Öne Çıkanlar ÇOSB Sürdürülebilirlik Raporu Doç. Dr. Ozan Bakış İKV BAŞKANI AYHAN ZEYTİNOĞLU Ergene Havzası arıtma çamuru yönetimi Orhan Turan

GİRAY DUDA

Elektrik enerjisi üretimi konusunda aylardan beri hazırladığımız dosyalar dizisinde bu sayımızda termik santralları ele aldık. Derginizin önceki sayılarında şeyl gaz, güneş, rüzgar, tarım enerjisi ve HES’leri uzman değerlendirmeleriyle ele alıp incelemiştik. Termik santrallar, fosil yakıt üretimleri nedeniyle özellikle çevrecilerin çok tepki gösterdiği enerji üretim tesisleri. Ancak enerji üretimi sırasında ülke dışına milyarlarca dolar ödeyen Türkiye’nin, giderek artan maliyeti düşürmek için kendi öz kaynaklarını da değerlendirmek zorunda olduğu bir gerçek. Termik santralların sorunlarını ve bugün ulaşılan teknoloji ile bu santralların işlerliğini İstanbul Teknik Üniversitesi Kimya-Metalürji Fakültesi Kimya Mühendisliği öğretim üyesi Prof. Dr. Hasancan Okutan ile konuştuk:

- Türkiye’nin büyük enerji sorunu herkesin bildiği bir şey. Nükleer enerji üretimi henüz başlamadı ve yenilenebilir enerjilerin kapasitesi çok sınırlı düzeyde. Termik santrallardan ise kayda değer miktarda elektrik enerjisi elde ediliyor. Bu koşullarda termik santrallara daha uzun süre mecbur durumda mıyız? Dünyada da böyle mi? Termik santralların günümüzdeki önemi nedir?

- Önce genel enerji profilimize bir bakalım isterseniz. Bizim enerji ihtiyacımız nedir,  dünyanın enerji ihtiyacı nedir? Ana kaynaklar neler ve bunları nasıl kullanırız? Elektrik modern yaşamın bir göstergesi. Bu arada şunu da vurgulayalım ki dünyada 1.6 milyar insan elektriksiz yaşıyor. İnanılır gibi değil. Hindistan’da, Bengaldeş’te, Güneydoğu Asya’da, Afrika’da önemli sayıda insan bugün bile elektriksiz.



225 MİLYON TON PETROLE İHTİYAÇ DUYACAĞIZ

Elektrik enerjisine baktığımızda dünya rakamlarıyla Türkiye rakamlarının birbirine çok paralel gittiğini görürüz. Gelişmişlik sınırına gelen, sürekli büyüyen ve nüfusuyla, aktiviteleriyle, üretimiyle öne çıkan bir ülkedir Türkiye.

2020’li yıllarda 2010 yılındaki toplam dünya enerji ihtiyacının iki katına ihtiyaç duyacak dünya. Türkiye’nin ise daha da fazla. Bizim enerji ihtiyacımız 110 milyon ton petrol eşdeğeri iken 2020’lerde bu miktar 2.3 kat artacak. 2023 yılında 225 milyon ton petrol enerjisine ihtiyaç duyacağız.

Peki bu enerjiyi nereden karşılayacağız? Ana kaynaklara baktığımızda birincisi tabii ki petroldür. Şu anda petrolün yeri yüzde 34-35 dolayında ve 2020’lerde de bu çok düşmeyecek. Belki yüzde 31-32’lere inecek.

İkinci büyük kaynak doğalgaz. Dünyada ve Türkiye’de yüzde 27-28 oranında kullanılıyor. 2025’lerde de aynı oranda devam edecek.

Üçüncü ana kaynak da kömür. Vazgeçilmez bir kaynaktır kömür. Şu anda petrolün biraz altında ve doğalgazla başa baş gidiyor. Türkiye ve dünyadaki kullanım oranı yüzde 27-28 düzeyinde. Türkiye ihtiyacının yarısını linyitten yarısını da taşkömüründen karşılıyoruz.

