Öne Çıkanlar ÇOSB Sürdürülebilirlik Raporu Doç. Dr. Ozan Bakış İKV BAŞKANI AYHAN ZEYTİNOĞLU Ergene Havzası arıtma çamuru yönetimi Orhan Turan

Ekilmeyen 4.2 milyon hektardan 6-8 milyar lira getiri sağlanır

ARİF ESEN

Selçuk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Endüstri Bitkileri Anabilim Dalı Başkanı ve Biyoyakıtlar Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Fikret Akınerdem, endüstriyel bitkileri ve bu bitkilerin enerji açığına katkısını anlattı. Prof. Dr. Akınerdem, “Türkiye’de her yıl ekilmeyen ya da nadasa bırakılan 4.2 milyon hektar tarım arazisi var. Boş bırakılan bu arazinin 2 milyon hektarında aspir yetiştirilse ekonomiye 3-4 milyar TL. katkı sağlanır” dedi.

- Türkiye, enerjide dışa bağımlılığını azaltmak için su, kömür, petrol, rüzgar ve güneş enerjilerinden azami derecede yararlanmak için araştırma ve yatırımlarını artırmaya çalışıyor. Alternatif enerjide endüstriyel bitkilerin yeri ve önemi nedir?

- Öncelikle başarı dilekleri ve teşekkürlerimi sunarım. Evet, Türkiye enerjide çoğunlukla dışa bağımlı. Elbette enerjide dışa bağımlı birçok ülke var. Ancak bizim dışa bağımlılığımız daha çok fosil yakıtlar (petrol ve kömürde) konusundadır. Ama bunun bedeli şimdilik 50 milyar dolar civarındadır. Son zamanlarda rüzgar ve güneşe hayli teveccüh var, ancak tarıma dayalı enerjide, ki biz buna enerji tarımı da diyoruz, o kadar yüksek değil. Bu teveccüh veya tercih ülkesel potansiyelle ilgili. Bizim için iklimsel değişiklerde önemli bir yere sahip olan ülkemizde rüzgar ve güneş potansiyeli hayli yüksek değerlerdedir. Enerji tarımına gelince biraz tartışma gerektirir. Zira tarıma dayalı enerjide konu sadece tarımsal uygulamaları veya üretimi ilgilendirmiyor. Aynı zamanda gıda, çevre ve enerji konularını yakından ilgilendiriyor. Bu konulardan biri için doğru olan diğeri için doğru olmayabiliyor.

BİYOGAZIN KONUSU ENDÜSTRİ BİTKİLERİ

Alternatif enerjide endüstri bitkilerinin yeri ve önemi konusu da yukarıda açıkladığım konular arasında. Her ne kadar enerji ihtiyacı mutlaksa, gıda ve çevre ihtiyacı da o kadar mutlak bir ihtiyaçtır. Birini diğerine tercih etmek kolay değildir. Alternatif enerjide bizim yerimiz yenilenebilir enerji içinde biyoyakıtlar başlığı altında toplanır. Bu başlık altında ele alınacak konular sadece endüstri bitkilerini içine almaz. Konuyu kategorize etmek oldukça zor olsa da, konu, güneş enerjisini yüksek miktarda absorbe eden tüm bitkilerin konusudur. Ancak kategorize etmek gerekirse, yağlı tohumlu bitkiler biyodizel (biyomotorin), nişasta ve şekerli bitkiler biyoetanol (biyobenzin) ve tüm organik atıklar ve bitkiler ise biyogazın konusudur.


Ülkemizde yakın gelecekte biyoyakıtlara ayrılan tarımsal pay giderek artış gösterecek, bitkisel üretimde birim alanda artışa  ve atıl bırakılan arazilerin tarımda kullanılmasına bağlı olarak 10 yıl içerisinde birkaç milyar doları bulacağı ihtimal dahilindedir.

SANAYİYE HAMMADDE VEREN BİTKİLER      

- Endüstriyel bitki çeşitlerini bize tanıtır mısınız?

- Endüstri bitkileri genel ifade olarak, sanayiye hammadde veren bitkiler olarak bilinir. Temel ayrım; nişasta-şeker, yağ, lif ve tıbbi-aromatik bitkiler olarak bilinir. Bunlar için en önemlileri ülkemiz için yağ, nişasta-şeker ve lif bitkileridir. Bu üç grubun da kendi içinde sınıflandırılması  ve öne çıkanlarına göre; Ülkemiz için şeker pancar, patates, ayçiçeği, mısır ve pamuk en önde gelir. Son zamanlarda özellikle yağ bitkilerinden aspir ve kolza bitkisinin önemi giderek artmaktadır.  Böyle olsa da önemli olan ülke kaynaklarının getirisi ve ihtiyacı yüksek olan bitkiler için kullanılması esastır.      

