Öne Çıkanlar ÇOSB Mesleki ve Teknik Eğitim GİRAY DUDA Schulman Plastik ÇOSB

“E-ticarette D2C dönemi başlıyor”

GİRAY DUDA

Dünyayı pençesine alan COVID-19 pandemisi, ‘eski normal’ denilen yaşamımızı ‘yeni dijital normal’ hale getirdi. Kısıtlamalar döneminde, alışveriş, görüşmeler, toplantılar, eğitim dijital hale geldi ve bunların kimileri de kalıcı olacak. Yerel ve global ticarette ise giderek ulaşımın azalması, işyerlerinin ziyaretçilere kapanması nedeniyle, son yıllarda yaygınlaşan e-ticarette bir sıçrama yaşandığını söyleyebiliriz. E-ticaretin bugününü, yarınını ve dijital ödeme sistemlerini, uluslararası denetim, danışmanlık şirketi KPMG Şirket Ortakları Sinem Cantürk ve Emrah Akın’a sorduk.

- Sayın Cantürk ve Akın, içinde bulunduğumuz dönemde e-ticarete yoğun yönelme olduğunu görüyoruz. Türkiye’de e-ticarette gelişmişlik pandemi öncesi ne durumdaydı? Dünya ülkeleri ile nitelik ve nicelik açısından bir karşılaştırma yapabilir misiniz?

- COVID-19 ile hayati önem kazanan sosyal izolasyon, tüketicilerin ihtiyaçlarını karşılamaları için e-ticaret çözümlerine yönelmelerine yol açtı. Şu günlerde Türkiye’de iyice yükselen e-ticarete yönelim, salgın öncesinde de giderek artıyordu. TÜİK verilerine göre 2019 itibarıyla internet üzerinden alışveriş yapanların oranı bir önceki yıla göre yüzde 29.2’den ilk kez yüzde 30 sınırını aşarak yüzde 34’e yükselmişti.

DÜNYADA 3.53 TRİLYON DOLARA ULAŞTI

Dünyada e-ticaret satışları 2019 yılında 3 trilyon 530 milyar dolar olarak gerçekleşti. Covid-19 öncesinde, e-ticaretin yıllık bazda büyüme kaydetmeyi sürdürerek 2023 yılında küresel ölçekte 6.5 trilyon dolara ulaşacağı tahmin ediliyordu. Covid-19 sürecinde online alışveriş alışkanlıklarının iyice pekişmesiyle birlikte, e-ticarete ilişkin hedeflere planlanandan daha erken ulaşılabilir.

PANDEMİ HIZLANDIRACAK

Türkiye Bilişim Sanayicileri Derneği’nin (TÜBİSAD) Türkiye’deki e-ticaret satış rakamlarını inceleyen verilerine baktığımızda ise Türkiye’deki e-ticaret hacminin 2019 itibarıyla 83 milyar TL’lik bir hacme ulaştığını görüyoruz. 2016 yılından bu yana yıllık yaklaşık yüzde 40 civarında seyreden büyüme oranı, sektörün ciddi bir büyüme potansiyeline sahip olduğunu gösteriyor. Pandeminin etkisiyle 2020 yılında büyümenin hız kazanarak devam edeceği söylenebilir.

Ayrıca, Iyzico’nun Online Alışveriş Raporu’na göre alışverişlerin çoğunun 2019 itibari ile artık masaüstü olarak değil mobil uygulamalar üzerinden yapıldığını gözlemliyoruz. Bu anlamda sanal market uygulamalarının popülaritelerini her geçen gün artıracağını öngörüyoruz.

ONLINE PLATFORMLAR BÜYÜDÜ

- Yeni dönemde e-ticarette sektörel olarak bir fırsat, büyüme, öne çıkma olanağı göze çarpıyor mu? COVID sonrasında daha güçlü olacağını düşüneceğiniz sektörler var mı?

