GİRAY DUDA
Türkiye’nin adalet sisteminin onyıllardan bu yana en belirgin özelliği, dağ gibi yığılan yüzbinlerce dosya nedeniyle davaların bıktıracak kadar uzaması, kararların çok geç çıkmasıdır. Hatta, ‘geciken adalet, adalet değildir’ sözcüğü de bu nedenle sözlüklerimizde yerini almıştır.
Yoğunluğu düşürmek için, kimi davaların alternatif çözüm yollarıyla sonuçlandırılarak mahkeme dosyalarının azaltılmasını amaçlayan çalışmalar sonucunda çıkarılan Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’ndan ciddi beklentiler var.
Basit boşanma anlaşmazlıklarından başlayarak ticaret dünyasının en önemli konusu olan alacak-verecek ilişkilerinde taraflara büyük faydalar sağlayacak gibi görünen yeni uygulamayı, sistemin önde gelen savunucularından birisi olan avukat Gizem Tan ile konuştuk. Tan’a ‘Global Sanayici’ adına sorduğumuz sorular ve aldığımız yanıtlar şöyle:
- Sayın Tan, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 22 Haziran 2013’te yürürlüğe girdi. Yasa 22 Haziran 2012’de çıkarılmış ve yürürlüğe girmesi için bir yıllık süre verilmişti. Ne diyorsunuz?
- Yürürlüğe girdi ama bir ön hazırlık yapılması gerekiyor. İnsanlar henüz arabuluculuk nedir bilmiyor.
- Ne gibi hazırlıklar yapılması gerekiyor?
- Arabuluculuk nedir, isterseniz önce onu tanımlayalım. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu bu kanunun ismi. Artık taraflar belli tarz uyuşmazlıklar için mahkemeye gitmeden arabulucuya giderek uyuşmazlıklarına kendileri çözüm getirebilecekler.
TARAFLARIN SERBEST İRADESİ ÖNEMLİ
- Hangi uyuşmazlıklar için?
- Özel uyuşmazlıklar ve üzerlerinde serbestçe tasarrufta bulunabilinecek uyuşmazlıklar için söz konusu olacak arabuluculuk. Mesela bir kamu davası var diyelim. Bunun için uyuşmazlığa gidilemez. İdare uyuşmazlığı, ceza uyuşmazlığı, cinayet ya da yaralama suçu veya tansiyonu çok yüksek olan şiddet içeren uyuşmazlıklar için arabulucuya gidilemiyor.
Ama mesela taraflar arasında şiddet olmayan aile uyuşmazlığı için, tarafların makul biçimde oturup konuşabildiği, mesela nafakaya ilişkin, velayete ilişkin uyuşmazlıklar için çok uygun bir sistem. Niye? Aile uyuşmazlıkları devamlılık arz eden bir uyuşmazlık. Mahkemeye gidildiği zaman, taraflar boşansalar bile birbirlerine sinirleniyorlar. İlişkinin sağlıklı olması ve devam etmesi açısından arabulucuya giderek barışçı bir ortamda sorun çözmeleri önemli.
NAFAKA-VELAYET VE ALACAK-VERECEK
- Boşanmalar da bunun içinde mi? Arabulucu boşanma kararı verebiliyor mu?
- Hayır. Zaten arabulucu herhangi bir karar vermiyor. Sadece tarafları ikna edip iletişime sevk ediyor. Boşanma kararı için yine hakime gitmeleri gerekiyor. Ama buradaki maksat şu. Boşanmak için mahkemeye giden uyuşmazlıklarda bile arabuluculuk önemli. Biliyorsunuz davalar çok uzun sürüyor. Nafaka ve velayet için uyuşmazlığa düşüyorlar. Bu sefer ne oluyor? Duruşmalar sürekli sarkıyor. Hem uyuşmazlık çözüme kavuşmuyor hem de çok masraflı oluyor. Mahkemelerin iş yükü bir hayli fazla. Bütün bunlara kestirmeden bir çözüm arabuluculuk.
Bunun dışında ticari uyuşmazlıklar için de arabulucuya gidiliyor. Nedir ticari uyuşmazlıklar? Bunlar da bir özel hukuk uyuşmazlığı. Çünkü alacak-verecek ilişkisine dayanıyor. Mesela bir hisse satışını düşünelim. En çok karşılaşılan alacak-verecek ilişkisini de düşünebiliriz. Bir ticari şirketin diğer bir şirkete açtığı tazminat davası da olabilir.