Teoride bu ayrımı yapmak kolay olsa da, uygulamada böyle bir sınıflandırma yapmak zordur.  Yani hangi bitki yoktur ki hammadde olarak sanayi sektöründe kullanılmasın. Bir buğdayı, mısırı, şeker pancarını, pamuğu, patatesi, baklagilleri, çayır mera bitkileri ile tıbbi aromatik bitkilerini teke tek ele alalım ve hangisinin sanayiye işlenmediği hakkında karar verelim? Elbette bunlar arasında direkt ve indirekt sanayiye hammadde olarak verilenler vardır ve bunları ayırt etmek kolay değildir. Ancak genelde tarım sektörü için söylenebilecek şöyle bir avantaj da vardır, ki bu avantajlar hiçbir sektörde yoktur.

- Tarım, sektörler içerisinde en kolay entegre edilen ve en temelden başlanıp (tohumdan, topraktan), mideye ininceye kadar aynı yerde işleyebilinir,

- Enerji de dahil her türlü ihtiyacını kendi içinde üretebilir.

ASPİR’İN ÖNEMİ GİDEREK ARTIYOR

- Türkiye’de önemi anlaşılmayan ya da giderek unutulan endüstriyel bitki üretimi, ihracat ve ithalatı ne kadar? Üretimi artırmak için neler yapılmalıdır?

- Böyle bir ifadenin tamamen doğru olduğu söylenemez. Unutulan endüstriyel bitkiler yerine daha az hatırlanan bitkiler diyebiliriz. Bunun yerine geleneksel tarımda az da olsa bilinen ancak şimdilerde unutulan bitkiler diyebiliriz. Yağ bitkilerinden ızgın, yer elması, şeker kamışı vs. sayılabilir. Bunların yerine aynı görevi ifa eden yeni ve daha verimli bitkiler girdi diyebiliriz. Özelikle şeker kamışı nostaljik bir bitki iken şimdilerde unutuldu zira ülkemiz için ekonomik bir anlamı olamadı demek daha doğru olur. Bunun aksine eskiden önemsiz veya çok az bilinirken, şimdilerde daha önemli olan bitkiler hangisidir derseniz, cevaben en önemlisi aspir bitkisidir diyebiliriz. Arkasında geleneksel tedavi yöntemlerinin giderek arttığı tıbbi-aromatik bitkileri sıralayabiliriz. Ada çayları, kekikler, çörek otları vs sayılabilir. Yine bahçe bitkileri (sebzeler ve meyveler) için de bu sözümüz geçerlidir.

İŞİN TEMELİ GEN MERKEZLERİ

- Endüstriyel bitki üretimi konusunda uygulanan bir merkezi program var mı? Üreticiler eğitiliyor mu, maddi olarak destekleniyor mu?

- Bazı bitkiler için bu tür programlar elbette merkezi programlar var. Şöyle ifade edebiliriz ki her türlü bitkisel üretimin başlangıcı tohumluk yani çeşit tedarikidir. Öncelikle her türlü bitki için gen merkezlerinin oluşturulması bu projelerin temelini oluşturur. Devamında üniversiteler ve araştırma enstitüleri; üreticiler ve teknik elemanlar için demonstrasyon, eğitim ve ıslah için projeli çalışmalar yapar ve bunları üreticilere, ilgililere öğretmeye çalışırlar. Öte yandan yapılan kongreler, sempozyumlar ve paneller bu projelerin bilimsel boyutta tartışıldığı ve çalışıldığı yerlerdir. Devlet, üretici birlikleri, tarımsal kooperatifler, odalar, birlikler ve sivil toplum örgütleri de bu çalışmaların içinde yer alır.

CİDDİ DESTEKLER VERİLİYOR

Konuya temel bir bakışla göz atarsak, Ülkemizde endüstri bitkileri konusunda büyük sıkıntıların olduğu söylenemez. Yağ bitkileri üretimi konusunda sıkıntılarımız vardır. Bunun değişik nedenleri olsa da ithalata ödediğimiz değer 3.5 milyar dolar kadardır. Ancak son yıllarda bu bitkilerin üretimi için üreticiler, şirketler ve araştırıcılar ciddi boyutlarda maddi olarak desteklenmekte, konunun çözümü için entegre ve altyapı çalışmaları devam etmektedir. 