YENİLENEBİLİR ENERJİ HANGİ DÜZEYDE

- Hocam, hidroelektrik enerji gibi yenilenebilir kaynaklardan elde edilen enerjilerde bir artış gözüküyor sanki.

- Evet, bunlar dördüncü sıraya yükseldi. Yenilenebilir kaynaklar dediğimiz rüzgar, su ve güneş enerjisi. Bunlardan en önemlisi hidrolik enerji ve Türkiye’deki payı yüzde 24 dolayında. Onun dışında son 10-15 yıldır rüzgar santralları çok öne çıkmaya başladı. Ayrıca güneş ve kısmen de jeotermal enerjiler de gündemde.



1980’LERDE NÜKLEER ENERJİYE GEÇMELİYDİK

Son sırada da nükleer enerji var. Nükleer enerjiden elektrik üretimi dünyada yüzde 5.5 - 6 dolayında. Türkiye’de ise sıfır düzeyinde. Çok açık ve net konuşuyorum, Türkiye bu açıdan geri kalmıştır. 1980’li yıllarda nükleer enerjiye geçmek gerekirdi. Sebebi de enerji çeşitliliği.

Son olarak Japonya’da yaşanan nükleer felaketin ardından Avrupalılar biraz daha muhafazakar oldu. Tekrar kömüre dönüş yaptılar.

ALMANYA NÜKLEERDEN KÖMÜRE DÖNDÜ

- Kömür neden kötü sayılıyordu? Termik santrallara neden kötü bakılıyordu?

- Sebebi maalesef iklim değişikliği ve karbondioksit emisyonlarıdır. Ama son gelişmeler doğrultusunda Almanya çok önemli bir kömür üreticisi ve tüketicisi olarak kömür bazlı elektrik santrallarına dönmeye başladı. 6 bin megavatlık santrallar kuruluyor şu anda Almanya’da. Nükleer enerji projelerini dondurdular. Ama örneğin Fransa’da nükleer enerjinin payı şu anda yüzde 67’lerde. Avrupa’nın pek çok ülkesinde de var.

Dolayısıyla böyle bir dağılım içerisindeyiz. Tabii bu kaynakları mümkün olduğu kadar çoğaltıp arza getirmeye çalışıyoruz. Dünyada şu anda ABD, Suudi Arabistan’dan daha fazla petrol üretecek konuma geliyor. Çok ciddi petrol kaynakları buldu. Doğalgaz kaynakları arttı. Şeyl gaz (kaya gazı) üretimi çok yüksek miktarda. Sonuçta dünyanın en büyük doğalgaz üreticisi haline gelecek. Yakında Rusya’yı geçecek. Bu da pazarlardaki doğalgaz fiyatlarını ve ana kaynakların kullanımını da biraz değiştiriyor.

TERMİK SANTRALSIZ İLERLEYEMEYİZ

Bazı yerlerde de doğalgazın arzında ortaya çıkan sıkıntılar ve pahalı olmasından dolayı, bizde olduğu gibi, kömüre çok ciddi bir biçimde ihtiyaç duyuluyor. Bizim de yerli kaynaklarımıza baktığımız zaman çok önemli bir şekilde bunu gündeme getirmemiz ve kendi kömür kaynağımızı enerji kaynağı olarak göz önüne almamız gerekiyor. Dolayısıyla termik santralların olmazsa olmaz olduğunu söyleyebiliriz. Bugün Çin en büyük kömür üreticisi ve tüketicisi. Çünkü termik santrallarının çok büyük kısmı kömüre dayalı. Çok büyük bir nüfus var ve Çin tüm dünyadaki dengeleri sarsıyor. Bizim de termik santralsız ilerlememiz mümkün değil.

