Öne Çıkanlar KPMG TÜRKİYE Sinem Cantürk ÇOSB Girişimcilik Paneli İKV BAŞKANI AYHAN ZEYTİNOĞLU Proje bazlı teşvikler ÇOSB Başkanı Eyüp Sözdinler

 ‘Otomotiv sektörü Sanayi 3.0 düzeyinde’

GİRAY DUDA

Sanayi 4.0’a hızla uyum sağlamak, endüstri dünyasının irili ufaklı tüm şirketlerinin gündeminin baş sırasına oturdu. Otomotivin sanayi devrimine ne kadar yakın olduğunu, ana üretim üsleri ve yan sanayi şirketlerinin neler yapması gerektiğini, Türkiye’nin güçlü kuruluşlarından Ford Otosan’ın Dijital Dönüşüm Direktörü Hayriye Karakuzu Karadeniz ile konuştuk.

- Sayın Hayriye Karakuzu Karadeniz, 1, 2, 3 ve 4 olarak sıralanan sanayi devrimlerini göz önünde bulundurursak, otomotiv sektörü şu anda bunların tam olarak neresindedir?

- Türkiye’yi mi bizim şirketimizi mi önce ele alalım.

- Ford Otosan’dan başlayalım, daha sonra Türkiye’yi de konuşuruz.

- Sanayi devrimi bu sıra ile gidiyor ama bazen de çok karışıyor. Özellikle robot implementasyonları, otomasyon kısmı da karışıyor ve sanayi 4.0 gibi anlaşıldığı oluyor. Biz şirkette genel olarak robot implementasyonlarını, otomasyonları tamamen sanayi 3.0’da ele alıyoruz. Dünyada da böyle ele alınıyor. Sanayi 4.0’ı hakikaten daha akıllı, daha çok düşünen, daha çok öğrenen, kendini yöneten ve belli bir zamanda da inisiyatifi ele alıp direkt olarak tak-çalıştır modundaki fabrikalar gibi görüyoruz.

FORD ÜRETİM SİSTEMİ

Otomotiv sektörü açısından baktığımızda, bu sektörün aslında oldukça ilerlemiş durumda olduğunu görüyoruz. Otomotiv üretimi, biliyorsunuz ağır sanayi üretimi olan bir yer ve ağır sanayi üretimi olduğu için de hem hatların otomatikleşmesi, hatların kurulumu, hatların yanındaki pek çok ekipman ve malzemelerin ağır olması, çok fazla malzemenin olmasıyla beraber bu üretim sistemlerinin süreçlerinin de uyumlu yürütülmesi anlamına geliyor. Ne demek bu? Mesela biz uzun yıllardır Ford Üretim Sistemi diye bir sistem yürütüyoruz. Ford Üretim Sistemi ile bu sistemler oturduğu için otomasyon otomotive erken geldi. Bizim seviyemizin pek çok noktada 3.0 olduğunu söyleyebilirim. Bunlar atölye diyebileceğimiz birimlerde. Kaynakta, boyahanede, preste daha yüksek seviyelerde iken montajda ise 2.0 diyebileceğimiz bir noktada. Ama diğer alanlarda kesinlikle 3.0 noktasındayız. Yüzde 50’nin üstünde otomasyon olan alanlarımız var. Yakın zamanda yüzde 70- 80’lere çıkarmayı hedefliyoruz.

MONTAJ HATLARI EMEK YOĞUN

Otomasyonla birlikte başka hedefleri de önemsiyoruz. Birincisi hatların ergonomik olması, çalışanların dik durabilmesi, maksimum 12 kilogram yük taşıyacak biçimde düzenlenmesi. Bunların dışındaki her şeyi otomasyonla yapmaya çalışıyoruz. Üretim merkezimizi, insanların rahat çalışacağı bir ortam haline getirmek istediğimiz için geri kalan her şeyi otomasyonla yapmaya, onlara yardımcı malzemeler yaratmaya çalışıyoruz. İşin özeti, otomotiv üretimini ben genel olarak 3.0 diye görüyorum ama 2.5 ile 3 arasında olan yerler de var. Montaj hatları biraz daha emek yoğun, otomasyonun düşük olduğu yerler.  Sebebi de çok kompleks, çok çeşit olması.

Türkiye’de de durum aşağı yukarı böyledir. Çünkü Türkiye’de son 10 yılda otomotiv çok hızlı gelişti. Birçok şirket, birbirinin peşi sıra aynı yatırımları yaptı. Sektörde, Ford Otosan’ın yerinin çok iyi olduğunu biliyorum.