Gerçekten endüstri bitkileri üretimi, araştırmaları, tohum ıslahı, işlenmesi için tesisler, yine üretimi için teknik ve ekonomik destekler hayli yüksek, alınan yollar da ümit verici olarak görülmektedir. Bugün yerel çeşit ıslahı ve alınan çeşit sayısı konusunda başarılı olunmuş, dışa olan bağımlılığımız azalmış durumdadır diyebiliriz. Yerli ayçiçeği, mısır, buğday, sebze ve meyveler için tescilli çeşit sayımız hayli artmıştır.

İŞLETMELERİMİZ YETERLİ HATTA ARTI KAPASİTEDE    

- Endüstriyel bitkileri istenilen seviyede ürettik diyelim, bunları işleyecek altyapıya sahip miyiz?

- Böyle bir soru için değişik yorumlar getirebilsek de az önce ifade ettiğim gibi, yağ bitkileri hariç diğer bitkilerin üretimi yeterli seviyededir. Aslında yağ bitkileri işletmeleri de yeterli seviyededir. Yani 5 milyon ton işletme kapasitesine karşı bu bitkilerin üretimi ihtiyacımızın yarısıdır. Diğer tahıllar için, pamuk, tütün, meyve ve sebzeler için alt yapımız yeterli potansiyele sahiptir. Özellikle tekstil sektörümüz 10 milyon kişiye istihdam yaparak zirvede yer almaktadır. Her ne kadar pamuk satın alsak da, alınan bu pamuk işlenerek dışsatıma gönderilmektedir. Elbette bir ülke alır da satar da. Yağ, yem, şeker, un, meyve ve sebze işletmelerimiz yeterli, hatta artı kapasitededir diyebiliriz.

ÜRETİM KÜLTÜRÜ YENİ YENİ YERLEŞİYOR

- Gelişmiş ülkelerin endüstriyel bitki üretimiyle Türkiye’nin endüstriyel bitki üretimini karşılaştırmalı olarak verebilir misiniz?

- Böyle bir karşılaştırma ne kadar doğru olur? Bu konu tartışılmalıdır. Bir ülke için geçerli olan doğrular, diğer ülkeler için geçerli olmayabilir. Konu biraz da toprak varlığı, ihtiyaçlar, ekonomik getirisi, ülkenin yapısı ve ülke veya bölge ekolojisine doğrudan bağlıdır. Örneğin ABD, Çin, Hindistan, Brezilya gibi ülkeleri Türkiye ile karşılaştırmak pek doğru olmaz. Zira bu ülkelerin arazi varlığı ve ekolojileri bize göre oldukça farklıdır. ABD soya da bir numara iken, biz tek bitki bazında en çok ithalatı soyada yapıyoruz. Bizde soya yetişemez mi? Yetişir. Ancak soya ekolojisinde yetişen başka bitkiler de (mısır, bostan ürünleri gibi) vardır. Şeker pancarı, patates, kendi ihtiyacımız için pamuk, tahıllar arasında dane mısır yeterli ancak, endüstriyel bitki olmasa da kaba yem için silajlık mısır ve yonca yeterli sayılamaz. Tabii ki bazı bitkilerin üretim kültürü yeni yeni yerleşmektedir ki bunu da özellikle vurgulamak gerekir.

Brezilya’da şeker kamışının karşılığı olarak bizde şeker pancarı vardır ve patatesle beraber ihtiyacımız için yeterli, hatta bazen de bu iki ürün fazlalık vermektedir. Ayçiçeği üretimi yeterli değildir, ancak mısır gibi Orta Anadolu da yerleşerek  giderek artan bir trend yakalamıştır. Dış dünyaya tekstil satmazsak pamuk üretimi dahili ihtiyaç için yeterlidir. Pamuk dışarıya tekstil satmak için alınmaktadır. ABD’nin mısır ve soya üretimi kendi ihtiyaçlarının hayli üzerindedir ancak, üretim fazla arazi varlığına bağlı olarak yapılmaktadır.

Kısaca bu tür karşılaştırmalar arazi varlığı, üretim teknolojisi, değişik kalite ve verime hitap eden değişik sayıda çeşitler, üreticilerin eğitim ve arazi varlığı düzeyi, ekolojik ve altyapı çeşitliliği gibi faktörlere bağlı olarak yapılmalıdır.