Bu duruşmalar mahkemeye giderse, biliyorsunuz duruşmalar alenidir ve bütün bilgiler ifşa edilmektedir. Bu durum şirketler açısından iyi olmayabilir. Şirketlerin oturup bir masada uzlaşması çok daha mantıklı. Böylece kestirmeden çözüme kavuşabilecekler. Arabuluculuk, hisse alım satımından başlayarak her türlü ticari uyuşmazlığa çok uygun. İşçi işveren uyuşmazlıkları için de olabilir.
EĞİTİM VE SINAVDAN GEÇMELİ
- Bireysel işçi-işveren uyuşmazlıklarından mı söz ediyorsunuz?
- Bireysel de olabilir, kolektif de olabilir. Sendikaların işverenle olan anlaşmazlıklarını ya da sendika olmayan işyerlerinde işçilerin işverenle olan anlaşmazlıklarını arabulucu ile gidermeleri son derecede makuldür.
Telif hakları uyuşmazlıkları, Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’na ilişkin uyuşmazlıklar için arabuluculuk yaygın kullanılabilir. Bunun dışında, tarafların üzerinde serbestçe tasarrufta bulunabileceği diğer özel hukuk uyuşmazlıklarında arabuluculuk her zaman devreye sokulabilir. Bir tarafta kamu gücü, devletin olduğu durumlarda güçlü ve güçsüz karşı karşıya geliyor ki bu tür sorunların çözüm yeri mahkeme oluyor. İşte bunlar için arabuluculuk sistemi ülkemizde de yürürlüğe girdi.
Şimdi Bakanlığın bir hazırlığa girmesi gerekiyor. Çünkü arabulucu olabilmemiz için bizlere bir eğitim vermesi, daha sonra sınav açması gerekiyor.
HUKUK FAKÜLTESİ MEZUNU OLMAK ŞART
- Kimler arabulucu olabilecek ve arabulucular nasıl seçilecek?
- Hukuk fakültesi mezunu ve beş yıllık mesleki tecrübeye sahip olan kişiler arasından seçiliyor arabulucular. Sicillerinin temiz olması ve kasıtlı bir suçtan dolayı ceza almamış olması gerekiyor. Daha önceki taslakta 4 yıllık bir yüksek okulu bitirmiş olan herkes arabulucu olabiliyordu. Ama değişiklik yapıldı ve kanunda Hukuk Fakültesi mezunu olma koşulu getirildi. Tabii ki bunun amacı arabulucuların hukuku bilerek işlerini daha hakkıyla yerine getirebilmesidir.
Ben iki yıl Amerika’da arabuluculuk yaptım. Orada bunun eğitimini aldım. Sertifikalarım var. Türkiye’de de böyle bir sistem gelecek. Ama bakanlık bir Arabuluculuk Kurulu oluşturacak. Baroların da yardımıyla bizlere 48’er saatlik eğitim verilecek. Daha sonra bizi yazılı ve sözlü sınava tabi tutacaklar. Bir sicile kayıtlı olacağız.


ARABULUCULUK YAPMAYA BAŞLADIM
- Bu durumda arabuluculuk sisteminin kurulması için önümüzde çok kısa olmayan bir yol var öyle mi?
- Evet biraz vakti var. Ama ben arabuluculuk yapmaya başladım. Şu anlamda yapıyorum arabuluculuğu: Zaten taraflar anlaşmaya meyilli ise onları ikna ediyorum. Ya şu konuları karara bağlayın, mahkemeye öyle gidin ya da hiç mahkemeye gitmeyin. Mesela sizin diyelim ki karşı taraftan 10 TL alacağınız var. Ama karşı taraf size 6 TL ödeyebiliyor. Müzakere teknikleri ile ben ikinizi orta yola getirebiliyorum. İşte bunun eğitimini aldım. Bunu herkes yapamaz. Kimi avukatlar despottur. İsterler ki cüppelerini giyip mahkemede mücadele etsinler. Kimileri ise daha uzlaşmacı olabilir.
- Siz şu anda resmi arabulucu değil avukat olarak yapıyorsunuz bunu değil mi?
- Resmi arabulucular için adliyede herhalde bir departman oluşturulacak ve siz gittiğinizde orada bulacaksınız.
- Henüz tam belli değil galiba.
- Değil. Amerika’da böyle oluyor.