DİJİTALEŞMEMİZ ORTALAMANIN ÇOK ÜSTÜNDE

- Bunun, dijitalleşme gibi bir ölçüsü var mı?

- Endüstri 4.0’ı bir yana koyarsak, dijitalleşme açısından bazı ölçümler yaptırıyoruz tabii. Kendi yaptırdığımız ölçümlerde nerede olduğumuzu biliyoruz. İki yıldır Accenture’un yaptığı bir araştırma var biliyorsunuz. ODTÜ, Boğaziçi Üniversitesi ve Türkiye Bilişim Vakfı ile yapılan bir çalışma. Orada, motorlu taşıtlar üretiminde biz geçen yıl 77 puanla sektör lideri olduk. Ortalamanın çok üstündeydik. Bu yıl aynı araştırma bir kez daha yapıldı ve puanımız 93’e çıktı. Türkiye ortalamasının 61 olduğunu söyleyeyim. Otomotiv sektörünün ortalaması da 50’ler dolayında. Tabii endüstri 4.0 başka bir şey, dijitalleşme onun çok daha üzerinde ve genel. Sektörün ciddi anlamda önünde olmaktan dolayı memnunuz. Telekom, bankacılık, perakendecilik sektörlerinin ise arkasındayız. Bu da aslında bizim için kabul edilebilir bir nokta.

SANAYİNİN GENEL ORTALAMASI 2.0

- Otomotiv sektörünün bu nedenle sanayi 4.0’a en çabuk uyum sağlayabilecek bir sektör olduğunu söyleyebiliriz değil mi?

- Evet, öyle. Sanayi 4.0’a geçmek için önceki seviyeleri atlamanız gerekir. Önce 3’e gelmelisiniz. 1.0 ve 2.0’dan 4.0’a atlamak mümkün değil. Otomotiv 3.0 dolaylarında olduğu için 4.0’a geçmek daha gerçekçi gözüküyor.

- Türkiye’de sanayinin genel ortalaması 2.0 olarak mı kabul ediliyor?

-  Evet. Boston Consulting’in TÜSİAD’la beraber yaptığı araştırmada bazı yerlerde daha da düşük olmasına rağmen genel olarak 2.0 olduğu vurgulanıyordu. Tabii emek yoğun olan işyerleri de var.  

BİR ARAÇ 1.500 PARÇADAN OLUŞUYOR

- Otomotivde araç üretiminde yan sanayiden hangi oranda parça tedarik edildiğine dair bir ölçü var mıdır? Bu her araç için değişir herhalde değil mi?

- Şirketlerin çalışma biçimlerine göre değişiyor. Bizim Ford Otosan’da takım kalıp atölyemiz var. Presi de kendimiz yapıyoruz. Ham sac alıp kapılarımızı kendimiz basıyoruz. Plastik ürünlerin bir kısmını ve boyamızı da biz yapıyoruz. Bu birimler her şirkette yok. Bu birimlerin olup olmamasına göre işinizin ne kadarını kendiniz yaptığınız veya ne kadarını dışarıdan satın aldığınız değişiyor. Ama satın almanın büyük oranlarda olduğunu düşünüyorum. Bizim araçlarımızda 1.500’e yakın parça var. Bu kadar çok olunca, yüzde 70’lerden fazlasını dışarıdan imalatçılardan almak söz konusu oluyor.



DAKİKADA BİR ARAÇ ÜRETİYORUZ

- Bu kadar çok parçanın satın alınmasının planlanması, satın alınması, stokta tutulması ve kullanılması gerçekten büyük bir organizasyon gerektiriyor herhalde.

- Dediğim gibi bu üretim süreci çok kompleks. Biz, 70 farklı ülkeye farklı araçlar satıyoruz. 400 bin kapasitemiz var ve geçen yıl 350 bin araç ürettik. Üretim hattımızda neredeyse dakikada bir araç çıkıyor. Bu kadar çok araç ürettiğiniz zaman ve bu kadar çok ülkeye farklı konseptte ihracat yaptığınız zaman, ticari araçların dış görünümünden klimalarına kadar ve o ülkelerdeki regülasyonlar düşünüldüğünde karşınıza 1 milyonun üstünde çeşitlilik çıkıyor. Bunun anlamı aldığımız parça sayısının 1.500’ün çok üstüne çıkmasıdır.

