Öne Çıkanlar GİRAY DUDA Turkcell Genel Müdürü Kaan Terzioğlu Global Sanayici İKV BAŞKANI AYHAN ZEYTİNOĞLU Hababam Sınıfı ÇOSB

Sabih Akay: Brüksel bugün artık bir marka oldu
GİRAY DUDA

Avrupa’nın tam ortasındaki, halkının kişi başına geliri yüksek ülkelerden birisi olan Belçika, Federal yapıya sahip ve üç bölgeden oluşuyor. Bu bölgeler, kuzeydeki Flaman Bölgesi, güneydeki Valon Bölgesi ve merkezdeki Brüksel Bölgesi. Bölgelerdeki Hükümetler dışında Belçika’nın bir Federal Hükümeti ve parlamentosu var. Sabih Akay, Belçika’nın İstanbul Başkonsolosluğu’nun Brüksel Bölgesi Ekonomi ve Ticaret Ataşesi. İstanbul’da Flaman ve Valon bölgesinin ekonomi ve ticaret ataşeleri de görev yapıyor. Sabih Akay ile Belçika-Türkiye ekonomik ilişkilerini ve ataşeliğin faaliyetlerini konuştuk:

 

HER BÖLGE İÇİN ÇALIŞIYORUZ

- Sayın Akay, siz Brüksel Bölgesi ataşesi olsanız da herhalde ticaret yapanlar için bölgelerden çok ülkeler yani Belçika ve Türkiye önemlidir değil mi?

- Ben, Belçika İstanbul Başkonsolosluğu Brüksel Bölgesi temsilcisiyim. Brüksel çok önemli bir yer. Bana değişik bölgelerle ilgili dosyalar da geliyor, hepsine yardımcı oluyoruz. Diğer bölgelerdeki arkadaşlarımızla şirketlere en iyi biçimde yardımcı olmak için elimizden geleni yapıyoruz.   

- Konsolosluk ve büyükelçilikle ataşeliklerin ilişkisi nasıldır?

- Çok iyidir. Ankara’da bir müsteşar var, çoğu zaman onunla işbirliği içinde çalışırız. Brüksel bugün artık bir marka oldu. Avrupa Birliği’nin başkenti olmasından dolayı bir marka oldu. AB’nin tüm organlarının merkezi orada. Çok sayıda yabancı diplomat ağırlıyor. AB’nin 28 üyesinin birçok temsilciliği var. Brüksel’de 170 bine yakın yabancı diplomat memur yaşıyor. Brüksel denildiği zaman zaten Belçika akla geliyor. Birçok büyük dünya şirketinin de merkezi burada. Flaman ve Valon bölgesinde olan önemli şirketlerin de temsilcilikleri var Brüksel’de. İster istemez Belçika’yı yansıtan bir yer.

 

BELÇİKA DIŞ AÇIK VERMİYOR

- Dünya ekonomik krizi sonrasında, Belçika’nın genel ekonomisi ne durumda? Eski iyi günlerine dönebildi mi?

- 2009’daki krize rağmen, Belçika, hiçbir zaman büyük oranda dış ticaret açığı yaşamayan bir ülke. Bu elbette çok önemli. İhracatı daima ithalatından çok daha fazla. Bunun da çeşitli nedenleri mutlaka var. Küçük ülke olmanın avantajını çok iyi kullanıyor. Çünkü diğer ekonomiyi etkileyen unsurlar orayı daha az etkiliyor. İşsizlik var ama daha çok gençlerin işsizliği. Avrupa Birliği ve NATO gibi uluslararası kuruluşların da merkezi olması itibariyle işsizliği bir yerde az da olsa çözebiliyor. Çok fazla yatırımcı geliyor. O açıdan durumu gayet iyi. Cari açığı çok düşük. Yavaş yavaş da ekonomik olarak yükseliş trendine geçtiler. Tekrar yatırımlar başladı, büyüme biraz arttı.

 

KANALLARLA TÜM AVRUPA’YA ULAŞILIYOR

- İhracatının da oldukça iyi olduğunu ve 450 milyar dolara yükseldiğini görüyoruz.