- Şirketler COVID-19 sürecine inovasyonla yanıt verdi ve tüketici taleplerini dijital kanallarda karşılamaya hızlı bir şekilde adapte oldu. Online platformlar, bu süreçte yeni tüketicilerin yanı sıra birçok küçük ve orta ölçekli satıcıyı da e-ticaret ekosistemlerine dahil etti. E-ticaret görünümü COVID-19 sonrası için de gücünü koruyor, farklı kategorilerde büyümenin devam etmesi bekleniyor. Talepteki güçlü görünüm göz önünde bulundurulduğunda, perakendecilerin bu süreçte online teslimat kapasitelerini geliştirmesi ve fiziksel mağazalar ile online stoklarını dengeli bir şekilde yönetmesi önem taşıyor.

Perakende sektörü için alışveriş deneyimini kolaylaştıran teknoloji uygulamaları, tedarik zinciri, stok yönetimi ve yüklemelerde/teslimatta önemli fırsatlar sunmaya devam ediyor. Özellikle veri analitiği, COVID-19 öncesinde de birçok şirketin planlamasına destek sağlayan bir teknoloji olarak ön plandaydı, yeni koşulların ve alışkanlıkların kavranması adına önemini koruyor.

MÜŞTERİYLE DOĞRUDAN İLETİŞİM

Bu süreçte yaşanan ve yaşanacak değişimlerin, büyük ölçüde müşteriyi merkeze alacağını söylemek mümkün. E-ticaret modelleriyle birlikte, D2C yani tüketiciyle birebir iletişime geçen “direct to consumer” girişimlerinin ön plana çıkacağını söyleyebiliriz.

COVID-19 öncesinde ağırlıklı olarak ürün/hizmet odaklı bir pazarlama söz konusuydu. Ancak bu süreçte küresel ölçekte değişen müşteri beklentilerine paralel olarak müşteri deneyimini (CX) iyileştirilecek çözümlere yatırımlar gündeme gelebilir.

Sektörün gündemindeki diğer bir konu da müşteri sadakati. Şirketlerin değişen koşullarla birlikte geleneksel puan bazlı sistemden uzaklaşarak birden fazla ürün ve hizmeti kişiselleştirilmiş olarak bir araya getiren entegre programlara yönelmesi rekabette avantaj sağlayabilir. Entegre bir sadakat programı, perakendecilere daha fazla müşteri verisi erişimi ve analizi için imkan sunabilir. Görünümü güçlü olan sektörler arasında e-ticaretin yanı sıra, teknoloji, telekomünikasyon, ilaç, sağlık ve gıda perakendesini gösterebiliriz.

İŞLEYİŞ VE KURALLAR DEĞİŞTİ

- Salgın öncesi e-ticaretin işleyişi ve koşulları ile salgın sonrasındaki işleyiş, koşullar ve gereksinimler açısından farklılık var mı?

- Salgının patlak vermesi ile birlikte birçok sektör, oldukça kısa bir zaman dilimi içerisinde büyük değişikliklere uğradı. Bu bağlamda işleyiş ve koşulların değiştiğini söylemek mümkün. Salgının etkisini aniden hissettirdiği mart ayında çoğu perakendeci, talebi yönetme konusunda sorunlar yaşadı. Fiziksel mağazalarını kapatan perakendeciler, e-ticaret kollarını güçlendirdi. Perakendecilerin bazıları talepte düşüş yaşarken, diğer kısım tüketicilerin kanal değiştirmesiyle ciddi talep patlamaları yaşadı. Panik alımları ile stoklar tükenmeye başladı; talepte yaşanan ani artışı yönetmek zorlu bir süreç oldu. Aynı anda, salgın sebebiyle tedarik zincirinde gerçekleşen bozulmalar, bu talebi yönetmeyi iyice güç bir hale getirdi. Talebi tahmin etmenin ve yönetmenin adeta bir sınava dönüştüğü bir döneme tanıklık ediyoruz.

