Öne Çıkanlar CEVAHİR UZKURT Global Sanayici dergisi KOSGEB BAŞKANI Temiz enerji Global Sanayici

Chopin'ın damgasını vurduğu kültür kenti: VARŞOVA

HİLAL ÜNALMIŞ

Hani bazı insanlar vardır. Aynı tarih diliminde, aynı coğrafyada yaşamamışsınızdır, birbirinizin ana dilini bile bilmezsiniz ama dostunuz olarak görürsünüz.

Varşova’ya giderken ben de dostlarım olarak kabul ettiğim Maria, Nikolas ve Frederik ile buluşacağım için heyecanlıydım… Birbirimizin elini sıkmayacak, karşılıklı oturup konuşmayacaktık ama onların bir zamanlar yaşadığı şehirde, onların anıları, belki yaşadıkları ev, belki haklarında yazılmış bir kitap, belki bestelerinin yer aldığı bir CD, belki adlarına kurulmuş bir üniversite, belki de heykelleri beni karşılayacaktı.

Aynen de böyle oldu. Madam (Marie) Curie, Nikolas Kopernik ve Frederik Chopin ile buluştuk…

Polonya’nın başkenti Varşova’dayım…

Kulağımda Chopin’in noktürnleri şehri dolaşıyorum.

MÜTHİŞ ARALIK SOĞUĞU

Aralık ayının soğuk günlerinde yün bere-eldiven ve kayak montu ile dolaşmak zorunda kaldım. Sadece yanaklarım ve burnum açıktaydı ama üşümem için bu bile yetiyordu. Sıfırın altında saptanan bir ısıda sadece gündüz dışarıya çıkabildim. Gece soğuğuna dayanamayacağımı düşündüğüm için bir akşam Vistül Nehri kıyısında arkadaşlarımla yürümek dışında gece dışarı çıkamadım… Kaldığım tarihi otel, piyanodan yayılan müzik, daha önce tatmadığım av yemekleri bu gezinin gece saatlerini renklendirdiler…

ÇOK İŞGAL YAŞADI

Önce Polonya hakkında çok kısa genel bilgiler verecek olursam; tarihin ilk çağlarından bu yana hep savaş ve işgal görmüş bir coğrafya. 2. Dünya Savaşı'nın başlama tarihi kabul edilen 1 Eylül 1939, Almanya’nın Polonya’yı işgali ettiği gün. 2. Dünya Savaşı’nın acıları içinde bir olay var ki Polonya halkının kendi öz gücüne duyduğu saygıyı bize anlatıyor. Varşova ayaklanması (uprising ya da kendi dillerinde Powstanie Warszawskie) diye anılan ayaklanma… Bugün Varşova’yı ziyaret edenlerin ilk gittikleri müzelerden biri bu olayın fotoğrafları ile dolu. Almanlara karşı ayaklanan Polonya ne yazık ki Stalin’in kendine göre bir strateji izlemesi ve beklemesi yüzünden başarıya ulaşamıyor. Almanlar geri çekilirken binlerce Polonyalıyı öldürüp şehri yakıp yıkıyorlar…



YAŞLILAR YAŞAMIN İÇİNDE

Varşova, tarihi özelliklerinin yanı sıra günümüzde modern mimarisi ile de göz dolduran bir şehir. Polonya artık AB üyesi ama kendi parası Zloti’den vazgeçmemiş. 2004 yılında AB üyeliğine kabul edilen Polonya, Avrupa’nın her ülkesinden gelen üniversite öğrencileri ile bir Avrupa ülkesi kimliğini geliştiriyor ama benim kişisel gözlemlerim orta yaş üstü insanların hala yaşam tarzı olarak eski tarzlarını koruduğu biçiminde…

Resmi dilleri Lehçe ve Latin alfabesi kullanılıyor ancak bazı harflerde aksan var ve ses zenginliğine bu şekilde ulaşıyorlar. Bayrakları Beyaz ve Kırmızı iki şeritten oluşuyor. Cumhuriyet rejimi ile yönetiliyor.

Caddelerde toplu ulaşımlarda çok sayıda genç görüyoruz. Neredeyse hepsi İngilizce biliyor, belki Almanca ve Rusça da biliyorlar. Ben onlarla İngilizce konuştuğum için İngilizce biliyorlar diyebiliyorum.