- Belçika’nın en kuvvetli yönü ihracat. Anvers Limanı, Belçika’nın en büyük, dünyanın sayılı ilk 5 limanından bir tanesidir. Eskiden de öyleydi. AB daha 6 ülkeden oluşurken, Avrupa Ekonomi Topluluğuyken, ABD’den veya başka ülkelerden Anvers limanına gelen birçok teknoloji ürünü buradan Avrupa’ya yayılıyordu. Bu büyük bir ticari hacim oluşturuyordu.Bir de Belçika’nın bu kanalları vasıtasıyla komşulara ulaşması çok kolay. Tüm Avrupa ülkelerine kanallarla ulaşmak mümkün, ticaret orada hızlı gelişiyor. Almanya, Fransa, Hollanda gibi Avrupa’nın dünyanın en güçlü ülkelerinin tam ortasında bulunması da avantaj sağlıyor. Yabancı yatırımcıların oraya yönelmesine yol açıyor. Frankfurt, Paris, Londra gibi Avrupa’nın finans merkezlerine 2 saatten az sürede ulaşacağınız bir yer. Öyle bu konum da ticaretine olumlu yansıyor.

 

HER İKİ KİŞİDEN BİRİSİ YABANCI KÖKENLİ

- AB üyeliği ve Avrupa’nın merkezi olması çok sayıda insanın buraya göç etmesine de neden olmuştur değil mi? Zaten Avrupa ülkelerinin son zamanlardaki en büyük sorunlarından birisi de bu göçler.

- 1970’li yıllarda daha başkaydı. Globalleşen dünyada her şey değişti. Şimdi göç almayan ülke kalmadı. Göç alan yerlerde ekonomi kötü etkileniyor, nüfus arttıkça ekonomi olumsuz etkileniyor. Çünkü kalifiye eleman gelmiyor. Ancak 3’üncü nesil işveren konumunda olan yabancılar var. Brüksel’in şöyle bir özelliği var. Her iki kişiden biri neredeyse yabancı kökenli. 1 milyon 170 bin gibi nüfusu var. Yabancı sayısı çok fazla ama entegre olmuş durumdalar. Bu tabii ki kültürel bir zenginlik yaratıyor.

40 yıldır Belçika devletine çalışıyorum. Ataşelikten önce Belçika Kültür Bakanlığı’ndaydım. Ataşeliği 15 yıldır yapıyorum. Bakanlıklara göz attım, her bakanlıkta bakanın ya müsteşar yardımcısı, ya genel sekreteri, ya asistanı, böyle önemli görevlerde olan kişiler yabancı kökenli. Arap, Türk, Afrika kökenli insanlar. Demek ki entegrasyon söz konusu. Bu kötü de değil, onlar bunu iyi kullanıyorlar. Müsteşar yardımcısının Arap kökenli olması kötü değil. Brüksel’de 400 bin Fas kökenli insan var. Bunlar bu ülkeye olumlu katkıda bulunuyorlar. En çok yabancı, İtalyanları saymazsak Faslılar. Şu anda Araplar, İtalyanlarla eşit de olabilirler. Siyah Afrika kökenlilerin, yani Kongo, Senegal gibi ülkelerden gelenlerin sayıları da çok yüksek.

 

Müthiş bir tolerans var. Belçikalılar, hiçbir Avrupa ülkesinde olmayan bir toleransa sahip yabancılara karşı. Sürekli yumuşak ilişkiler içinde olmuşlar yabancılarla. Yabancı kökenli her kademede insan var. Aynı tolerans Almanya’da mesela kesinlikle yoktur. Belçika o açıdan açık bir ülkedir. Belçika, uzun bir süre, 1.5 yıl hükümetsiz kaldı, buna rağmen hiçbir şey aksamadı. Aynı zamanda Avrupa Birliği Başkanlığını bile yürüttüler. Böyle de bir yönetim sistemi var. Nasıl koalisyon yapılır sorusunun karşılığı Belçika’da var. 3-4 parti koalisyon yapıyor. Karşılıklı tavizle ve birbirlerini anlamaya çalışarak başarılı oluyorlar. Demokrasi iyi işliyor.