TEDARİKÇİLERİMİZLE ENTEGRASYONUMUZ TAM

Ancak, otomotivde süreçler uzunca bir süredir oturdu. Yıllardır, imalatçılarımıza, EDR denilen sistemlerle programları, altı aylık işlemleri, yakın dönem, haftalık, günlük programları sunarız. Onlar da bize gönderirler. Böyle bir entegrasyon çok uzun süredir var. Aksi takdirde bu hareketi yönetemezsiniz. Binlerce parçanın sürekli olarak gelip gittiğini düşünsenize. Bu sistem uzun süredir kullanılmaktadır. Bankalarda nasıl swift çok hareket olduğu için uzun zamandır varsa bizde de öyle. Otomotivde bu gidip gelmeler biraz daha dosya formatında ama çok uzun süredir yürüttüğümüz standartlar var. Program nasıl iletilir, parçalar ve irsaliye nasıl gönderilir diye belirlenmiş sistemlerimiz var.

KAMYONLAR İKİ KERE RİNG ATAR

Bir de bunun fiziksel yanı var ki o daha da  zor. Bizim sistemimize göre kamyonlar günde iki kere ring atarlar. Bir de şöyle bir şey var: O parçaların hepsini minimum stokta tutmanız lazım. Hemen getirip hatta kullanmalısınız. İmalatçıya da çok uzun süre stokta tutturamazsınız. O yüzden o programlar sağlıklı iletilecek, çok hızlı bir biçimde de fabrikaya gelecek.

Bir grup imalatçımız çok kompleks parçaları doğrudan fabrikamızın içinde üretiyor. Mesela koltukçu, gövdeciler burada çalışır. Çünkü örneğin kimi özellikler istenmekte, kimileri istenmemektedir. Bizim sistemimiz, araç hatta girdiğinde ona sinyal gönderiyor. Senin şu parçanla ilgili araç geliyor, der. O da hemen ilgili parçayı getiriyor ve birleşip gidiyorlar. Bu tip parçaları sıralı biçimde isteriz. Çünkü tamamen o arabaya özel yapılmaktadır. Yani keyifli ve meşakkatli bir işimiz var.

AMACIMIZ KAYIPLARI AZALTMAK

- Peki sizin tedarikçileriniz, yan sanayi şirketleri sizinle birlikte 4.0’a geçebilecek durumdalar mı?

- Bizim amacımız onlarla birlikte üretim yapmak. Aslında, ana şirket ortada ama siz çevrenizdeki tedarikçileriniz kadar güçlüsünüz. Zincirin zayıf halkası belki de burası. Ne kadar 4.0’a geçsek, dijitalleşmeyi maksimum yapsak, sistemi optimize etmek istesek de o taraftan parçaları alıp kullanamazsam kendi hızımı onun hızına göre ayarlamak zorunda kalırım. Elbette bunları da göz önünde bulunduruyoruz. Aşama aşama gitmeyi planlıyoruz.

Uzun dönemde bütün imalatçılarımızı kendi ana yapımıza bağlı hale getirmek istiyoruz. Onlarla anlık stok görmek istiyoruz. Benim hattımdaki aracın planıyla ilgili bir değişiklik olduğunda kamyon ona göre gideceği yeri belirlesin. Benim hattımda bir arıza olursa o da programını değiştirsin. Ya da onda bir arıza olursa ben burada sıramı değiştireyim. Niyetimiz her tarafta bütün kayıpları azaltmak. Endüstri 4.0’ın ilk sağlayacağı şey zaten o. Nedir kayıplarımız? Fazla stok tutuyoruz. Kaliteyle ilgili eksikliklerimiz oluyor. Kazalar, gereksiz duruşlar yaşayabiliyoruz. Bunların her birine aslında atak yaparak iyi teknolojinin de aracı olmasıyla kaldırmak istiyoruz.

İlk olarak stokların görünürlüğünü sağlarsak ne olacak? Ben imalatçımı arayıp, benim parçam neden gelmedi, sana sipariş geçmiştim, demeyeceğim, orada bir problem olmuşsa onunla ilgili başka bir aksiyon alabileceğim otomatikman. Böyle bir niyetimiz var ve bu yolda gidiyoruz.



MÜŞTERİ DE İŞİMİZİN BİR PARÇASI

- Evet, sizin temponuzun aksamaması gerekiyor.

- İmalatçılar bu işin çok ciddi bir parçası. Aynı biçimde müşteriler de işin bir parçası. Bayi ve mühendislik de bir başka parçaları. Bunların hepsi birbirine bağlanınca keyifli bir üretim söz konusu olacak. Hayalimiz, müşteri arabayla ilgili bir siparişi verdiği anda, o özelliklerdeki aracı hemen üretip hızlıca müşteriye vermemiz.

