiş durumdayız. Onlarla rekabet edebiliriz. Eşleştirme ve test değerlerimizi karşılaştırdığımızda beraber gittiğimizi görüyoruz. Bizim Ar-Ge ekibimizin burada ortaya koyduğu ürün dünya ile rekabet edebilir durumda.

VERİ SAKLAMAK MALİYETLİ

- Yani ürününüz ticarileşti ve satış aşamasına geçildi.

- Evet, o aşamaya geçtik. Burada şunu da söyleyebilirim. Algoritmalar ile çalışırken büyük veri kullanmak zorundayız. Çünkü kamera verilerinin hepsi çok büyük. O kadar çok sensör verisi topladık ki. Bunu bir şekilde ölçekli bir yapıda tutmanız ve daha sonra onlara ulaşabilmeniz gerekli. Kamera verilerini örneğin bir hafta veya bir ay saklayabiliyorsunuz. Peki onları saklayabileceğimiz yerdeki maliyet nasıl karşılanacak? Terabaytlar seviyesinde müthiş büyük yatırımlar gerekiyor. Büyük kurumlar belki bunu karşılayabiliyor ama küçük kurumlar ne yapacak. Dolayısıyla o veriler bir süre sonra siliniyor. O veriye ulaşmak gerektiğinde bakıyorsunuz ki veriler yok.

Biz o verileri alıyoruz, video verilerinin içindeki hareketli insanların sadece yüzlerini alıp veritabanına o şekilde kaydediyoruz. Bu da 100 megabaytlık bir verinin 3-4 kilobayta düşürülmesi anlamına geliyor. Burada ciddi bir tasarruf var. Ayrıca işletim sistemlerinden, veritabanlarından ve kameralardan bağımsız bir biçimde çalışıyoruz. Çok kaliteli çekim yapan bir kamera da olabilir, 100 dolarlık bir web kamerası da olabilir. Mobil telefon veya tablet kamerası da olabilir. Aklınıza gelebilecek her türlü kameradan gelecek veriyi işleyebiliyoruz.

BÜYÜMEK İÇİN DANIŞMANLIK ALDIK

- TEB-TİM Girişim Evleri projesine nasıl katıldınız?

- 2017 yılı başlarında, bu projeyi televizyondaki bir söyleşide öğrendim. Yüksek teknolojiden bahsediliyordu ve biz de burada yüksek teknolojisi olan çalışmalar yapıyoruz. Biraz konuyu inceledim. Biz kendi kaynaklarımızla bir yere geldik. İTÜ Arı Teknokentte çalışıyoruz ama tabii ki biraz daha büyümek istiyoruz. Böyle bir danışmanlık alıp iş süreçlerine katılmanın faydası olacağına inandık.

Ben aradım ve gidip konuştum kendileriyle. Bize, ‘siz belli aşamaları geçmişsiniz. Bizim bir Grow-Up seviyemiz var. Sizi bu gruba alalım, stratejik büyüme dersleri verelim, yavaş yavaş büyütelim’ dediler. Onlar, o yıl birisi biz olmak üzere 4 şirket seçtiler. Bir yıllık ders sürecinde, onların çizdiği yol haritasına uyumlu biçimde ilerledik. Ödevlerimizi yaptık.

Burada girişimciler için mentörler atıyorlar. Verilen mentörlük, şirketlerin kurumsal yapısına göre değişiyor. O farklı farklı mentörler var. Örneğin şirket start-up seviyesinde ise ona farklı mentörlük yapılıyor. Bu aşamayı geçenlere başka bir mentörlük veriliyor ve farklı bir yol haritası çiziliyor.

ŞİRKETLERİN KALICI OLMASINA ÇALIŞIYORLAR

- Girişim evlerinde süren eğitim ve danışmanlıklardan herhangi bir ücret alınıyor mu?

- TİM-TEB Girişim Evleri, bu kuruluşlar tarafından desteklenen bir sosyal sorumluluk projesi. Hiçbir ücret alınmıyor. Süreçlerin tamamı onların sponsorluğunda. Danışmanların hepsini Girişim Evleri sağlıyor. Gerekirse dışarıdan da mentörler sağlıyorlar. Yurtdışı programları var.