Yollarda çok yaşlı insanları görünce, soğuk havalarda bizdeki “Aman yaşlılar çok gerekmedikçe sokağa çıkmasınlar” öğüdünü hatırladım. Bastonları ile yürüyen, alışverişlerini yapıp torbalarını kendileri taşıyan yaşlılar bana iklimlerinin zorluğuna alışmış insan imajını verdiler. Bir de kürk manto giymiş başına kürk kalpak biçimi şapka takmış orta yaş üstü insanlar eski yaşam tarzlarını devam ettiriyorlar duygusu verdi. Gençlerde hiç kürk ve kürk aksesuar görmedim ama orta yaş üstü kadınların çoğunluğu kürk manto ile geziyordu.


CHOPIN HER YERDE...

Varşova’da ilk uyandığım sabah kahvaltıdan sonra sıkıca giyinip, çantamı sırtıma takıp, fotoğraf makinemi cebime koyarak elimde şehir haritası yola attım kendimi. Ne taksi ne tramvay, kesin kararlıyım yürüyerek dolaşacağım… Önce Chopin’in artık müze olan evine gitmek istiyorum. Yol üzerinde Chopin’in adını taşıyan üniversite de var, oraya da uğrayacağım. Sonra Societas Scientiarvm Varsaviensis, Kopernik ile güneş sistemi heykeli. Ve Varşova tiyatrosu…



Soğukta erken saatte yürüyorum. İşte Uniwersytet Muzyczny Fryderyka Chopina’nın önündeyim. Dış duvarları bir müzik üniversitesine yaraşır biçimde porte ve notalarla bezeli olan bu binaya girerken “acaba beni durduracak bir güvenlik görevlisi var mıdır?” diye düşünmedim değil ama hiç kimse bana “Hop dur, nereye gidiyorsun, kimlik göster” gibi sözler söylemedi. Merdivenlerden yavaşça çıktım ve ana kapıdan içeri girdim. Onlarca genç koridorlarda dolaşıyor, kulağıma her türlü enstrümanın sesi geliyor. Tam karşımda da Chopin’in bir kaide üstünde büstü var. Gençler neşeli, sağlıklı ve güvenli görünüyorlar. Birinden benim Chopin’in büstü ile fotoğrafımı çekmesini rica ediyorum. Biraz dolaşıp konser afişlerine bakıyorum. Müziği ile milyonlarca insanı saran Chopin’in kısa yaşam öyküsü ve bedeninin Fransa’da ama kalbinin doğduğu ülkesi Polonya’da bir kilisede gömülü olması beni hüzünlendiriyor. 1810-1849 yılları arasında kısacık bir ömür süren dostum Chopin, Polonya’nın önemli simgelerinden biri…

Üniversiteden çıkıp artık müze olan evine doğru gidiyorum. Müzenin hemen yanında elbette turistler için anı eşyaları satan bir mağaza bulunuyor. Doğrusu Chopin adına akla ne gelirse üretilmiş… Çikolatadan votkaya, fincandan çantaya, kalemden deftere her eşyanın üzerinde bir piyano figürü, bir Chopin resmi, bir eserinin notalarını yerleştirmişler…Eh buraya kadar gelip de üzerinde Chopin olan bir anı eşyası almadan gitmek olmaz tabii…

Varşova’da gezerken neredeyse her köşede bir konser afişine rastladım… Hepsi de Chopin eserlerinin çalınacağı konserlerdi…

KOPERNİK VE GÜNEŞ SİSTEMİ

1473-1543 yılları arasında yaşayan Kopernik’in adını herhalde ilk kez ilkokul öğrencisi olduğum zaman fen bilgisi dersinde duymuştum. Dünyanın ve gezegenlerin güneşin etrafında döndüklerini ilk söyleyen bilim adamıydı. “Göksel kürelerin devinimleri üzerine” adlı çalışmasında evrenin merkezinin dünya değil güneş olduğunu ileri sürüyordu. Kopernik pek çok bilim dalında öncü sayılabilecek bir bilim adamı ama kilise çatısı altında da bir din adamıydı aslında. Polonya’da çeşitli yerlerde heykelleri bulunuyor. Ben Societas Scientiarvm Varsaviensis (Bu Latince bir ad..Varşova Bilim Topluluğu diye çevirebiliriz) önündeki heykelini gördüm ve tabii hemen yanında yer alan güneş sistemini de. Size belki komik gelecek ama fen bilgisi dersinden sınava girecek bir ilkokul öğrencisi gibi de heyecanlandım bu heykel grubunun önünde.



MARIA MI MARIE Mİ?