 

TÜRKİYE’Yİ ANLATIYORUZ

- Ekonomik ve ticari ataşe olarak nasıl çalışıyorsunuz?

- Ticari ataşeliğimizin görevleri arasında birinci gelen Belçika’ya enformasyon sağlamak. Türkiye pazarıyla ilgili her türlü gelişmeyi çok kısa zamanda bildiriyoruz. Bunu raporlarla yapıyoruz. Bizim bir yıllık raporlarımız var. Yıl içerisinde de küçük küçük raporlar yapıyoruz. Ticaret Bakanlığı’na veriyoruz. Sonuçta işimiz bilgi vermek, bakanlığı ve bürokrasiyi aydınlatmak, bir de buraya gelmek isteyen Belçikalı şirketlere bilgi vermek ve destek sağlamak. Bir şekilde onları yönlendiriyoruz.

Buraya ticaret için gelenlere küçük misyonlar organize ediyorum. İki üç gün kalıyorlar, onlara refakat ediyorum, onlar için biçilmiş kaftan oluyor. Türkiye pazarına en iyi şekilde girmelerini sağlamayı amaçlıyoruz. Buraya mal satmak isteyenler var, buradan alıp başka yerlere satmak isteyenler var. Son zamanlarda karşılıklı kazanma yaklaşımı gelişti. Hem Türk şirketler hem Belçikalı firmalar kazanıyor.

 

ÇOK SEKTÖRLÜ ORGANİZASYONLAR

Bir de burada şirket veya irtibat bürosu açanlar veya şirket evliliği yapanlar var. Çeşitli şekillerde Türkiye pazarına geliyorlar. Sürekli çok iyi sözleşmeler imzalıyorlar. Her yıl bir tane büyük misyon organize ediyoruz, bakanlar katılıyor. Çok sektörlü organizasyonlar yapıyoruz. Gelmek isteyen şirketler adlarını yazdırıyorlar. Onlara soruyorum nasıl bir şey istiyorsunuz diye, konuşmak istediğiniz Türk şirketi profili nedir diye. Bu çerçevede onlara randevular alıyoruz.

 

ŞU ANDA DUAYEN ATAŞEYİM

Misyon toplantılarını daima İstanbul’da yapıyorum ve ikinci bir şehir de ekliyorum. Sektörlerin dağılımına göre seçiyoruz.  Bursa, İzmir, Konya, Trabzon, Gaziantep, Kayseri, Mersin ve Adana’da yaptık. Anadolu Kaplanları dediğimiz şehirlere gidiyoruz. Orada ticaret odalarında oluyor toplantılar, sunumlar, ondan sonra ikili görüşmelere geçiliyor. Her şirket ortalama 15 Türk şirketiyle görüşüyor ve her toplantıda mutlaka bir anlaşma çıkıyor. Ticaretin canlı tutulması için bu şart. Benim çevremin geniş olması da ayrı bir avantaj sağlıyor. Ben şu anda ticari ataşeler arasında duayen konumundayım. İstanbul Ticaret Odası, kısa süre önce biz ataşeleri topladı. ABD, Çin, Hindistan ataşeleri, hepsi oradaydı, uzun yıllardır sürdürdüğüm çalışmalar nedeniyle bana övgüler yağdırdılar.

 

SUNUMLARI TÜRKÇE YAPIYORUM

O toplantıdan sonra birçok ataşe benimle görüşmek istedi. Sayısız misyon toplantısı yaptılar. Benim bu konumum işimi kolaylaştırıyor. Ben normal Belçikalı olsam çok zorlanırım. Gelen her Ticaret Odası başkanıyla bir tanışıklığımız oluyor. Başkonsolos da, Büyükelçi de benim önümü hep açmıştır. Sunumlarını Türkçe yap derler, çünkü daha etkili oluyor. Bana bu konuda güvenirler. O da Türk şirketler için çok iyi oluyor. Sonra bizden birisi diye hareket ediyorlar. Kendilerini daha iyi anlatıyorlar.