YENİ TEKNOLOJİLER KÖMÜRÜ TEMİZ ENERJİ KAYNAĞI YAPIYOR  

Bu arada biz bilim insanı olarak iklim değişikliğine inanıyoruz. Küresel ısınma ve bunun sonucunda ortaya çıkan iklim değişikliği bir gerçektir. Bugün bile ciddi bir durumdur ve gelecekte dünyayı tehdit eden bir durumdur. Karbondioksit emisyonlarının azaltılması şarttır ama bir yandan da enerjiye ihtiyacımız var. Dolayısıyla temiz enerji teknolojilerine çok ihtiyacımız var. Bizim şimdi kömürü temiz enerji olarak kullanma şansımız var. Bugün termik santralda yeni teknolojiler kullanılırsa o zaman kömürü temiz bir enerji kaynağı olarak kullanabiliriz. Teknoloji o noktaya gelmiştir.



TÜRKİYE LİNYİT KÖMÜRÜ ZENGİNİ

- Bizde çok miktarda bulunan linyit, taşkömüründen söz edilirken verimsizliği ve çevreyi kirletici özelliği vurgulanır. Bunları temiz enerji olarak kullanmak mümkün müdür?

- Ben o görüşlere katılmıyorum. Bizim kömürümüz kalitesiz derler. Bizim kömürümüzün adı linyittir. Taşkömürü ayrı bir gruptur. Taşkömürü ısıl olarak, birim kilogram başına kaloritik değer olarak gerçekten dünya standardında kabul edilen iyi kömürler arasındadır. Taşkömürü Zonguldak bölgesindedir ve onun miktarı da bellidir. Esas bizim ağırlıklı kaynağımız linyittir. Bunun adı Türk linyitidir. Türk Linyiti dediğiniz zaman iyi bilinir ve biraz problemli bir kömürdür. Rutubeti yüksek olduğu için kalorisi düşüktür. Külü yüksektir yani yaktığınızda çok kül çıkar. Dolayısıyla bunu yaktığınız zaman kaloritik değeri düşük oluyor. Bir de çevre kirliliği açısından, özellikle asidik yağmurlara, kükürt dioksit yağmurlarına neden olan kükürt oranı yüksektir. Linyitlerimiz bu üç negatif özelliğinden, yani yüksek rutubet, yüksek kül ve yüksek kükürt içerdiği için maalesef kötü sınıfına itiliyor. Ama biz artık atıkları değerlendiriyoruz. Atıktan enerji (waste to energy) diye bir konu var artık dünyada. Biz her türlü atığı şu anda enerjiye çevirebiliyoruz. Yeter ki kaloritik değerlerini bir düzeye getirebilelim.

DIŞA BAĞIMLILIĞIKIRMAK İÇİN

KAYNAKLARIMIZI KULLANMALIYIZ

Biz şu anda evsel çöplerden bile enerji üretebilecek durumdayız. Bazı şehirlerimizin farklı teknolojilerle yaptırdıkları projeleri var şu anda. Dünyada artık bu kavramlar öne çıktı. Bakın Tufanbeyli’de bizim çok büyük kömür yataklarımız var. Oradaki kömürün ortalama kaloritik değeri 9.00 - 1.000 kilokalori. Elbistan’daki 1.300 – 1.400 kilokalorilik kömürlerin de altında. Şu anda örneğin Sabancı grubunun şirketleri bile bununla ilgili projeler yapıyor. Çünkü milyonlarca tonluk rezervler var ve biz bunu gelecekte kullanmak zorundayız. Teknolojiyi ona göre devreye alacaksınız. Şu anda Türkiye’nin en büyük sorunu enerji ithalatıdır. Enerji kaynaklarımızın yüzde 71’ini dışarıdan ithal ediyoruz. Ayrıca kömür de ithal ediyoruz. Bu inanılmaz bir miktar. Bir defa güven arzı var. Dünyanın jeopolitik durumunu değerlendirdiğiniz zaman savaş durumlarında olası senaryoları göz önüne aldığınızda güvenlik açısından Türkiye’nin geleceği açısından risk var. Türkiye’nin bu kadar dışa bağımlılığının kırılması lazım. Bunun için yerli kaynaklarımızı kullanmalıyız. Şu anda en önemli yerli kaynağımız kömürdür. Çünkü Türkiye’nin her yerinde var. Bir kısmı orta-iyi kalitede, bir kısmı orta ve bir kısmı da ortanın altındaki kalitede. 900 kilokalorilere de düşebiliyor ama bunları değerlendirmek zorundayız.

