Öne Çıkanlar Microsoft Emeritus Profesör İlter Turan CEVAHİR UZKURT ÇOSB Sürdürülebilirlik Raporu GİRAY DUDA

Çocukluk yıllarının ‘anayurdunu’ maketleriyle müzeye taşıdılar

R. GÜNEŞ ŞAHİN

Halk kültürü alanında çalışmalarıyla tanınan öğretmen, şair, oyun yazarı ve siyasetçi Ahmet Kutsi Tecer’in 1927 yılında yazdığı en bilinen şiiri şu dörtlükle başlar:

“Orda bir köy var, uzakta,

O köy bizim köyümüzdür.

Gezmesek de, tozmasak da

O köy bizim köyümüzdür…”

Başka bir öğretmen Ayhan Çetin sanki Tecer’den esinlenmiş gibi Selçuk-Kuşadası-Seferihisar yollarının kesiştiği Pamucak kavşağında doğduğu köyü sanatsal bir incelikle canlandırmış, kültürel bir zenginlik ortaya koymuş. Kuşadası yoluna kavşaktan dönülünce hemen sağınızda göreceğiniz Ayhan-Nazmiye Çetin Maket Köyü’nü mutlaka gezip görmelisiniz.

Breziyalı romancı Jorge Amado (1912-2001) “insanın anayurdu çocukluğudur” der. Ayhan-Nazmiye Çetin çifti 1950’li yılların, çocukluk dönemlerinin geçtiği Konya’nın o yıllarda köy olan Akviran’ına maketleriyle hayat vermişler, “anayurtlarını” bugüne taşımışlar.

‘EN İYİ OTANTİK ÜRÜN ÖDÜLLÜ’ AYHAN ÇETİN 17 SERGİ AÇTI

Matematik ve Fen Bilgisi öğretmenliğinden 1988’de emekli olan Ayhan Çetin, aynı yıl eşi Nazmiye Çetin’le birlikte sanat çalışmalarına başladı. Önce gezici maket sergileri açtı. Sonra eserlerini Maketköy Müzesi’nde tpladı. Yurtiçinde on dört, yurtdışında Kültür Bakanlığı aracılığıyla üç sergi açtı. Toplam 17 sergi açan, çeşitli müzelere eserler veren sanatçı Çetin, halen çalışmalarını İzmir Selçuk-Pamucak kavşağında açtığı Maketköy Müzesi’nde sürdürüyor. Kültür Bakanlığı tarafından kültürel ve sanatsal bir miras olarak değerlendirilen maketköy İzmir Turizm ve Kültür Müdürlüğü’ce Birinci İzmir Turizm Ödülleri’nde “En İyi Otantik Ürün Ödülü”ne değer bulundu.

ESERLERİ NERELERDE SERGİLENDİ?

Ayhan Çetin’in müzElerde bulunan eserleri şöyle:

Maketköy (İzmir-Selçuk)- 1950 yılı Konya Akviran köyü, köydeki yaşam, gelenek ve görenekler, Nasreddin Hoca fıkraları, halkoyunu ekipleri, taş devri kompozisyonları.

Miniatürk (İstanbul)- Çanakkale ve Kurtuluş Savaşı kompozisyonu.

Antalya Arkeoloji Müzesi- Kaybolmaya yüz tutmuş el zanaatları kompozisyonu.

Alanya Müzesi- Köy düğünü kompozisyonu.

M. Paxman Özel Müzesi (ABD)- Köy odası kompozisyonu.

Konya İstiklal ve Çanakkale Savaşları Şehitliği Müzesi- Konya köylerinde seferberlik yılları. Çanakkale ve Kurtuluş Savaşı kompozisyonu.

‘ESERLERİMİZ KORUNAMIYOR’ SİTEMİ

Ayhan Çetin bu bilgileri verdikten sonra, “Binbir emekle ortaya konulan bu eserler ne yazık ki gerektiği gibi korunamıyor. Kültürel ve sanatsal açıdan maketlerimize gereken özen gösterilmiyor. Yıllardır zengin bir tarihle örülü Anadolu’ya ait değerlerin, geleneklerin yok olmaması, gelecek kuşakların aktarılmasını amaçlıyoruz” dedi. Serzenişlerini yumuşak, kibar ve uygun bir ses tonuyla dile getirdi.

İKİNCİ SİTEM TUR ŞİRKETLERİNE

Çetin’in bir de tur şirketlerine serzenişi var. “Efes şurası. Efes’e, Şirince’ye her gün yüzlerce turist taşıyan otobüs geliyor. Alelacele bu iki nokta turistlere gezdiriliyor. Güzergahlarına maketköyü de ekleseler, turistler başka bir dünyayı tanıyacaklar. Ayhan-Nazmiye Çetin Maket Köyü’nü en çok öğrenciler ziyaret ediyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı, 2000 yılında açılan müzemizi kültürel bir varlık olarak tanıyor ve tanıtıyor. Bu kültürel varlığın ayakta kalması için desteklenmemiz gerekiyor. Müzemiz kendi kendini çevirebilmeli” dedi.