 

ÜÇGEN TİCARET GERÇEKLEŞTİRELİM

- Türkiye ile Belçika’nın ticari ilişkileri çok iyi gözüküyor. İki tarafı da memnun edecek bir gelişme gösteriyor.  

- 2012’de Prens misyonu oldu. Şimdiki Kral Philippe o zaman prensti. Çeşitli ülkelere her üç ayda bir “Ekonomik misyon ziyareti” organize ediliyordu Saray tarafından. Prens Philippe o zamanki Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ü de ziyaret etti.   Türkiye’deki misyonu çok sevdi. Yapılan bütün Prens misyonlarının en iyisi oldu, dediler. 500 kişilik heyetle gerçekleşti. İTO, ATO ve İzmir Ticaret Odası’nda toplantılar oldu. 4 tane bakan ve üst düzey katılım vardı. 2012 kasımında, 7 milyar dolara yakın ticaret hacmimiz var, bunu en kısa zamanda 10 milyar dolar olarak büyüteceğiz, denildi.

Ondan sonra üçgen ticaret dediğimiz şeyi gerçekleştirelim denildi ve her 6 ayda bir de Belçika’da ve Türkiye’de toplanılması kararlaştırıldı. Üçgen ticaretten kasıt şuydu: Belçika’nın güçlü olduğu bir Kongo var Afrika’da. Türkler de Türki Cumhuriyetlerde ve Ortadoğu’da güçlüler. Belçikalı firmalar bu ülkeleri, Türk firmalar da kendi etkin oldukları pazarları diğerine açsın, birbirimize katkı sağlayalım dediler. Çok iyi oluyor. Belçikalı firma gelip Türkiye’den alıp Kongo’ya mal satıyor, her iki ülke de kazanıyor. Bu, ticaret hacmini güçlendiriyor.

 

TÜRKİYE’NİN İHRACATI BÜYÜYOR

- Önceki yıllarda Belçika lehine oldukça açık olan dış ticaret farkının son yıllarda azaldığını görüyoruz. 2014’te Türkiye’nin ihracatı gözle görülür biçimde artmış. 1.5 milyar dolar olan fark 900 milyon dolara inmiş.

- Türk kökenli Belçikalı firmaları da unutmamak lazım bu hesapları yaparken. Çünkü sayıları çoğaldı. Türklerin işveren konumunda olduğu birçok önemli şirket var. Brüksel’de güçlü bir Belçikalı Türk İş Adamları derneği var. Onların faaliyetleri de Belçika verilerine giriyor. Yoğun olarak ticaret yapıyorlar ve Belçika ticaretine katkıları oluyor. Sonuçta onlar Belçika’da ve onların verilerini artırıyorlar. Belçika ekonomisine gelen artı oluyor.

Belçika ile iş ilişkisindeki Türk şirketleri çok çeşitli sektörlerde çalışıyor doğal olarak. Tekstilde çok ileri teknoloji kullanıyorlar. Bir işadamı, Trakya’da Avrupa’nın kendi branşındaki en büyük tekstil firmasını kurdu. Bu firmada giysi dizayn edilip bilgisayara veriler giriliyor, rulo kumaş da makineye giriyor ve diğer taraftan elbise olarak çıkıyor. İnanılmaz bir şey. Görmezsem inanmazdım. Müthiş bir teknoloji. Trakya Kalkınma Ajansı birlikte organizasyon yapalım diye bize geldi, onlarla ortak projeler yapacağız.

 

TÜRK HEYETLER DE GÖTÜRÜYORUZ

- Türkiye’den Belçika’ya giden işadamları da var değil mi?

 

- Elbette biz her iki tarafa da hizmet veriyoruz. 40 kişilik heyet götürdüm Belçika’ya Türkiye’den. Çok büyük, kalburüstü firmalar vardı. Çok faydalı seminerler düzenlendi, ikili görüşmeler oldu. 2 gün süren misyon toplantısının arkasından da birçok anlaşma imzalandı. Bu tip aksiyonlar çok önemli. Oradan buraya, buradan oraya yatırımcı götürüyoruz,  orada iş yapmak isteyen şirketleri götürüyoruz. Belçika diğer ülkelere nazaran çok ucuz bir ülke. Fransa, Hollanda ve İngiltere’ye göre. Kiralar falan çok ucuz. Oraya büro kuruyorlar, Hollanda, Fransa ve İngiltere’ye ihracat gerçekleştiriyorlar. Bunu yapanlar çok. Bunu iki taraflı yaptığınız zaman hacim genişliyor.