MUTFAK ATIKLARINDAN ELEKTRİK ÜRETİYORUZ

- 2.000 kilokalorinin altı düşük mü kabul ediliyor?

- Dünyada şöyle bir şey var. Atıkları da mesela biz değerlendirirken bunun bir ön hazırlığında ve ön hazırlıktan sonra kullanılabilir hale gelmesinde 2.200 kilokaloriyi biz baz alırız. Bu demek değildir ki 1.000 ile 1.300 kilokalori ile biz uğraşmayacağız. Bunu bir ön çalışmadan geçirip 2.000’lere çıkarabilirim. Çöpten örnek vereyim. Evsel çöplere bakarsanız yüzde 55-60 oranında su vardır. Mutfak atıkları, organikler suludur. Yaşam biçimi değiştiği için kağıt, karton, ambalaj, plastik, alüminyum gibi o kadar pek çok şey çöpe giriyor. Bunun camını, metalini, plastiğini ayıklayıp birazcık kurutacak olursanız 2.500 – 3.000 kilokalorilere ulaşabiliyorsunuz. Bir takım gazlaştırma teknolojileri ile fizibl hale getirip elektrik üretebiliyoruz şu anda. Dünya bu şekilde çalışıyor ve biz bunlarla uğraşıyoruz. Dolayısıyla bu kadar heterojen bir malzemeyi yakıt malzemesi olarak kullanıyoruz da daha homojen bir malzemeyi ben niye kullanmayayım? Mühendisler, bizler bunun için varız.

TRAKYA VE TUZ GÖLÜ’NÜN ALTINDA DEV ŞEYL GAZ YATAKLARI VAR

- Türkiye açısından mesela bir de şeyl gazı var.

Evet. Çok önemli şeyl gaz rezervleri tespit edildi. Trakya Bölgesi’nde, Tuz Gölü’nün altında büyük miktarda şeyl gazı tespitlerimiz var. Bunlar tespit aşamasında, üretimi ve kullanımı 5-10 yılı bulacak. Ancak biz 5-10 yıl duramayız. 6-7 yıl sonra 2010 yılının 2.3 katı enerjiye ihtiyacımız var. Bu problemi nasıl çözeceğimiz konusunda da koskoca bir soru işaretimiz var. Enerji sorunu çok boyutlu bir denklemler sistemidir. Bizim mutlaka enerji çeşitliliğimizi ve öz enerji kaynaklarımızı devreye alma şartımız vardır. Bunu yaparsak milli ekonomisi öne çıkan ülkeler sınıfına gireriz.



KÖMÜRLERİMİZ 100 YIL YETER

- Doğalgazımız olmadığına, şeyl gaz için zamana gerek duyulduğuna ve yeterince petrolümüz bulunmadığına göre tek dayanağımız kömür oluyor bu durumda. Türkiye’de yeterli kömür rezervleri var değil mi?

-   Hem de çok fazla. Bizim 14 milyar ton, yani 100 yılın üzerinde Türkiye’ye yetecek kömür rezervimiz var. Bunlar kullanılabilecek rezervler. Tespit edilmişler ve bir yandan da yenileri bulunuyor. Şeyl gaz gibi ileriye dönük değil, emre amade bekliyorlar. Hemen devreye alabileceğimiz kömür yataklarımız var.