İSTENEN ARACI HIZLA TESLİM ETMELİYİZ

- Müşteri açısından düşündüğümde yapılacak şeyler var gibi geliyor. Bir bayiye gidip otomobil almak istediğimde, biraz farklı özellik ve renklere sahip araçları seçtiğimde bana birkaç ay beklemem gerektiği söyleniyor. Yıllar önce araç satıcılarının bir havuz oluşturup bir bayide olmayan aracın diğer bayiden tedarik edileceği açıklanmıştı. Ama bu uygulama ile hiç karşı karşıya gelmedim.

- Son zamanlarda biliyorsunuz üretim 1 milyonu aştı. Satışlar çok iyi gidiyor. Bu nedenle temkinli stoklarla hareket ediliyor. Bayiler arasında böyle bir değişim uygulaması var. Hatta merkez de buna uygun üretim yapıyor.

Aslında söylediğiniz nokta bizim varmak istediğimiz nokta. Burada üretiyoruz ama müşteri gelmezse o araç kalacak. Otomotivde bu riski taşıyorsunuz. Niyetimiz müşterilerimizi birkaç ay bekletmemek. Bir grup parçayı stoklayarak müşterinin isteğini kısa zamanda karşılamak amacındayız.  Özel bir talep için, o aracın üretimi 1-2 gün sürüyorsa, teslimatın da en fazla bir hafta içinde tamamlanmasını hedefleyeceğiz. Tabii ki sonuçta hemen olacak şeyler değil ama niyetlerimizin böyle olması gerekir.

MÜŞTERİLER SABIRLI

Türkiye’de sabırlı bir müşteri grubu var. Ben arkadaşlara hep şunu diyorum, 50 liralık alışveriş yaptığınızda market aldıklarınızı getiriyor, biz ise müşterinin ayağına gitmiyoruz. Müşteri bundan sonra bunu sorgulayacak. Müşterilerin değişen davranışlarını ve bizim buna nasıl adapte olmamız gerektiğini görüyoruz. Bütün yapı akıllıca birbirine nasıl bağlanır diye çalışıyoruz.

İŞÇİLER KATMA DEĞERLİ İŞLER YAPACAK

- Endüstri 4.0’a geçince hep robot mu kullanacaksınız, işçiler olmayacak mı?

- Aslında çok öyle değil. İnsanın çalışmasının zor olduğu, insan çalışmasından tasarruf yapabileceğimiz yerlerde neler yapabileceğimize bakıyoruz. Her şeyi otomatize edelim diye bir dert yok. Çünkü, klasik fizibilite yapar gibi, fayda ve zararına, toplam maliyetine ve getirilerine bakıyoruz. Hele Türkiye’de hala işçilik ücretleri belli bir düzeyde olduğu için öyle bir niyetimiz yok.

Ama, insanları da rutin işlerinden alarak daha katma değerli işlere almak istiyoruz. Bu nedenle, Gölcük’de, Kocaeli Üniversitesi ile birlikte kurduğumuz Ford Otosan Otomotiv Yüksek Okulu var. Bu tür eğitimleri orada yapıyoruz. Bir laboratuvar kurduk. Daha çok kişiyi bizim konularda eğitmek istiyoruz. İnsanların yenilikler, yetkinliklerle bazı şeyleri yapmaları lazım. Belki oradaki parçayı taşımayacak ama onu kontrol edecek, daha hızlı üretim için neler yapılması gerektiğini düşünecek, kaliteyi izleyecek, daha katma değerli işlerin yapılması gibi konularla uğraşacak. Yani mükemmel kalite için uğraşacağız. Bu sebeple insansız fabrikaya gitmek gibi bir niyetimiz yok şu anda.

HIZ VE VERİMLİLİK AMAÇLIYORUZ

- Daha bilgili, kalifiye insanların görev alacağı bir sisteme geçmek istiyorsunuz. Dakikada bir araç ürettiğinizi söylüyorsunuz. Sanayi 4.0 ile bu süre 1 dakikanın da altına mı inecek?

- Niyet daha kısa sürede yapmak. Ayrıca başka kayıpların da azalmasını istiyoruz. Örneğin, bir parçayı alıp teste götürmek, bir yerde aynı anda olabilir. Sonrasında bir prosesse gerek kalmaz. Aynı hatta daha farklı aracın üretilebildiği esnek üretim gelebilir. Daha özel araçlar tasarlanabilir. Yani hem hızlanmak, hem verimli olmak hem de işi büyüterek yola devam etmek istiyoruz.