İŞTE 1950’DEKİ AKVİRAN KÖYÜ

Sanatçı Ayhan Çetin’le müzeyi gezmeye başlıyoruz. Girişte hemen sizi çift süren bir maket karşılıyor. Sonra 1950’de köydeki beceri ve zanaat sahiplerinin canlandırmaları karşılıyor ziyaretçileri. Her eşeğe ayrı semer yapan Semerci Teyfik, 1945-1946’da 5 kuruşa bir kez tıraş yapan ya da bir teneke buğdaya bir yıl tıraş yapan berber. Berberin kendi maketini yapmış Ayhan Çetin. Testi, küp yapan kapcı Mahmut, kalaycı Ali, bakkal Hüsnü, demirci Abdurrahim usta, terzi Mekteplinin Memet bütün becerileriyle canlandırılmış. Evet ayakkabı tamircisi, nalbant Bekir usta çalışırken yerini almış maket dünyasında. Yayık yayan kadınlar, yufka açan analar, yufka açan ananın arkasında Ayhan hocanın gerçek beşiği, hemen yanında yün ipleri kök boya yapan evin erkeği, tezgahta halı dokuyan kadın gerçek hissi uyandırıyor gezi boyunca. Fotoğrafçı körüklü makinesiyle, çarkta ip büken, yün eğiren, el değirmeninde bulgur çeken kadınlar karşılıyor ziyaretçileri.

DÜĞÜN, ÇERCİ,ÇEŞME BAŞI

Kapalı salona geçince köy kahvesi, kız ve erkek evi olarak düğün figürleri canlandırılmış. Köye gelen çerçi, Nasreddin Hoca fıkralarının temsili maketleri, çeşme başı “piyasası”, harman yeri yanında su kuyusu. O dönemin köy okulu, tipik damlı köy evleri. Ayhan Çetin’in öğretmen babasından kalma çocukluk yıllarının evi, hepsi Maket Müzesi’nde.

MAKETLERİ NASIL YAPIYOR?

Canlı hissi uyandıran maket heykelleri nasıl yaptığını merak ediyorum. Ayhan Çetin, “Maket heykellerde tel iskelet üzerine dolgu maddeleri kullanıyorum. Pamuk, bez gibi dolgu maddeleri. Tel iskeletin üzerini soğuk seramikle kaplıyorum. Makette insanların eklem yerleri hareketli. Örneğin bir bebeğe farklı pozisyonlar verebiliyorum, kompozisyonunu değiştirebiliyorum. Yüzü ve vücudu özel boyalarla boyuyorum. Giysi tasarımlarımız özgün, bize ait. Giysileri eşim Nazmiye hanım yaratıp dikiyor” dedi.

Maket yapmaya nasıl başladığını sorunca Ayhan Çetin şu yanıtı verdi: “Bir yerlerden öğrenmedim. Maket yapma tekniklerini kendim geliştirdim.”

Müze kurduğu alanı satın aldığında bataklık olduğunu belirten Çetin şunları söyledi: “4 bin kamyon toprak getirip bu alanı düzelttim. Sonra müzeyi kurduk, ağaçlar diktim. Yeşil bir alan yarattık.”

Belleklerde yer bulmaya çalışır kendine geçmişimiz. Günlük hayatın koşturmacası, teknolojiyle birlikte koparır özümüzden benliklerimizi. Düşlerimizden bile silinir zamanla çocukluğumuz. Ancak Nazmiye ve Ayhan Çetin çifti çocukluk öykülerinin silinip gitmesine izin vermediler. Çetin çifti, Konya’nın Akviran Köyü’nde yaşadıkları çocukluklarını, el yapımı bebekler ve maket köylerle Selçuk’ta kurdukları köy müze projesinde hayata geçirdiler.

Yolunuz İzmir’e düştüğünde, uğramanız gereken turistik noktalar arasında mutlaka yer almalı Çetin Kültür Köyü Müzesi. İzmir’in Selçuk ilçesi Pamucak-Seferihisar-Kuşadası kavşağına yakın Arvalya Mevkii’nde yer alan bu şirin müze, Çetin çiftinin yaratıcılıklarını geçmiş zamandan almalarıyla ortaya çıktı.