Türkiye’nin hiçbir zaman göz ardı etmediğimiz diğer önemli potansiyeli yenilenebilir enerjidir. Rüzgar enerjisinde çok iyi çalışmalar yapılıyor. Güneş enerjisi henüz yetersiz çünkü teknolojide bazı eksikliklerin tamamlanması gerekiyor. Özellikle Ege ve Marmara bölgesinde jeotermal önemli bir pay. Ayrıca hem bitkisel hem de hayvansal biyokütle atıklarını değerlendirmemiz çok önemli. Küçük küçük paylarla da olsa küresel ısınmayı ve karbondioksit emisyonlarını aşağıya çekebilir sürdürülebilir politikalarınız olacak. Türkiye bunlara dikkat ederse önü açılır. Biz de işin hep bu tarafındayız ve buna ağırlık vermeye çalışıyoruz.

 

TRAKYA’DA YÜZMİLYONLARCA TON LİNYİT REZERVİ VAR

- Sizin Trakya bölgesindeki enerji potansiyeli ile ilgilendiğinizi biliyoruz. Trakya’daki kaynak durumu nedir?

- Trakya’da başta Malkara, Keşan olmak üzere son derecede zengin linyit yataklarımız var. Çan’da akışkan yatak teknolojisi ile santral kuruldu. İlk defa temiz kömür teknolojilerinden birisi akışkan yataklı kazanlardır. Türkiye’nin maalesef 1980’li yıllarda bu kazan teknolojisine girmesi gerekirken ne acıdır ki 20 yıl geç girdi ve sadece Çan’da bu teknoloji kullanılıyor. Trakya’daki kömürlerimizin maalesef rutubeti, kül değeri ve bazılarının kükürt değeri de yüksek kömürler. Ama bugünkü teknolojilerle bunları gidermek mümkün. Kaloritik değerleri de ortanın altında. Ama bizim için kıymet arz ediyor. Dolayısıyla Malkara’da 300 milyon tonun üzerinde rezerv var. Silivri’de 200 milyon tonun üzerinde rezervler var. Bunlar hemen devreye girmesi, kullanılması gereken, bölgesel olarak da bizim çözüm üretebileceğimiz kendi kaynaklarımız.

- Kömürle ilgili hükümetin teşvikleri açıklandı. Bunlar yararlı oldu mu?

- Evet, hükümetin çok olumlu teşvikleri, destekleri var.

10 YILDA BİR KÖMÜRE DÖNÜYORUZ

- Yeniden kömüre dönüş çağına girdik diyebilir miyiz?

- Bizim eksikliğimiz burada oldu. Her 10 senede bir Ankara’nın enerji politikaları değişti. 1970 yılında üniversiteye öğrenci olarak girmiştim, o yıllarda fuel oil modası vardı. Kömür gibi ortalığı kirletmiyor, dağıtımı kolay vs. deniyordu. Bütün evlerde kalorifer kazanları fuel oile çevrildi. Dünya enerji krizi başlayınca fuel oil çok pahalılaştı. 1980’li yıllarda, ‘biz bu arzı sağlayamıyoruz’ denilerek yeniden kömüre dönüldü. Kazanlar kömürlü kazanlara çevrildi. Fuel oil kazanda brülör sistemi, diğerinde ise ızgara sistemi vardır.

 KÖMÜRÜ ÇOK İPTİDAİ BİÇİMDE YAKTIK

Kömüre döndük ama kömürü çok iptidai biçimde yaktık. Emisyonlar yükseldi ve bütün kentler duman altında kaldı. Zehirleniyoruz diye feryatlar çoğaldı. Buna karşılık doğal gaz furyası başladı ve üçüncü bir çevrime girdik. Bu sefer kazanlarımızı doğalgaza çevirdik. Bunlar, bu ülke için milli kayıptır. 90’lı yıllarda doğalgaz çok iyi geldi ama 2010’lu yıllara geldik, 12 yıl geçti, doğalgaz pahalılaştı yeniden kömüre döndük. Nedenleri ortada. Yüzde 71 dışa bağımlılık var. Benim ömrüm 10 senelik dönemlerle bunu görmekle geçti. Çok yanlış bu iş. Bir ülkenin uzun vadeli enerji stratejileri olmalı. Her 10-15 yılda bir ana yakıt değişmez. Enerji çeşitliliği önemli ama ana enerjinizi değiştirmemeniz lazım.