ARABULUCU KARAR VERMEZ
- Arabulucuyu ben nasıl bulacağım ve seçeceğim?
- Mesela ben özel arabulucuyum. Benim ofisim var. Ben burada hem avukatlık hem de arabuluculuk hizmeti veriyorum. Siz beni tanıyorsunuz. Diyelim ben sizin avukatınız olayım. Diyorsunuz ki bana ben karşı tarafla uzlaşmak istiyorum, karşı tarafı ara. Ben de karşı tarafı arıyorum ve diyorum ki Giray Bey sizinle uzlaşmak istiyor, siz ne düşünüyorsunuz? Eğer benim tarafsızlığıma güveniyorsanız ben sizin arabuluculuğunuzu yapayım diyorum. Karşı taraf ikna olursa başlıyoruz. Çünkü seansta ben sizin menfaatinizi korumuyorum, sadece sizi uzlaştırıyorum. Sizinle görüşme yapıyorum, sonra karşı tarafla ayrıca görüşüyorum. Sizleri orta noktaya gelme konusunda ikna ediyorum. Bu, benim seans sırasında üstlendiğim görev oluyor. Ben bu sırada bir karar vermiyorum ve sizin menfaatinizi de korumuyorum.
Eğer seansta olur da uzlaşamazsanız, uyuşmazlığın durumuna göre o seansı birkaç seansa daha uzatabiliyoruz. Ama başarısız gidiyorsa bu seansları kesip doğrudan mahkemeye gitmek mümkün her aşamada. Tansiyon yüksekse, taraflardan birisi diğerine ya da bana sataşıyorsa zaten o girişim başarılı olmaz.
ADLİYEDE KAMERALI ODA
Amerika’daki süreç içinde çeşitli tecrübelerim de oldu. Orada küçük, basit yaralama suçları, hırsızlık da dahil olmak üzere çok değişik tarzda uyuşmazlıklar önümüze geldi. Bazı durumlarda tarafların arasında şiddet de vardı. Benim açımdan tehlike arz eden durumlar oldu mesela. Ama sistem çok korunduğu için orada adliyede görev yapıyordum. Kameralı bir odada polislerin gözetimi sürerken arabuluculuk yapıyorduk. Tuhaf bir durum olduğunda polis hemen müdahale edebiliyordu.
Türkiye’de sistemin buna yakın biçimde oturması gerekiyor. Biliyorsunuz mahkemelerde avukatlar dövülüyor. Her şey oluyor. Arabulucuyu da döverler. Öfkesini, sinirini ondan alırlar. Bu anlamda sistemin bir an önce kurulmasını bekliyoruz. Çünkü mahkemelerin durumu gerçekten çok vahim. Duruşmalar sarkıyor ve çok masraflı. İnsanların maddi durumları zayıf ve avukat tutamıyorlar. Haklarını arayamıyorlar ve sürekli bir mağduriyet var.
Bu sistemle birlikte ekonomik anlamda güçlü-güçsüz ayırımı olmayacak artık. Çünkü çok makul düzeyde arabuluculuk bedeli. Minimum ücretler belirlendi. Arabuluculuk Ücret Tarifesi’ne göre örneğin aile uyuşmazlığında seans başına 60’ar TL ödeniyor.
UYUŞMAZLIK KONUSUNA GÖRE ÜCRET
- Bu bedel uyuşmazlık konusuna göre değişiyor mu ve her iki taraftan mı alınıyor?
- Evet, asgari bedel uyuşmazlık konusuna göre değişiyor. Yasada, saptanan bedelin taraflardan ayrı ayrı alınacağı belirtiliyor. Taraf başına 60-80-100 TL gibi değişiyor. Saat başına mesela, seans olarak düşünün.
Bu meblağ avukatlık vekalet ücreti ile karşılaştırılmayacak kadar düşük. Bir aile uyuşmazlığı için dava açtığınızda harç, pul, vergi, avukatlık ücreti eklendiğinde minimum 2-3 bin lira ödemek zorunda kalıyorsunuz. Tabii ödeyemediğiniz durumlarda Barodan adli yardım almanız da mümkün.
Gördüğünüz gibi bu sistemin çok fazla olumlu yanı var. Ama vatandaşın güvenmesi gerekiyor. Bir de insanlar mahkeme salonlarında cüppeli avukatları görmeye alışıktır. Bunda ise seanslarda odalarda görüşmeler yapılıyor. Arabulucu cüppe giymiyor.