TİM ve TEB yöneticileri bu projeye çok önem veriyorlar. Türkiye’de girişimcilik başlangıç açısından iyi. Yüzbinlerce şirket kuruluyor. Ama bir süre sonra 100 bin şirket de kapanıyor. Şimdi şirketlerin kalıcı olması için yardımcı olmaya çalışıyorlar. Daha önce kaçırılan teknolojik şirketlerin oluşup büyümesi dalgasını yeniden yakalamak için girişim evlerine destek veriyorlar.

Biz şunu söyleyebilirdik: Yurt dışında benzeri çalışmalar yapılmış, onların temsilciliğini alıp Türkiye’de satalım. Hem daha az efor sarf ediyorsunuz hem de daha çok kazanıyorsunuz. Oturup çaba harcamanıza da gerek yok. Biz Ar-Ge için 5 yıl önce yola koyulduk, ürünümüz ancak bir yıl önce ortaya çıktı. Ayrıca yatırım yapmak için yaşam seviyemizi aşağıya çektik. Dışarıdan maddi destek almazsanız bu süreçleri yönetmek çok zor. Bunca zaman yaşadıklarımızı bir konferansta anlatabilirim. Hepsinin ayrı hikayesi var.

Ben bazen genç girişimciler için de üzülüyorum. Çünkü onlar bu süreçleri bilmiyorlar. Kimi kuluçka yerleri benzeri faydalı oluşumlar var. Ama genç girişimcilere baştan finansal yönetim eğitimi vermezseniz, bir tecrübeleri olmazsa, sağdan solda topladıkları borçlarla başladıkları girişimlerin sonu gelmiyor.

ASELSAN’LA SÖZLEŞME YAPTIK

- TİM-TEB Girişim Evlerindeki eğitim süresi ne kadar? Şirketlerin seviyelerine göre bu süreler değişiyor mu?

- Evet, değişiyor. Start-up’larda girişim, şirketleşme, üretim, yatırım alma süreçleri yakından izleniyor. Organik bağ kesilse bile iletişim devam ediyor. Takip ediyor ve destekliyorlar. Bizim eğitimimiz bir yıl sürdü.

Biz küçük bir şirketiz, yapmamız gereken şeyler var. Mesela Aselsan ve Havelsan’ın partneriyiz şu anda. Aselsan’la da çok önemli bir proje yürütüyoruz. Savunma Sanayii açısından baktığımız zaman Aselsan’la proje yapmak çok kolay bir şey değil. Aselsan’la iki yıl süren görüşmeler yaptık. Tüm global rakiplerimizi yenerek Temmuz ayında sözleşmeyi imzaladık. Şu anda onlara ürün geliştirme, ürün tamamlama ve ürünü birlikte entegre etme sürecini yaşıyoruz. Bu bizim savunma sanayii için ilk projemiz. Hedefimiz tabii ki bu projeyi tamamlayıp başka projelere de katılmak.

Buradaki en önemli konu, ürünümüzün yüzde 100 yerli ve milli bir ürün olması. Çünkü bugüne kadar bizim çalıştığımız stratejik alanda, güvenlik, yüz tanıma sistemlerinin kurulması ve aslında Türkiye’nin demografik haritasının çıkarılması konusunda ürünler yurt dışından geldiği için verilerin hepsi yurt dışına gitmiş. Amerika, Rusya, İsrail ve Çin menşeli ürünler kullanılmış. Bunlara da milyonlarca dolar para ödenmiş ve ödeniyor.

ÖDÜL SÜRPRİZ OLDU

- Girişimci Evlerine katılanlar arasında yarışma gibi bir düzenleme mi oldu ve siz En Başarılı Kadın Girişimci Ödülünü kazandınız?