LİNYİT KÖMÜRÜNE İLİŞKİN ÇOK ÖNEMLİ İKİ PROJEMİZ VAR

Olaya bu açıdan baktığınızda kömüre geri dönüş sevindirici bir şey. Hükümet burada doğru karar almıştır. Destek projelerine ve ARGE projelerine öncelik tanınıyor. TÜBİTAK’ın desteklediği projelere bakacak olursanız kömür teknolojilerinin çok öne çıktığını görürsünüz. Bizim de şu anda büyük ve orta ölçekli iki projemiz var. Birisi akışkan yatakta yüksek oksijen ortamında, yani zengin oksijen ortamında yakarak karbondioksit emisyonlarını daha kolay tutabilecek bir teknoloji üzerinde çalışıyoruz. Bir diğeri de yeraltında kömür gazlaştırma projesi. Gazlaştırma teknolojisi şu anda kömürün yeraltında temizlenmesi açısından çok önemli. Doğrudan kömürü gazlaştırıyoruz ve Trakya kömürleri için bunu düşünüyoruz. Bunun gibi bir çok proje şu anda gündemde. ARGE çalışmalarına ve kömürle ilgili ticari yatırımlarına da Enerji Bakanlığı’nın desteği var.

TRAKYA’DA HAVA ÇOK KİRLİ AMA KOLAYCA AŞILABİLİR

Prensip şu olmalı: Mutlaka güneş, rüzgar, jeotermal gibi yenilenebilir enerji kaynaklarını maksimum ölçüde kullanalım ama kendi linyitlerimizi de kendi ihtiyacımızın önemli bir kısmını karşılayacak biçimde kullanalım. Trakya bölgesindeki linyitlerin işlenmesini biz çok önemsiyoruz. Bölge için de çok elzemdir. Çünkü bugün Tekirdağ’da, Çorlu’da, Çerkezköy’de, Malkara’da, Keşan’da çok ciddi bir hava kirliliği problemi var. Çünkü münferit sobalarda bu kömürü vahşice yakıyoruz. Sonuçta kömür suçlanıyor. Halbuki merkezi sistemlerde, toplu konutlarda merkezi kazanlarda, kontrol ve arıtmalar yapılırsa çok ekonomik enerji elde etmemiz mümkün. Hem kömürü kullanmış olurum hem de ısı ve elektrik enerjisini ucuza mal etmiş olurum. Hava kirliliğini de minimize ederim. Bunlar aslında yapılabilecek çok kolay projeler. Bildiğim kadarıyla Tekirdağ Valisi Ali Yerlikaya ve sivil toplum örgütleri bunları çok benimsiyor ve destekliyor.

YATAĞAN, KEMERKÖY VE YENİKÖY  KÖTÜ ÖRNEK

- Türkiye’nin bu konudaki şanssızlığı Yatağan Termik Santralı’nın yıllardan bu yana yarattığı çevre kirliliği ile termik santrallAr konusunda Türkiye’ye korku salması. Termik santral deyince Türkiye’de insanların aklına Yatağan geliyor.

- Evet, aynı zamanda Kemerköy, Yeniköy geliyor. Hem buralar da bizim ülkemizin en güzel, en verimli, en turistik ve yeşil bölgeleri. Burada kabahat teknoloji seçiminde olmuş. Onlarda klasik kazanlar var. Bunlar demode sistemler. Maalesef termik verim çok düşük. Senelerce yüzde 20'lerle çalıştırılmış. Yüzde 25 olunca göbek atıyorlar. Bugün bunlar terkedilmiş teknolojiler.