 

GÜMRÜK BİRLİĞİ BELÇİKA’NIN LEHİNE İŞLİYOR

- İki ülkenin ilişkilerinde nasıl hedefler var? Yapılabilecekler, yapılması gerekenler nedir?

- Gümrük Birliği anlaşması Belçikalıların avantajına işliyor. Çünkü kendi ürünlerini gümrüksüz, sorunsuz buraya sokuyorlar. Bunun üzerinde düzenleme olacak. Türk tarafı ve Dünya Bankası düzenleme istiyor. Dolayısıyla çıkacak, sonuçları göreceğiz. Yapılabilecek neler var? Gümrükte, bazı sektörlerde, özellikle gıda sektöründe sorunlar var. Belçika’nın birası çok ünlü ama Türkiye’de vergiler çok yüksek. Çikolatası var, gıda katkı maddeleri var. Kimya sektörü çok önemli. Türkiye gümrüklerinde sıkıntılar yaşanıyor. Ben Belçikalılara diyorum ki bir gümrük şirketi seçin onlarla çalışın. Sizin mallarınızı takip etmeleri için. Gümrük Mevzuatı öyle bir şey ki 30 tane imzadan geçiyor. Kasıtlı olarak geciktirenler oluyor. Bunları engellemek için gümrük şirketiyle anlaşın diyorum. Özellikle bozulma ihtimali yüksek ürünlerde bu sorun yaşanıyor. Vizede sorun var. Gelecek insanların sayısı çok fazla olabiliyor. Belçika ile yoğun ticari ilişki içinde olanlar liste hazırlasınlar, A şirketinde 5 kişi sürekli gidip geliyorsa yapılacak müracaatlara yardımcı oluruz, 48 saatte vize veririz denildi. Türk şirketlerin de oraya kolay girmesi için bu adımların atılması gerekiyor.

 

YABANCI YATIRIMCIYA 3 AY ÜCRETSİZ OFİS

- Yatırım yapmak isteyen Belçikalı firmalar için Türkiye’de sorunlar çıkıyor mu?

- Yok, bu ilişkiler rahat işliyor. Ama kimi zaman tanıdıkların araya girmesi gerekiyor. Ben çoğu kişiyi tanıdığım için işler rahat çözülüyor. Belediyelerde birtakım sorunlar çıkabiliyor ama ikili ilişkilerle onları da çözüyoruz. Genelde sorun olmuyor. Belçika’ya yapılacak yatırımlarda da sorun olmuyor. 3 ay süreyle yabancı yatırımcıya ücretsiz ofis imkanı sağlanıyor. Bu ofis olanağı dediğimiz şeyin içinde eleman da bulunuyor. Bir asistan sizin için ücretsiz çalışıyor ve her türlü ekipman var. Belçika Ticaret Bakanlığı bunu sağlıyor. 3 ay süreyle onların sektörüne göre araştırmalar yapılıyor ve raporlar sunuluyor. Bu müthiş bir şey. Bu imkan, size, daha şirketi kurmadan sunuluyor. 3 ay süreyle bu hizmet veriliyor. Asistan, dosyalarınızın takibini sağlıyor.

 

Türkiye de bunu yapıyor. Başbakanlığa bağlı ajans var, Başbakanlık Türkiye Yatırım Destek ve Tanıtım Ajansı. Yatırımcıya buradan yardımcı olunuyor. Vergi anlamında kolaylıklar da sağlıyor. Yatırıma teşvik verilen bölgelerde çok fazla teşvikler var. Bunlar çok önemli. Hem burada yatırım yapacakların, hem de Belçika’da yatırım yapacakların cesaretlerini kırmamak için bu tür destekler çok önemli.


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner97

banner96

banner95

banner91

banner90

banner89