FİZİKSEL PERAKENDECİLİK GERİLİYOR

Gereksinimlerden söz edecek olursak, artık perakendecilerin e-ticarete yönelmemek gibi bir opsiyonu bulunmadığını görüyoruz. COVID-19'dan önce bile, fiziksel perakendeciliğin cazibesini kaybetmeye başladığını hissediyorduk. Covid-19, sektörde pandemi öncesinde başlamış olan dönüşüme hız kazandırmış oldu. Önümüzdeki günlerde birçok fiziksel mağaza tekrardan büyüme sürecine girecek olsa da, salt fiziksel mağazalardan değer elde etme günlerinin sona erdiği oldukça açık.

AVM’LERİN AÇILIŞI SANAL ALIŞVERİŞİ AZALTMADI

AVM’lerin açılışının e-ticarete olan talep üzerinde kısıtlı bir etkiye sahip olduğunu gözlemliyoruz; online alışverişe talep gücünü sürdürüyor. E-ticaretteki penetrasyon oranları, salgın öncesi döneme göre halen oldukça yüksek seviyelerde. Buna istinaden, perakendecilerin iş modellerini yenilemesi ve dönüştürmesi çok önemli. Ek olarak, yeni tüketici trendleri bize müşterilerin ürün çeşitliliğinden ziyade ürünlere ulaşılabilirliğe önem verdiğini gösteriyor. Müşteriler herhangi bir ürüne hızlıca sahip olabilmek istiyor. Bu trende ayak uydurup müşterilerini tanıyan e-ticaret firmaları rakiplerine kıyasla bir adım öne geçecek.

KRİPTO PARA KULLANIMI ARTACAK

- Yeni dijital dünyada sanal alışverişlerle birlikte gözümüzü ödeme sistemlerine çeviriyoruz. Sanal dünyanın bir başka önemli gerçeği de kripto paralar. Uluslararası piyasalarda büyük dalgalanmalar yaşayan kripto paraların bugünkü durumu ve geleceği hakkında neler söylemek istersiniz?

Son yılların en popüler gündem maddelerinden biri oldu kripto paralar. Özellikle COVID-19 pandemisiyle beraber hiçbirimizin beklemediği kadar hızlı bir dijitalleşme yaşadık, kripto para alanındaki çalışmaların da bu dijitalleşmeden payını alarak hız kazandığını söyleyebiliriz.

Kripto paralar, son birkaç yıldır devlet başkanlarından dev yatırım şirketlerine kadar herkesin çok fazla dikkatini çekmiş durumda. Araştırmalarımız, kripto paraların kullanımının git gide artış göstereceği yönünde. Kripto paralar, ödeme sistemlerini çığır açacak boyutlarda değiştirecek. İleriye baktığımızda, her ulusun kendi kripto parasını çıkarıp, birbirleriyle bu ortamda yarışacağını görüyoruz. Merkez bankaları ve hükümetler, kendilerinden ve regülasyonlardan bağımsız para birimlerine sıcak bakmıyorlar. Bundan ötürü kripto para piyasasını tek elden yürütmek istiyorlar. Bu paralelde regülasyonlar bir süre sonra ödeme sistemleri sağlayıcılarını değil, ödemelerin kendilerini denetleyecekler; çünkü kripto paralar ile ödeme yapma konusunda uluslararası bir fikir birliğine gidilecek, belli bir standarda ulaşılacak.

KRİPTO PARALARIN GÜVENLİK AÇIĞI KAPANDI

- Kripto paralar yatırım açısından bir seçenek olabilir mi? Güvenli olarak saklanabilir mi? İnternette başlangıçtaki büyük patlama ve çöküşler benzeri durumlar yaşanabilir mi?

- Kripto paraların yatırım amacıyla kullanılması için pek çok kurum ve şirket altyapı çalışmalarını sürdürüyor; kripto paralar önümüzdeki yıllarda yatırım piyasalarında giderek etkisini hissettirecek. Piyasada çok sayıda kripto para yatırımı uzmanı belirdi, insanların kripto para kullanarak yatırımlar gerçekleştirmeye ilgisi her geçen gün artıyor.