İşin en acı yanı, koca tesisler yapılırken onların gaz arıtım teknolojileri, toz tutma ve desülfürizasyon üniteleri kapsam dışı yapılmış. Yani projeye konulmamış. Bunlar 80’li yılların ürünleri. Bu projelerin yürütücüleri bu işte kabahatli. Sonradan biz kendimiz yaparız diye projenin en önemli kısmını eksik bırakmışlar.

ATIK ÇAMURDAN DA ELEKTRİK ÜRETİLİR

Atıksu arıtmalarda da aynı sorun var. Atıksu arıtmalarda çamuru sonra hallederiz dediler. Şimdi bu arıtma çamurları çok ciddi bir bela haline geldi. Milyonlarca ton arıtma çamuru ne yapılacak, kimse farkında değil. Halbuki biz ondan da enerji üretebiliyoruz şu anda. Kuruttuğunuz zaman 2.500 kilokaloriye, kömüre eşdeğer yakıt haline geliyor. Buradan elektrik üretebiliyoruz, projelerimiz var. Yatağan bu sebeple kötü bir örnek.

KÖMÜRDE ÇEVRE UYUMLU ÜÇ PROJE UYGULANMALI

- Peki yeni kuşak termik santrallarda sorunlar çözüldü mü? Sıfır düzeyine indi mi?

- Bugün teknoloji çok gelişti. Sıfır emisyon biraz daha gelecekte olacak. Mevcut santrallarımızda, yani EÜAŞ’ın satmaya çalıştığı santrallarda biz kömürü öğütüyoruz, fırında yakarak kızgın buhar elde etmeye çalışıyoruz. Kızgın buhar da buhar türbininde elektrik üretimi sağlıyor. Bu çevrim en düşük verime sahip teknoloji. Yüzyıl önce keşfedilen bir yöntem bu.

Biz şimdi toz kömürü, kızgın buharı kritik şartlara getirdiğimizde, yani 220 bar-375 derecede kuru buhar elde ettiğimiz zaman buradan tek çevrimle yüzde 35 daha fazla elektrik enerjisi üretebiliyoruz. Yüzde 20-25’lerde olan verimleri yüzde 42’lere çıkarabiliyoruz. Yüzde 35 daha fazla elektrik üretmek, karbondioksit emisyonlarını yüzde 35 azaltıyorum demektir. Birinci teknoloji bu.

ÇEVRE UYUMLU PROJELER

Diğer bir teknoloji de Çan’da uygulamaya giren akışkan yatak teknolojisi. Özellikle basınçlı dolaşımlı akışkan yataklarla yüzde 40’ların üstünde verimle elektrik üretebiliyoruz. Aynı zamanda başımızın derdi olan tozu, partiküler maddeyi ve kükürtdioksiti çok kolay tutabiliyoruz. Akışkan yatakta kireç taşı ilavesiyle o kazandaki yanma esnasında kükürt dioksiti tutma olanağımız var. Bunlar çevre uyumlu teknolojiler.  Bugün dünya kazan teknolojisinde iki önemli konuyu gündeme getirdi ve 90’lı yıllardan bu yana Çin’de Avrupa’da ya da diğer ülkelerde kurulu termik santrallarda bu teknolojiler öne çıktı. Şimdi oksijence zengin ortamda yakma ile verimi artırıyoruz. Böylece karbon dioksiti çok ucuz ve kolay bir yolla tutabileceğiz. Gelecek 10 yılın teknolojisi bu olacak. Biz de şu anda bunun üzerinde çalışıyoruz.