Emekli bir öğretmen olan Ayhan Çetin, yıllardır zengin bir tarihle örülü Anadolu’ya ait değerlerin, geleneklerin yok olmaması için çeşitli müze projelerinde eserleriyle yer aldı. Ancak eserleri taşınmayacak boyutlara gelince müze özelliği taşıyan bir galeri yapmaya karar verdiler. Çetin Kültür Köyü Müzesi de bu fikirle 2000 yılında yaratıldı. Çetin çifti, 1950’li yıllarda yaşadıkları köyleri Akviran’ı, yaptıkları heykelcik ve maketlerde bütün ritüelleriyle anlatıyor. Ziyaretçilerine geçmişte güzel bir yolculuk bir fırsatı sunuyor.

Müzede bebek örnekleri, maketler ve heykeller bulunuyor. Bunlar Batı Anadolu köylerinin günlük yaşantısını, örf ve adetlerini, unutulan çocuk oyunlarını yansıtıyor. Müzede ayrıca Kurtuluş Savaşı’nda cephedeki durum, cephe gerisindeki viran olmuş, yokluk içindeki köyler, cepheye yiyecek ve cephane taşıyan konvoylar, Elif’in Kağnısı gibi kompozisyonlara da yer veriliyor. Bunun yanı sıra Anadolu’nun değişik yörelerinden Silifke, Ağrı kadın, Ege kadın, Ege zeybek gibi folklor ekipleri, “Ye kürküm ye”, “Parayı veren düdüğü çalar” gibi Nasrettin Hoca fıkraları ve taş devrini anlatan kompozisyonlar da mini maketlerde hayat buluyor.

Çetin Kültür Köyü Müzesi iki bölümden oluşuyor. Bahçeden adımınızı attığınız anda kendinizi gerçek bir köy ortamında buluyorsunuz. Öyle ki, cansız olduklarını bilmeseniz, uzaktan baktığınızda gerçekten bir köye geldiğinizi sanabilirsiniz. Bir odada yün eğiren, kilim dokuyan köylü kadınlar, bir odada demir döven ustalar, bir odada kalaycılar, nalbantlar… Gerçek boyutlardaki bu maketler, hareketli-sesli bir sistemle uygulanarak ziyaretçilerine geçmişi birebir yaşatıyor.

Müzenin ikinci bölümünü oluşturan iç kısmı ise başka bir şaşkınlık yaratıyor insanda. Kız isteme, düğün, nişan, asker uğurlama, kurban alımı, şişe vurma, ayı oynatma, sünnet gibi örf ve adetler, telden araba ve oyuncak yapma, koyun gütme, tarla sürme, ekin işleme, avcılık, değirmencilik, demircilik, tenekecilik, testicilik, nalbantlık, kadınların kış hazırlıkları, koyun kırkma, koyun sağma, halı ve kilim dokuma, çerçiden alışveriş, kervandan alışveriş, cami, eve su taşıma gibi Anadolu’ya ait ritüeller en ince detayına kadar işleniyor.


Müzedeki tüm eserler 300 metrekarelik bir alana yayılıyor. Müzeyi kuran Ayhan Çetin ve eşi Nazmiye Çetin, 1980’li yıllardan beri sürdürdükleri çalışmalarının ürünlerini burada gururla sergiliyorlar. Kompozisyonlardaki figürler ve resimler Ayhan Çetin, kıyafetler ve aksesuarlar ise Nazmiye Çetin’in emekleriyle ortaya çıkmış.

Çocukluğundan bu yana köyünün çok değiştiğini anlatan Ayhan Çetin, değişen dünyaya ayak uydurma sürecini düşününce yaşananların kaçınılmaz olduğu görüşünde. Bu kabullenişe rağmen Çetin’i üzen, atalarının dört elle sarıldığı kültürel değerlerin genç nesle aktarılamaması… Emekli bir öğretmen olan Ayhan Çetin’in bu müzeyi kurma projesi de bu fikirden kaynaklanıyor. Orta Anadolu’nun geleneksel köy yaşantısını mumlardan yaptıkları maket ve heykelciklerle canlandırdıklarını belirten Çetin, “Müzede kendi yaptığımız, geleneksel giysi motifleriyle süslediğimiz heykelcik ve maketler, Orta Anadolu’da köy insanının yaşam tarzını, çektiği sıkıntıları, sevinçlerini yansıtıyor. Müzeye gelenler çok mutlu ayrılıyor, bu da beni gururlandırıyor.” diyor.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Veli Bayram 9 ay önce

1992/1998 İzmir Teas bölge müdürlüğüm ve emekliliğinde sonra da kış donemlerinde İzmir de yaşamaktayım.
Kültür mekanını biliyorum. Ancak ortaokul da okuduğum Akviran kültürünü yansıtan kültür evi ilk İzmir e gidişte ,özellikle görmeye gideceğim. Sevgili D.Ali bilgilendirdigi icin teşekkür ediyorum.

banner113

banner112

banner111

banner110

banner109

banner108

banner106