Piyasaya ilk sürüldüğünde güvenlik altyapısı çok köklü olmayan kripto paralar, teknolojinin gelişmesiyle birlikte güvenlik açıklarını kapattı. Kripto paralar, merkezi bir sistem üzerinden yönetilmediği için manipülasyon gibi kötü niyetli işlemlerin yapılmasını engellemesi bakımından güvenilir olarak tanımlanabilir. Bu alanda güvenliğin temelini Blockchain (blok zinciri) teknolojisi oluşturuyor. Kripto paraların şifreleme temeli olan ve veritabanı üzerinden yapılan işlemleri özel kodlarla bulunduran bu teknoloji, paranın yabancı kişiler tarafından ele geçirilmesini engelliyor. Bu kodların her biri özel bir sistemle belirlendiği için şifre kırmak ya da hesaplara girmek oldukça güç. Nadir de olsa bu sistemde bazı aksaklıklar ve güvenlik sorunları meydana gelebiliyor, ancak bu sorunların her mecrada gerçekleşebileceğini unutmamak gerekiyor.

ÜLKELER KENDİ KRİPTO PARALARINI ÇIKARDI

- Ülkelerin kripto paralara bakışı nasıl? Bugünkü kimi ülkelerin yasaklamaları sürdürülebilir mi?

- Halen başlangıç aşamalarında olan bir teknoloji kripto para. Bu sebeple, ülkelerin kripto paralara bakışı bölgelere göre değişkenlik gösterebiliyor. Ülkelerin kripto paraya karşı takındıkları tavır daha çok regülasyon kaygılarıyla alakalı. Bitcoin piyasaya ilk sürüldüğünde gerekli regülasyonlar inovasyonun hızına yetişememişti; Bitcoin kullanımının yasal boyutu akıllarda soru işaretleri uyandırıyordu. Bu paralelde, regülasyon bariyerini aşmak isteyen ülkeler, kendi kripto paralarını piyasaya sürdü veya sürmek için hazırlıklarını sürdürüyor. Ekvador, Çin, Senegal, Singapur ve Tunus halihazırda kendi kripto paralarını yayımlamış ülkeler.

DRAGHİ KRİPTO PARAYA KARŞI

Ülkelerin kendi kripto paralarını çıkarmasının karşı olunduğu örnekler de var elimizde. Geçtiğimiz eylül, zamanının Avrupa Merkez Bankası Başkanı Mario Draghi, Eurozone’da (Euro bölgesi) yer alan ülkelerin ulusal tek para biriminin Euro olduğunu ve bunun değişmeyeceğini belirterek kripto paralara karşı oldukça soğuk bir duruş sergilemişti.

Ülkelerin kriptoya karşı şu anki duruşları ne olursa olsun, yaptığımız araştırmalar ve yükselen trendler bize yakın gelecekte kripto paraların durdurulamaz olduğunu gösteriyor. Ödeme sistemlerinin giderek dijitalleştiği bir dünyada ülkelerin yasakları sadece bir noktaya kadar devam edecektir.

SİBER AKTÖRLER İÇİN FIRSAT

- Sanal dünyadaki her türlü faaliyette sanal tehdit ve riskler yer alıyor. Sanal korsanlık faaliyetlerinde de bir artış görülüyor mu? Riskler ne oranda büyüdü, korkulmalı mı?

- Sanal dünyadaki tehditler ve riskler, başka bir deyişle siber riskler, giderek dijitalleşen dünyamızda ön plana çıkan bir konu oldu. Özellikle COVID-19 sebebiyle çoğu faaliyetin online yapılması, kötü niyetli siber aktörler için fırsatlar oluşturdu. Pandemi ile beraber e-mail dolandırıcılığı, oltalama ve kişisel bilgilerin ele geçirilmesi gibi aktivitelerin artış gösterdiğini gözlemliyoruz.

Bu noktada riskler artış gösterse de, önemli olan bizim tehdit oluşturabilecek durumları tespit ederek bunlara karşı hazırlıklı olmamız. Şunu unutmamak gerekiyor, risklerin artması ile beraber siber güvenlik alanındaki çalışmalar da artış gösteriyor.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner87

banner86

banner85

banner84

banner83

banner82