GAZLAŞTIRARAK EMİSYONLARI DÜŞÜRÜYORUZ

Yakma teknolojilerinin yanı sıra temiz kömür teknolojilerinde öne çıkan bir teknoloji de gazlaştırma. Gazlaştırma yakmaya çok önemli bir alternatif. Özellikle bugün IGCC dediğimiz entegre gazlaştırma kombine çevrim teknolojisi ile yüzde 43-44’lerin bile üzerine çıkacak bir verimle elektrik üretebiliyoruz. Karbondioksit emisyonlarını da yüzde 50 aşağıya çekebiliyoruz. Burada kömürden önce gaz üretiyoruz. Biz buna yapay gaz diyoruz. Eskiden havagazı üreten tesislerimiz vardı. O da kısmen bunlar gibiydi. Maalesef biz onları kapattık. Demode bir sistemdi. Şimdi modern gazlaştırma reaktörlerinde çok yüksek verimle kömürü gaza çeviriyoruz. Bu gazdan sıvı yakıt yapabilirsiniz, elektrik üretebilirsiniz, kimyasallara bile geçebilirsiniz. Teknoloji o noktada. Kömür gazlaştırma, kömürün değerlendirilmesinde ve elektrik üretilmesinde verimli bir teknoloji şu anda. Termik santrallardaki en son teknoloji kömürü gazlaştırarak elektrik üretimidir.

TEKNOLOJİLERİ HALKA ANLATMALIYIZ

- Bu çağda artık ülkeler ve dünya çevre sorunlarıyla  ilgili olarak insanlar ikna edilmeden yönetilmiyor. Temiz ve sürdürülebilir enerji sınıfındaki hidroelektrik santrallar, bunların yapımındaki hoyratlık yüzünden herkesin karşı çıktığı, istemediği projeler haline geldi. Bundan sonra halkı ikna etmek için, santrallerin yarattığı hava kirliliği, karbondioksit emisyonları, sülfür ölçümlerini herkesin kolayca ulaşabileceği biçimde ortaya koyarak, yani şeffaf biçimde bu santralları işletmek mümkün değil mi?

- Halkın tepkisi son derecede normaldir. Ekolojik sistemin korunması, çevrenin, hava kalitesinin, toprağa ve suya dönük zararlı etkilerin minimize edilmesi hatta sıfırlanması şart. Onun için biz buna temiz üretim teknolojileri diyoruz. Olaya böyle bakmak lazım. Bu nedenle yeni teknolojilere önem veriyoruz, verimi maksimuma çıkarmaya ve kendi özkaynaklarımızı minimum kirletici düzeyde devreye almak istiyoruz. Bu bir eğitim ve kültür meselesi. Bizim, bu teknolojilere sahip santralları kuracağımız yerdeki halka bunları anlatmamız lazım. Bunlar bizim görevimiz. Yoksa önyargı ile hareket ettiğimiz zaman tümüyle kaybediyoruz.

YENİ TEKNOLOJİLİ TERMİK SANTRALLARI YAPMAZSAK AÇ KALIRIZ

Şunu söylemek zorundayım. Eğer bu santralları yukarıda saydığım teknolojilerle kurmazsak çoluğumuz çocuğumuzla birlikte biz de aç kalacağız. Çünkü ekmek yapmak için dahi enerjiye ihtiyaç var. Evde elektrik yakacaksanız bu elektriğin de bir şekilde üretilmesi gerekiyor. Yaşam için yakıta ve enerjiye ihtiyacımız var. Bizim, teknolojinin bugün geldiği yeri, arıtım teknolojilerinin yararını açık yüreklilikle çıkıp halka anlatmamız lazım.  

Hükümetin de o santralın kurallara, yönetmeliklere uygun, sürekli ve disiplinli bir çalışma içinde olduğunu sürekli olarak kontrol etmesi, sonuçlardan halkı bilgilendirmesi termik santrallardaki halk tepkisini minimuma indirir diye düşünüyorum.

           

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner101

banner100

banner99

banner98

banner97

banner96

banner95