2 MİLYON HEKTARDA ASPİR YETİŞTİR

EKONOMİYE 3-4 MİLYAR TL KATKI SAĞLA

- Türkiye’nin her yıl üretim dışı kalıp değerlendirilmeyen 7 milyon hektar tarım arazisinde endüstriyel tarımsal üretim yapılsa bunun ekonomiye katkısı ne olur? Enerji açığının kapanmasında oranı ne olur?

- Önemli bir soru. Teoride 6-7 milyon hektar tarımda kullanılmayan araziden bahsedilse de, istatistiklere göre 4.2 milyon hektar üretim dışı arazi vardı. Bu değerde bir arazi endüstri bitkileri içinde ancak bazı tıbbi bitkilerle, yağ bitkileri (aspir, ketencik, ızgın, kısmen yağışlı yerlerde yağlık ayçiçeği gibi) üretimi için kullanılabilir.


Basit bir örnekleme yapacak olursak; bunun 2 milyon hektarını aspir ile doldursak ve hektardan da 1 ton ürün alsak, bundan 2 milyon ton aspir çekirdeği elde edebiliriz. Bunu karşılığı ham olarak 2 milyar TL, işlersek 600 bin ton ham yağ, 1.2 milyon ton yüzde 22 proteinli kesif yem; bunu da yarı yarıya yemeklik yağ ve biyodizele işlersek çarpan etkisiyle beraber 3-4 milyar TL değerinde ülke ekonomisine katkı sağlanmış olur.

EKİLMEYEN 4.2 MİLYON HEKTARDAN

6-8 MİLYAR TL GETİRİ SAĞLANIR

Diğer bir misalle bu arazinin tümüne aspir ekersek yukarıda açıklanan değerleri ikiye katlamış, böylece yemeklik yağ açığımızı kapattığımız gibi, ilave olarak 500 bin ton biyodizel elde ederiz. Tüm bu işlemlerin karşılığı 6-8 milyar TL demektir. Bu değerde bir para ekonomiyi güçlendirdiği gibi, bu değerde bir paranın dışarı gitmesini engelleyecektir.

‘KETENCİK’TEN JET YAKITI ÜRETEBİLİRİZ         

- Endüstriyel bitkilerin özel kullanım alanları –örneğin jet yakıtı gibi- var mı? Hangi alanlarda özel kullanımı gerekir?

- Tüm bitkisel üretimde olduğu gibi endüstri bitkilerinin de yetişme alanı vardır. Bu tür konularda ürün çeşitlendirilmesini tayin eden en önemli faktör, ekolojik istekler dışında yetiştirilen ürünün üreticiye getirisi ve pazarlanma imkanıdır.

Endüstri bitkileri temelde gıda (yağ, şeker, nişasta), tekstil (pamuk, keten), sağlık (haşhaş, tıbbi bitkiler gibi) sektörlerde kullanılır. Öte yandan enerji sektörünün (biyoyakıt: biyodizel, biyobenzin, biyogaz) de önemli hammaddeleridir.     

Öte yandan hiçbir özel isteği olmayan, vejetasyon süresi sadece 90 gün olan, özel toprak şartları istemeyen, üretimi ve hasatı kolay, özellikle de ülkenin en sıkıntılı konusunda çözüm getirebilecek bir bitki her zaman ve her yerde tercih edilebilir. Bunun adı ketencik bitkisidir.   Ketencik yağının özellikleri dolayısıyla da jet yakıtı olarak kullanılmaktadır. Yüzde 40’lara varan yağ oranı ile 1 hektardan 400-450 litre yağ, yani jet yakıtı elde etme imkanı vardır.  Ülkemizde jet yakıtı özel tarifi ile 2.5 milyon ton kadar tüketime sahiptir. Yukarıda belirttiğimiz ekilmeyen arazinin 1 milyon hektarında üretim yapılsa yaklaşık 400-450 bin metreküp jet yakıtı elde imkanı doğacaktır. Bunun parasal karşılığı önemli olsa da yerel imkanlarla böyle bir potansiyele sahip olunmasının ayrı bir anlamı da vardır. Konu kısaca böyle değerlendirilmeli ve doğru bölümler ve yorumlarla ele alınmalıdır.

- Sorularımızı yanıtladığınız için teşekkür ederiz.

- Konunun gündeme gelmesini ve gündemde tutulmasını sağladığınız, ayrıca sanayicilerin konuya dikkatini çektiğiniz için ben size teşekkür ederim.

 


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner101

banner100

banner99

banner98

banner97

banner96

banner95