Bizim bilim dünyasında Madam Curie diye bildiğimiz, dünyada ilk Nobel ödülünü alan kadın kimyacıya Polonyalılar Maria Salomea Skłodowska diyorlar. Ailesinin koyduğu adıyla Maria, Fransa’ya gidip evlendikten sonraki adıyla Marie Curie, benim hayranlık duyduğum bir kadın… O yüzden onu da dostum olarak seçtim… Avrupa’da ilk doktora yapan kadın, ilk kez Nobel ödülü alan kadın ve farklı bilim dallarında iki kez Nobel ödülü alan ilk kadın…

Radyoaktivite alanında çalışan Madam Curie’nin de çocukluğunu geçirdiği ev şimdi müze… Fransa’da gömülü olsa da doğduğu ülkesini unutmamış ve bulduğu radyoaktif elemente Polonyum adını vermişti. 1867-1934 yılları arasında yaşamış olan Madam Curie ile ilgili herhangi bir obje var mı diye bazı dükkanlara sordum… İlginçtir ki genç tezgahtarlar pek tanımadılar… 50 yaşlarında bir satıcı da “Curie onun Fransız kocasının soyadıdır. Bizim için adı Skłodowska“ dedi… Kimya element tablosunun bulunduğu bir posteri de bana yaklaşık 250 Liraya satmaya kalkıştı.

Gittiğim şehirlerde kitapçıları gezmeyi de çok severim… Aynı zamanda bizim dilimize de çevrilmiş bir kitap görürsem fotoğrafını çekerim… Parlamentoya yakın bir kitapçıda Madam Curie için yazılmış bir kitap buldum ve Curie adına bulabildiğim tek şey bu kitap oldu.

POLSKA BEDZİE WİELKA ALBO JEJ NİE BEDZİE WCALE

Otelimin bulunduğu Aleje Jerozolimskie caddesinin hemen karşısında dev bir panoda Jozef Pilsudski ve yukarıdaki meşhur sözü yer alıyordu… ”Polonya ya büyük olacak ya hiç olmayacak” diye çevirebileceğimiz bu cümle, iki dünya savaşı arasında Polonya’nın ilk devlet Başkanlığını yapan General Pilsidski’yi ölümsüz kılıyor.

Benim de aklıma 1980’lerde Polonya'daki askeri darbe sırasında söylenen “Let Poland be Poland” sloganı geldi… Ama o devir artık kapanmış görünüyor…

Bugün Polonya Cumhurbaşkanı Andrzej Duda. Duda’nın çalışma ofisi ya da Cumhurbaşkanlığı Sarayı diyebileceğimiz bina şehir içinde, çok da sıkı bir koruma önlemi yok… Bahçeye girip rahatça fotoğraf çekebiliyorsunuz. Parlamento da çok yakın ve Sejm Senat diye adlandırılıyor.



WALESA UNUTULMUŞ

Parlamento satış mağazaları da benim mutlaka uğradığım yerlerden biridir. Varşova’da da bu alışkanlığımdan vazgeçmedim. Devlet Başkanı’nın çalışma binası önünde fotoğrafımı çektikten sonra parlamento mağazasına girdim, bir tane fincan ve dergi aldım. Bu arada görevli hanıma ”Eski devlet başkanınız Walesa ile ilgili ne bulabilirim” diye sordum… Yüksek sesle “Nieee” (hiçbir şey) dedi…Beden dilinden de anlaşılan artık Walesa unutulmuş ve hatta sevilmez olmuş… Dünya kamuoyunun adını iyi bildiği Walesa’yı artık Polonya halkı unutmuş...

Hemen Sejm’in karşısında da 2. Dünya Savaşı’nda ölenlerin anısına bir anıt yükseliyor. Bu tür anıtların çevresinin hem şehir planlama açısından hem de anıtın etkileyiciliği açısından boş tutulması gerektiğini düşünürüm… Ancak bu anıt, çevresindeki binaların arasında biraz etkisini kaybetmiş görüntü veriyordu.



DİN FAKTÖRÜ…

Polonya'da dinin toplumdaki yeri önemli… Katolik kilisesinin etkisi kuvvetli. Uzun süre papa görevini yürüten II. Jean Paul’un Polonyalı olması da önemli. Çok sayıda küçük büyük kiliseyi her yerde görebiliyorsunuz. Vitrinlerde Meryem Ana ve İsa figürlerine de sık sık rastlıyorsunuz.

TEKRAR GİTMELİYİM…

Varşova’da 4 gün kaldım ama istediğim gibi detaylı incelemeler yapamadım, tam gezemedim. Üniversiteleri görmek, bir Chopin konserine gitmek, Vistül üzerindeki köprülerde gündüz yürümek, Vistül’ün Baltık Denizi’ne doğru akışını izlemek, UNESCO’nun Kültür Mirası şehirler listesine giren eski şehir merkezini adım adım gezmek, kaleye çıkmak için kesinlikle ilk fırsatta ama kış olmayan bir mevsimde yine gitmeliyim.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner87

banner86

banner85

banner84

banner83

banner82