ENDÜSTRİ 4.0’DA YASAL MEVZUAT İÇİN ÇALIŞIYORUZ

- Biraz da ülke sanayisinden söz edelim. Siz ve sizin gibiler, herhalde endüstri 4.0 ile yatıp kalkıyor, belki de rüyanızda bile onu görüyorsunuz. Kocaman bir ülke sanayisinin devrim yapabilmesi için öncelikle yasal mevzuatta da bazı değişiklikler yapılması gerekiyor mu?

- Bir süredir hem TÜSİAD, hem TAYSAD, hem de Otomotiv Sanayi Derneği üzerinden bu konuları tartışıyoruz. TÜSİAD’ın başkanlığında, tamamen standartların oluşturulması, platform kurulması konusunda kurulan bir endüstri 4.0 komitesi var. Bizim arkadaşlarımız da işin içinde ve çalışmalara destek veriyorlar. Hazırlanan paketin içine, teşvikler,  bu konunun kolaylaştırılması, daha fazla istihdamla kalifiye elemanların yetişmesi, üniversitelerin proseslerinin girmesi gibi pek çok alanda STK’larla birlikte çalışma yapılıyor. Biz de bunun ciddi bir parçasıyız. Yakın bir zamanda bu çalışmanın bitirilip paketin açıklanmasını bekliyoruz. Herkes buna destek olmalı.

YATIRIM MİKTARLARI FARKLI OLACAK

- Endüstri 4.0 için şirketleri zorlayacak büyüklükte yatırımlar gerekiyor mu? Belki sizin bu konuda biraz rahatlığınız var.

-  Bunu bir endüstri 4.0 ve bir de dijitalleşme açısından söyleyeyim. Endüstri 4.0 dediğimizde şirket içinde bir modernizasyon, altyapıların buna uygun hale gelmesi gerekiyor. Makinalarınızın ne kadar yeni olduğu, network yapınız gibi birçok konu var. Daha sonra o verilerin alınıp akıllı hale gelmesinde çeşitli yerlerden hizmetler alabilirsiniz ya da kendiniz oluşturabilirsiniz. Yani bu kimisi için pahalı olabilir, kimisi için de pahalı olmayabilir. Ekibiniz var mı? Buna başlamak için mevcut yatırımınız ne kadar? Ama başta 1 dolarlık bir kazanç için 7 dolar modernizasyona para harcamanız gerekiyor. Kısacası modernizasyona para harcamaya mecbursunuz. Bu, sizin hangi seviyede olduğunuza bağlı.  

Dijitalleşmede şirketin daha genel dijital gücüne bakarak birçok şey yapabilirsiniz.  Örneğin, diyebilirsiniz ki, benim en fazla iyileştirmem gereken konu, çalışanlarımın her yerden, her şekilde bağlanabilmesi. Yani iletişim. Bunu yaparsam ben şu kadar kazanç sağlarım. Bunun için çok fazla para harcamanız gerekmiyor. Çok fazla seçenek var.

Dijitalleşmede biz uçtan uca, şirketin tüm faaliyetlerine bakarak, o faaliyetlerin içinde en önemlileri üste çıkararak, sonra da onların fayda yatırımlarına bakıp şirket açısından stratejik önceliklerine göre seçerek hareket edebiliriz. Dijitalleşmede hemen tüm fabrikayı birbirine bağlayacağız diye bir konu yok.

Mesela müşterinize açacağınız bir servisle, ya da sağlam bir ERP sisteminiz yoksa onu daha mükemmel hale getirerek bu aşamaları geçebilirsiniz. Dijitalleşme şemsiye sistemdir. Her şeyde olduğu gibi neyin çözülmesi gerektiğine bakılması lazım. Ne problemim var, nerede atak yapacağım ve hangi derdi çözeceğim? Bu derdi çözerken de ne yapacağım?

TEŞVİK VE KAYNAKLAR VAR

- Böyle bir yola gitmeye niyetlenenlerin faydalanabileceği kredi, teşvik, hibe gibi olanaklar var mı?

- Çeşitli seçenekler mevcut. Mesela Horizon 2020 gibi büyük program var. Belli konulardaki teşviklerden yararlanılabilir şirketler. Ar-Ge Center veya teknokentlerde bu projeler için teşvikler var. Avrupa’ya verilen destekler var ve bunlardan Türkiye’deki kurumlar fazla yararlanmıyor.  Son yasada Ar-Ge merkezinde çalışacak asgari kişi sayısı aşağıya çekildi. Pek çok projede alınabilecek teşvikler var. Yeter ki biraz uğraşılsın. 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner87

banner86

banner85

banner84

banner83

banner82