- Cüppesiz olması, insanlara informel ortamda rahatlık sağlamayı da amaçlıyor herhalde.
- Evet, cüppe ile insanlar ürkebilir.
- Belki güven duyguyu azalabilir taraflarda.
- Ama öbür türlü de hemen çözüm gelmiyor. Dava yıllarca sürebiliyor. Çocuğu anne mi alacak, baba mı alacak belli olmuyor. Diyelim ki babaya şu kadar nafaka ödemesi emri çıktı ama baba parayı ödemiyor. Çocuk ortada kalıyor ve icralarla uğraşıyorsun. Bunlardan ziyade tarafların uzlaşmaya niyetli olması lazım.
AMERİKA’DA ÇOK YAYGIN
- Amerika’da ticari arabuluculuk nasıl işliyor? Hangi tür anlaşmazlıklar daha çok önünüze geliyordu?
- Ticari uyuşmazlıkların en büyük konusu alacak-verecek ilişkileri. Bir şirket diğerine mal satmış ama parayı alamıyor. Diğer şirket, ben iflas aşamasındayım bu malın bedelini ödeyecek param yok, diyor. Bu iflas aşamasında ve onun ticari itibarı sarsılıyor. Mesela bir fabrikatör ile alım-satım yapan tüccarı uzlaştırmıştım. Sabunlar satılmış ve bir depoya konulmuştu. Lojistikte de sorun olduğu için oradan alınıp fabrikaya getirilemiyordu. Onları uzlaştırdık. Nasıl uzlaştırdık? Tarafları anlaşmaya ikna ettik. Çünkü dava bedelleri orada çok yüksek meblağlarda. Satışta saptanan bedelin altında uzlaştılar. Mesela 10 lira ise 8 lirayı kabul ettiler. Ayrıca ödemelerin taksitle yapılmasını kabul ettirdik. Belki satış bedelinin daha altına indi ama en azından alacağının büyük kısmını alabildi satıcı. Bu anlaşma ile ticari ilişkileri devam etti. Malların sevkiyatı da yapılabildi. Bunun gibi şirketlerle bireyler, şirketlerle şirketler arasında sayısız konu arabulucuya gidebilir. Hepsi de özel hukuk, ticari alım satım ilişkisine dayanan sorunlar.
Burada vatandaşın dikkat etmesi gereken şey konunun üzerinde tasarrufta bulunup bulunamayacağıdır. 10 lira alacağı olan bir kişi 8 liraya da ikna olabilir. Demek ki tasarrufta bulunabiliyor. Ama bir boşanma ilamını arabulucu veremez. Arabuluculuğun felsefesine aykırı. Arabuluculukta gönüllülük ilkesi var ve arabulucunun tarafsız olması gerekiyor. Arabulucu eğer karar verirse taraflar adına karar vermiş olur ki onun adı hakemliktir.
TARAFLAR İMZALIYOR, YARGIÇ ŞERH KOYUYOR
- Peki arabulucu başarılı oldu ve tarafları anlaştırdı. Bundan sonra ne oluyor?
- Diyelim taraflar uzlaştı. Taraflar arasında bir sözleşme yapılıyor. Arabulucu da tamam sen buna ikna oldun, şurayı imzala diyor. Taraflar anlaşıyorlar ve sözleşme yapılıyor. Bundan sonra o uyuşmazlıkla görevli esas mahkemeye gidiyor bu evrak ve oradan bir şerh alınıyor. Şerh nedir? Şerh bağlıyor artık tarafları. Orada mahkeme şerhini görüyor.
- Yargıç o belgeyi görüyor mu?
- Evet. Okuyor ve şerh koyuyor. Bu artık ilam niteliğinde oluyor. Sanki mahkeme karar vermiş gibi. Siz bu belgeyi isterseniz icraya koyabilirsiniz. Bu böyle işleyen bir sistem. Taraflar bu sisteme rahatlıkla güvenebilirler. Gizlilik ilkesi benimsenmiştir.
Diyelim ki arabuluculuk seansında taraflar uzlaşamadılar, bu nedenle konu mahkeme aşamasına gitti. Bu seansta konuşulan bütün konular, bilgiler, belgeler o seansta kalıyor. Yani arabuluculuk yapan şahıs mahkemeye gidildiğinde aleyhte ya da lehte tanıklık yapamıyor. Mesela ben sizin uyuşmazlığınızda arabuluculuk yaptım ve sizinle ilgili bir çok bilgiyi öğrendim. Karşı tarafı hırpalama durumunuz olmuş, onun ticari itibarını zedelemişsiniz diyelim. Ben bunları sizin aleyhinize kullanamıyorum.