- 10 daldaki değerlendirmeye 670 dolayında firma almışlar. Olaya genel bir girişimcilik olarak bakmışlar. Benim ödülüm bana da sürpriz oldu. Bu konuda bir bilgim ve beklentim de yoktu. Bize ödül verileceği türden bir süreçten de haberimiz yoktu. O gün orada öğrendim ödülü. Sürecin içine bizi dahil ettiklerini öğrenince, ‘inovatif ürün veya teknolojik ürün’ dalında ödül alabileceğimizi düşünmüştük.

Kadın girişimci diye beni seçtiklerinde benim için çok sürpriz oldu. Evet, ben bu şirketin kurucu ortaklarından birisiyim, sürecin içinde başından sonuna kadar varım ama ‘niye beni seçtiniz’ diye de sordum. ‘Birincisi, teknolojik çalışmalarda sürdürülebilir süreci sağlamak çok kolay bir şey değil. Siz ve sizin şirketiniz bunu başardı. Süreci siz yürüttünüz. İkincisi geçmişinizle, yaptığınız işlerle ve şu anki teknolojik faaliyetinizle bizim gençlere örnek olacak durumdasınız. Bunu da pozitif olarak gençlere anlatıyorsunuz’ dediler.

Biz zor bir alanda çalışıyoruz. Bizim ürünümüz öyle peynir ekmek gibi satılan bir ürün değil ne yazık ki. İnovatif, teknolojik bir ürün. Bizim ülkemizin böyle ürünlere ihtiyacı var. Herkesin yapay zeka diye ortaya çıktığı bir alanda biz dijital ekosistem içinde kullanılabilecek bir ürün geliştiriyoruz. Bütün Ar-Ge çalışmalarını burada yapıyoruz. Üniversite-sanayi işbirliği kapsamında üniversiteye de katma değer sağlıyoruz. Teknolojik olarak da katma değer sağlıyoruz.

MİLYONLARCA DOLAR YABANCIYA GİDİYOR

- Ürünü üretmek zor ama herhalde satmak çok daha zordur.

- Aynen öyle. Ürünü satma aşamasına geldiğimizde, o büyük şirketler, “bravo size çok güzel çalışmalar yapmışsınız ve ileri teknoloji ürünü ortaya çıkarmışsınız. Ama sizin ürününüzü kullanırsam riske girerim. Daha sonra bir problem çıkarsa bunu nasıl çözeriz. Yurt dışındaki ürün birkaç yıldan bu yana kullanılıyor. Orada problem çıkarsa, sözleşmem gereğince hemen problemi çözüyorlar” diyorlar. Şu anda İstanbul Havalimanı’nda yapıldığı gibi. Milyonlarca doları yabancı şirketlere yatırdılar bu alanda.

DEĞERİMİZİ ARTIRMAYA ÇALIŞIYORUZ

- Hiç dışarıdan fon almadığınızı söylediniz. Melek yatırımcı grupları da aktif görünüyorlar. Sizinle ilgilenmediler mi ya da siz gidip kendinizi anlatmadınız mı?

  • Aslında ara ara ilgilenenler oldu. Son dönemde de büyük bir entegratör firma ürün portföyünü tamamlamak için bizimle ilgilendi. Zaman zaman Katar’dan, Suudi Arabistan’dan gelip teklifte bulunanlar oldu. Biz bazıları ile görüşüp, sunumlar yaptık. Ama açıkçası baştan kendimizi satmaya odaklanmadık. Genelde, girişim ekosisteminde, fikirden ürüne geçmişseniz çok mükemmel olduğunu beklemeden yatırım almaya bakın, ürünü sonra mükemmel hale getirirsiniz, derler. Ürün yolda yapılır, gibi bir şey. Buna çok gönüllü olmadık. Biz ürünümüzü ortaya çıkaralım, müşteri segmentimizi artıralım, markamızı çıkarıp değerli hale getirelim ve ondan sonra satış değerimiz ortaya çıksın diye düşündük. Bunun da tabii bizim için maliyeti oluyor. Bu durumda risk ortaya çıkıyor ve ben risk almayı çok severim.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner80

banner79

banner78

banner77

banner76

banner75

banner73

banner72