ARABULUCU, AYNI KONUDA AVUKATLIK YAPAMIYOR
- O zaman avukatlık da yapamıyorsunuz o konuda öyle mi?
- Evet, o konuda avukatlık yapamıyorum. Çünkü ben artık sizin uyuşmazlığınızda tanık olmuşum. Kanun bunun aksine davranan kişiye 6 aydan itibaren hapis cezası getiriyor. Bu tarz sınırlamalar yararlı. Olumlu yönleri bunlar.
Olumsuz yönü de az evvel söylediğim gibi henüz bilinmediği için tarafların sisteme alışması biraz zaman alabilir. Onu da baroların yardımıyla çözeceğiz. Baroların bir kısmı arabuluculuğu desteklemiyordu. Ama artık kanun çıktı ve bütün ülkeyi bağlıyor bu kanun.
- Kanunun uygulama yönetmelikleri ne zaman çıkar?
- Sırada onlar var. Yönetmelikler hazırlanacak ve bizlere eğitimler verilecek.
- Bu sistemin en önemli faydalarından birisi herhalde mahkemelerin, yargıçların yükünü azaltması olacak.
- Evet, o bakımdan çok iyi olacak. Ayrıca, kimi zaman mahkeme de dosyayı arabulucuya yönlendirebilecek. Hakim, önüne gelen dosyaya bakıp sizin sulh yapma olanağınız var, bu konuyu arabulucu seanslarıyla çözün de benim vaktimi almayın diyebilecek. Öyle olunca arabulucuya gidecekler.
DOSYA YÜKÜ YÜZDE 50 AZALIR
- Mahkemeler, bilirkişilikte olduğu gibi bir arabulucu atayabilecek mi bu durumda?
- Önüne gelen dosyada eğer tarafların uzlaşabileceğine ikna olmuşsa dosyayı bir arabulucuya yönlendirebilecek. Dolayısıyla Türkiye’deki ilk derece mahkemelerine yılda 6 milyon yeni dosya geliyorsa eğer, bu yük yüzde 50 – 60 oranında azalacak.
- Adalet Bakanlığı sözcüleri, konuyla ilgili tanıtım çalışmalarında yüzde 5’lik bir yük azalması olabileceğini söylüyorlar.
- Bence yüzde 50 oranında azalır. Çünkü insanlar çok cüzi alacakları için bile dava açıyorlar. Ben daha iyi ihtimalle düşünüyorum. Bu sistemi çok destekliyorum. O gözle bakıyorum.
- Arabuluculuk sisteminin kurulması için Birleşmiş Milletler Kalkınma Fonu da destek vermiş galiba.
- Avrupa Birliği de destek verdi. CHP geçtiğimiz yıl bu sistemi ‘kadılık sistemine benziyor’ diye eleştirmişti. Ama yasa çıktı ve yeni bir eleştiri duymadım. Niye kadılık dediler? Çünkü avukat yok, hakim yok. Ama İdare Hukuku’nda bile uzlaşma var. Fail ile mağdur arasında Ceza Hukuku’nda bile var. Basit yaralama suçlarında, belli tarz suçlarda uzlaşma öngörüyor yasalar. Ama onlara arabuluculuk değil uzlaşma diyoruz. Bu arabuluculuk. Üst başlık Alternatif Uyuşmazlık Çözümü ve arabuluculuk, hakemlik, tahkim de onun altbaşlıkları.
- Avrupa’daki uygulama durumu nasıl?
- Avrupa’da da çok sık uygulanıyor. Almanya, İngiltere’de çok yaygın. İki hafta önce ben İstanbul’da bir sempozyum düzenledim. Amerika’dan da hocalarım geldi. Sempozyumun yapıldığı yer Gezi Parkı’na yakındı ve olaylar katılımı çok etkiledi. Yine de pek çok kişi gelip anlatılanları sonuna kadar dinledi.
.






Başlıkta da ifade ettiğim gibi güzel bir girişim.Mahkemelerin yükü oldukça azalabilir.Ancak ticari anlaşmazlıklarda salt hukukçuların yanı sıra iktisat ve işletme bölümünden mezun olanlarında işin içine dahil edilmesi daha uygun olur kanaatindeyim.